Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Anlaşma birleşik bir ordunun kurulmasını, aranan kişilerin "Uluslararası Ceza Komisyonu"na teslimini ve "kurtarma" rejiminin dağıtılmasını kapsıyor.

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
TT

Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA

Şarku'l-Avsat, Bahreyn'in başkenti Manama'da geçen yıl 20 Ocak'ta Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ile Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu arasında imzalanan anlaşmanın metnine ulaştı.  Bu konuyla ilgili sızıntılar ilk kez yerel Es-Sudani gazetesi aracılığıyla ortaya çıktığında, haberi doğrulayanlar ve yalanlayanlar arasında yoğun tartışmalar yaşandı.

22 maddeden oluşan anlaşma, "Hızlı Destek" ile birlikte ulusal bir ordunun kurulmasını, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından arananların tutuklanmasını ve ülkeyi son 30 yıldır yöneten İslamcı rejimin yıkılmasını öngörüyor.

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşma, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi ve savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunmasının gerekliliğini öngörüyor.

İslamcıların rahatsızlığı

Kebbaşi-Daklu müzakerelerine ilişkin haberin yayılmasının ardından, "Savaşın devamını isteyenler" olarak İslamcılar ve onların iktidara dönüşünü destekleyenler, Kebbaşi'ye karşı şiddetli ve eleştirel bir kampanya başlattı. Diğer taraftan, anlaşma haberini yalanlamak için başka bir kampanya başlatıldı. Müzakerelere ilişkin haberi ne Kebbaşi ne de resmi ordu sözcüsü yalanladı; antlaşmanın imzalanmasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen ve yerel ve uluslararası medyada ve sosyal medyada bu haber yoğun bir şekilde dolaşıma girmesine rağmen sessiz kaldılar.

Sivil güçler, Kebbaşi'nin Manama'da Orgeneral Daklu ile anlaşma imzalamasının ardından yaptığı açıklamalar karşısında şaşkınlıklarını dile getirdi. Kebbaşi geçtiğimiz hafta Beyaz Nil Eyaleti'ndeki "18. Piyade Tümeni" askerlerine hitaben yaptığı konuşmada, özellikle "sivil güçler" ile "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri" koalisyonunu eleştirdi ve onları "paralı askerler, elçilik ajanları" ve "Hızlı Destek Kuvvetleri’nin siyasi kuluçka merkezi" olmakla suçladı.

FOTO: Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)
Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) koalisyonunun bir sözcüsü Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Kebbaşi'den Abdurrahim Daklu ile imzaladığı anlaşma hakkında Sudanlıları "bilgilendirmesini" beklediklerini söyledi.

Anlaşma metnini sızdırmakla suçlanmamak için isminin açıklanmamasını isteyen sözcü, Kebbaşi'nin açıklamalarını "utanç verici" olarak nitelendirdi. Sözcü: "Biz kendisinden farklı açıklamalar bekliyorduk ama o, gerçekleri halka açıklamak yerine sivil güçlere saldırdı. Manama ziyareti ve Daklu ile bir anlaşmaya imza atmasının ardından halkı aydınlatması kendisi için daha iyi ve onurlu olurdu. Kebbaşi, sivil güçlerin savaşı durdurmak için uluslararası ve bölgesel topluluklardan yardım istemek amacıyla kamuya açık herhangi bir şey yapmasını yasakladı. Ancak “düşman” olarak nitelendirdiği “milisleri” destekleyen ülkelerin huzurunda, kendisine Hızlı Destek Kuvvetleri ile “gizlice” müzakere yapma ve imzaladığı anlaşmadan geri çekilme izni verdi."

Anlaşmanın detayları

Şarku'l Avsat'ın elde ettiği metne göre, Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu, Bahreyn başkentinde (Manama) geçtiğimiz 6 ve 18 Ocak'ta görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler 22 maddelik bir anlaşmanın imzalanmasıyla sona erdi.

