Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Anlaşma birleşik bir ordunun kurulmasını, aranan kişilerin "Uluslararası Ceza Komisyonu"na teslimini ve "kurtarma" rejiminin dağıtılmasını kapsıyor.

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
TT

Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA

Şarku'l-Avsat, Bahreyn'in başkenti Manama'da geçen yıl 20 Ocak'ta Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ile Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu arasında imzalanan anlaşmanın metnine ulaştı.  Bu konuyla ilgili sızıntılar ilk kez yerel Es-Sudani gazetesi aracılığıyla ortaya çıktığında, haberi doğrulayanlar ve yalanlayanlar arasında yoğun tartışmalar yaşandı.

22 maddeden oluşan anlaşma, "Hızlı Destek" ile birlikte ulusal bir ordunun kurulmasını, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından arananların tutuklanmasını ve ülkeyi son 30 yıldır yöneten İslamcı rejimin yıkılmasını öngörüyor.

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşma, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi ve savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunmasının gerekliliğini öngörüyor.

İslamcıların rahatsızlığı

Kebbaşi-Daklu müzakerelerine ilişkin haberin yayılmasının ardından, "Savaşın devamını isteyenler" olarak İslamcılar ve onların iktidara dönüşünü destekleyenler, Kebbaşi'ye karşı şiddetli ve eleştirel bir kampanya başlattı. Diğer taraftan, anlaşma haberini yalanlamak için başka bir kampanya başlatıldı. Müzakerelere ilişkin haberi ne Kebbaşi ne de resmi ordu sözcüsü yalanladı; antlaşmanın imzalanmasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen ve yerel ve uluslararası medyada ve sosyal medyada bu haber yoğun bir şekilde dolaşıma girmesine rağmen sessiz kaldılar.

Sivil güçler, Kebbaşi'nin Manama'da Orgeneral Daklu ile anlaşma imzalamasının ardından yaptığı açıklamalar karşısında şaşkınlıklarını dile getirdi. Kebbaşi geçtiğimiz hafta Beyaz Nil Eyaleti'ndeki "18. Piyade Tümeni" askerlerine hitaben yaptığı konuşmada, özellikle "sivil güçler" ile "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri" koalisyonunu eleştirdi ve onları "paralı askerler, elçilik ajanları" ve "Hızlı Destek Kuvvetleri’nin siyasi kuluçka merkezi" olmakla suçladı.

FOTO: Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)
Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) koalisyonunun bir sözcüsü Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Kebbaşi'den Abdurrahim Daklu ile imzaladığı anlaşma hakkında Sudanlıları "bilgilendirmesini" beklediklerini söyledi.

Anlaşma metnini sızdırmakla suçlanmamak için isminin açıklanmamasını isteyen sözcü, Kebbaşi'nin açıklamalarını "utanç verici" olarak nitelendirdi. Sözcü: "Biz kendisinden farklı açıklamalar bekliyorduk ama o, gerçekleri halka açıklamak yerine sivil güçlere saldırdı. Manama ziyareti ve Daklu ile bir anlaşmaya imza atmasının ardından halkı aydınlatması kendisi için daha iyi ve onurlu olurdu. Kebbaşi, sivil güçlerin savaşı durdurmak için uluslararası ve bölgesel topluluklardan yardım istemek amacıyla kamuya açık herhangi bir şey yapmasını yasakladı. Ancak “düşman” olarak nitelendirdiği “milisleri” destekleyen ülkelerin huzurunda, kendisine Hızlı Destek Kuvvetleri ile “gizlice” müzakere yapma ve imzaladığı anlaşmadan geri çekilme izni verdi."

Anlaşmanın detayları

Şarku'l Avsat'ın elde ettiği metne göre, Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu, Bahreyn başkentinde (Manama) geçtiğimiz 6 ve 18 Ocak'ta görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler 22 maddelik bir anlaşmanın imzalanmasıyla sona erdi.

