Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Anlaşma birleşik bir ordunun kurulmasını, aranan kişilerin "Uluslararası Ceza Komisyonu"na teslimini ve "kurtarma" rejiminin dağıtılmasını kapsıyor.

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
TT

Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA

Şarku'l-Avsat, Bahreyn'in başkenti Manama'da geçen yıl 20 Ocak'ta Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ile Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu arasında imzalanan anlaşmanın metnine ulaştı.  Bu konuyla ilgili sızıntılar ilk kez yerel Es-Sudani gazetesi aracılığıyla ortaya çıktığında, haberi doğrulayanlar ve yalanlayanlar arasında yoğun tartışmalar yaşandı.

22 maddeden oluşan anlaşma, "Hızlı Destek" ile birlikte ulusal bir ordunun kurulmasını, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından arananların tutuklanmasını ve ülkeyi son 30 yıldır yöneten İslamcı rejimin yıkılmasını öngörüyor.

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşma, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi ve savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunmasının gerekliliğini öngörüyor.

İslamcıların rahatsızlığı

Kebbaşi-Daklu müzakerelerine ilişkin haberin yayılmasının ardından, "Savaşın devamını isteyenler" olarak İslamcılar ve onların iktidara dönüşünü destekleyenler, Kebbaşi'ye karşı şiddetli ve eleştirel bir kampanya başlattı. Diğer taraftan, anlaşma haberini yalanlamak için başka bir kampanya başlatıldı. Müzakerelere ilişkin haberi ne Kebbaşi ne de resmi ordu sözcüsü yalanladı; antlaşmanın imzalanmasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen ve yerel ve uluslararası medyada ve sosyal medyada bu haber yoğun bir şekilde dolaşıma girmesine rağmen sessiz kaldılar.

Sivil güçler, Kebbaşi'nin Manama'da Orgeneral Daklu ile anlaşma imzalamasının ardından yaptığı açıklamalar karşısında şaşkınlıklarını dile getirdi. Kebbaşi geçtiğimiz hafta Beyaz Nil Eyaleti'ndeki "18. Piyade Tümeni" askerlerine hitaben yaptığı konuşmada, özellikle "sivil güçler" ile "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri" koalisyonunu eleştirdi ve onları "paralı askerler, elçilik ajanları" ve "Hızlı Destek Kuvvetleri’nin siyasi kuluçka merkezi" olmakla suçladı.

FOTO: Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)
Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) koalisyonunun bir sözcüsü Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Kebbaşi'den Abdurrahim Daklu ile imzaladığı anlaşma hakkında Sudanlıları "bilgilendirmesini" beklediklerini söyledi.

Anlaşma metnini sızdırmakla suçlanmamak için isminin açıklanmamasını isteyen sözcü, Kebbaşi'nin açıklamalarını "utanç verici" olarak nitelendirdi. Sözcü: "Biz kendisinden farklı açıklamalar bekliyorduk ama o, gerçekleri halka açıklamak yerine sivil güçlere saldırdı. Manama ziyareti ve Daklu ile bir anlaşmaya imza atmasının ardından halkı aydınlatması kendisi için daha iyi ve onurlu olurdu. Kebbaşi, sivil güçlerin savaşı durdurmak için uluslararası ve bölgesel topluluklardan yardım istemek amacıyla kamuya açık herhangi bir şey yapmasını yasakladı. Ancak “düşman” olarak nitelendirdiği “milisleri” destekleyen ülkelerin huzurunda, kendisine Hızlı Destek Kuvvetleri ile “gizlice” müzakere yapma ve imzaladığı anlaşmadan geri çekilme izni verdi."

Anlaşmanın detayları

Şarku'l Avsat'ın elde ettiği metne göre, Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu, Bahreyn başkentinde (Manama) geçtiğimiz 6 ve 18 Ocak'ta görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler 22 maddelik bir anlaşmanın imzalanmasıyla sona erdi.

