Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Anlaşma birleşik bir ordunun kurulmasını, aranan kişilerin "Uluslararası Ceza Komisyonu"na teslimini ve "kurtarma" rejiminin dağıtılmasını kapsıyor.

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
TT

Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA

Şarku'l-Avsat, Bahreyn'in başkenti Manama'da geçen yıl 20 Ocak'ta Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ile Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu arasında imzalanan anlaşmanın metnine ulaştı.  Bu konuyla ilgili sızıntılar ilk kez yerel Es-Sudani gazetesi aracılığıyla ortaya çıktığında, haberi doğrulayanlar ve yalanlayanlar arasında yoğun tartışmalar yaşandı.

22 maddeden oluşan anlaşma, "Hızlı Destek" ile birlikte ulusal bir ordunun kurulmasını, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından arananların tutuklanmasını ve ülkeyi son 30 yıldır yöneten İslamcı rejimin yıkılmasını öngörüyor.

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşma, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi ve savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunmasının gerekliliğini öngörüyor.

İslamcıların rahatsızlığı

Kebbaşi-Daklu müzakerelerine ilişkin haberin yayılmasının ardından, "Savaşın devamını isteyenler" olarak İslamcılar ve onların iktidara dönüşünü destekleyenler, Kebbaşi'ye karşı şiddetli ve eleştirel bir kampanya başlattı. Diğer taraftan, anlaşma haberini yalanlamak için başka bir kampanya başlatıldı. Müzakerelere ilişkin haberi ne Kebbaşi ne de resmi ordu sözcüsü yalanladı; antlaşmanın imzalanmasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen ve yerel ve uluslararası medyada ve sosyal medyada bu haber yoğun bir şekilde dolaşıma girmesine rağmen sessiz kaldılar.

Sivil güçler, Kebbaşi'nin Manama'da Orgeneral Daklu ile anlaşma imzalamasının ardından yaptığı açıklamalar karşısında şaşkınlıklarını dile getirdi. Kebbaşi geçtiğimiz hafta Beyaz Nil Eyaleti'ndeki "18. Piyade Tümeni" askerlerine hitaben yaptığı konuşmada, özellikle "sivil güçler" ile "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri" koalisyonunu eleştirdi ve onları "paralı askerler, elçilik ajanları" ve "Hızlı Destek Kuvvetleri’nin siyasi kuluçka merkezi" olmakla suçladı.

FOTO: Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)
Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) koalisyonunun bir sözcüsü Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Kebbaşi'den Abdurrahim Daklu ile imzaladığı anlaşma hakkında Sudanlıları "bilgilendirmesini" beklediklerini söyledi.

Anlaşma metnini sızdırmakla suçlanmamak için isminin açıklanmamasını isteyen sözcü, Kebbaşi'nin açıklamalarını "utanç verici" olarak nitelendirdi. Sözcü: "Biz kendisinden farklı açıklamalar bekliyorduk ama o, gerçekleri halka açıklamak yerine sivil güçlere saldırdı. Manama ziyareti ve Daklu ile bir anlaşmaya imza atmasının ardından halkı aydınlatması kendisi için daha iyi ve onurlu olurdu. Kebbaşi, sivil güçlerin savaşı durdurmak için uluslararası ve bölgesel topluluklardan yardım istemek amacıyla kamuya açık herhangi bir şey yapmasını yasakladı. Ancak “düşman” olarak nitelendirdiği “milisleri” destekleyen ülkelerin huzurunda, kendisine Hızlı Destek Kuvvetleri ile “gizlice” müzakere yapma ve imzaladığı anlaşmadan geri çekilme izni verdi."

Anlaşmanın detayları

Şarku'l Avsat'ın elde ettiği metne göre, Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu, Bahreyn başkentinde (Manama) geçtiğimiz 6 ve 18 Ocak'ta görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler 22 maddelik bir anlaşmanın imzalanmasıyla sona erdi.

İki yetkili, anlaşmanın 7. maddesi uyarınca, siyasi bağlılık veya ideolojik yönelim olmaksızın, tüm askeri güçlerden, yani Hızlı Destek, silahlı kuvvetler ve silahlı mücadele hareketlerinden oluşan profesyonel ve ulusal bir ordu inşa etme konusunda anlaştılar. Bu ordu, düzenli güvenlik güçlerini (polis ve istihbarat servisleri) inşa edip yeniden kurmanın ve Sudanlılar arasında fırsatların adil dağılımı ilkesini benimsemenin yanı sıra, idari ve partizan her düzeyde Sudanlı çeşitliliğini ifade ediyor.

