Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Anlaşma birleşik bir ordunun kurulmasını, aranan kişilerin "Uluslararası Ceza Komisyonu"na teslimini ve "kurtarma" rejiminin dağıtılmasını kapsıyor.

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
TT

Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA

Şarku'l-Avsat, Bahreyn'in başkenti Manama'da geçen yıl 20 Ocak'ta Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ile Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu arasında imzalanan anlaşmanın metnine ulaştı.  Bu konuyla ilgili sızıntılar ilk kez yerel Es-Sudani gazetesi aracılığıyla ortaya çıktığında, haberi doğrulayanlar ve yalanlayanlar arasında yoğun tartışmalar yaşandı.

22 maddeden oluşan anlaşma, "Hızlı Destek" ile birlikte ulusal bir ordunun kurulmasını, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından arananların tutuklanmasını ve ülkeyi son 30 yıldır yöneten İslamcı rejimin yıkılmasını öngörüyor.

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşma, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi ve savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunmasının gerekliliğini öngörüyor.

İslamcıların rahatsızlığı

Kebbaşi-Daklu müzakerelerine ilişkin haberin yayılmasının ardından, "Savaşın devamını isteyenler" olarak İslamcılar ve onların iktidara dönüşünü destekleyenler, Kebbaşi'ye karşı şiddetli ve eleştirel bir kampanya başlattı. Diğer taraftan, anlaşma haberini yalanlamak için başka bir kampanya başlatıldı. Müzakerelere ilişkin haberi ne Kebbaşi ne de resmi ordu sözcüsü yalanladı; antlaşmanın imzalanmasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen ve yerel ve uluslararası medyada ve sosyal medyada bu haber yoğun bir şekilde dolaşıma girmesine rağmen sessiz kaldılar.

Sivil güçler, Kebbaşi'nin Manama'da Orgeneral Daklu ile anlaşma imzalamasının ardından yaptığı açıklamalar karşısında şaşkınlıklarını dile getirdi. Kebbaşi geçtiğimiz hafta Beyaz Nil Eyaleti'ndeki "18. Piyade Tümeni" askerlerine hitaben yaptığı konuşmada, özellikle "sivil güçler" ile "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri" koalisyonunu eleştirdi ve onları "paralı askerler, elçilik ajanları" ve "Hızlı Destek Kuvvetleri’nin siyasi kuluçka merkezi" olmakla suçladı.

FOTO: Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)
Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) koalisyonunun bir sözcüsü Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Kebbaşi'den Abdurrahim Daklu ile imzaladığı anlaşma hakkında Sudanlıları "bilgilendirmesini" beklediklerini söyledi.

Anlaşma metnini sızdırmakla suçlanmamak için isminin açıklanmamasını isteyen sözcü, Kebbaşi'nin açıklamalarını "utanç verici" olarak nitelendirdi. Sözcü: "Biz kendisinden farklı açıklamalar bekliyorduk ama o, gerçekleri halka açıklamak yerine sivil güçlere saldırdı. Manama ziyareti ve Daklu ile bir anlaşmaya imza atmasının ardından halkı aydınlatması kendisi için daha iyi ve onurlu olurdu. Kebbaşi, sivil güçlerin savaşı durdurmak için uluslararası ve bölgesel topluluklardan yardım istemek amacıyla kamuya açık herhangi bir şey yapmasını yasakladı. Ancak “düşman” olarak nitelendirdiği “milisleri” destekleyen ülkelerin huzurunda, kendisine Hızlı Destek Kuvvetleri ile “gizlice” müzakere yapma ve imzaladığı anlaşmadan geri çekilme izni verdi."

Anlaşmanın detayları

Şarku'l Avsat'ın elde ettiği metne göre, Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu, Bahreyn başkentinde (Manama) geçtiğimiz 6 ve 18 Ocak'ta görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler 22 maddelik bir anlaşmanın imzalanmasıyla sona erdi.

