Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Anlaşma birleşik bir ordunun kurulmasını, aranan kişilerin "Uluslararası Ceza Komisyonu"na teslimini ve "kurtarma" rejiminin dağıtılmasını kapsıyor.

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
TT

Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA

Şarku'l-Avsat, Bahreyn'in başkenti Manama'da geçen yıl 20 Ocak'ta Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ile Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu arasında imzalanan anlaşmanın metnine ulaştı.  Bu konuyla ilgili sızıntılar ilk kez yerel Es-Sudani gazetesi aracılığıyla ortaya çıktığında, haberi doğrulayanlar ve yalanlayanlar arasında yoğun tartışmalar yaşandı.

22 maddeden oluşan anlaşma, "Hızlı Destek" ile birlikte ulusal bir ordunun kurulmasını, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından arananların tutuklanmasını ve ülkeyi son 30 yıldır yöneten İslamcı rejimin yıkılmasını öngörüyor.

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşma, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi ve savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunmasının gerekliliğini öngörüyor.

İslamcıların rahatsızlığı

Kebbaşi-Daklu müzakerelerine ilişkin haberin yayılmasının ardından, "Savaşın devamını isteyenler" olarak İslamcılar ve onların iktidara dönüşünü destekleyenler, Kebbaşi'ye karşı şiddetli ve eleştirel bir kampanya başlattı. Diğer taraftan, anlaşma haberini yalanlamak için başka bir kampanya başlatıldı. Müzakerelere ilişkin haberi ne Kebbaşi ne de resmi ordu sözcüsü yalanladı; antlaşmanın imzalanmasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen ve yerel ve uluslararası medyada ve sosyal medyada bu haber yoğun bir şekilde dolaşıma girmesine rağmen sessiz kaldılar.

Sivil güçler, Kebbaşi'nin Manama'da Orgeneral Daklu ile anlaşma imzalamasının ardından yaptığı açıklamalar karşısında şaşkınlıklarını dile getirdi. Kebbaşi geçtiğimiz hafta Beyaz Nil Eyaleti'ndeki "18. Piyade Tümeni" askerlerine hitaben yaptığı konuşmada, özellikle "sivil güçler" ile "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri" koalisyonunu eleştirdi ve onları "paralı askerler, elçilik ajanları" ve "Hızlı Destek Kuvvetleri’nin siyasi kuluçka merkezi" olmakla suçladı.

FOTO: Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)
Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) koalisyonunun bir sözcüsü Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Kebbaşi'den Abdurrahim Daklu ile imzaladığı anlaşma hakkında Sudanlıları "bilgilendirmesini" beklediklerini söyledi.

Anlaşma metnini sızdırmakla suçlanmamak için isminin açıklanmamasını isteyen sözcü, Kebbaşi'nin açıklamalarını "utanç verici" olarak nitelendirdi. Sözcü: "Biz kendisinden farklı açıklamalar bekliyorduk ama o, gerçekleri halka açıklamak yerine sivil güçlere saldırdı. Manama ziyareti ve Daklu ile bir anlaşmaya imza atmasının ardından halkı aydınlatması kendisi için daha iyi ve onurlu olurdu. Kebbaşi, sivil güçlerin savaşı durdurmak için uluslararası ve bölgesel topluluklardan yardım istemek amacıyla kamuya açık herhangi bir şey yapmasını yasakladı. Ancak “düşman” olarak nitelendirdiği “milisleri” destekleyen ülkelerin huzurunda, kendisine Hızlı Destek Kuvvetleri ile “gizlice” müzakere yapma ve imzaladığı anlaşmadan geri çekilme izni verdi."

Anlaşmanın detayları

Şarku'l Avsat'ın elde ettiği metne göre, Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu, Bahreyn başkentinde (Manama) geçtiğimiz 6 ve 18 Ocak'ta görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler 22 maddelik bir anlaşmanın imzalanmasıyla sona erdi.