İki yetkili, anlaşmanın 7. maddesi uyarınca, siyasi bağlılık veya ideolojik yönelim olmaksızın, tüm askeri güçlerden, yani Hızlı Destek, silahlı kuvvetler ve silahlı mücadele hareketlerinden oluşan profesyonel ve ulusal bir ordu inşa etme konusunda anlaştılar. Bu ordu, düzenli güvenlik güçlerini (polis ve istihbarat servisleri) inşa edip yeniden kurmanın ve Sudanlılar arasında fırsatların adil dağılımı ilkesini benimsemenin yanı sıra, idari ve partizan her düzeyde Sudanlı çeşitliliğini ifade ediyor.

Kebbaşi ve Daku'nun "paraf" atarak imzaladığı anlaşmanın 11. maddesinde "30 Haziran rejiminin yıkılması" öngörülüyor. 17. ve 18. maddelerde, savaştan sonra hapishanelerden kaçan, yani “kurtarma” rejiminin destekçileri olan sanıkların yeniden tutuklanması ve aralarında eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, yardımcısı Ahmed Harun ve başkaları da dahil olmak üzere arananların Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim edilmesi ve mahkemeye getirilmesi vurgulandı. Anlaşma, tüm siyasi aktörlerin katılacağı geniş kapsamlı bir ulusal diyalog düzenlenmesini onaylıyor. Ancak, "Ulusal Kongre Partisi ve ona bağlı İslami Hareket" kapsam dışı tutularak, bu grupların geçiş döneminden izole edilmesi öngörüldü.

FOTO: Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)
Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşmada, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi, savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunması gerekliliği, nefret söylemiyle mücadele, geçiş dönemine ilişkin olarak adalet, hesap verebilirlik, zararın onarılması ve tazminat prensiplerini benimseme, savaşın neden olduğu yıkımın yeniden inşası ve ülkenin birliğini ve federal yönetimi koruma ihtiyacı vurgulanmıştır.

Anlaşma, Sudan krizini bir güvenlik, politik, sosyal ve kültürel kriz olarak tanıyan temel prensipleri benimsemiştir. Savaşın neden olduğu büyük insan kayıplarını ve eşi benzeri görülmemiş insanlık dramını, altyapının tahribatını ve ülkenin ekonomik kaynaklarının israf edilmesini tanıyan temel prensipleri içermektedir. Hem Kebbaşi hem de Daklu, çatışmayı diyalog yoluyla adil ve sürdürülebilir bir şekilde çözme, savaşları ve çatışmaları köklerine değinerek sona erdirme ve güç ve zenginliğin adil paylaşımını sağlayan bir yönetim çerçevesi üzerinde anlaşmaya varma isteklerini dile getirdiler. Anlaşma, temelde "halkın temel güç kaynağı olduğu" prensibini benimsemekte, eşit vatandaşlığı güvence altına almakta ve "Cidde Bildirgesi"ni sivilleri koruma konusunda referans almaktadır.

Anlaşma, "nefret söylemi ve ayrımcılığa karşı mücadele" prensibini kabul etmekte, "hukuki reform paketi" üzerinde mutabakata varmakta, "barışçıl bir arada yaşamı teşvik etmek, başkalarını kabul ve saygıyı güçlendirmek" gibi politikaları benimsemekte, geçiş döneminde "hesap verebilirlik, gerçeklik ve uzlaşma" içeren geçiş adaleti ilkesini onaylamakta, zararın onarılması, kurumsal reformlar, barışçıl siyasi faaliyet prensibi, tüm şiddet, aşırıcılık, anayasa dışı yöntemlere başvurma ve demokratik düzeni zayıflatma türündeki faaliyetleri suç saymaktadır. Anlaşma, dengeli bir dış politika izleme, ülkenin üst düzey çıkarlarını garanti eden bir politika benimseme ve bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği destekleme, komşuluk ilişkilerini iyileştirme ve terörizmle mücadeleyi teşvik etme konularında çağrı yapıyor.