İki yetkili, anlaşmanın 7. maddesi uyarınca, siyasi bağlılık veya ideolojik yönelim olmaksızın, tüm askeri güçlerden, yani Hızlı Destek, silahlı kuvvetler ve silahlı mücadele hareketlerinden oluşan profesyonel ve ulusal bir ordu inşa etme konusunda anlaştılar. Bu ordu, düzenli güvenlik güçlerini (polis ve istihbarat servisleri) inşa edip yeniden kurmanın ve Sudanlılar arasında fırsatların adil dağılımı ilkesini benimsemenin yanı sıra, idari ve partizan her düzeyde Sudanlı çeşitliliğini ifade ediyor.

Kebbaşi ve Daku'nun "paraf" atarak imzaladığı anlaşmanın 11. maddesinde "30 Haziran rejiminin yıkılması" öngörülüyor. 17. ve 18. maddelerde, savaştan sonra hapishanelerden kaçan, yani “kurtarma” rejiminin destekçileri olan sanıkların yeniden tutuklanması ve aralarında eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, yardımcısı Ahmed Harun ve başkaları da dahil olmak üzere arananların Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim edilmesi ve mahkemeye getirilmesi vurgulandı. Anlaşma, tüm siyasi aktörlerin katılacağı geniş kapsamlı bir ulusal diyalog düzenlenmesini onaylıyor. Ancak, "Ulusal Kongre Partisi ve ona bağlı İslami Hareket" kapsam dışı tutularak, bu grupların geçiş döneminden izole edilmesi öngörüldü.

FOTO: Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)
Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşmada, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi, savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunması gerekliliği, nefret söylemiyle mücadele, geçiş dönemine ilişkin olarak adalet, hesap verebilirlik, zararın onarılması ve tazminat prensiplerini benimseme, savaşın neden olduğu yıkımın yeniden inşası ve ülkenin birliğini ve federal yönetimi koruma ihtiyacı vurgulanmıştır.

Anlaşma, Sudan krizini bir güvenlik, politik, sosyal ve kültürel kriz olarak tanıyan temel prensipleri benimsemiştir. Savaşın neden olduğu büyük insan kayıplarını ve eşi benzeri görülmemiş insanlık dramını, altyapının tahribatını ve ülkenin ekonomik kaynaklarının israf edilmesini tanıyan temel prensipleri içermektedir. Hem Kebbaşi hem de Daklu, çatışmayı diyalog yoluyla adil ve sürdürülebilir bir şekilde çözme, savaşları ve çatışmaları köklerine değinerek sona erdirme ve güç ve zenginliğin adil paylaşımını sağlayan bir yönetim çerçevesi üzerinde anlaşmaya varma isteklerini dile getirdiler. Anlaşma, temelde "halkın temel güç kaynağı olduğu" prensibini benimsemekte, eşit vatandaşlığı güvence altına almakta ve "Cidde Bildirgesi"ni sivilleri koruma konusunda referans almaktadır.

Anlaşma, "nefret söylemi ve ayrımcılığa karşı mücadele" prensibini kabul etmekte, "hukuki reform paketi" üzerinde mutabakata varmakta, "barışçıl bir arada yaşamı teşvik etmek, başkalarını kabul ve saygıyı güçlendirmek" gibi politikaları benimsemekte, geçiş döneminde "hesap verebilirlik, gerçeklik ve uzlaşma" içeren geçiş adaleti ilkesini onaylamakta, zararın onarılması, kurumsal reformlar, barışçıl siyasi faaliyet prensibi, tüm şiddet, aşırıcılık, anayasa dışı yöntemlere başvurma ve demokratik düzeni zayıflatma türündeki faaliyetleri suç saymaktadır. Anlaşma, dengeli bir dış politika izleme, ülkenin üst düzey çıkarlarını garanti eden bir politika benimseme ve bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği destekleme, komşuluk ilişkilerini iyileştirme ve terörizmle mücadeleyi teşvik etme konularında çağrı yapıyor.

Kaynağa göre "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri", Kebbaşi'nin "önemli bir anlaşma"yı halka sunması bekleniyordu. Sözcü şunları söyledi: "Bu anlaşmanın çok önemli olduğunu ve Sudan'ın ulusal davasına hizmet ettiğini görüyoruz. Kebbaşi'nin buna devam edeceğini umuyorduk, ancak o birtakım bahanelerle özür dileyerek üçüncü turdan çekildi." Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, kapsamlı ve adil bir barış anlaşmasına ulaşmak, ateşkese son vermek ve savaşların ardından sivil yolu yeniden kazanmak için krizin çözümü ve savaşın durdurulması konusunda tek seçeneklerinin diyalog olduğunu düşünüyor.