İki yetkili, anlaşmanın 7. maddesi uyarınca, siyasi bağlılık veya ideolojik yönelim olmaksızın, tüm askeri güçlerden, yani Hızlı Destek, silahlı kuvvetler ve silahlı mücadele hareketlerinden oluşan profesyonel ve ulusal bir ordu inşa etme konusunda anlaştılar. Bu ordu, düzenli güvenlik güçlerini (polis ve istihbarat servisleri) inşa edip yeniden kurmanın ve Sudanlılar arasında fırsatların adil dağılımı ilkesini benimsemenin yanı sıra, idari ve partizan her düzeyde Sudanlı çeşitliliğini ifade ediyor.

Kebbaşi ve Daku'nun "paraf" atarak imzaladığı anlaşmanın 11. maddesinde "30 Haziran rejiminin yıkılması" öngörülüyor. 17. ve 18. maddelerde, savaştan sonra hapishanelerden kaçan, yani “kurtarma” rejiminin destekçileri olan sanıkların yeniden tutuklanması ve aralarında eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, yardımcısı Ahmed Harun ve başkaları da dahil olmak üzere arananların Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim edilmesi ve mahkemeye getirilmesi vurgulandı. Anlaşma, tüm siyasi aktörlerin katılacağı geniş kapsamlı bir ulusal diyalog düzenlenmesini onaylıyor. Ancak, "Ulusal Kongre Partisi ve ona bağlı İslami Hareket" kapsam dışı tutularak, bu grupların geçiş döneminden izole edilmesi öngörüldü.

FOTO: Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)
Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşmada, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi, savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunması gerekliliği, nefret söylemiyle mücadele, geçiş dönemine ilişkin olarak adalet, hesap verebilirlik, zararın onarılması ve tazminat prensiplerini benimseme, savaşın neden olduğu yıkımın yeniden inşası ve ülkenin birliğini ve federal yönetimi koruma ihtiyacı vurgulanmıştır.

Anlaşma, Sudan krizini bir güvenlik, politik, sosyal ve kültürel kriz olarak tanıyan temel prensipleri benimsemiştir. Savaşın neden olduğu büyük insan kayıplarını ve eşi benzeri görülmemiş insanlık dramını, altyapının tahribatını ve ülkenin ekonomik kaynaklarının israf edilmesini tanıyan temel prensipleri içermektedir. Hem Kebbaşi hem de Daklu, çatışmayı diyalog yoluyla adil ve sürdürülebilir bir şekilde çözme, savaşları ve çatışmaları köklerine değinerek sona erdirme ve güç ve zenginliğin adil paylaşımını sağlayan bir yönetim çerçevesi üzerinde anlaşmaya varma isteklerini dile getirdiler. Anlaşma, temelde "halkın temel güç kaynağı olduğu" prensibini benimsemekte, eşit vatandaşlığı güvence altına almakta ve "Cidde Bildirgesi"ni sivilleri koruma konusunda referans almaktadır.

Anlaşma, "nefret söylemi ve ayrımcılığa karşı mücadele" prensibini kabul etmekte, "hukuki reform paketi" üzerinde mutabakata varmakta, "barışçıl bir arada yaşamı teşvik etmek, başkalarını kabul ve saygıyı güçlendirmek" gibi politikaları benimsemekte, geçiş döneminde "hesap verebilirlik, gerçeklik ve uzlaşma" içeren geçiş adaleti ilkesini onaylamakta, zararın onarılması, kurumsal reformlar, barışçıl siyasi faaliyet prensibi, tüm şiddet, aşırıcılık, anayasa dışı yöntemlere başvurma ve demokratik düzeni zayıflatma türündeki faaliyetleri suç saymaktadır. Anlaşma, dengeli bir dış politika izleme, ülkenin üst düzey çıkarlarını garanti eden bir politika benimseme ve bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği destekleme, komşuluk ilişkilerini iyileştirme ve terörizmle mücadeleyi teşvik etme konularında çağrı yapıyor.

