Mısır nükleer reaktörü: Yeni bir idari adım için resmi hazırlık

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ed-Daba'daki ‘dördüncü reaktörün’ açılış törenine katılacak.

Mısır'daki ed-Daba Nükleer Santrali’nde ilk ağır nükleer ekipman. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu Facebook sayfası)
Mısır'daki ed-Daba Nükleer Santrali’nde ilk ağır nükleer ekipman. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu Facebook sayfası)
TT

Mısır nükleer reaktörü: Yeni bir idari adım için resmi hazırlık

Mısır'daki ed-Daba Nükleer Santrali’nde ilk ağır nükleer ekipman. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu Facebook sayfası)
Mısır'daki ed-Daba Nükleer Santrali’nde ilk ağır nükleer ekipman. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu Facebook sayfası)

İlk nükleer santralini Akdeniz kıyısındaki ed-Daba şehrinde kurma konusunda yeni bir idari adıma doğru ilerleyen Mısır, santraldeki dördüncü reaktörün açılış törenine katılmak üzere Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i kabul etmeye hazırlanıyor. Şarku'l Avsat'ın görüştüğü uzmanlar, bu ziyaretin, “Moskova'nın izolasyonunun sona erdirilmesine vurgu” ve “bölgede daha büyük bir rol üstlenmeye yönelik çaba” da dahil olmak üzere çeşitli anlamlar taşıdığını söyledi.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Putin'in ed-Daba Nükleer Santrali’ndeki dördüncü nükleer reaktörün açılış törenine katılmasının planlandığını bildirdi. Peskov, cuma günü bir gazetecinin sorusuna, “Evet, bunun için (Putin’in törene katılması) zaten hazırlıklar yapılıyor ve bu tören çok önemli” yanıtını verdi.

dfergvt
Kasım 2023'te reaktör çekirdek tuzağının kurulumu gerçekleşti. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu)

Rus RT Arabic kanalının haberine göre, Peskov, “Mısırlı ortaklarla çeşitli alanlarda iş birliğinin sürdürüldüğünü” belirtti ve Kahire'yi “çok önemli bir ortak” olarak değerlendirdi. Peskov, “ülkenin nükleer endüstride küresel düzeydeki yeteneklerine” dikkat çekerek, ülkesinin “rekabet edilmesi çok zor olan daha iyi, daha ucuz ve daha kaliteli hizmetler sunduğunu” söyledi.

Dört adet 3+ nesil reaktör

Mısır, 2015 yılında Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom ile Akdeniz kıyısındaki ed-Daba şehrinde basınçlı suyla çalışan dört adet 3+ nesil reaktörü içeren bir nükleer santral kurmak üzere anlaşma yapmıştı. Her biri 1.200 megavat olmak üzere toplam 4.800 megavat kapasiteli, maliyeti 30 milyar dolara varan projenin yüzde 85'i 25 milyar dolarlık Rusya kredisiyle finanse ediliyor.

Nükleer santralin dördüncü ünitesinin temeli olarak kullanılacak beton levhanın dökülmesi süreci, hazırlık aşamasının sona erdiğini ve projenin temel aşamasının başlangıcına geçiş anlamına geliyor.

Kahire'nin eski Moskova Büyükelçisi ve Mısır Dışişleri Konseyi Direktörü Büyükelçi İzzet Saad, Şarku'l Avsat'a şunları söyledi:

“Putin'in Kahire ziyareti, Mısır ile Rusya arasındaki ilişkilerin spesifikliğine ve ed-Daba projesinin temsil ettiği nükleer enerjinin barışçıl kullanımı alanında iş birliğinin önemine vurgu da dahil olmak üzere birçok sembol ve çağrışım taşıyor. Ziyaret, iki ülke arasındaki önemli ve sürdürülebilir stratejik iş birliğinin kanıtıdır ve sıradan görülmemelidir.”

gfbrt
Mısırlı ve Rus yetkililer ed-Daba sahasındaki reaktör çekirdek tuzağı önünde. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu)

Kahire Üniversitesi'nden Siyaset Bilimi Profesörü Nurhan eş-Şeyh de Saad ile aynı fikirde. Şarku'l Avsat'a konuşan eş-Şeyh, “Putin'in ziyareti, Mısır ile Rusya arasında son iki yıldır durmayan ve önceden belirlenen takvime göre ilerleyen stratejik iş birliğinin gücünü gösteriyor” dedi.

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, geçtiğimiz günlerde Kahire'de bir şube açacağını duyurdu. Rosatom’un Mısır'daki ofisinin bölge müdürü Murad Aslanov, “Şirket, Mısır'daki tüm yurt dışı ofislerinin birleştirilmesiyle yurt dışındaki projelerinin altyapısını birleştirmek için büyük ölçekli bir girişim başlattı” dedi. Ed-Dabaa Nükleer Santrali, şirketin Afrika'daki ‘en büyük’ projesi.