Mısır'ın “stratejik beyni” Oktagon hakkında ne biliyoruz?

Oktagon, yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük askeri komuta merkezi olarak kabul ediliyor (Mısır Genel Enformasyon Kurumu)
Oktagon, yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük askeri komuta merkezi olarak kabul ediliyor (Mısır Genel Enformasyon Kurumu)
TT

Mısır'ın “stratejik beyni” Oktagon hakkında ne biliyoruz?

Oktagon, yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük askeri komuta merkezi olarak kabul ediliyor (Mısır Genel Enformasyon Kurumu)
Oktagon, yüzölçümü bakımından dünyanın en büyük askeri komuta merkezi olarak kabul ediliyor (Mısır Genel Enformasyon Kurumu)

Ahmed Abdulhakim

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi dün, uluslararası ve bölgesel katılımın eşliğinde Kahire'nin doğusundaki Yeni İdari Başkent'te dünyanın en büyük askeri karargâhları arasında yer alan ‘Oktagon’ (Sekizgen) adıyla bilinen yeni Stratejik Komuta Merkezi'ni açtı. Cumhurbaşkanlığına bağlı Mısır Genel Enformasyon Kurumu tarafından yapılan açıklamaya göre tesisin açılış ‘devletin muharebe ve idari hazırlık düzeyini yükseltmeyi’ amaçlıyor.

Kahire, yıllar önce Savunma Bakanlığı için yeni bir ‘stratejik’ karargâh inşasına yönelik adımlar atmaya başladı. Mısır Devlet Enformasyon Servisi, bu karargâhın ‘en yoğun kriz dönemlerinde dahi karar alma ve ülke yönetimi süreçlerinin tam bir etkinlikle kesintisiz sürdürülmesini güvence altına alacağını, Mısır'ın bütünleşik ve aşılmaz ya da sekteye uğratılamaz bir savunma sistemine sahip bölgesel bir güç konumunu pekiştireceğini’ belirterek merkezi ‘Mısır Silahlı Kuvvetleri'nin tarihinde ve sisteminde emsalsiz bir niteliksel sıçrama’ olarak nitelendiriyor.

‘Oktagon’ adıyla bilinen merkez, devletin stratejik komuta merkezi olup Savunma Bakanlığı ile Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığı'nın yeni genel merkezi olarak Kahire'nin doğusundaki yeni idari başkent içinde yer alıyor.

Kuruluş amacı

Genel Enformasyon Kurumu’nun aktardığına göre Mısır Devleti Stratejik Komuta Merkezi, Kahire'nin 2017 yılında başlattığı ve devletin en önemli egemenlik kurumlarını bünyesinde barındıracak yeni bir başkent kurma yönündeki kapsamlı plan çerçevesinde hayata geçirildi. Tesis, Mısır devletinin geleceğe yönelik vizyonunu gerçekleştirmek, stratejik kapasitesini en güncel küresel sistemlerle uyumlu biçimde geliştirmek ve en üst düzey teknik ve güvenlik donanımına sahip birleşik bir merkezden devletin tüm hayati sektör ve kurumları üzerinde bütünleşik yönetim ile denetim sağlamayı hedefliyor.

sdfrbthyj
Oktagon, gelişmiş komuta, kontrol ve iletişim sistemi, harekât odaları, idari ve lojistik tesisler ile veri merkezleri ve ileri teknoloji altyapısını bünyesinde barındırıyor (Genel Enformasyon Kurumu)

Genel Enformasyon Kurumu, Stratejik Komuta Merkezi'nin (Oktagon) inşa planlamasının Mısır Silahlı Kuvvetleri mensupları tarafından büyük ulusal şirketlerle iş birliği halinde Mısırlılar tarafından hayata geçirildiğini açıkladı. Merkez, etkinlik ve güvenlik açısından dünyanın en iyi komuta ve kontrol merkezleriyle boy ölçüşürken büyüklüğüyle Antik Mısır medeniyetinin özgünlüğünden ilham aldı. Sekizgen geometrik tasarım olan Oktagon şekli, stratejik gücün ve devletin tüm egemenlik birimleri ile sistemleri arasındaki sıkı bağın simgesi olarak benimsendi. Bu tasarımın kurumsal ortak çalışma etkinliğini desteklemesi ve olağanüstü durumların başarıyla yönetilmesinde denetim hızını artırması hedeflendi.