Kaynağa göre "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri", Kebbaşi'nin "önemli bir anlaşma"yı halka sunması bekleniyordu. Sözcü şunları söyledi: "Bu anlaşmanın çok önemli olduğunu ve Sudan'ın ulusal davasına hizmet ettiğini görüyoruz. Kebbaşi'nin buna devam edeceğini umuyorduk, ancak o birtakım bahanelerle özür dileyerek üçüncü turdan çekildi." Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, kapsamlı ve adil bir barış anlaşmasına ulaşmak, ateşkese son vermek ve savaşların ardından sivil yolu yeniden kazanmak için krizin çözümü ve savaşın durdurulması konusunda tek seçeneklerinin diyalog olduğunu düşünüyor.



İsrail ordusunun Suriye’nin güneyinde inşa ettiği tahkimatlar halk arasında endişe yaratıyor

İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
TT

İsrail ordusunun Suriye’nin güneyinde inşa ettiği tahkimatlar halk arasında endişe yaratıyor

İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)

Suriye’nin güneyinde bulunan tarlasında çalışan Hasan Ahmed, İsrail ordusunun inşa ettiği ve her geçen gün Kuneytra vilayetindeki işgal altında bulunan Golan Tepeleri’ne komşu Cebata el-Haşab köyüne biraz daha yaklaşan yeni tahkimat çalışmalarını izliyor.

Daha önce bölgeye düzenlenen tekrarlanan baskınlar sırasında oğlu ve yeğeni İsrail ordusu tarafından gözaltına alınan 46 yaşındaki Ahmed, eliyle işaret ederek, “Bu toprak seti yaklaşık 300 metre uzaklıkta. Ağaçların arkasında, şurada bulunuyor” diyor.

Ahmed, “İsrail buldozerleri Golan Tepeleri boyunca uzanan bu hattı kazmaya başladı. Çalışmalar bir süre durdu ancak yakın zamanda yeniden başladı” diye belirtiyor.

Xcdf
İsraillilerin Kuneytra’da Hamidiye ile Samdaniye el-Garbiyye arasındaki yola yerleştirdiği demir kapı (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Toprağına ulaşmanın giderek tehlikeli hâle gelmesine rağmen zeytin ağaçları dikmeyi sürdüren Ahmed, bir çiftçi olarak çalışmalarının zaman zaman engellendiğini belirterek, “Özellikle bu hafta çok sayıda kara harekâtı düzenlendiği için işimi yapmamı zorlaştırıyorlar” ifadelerini kullanıyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre İsrail ordusu, bölge sakinlerinin kendi mevzilerine doğru geçişini engellemek amacıyla köyün girişine sarı renkli demir bir kapı yerleştirdi. Yakındaki tepelerde ise İsrail’in stratejik öneme sahip Golan Tepeleri’nin işgal ettiği bölümüne kurduğu dev rüzgâr türbinleri açıkça görülüyor.

Suriye Eski Devlet Başkanı Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana İsrail güçleri, 1967’den beri büyük bölümünü işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nin bitişiğindeki tampon bölgenin dışına çıkarak, Lübnan ile Suriye arasındaki Şeyh Dağı’na kadar ilerledi. İsrail ayrıca Suriye’nin güneyinde silahsızlandırılmış bir bölge oluşturma niyetini de açıkladı.

Kuneytra Vilayeti Medya Sorumlusu Muhammed es-Said, İsrail ordusunun son dönemde silahsızlandırılmış bölgede “inşaat ve askerî faaliyetlerini yoğunlaştırdığını” söylüyor. Said, ordunun hendekler ve toprak setler kazmak, gözetleme noktaları kurmak için buldozerler kullandığını belirtiyor.

Said’e göre İsrail ordusunun inşa ettiği yeni hat, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’yla belirlenen ateşkes hattından 200 metre ile 1 kilometre arasında değişen uzaklıkta bulunuyor.