Ed-Daba, Mısır'daki ilk nükleer tesis ve Kahire'nin yaklaşık 300 kilometre kuzeybatısında, Akdeniz kıyısındaki Matruh vilayetinde yer alıyor. Kuruluş anlaşması, Rusya'nın 10 yıl süreyle teknik destek, bakım ve eğitim hizmetleri sağlamasını kapsıyor.

rfvgtbh
Ed-Daba Nükleer Santrali sahası. (Mısır Nükleer Santraller Kurumu)

Putin'in ziyareti, Mısır'la siyaset ve nükleer enerji alanlarındaki ikili iş birliğinin boyutlarının görüşülmesiyle sınırlı kalmayacak. Görüşmenin başka amaçları da var. Bunu, “Rusya'nın küresel stratejideki konumuyla ilgili” olarak özetleyen İzzet, şunları söyledi:

Putin'in yaklaşan Kahire ziyareti, Ukrayna'ya karşı savaşın ikinci yılının tamamlanmasından önce gerçekleşiyor. Bu da özellikle Putin'in hem Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) hem de Suudi Arabistan'a yaptığı son ziyaretten sonra, Moskova'nın izolasyonuna ilişkin her türlü konuşmanın kesinlikle saklı tutulması gerektiği anlamına geliyor.

Eş-Şeyh ise “Putin'in Suudi Arabistan ve BAE ziyaretiyle Moskova’nın Rusya'ya uygulanan izolasyonu kırdığını ve Kahire'yi ziyaret ederek bunu doğrulayacağını” ifade etti. Eş-Şeyh, “Bu şu anlama geliyor: Rusya Devlet Başkanı, dost ülkelerle yapılan anlaşmalara ve gündemlere göre hareket ediyor. Yaptırımların, hatta Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) kararının bile hiçbir etkisi yok.” dedi.

Putin'in izole edilmesi

Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşının başlamasından bu yana ABD ve Avrupa, Putin'i izole etmeye çalıştı. Söz konusu izolasyonu kırmak isteyen Putin, geçtiğimiz aralık ayında Suudi Arabistan ve BAE'yi ziyaret etti.

Eş-Şeyh’in belirttiği, Putin'in Kahire ziyaretinin bir başka göstergesi de “Moskova'nın Ortadoğu’ya olan ilgisinin teyit edilmesi” ile ilgili. “Hamas hareketinden bir heyetin Moskova'yı ziyaretine ve Rusya'nın İran ile Pakistan arasındaki gerilimi yatıştırmak için müdahalesine” dikkat çeken eş-Şeyh, sözlerini şöyle sürdürdü:

Moskova, Ortadoğu ve Afrika'daki rolünü artırıyor. Gazze Savaşı, Sisi ve Putin'in görüşmelerinin gündeminde yer alacak önemli dosyalardan biri. Askeri operasyonların durdurulması sonrasında Gazze Şeridi’nin geleceği, savaşın sonuçları ve ayrıca Kızıldeniz bölgesindeki gerginlikler de görüşmede yer alacak.

sebgtrh
Ed-Daba Nükleer Santrali’nin kurulmasına ilişkin anlaşmanın iki ülke cumhurbaşkanlarının huzurunda imzalanması. (Arşiv)

Eş-Şeyh, “Moskova, Kızıldeniz'le ilgileniyor ve Sudan'ın Flamingo bölgesinde askeri üs haline getirmeyi umduğu bir toplama noktasına sahip. Dolayısıyla Amerikan ve İngiliz kuvvetlerinin bu su yolunda ne yaptığıyla ilgileniyor. Kızıldeniz, Kuşak ve Yol Girişimi'nin önemli bir parçası olduğundan, bu askeri operasyonların sadece Husileri değil Rusya ve Çin'i hedef aldığının farkında” ifadelerini kullandı.

Rusya Devlet Başkanı'nın ziyareti

İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki savaşının ışığında, Yemenli Husiler, Kızıldeniz'den geçen ve İsrail’e ait olduğunu söylediği gemilere saldırılar düzenledi. Bunun sonucunda ABD, Babu’l Mendeb Boğazı'ndaki su yolunu korumak amacıyla Refahın Koruyucusu Koalisyonu’nu kurdu. Washington ile Londra, Yemen'de Husilere ait bölgelere saldırılar düzenledi.

“Birçok bölgesel konunun, Sisi ve Putin'in gündeminde olacağını” vurgulayan İzzet, şu ifadeleri kullandı:

Rusya Devlet Başkanı'nın ziyareti uluslararası ve bölgesel gerçekler ışığında okunmalı. ABD, Ortadoğu politikası konusunda kendisini önemli ölçüde gözden geçirmeli. Washington'un İsrail'in bakış açısını dinlemekteki ısrarı ve Gazze'de ateşkesi sağlayamaması, güvenilirliğinin önemli ölçüde erozyona uğramasına yol açtı.