Kaynağa göre "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri", Kebbaşi'nin "önemli bir anlaşma"yı halka sunması bekleniyordu. Sözcü şunları söyledi: "Bu anlaşmanın çok önemli olduğunu ve Sudan'ın ulusal davasına hizmet ettiğini görüyoruz. Kebbaşi'nin buna devam edeceğini umuyorduk, ancak o birtakım bahanelerle özür dileyerek üçüncü turdan çekildi." Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, kapsamlı ve adil bir barış anlaşmasına ulaşmak, ateşkese son vermek ve savaşların ardından sivil yolu yeniden kazanmak için krizin çözümü ve savaşın durdurulması konusunda tek seçeneklerinin diyalog olduğunu düşünüyor.



Fransa Dışişleri Bakanı: Lübnan’da İsrail’in uzun süreli işgalini hiçbir şey haklı çıkaramaz

Dün Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin çevresine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Dün Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin çevresine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

Fransa Dışişleri Bakanı: Lübnan’da İsrail’in uzun süreli işgalini hiçbir şey haklı çıkaramaz

Dün Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin çevresine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Dün Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin çevresine düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, ABD’nin ilan ettiği ateşkese rağmen İsrail ile Hizbullah arasında gece boyunca çatışmaların sürmesi üzerine bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’daki askerî operasyonların devam etmesini ve İsrail’in uzun süreli bir işgal yürütmesini hiçbir gerekçenin haklı gösteremeyeceğini söyledi.

France TV’ye konuşan Barrot, “İran ile ABD arasında bir anlaşmaya varılamamasının bedelinin bir şekilde Lübnan’a ödetilmesi kesinlikle kabul edilemez” dedi. Barrot, dün akşam ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüştüğünü de belirtti.

İsrail ordusu, 18 yıllık işgalin ardından 2000 yılında çekildiği Lübnan’da, o tarihten bu yana en derin askerî kara harekâtını yürütüyor.

Barrot, “Arzumuz, İsrail ve Lübnan hükümetleri arasında bu hafta yapılması planlanan görüşmelerin mümkün olan en uygun koşullarda gerçekleştirilmesidir” ifadesini kullandı.

dfvrtbfr
Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinde İsrail hava saldırısının gerçekleştiği bölgenin yakınında hasar görmüş bir hastanenin pencerelerinden dışarıyı izleyen insanlar (AFP)

Diplomatik ilişkileri bulunmayan Lübnan ile İsrail, Hizbullah’ın karşı çıktığı görüşmelerin yeni turu için salı ve çarşamba günleri yeniden bir araya geliyor. Taraflar arasında gerçekleştirilecek görüşmeler, mart ayı başında savaşın patlak vermesinden bu yana dördüncü tur olma özelliği taşıyor.

Washington’un nisan ayında Lübnan’da ateşkes sağlandığını duyurmasına rağmen İsrail, Güney Lübnan’a hava saldırıları düzenlemeyi ve binaları yıkmayı sürdürdü.

Buna karşılık Hizbullah da İsrail’in kuzeyini hedef alan insansız hava aracı (İHA) saldırıları ve roket atışları gerçekleştirdiğini sık sık duyuruyor.

Lübnan’da bir anlaşmaya varılması, Ortadoğu’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik herhangi bir anlaşmada Lübnan’da ateşkes sağlanmasını şart koşan İran nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump açısından büyük önem taşıyor.

Öte yandan bugün Güney Lübnan’da bir aracı hedef alan İsrail saldırısında üç kişi hayatını kaybetti.

Şarku’l Avsat’ın Lübnan Ulusal Haber Ajansı’ndan (NNA) aktardığına göre, Kalya beldesinden bir diş hekimi, oğlu ve kızı, Sayda’dan dönüşleri sırasında Nebatiye-Hardali yolu üzerinde araçlarının düşman bir İHA tarafından hedef alınması sonucu yaşamını yitirdi.