Suriye, pazar günü yaptığı açıklamada İsrail’in yeni inşaat faaliyetlerini kınayarak, bunların 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın “açık bir ihlali” olduğunu bildirdi.

41 Suriyeli hâlâ gözaltında

Şam’ın yaklaşık 40 kilometre güneyinde bulunan Kuneytra vilayetinde İsrail devriyeleri köylere sık sık giriyor. Said’in verdiği bilgilere göre İsrail güçleri 2024’ün sonlarından bu yana 56 kişiyi alıkoydu. Bu kişilerden 41’i hâlâ gözaltında ve nerede, hangi koşullarda tutuldukları bilinmiyor.

v
Aralık 2024’te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine düzenlenen İsrail askerî baskını (AFP)

Çarşamba günü İsrail ordusuna ait beş askerî araç ve bir ambulans Cebata el-Haşab köyüne girdi. AFP’ye konuşan görgü tanıkları, askerleri gördüğünde kaçmaya çalışan bir gence ateş açıldığını anlattı.

65 yaşındaki çiftçi Muhammed Samiye, “Ayağından vurdular ve onu yanlarında götürdüler” dedi.

İsrail ordusu, söz konusu kişiyi birkaç saat sonra serbest bıraktı. Ordu, pazartesi günü de kendi güçlerine yaklaşan iki kişiyi gözaltına aldığını açıklamış, bu kişiler de daha sonra serbest bırakılmıştı.

Muhammed Samiye, yaşananları üzüntüyle anlatarak, “Buradaki hayatımız çok kötü, iş yok. İnsanlara gelişigüzel ateş ettikleri için korkuyoruz” ifadelerini kullandı.

Komşu Han Arnabe beldesinde ise Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlem Gücü (UNDOF) araçları, okuldan dönen çocukların önünden sessizce geçiyor.

Polis ekipleri trafiği düzenlerken İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçleri bölgedeki yol kavşaklarında konuşlanmış durumda. Ancak bölgede Suriye ordusuna ait herhangi bir askerî varlık görülmüyor.

Beni affet anne

Esed’in devrilmesinin ardından yeni yönetimin iktidara gelmesiyle birlikte Suriye’ye yüzlerce hava saldırısı düzenleyen İsrail, ülkenin güneyinin silahsızlandırılmasını talep ediyor ve güçlerinin bölgede kalacağını belirtiyor.

Suriye yönetimi İsrail’in “saldırılarını” kınarken, diğer yandan bir güvenlik anlaşmasına ulaşmayı amaçlayan doğrudan müzakereleri sürdürüyor.

İsrail ordusu pazartesi günü yaptığı açıklamada, Suriye’nin güneyinde işgal altında tuttuğu “güvenlik bölgesi” içindeki askerî mevzilerinden birine sızmaya çalışan bir kişiyi öldürdüğünü duyurdu.

Kuneytra kırsalındaki Ceba köyünde ise Hatice Şehade, oğlunun fotoğrafına bakarak gözyaşı döküyor. Oğlu Muhammed Debur’un cenazesi ailesine teslim edildi.

Siyah kıyafetler giyen kadınların arasında oturan dul anne, “22 yaşındaydı, tek oğlumdu” diyerek oğlunun ailesini geçindirmek için Şam’da bulabildiği işlerde çalıştığını anlatıyor.

cvfbgnhmj
Kuneytra kırsalındaki Ceba beldesinde, 5 Ekim’de İsrail saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Debur’un cenazesi (Kuneytra Medya Merkezi)

Kızılhaç, Debur’un cenazesini pazartesi günü ailesine teslim etti. Mezarı başında konuşan dayısı Muhammed Şehade, “Şehit Muhammed Debur’un cesedini gördüm. Omzunda, göğsünde, uyluğunda ve ayağında olmak üzere vücudunda dört kurşun yarası vardı” dedi.

