Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Anlaşma birleşik bir ordunun kurulmasını, aranan kişilerin "Uluslararası Ceza Komisyonu"na teslimini ve "kurtarma" rejiminin dağıtılmasını kapsıyor.

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
TT

Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA

Şarku'l-Avsat, Bahreyn'in başkenti Manama'da geçen yıl 20 Ocak'ta Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ile Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu arasında imzalanan anlaşmanın metnine ulaştı.  Bu konuyla ilgili sızıntılar ilk kez yerel Es-Sudani gazetesi aracılığıyla ortaya çıktığında, haberi doğrulayanlar ve yalanlayanlar arasında yoğun tartışmalar yaşandı.

22 maddeden oluşan anlaşma, "Hızlı Destek" ile birlikte ulusal bir ordunun kurulmasını, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından arananların tutuklanmasını ve ülkeyi son 30 yıldır yöneten İslamcı rejimin yıkılmasını öngörüyor.

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşma, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi ve savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunmasının gerekliliğini öngörüyor.

İslamcıların rahatsızlığı

Kebbaşi-Daklu müzakerelerine ilişkin haberin yayılmasının ardından, "Savaşın devamını isteyenler" olarak İslamcılar ve onların iktidara dönüşünü destekleyenler, Kebbaşi'ye karşı şiddetli ve eleştirel bir kampanya başlattı. Diğer taraftan, anlaşma haberini yalanlamak için başka bir kampanya başlatıldı. Müzakerelere ilişkin haberi ne Kebbaşi ne de resmi ordu sözcüsü yalanladı; antlaşmanın imzalanmasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen ve yerel ve uluslararası medyada ve sosyal medyada bu haber yoğun bir şekilde dolaşıma girmesine rağmen sessiz kaldılar.

Sivil güçler, Kebbaşi'nin Manama'da Orgeneral Daklu ile anlaşma imzalamasının ardından yaptığı açıklamalar karşısında şaşkınlıklarını dile getirdi. Kebbaşi geçtiğimiz hafta Beyaz Nil Eyaleti'ndeki "18. Piyade Tümeni" askerlerine hitaben yaptığı konuşmada, özellikle "sivil güçler" ile "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri" koalisyonunu eleştirdi ve onları "paralı askerler, elçilik ajanları" ve "Hızlı Destek Kuvvetleri’nin siyasi kuluçka merkezi" olmakla suçladı.

FOTO: Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)
Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) koalisyonunun bir sözcüsü Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Kebbaşi'den Abdurrahim Daklu ile imzaladığı anlaşma hakkında Sudanlıları "bilgilendirmesini" beklediklerini söyledi.

Anlaşma metnini sızdırmakla suçlanmamak için isminin açıklanmamasını isteyen sözcü, Kebbaşi'nin açıklamalarını "utanç verici" olarak nitelendirdi. Sözcü: "Biz kendisinden farklı açıklamalar bekliyorduk ama o, gerçekleri halka açıklamak yerine sivil güçlere saldırdı. Manama ziyareti ve Daklu ile bir anlaşmaya imza atmasının ardından halkı aydınlatması kendisi için daha iyi ve onurlu olurdu. Kebbaşi, sivil güçlerin savaşı durdurmak için uluslararası ve bölgesel topluluklardan yardım istemek amacıyla kamuya açık herhangi bir şey yapmasını yasakladı. Ancak “düşman” olarak nitelendirdiği “milisleri” destekleyen ülkelerin huzurunda, kendisine Hızlı Destek Kuvvetleri ile “gizlice” müzakere yapma ve imzaladığı anlaşmadan geri çekilme izni verdi."

Anlaşmanın detayları

Şarku'l Avsat'ın elde ettiği metne göre, Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu, Bahreyn başkentinde (Manama) geçtiğimiz 6 ve 18 Ocak'ta görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler 22 maddelik bir anlaşmanın imzalanmasıyla sona erdi.

İki yetkili, anlaşmanın 7. maddesi uyarınca, siyasi bağlılık veya ideolojik yönelim olmaksızın, tüm askeri güçlerden, yani Hızlı Destek, silahlı kuvvetler ve silahlı mücadele hareketlerinden oluşan profesyonel ve ulusal bir ordu inşa etme konusunda anlaştılar. Bu ordu, düzenli güvenlik güçlerini (polis ve istihbarat servisleri) inşa edip yeniden kurmanın ve Sudanlılar arasında fırsatların adil dağılımı ilkesini benimsemenin yanı sıra, idari ve partizan her düzeyde Sudanlı çeşitliliğini ifade ediyor.