İki yetkili, anlaşmanın 7. maddesi uyarınca, siyasi bağlılık veya ideolojik yönelim olmaksızın, tüm askeri güçlerden, yani Hızlı Destek, silahlı kuvvetler ve silahlı mücadele hareketlerinden oluşan profesyonel ve ulusal bir ordu inşa etme konusunda anlaştılar. Bu ordu, düzenli güvenlik güçlerini (polis ve istihbarat servisleri) inşa edip yeniden kurmanın ve Sudanlılar arasında fırsatların adil dağılımı ilkesini benimsemenin yanı sıra, idari ve partizan her düzeyde Sudanlı çeşitliliğini ifade ediyor.

Kebbaşi ve Daku'nun "paraf" atarak imzaladığı anlaşmanın 11. maddesinde "30 Haziran rejiminin yıkılması" öngörülüyor. 17. ve 18. maddelerde, savaştan sonra hapishanelerden kaçan, yani “kurtarma” rejiminin destekçileri olan sanıkların yeniden tutuklanması ve aralarında eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, yardımcısı Ahmed Harun ve başkaları da dahil olmak üzere arananların Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim edilmesi ve mahkemeye getirilmesi vurgulandı. Anlaşma, tüm siyasi aktörlerin katılacağı geniş kapsamlı bir ulusal diyalog düzenlenmesini onaylıyor. Ancak, "Ulusal Kongre Partisi ve ona bağlı İslami Hareket" kapsam dışı tutularak, bu grupların geçiş döneminden izole edilmesi öngörüldü.

FOTO: Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)
Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşmada, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi, savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunması gerekliliği, nefret söylemiyle mücadele, geçiş dönemine ilişkin olarak adalet, hesap verebilirlik, zararın onarılması ve tazminat prensiplerini benimseme, savaşın neden olduğu yıkımın yeniden inşası ve ülkenin birliğini ve federal yönetimi koruma ihtiyacı vurgulanmıştır.

Anlaşma, Sudan krizini bir güvenlik, politik, sosyal ve kültürel kriz olarak tanıyan temel prensipleri benimsemiştir. Savaşın neden olduğu büyük insan kayıplarını ve eşi benzeri görülmemiş insanlık dramını, altyapının tahribatını ve ülkenin ekonomik kaynaklarının israf edilmesini tanıyan temel prensipleri içermektedir. Hem Kebbaşi hem de Daklu, çatışmayı diyalog yoluyla adil ve sürdürülebilir bir şekilde çözme, savaşları ve çatışmaları köklerine değinerek sona erdirme ve güç ve zenginliğin adil paylaşımını sağlayan bir yönetim çerçevesi üzerinde anlaşmaya varma isteklerini dile getirdiler. Anlaşma, temelde "halkın temel güç kaynağı olduğu" prensibini benimsemekte, eşit vatandaşlığı güvence altına almakta ve "Cidde Bildirgesi"ni sivilleri koruma konusunda referans almaktadır.

Anlaşma, "nefret söylemi ve ayrımcılığa karşı mücadele" prensibini kabul etmekte, "hukuki reform paketi" üzerinde mutabakata varmakta, "barışçıl bir arada yaşamı teşvik etmek, başkalarını kabul ve saygıyı güçlendirmek" gibi politikaları benimsemekte, geçiş döneminde "hesap verebilirlik, gerçeklik ve uzlaşma" içeren geçiş adaleti ilkesini onaylamakta, zararın onarılması, kurumsal reformlar, barışçıl siyasi faaliyet prensibi, tüm şiddet, aşırıcılık, anayasa dışı yöntemlere başvurma ve demokratik düzeni zayıflatma türündeki faaliyetleri suç saymaktadır. Anlaşma, dengeli bir dış politika izleme, ülkenin üst düzey çıkarlarını garanti eden bir politika benimseme ve bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği destekleme, komşuluk ilişkilerini iyileştirme ve terörizmle mücadeleyi teşvik etme konularında çağrı yapıyor.