İki yetkili, anlaşmanın 7. maddesi uyarınca, siyasi bağlılık veya ideolojik yönelim olmaksızın, tüm askeri güçlerden, yani Hızlı Destek, silahlı kuvvetler ve silahlı mücadele hareketlerinden oluşan profesyonel ve ulusal bir ordu inşa etme konusunda anlaştılar. Bu ordu, düzenli güvenlik güçlerini (polis ve istihbarat servisleri) inşa edip yeniden kurmanın ve Sudanlılar arasında fırsatların adil dağılımı ilkesini benimsemenin yanı sıra, idari ve partizan her düzeyde Sudanlı çeşitliliğini ifade ediyor.

Kebbaşi ve Daku'nun "paraf" atarak imzaladığı anlaşmanın 11. maddesinde "30 Haziran rejiminin yıkılması" öngörülüyor. 17. ve 18. maddelerde, savaştan sonra hapishanelerden kaçan, yani “kurtarma” rejiminin destekçileri olan sanıkların yeniden tutuklanması ve aralarında eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, yardımcısı Ahmed Harun ve başkaları da dahil olmak üzere arananların Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim edilmesi ve mahkemeye getirilmesi vurgulandı. Anlaşma, tüm siyasi aktörlerin katılacağı geniş kapsamlı bir ulusal diyalog düzenlenmesini onaylıyor. Ancak, "Ulusal Kongre Partisi ve ona bağlı İslami Hareket" kapsam dışı tutularak, bu grupların geçiş döneminden izole edilmesi öngörüldü.

FOTO: Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)
Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşmada, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi, savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunması gerekliliği, nefret söylemiyle mücadele, geçiş dönemine ilişkin olarak adalet, hesap verebilirlik, zararın onarılması ve tazminat prensiplerini benimseme, savaşın neden olduğu yıkımın yeniden inşası ve ülkenin birliğini ve federal yönetimi koruma ihtiyacı vurgulanmıştır.

Anlaşma, Sudan krizini bir güvenlik, politik, sosyal ve kültürel kriz olarak tanıyan temel prensipleri benimsemiştir. Savaşın neden olduğu büyük insan kayıplarını ve eşi benzeri görülmemiş insanlık dramını, altyapının tahribatını ve ülkenin ekonomik kaynaklarının israf edilmesini tanıyan temel prensipleri içermektedir. Hem Kebbaşi hem de Daklu, çatışmayı diyalog yoluyla adil ve sürdürülebilir bir şekilde çözme, savaşları ve çatışmaları köklerine değinerek sona erdirme ve güç ve zenginliğin adil paylaşımını sağlayan bir yönetim çerçevesi üzerinde anlaşmaya varma isteklerini dile getirdiler. Anlaşma, temelde "halkın temel güç kaynağı olduğu" prensibini benimsemekte, eşit vatandaşlığı güvence altına almakta ve "Cidde Bildirgesi"ni sivilleri koruma konusunda referans almaktadır.

Anlaşma, "nefret söylemi ve ayrımcılığa karşı mücadele" prensibini kabul etmekte, "hukuki reform paketi" üzerinde mutabakata varmakta, "barışçıl bir arada yaşamı teşvik etmek, başkalarını kabul ve saygıyı güçlendirmek" gibi politikaları benimsemekte, geçiş döneminde "hesap verebilirlik, gerçeklik ve uzlaşma" içeren geçiş adaleti ilkesini onaylamakta, zararın onarılması, kurumsal reformlar, barışçıl siyasi faaliyet prensibi, tüm şiddet, aşırıcılık, anayasa dışı yöntemlere başvurma ve demokratik düzeni zayıflatma türündeki faaliyetleri suç saymaktadır. Anlaşma, dengeli bir dış politika izleme, ülkenin üst düzey çıkarlarını garanti eden bir politika benimseme ve bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği destekleme, komşuluk ilişkilerini iyileştirme ve terörizmle mücadeleyi teşvik etme konularında çağrı yapıyor.