Kebbaşi ve Daku'nun "paraf" atarak imzaladığı anlaşmanın 11. maddesinde "30 Haziran rejiminin yıkılması" öngörülüyor. 17. ve 18. maddelerde, savaştan sonra hapishanelerden kaçan, yani “kurtarma” rejiminin destekçileri olan sanıkların yeniden tutuklanması ve aralarında eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, yardımcısı Ahmed Harun ve başkaları da dahil olmak üzere arananların Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim edilmesi ve mahkemeye getirilmesi vurgulandı. Anlaşma, tüm siyasi aktörlerin katılacağı geniş kapsamlı bir ulusal diyalog düzenlenmesini onaylıyor. Ancak, "Ulusal Kongre Partisi ve ona bağlı İslami Hareket" kapsam dışı tutularak, bu grupların geçiş döneminden izole edilmesi öngörüldü.

FOTO: Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)
Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşmada, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi, savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunması gerekliliği, nefret söylemiyle mücadele, geçiş dönemine ilişkin olarak adalet, hesap verebilirlik, zararın onarılması ve tazminat prensiplerini benimseme, savaşın neden olduğu yıkımın yeniden inşası ve ülkenin birliğini ve federal yönetimi koruma ihtiyacı vurgulanmıştır.

Anlaşma, Sudan krizini bir güvenlik, politik, sosyal ve kültürel kriz olarak tanıyan temel prensipleri benimsemiştir. Savaşın neden olduğu büyük insan kayıplarını ve eşi benzeri görülmemiş insanlık dramını, altyapının tahribatını ve ülkenin ekonomik kaynaklarının israf edilmesini tanıyan temel prensipleri içermektedir. Hem Kebbaşi hem de Daklu, çatışmayı diyalog yoluyla adil ve sürdürülebilir bir şekilde çözme, savaşları ve çatışmaları köklerine değinerek sona erdirme ve güç ve zenginliğin adil paylaşımını sağlayan bir yönetim çerçevesi üzerinde anlaşmaya varma isteklerini dile getirdiler. Anlaşma, temelde "halkın temel güç kaynağı olduğu" prensibini benimsemekte, eşit vatandaşlığı güvence altına almakta ve "Cidde Bildirgesi"ni sivilleri koruma konusunda referans almaktadır.

Anlaşma, "nefret söylemi ve ayrımcılığa karşı mücadele" prensibini kabul etmekte, "hukuki reform paketi" üzerinde mutabakata varmakta, "barışçıl bir arada yaşamı teşvik etmek, başkalarını kabul ve saygıyı güçlendirmek" gibi politikaları benimsemekte, geçiş döneminde "hesap verebilirlik, gerçeklik ve uzlaşma" içeren geçiş adaleti ilkesini onaylamakta, zararın onarılması, kurumsal reformlar, barışçıl siyasi faaliyet prensibi, tüm şiddet, aşırıcılık, anayasa dışı yöntemlere başvurma ve demokratik düzeni zayıflatma türündeki faaliyetleri suç saymaktadır. Anlaşma, dengeli bir dış politika izleme, ülkenin üst düzey çıkarlarını garanti eden bir politika benimseme ve bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği destekleme, komşuluk ilişkilerini iyileştirme ve terörizmle mücadeleyi teşvik etme konularında çağrı yapıyor.

Kaynağa göre "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri", Kebbaşi'nin "önemli bir anlaşma"yı halka sunması bekleniyordu. Sözcü şunları söyledi: "Bu anlaşmanın çok önemli olduğunu ve Sudan'ın ulusal davasına hizmet ettiğini görüyoruz. Kebbaşi'nin buna devam edeceğini umuyorduk, ancak o birtakım bahanelerle özür dileyerek üçüncü turdan çekildi." Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, kapsamlı ve adil bir barış anlaşmasına ulaşmak, ateşkese son vermek ve savaşların ardından sivil yolu yeniden kazanmak için krizin çözümü ve savaşın durdurulması konusunda tek seçeneklerinin diyalog olduğunu düşünüyor.



Ürdün'de terör saldırısı: Bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti, bir polis yaralandı

Ürdün'ün başkenti Amman (AFP)
Ürdün'ün başkenti Amman (AFP)
TT

Ürdün'de terör saldırısı: Bir güvenlik görevlisi hayatını kaybetti, bir polis yaralandı

Ürdün'ün başkenti Amman (AFP)
Ürdün'ün başkenti Amman (AFP)

Ürdünlü kaynaklar, daha önce terör suçlarından hüküm giymiş bir kişinin gerçekleştirdiği terör saldırısında bir Ürdün güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini, bir kişinin de  yaralandığını, saldırganın ise ağır yaralandığını bildirdi.