NNA, diş hekiminin sabah saatlerinde çocuklarıyla birlikte üniversite ve okul işlemlerini takip etmek ve sınavlara katılmalarını sağlamak amacıyla Sayda’ya gittiğini, dönüş yolunda ise aracın saldırıya uğradığını bildirdi.

scdvfgthy
İsrail’in dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güney banliyölerine saldırı tehdidinde bulunmasının ardından otoyolda ciddi trafik sıkışıklığı yaşandı. (AP)

İsrail savaş uçakları, Sur’a bağlı Şuhur beldesine hava saldırısı düzenlerken, eş zamanlı olarak topçu birlikleri de Sur’a bağlı Sarifa ve Şuhur beldeleri arasındaki bölgeyi hedef aldı.

NNA’ya göre İsrail ordusu gece yarısından sonra Debbin’in Arid bölgesinde geniş çaplı bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi. Şiddetli patlamaların sesi çok sayıda yerleşim yerinden duyulurken, yankıları Sayda kentine kadar ulaştı.

NNA, operasyonun bölgedeki bir mahalleyi tamamen hedef aldığını, bunun sonucunda patlama alanı içerisinde bulunan çok sayıda ev ve iş yerinin yıkıldığını bildirdi.

sdfrgtyh
Dün kuzey sınırında Hizbullah’a ait bir insansız hava aracının (İHA) düzenlediği saldırının ardından, bir İsrail askeri İsrail-Lübnan sınırı yakınlarında siper alırken etrafı gözetliyor. (AFP)

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump’ın dün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından, Tel Aviv’in Beyrut’un güney banliyölerine yönelik saldırı planlarını durdurduğunu açıklamasından saatler sonra yaşandı. Söz konusu anlaşma kapsamında, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik ateşi kesmesi karşılığında İsrail’in de Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine saldırı düzenleme planlarından vazgeçtiği belirtilmişti.


Beyrut'un banliyöleri bir kez daha hedef tahtasında... hem de ABD'den gelen yeşil ışıkla

Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
TT

Beyrut'un banliyöleri bir kez daha hedef tahtasında... hem de ABD'den gelen yeşil ışıkla

Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki Marjayoun şehrinde, İsrail'in hava saldırısının ardından duman yükseliyor (Reuters)

İsrail, Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın dün sabah verdikleri talimatlar, Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesini doğrudan çatışmanın merkezine çekti. Bu adım, ABD arabuluculuğunda yürütülen müzakere süreciyle eş zamanlı olarak, Lübnan üzerindeki askeri ve siyasi baskıyı artırma eğilimini yansıtıyor.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, dün öğleden sonra Beyrut'un güneyindeki sakinlere bölgeyi tahliye etme çağrısında bulunarak, "Eğer terör örgütü Hizbullah İsrail şehir ve kasabalarına roket fırlatmaya devam ederse, savunma ordusu güney banliyölerindeki hedefleri vurarak karşılık verecektir" dedi.

İsrail'in bu tehdidi Dahiye'de yoğun bir göç dalgasına ve trafik sıkışıklığına yol açarken, birçok okul da velilerden çocuklarını almalarını istedi. İsrail kaynakları, bu kararın Washington ile koordineli olarak ve operasyonların Lübnan'ın güneyinden Beyrut'a doğru genişletilmesine yönelik istişarelerle eş zamanlı alındığını vurguladı.

Netanyahu, Hizbullah'ın Beyrut'taki komuta merkezlerinin "hedef dışı kalmayacağını" belirtirken, Savunma Bakanı Yisrael Katz ise İsrail'in kuzeyinin güvenliği ile Beyrut'un güvenliği arasında bağ kurarak, "Dahiye'nin hükmü, kuzey kasabalarının hükmü gibidir" ifadesini kullandı.