Genel Enformasyon Kurumu, Mısır devletinin bu merkezi inşa etmesine yol açan başlıca gerekçeleri de sıraladı. Bunların başında ‘egemenlik karargâhları ve harekât odalarının dağınıklığını ortadan kaldırarak tek ve güvenli bir çatı altında toplayacak, bilgi akışının ve yönergelerin hızla iletilmesini güvence altına alacak idari ve stratejik merkezileşme’ geliyor. Bir diğer gerekçe ise ‘gelişmiş dijital savunma sistemleri gerektiren dördüncü ve beşinci nesil savaş ile siber tehditlerle başa çıkmayı kapsayan modern tehditlerle yüzleşme’ olarak sıralandı. Genel Enformasyon Kurumu ayrıca merkezin ‘olağanüstü hallere ve afetlere tek bir koordinasyon diliyle ve azami hızda müdahale etmek için Mısır'ın tüm vilayetlerini ve bakanlıklarını birbirine bağlayan merkezi bir sinir sistemi oluşturmak yoluyla krizlerin merkezden yönetilmesini’ de amaçladığını vurguladı.

Mısır, Yeni İdari Başkent'in kalbinde güvenlik ve askeri komuta için birleşik bir merkez kurulmasını Mısır ulusal güvenliğine katma değer sağlayacak bir adım olarak değerlendiriyor. Bu dev kompleksin devletin muharebe ve idari hazırlık düzeyini yükseltmekteki önemi son derece büyüktür. En yoğun kriz dönemlerinde dahi karar alma ve ülke yönetimi süreçlerinin tam etkinlikle kesintisiz sürdürülmesini güvence altına alıyor ve böylece Mısır'ın aşılmaz ve sekteye uğratılamaz bütünleşik bir savunma sistemine sahip bölgesel güç konumunu pekiştiriyor.

Genel Enformasyon Kurumu’na göre karargâhın ulusal güvenlik alanındaki hedef ve sorumlulukları ‘kapsamlı merkezi denetim: devletin tüm sektörlerindeki performans ve ulusal güvenlik göstergelerinin kesintisiz olarak takibi; acil durum yönetimi: ordu, polis ve hizmet bakanlıkları arasındaki ortak ulusal acil eylem planlarının sevk ve idare edilmesi; bunlara ek olarak uzun vadeli güvenlik ve savunma vizyonlarının oluşturulmasını ve ileri dijital simülasyon modelleri aracılığıyla test edilmesini kapsayan stratejik planlama’ gibi belirli görevleri kapsıyor.

Alan ve tesisler

Oktagon kompleksi yaklaşık 22 bin dönümlük bir alana yayılıyor. Yapının bulunduğu alan 4,6 milyon metrekareyi aşıyor. 13 entegre stratejik ve lojistik bölgeye ayrılıyor. Bu özellikleriyle dünyada askeri ve idari kompleksler arasında en büyüklerden biri konumuna geliyor. Merkez, en güncel iletişim ve askeri teknoloji sistemleriyle donatılmış bütünleşik bir komuta, kontrol, harekât ve kriz yönetim merkezi olarak tasarlanıyor.