Kebbaşi ve Daku'nun "paraf" atarak imzaladığı anlaşmanın 11. maddesinde "30 Haziran rejiminin yıkılması" öngörülüyor. 17. ve 18. maddelerde, savaştan sonra hapishanelerden kaçan, yani “kurtarma” rejiminin destekçileri olan sanıkların yeniden tutuklanması ve aralarında eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, yardımcısı Ahmed Harun ve başkaları da dahil olmak üzere arananların Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim edilmesi ve mahkemeye getirilmesi vurgulandı. Anlaşma, tüm siyasi aktörlerin katılacağı geniş kapsamlı bir ulusal diyalog düzenlenmesini onaylıyor. Ancak, "Ulusal Kongre Partisi ve ona bağlı İslami Hareket" kapsam dışı tutularak, bu grupların geçiş döneminden izole edilmesi öngörüldü.

FOTO: Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)
Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşmada, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi, savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunması gerekliliği, nefret söylemiyle mücadele, geçiş dönemine ilişkin olarak adalet, hesap verebilirlik, zararın onarılması ve tazminat prensiplerini benimseme, savaşın neden olduğu yıkımın yeniden inşası ve ülkenin birliğini ve federal yönetimi koruma ihtiyacı vurgulanmıştır.

Anlaşma, Sudan krizini bir güvenlik, politik, sosyal ve kültürel kriz olarak tanıyan temel prensipleri benimsemiştir. Savaşın neden olduğu büyük insan kayıplarını ve eşi benzeri görülmemiş insanlık dramını, altyapının tahribatını ve ülkenin ekonomik kaynaklarının israf edilmesini tanıyan temel prensipleri içermektedir. Hem Kebbaşi hem de Daklu, çatışmayı diyalog yoluyla adil ve sürdürülebilir bir şekilde çözme, savaşları ve çatışmaları köklerine değinerek sona erdirme ve güç ve zenginliğin adil paylaşımını sağlayan bir yönetim çerçevesi üzerinde anlaşmaya varma isteklerini dile getirdiler. Anlaşma, temelde "halkın temel güç kaynağı olduğu" prensibini benimsemekte, eşit vatandaşlığı güvence altına almakta ve "Cidde Bildirgesi"ni sivilleri koruma konusunda referans almaktadır.

Anlaşma, "nefret söylemi ve ayrımcılığa karşı mücadele" prensibini kabul etmekte, "hukuki reform paketi" üzerinde mutabakata varmakta, "barışçıl bir arada yaşamı teşvik etmek, başkalarını kabul ve saygıyı güçlendirmek" gibi politikaları benimsemekte, geçiş döneminde "hesap verebilirlik, gerçeklik ve uzlaşma" içeren geçiş adaleti ilkesini onaylamakta, zararın onarılması, kurumsal reformlar, barışçıl siyasi faaliyet prensibi, tüm şiddet, aşırıcılık, anayasa dışı yöntemlere başvurma ve demokratik düzeni zayıflatma türündeki faaliyetleri suç saymaktadır. Anlaşma, dengeli bir dış politika izleme, ülkenin üst düzey çıkarlarını garanti eden bir politika benimseme ve bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği destekleme, komşuluk ilişkilerini iyileştirme ve terörizmle mücadeleyi teşvik etme konularında çağrı yapıyor.

Kaynağa göre "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri", Kebbaşi'nin "önemli bir anlaşma"yı halka sunması bekleniyordu. Sözcü şunları söyledi: "Bu anlaşmanın çok önemli olduğunu ve Sudan'ın ulusal davasına hizmet ettiğini görüyoruz. Kebbaşi'nin buna devam edeceğini umuyorduk, ancak o birtakım bahanelerle özür dileyerek üçüncü turdan çekildi." Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, kapsamlı ve adil bir barış anlaşmasına ulaşmak, ateşkese son vermek ve savaşların ardından sivil yolu yeniden kazanmak için krizin çözümü ve savaşın durdurulması konusunda tek seçeneklerinin diyalog olduğunu düşünüyor.



Irak... Baskılara yanıt vermek ile dengeyi yeniden sağlamak arasında ez-Zeydi’nin görevden almaları

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, hükümet üyelerinin onaylanması için düzenlenen parlamento oturumuna katıldı, Bağdat, 15 Ekim 2026. (Reuters)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, hükümet üyelerinin onaylanması için düzenlenen parlamento oturumuna katıldı, Bağdat, 15 Ekim 2026. (Reuters)
TT

Irak... Baskılara yanıt vermek ile dengeyi yeniden sağlamak arasında ez-Zeydi’nin görevden almaları

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, hükümet üyelerinin onaylanması için düzenlenen parlamento oturumuna katıldı, Bağdat, 15 Ekim 2026. (Reuters)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, hükümet üyelerinin onaylanması için düzenlenen parlamento oturumuna katıldı, Bağdat, 15 Ekim 2026. (Reuters)

Rüstem Mahmud

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin, Ulusal İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri ile Başbakanlık Ofisi Müdürü İhsan el-Avadi’yi de kapsayan bir dizi görevden alma kararı, bu adımların arka planına ilişkin çeşitli soruları gündeme getirdi. Söz konusu kararların, Irak’ı çevreleyen ciddi bölgesel gerilimlerin ve İran’a yakın Şii silahlı grupların silahsızlandırılması konusundaki keskin anlaşmazlıklar nedeniyle ülkedeki iç kutuplaşmanın derinleştiği bir dönemde alınması dikkat çekti.