Kırmızı çizgilerin sonu

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, İsrail'in Dahiye'yi hedef alma kararının doğrudan askeri amacın ötesinde mesajlar taşıdığını ve Tel Aviv’in Hizbullah ve Lübnan ile olan çatışmayı yönetme yaklaşımındaki değişimi gösterdiğini savunuyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan Davud, "İlk nokta, Netanyahu'nun pratikte hiçbir kırmızı çizginin olmadığını söylemesidir. Kendisi için önemli gördüğü bir hedefi Güneyde, Bekaa’da ya da Dahiye’de, nerede olursa olsun vuruyor. Vermek istediği temel mesaj budur" dedi.

Davud’a göre İsrail, "Tel Aviv’in askeri ve güvenlik hedeflerine hizmet ettiğini düşündüğü her an Lübnan'daki herhangi bir bölgenin hedef haline gelebileceği yeni bir gerçekliği dayatmaya çalışıyor. Bu da tehditlerin neden Güneyden Bekaa’ya, oradan da Beyrut’un güney banliyölerine kaydığını açıklıyor."

Hizbullah ve Lübnan Devleti üzerinde baskı

Davud, Dahiye’nin İsrail tarafından hem Hizbullah’a hem de Lübnan devletine karşı kullanılan çift yönlü bir baskı aracına dönüştüğünü düşünüyor:

"İsrail, operasyonlarının kapsamını Güneyden Bekaa’ya ve nihayetinde Dahiye’ye genişleterek, Hizbullah’ın yeteneklerini ve güçlerini dağıtmayı amaçlıyor. Aynı zamanda Lübnan devletine de 'Eğer başkenti korumak ve bombardımanın devamını engellemek istiyorsanız, Hizbullah’a karşı harekete geçmelisiniz' mesajını veriyor."

Müzakere masasında yeni kozlar

Mevcut askeri gerilimi gelecekteki olası müzakerelerle ilişkilendiren Davud, İsrail’in sahada baskıyı yoğunlaştırarak müzakere konumunu güçlendirmeye çalıştığını belirterek, "Müzakere masasına oturduğunuzda elinizde baskı kozlarının olması gerekir. Bugün yaşananlar tam olarak bu çerçeveye giriyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bu değerlendirme, İsrail Kanal 12 televizyonunun, Netanyahu'nun ABD yönetimiyle istişareleri sürdürürken, operasyonları Beyrut'a doğru genişletme olasılığını görüşmek üzere 24 saatten kısa bir süre içinde ardı ardına güvenlik toplantıları düzenlediğini ifşa etmesiyle daha da önem kazanıyor. Ayrıca Netanyahu'nun ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı ve ABD yönetimini Beyrut içinde Hizbullah'a "dokunulmazlık" tanımamaya ikna etmeye çalıştığı görüşmeyle de örtüşüyor.

İsrail'in bölgeyi hedef alacağı yönündeki tehditlerinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden ayrılmaya çalışan insanların neden olduğu trafik sıkışıklığı (Reuters)İsrail'in bölgeyi hedef alacağı yönündeki tehditlerinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden ayrılmaya çalışan insanların neden olduğu trafik sıkışıklığı (Reuters)

Şakif Kalesi'nden Beyrut'a: Yeni bir denklem

Son gerilim, İsrail ordusunun stratejik Şakif Kalesi'ni (Beaufort Kalesi) kontrol altına aldığını açıklamasından bir gün sonra geldi. Bu gelişme, İsrail'in sınır güvenliği için hayati gördüğü bölgelerde nüfuzunu pekiştirerek, askeri hedeflerin ötesine geçen yeni fiili durumlar yaratma peşinde olduğu endişesini artırdı.