Saldırgan, başkentin batısındaki Yedinci Daire bölgesinde bulunan yabancı büyükelçiliklerden birinin önünden geçtiği sırada elindeki kesici aletlerle saldırısını gerçekleştirdi. İlk güvenlik görevlisine aniden saldırarak boynundan bıçaklayan saldırgan, görevlinin silahını almaya çalıştı. Saldırganı yakalamaya çalışan ikinci bir güvenlik görevlisi de olay sırasında yaralandı.

Güvenlik görevlilerine yönelik saldırı, Ürdün makamlarında, terör örgütleri tarafından eleman temin edilerek eğitilen ve dışarıdan talimat alan kişilerin "yalnız kurt" saldırılarına yeniden başvurabileceği yönündeki endişeleri gündeme getirdi.

Bir büyükelçiliğin önünde güvenlik görevlilerine düzenlenen saldırının, daha önceki terör eylemlerinden bağımsız olmadığı değerlendiriliyor. Bu saldırılardan sonuncusunda, Humud Kilisesi’nde yaşanan faciada 9 kişi hayatını kaybetmiş, 40 kişi yaralanmıştı.

İlgili makamlar soruşturmayı başlatırken Amman'daki ana yollar trafiğe kapatıldı. Kentte yoğun trafik sıkışıklığı yaşanırken, saldırganla bağlantılı olabilecek başka kişilerin bulunması amacıyla arama ve tarama faaliyetlerinin sürdürüldüğü değerlendiriliyor.

Ürdün Emniyet Müdürlüğünden açıklama

Ürdün Kamu Güvenliği Müdürlüğü, perşembe günü yaptığı açıklamada, başkent Amman'daki Medine Caddesi'nde meydana gelen ve terör saldırısı olarak nitelendirilen olayda bir güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini, bir polis memurunun da yaralandığını duyurdu.

Müdürlüğün medya sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, saat 12.20'de bir kişinin Kamu Güvenliği Müdürlüğü personelinden birine aniden saldırarak kesici bir aletle bıçakladığı belirtildi. Olay üzerine bölgeye derhal bir güvenlik devriyesinin müdahale ettiği, ekiplerin saldırganı etkisiz hale getirerek gözaltına aldığı kaydedildi.

Açıklamada, saldırganla yaşanan arbede sırasında devriye ekibindeki polis memurunun yüzünden yaralandığı ifade edildi. Bıçaklanan güvenlik görevlisinin hastaneye kaldırıldığı ancak aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybettiği, yaralı polis memurunun sağlık durumunun ise stabil olduğu bildirildi.

Kamu Güvenliği Müdürlüğü, saldırganın sorgulanmaya başlandığını ve ilk soruşturma bulgularının, şüphelinin güvenlik güçlerine yönelik bir terör eylemi gerçekleştirmeyi planladığını gösterdiğini açıkladı.


Hudeyde Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Sahil cephesinde çatışmalar en şiddetli aşamasında, devleti yeniden tesis etmekte kararlıyız

Vali Hasan Tahir, daha önce Hays bölgesinde yaşanan çatışmalar sırasında (Sosyal medyada paylaşılan fotoğraf)
Vali Hasan Tahir, daha önce Hays bölgesinde yaşanan çatışmalar sırasında (Sosyal medyada paylaşılan fotoğraf)
TT

Hudeyde Valisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Sahil cephesinde çatışmalar en şiddetli aşamasında, devleti yeniden tesis etmekte kararlıyız

Vali Hasan Tahir, daha önce Hays bölgesinde yaşanan çatışmalar sırasında (Sosyal medyada paylaşılan fotoğraf)
Vali Hasan Tahir, daha önce Hays bölgesinde yaşanan çatışmalar sırasında (Sosyal medyada paylaşılan fotoğraf)

Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir, Yemen’in batı kıyısındaki cephelerde çatışmaların “en şiddetli aşamasında” olduğunu belirterek, önümüzdeki günlerde sahadaki gelişmelere ilişkin sevindirici haberler alınabileceğini söyledi. Tahir ayrıca, Aden, Lahic ve Ebyen vilayetlerinde kayıt altına alınan yerinden edilmiş kişilerin sayısının 7 bin 435’e ulaştığını, kayıt işlemleri tamamlanmamış ailelere ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirtti.