Kaynağa göre "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri", Kebbaşi'nin "önemli bir anlaşma"yı halka sunması bekleniyordu. Sözcü şunları söyledi: "Bu anlaşmanın çok önemli olduğunu ve Sudan'ın ulusal davasına hizmet ettiğini görüyoruz. Kebbaşi'nin buna devam edeceğini umuyorduk, ancak o birtakım bahanelerle özür dileyerek üçüncü turdan çekildi." Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, kapsamlı ve adil bir barış anlaşmasına ulaşmak, ateşkese son vermek ve savaşların ardından sivil yolu yeniden kazanmak için krizin çözümü ve savaşın durdurulması konusunda tek seçeneklerinin diyalog olduğunu düşünüyor.



Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
TT

Halep Valisi: Şeyh Maksud ve Eşrefiye’den yaklaşık 155 bin kişi yerinden edildi... Geri dönüşler için bir plan geliştiriliyor

Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)
Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep Valisi Azzam el-Garib bugün yaptığı açıklamada, Halep kentinin kuzeyindeki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden yaklaşık 155 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi. El-Garib, yerinden edilenlerin evlerine dönebilmesi için güvenlik ve hizmet koşullarını hazırlamaya yönelik bir planın başlatıldığını söyledi.

El-Garib, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), 1 Nisan’da varılan ve kendilerine bağlı silahlı unsurların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çekilmesini öngören anlaşmaya uymadığını açıkladı.

El-Garib, SDG unsurlarının uygulamalarını, eski Suriye lideri Beşşar Esed döneminde milislerin halka yönelik korkutma yöntemlerine benzetti.

Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)Şeyh Maksud mahallesindeki bir bölgeden tahliye edilen siviller (AP)

El-Garib, günün erken saatlerinde, operasyon birimi tarafından ilan edilen bölgelerdeki sokağa çıkma yasağının sonraki duyurulara kadar devam edeceğini doğrulamış ve ilgili talimatlara eksiksiz uyulmasının önemine vurgu yapmıştı.

El-Garib yaptığı açıklamada, yetkili kurumların Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde güvenliği sağlamak ve yaşamın normale dönmesini temin etmek için sahada çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

Öte yandan Suriye ordusu cuma akşamı, Halep’in Şeyh Maksud mahallesinde SDG unsurlarını aramak amacıyla bir tarama operasyonu başlattığını duyurmuştu.

Suriye ordusu operasyon birimi tarafından yayımlanan açıklamada, “Şeyh Maksud mahallesinde SDG’ye tanınan tüm sürelerin dolmasının ardından, bu suç örgütünün varlığını ortadan kaldırmak amacıyla mahallede tarama operasyonuna başlıyoruz. Tarama işlemleri tamamlandıktan sonra, mahalle güvenlik güçleri ve devlet kurumlarına devredilecek ve bu kurumlar doğrudan görevlerine başlayacaktır” ifadelerine yer verildi.

 Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)Suriye güvenlik güçleri, Halep'teki Şeyh Maksud mahallesinin sakinlerini tehlike bölgesinden tahliye etti. (AFP)

Halep’te, özellikle Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde, son günlerde SDG ile Suriye ordusu arasındaki çatışmalar ve güvenlik gerilimleri nedeniyle geniş çaplı bir yerinden edilme yaşandı.

Suriye makamları perşembe akşamı yaptıkları açıklamada, SDG’nin iki gün önce kente yönelik saldırılarını yoğunlaştırmasının ardından, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden yaklaşık 165 bin kişinin kentin diğer bölgelerine göç ettiğini duyurdu.


Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
TT

Türkiye'nin Halep'te Suriye ordusu ve SDG arasındaki çatışmalara ilişkin tutumu nedir?

 Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)
Sivil savunma personelleri Suriye ordusu ve SDG arasında yaşanan çatışmaların ardından Halep'te çıkan bir yangını söndürüyor, 8 Ocak 2026 (Reuters)

Halep'te Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmalar, yıkıcı bir iç savaştan sonra hâlâ yaralarını sarmaya çalışan bu kadim şehirde bir kez daha istikrarı sarstı. Çatışmalar, ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinin ve Halep sınırlarının ötesine yayılırsa, Suriye kendisini yeni bir iç savaşın eşiğinde bulabilir.