Davud, yaşananların Hizbullah ile sahada yeni bir denklem kurma sürecinin parçası olduğunu ifade ederek, "Bu tamamen yeni bir denklem değil, ancak Hizbullah İsrail’e karşı füze veya İHA kullanımını artırdıkça, İsrail de Lübnan topraklarındaki saldırıların kapsamını genişleterek bunu daha net bir şekilde tahkim ediyor" diyerek, "Askeri okumaya göre bu, Hizbullah'ın her gerilimi artırma hamlesine İsrail'in hedef bankasını coğrafi olarak genişleterek karşılık vereceği anlamına geliyor. Buna, yakın zamana kadar doğrudan hedef alınma olasılığı düşük görülen bölgeler de dahil" ifadelerini kullandı.

İsrail'in yeniden konumlanması ve iki farklı anlatı

Sahadaki gelişmeler yaşanırken, İsrail Ordu Radyosu, askeri operasyonun başında beş tümenin katıldığı Güney Lübnan'daki tümen sayısının, yeniden yapılanma ve saha komutası çerçevesinde Batı Sektörü sorumluluğunun 146. Tümen'den 91. Tümen'e devredilmesiyle birlikte, yalnızca 91. ve 36. tümenler olmak üzere ikiye düşürüldüğünü duyurdu.

İsrail'in bölgeyi hedef alacağı tehdidinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden büyük bir göç yaşandı (AP)İsrail'in bölgeyi hedef alacağı tehdidinin ardından Beyrut'un güney banliyölerinden büyük bir göç yaşandı (AP)

Buna karşılık Hizbullah, Şakif Kalesi'nin ele geçirildiğine dair İsrail iddialarını yalanlayarak, İsrail güçlerinin bölgede kontrolü sağlayamadığını savundu. Örgüt tarafından yapılan açıklamada, "İsrail ordusu, direnişin yayınladığı operasyon görüntülerinin etkisini telafi etmek amacıyla Şakif’te bir zafer fotoğrafı arayışına girdi. Günlerce Yahmar eş-Şakif ve çevresine yoğun hava saldırıları ve ağır bombardımanlar düzenleyerek kaleye doğru ilerlemeyi hedefledi" denildi.

Açıklamada, İsrail güçlerinin direnişle karşılaşması nedeniyle kalenin doğusundaki sarp yolları kullanmak zorunda kaldığı, bir piyade grubunun sis bombası koruması altında sızarak içeride fotoğraf çektiği ve bunu kontrolü sağladıkları algısını yaratmak için kullandıkları iddia edildi. Hizbullah, kalede kendilerinin askeri varlığı olmadığını ve bölgede İsrail güçlerine karşı "yıpratma savaşı" yürüttüklerini belirtti.

Gözler Bekaa bölgesinde

Davud, gelecekteki sürecin tek adresinin Dahiye olmayacağı kanaatinde: "Güney Lübnan'ın bölgedeki olası bir ateşkes anlaşmasının parçası olduğu konuşuluyor ancak saha, sadece Dahiye veya Güneyin ötesinde farklı bir yöne doğru ilerliyor."

Davud sözlerini şöyle sürdürdü: "Gözler Bekaa’da, özellikle de Batı Bekaa’da olmalı. Hıyam ve Hasbaya'dan Mercayun, Nebatiye, Cezzin’e kadar uzanan son İsrail saldırılarının haritasına baktığımızda, Batı Bekaa'nın hepsinin ortak coğrafi kesişim noktası olduğunu görüyoruz. Batı Bekaa, önümüzdeki dönemin giriş kapısı olabilir."

Yardım görevlileri, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tyre) kentinde İsrail'in düzenlediği bombalı saldırının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP).Yardım görevlileri, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tyre) kentinde İsrail'in düzenlediği bombalı saldırının ardından oluşan hasarı inceliyor (AFP).