Kaynağa göre "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri", Kebbaşi'nin "önemli bir anlaşma"yı halka sunması bekleniyordu. Sözcü şunları söyledi: "Bu anlaşmanın çok önemli olduğunu ve Sudan'ın ulusal davasına hizmet ettiğini görüyoruz. Kebbaşi'nin buna devam edeceğini umuyorduk, ancak o birtakım bahanelerle özür dileyerek üçüncü turdan çekildi." Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, kapsamlı ve adil bir barış anlaşmasına ulaşmak, ateşkese son vermek ve savaşların ardından sivil yolu yeniden kazanmak için krizin çözümü ve savaşın durdurulması konusunda tek seçeneklerinin diyalog olduğunu düşünüyor.



Kahire’de Sisi ile Afwerki arasında yapılan görüşmelerin ana gündem maddesi Kızıldeniz güvenliği oldu

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Kahire’de Eritreli mevkidaşını kabul etti, 8 Haziran 2026 (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Kahire’de Eritreli mevkidaşını kabul etti, 8 Haziran 2026 (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Kahire’de Sisi ile Afwerki arasında yapılan görüşmelerin ana gündem maddesi Kızıldeniz güvenliği oldu

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Kahire’de Eritreli mevkidaşını kabul etti, 8 Haziran 2026 (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Kahire’de Eritreli mevkidaşını kabul etti, 8 Haziran 2026 (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır ve Eritre liderleri, iki ülke açısından stratejik öneme sahip Afrika Boynuzu bölgesinde artan gerilimler ve İsrail’in son dönemdeki diplomatik hamlelerinin gölgesinde, dün Kahire’de bir araya gelerek görüşmeler gerçekleştirdi. Liderler düzeyindeki temaslar, daha önce yapılan bakanlar düzeyindeki görüşmelerin ardından geldi.

Görüşmeler, Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim taleplerine ilişkin süregelen anlaşmazlıkların yaşandığı bir dönemde yapıldı. Şarku’l Avsat’a konuşan Afrika uzmanları, özellikle Kızıldeniz’in güvenliğine ilişkin istişareler nedeniyle temasların büyük önem taşıdığını belirtti.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Eritre Cumhurbaşkanı Isaias Afwerki ile yaptığı görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkilerin her alanda geliştirilmesi ve ileri taşınması için çalışmaların sürdürülmesinin önemine dikkat çekti. Sisi ayrıca, Mısır’ın Eritre’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği desteğin değişmez olduğunu vurguladı. Açıklama Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlandı.

Görüşmelerde Afrika Boynuzu’ndaki gelişmeler ile Kızıldeniz’in güvenliği ve deniz ulaşımının serbestliğinin korunmasına yönelik iki ülke arasındaki iş birliği ele alındı.

Sisi ayrıca, iki ülke arasındaki koordinasyonun artırılması gerektiğini belirterek, Kızıldeniz’in yönetimi ile bölgedeki güvenlik ve istikrarın korunmasının yalnızca kıyıdaş ülkelerin sorumluluğunda olduğunu ifade etti. Eritre Cumhurbaşkanı Afwerki’nin de bu görüşe katıldığı belirtildi.

Bu kapsamda iki lider, bölgesel barış ve istikrarın korunması ile bölgenin kapsamlı kalkınma çabalarının desteklenmesi amacıyla mevcut koordinasyon ve istişare mekanizmalarının sürdürülmesi konusunda mutabakata vardı.

Kızıldeniz güvenliği

Afrika işleri uzmanı Esma el-Hüseyni’ye göre Eritre Cumhurbaşkanı’nın Kahire ziyareti, Eritre’nin jeopolitik konumu ve Kızıldeniz’deki kritik rolü nedeniyle büyük önem taşıyor. Hüseyni, ziyaretin aynı zamanda Etiyopya ile Eritre arasındaki gerilimin tırmandığı, ayrıca Somali’nin de hassas bir dönemden geçtiği bir süreçte gerçekleştiğine dikkat çekti. Hüseyni, Somali’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğünün, İsrail’in ve daha önce Etiyopya’nın Somaliland bölgesindeki stratejik Berbera Limanı’nda nüfuz elde etme çabaları nedeniyle tehdit altında olduğunu savundu.