10 Mart 2025'te imzalanan mutabakatta yer alan düzenlemeler ile ilgili son dokunuşlar için iki taraf arasında yapılan müzakereler son haftalarda önemli bir ivme kazanmıştı. Bir anlaşmaya varılması yakın görünüyordu ve olası bir anlaşmanın bazı detayları basına bile sızmıştı. Ayrıca, birkaç gün önce Paris'te ABD arabuluculuğunda Suriye ve İsrail arasında varılan anlaşma da daha olumlu bir atmosfere katkıda bulunmuştu.

Peki Halep'te çatışmalar neden patlak verdi?

Şam, SDG’nin Suriye'nin birliğini zayıflatan ve bütünlüğünü tehdit eden katı taleplere sıkıca bağlı kaldığına inanıyor. Buna karşılık, SDG, 2011 öncesi statükoya geri dönmeyeceğini, silahlı kuvvetlerini feshetmeyeceğini ve katı, merkezi bir idari yapıya geri dönmeyi reddettiğini ısrarla belirtiyor.

10 Mart Mutabakatı’ndan bahsederken, SDG'nin orduya entegrasyonu akla gelebilir, ancak konu daha geniş ve daha karmaşık. Suriye'deki idari sistemin şekli, yeni anayasa, petrol sahalarının mülkiyeti ve petrol gelirlerinin nasıl dağıtılacağı gibi diğer önemli konular da var.

10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı (SANA/AFP)10 Mart'ta Şam'da imzalanan mutabakat sırasında Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri (SANA/AFP)

Önde gelen bir SDG lideri olan Sipan Hamo, bir röportajda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin Esed rejiminin bir versiyonunu yeniden üretmeye çalıştığını söyledi. Şam'ın tutumunu eleştiren Hamo, müzakereler sırasında temel konularda katı ve uyumsuz olduğunu belirterek, bunu öncelikle Türkiye'nin taleplerine uyma arzusuna bağladı. Nitekim Türkiye, SDG'nin Suriye ordusuna entegre olması, silahların teslim edilmesi, Suriyeli olmayan savaşçıların Suriye topraklarından ayrılması ve kuvvetlerinin bir bütün olarak orduya entegre edilmemesi, üyelerinin bireysel olarak orduya katılması gerektiğine inanıyor. Ankara ayrıca, merkezi olmayan yönetim biçimlerine de şüpheyle yaklaşıyor. SDG'nin Şam ve Ankara'yı suçlaması kolay, ancak bu, taleplerinin çıtasını en yüksek seviyeye çıkardığı ve oyalama taktiklerine başvurduğu gerçeğini değiştirmiyor.

İki taraf da Halep'te ilk kurşunu kimin attığı konusunda karşı tarafı itham ediyor, ancak kimin başlattığına bakılmaksızın, her iki taraf da gerilim nedenlerini üretmeye ve şiddetlendirmeye kendi yöntemleriyle katkıda bulundu.

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor

Suriye hükümetinin çıkmazı kırmaya karar vermiş olması muhtemel. Buna karşılık, Kürt tarafının Suriye ordusunun kararlılığını ve gücünü, ABD desteğinin boyutunu ve İsrail'in müdahil olma isteğini yanlış hesaplamış olması da muhtemel. Halep, Suriye ordusu güçlerinin Eşrefiye bölgesinin büyük bir bölümünde kontrolü ele geçirmesinden önce, yirmiden fazla kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına yol açan şiddetli çatışmalara sahne oldu.

Perşembe gecesi Suriye Savunma Bakanlığı, Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahalleleri civarında geçici bir ateşkes ilan etti. Ayrıca, silahlı grupların Halep'ten kuzeydoğu bölgelerine doğru gitmeleri için bir güvenlik koridoru açarak cuma sabahına kadar bu bölgeden ayrılmalarına olanak sağladı. SDG’nin bel kemiğini oluşturan Halk Koruma Birlikleri (YPG), daha önce Nisan 2025'te Şam ile imzalanan bir anlaşma uyarınca bu mahallelerden çekilmiş ve yüzlerce savaşçısını Fırat Nehri'nin doğusuna nakletmişti. Bu mahallelerde sadece iç güvenlik güçleri olan Asayiş kuvvetleri ve Asayiş unsurları kılığındaki bazı YPG üyeleri kalmıştı.

 Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)Yerinden edilmiş insanlar eşyalarıyla birlikte Halep'in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden ayrılıyor, 7 Ocak 2026 (Reuters)

Türkiye, çatışmaların genişlemesinin yeni bir mülteci dalgasını tetikleyebileceği endişesiyle Halep'teki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türkiye Milli Savunma Bakanlığı perşembe günü yaptığı açıklamada, Halep'teki çatışmaları kamu düzenini yeniden sağlamayı amaçlayan meşru bir terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirdi. Açıklamada, operasyonun yalnızca Suriye ordusu tarafından yürütüldüğü ve Türk güvenlik güçlerinin dahil olmadığı belirtildi. Türkiye ayrıca, talep edilmesi halinde Suriye'ye gerekli desteği sağlayacağını da teyit etti.

Ankara ve Şam, güvenlik ve savunma alanlarında yakın iş birliğini sürdürüyor. 22 Aralık 2025'te Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Başkanı İbrahim Kalın, Şam'daki Halk Sarayı'nda Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ve diğer yetkililerle bir araya gelerek güvenlik konularını ve iş birliğini geliştirme yollarını görüştüler.

Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Şam’da bir Türk siyasi, güvenlik ve askeri heyetini kabul ediyor, 22 Aralık (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde, Halep Kürtlerine destek gösterileri düzenlendi ve bunlar, Ekim 2014'te DEAŞ’ın Kobani saldırısını kınamak için sokakları dolduran kalabalıkların düzenlediği protestoları anımsattı.

Suriye'deki gelişmeler ve Halep'teki çatışmalar, Türkiye'nin iç politikasına ve Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile olan ilişkisine de gölge düşürüyor. Tutuklu PKK lideri Abdullah Öcalan'ın silah bırakma çağrısının Halk Koruma Birlikleri'ni (YPG) de kapsayıp kapsamadığı konusunda tartışmalar sürüyor. Ankara, YPG'yi PKK'nın Suriye uzantısı olarak görüyor ve bu nedenle çağrının onları da kapsadığını düşünüyor; YPG ise bunu reddediyor.

Şam ve SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçeği şekillendirmeye çalışıyor

 ABD ve İsrail bu meseleye doğrudan müdahil. ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi Tom Barrack, X hesabından yaptığı açıklamada ülkesinin endişesini dile getirdi. Suriye hükümetine, SDG’ye, Kürt yönetimindeki bölgelerdeki yerel yetkililere ve sahadaki tüm silahlı aktörlere düşmanca eylemleri durdurmaları ve gerilimi azaltmaya yönelik taahhütte bulunmaları çağrısında bulundu. Şam ile SDG arasında arabuluculuk yapan ABD, Halep'teki çatışmaları durdurmak için önemli çabalar sarf ediyor. İsrail de gelişmeleri yakından takip ediyor ve özellikle Dürzi, Alevi ve Kürtleri kullanarak kendi çıkarlarıyla uyumlu bir Suriye gerçekliği şekillendirmeye çalışıyor. İsrail hükümeti, zayıf ve parçalanmış bir Suriye'nin kendi çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyor ve Kürtler ile SDG'yi Türkiye'yi baskı altında tutmak için bir araç olarak görüyor.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinin önündeki otobüslerin yakınında duran bir Suriye güvenlik görevlisi, 9 Ocak 2026 (AFP)

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, resmi bir açıklamada Halep'teki çatışmaların Suriye rejim güçlerinin Kürt azınlığa karşı ciddi saldırılarını temsil ettiğini belirtti. Sa'ar, uluslararası toplumu sessizliğini bozmaya çağırdı ve özellikle Batı'ya “DEAŞ'a karşı cesurca ve başarıyla savaştıkları” için Kürtlere karşı ahlaki bir yükümlülüğü olduğunu hatırlattı.