Mısır Genel Enformasyon Kurumu’na göre Oktagon, Antik Mısır mimarisinden ilham alan sekizgen biçimli sekiz ayrı yapıyı kapsayan bir mimari tasarım anlayışıyla öne çıkıyor. Dairesel biçimde konumlanan bu yapılar Silahlı Kuvvetler'in ana idari birimlerini ve kuvvetlerini barındırırken ortalarında birbirine ve dış binalara iç koridorlarla bağlı iki merkezi komuta binası yer alıyor. Bu düzenleme, tamamen güvenli tek bir çatı altında bilgi ve güvenlik yönergelerinin hızlı biçimde aktarılmasını güvence altına alarak komuta, kontrol ve karar alma etkinliğini artırıyor.

dscfr
Kahire’nin doğusundaki idari başkent Hudeyde’de bulunan Oktagon genel merkezinin havadan çekilmiş bir fotoğrafı (Mısır Genel Enformasyon Kurumu)

Alan bakımından dünyanın en büyük askeri komuta karargâhı konumundaki Oktagon, gelişmiş komuta, kontrol ve iletişim sistemi, harekât odaları, idari ve lojistik tesisler ile veri merkezleri ve ileri teknoloji altyapısıyla donatılmıştır. Tüm bunlar yüksek etkinlikte askeri harekât yönetimi sağlarken üst düzey güvenlik ve koruma standartlarını da karşılıyor. Mısır Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı pek çok birimin karargâhını modern ve gelişmiş tek bir komplekste bir araya getiriyor.

Öne çıkan merkezlerin başında, ulusal verilerin depolanması, işlenmesi ve en yüksek siber güvenlik standartlarıyla korunmasına tahsis edilmiş son derece gelişmiş devasa dijital altyapıya sahip bulut veri merkezleri geliyor. Bunların yanı sıra alternatif ve bağımsız enerji merkezleri, gelişmiş su ve soğutma sistemleri ile olağanüstü koşullarda aylarca kesintisiz çalışmayı güvence altına alan bütünleşik yaşam alanlarını kapsayan hizmet ve lojistik tesisler de komplekste yer alıyor.

Genel Enformasyon Kurumu, karargâhın belirli görevler aracılığıyla ‘istikrarın temel direklerini güçlendirmeyi’ hedeflediğini açıkladı. Bu görevler arasında devletin tüm sektörlerindeki performans ve ulusal güvenlik göstergelerinin kesintisiz olarak takip edilmesini kapsayan kapsamlı merkezi denetim öne çıkıyor.

Sorumluluklar ayrıca ordu, polis ve hizmet bakanlıkları arasındaki ortak ulusal acil eylem planlarının sevk ve idaresini, uzun vadeli güvenlik ve savunma vizyonlarının oluşturulmasını ve ileri dijital simülasyon modelleri aracılığıyla test edilmesini de kapsıyor.

Bu devasa kompleks, Orta Doğu'nun en büyüğü olma özelliğiyle geleneksel askeri karargâh kavramının çok ötesine geçiyor. Minyatür bir idari ve savunma başkenti ile bütünleşik bir kriz yönetim ve akıllı kontrol merkezi niteliği taşıyor. Karargâh, tamamen beşinci ve altıncı nesil akıllı teknolojilere dayanan üstün zeka komuta ve kontrol sistemi üzerine kurulu olup ‘güvenli ve anlık ağ bağlantısı’ sağlıyor. En yeni nesil şifreli kablosuz ağlar ve süper hızlı fiber optik ağ altyapısı, karargâhı tüm devlet kurumları, saha orduları ve vilayetlerle tam anlık bağlantı içinde tutuyor. Bunun yanı sıra gelen büyük veri yığınlarını analiz etmek, devasa kontrol ekranlarında görüntülemek ve süper hızlı veri işlemeye dayalı anlık karar desteği sağlamak amacıyla gelişmiş hesaplamalı yapay zeka (AI) teknolojisinden yararlanılıyor.

Kahire, kompleksin siber güvenlik alanında ‘aşılmaz’ bir yapıya sahip olduğunu vurgulayarak ‘gizli bilgilerin dolaşımını güvence altına almak ve dijital saldırılara karşı altyapıyı korumak amacıyla dünyanın en güncel yazılım güvenlik duvarları ve siber koruma sistemlerine’ dayandığını belirtiyor.

Oktagon, Virginia eyaletinin Arlington şehrinde bulunan ve dünyanın en tanınmış askeri binalarından biri sayılan ABD Savunma Bakanlığı'nın ana karargâhı ‘Pentagon’dan farklı. Yaklaşık 600 bin metrekarelik alanı kapsayan Pentagon'un yaklaşık 340 bin metrekaresi idari ofislere ayrılmış durumda ve bünyesinde yaklaşık 23 bin askeri ve sivil personel görev yapıyor.