gbyuj
Hudeyde Valisi Dr. Hasan Tahir, daha önce Huha kentini ziyareti sırasında (SABA)

Tahir, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamada, Yemen güçlerinin Husilerin kontrolüne geçen bölgeleri geri almak için ilerleyişini sürdürdüğünü belirtti. Askerî harekâtın yalnızca batı kıyısındaki ilçelerin geri alınmasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Tahir, hedeflerinin devlet kurumlarını yeniden tesis etmek ve Yemen topraklarının tamamında devlet otoritesini sağlamak olduğunu ifade etti. Tahir, bu süreçte Suudi Arabistan’ın desteğinin bulunduğunu kaydetti.

İran Devrim Muhafızları’nın desteğini alan Husilerin, geçen 10 Eylül’de batı kıyısındaki bazı bölgeleri, özellikle stratejik öneme sahip el-Muha Limanı’nı ele geçirdiği, ardından Zubab ve Babülmendeb bölgelerine doğru ilerlediği belirtildi. Yemen silahlı kuvvetlerinin daha sonra inisiyatifi yeniden ele alarak söz konusu bölgelerin geniş bir bölümünü geri aldığı kaydedildi.

Yemen hükümetinin geçen ekim ayı başında duyurduğu “Yemen Şafağı” operasyonu kapsamında, Hudeyde vilayetinin geri kalan ilçelerinin kontrolünü sağlamak amacıyla şiddetli çatışmaların devam ettiği bildirildi.

Sahil cephesinde çatışmalar en şiddetli aşamada

Vali Tahir, “Şu anda çatışmalar son derece şiddetli; taraflar zaman zaman ilerleme ve geri çekilme yaşıyor” ifadelerini kullandı.

Tahir, “İnşallah önümüzdeki iki gün içinde bu saldırgan grubun püskürtülmesine ilişkin sevindirici haberler alacaksınız” dedi.

Suudi Arabistan’ın desteğine övgüde bulunan Tahir, Krallığın “Yemen halkının kardeşi ve dayanağı olduğunu, her koşulda Yemenlilerin yanında durduğunu” ifade etti.

ghyuj
Yemen’deki meşru hükümete bağlı güçler, Aden-Muha yolu üzerinde ilerlerken (AP)

Tahir, “Yalnızca ayrıldığımız bölgelere dönmekle yetinmeyeceğiz. Suudi Arabistanlı kardeşlerimizin desteğiyle, Yemen topraklarının tamamı özgürleştirilene kadar ilerlemeyi sürdüreceğiz” dedi.

Üç vilayette 7 bin 435 yerinden edilmiş kişi

Tahir, Aden, Lahic ve Ebyen vilayetlerinde kayıt altına alınan yerinden edilmiş kişilerin sayısının 7 bin 435’e ulaştığını ve bu rakamın toplam yerinden edilmiş nüfusun yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğunu açıkladı. Yetkili kurumların, henüz kayıt altına alınmamış ailelerin işlemlerini tamamlamak üzere bilgi toplamayı sürdürdüğünü belirtti.

Yerinden edilenlerin büyük bölümünün, vilayetin geçici başkenti konumundaki Huha ilçesinin yanı sıra Hays ve el-Muha’dan ayrıldığını kaydeden Tahir, yaklaşık 4 bin kişinin Aden’e yerleştiğini söyledi.

rgth
Husilerin el-Muha’yı ele geçirmesinin ardından binlerce aile yaşadıkları bölgeleri terk etmek zorunda kaldı (AFP)

Yerel yönetimlerin, kayıt işlemlerinin kolaylaştırılması ve yardımların dağıtılması amacıyla Aden, Lahic ve Ebyen valileriyle koordinasyon içinde çalıştığını belirten Tahir, acil durum birimleri ve toplum komitelerinin de sürece katıldığını kaydetti.

Tahir, yerinden edilenlere gerekli kolaylıkları sağlayan söz konusu vilayetlerin yerel yönetimlerine teşekkür etti.

Nakdi ve insani yardımlar

Tahir, hak sahiplerine yönelik nakdi yardımların, isim listelerinin güncellenmesi ve bilgilerin düzeltilmesinin ardından önümüzdeki iki gün içinde dağıtılmasının beklendiğini açıkladı.