Bu çerçevede, Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın üst düzey bir Iraklı siyasi kaynak, kararların alınmasına zemin hazırlayan koşullara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Muhammed Şiya es-Sudani hükümetinde önemli bir görev üstlenmiş olan kaynak, Al Majalla’ye yaptığı açıklamada, İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın görevden alınmasının bir yönüyle, Koordinasyon Çerçevesi içindeki siyasi bileşenler arasında üst düzey güvenlik makamlarının dağılımında yeniden denge sağlama ihtiyacıyla bağlantılı olduğunu belirtti. Kaynak, özellikle Kanun Devleti Koalisyonu’na bağlı Yaser el-Maliki’nin İçişleri Bakanlığı görevine getirilmesinin ardından bu ihtiyacın öne çıktığını ifade etti. Kaynağa göre görevden alma kararı, İstihbarat Teşkilatı’nın Irak’tan komşu ülkelere yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını engelleyememesi üzerine de alınmış olabilir. Başbakanlık Ofisi Müdürü’nün görevden alınmasını ise ez-Zeydi’ye yönelik bölgesel ve Amerikan baskıları ile tavsiyelerine bağlayan kaynak, bu çevrelerin el-Avadi’yi, ikili görüşmelerin tüm ayrıntılarını Irak’ın iç işlerine müdahil olan bölgesel bir ülkeye aktaran isim olarak gördüğünü kaydetti.

Köklü güvenlik değişiklikleri

Başbakanın mevcut adımları köklü ve kapsamlı olsa da ekim ayının başında başlattığı sürecin devamı niteliğinde. Ez-Zeydi, ekim ayının başlarında Başbakanlık Ofisi’nde görev yapan yaklaşık 70 danışman, uzman ve özel personelin sözleşmelerini feshetmişti. Söz konusu kişiler, ülkedeki en hassas alanlarda Başbakanlık kurumlarını ve bu kurumların denetim mekanizmalarını yönetiyordu. Bu alanlar arasında güvenlik, sağlık, eğitim, dış ilişkiler, ekonomi politikaları, Başbakanlık ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasındaki ilişkiler ve vilayetlerle ilişkiler yer alıyordu. Ez-Zeydi, bu isimlerin yerine ülkenin başlıca toplumsal ve siyasi kesimlerini temsil eden dört yardımcısını atadı. Her birine ülkedeki önemli bir idari dosyanın takibini üstlenme görevi verdi.

Bu gelişmeler, ez-Zeydi’nin geçtiğimiz temmuz ayının ortalarında güvenlik ve askerî alanlarda aldığı ve bu iki hassas dosyanın denetiminde ‘Başbakanlığın merkezî rolünü’ artırmayı amaçlayan bir dizi kararın ardından geldi. Ez-Zeydi, ülkenin üç üst düzey güvenlik kurumunun denetimini birleştirerek Irak Anayasası uyarınca Silahlı Kuvvetler Başkomutanı sıfatıyla bunları kendi ofisine bağladı. Bu kapsamda, o dönemde kamuoyuna açıklanmayan iç düzenlemelerle Müşterek Harekât Komutanlığı Ofisi, Başkomutanın Özel Ofisi ve Ulusal Harekât Merkezi’ni kendisine bağlı tek bir ofis altında birleştirme kararı aldı. Yeni ofisin görevi; İçişleri ve Savunma bakanlıkları, İstihbarat Teşkilatı, Ulusal Güvenlik Teşkilatı, Terörle Mücadele Kurumu, Haşdi Şabi Komisyonu, Sınır Kapıları Komisyonu ve Askerî Sanayileşme Kurumu’nun çalışmalarını denetlemek ve takip etmek olacaktı. Başbakanlık, ilgili bakanlıklar ve kurumların yanı sıra Ulusal Güvenlik Danışmanlığı Ofisi gibi bağlantılı birimlere de söz konusu idari talimatı göndererek bu doğrultuda hareket etmelerini istedi. Ez-Zeydi daha sonra Terörle Mücadele Kurumu Başkanlığı ve Federal Polis teşkilatında yeni atamalar yaptı. Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Araci ile Ulusal Güvenlik Teşkilatı Başkanı Abdulkerim el-Basri’yi görevden alan ez-Zeydi, Kasım el-Abudi’yi Ulusal Güvenlik Danışmanı, Basim el-Bedri’yi ise Ulusal Güvenlik Teşkilatı Başkanı olarak atadı.