Kahire ile Asmara arasındaki koordinasyonun mevcut aşamada hayati önem taşıdığını belirten Hüseyni, bu iş birliğinin Kızıldeniz’in güvenlik ve istikrarının korunması, Afrika Boynuzu’nun güvence altına alınması ve iki ülkenin ortak çıkarlarının savunulması açısından gerekli olduğunu ifade etti.

Nairobi merkezli Doğu Afrika Araştırmaları Merkezi Direktörü ve Afrika uzmanı Abdullah Ahmed İbrahim ise Kızıldeniz güvenliğinin görüşmelerde doğal olarak öncelikli gündem maddesi olduğunu söyledi. İbrahim, mevcut tehditler ve İsrail’in ayrılıkçı bölgede artan etkisi dikkate alındığında, bu konunun her iki ülke açısından da kritik önem taşıdığını belirtti.

Afrika uzmanı Muhammed Turşin de Eritre Cumhurbaşkanı’nın Kahire ziyaretinin, iki ülke arasında son dönemde sıklaşan karşılıklı temasların devamı niteliğinde olduğunu ifade etti. Turşin, Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz’de gerilimin arttığı bir dönemde gerçekleşen ziyaretin, özellikle Etiyopya’nın Eritre’nin 1990’ların başında bağımsızlığını kazanmasının ardından denize çıkışı olmayan bir ülke haline gelmesini kabul etmeyeceğine yönelik açıklamalarının gölgesinde önem kazandığını kaydetti. Turşin’e göre Addis Ababa yönetiminin denize erişim konusundaki ısrarlı söylemleri, Etiyopya’nın bir deniz çıkışı elde etmek amacıyla Eritre ile yeni bir çatışmaya girebileceği yönündeki endişeleri artırıyor.

Mısır ve Eritre cumhurbaşkanları dün Afrika Boynuzu bölgesindeki durumu görüştü. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)Mısır ve Eritre cumhurbaşkanları dün Afrika Boynuzu bölgesindeki durumu görüştü. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Artan koordinasyon

Son yıllarda Kahire ile Asmara arasındaki koordinasyonun giderek arttığına dikkat çekiliyor. Bu yakınlaşmanın temelinde, iki ülkenin Etiyopya ile yaşadığı anlaşmazlıklar bulunuyor. Addis Ababa yönetimi, Mısır’ın Rönesans Barajı’nın doldurulması ve işletilmesine ilişkin bağlayıcı bir anlaşma yapılması yönündeki talebini reddederken, Eritre ile Etiyopya arasındaki gerilim de sürüyor ve taraflar zaman zaman askeri tırmanış sinyalleri veriyor.

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Ekim 2024’te Eritre’nin başkenti Asmara’yı ziyaret etmişti. Söz konusu ziyaret, Mısır, Eritre ve Somali arasında oluşturulan üçlü koordinasyon mekanizmasının etkinleştirildiği bir döneme denk gelmişti.

Geçtiğimiz mart ayında Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Cumhurbaşkanı Sisi'nin sözlü mesajını Eritre Cumhurbaşkanı Isaias Afwerki’ye ileterek iki ülke arasındaki ilişkilerin çeşitli alanlarda geliştirilmesi konusunu ele aldı. Mayıs ayında ise Abdulati ile Ulaştırma Bakanı Kâmil el-Vezir, Asmara’da Afwerki ile bir araya gelerek ikili iş birliği ve Kızıldeniz’deki gelişmeleri görüştü. Abdulati, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Kızıldeniz’e kıyısı bulunmayan ülkelerin bölgeye ilişkin düzenlemeler veya mutabakatlarda yer almaması gerektiğini vurgulamıştı.