Her iki binanın da adını geometrik tasarımından aldığı görülüyor. Oktagon sekiz kenarlı, Pentagon ise beş kenarlı anlamına geliyor. Her iki sözcük de Yunancadan türetilmiştir. ‘Okta’ sekiz, ‘Penta’ ise beş sayısını ifade ediyor.

Pentagon, iç avluyu çevreleyen beş eş merkezli kenardan oluşuyor ve adını da bu tasarımdan alıyor. 1941'de inşaatına başlanan Pentagon, 1943'te resmi olarak açılmış ve o günden bu yana ABD Savunma Bakanlığı'nın simgesi hâline gelmiştir.


Mısır, Uluslararası Bağışçılar Konferansı'nda Filistin Yönetimi için uluslararası destek sağlanmasının önemini vurguladı

Han Yunus’taki Filistinli mülteciler için kurulan geçici kampta su dolu bir bidon taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
Han Yunus’taki Filistinli mülteciler için kurulan geçici kampta su dolu bir bidon taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
TT

Mısır, Uluslararası Bağışçılar Konferansı'nda Filistin Yönetimi için uluslararası destek sağlanmasının önemini vurguladı

Han Yunus’taki Filistinli mülteciler için kurulan geçici kampta su dolu bir bidon taşıyan bir kız çocuğu (AFP)
Han Yunus’taki Filistinli mülteciler için kurulan geçici kampta su dolu bir bidon taşıyan bir kız çocuğu (AFP)

Kahire ile Ramallah dün, gelecek hafta düzenlenecek ‘Uluslararası Bağışçılar Konferansı’ kapsamında Filistin Yönetimi'ne uluslararası destek sağlanmasına yönelik sürdürülen hazırlıkları ele aldı.

Mısır Dış İşler Konseyi üyesi ve eski Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Büyükelçi Muhammed Hicazi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede bu istişarelerin, ‘İsrail’in devam eden saldırılarına rağmen Filistin Yönetimi'ne yalnızca finansman düzeyinde değil, Filistin'in gelecekteki bağımsız bir devlet olarak varlığını pekiştirme konusunda da uluslararası destek oluşturma’ hedefini taşıyan Mısır-Avrupa görüşmeleriyle eş zamanlı gerçekleştiğini söyledi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati ile Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesinde iki tarafın Gazze Şeridi'ndeki son gelişmelere ilişkin görüşlerini paylaştığını bildirdi. Görüşmede aynı zamanda bu ay Brüksel'de yapılması planlanan Uluslararası Bağışçılar Konferansı'na yönelik hazırlıklar da ele alındı.

Abdulati, ‘Mısır'ın Filistin hükümetine tam desteğini ve Filistin Ulusal Yönetimi'ne sorumluluklarını yerine getirebilmesi, Filistin halkına temel hizmetler sunabilmesi ve direnişini güçlendirebilmesi ile Filistin topraklarındaki istikrara katkıda bulunabilmesi için uluslararası mali destek sağlanmasının önemini’ vurguladı.

Hicazi ise ‘Brüksel'deki Filistin Yönetimi'ne uluslararası destek sağlamaya yönelik toplantı hazırlıklarının, Gazze'deki ateşkes süreçlerinin, yeni güvenlik ve bölgesel düzenlemeler başlatmaya yönelik Amerikan çabalarının ve Filistin davasını bölgesel istikrarın gerçek kapısı olarak yeniden öne çıkarmaya yönelik Arap girişimlerinin iç içe geçtiği Orta Doğu gelişmelerinde kritik bir dönüm noktasında gerçekleştiğini’ vurguladı.