Şarku’l Avast’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Başbakanın yeni kararları daha köklü adımlar içeriyordu. Bu kapsamda İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri’nin görevine derhal son verildi ve yerine yeni bir isim atanana kadar görevlerini bizzat başbakanın üstleneceği açıklandı. Şatri, mevcut görevinin yanı sıra Irak’ın Suriye Özel Temsilcisi olarak da görev yapıyordu. Beşşar Esed rejiminin devrilmesinin ardından Bağdat ile Şam arasındaki ilişkilerin normalleşmesinde ve gerginliğin azaltılmasında önemli bir rol oynamıştı. Ancak görevden alınması, ez-Zeydi’nin Suriye ve Lübnan’a gerçekleştireceği ziyaretlerden yalnızca birkaç gün önce geldi. Ez-Zeydi ayrıca, Başbakanlık Ofisi Müdürü İhsan el-Avadi’yi görevden alarak bu göreve, daha önce Ticaret Bakanlığı bünyesinde idari bir görev yürüten Reşad Halef Haşim’i atadı. Bakanlık düzeyinde bir statüye sahip olan Başbakanlık Ofisi Müdürlüğü görevindeki el-Avadi, Koordinasyon Çerçevesi içindeki güçlere yakınlığıyla tanınıyordu. Teknokrat bir isim olarak değerlendirilen Haşim ise Irak Ticaret Bakanlığı Şirketler Sicili Dairesi Müdürü olarak görev yapıyordu.

cdf
Irak Başbakanlık Ofisi Müdürü (sağda) ve İran’ın Bağdat Büyükelçisi Muhammed Kazım Sadık, 11 Temmuz 2023 tarihinde Bağdat’ta düzenlenen törende imzalanan ikili anlaşmaları birbirlerine teslim ederken (AFP)

Bu gelişmelerle bağlantılı olarak, Irak’ın güneyindeki Meysan İl Meclisi Başkanı Mustafa Duveyr, Başbakanın İran sınırındaki Şeyb Sınır Kapısı’nı kapatma kararını reddettiğini açıkladı. Kararın başbakanın yetkilerini aştığını savunan Duveyr, vilayetteki ana yolları kapatma ve hatta sivil itaatsizliğe başvurma tehdidinde bulundu. Ayrıca başbakanı dolaylı olarak Amerikan talimatlarına boyun eğmekle suçladı. Ez-Zeydi’yi başbakanlık makamına taşıyan Koordinasyon Çerçevesi’nin başlıca bileşenlerinden Bedir Örgütü, Duveyr’e destek verdi. Ancak Irak mahkemelerinden biri Duveyr hakkında tutuklama kararı çıkardı. Gözlemciler, Duveyr’in açıklamalarını ve Bedir Örgütü’nün bu açıklamalara verdiği desteği, Irak Başbakanı’nın ülke içindeki İran nüfuzunu sınırlandırma girişimlerine karşı İran’ın kendi araçlarını harekete geçirme çabası olarak değerlendirdi. Duveyr, yayımladığı bir açıklamada yargının karşısına çıkmayı kabul ettiğini belirtirken, Şeyb Sınır Kapısı’nın kapatılmasına karşı tutumunu yineledi. Duveyr, “Meysan Harekât Komutanlığı’nın hakkımdaki tutuklama kararını uygulamak üzere harekete geçirilmesine gerek yok. Çünkü ben bir suçlu ya da kanun kaçağı değilim; Meysan vilayetinin yasama organını temsil ediyorum. Ben devlet adamıyım, köklü ve saygın bir aşiretin mensubuyum. Ayrıca saygın bir siyasi ve cihatçı yapıya mensubum” ifadelerini kullandı.