Bu ziyaretin yaklaşık bir hafta sonrasında ve kıyıdaş olmayan ülkelerin Kızıldeniz’de rol üstlenmesine yönelik itirazların resmî düzeyde yeniden dile getirilmesinin ardından Etiyopya Dışişleri Bakanlığı, Mısır’ı ülkenin denize erişim çabalarını engellemeye çalışmakla suçlamıştı.

Afrika uzmanı Esma el-Hüseyni, Etiyopya’nın Mısır ile Eritre arasındaki yakınlaşmaya her zaman kuşku ve temkinle yaklaştığını belirtti. Hüseyni, Addis Ababa yönetiminin sürekli olarak Mısır ve müttefiklerini kendi çıkarlarına yönelik bir tehdit olarak göstermeye çalıştığını, ancak bölge halklarının çıkarları açısından asıl tehdidin Etiyopya’nın komşu ülkelere yönelik nüfuz arayışından kaynaklandığını savundu.

Muhammed Turşin ise Etiyopya’nın, Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz’deki hedeflerine ulaşmasının önünde Mısır’ı bir engel olarak görmeye devam edeceği görüşünde. Turşin, Kahire ile Asmara arasındaki iş birliğinin Etiyopya’nın denize açılma yönündeki genişleme girişimlerine karşı çıkmayı sürdüreceğini öngördü. Turşin’e göre Etiyopya’nın denize erişim talepleri uluslararası hukuk açısından yeterli dayanağa sahip değil. Bu nedenle söz konusu girişimlerin hayata geçirilmesi, Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesinde daha büyük krizlere ve yeni güvenlik sorunlarına kapı aralayabilir.


Trump, gerginliğin artmasını engelledi ve bir anlaşmanın müjdesini verdi

Dün Batı Şeria'daki Ürdün Vadisi'nde bir yerleşim yerinin yakınındaki açık alana düşen İran füzesinin kalıntılarına bakan bir Yahudi (EPA)
Dün Batı Şeria'daki Ürdün Vadisi'nde bir yerleşim yerinin yakınındaki açık alana düşen İran füzesinin kalıntılarına bakan bir Yahudi (EPA)
TT

Trump, gerginliğin artmasını engelledi ve bir anlaşmanın müjdesini verdi

Dün Batı Şeria'daki Ürdün Vadisi'nde bir yerleşim yerinin yakınındaki açık alana düşen İran füzesinin kalıntılarına bakan bir Yahudi (EPA)
Dün Batı Şeria'daki Ürdün Vadisi'nde bir yerleşim yerinin yakınındaki açık alana düşen İran füzesinin kalıntılarına bakan bir Yahudi (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile İsrail arasında yeniden yükselen gerilimin kontrolden çıkmasını engellemeyi başardı. Taraflar, nisan ayında ilan edilen ateşkesten bu yana yaşanan ilk doğrudan karşılıklı saldırıların ardından, birkaç saat içinde askeri operasyonları durdurduklarını açıkladı.

İran üç dalga halinde füze saldırısı düzenlerken, İsrail bu füzelerin tamamının engellendiğini duyurdu. Buna karşılık İsrail ordusu, İran'ın güneybatısındaki askeri hedefleri, hava savunma tesislerini ve bir petrokimya kompleksini vurdu.

Trump, İran'ın gerçekleştirdiği saldırının müzakerelere yardımcı olmadığını belirtmekle birlikte, Tahran ile bir anlaşmaya varılabileceği yönünde iyimser mesajlar verdi. Trump ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Washington ile Tahran arasında sağlanacak herhangi bir uzlaşıyı kabul etmekten başka seçeneği olmayacağını söyledi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakırr Kalibaf ise ülkesinin sahada ateşkes denklemine müdahale ederek dengeleri değiştirdiğini savundu. İran Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadir de yeni saldırılar düzenlenebileceği uyarısında bulunarak, ABD-İsrail ittifakının yapacağı herhangi bir “yeni hatanın” bölgeyi “cehenneme çevireceğini” söyledi.