Filistinli bir babanın ve Suriyeli bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Debur’un nasıl öldürüldüğüne ilişkin ayrıntılar henüz netlik kazanmadı. Annesi, oğlunun herhangi bir siyasi grupla bağlantısının bulunmadığını ve onu evlendirmeyi planladığını söylüyor.

Ancak Debur, pazar günü ortadan kaybolmadan önce annesine şu mesajı bıraktı:

“Beni affet anne, artık beni göremeyecek, sesimi duyamayacaksın.”

453 kara harekâtı, en az 69 can kaybı

Öte yandan Suriye İnsan Hakları Ağı dün yayımladığı raporda, 8 Aralık 2024’te Esed yönetiminin devrilmesinden 6 Ekim 2026’ya kadar geçen dönemde, İsrail’in Suriye topraklarındaki askerî faaliyetlerini ve bunlara eşlik eden ihlalleri belgeledi.

xc vgfbnhmj
İsrail hapishanelerinde tutulan yakınlarının serbest bırakılması için Kuneytra’daki UNDOF merkezi önünde düzenlenen gösteriden, (Huran Özgürler Topluluğu)

Ağın kayıtlarına göre bu dönemde en az 453 kara harekâtı gerçekleştirildi. Harekâtlar ağırlıklı olarak Kuneytra ve Dera vilayetlerinde, daha sınırlı ölçüde ise Şam kırsalında yoğunlaştı. Aynı dönemde en az 69 kişi hayatını kaybederken, en az 162 keyfî gözaltı vakası kaydedildi.

Ağ, kendi ihlal veri tabanı, saha gözlemleri, tanık ifadeleri ile açık ve resmî kaynaklardan yararlanarak doğruladığı bu rakamların belgelenmiş asgari sayıları temsil ettiğini kaydetti.


Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
TT

Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)

Mısır’da bazı milletvekilleri, hükümetin icraatlarını kamuoyuna açıklamak üzere düzenlemesi beklenen konferans öncesinde, ülkedeki yoksulluk oranlarına ilişkin soru önergesi verdi. Yoksulluk oranları birkaç yıldır açıklanmazken, bölgesel çalkantıların derinleştirdiği ekonomik krizler nedeniyle bu oranların yükseldiği tahmin ediliyor.

Mısır Temsilciler Meclisi’nden dokuz milletvekili, çarşamba günü hükümete ülkedeki yoksulluk oranlarının hangi seviyeye ulaştığını sordu. Yoksulluk oranı, 2019-2020 dönemine ilişkin Eylül 2020’de açıklanan son resmî verilere göre yüzde 29,7 olarak kaydedilmişti.

Milletvekilleri, “Hükümetin, milletvekillerinin denetim mekanizmaları aracılığıyla sunduğu talepler üzerine gelir ve harcama araştırmasını Meclis’e göndereceğine defalarca söz vermesine rağmen, söz konusu araştırma henüz yayımlanmadı” ifadelerini kullandı.

Milletvekilleri ayrıca, “2021’den bu yana Mısır’daki yoksulluk oranlarını bilmeden hükümetin icraatları nasıl değerlendirilebilir?” sorusunu yöneltti.

Hükümet, geçtiğimiz dönemde izlenen politikaları, bunların sonuçlarını ve söz konusu adımlar atılmasaydı neler yaşanabileceğini kamuoyuna anlatmak amacıyla ulusal bir forum düzenlemeyi planlıyor. Hükümet Sözcüsü Muhammed Adil’e göre forumda vatandaşların önerileri ve görüşleri de dinlenecek.

Adil, çarşamba akşamı televizyonda yaptığı açıklamada, 19-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan foruma ait resmî internet sitesi üzerinden vatandaşların kayıt yaptırabileceğini, görüşlerini iletebileceğini ve katılım talebinde bulunabileceğini belirtti. Adil, birkaç gün önce açılan sitenin bugüne kadar bir milyondan fazla ziyaret aldığını kaydetti.