Artan uyarılar ve hava saldırıları

Öte yandan İsrail ordusu, Nebatiye ve İklim el-Tuffah bölgelerindeki tahliye uyarılarını Melih ve Kefrehun’u da kapsayacak şekilde genişletti. Keyfun Belediyesi, bir evin hedef alınacağı gerekçesiyle tahliye telefonu aldığını bildirdi. Uyarıların ardından Tul, Şukin, Zutar el-Şarkiye, Yahmar eş-Şakif, Kefr Tibnit, Arnun, Haruf, Meyfendun, Hadatha ve Cuveyya gibi birçok noktaya geniş çaplı hava saldırıları düzenlendi; Zefte, Brikay ve Abba'da araç ve motosikletlerin hedef alınması sonucu ölü ve yaralıların olduğu bildirildi. İsrail İHA'ları ise Beyrut ve banliyöleri üzerindeki uçuşlarını yoğunlaştırdı.

Buna karşılık Hizbullah, Taberiye'deki İsrail askeri mevzilerini hedef aldığını ve Bekaa Vadisi üzerinde “Hermes 450” tipi bir İHA'yı engellediğini duyurdu.


Trump'ın ateşkes ilanına rağmen İsrail ve Hizbullah arasında saldırılar devam ediyor

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinde bir hastane yakınlarını hedef alan hava saldırısının ardından olay yerinde kurtarma ekipleri (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinde bir hastane yakınlarını hedef alan hava saldırısının ardından olay yerinde kurtarma ekipleri (AFP)
TT

Trump'ın ateşkes ilanına rağmen İsrail ve Hizbullah arasında saldırılar devam ediyor

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinde bir hastane yakınlarını hedef alan hava saldırısının ardından olay yerinde kurtarma ekipleri (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Sur kentinde bir hastane yakınlarını hedef alan hava saldırısının ardından olay yerinde kurtarma ekipleri (AFP)

 

 

Beyrut: “Şark El Avsat”

Hizbullah, dün akşamı Güney Lübnan'da İsrail güçlerine yönelik bir dizi saldırı düzenlediğini açıkladı. Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın karşılıklı saldırıların durdurulduğunu duyurmasından yalnızca saatler sonra yaşandı.

Lübnan'ın Ulusal Haber Ajansı (NNA), İsrail'in Güney Lübnan'daki çeşitli bölgelere hava saldırıları düzenlediğini bildirdi. Haberde, Mervaniye, Sıddikin, Yater ve Mansuri köylerinin hedef alındığı, ayrıca Debbin beldesinde “çok şiddetli bir patlama” meydana geldiği belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Hizbullah açıklamasında, savaşçılarının Hadatha beldesine doğru ilerleyen İsrail güçlerine patlayıcı düzeneklerle karşı koyduğunu duyurdu. Örgüt daha sonra yaptığı açıklamada ise dün gece yarısından kısa süre önce aynı bölgede iki “Merkava” tankının hedef alındığını bildirdi.

Bir başka açıklamada Hizbullah, saat 23.10'da Beyyada beldesinde bir “Merkava” tankını güdümlü füze ile vurduklarını ve “doğrudan isabet” sağladıklarını öne sürdü.

Öte yandan İsrail ordusu, bugün erken saatlerde yaptığı açıklamada, Lübnan'dan fırlatılan ve İsrail'in kuzeyine giren iki mühimmatın hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini duyurdu.

Ordunun Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, “Saat 01.35'te İsrail'in kuzeyindeki çeşitli bölgelerde sirenlerin çalmasının ardından, İsrail Hava Kuvvetleri Lübnan'dan İsrail topraklarına geçen iki mühimmatı önledi” denildi.

Açıklamada ayrıca, Lübnan sınırı yakınlarında İsrail topraklarına düşen “şüpheli bir hava hedefinin” tespit edildiği belirtilirken, olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığı ifade edildi.

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada İsrail ile Hizbullah'ın çatışmaları durdurma konusunda anlaşmaya vardığını duyurmuştu. Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Beyrut'a yönelik planlanan bir askeri saldırıyı iptal etmeyi kabul ettiğini de belirtmişti.