Karar alma süreçlerinin merkezileştirilmesi ve denge oluşturulması

Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın olan ve önceki hükümette üst düzey bir görev üstlenmiş Iraklı siyasi kaynak, Al Majalla’ye yaptığı açıklamada, başbakanın yeni kararlarının arka planını ve hangi koşullarda alındığını değerlendirdi. Kaynak, kararların birbirinden ayrılarak ele alınması gerektiğini vurgulayarak, bunların tek bir çerçevede değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti ve şu ifadeleri kullandı: “İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı açısından bakıldığında, bu kararın bir yönüyle Koordinasyon Çerçevesi içindeki güçler arasında yeniden denge sağlama ihtiyacına yanıt olarak alındığı görülüyor. Zira Kanun Devleti Koalisyonu, İçişleri Bakanlığı görevini elde etti. Koordinasyon Çerçevesi’ndeki güçler arasında uzun yıllardır uygulanan teamüle göre, ittifak bünyesindeki hiçbir blok dört önemli makamdan ikisini aynı anda üstlenmiyor. Bu makamlar İçişleri Bakanlığı, İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Parlamento Güvenlik ve Savunma Komisyonu Başkanlığı ile Haşdi Şabi Komisyonu Başkanlığı’ndan oluşuyor. Son aylarda yaşanan değişiklikler, İçişleri Bakanlığı ve Haşdi Şabi’deki gelişmeler de dahil olmak üzere, İstihbarat Teşkilatı’nın üst yönetiminin yeniden şekillendirilmesini gerekli kıldı. Ancak yeni başkanın kim olacağı, bu adımın Koordinasyon Çerçevesi içindeki bir grubun lehine mi işleyeceğini, böylece Kanun Devleti Koalisyonu ve Nuri el-Maliki ile denge mi kurulacağını, yoksa ittifak dışından bir ismin mi göreve getirileceğini belirleyecek. Gündeme gelen isimlerden biri, halihazırda ABD’de yaşayan Talib Şegati. Şegati’nin atanması, ez-Zeydi’nin güvenlik ve askerî kurumlarda denge oluşturma ve İran’a yakın isimlerin nüfuzunu sınırlama yönünde belirgin bir eğilim taşıdığı anlamına gelecektir. Şegati, 2004-2009 yılları arasında bu görevi yürüten Muhammed eş-Şehvani’den bu yana İran’a yakın siyasi güçlerin kabul etmediği çevrelerden gelecek ilk isim olacak. Eş-Şehvani, dönemin Başbakanı Nuri el-Maliki aracılığıyla İran’ın güvenlik teşkilatı üzerindeki nüfuzunu gerekçe göstererek görevinden istifa etmişti.”

svfbg
Dönemin Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ve Irak Ulusal İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hamid eş-Şatri, Bağdat’ta istihbarat teşkilatına ait bir binaya düzenlenen İHA saldırısının yol açtığı hasarı inceledikten sonra düzenlenen toplantıda, 22 Mart 2026 (AFP)

Kaynak sözlerini şöyle sürdürdü: “Başbakanlık Ofisi Müdürü meselesi de aynı çerçevede değerlendirilmeli. ABD Başkanı Donald Trump, son ABD ziyareti sırasında ez-Zeydi ile baş başa görüşmeyi tercih etti. Ez-Zeydi’nin bölge ülkelerine gerçekleştirdiği ziyaretlerde de aynı durum tekrarlandı. Bu da Başbakanlık Ofisi Müdürü’ne duyulan güvenin sınırlı olduğuna işaret ediyor. Bu nedenle ez-Zeydi, özellikle kendisine yakın yürütme kadrosunda yalnızca kendi belirlediği isimleri göreve getirebileceği mesajını vermeye çalışıyor. Ancak bu girişim, belirgin zorluklarla karşılaşmadan ilerleyemeyecek. Meysan İl Meclisi Başkanı’nın açıklamaları ve eylemleri gibi gelişmeler, başbakanın İran’ın nüfuzunu sınırlandırma ve silahlı grupları silahsızlandırma yönündeki politikalarının yalnızca İran ve bu gruplar tarafından değil, bazı toplumsal tabanlar, siyasi güçler ve yerel aktörler tarafından da reddedildiğini gösteriyor. Bu kesimler, söz konusu silahları Şii yönetiminin devamlılığını güvence altına alan bir unsur olarak görüyor ve mevcut durumu uzun süre oyalayıcı hamlelerle sürdürebileceklerini düşünüyor.”