Listelerin para transfer şirketlerine gönderileceğini belirten Tahir, hak sahiplerine ödemelerini alabilmeleri için kısa mesaj yoluyla bilgilendirme yapılacağını söyledi. Tahir, ödemelerin bu sistem üzerinden gerçekleştirileceğini, yerel yönetimlerin doğrudan para tesliminde veya dağıtım sürecine müdahil olmayacağını vurguladı.

Aden’deki Tevahi, Sire, Mansura, Mualla ve Hur Mekser ilçelerine ait listelerde yaklaşık bin 70 hak sahibinin bulunduğunu belirten Tahir, isimlerin incelenmesi sürecinin tamamlanması nedeniyle ödemelerin başlamasında gecikme yaşandığını kaydetti.

gh
Yemen hükümet güçleri, Babülmendeb bölgesinde Husilerin kontrolünde kalan son noktaları da ele geçirmeyi hedefliyor (Askerî medya)

Vali, yerinden edilenlerin başlıca insani ihtiyaçlarının barınma, gıda ve nakdi yardım olduğunu belirtti. Hükümetin desteğin bir bölümünü sağladığını ifade eden Tahir, yerel yardım kuruluşlarının da ilgili makamlarla koordinasyon içinde kamplara ve yerinden edilmiş kişilerin toplandığı bölgelere ulaşmak için çalışmalar yürüttüğünü kaydetti.

Kral Selman Yardım Merkezi'nin rolü

Tahir, Kral Selman İnsani Yardım ve Çalışmalar Merkezi'nin (KSrelief) faaliyetlerine de övgüde bulunarak, merkezin Hudeyde halkına hem kriz dönemlerinde hem de normal koşullarda destek verdiğini söyledi.

Merkezin yaklaşık 5 bin gıda kolisi sağladığını belirten Tahir, bunlardan 2 bin 450'sinin yerel ortağı Yemeni Vakfı aracılığıyla bölgeye ulaştırıldığını ve farklı vilayetlerden gelen yerinden edilmiş kişilerin bulunduğu kamplara dağıtıldığını belirtti.

Yerinden edilenlerin dönüşü yakın

Husilere yönelik mesajında Tahir, halkın zorla yerinden edilmesinin, kendi ifadesiyle, bölge sakinlerinin maruz kaldığı baskı ve ihlalleri ortaya koyduğunu söyledi. Çok sayıda kişinin bu uygulamalara maruz kalma veya çocuklarının çatışmalara katılmaya zorlanması korkusuyla yaşadıkları bölgeleri terk ettiğini ifade etti.

dgthyju
Yemen hükümet güçlerine mensup askerler, Husilerin kuşatması altındaki Taiz kentinde bir askerî araç üzerinde (AFP)

Vali, yerinden edilmenin yaşandığı bölgelerin sakinlerine seslenerek, “İnşallah yakında geri döneceksiniz ve bu saldırgan grup püskürtülecek” ifadelerini kullandı.

Tahir, Yemen güçlerinin ülkenin bütün topraklarını yeniden kontrol altına alana kadar mücadelesini sürdüreceğini yineledi.


Selam, Lübnan’ın “sonuçsuz bir maceraya” sürüklenmesi konusunda uyarıda bulundu

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Başbakan Nevvaf Selam’ı kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Başbakan Nevvaf Selam’ı kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Selam, Lübnan’ın “sonuçsuz bir maceraya” sürüklenmesi konusunda uyarıda bulundu

Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Başbakan Nevvaf Selam’ı kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Başbakan Nevvaf Selam’ı kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, “Lübnan’ın dış çıkarlar uğruna yeniden anlamsız bir maceraya sürüklenmesi ve ülkenin sonuçlarına katlanma imkânına sahip olmadığı çatışmalara dahil edilmesi” konusunda uyarıda bulundu.

Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile görüşmesinin ardından açıklamalarda bulunan Selam, “Bölgede savaşın yeniden başlama riskleri karşısında Lübnan’ın yeni bir savaşa sürüklenmesini reddediyoruz” dedi. Selam, “Savaş ve barış kararının münhasıran devletin ve anayasal kurumlarının elinde olması gerektiğini” vurguladı.

Lübnan Cumhurbaşkanlığı ise Cumhurbaşkanı Avn’ın Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi’yi telefonla arayarak Lübnan’ın Yemen devletinin egemenliğine verdiği önemi ilettiğini duyurdu.

Selam ayrıca, Hizbullah’ın Yemen’deki operasyonlara katılımına işaret ederek, Lübnan’ın Arap ülkelerinin iç işlerine yönelik her türlü müdahalesini kınadı.