İsrail siyasi adımlar atabilir ve belki de çeşitli şekillerde SDG'ye gizli destek sunabilir, ancak Suveyda'daki gibi doğrudan bir müdahalede bulunması olası görünmüyor. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre zira Halep ve Suriye'nin kuzeyinde Kürt kontrolündeki bölgeler İsrail ile doğrudan sınır komşusu değil ve daha da önemlisi, Türkiye'nin oradaki varlığı, İsrail'in herhangi bir müdahalesini kabul edilemez kılıyor. Amerika Birleşik Devletleri de böyle bir doğrudan çatışmaya karşı çıkacaktır.

Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)Halep'te Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine giden Leyramun Meydanı, 9 Ocak 2026 (AFP)

Son olarak, Halep'teki çatışmalar, İran'ın olağanüstü gelişmeler yaşadığı bir dönemde patlak verdi. İran’da Tahran ve Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgeler de dahil olmak üzere ülke genelinde birçok şehirde devam eden gösteriler var. Bu protestolar şimdiye kadar yaklaşık elli kişinin ölümüne yol açarken, ABD Başkanı Trump, siviller arasında kayıplar yaşanması durumunda ABD'nin güçlü bir şekilde karşılık vereceği tehdidini yineledi.


Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
TT

Gazze'de Filistinli bir bebek soğuktan öldü

Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)
Filistinli kız çocuğu, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye'de yıkılmış bir binadan dışarı bakıyor (Reuters)

Sağlık kaynaklarına göre, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta şiddetli soğuk ve düşük sıcaklıklar nedeniyle 7 günlük bir Filistinli bebek bu sabah hayatını kaybetti.

Filistin Haber Ajansı (WAFA), Gazze Şeridi'ndeki soğuk hava dalgası ve şiddetli soğuk nedeniyle ölenlerin sayısının 15'i aştığını bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın WAFA’dan aktardığına göre “Bu rakamlar, özellikle soğuk havaya dayanacak donanımı olmayan çadırlarda yaşayan çocuklar ve yerinden edilmiş kişiler için Gazze Şeridi'ndeki insani durumun ciddiyetini yansıtıyor. Gazze halkı, fırtınalı, soğuk ve yağışlı havalarda barınak ve tıbbi tedavi eksikliğinden ve yakıt kıtlığı nedeniyle ısınma sıkıntısından muzdarip.”

Alman Kızılhaçı ise Gazze Şeridi sakinlerinin zaten kötüleşen koşullarının kış aylarında daha da kötüleştiğini duyurdu.

Alman Kızıl Haçı Başkanı Hermann Grohe, Alman gazetesi Rheinische Post'a şunları söyledi: “Kış ayları, yetersiz tedarik koşulları ile birleşince, çocuklar, yaralılar ve yaşlılar için özellikle korkunç oluyor.”

Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)Güneş Gazze şehrinin üzerinde batarken Filistinliler yıkılmış binaların enkazı arasında yürüyor (AP)

Groh, ciddi bir malzeme sıkıntısından bahsederek, “Hala her şeyde sıkıntı var: yeterli gıda, tıbbi malzeme, ilaç, elektrik ve su” ifadelerini kullandı.

Eski Alman sağlık bakanı, ateşkesin ardından, saydığı malzemeler de dahil olmak üzere insani yardım malzemelerinin genel olarak iyileştiğini belirtti: “Ancak, Gazze Şeridi'ne ulaşan insani yardım miktarı hala yetersiz; günde 600 kamyonluk ihtiyaç karşılanamıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'ne göre Gazze Şeridi'nde yetersiz tıbbi bakım büyük bir sorun.

Örgütün yönetici direktörü Christian Katzer gazeteye verdiği demeçte, “Birçok Filistinli tedavi edilebilecek hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor” diyerek, hastaların tedavi için Almanya'daki hastanelere nakledilmesinin giriş kuralları nedeniyle başarısız olduğunu ifade etti.