Statü mücadelesi

Araştırmacı Muhammed el-Meşhedani, bu kararları Irak başbakanlarının görevdeyken yaşadığı ve ‘geleneksel dönüşümler’ olarak nitelendirdiği süreçle ilişkilendiriyor. El-Meşhedani, Al Majalla’ye yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Genellikle Irak başbakanları, göreve geldikten birkaç ay sonra Koordinasyon Çerçevesi içindeki güçlere karşı kendilerini koruyacak bazı adımlar atmaya çalışıyor. Bu süreçte, kontrolünü kendi ellerinde toplamaya çalıştıkları kurumların başında İstihbarat Teşkilatı geliyor. Çünkü bu kurum, İran nüfuzunun dışında kalarak kurumsal yapısını görece koruyabilmiş Irak kurumlarının başında geliyor. Bunu Hamid eş-Şatri’nin mesleki geçmişi üzerinden de anlamak mümkün. Eski Başbakan Mustafa el-Kazımi, İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı görevinden başbakanlığa geçti. Görev süresi boyunca teşkilat başkanlığına kimseyi atamadı ve bu makamı kendi elinde tuttu. Görev süresinin bitimine üç ay kala ise Başbakanlık Ofisi Müdürü Raid el-Cuhi’yi bu göreve getirdi. Muhammed Şiya es-Sudani göreve geldiğinde, o sırada Ulusal Güvenlik Teşkilatı Başkanı olan eş-Şatri’yi görevden aldı. Ancak Koordinasyon Çerçevesi’nin baskıları sonucunda eş-Şatri’yi daha üst bir makama, İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı’na yeniden atadı. Buna rağmen İstihbarat Teşkilatı, İran’a yakın güçlerin ciddi şüphelerini çekmeye devam etti. Bu nedenle kurum, rolünden kuşku duyan ve ABD’ye yakın unsurlar tarafından güçlendirildiğini düşünen çevrelerce 2021’in sonlarında ve 2026’nın başlarında birden fazla kez bombalı saldırıların hedefi oldu. Bu durum, teşkilatı her başbakan için ilk başvurulan ve değişmeyen bir dayanak haline getiriyor. Ez- Zeydi de aynı yolu izledi.”


Bağdat ve Şam, istikrarı güvence altına alacak bir ilişkiler sistemi kuruyor

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Halk Sarayı’nda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara tarafından karşılandı. (AP)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Halk Sarayı’nda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara tarafından karşılandı. (AP)
TT

Bağdat ve Şam, istikrarı güvence altına alacak bir ilişkiler sistemi kuruyor

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Halk Sarayı’nda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara tarafından karşılandı. (AP)
Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi, dün Şam’daki Halk Sarayı’nda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara tarafından karşılandı. (AP)

Şam ve Bağdat’ın, ortak ekonomik ve güvenlik çıkarlarına dayalı stratejik bir ortaklık kurma yönünde ilerlediğine işaret eden gelişmeler yaşanıyor. Şam’daki kaynaklar, Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’nin dün Şam’a gerçekleştirdiği ziyaretin, iki ülke ilişkilerinin yakın ve uzun vadeli geleceği açısından, ziyaretin dayandığı hedeflerin gerçekleşmesi hâlinde, “köklü bir dönüm noktası” oluşturduğunu belirtti.

Ziyaretin önemini artıran unsur, Esed rejiminin devrilmesinden bu yana Irak federal hükümetinin başındaki bir ismin Suriye’ye gerçekleştirdiği ilk ziyaret olması. Ziyaret aynı zamanda, iki taraf arasında dışişleri bakanları ve istihbarat yetkilileri düzeyinde gerçekleştirilen karşılıklı temasların yansıttığı siyasi ilişkilerdeki ve güvenlik koordinasyonundaki kademeli iyileşmenin bir sonucu olarak değerlendiriliyor.

Jusoor Araştırmalar Merkezi’nden Abdülvehhab Asi Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yakınlaşmaya geçen haziran ayında ortak koordinasyon için bir üst komite kurulması konusunda varılan mutabakatın da eşlik ettiğini belirtti. Asi, terörle mücadele, sınır ötesi kaçakçılığın önlenmesi ve DEAŞ tutuklularına ilişkin dosyada sahadaki iş birliğinin geliştirildiğini, ayrıca Irak akaryakıtının tankerlerle Banyas’a taşınarak ihraç edilmesine yönelik uygulamanın başarılı olduğunu ifade etti.

Şara-Zeydi görüşmesine Suriye tarafından dışişleri, adalet, enerji ve maliye bakanları; Irak tarafından ise başbakan yardımcısı ve ekonomi işlerinden sorumlu yetkililer, dışişleri, maliye, petrol ve adalet bakanları ile diğer yetkililer katıldı. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)
Şara-Zeydi görüşmesine Suriye tarafından dışişleri, adalet, enerji ve maliye bakanları; Irak tarafından ise başbakan yardımcısı ve ekonomi işlerinden sorumlu yetkililer, dışişleri, maliye, petrol ve adalet bakanları ile diğer yetkililer katıldı. (Suriye Dışişleri Bakanlığı)

Araştırmacı Asi’ye göre Zeydi’nin ziyareti ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile görüşmesi, iki ülkenin siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarında uygulanabilirliğini sınadığı iş birliği süreçlerine devlet başkanlığı düzeyinde siyasi destek sağlıyor. Bu durum, ortak ekonomik ve güvenlik çıkarlarının Bağdat ile Şam arasında güven oluşturma ve ilişkileri geliştirme kapasitesinin arttığını gösteriyor.