Sürekli gündeme gelen bir tartışma

Mısır’da yoksulluk oranları ve bu oranların neden açıklanmadığına ilişkin tartışmalar yeni değil. Milletvekillerinin soru önergesinde de belirtildiği üzere, bu konu belirli aralıklarla yeniden gündeme geliyor.

Reform ve Kalkınma Partisi’nin Meclis Grup Başkanı ve soru önergesini veren dokuz milletvekilinden biri olan İrin Said yaptığı açıklamada, kendisinin ve bazı milletvekillerinin önceki yasama döneminde de benzer soru önergeleri sunduğunu, ancak henüz somut sonuçlara veya doğrulanmış bilgilere ulaşamadıklarını belirtti.

dfg
Kahire'nin merkezindeki işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı semtlerden biri. (Şarku’l Avsat)

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, geçen aralık ayında yaptığı açıklamada, yoksulluk oranının 2020’de açıklanan seviyenin bir miktar üzerine çıktığını kabul etmiş, ancak artışın boyutunu paylaşmamıştı. Bazı basın kuruluşlarının haberlerinde ise yoksulluk oranının yaklaşık yüzde 34’e yükseldiği öne sürüldü.

Yazar ve siyasi analist Cemal Esad, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamamasını eleştirdi. Esad, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Enflasyon ve diğer ekonomik göstergelere ilişkin açıklanan rakamlar bile vatandaşların sokakta hissettiği gerçeklerden daha düşük. Peki, bir de hiç açıklanmayan rakamları düşünün” ifadelerini kullandı.

Mısır’da yıllık enflasyon oranı geçen ağustos ayında yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Bu oran temmuz ayında yüzde 14,9 düzeyindeydi.

Siyasi açıdan zor bir mesele

Siyaset sosyolojisi profesörü Said Sadık, hükümetin milletvekillerinin talebine kısa süre içinde cevap vererek yoksulluk oranlarını açıklamasını beklemediğini söyledi. Sadık, dokuz milletvekilinden biri olan Muhammed Fuad’ın, talebin altı ay önce hükümete iletilmesine rağmen henüz sonuç alınamadığını belirten açıklamasına dikkat çekti.

Sadık, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamaya hazır olmadığını kaydetti. Bu ay düzenlenmesi planlanan ulusal forumda büyük olasılıkla farklı göstergelerin öne çıkarılacağını belirten Sadık, bunlar arasında gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, işsizliğin 2025’te yüzde 6,3’e gerilemesi, bütçede faiz dışı fazla verilmesi, sosyal koruma paketleri, kara yolları, elektrik santralleri ve limanlara yönelik yatırımlar ile bölgesel krizlerin etkilerinin aşılması ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi başlıkların yer alacağını ifade etti.

Sadık’a göre yeni yoksulluk oranlarının açıklanması “siyasi açıdan zor bir mesele”. Sadık, “Rakam yükselirse hükümetin başarı söylemine ilişkin şüpheler artar. Güncel bir araştırma olmadan düşüş açıklanırsa da bu rakamlara inanılmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Milletvekili Ravya Muhtar da hükümetten, ekonomik politikaların vatandaşların gelirleri ve yaşam standartları üzerindeki gerçek etkisini ortaya koyacak güncel ve kapsamlı verileri paylaşmasını istedi.

Dokuz milletvekilinden biri olan Muhtar yaptığı açıklamada, “Hükümetin performansını ve başarılarını, yoksulluk oranlarındaki ve vatandaşların gelirlerindeki değişimi gösteren güncel veriler olmadan eksiksiz biçimde değerlendirmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Sadık ise hükümetin yoksulluk sorununu, etkilerini hafifletmeye yönelik politikalarla ele aldığını belirtti. Bu politikalar arasında gıda yardımları, yoksulluk sınırının altındaki kesimlere yönelik Tekafül ve Kerame sosyal yardım programları, maaş artışları ve olağanüstü destek paketleri bulunuyor. Sadık’a göre bu önlemler, enflasyonun vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlandırmayı amaçlıyor.


Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.