Öte yandan, İran Devrim Muhafızları Ordusu bünyesindeki Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, “direniş” olarak tanımladığı güçler için yeni bir güvenlik kuşağı oluşturulacağını açıkladı. Buna göre kuşağın, Hürmüz Boğazı'ndan Babülmendeb Boğazı'na, ayrıca Körfez'den Kızıldeniz'e kadar uzanacağı belirtildi.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise taraflara itidal çağrısı yaparak, Washington ile Tahran arasındaki görüşmelerde nihai hedefe ulaşılmasının yakın olduğunu ifade etti.

Bu arada ABD'nin Lübnan Büyükelçisi Mişel Issa'nın açıklamaları, “Beyrut'un güney banliyöleri karşılığında Kuzey İsrail” şeklinde özetlenen yeni bir denge anlayışının Washington tarafından benimsendiği şeklinde yorumlandı. Issa, Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesine yönelik saldırının siyasi mesaj niteliği taşıdığını belirterek, ABD'nin çatışmaların daha fazla genişlemesini istemediğini söyledi.

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile görüşmesinin ardından konuşan Issa, “Eğer Hizbullah İsrail'e yönelik saldırılarını durdurursa, İsrail de Dahiye'yi hedef almayacaktır” ifadelerini kullandı.


Hizbullah, İsrail ile çatışma kurallarını nasıl değiştirdi?

İsrail ordusunun 27 Nisan 2026'da yayımladığı ve Lübnan'ın güneyinde Hizbullah altyapısının imha edildiğini gösterdiği belirtilen videodan (AFP)
İsrail ordusunun 27 Nisan 2026'da yayımladığı ve Lübnan'ın güneyinde Hizbullah altyapısının imha edildiğini gösterdiği belirtilen videodan (AFP)
TT

Hizbullah, İsrail ile çatışma kurallarını nasıl değiştirdi?

İsrail ordusunun 27 Nisan 2026'da yayımladığı ve Lübnan'ın güneyinde Hizbullah altyapısının imha edildiğini gösterdiği belirtilen videodan (AFP)
İsrail ordusunun 27 Nisan 2026'da yayımladığı ve Lübnan'ın güneyinde Hizbullah altyapısının imha edildiğini gösterdiği belirtilen videodan (AFP)

Beyrut: Sair Abbas

Lübnan’daki Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışmayı yakından takip eden saha kaynakları, örgütün köklü biçimde yerleşmiş çatışma kurallarını büyük ölçüde değiştirdiğini bildirdi.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, kullanılan savaş yöntemlerinin, Hizbullah ile İsrail'in 2024 ile son savaş arasındaki dönemde yıpratma harbine dayalı uzun soluklu bir çatışmaya hazırlandığına işaret ettiğini belirtti. Ateşkes anlaşmasının ardından Hizbullah roket kullanımını kısıtladı, kamikaze insansız hava araçlarının (İHA) yoğunluğunu azalttı. Ateşleyicisinin kolayca tespit edilebilmesi nedeniyle zırhlı araçlara ve tanklara karşı güdümlü füze kullanımından da vazgeçti. Hizbullah bunların yerine, elektronik bozucu sistemleri atlatmak amacıyla fiber optik teknolojiyle fırlatılan FPV drone'larını devreye soktu.

Başlarda ilkel roket atan bir yapı görünümü çizen Hizbullah, sonraki süreçte çok daha örgütlü ve güçlü bir hal aldı ve 15 aylık ateşkes döneminde kamuoyuyla paylaşmadığı kapasitelerini gün yüzüne çıkardı. İsrail ordusuna karşı günlük olarak gerçekleştirilen operasyon sayısı yaklaşık 100'e ulaşırken, Hizbullah, savaş alanına nitelik bakımından da yeni silahlar kazandırdı.