Şam’daki Nahda Araştırmaları Merkezi Başkanı Abdülhamid Tevfik ise Suriye ve Irak’ın ortak noktalarının yanı sıra birbirinden farklılaştıkları konuların da bulunduğunu belirterek, ziyareti “köklü bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi.

Tevfik, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, iki ülkenin ortak özelliklerinden birinin, her ikisinin de bölgesel ve uluslararası güçler açısından birer gerilim odağı ve nüfuz mücadelesi alanı olarak görülebilmesi olduğunu söyledi. Bölgesel gerilimlerin iki ülke arasındaki temasları geciktirebileceğini belirten Tevfik, buna karşılık Türkiye gibi bölgesel aktörlerin ve özellikle ABD gibi uluslararası güçlerin, iki komşu ülke arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşmasında çıkarı bulunduğunu ifade etti. Tevfik, ABD’nin ilerleyen dönemde bölgedeki askerî ve güvenlik varlığını azaltabileceğine yönelik işaretlere de dikkat çekti.

Suriye’nin Tartus ilindeki Banyas petrol tesisinde Irak’tan gelen tankerler benzinle dolduruluyor (DPA)
Suriye’nin Tartus ilindeki Banyas petrol tesisinde Irak’tan gelen tankerler benzinle dolduruluyor (DPA)

Petrol ve enerji alanında iş birliği

Şam’daki hükümete yakın kaynaklar, Irak heyetinin ziyaret sırasında başta petrol ve enerji olmak üzere bir dizi kritik konuyu ele aldığını bildirdi. Görüşmelerde Irak petrolünün Suriye üzerinden Akdeniz’e ulaştırılması için alternatif ihracat güzergâhlarının güvence altına alınması ve stratejik Kerkük-Banyas petrol boru hattının yeniden işler hâle getirilmesi amacıyla mutabakat zabıtlarının imzalanması konuları öne çıktı.

Projenin, aralarında ABD merkezli Chevron’un da bulunduğu büyük bölgesel ve uluslararası şirketlerle hayata geçirilmesi bekleniyor.

İki ülke arasındaki ticari ilişkiler de ele alındı. Son aylarda Suriye-Irak sınırındaki taşımacılık trafiğinde hızlı bir artış yaşanırken, ithalat, ihracat ve transit taşımacılık kapsamında Irak’tan Suriye’ye 140 binden fazla kamyonun geçtiği bildirildi.

Suriye ile Irak arasında 600 kilometreden uzun bir sınır bulunuyor. Bu sınırın kontrol altında tutulması, bölgesel jeopolitik istikrarın temel unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Görüşmelerde ayrıca yatırım projeleri için güvenli bir ortam oluşturulması, su güvenliği, tarım ve yaklaşık 80 ila 100 milyon dönüm olduğu tahmin edilen ortak tarım arazileri ele alındı.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani eşliğinde Şam’daki Emevi Camii’ni ziyaret etti (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)
Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani eşliğinde Şam’daki Emevi Camii’ni ziyaret etti (Irak Başbakanlık Basın Ofisi)

Suriye ve Irak hükümetleri, Irak’taki Fav Limanı’ndan Suriye’deki Tartus Limanı’na uzanacak lojistik bağlantı hatlarını geliştirmeyi hedefliyor. Bu adımla Körfez ülkelerinin pazarlarının Suriye üzerinden Batı pazarlarına bağlanması amaçlanıyor.

Ticari yakınlaşmadan ekonomik bütünleşmeye

Suriye ve Irak arasındaki ekonomik ilişkilerde hızlanan olumlu gelişmelere rağmen iş birliğinin ağırlıklı olarak ticari alanda yoğunlaştığı belirtiliyor. Şam’daki ekonomik kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, yakınlaşmanın bölgesel gerilimler ve Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle zorunlu hâle gelen bir iş birliğine dönüştüğünü ifade etti.

Kaynaklar, ortak bir tarihe ve coğrafyaya sahip iki komşu ülkenin, bu iş birliğini üretim sektörlerini de kapsayan bir ekonomik bütünleşmeye dönüştürmesi gerektiğini vurguladı. Böyle bir bütünleşmenin, her iki ülkenin ihtiyaç duyduğu sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlayacağı belirtildi. Bölgesel ve uluslararası siyasi sorunların ise tarihsel olarak iki ülke arasında sürdürülebilir ekonomik bütünleşmenin önünde engel oluşturduğu kaydedildi.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Şam Havalimanı’nda Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’yi karşıladı. Ziyaret, Zeydi’nin Şam’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, dün Şam Havalimanı’nda Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’yi karşıladı. Ziyaret, Zeydi’nin Şam’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliğini taşıyor (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Araştırmacı Abdülhamid Tevfik, iki ülke arasındaki ilişkilerin arzu edilen düzeye ve kısa sürede ulaşmasını engelleyebilecek çok sayıda sorun bulunduğunu belirtti.