“Rusya'nın bölgedeki krizlere ilişkin tutumunun onu bölge ülkeleriyle yakınlaşmaya itebileceğine” dikkat çeken İzzet, “Moskova’nın Ukrayna'ya karşı savaşla ve iç ekonomik kaygılarla meşgul olması, bölgedeki Afrika kurtuluş hareketlerini savunan bir geçmişi olan büyük bir güç olarak ortaya çıkmasına engel değil” dedi.

“Rusya Ortadoğu'nun istikrarıyla ilgileniyor. Gerilimi tercih eden ABD'nin aksine bölgedeki istikrarı, kendi çıkarları için bir adım olarak görüyor” diyen eş-Şeyh, “Washington'un giderek azalan kamuoyu kabulüyle karşılaştırıldığında, Rusya'nın bölgesel konulara yönelik politikasının popülaritesinin son zamanlarda arttığına” dikkat çekti.

Son yıllarda Moskova, Afrika ve Ortadoğu ülkeleriyle olan ticari varlığını güçlendirirken, bir yanda ABD ve Avrupa, diğer yanda Rusya ve Çin arasında Afrika'da nüfuz kazanmak için yoğun bir rekabet yaşandı.



Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.


İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti
TT

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti

İsrail’in Güney Lübnan’a düzenlediği hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetti

Lübnan Sağlık Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, ülkenin güneyine düzenlenen bir İsrail hava saldırısında dört kişinin hayatını kaybettiğini, üç kişinin de yaralandığını bildirdi. Bakanlığa bağlı Acil Sağlık Operasyon Merkezi tarafından yayımlanan basın açıklamasında, ‘İsrail’in Sur kentine bağlı er-Remadiye beldesini hedef aldığı, saldırıda dört sivilin yaşamını yitirdiği ve üç kişinin yaralandığı’ ifade edildi.

Açıklamada, İsrail’in Güney Lübnan’daki çeşitli bölgelere yönelik hava saldırılarını sürdürdüğü, bunun sınır hattındaki günlük çatışmaların bir parçası olduğu aktarıldı. Saldırılar sonucunda ölü ve yaralıların olduğu belirtilirken, Güney Lübnan’dan İsrail’in kuzeyine doğru roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarının da devam ettiği, buna karşılık İsrail ordusunun karşılık verdiği kaydedildi. Sınır köylerinde çatışmaların sürdüğü ve operasyonların Litani Nehri’nin kuzeyine doğru genişleyebileceğine dair işaretler bulunduğu belirtildi.

Diğer yandan Hizbullah bugün yaptığı açıklamada, savaşçılarının İsrail’in kuzeyine İHA ve roket saldırıları düzenlediğini duyurdu. İsrail ordusuna bağlı İç Cephe Komutanlığı’na göre sınır hattı boyunca sirenler devreye girdi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Hizbullah, sınır bölgelerindeki İsrail güçlerini hedef alan roket saldırıları düzenlediğini ve İsrail’de bir köyü hedef alan İHA saldırısı gerçekleştirdiğini bildirdi.

İç Cephe Komutanlığı’na göre, söz konusu bölgelerde sirenler çalarken, herhangi bir can kaybı ya da hasara ilişkin resmi bir bildirim yapılmadı.

İsrail’in yoğun hava saldırıları, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın dün yaptığı açıklamalarla eş zamanlı gerçekleşti. Katz, “Operasyonun tamamlanmasının ardından İsrail ordusu, tanksavar füzelere karşı savunma hattı olarak Lübnan içinde bir güvenlik bölgesi oluşturacak ve Litani Nehri’ne kadar olan tüm alan üzerinde güvenlik kontrolünü sağlayacak” ifadesini kullandı. Söz konusu hattın, sınırdan yaklaşık 30 kilometre derinliğe uzanacağı belirtildi. Lübnanlı yetkililere göre, saldırılar ve İsrail’in uyarıları nedeniyle bir milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Lübnan Savunma Bakanı Michel Menassa ise yazılı açıklamasında, İsrailli mevkidaşının sözlerini kınayarak, “Bu açıklamalar artık yalnızca tehdit değil, Lübnan topraklarında yeni bir işgal dayatma niyetini açıkça yansıtıyor” değerlendirmesinde bulundu. İsrail’in artan saldırıları karşısında Lübnan ordusu, Güney Lübnan’da ‘yeniden konuşlanma ve konuşlandırma’ operasyonu gerçekleştirdiğini duyurdu. Açıklamada, bu adımın özellikle sınır kasabaları çevresinde ‘düşman ilerlemesinin görüldüğü bölgelerde artan İsrail saldırganlığı’ nedeniyle atıldığı belirtildi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın dün paylaştığı verilere göre, 2 Mart’ta Hizbullah ile başlayan çatışmalardan bu yana İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı bin 300’ü aştı.

Bakanlık açıklamasında, 1 Nisan itibarıyla toplam can kaybının bin 318’e yükseldiği, hayatını kaybedenler arasında 53 sağlık çalışanı ve 125 çocuğun bulunduğu bildirildi. Yaralı sayısının ise 3 bin 935’e ulaştığı kaydedildi.