Tevfik’e göre Irak açısından başlıca engellerden biri İran. Tahran’ın Suriye-Irak ilişkilerinin istikrara kavuşmasından yana olmadığı ve bölgedeki kuşatma ve olası savaş ihtimali karşısında kendi hedeflerini gerçekleştirmek için Irak’taki nüfuz ağlarını etkin tutmaya çalıştığı değerlendiriliyor. Suriye açısından ise İsrail’in ülkenin farklı alanlarında gerilim ve istikrarsızlık yaratma çabaları öne çıkıyor.

Tevfik, ekonomik iş birliğinin siyasi ilişkilerin geliştirilmesi için temel bir dayanak oluşturabileceğini belirtti. Güvenlik alanında da iki ülkenin ortak tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu ve birlikte hareket edebilecek kapasiteye sahip olduğunu vurguladı.

Suriye sınırında hareket hâlindeki Irak’a ait kamyonlar ve askerî araçlar (AFP).
Suriye sınırında hareket hâlindeki Irak’a ait kamyonlar ve askerî araçlar (AFP).

Bu tehditlerin başında DEAŞ geliyor. Örgüt mensuplarının hem Irak’ta hem de Suriye’de tutuklu bulunduğuna dikkat çeken Tevfik, bazı Avrupa ülkelerinin vatandaşlarını geri almayı reddetmesinin ciddi bir sorun yarattığını söyledi. Tevfik, bu kişilerin iki ülke açısından “patlamaya hazır bir bomba” niteliği taşıdığını ifade etti.

Tutuklular ve dinî ziyaretler gündemde

Ziyaret sırasında ele alınan başlıca konulardan biri de Irak’ta tutuklu bulunan ve sayılarının 3 bini aştığı belirtilen Suriyelilerin durumuydu. Suriye tarafı, bu kişilerin ülkelerine geri gönderilmelerine zemin hazırlamak amacıyla hukuki statülerinin sınıflandırılmasını talep etti.

Irak tarafı ise Şii dinî makamlarına yönelik ziyaretlerin yeniden başlatılması ve ziyaretçilerin güvenliğinin sağlanması konusunu gündeme getirdi.

Mevcut gelişmeler, Şam ve Bağdat’ın ortak çıkarları önceleyen bir diplomasi izleme ve ilişkilerde istikrarı güvence altına alabilecek bir güvenlik ve ekonomi sistemi oluşturma konusunda kararlı olduklarını gösteriyor.

Araştırmacı Abdülhamid Tevfik, siyasi iradenin mevcut olması ve gelecekte iki ülke arasındaki ilişkilerin istikrara kavuşmasında çıkarı bulunan Arap, bölgesel ve uluslararası aktörlerin desteğinin sürmesi hâlinde, ilişkilerin geleceğine ilişkin beklentilerin umut verici olduğunu ifade etti.


Lübnan: Hizbullah’ın patlayıcılarıyla bağlantılı 7 şüpheli hakkında yakalama ve arama kararları uygulanıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Lübnan: Hizbullah’ın patlayıcılarıyla bağlantılı 7 şüpheli hakkında yakalama ve arama kararları uygulanıyor

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Adalet Bakanı Adil Nassar’ı dün Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etti (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan yargısı, Hizbullah’a ait Dahir el-Beydar patlayıcıları dosyasında olayla bağlantılı olduğu belirtilen 7 kişiyi tespit etti. Şüpheliler hakkında kısa süre içinde dava açılması bekleniyor. Askerî Mahkeme nezdindeki hükümet komiseri Yargıç Claude Ganem’in, şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulunulması amacıyla ön soruşturma dosyalarını teslim alması bekleniyor.

Bir kişinin daha gözaltına alındığına ilişkin haberler gündeme gelirken, hâlihazırda tutuklu bulunan “A.K.” ve “H.A.” baş harfleriyle anılan iki şüphelinin yanı sıra yeni bir kişinin de yakalandığı öne sürüldü. Ancak adli bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada gözaltıların “hâlen iki kişiyle sınırlı olduğunu” belirtti.

Kaynak, soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğundan şüphelenilen 5 kişinin daha kimliğinin tespit edildiğini doğruladı. Bu kişiler arasında, Hizbullah bünyesinde güvenlik görevlisi olduğu belirtilen ve patlayıcıları Baalbek’te teslim ettiği şüphesi bulunan “Sacid” adlı kişinin de yer aldığı belirtildi. “Zülfikar” kod adıyla anılan ve yine güvenlik yapılanması içinde konumu bulunduğu belirtilen diğer kişinin ise patlayıcıları Beyrut’un güney banliyölerinde teslim almasının planlandığı ifade edildi.