Uluslararası Bağışçılar Konferansı'nı salt Filistin Yönetimi'ne mali yardım sağlama fırsatı olarak görmenin, konferansın stratejik anlamından büyük ölçüde yoksun kılacağını söyleyen Hicazi, Brüksel’deki konferansın öneminin finansmanın çok ötesine geçtiğini belirtti. Konferansın aynı zamanda uluslararası toplumun Filistin Yönetimi'ni Filistin topraklarını yönetme kapasitesine sahip meşru kurum olarak görmeye devam ettiğini ortaya koyan açık bir siyasi mesaj niteliği taşıdığını ifade eden Hicazi, bunun İsrail'e yönelik Filistin Yönetimi'ni zayıflatmanın artık kabul edilebilir bir seçenek olmadığını ilan eden paralel bir mesajla da örtüştüğünün altını çizdi.

Yaklaşık bir hafta önce Avrupa Birliği (AB) Kudüs Sözcüsü Şadi Osman, ‘Filistin'in Sesi’ radyosuna verdiği demeçte iki devletli çözüme destek sağlamak ve Ulusal Yönetimi mali açıdan desteklemek amacıyla bu ayın 12 Temmuz'unda Uluslararası Donörler Konferansı düzenlenmesine yönelik hazırlıkların başladığını açıkladı.

Bu açıklamalar, Avrupa Komisyonu Akdeniz İşlerinden Sorumlu Üyesi Dubravka Suica'nın Avrupa-Filistin ortaklığını ve Gazze ile Batı Şeria'daki mevcut durumu ele alan bölgesel turunu Ramallah ziyaretiyle tamamlamasının hemen ardından yapıldı.

efrthyjy
Han Yunus’un Nehir el-Berd bölgesindeki Filistinli mülteciler için kurulan geçici kampta, bir kız çocuğu, çadırı sabitleyen ipin üzerinde dinleniyor (AFP)

Filistin Başbakanı Mustafa, o sıra Suica'ya, Filistin kurumlarının varlığını sürdürmesini ciddi biçimde tehdit eden mali ve ekonomik ambargo konusundaki kaygılarını aktardı. İsrail'in yasadışı biçimde alıkoyduğu Filistin vergi gelirlerinin yaklaşık 6 milyar dolara ulaştığını, İsrail Merkez Bankası'nın teslim almayı reddetmesi nedeniyle Filistin bankalarına ait yaklaşık 5 milyar dolarlık fonun ise dondurulduğunu vurgulayan Mustafa, bu durumun Filistin ekonomisine yılda 11 milyar dolar kayba yol açtığını belirtti.

Filistin meselesi, Mısır Dışişleri Bakanlığı'nın dün açıklamasına göre Dışişleri Bakanı Abdulati ile AB Akdeniz Komiseri Suica arasındaki siyasi istişarelerde de gündemin merkezinde yer aldı.

Abdulati, ‘uluslararası çabaların Filistin meselesi üzerinde yeniden yoğunlaştırılmasının önemini, 7 Ekim 2023'ten sonra başlayan ve ABD Başkanı Donald Trump'ın barış planının birinci aşama yükümlülüklerinin tam olarak uygulanmasını, ardından da ikinci aşamaya geçişi sağlayacak koşulların oluşturulması açısından önemine’ dikkati çekti.

Hicazi ise Mısır ve Avrupa'nın hareketliliğinin Filistin Yönetimi'ne desteğin salt bir mali krize verilen tepkiden öte, bölgenin yeniden inşası denkleminin bir parçası haline geldiğini teyit ettiğini düşünüyor. Filistin kurumları çöküşe geçmişken daha istikrarlı bir Orta Doğu'dan söz etmenin yanı sıra Gazze yerle bir olmuşken uzun vadeli ekonomik ve güvenlik ittifakları kurmanın mümkün olamayacağını söyledi.

Mısır'ın rolü, bu aşamanın gerekliliklerine en tutarlı biçimde yanıt veren taraf olarak öne çıkıyor. Kahire, savaşın başlamasından bu yana insani boyutu siyasi süreçten ayrı tutmayı reddediyor. Ateşkesin yeniden yapılanma planı, Filistin Yönetimi'nin güçlendirilmesi, Batı Şeria ile Gazze'nin birliğinin korunması, göçün reddedilmesi ve bağımsız Filistin devletinin kurulmasıyla sonuçlanacak ciddi bir siyasi sürecin başlatılmasıyla eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini savunuyor. Hicazi'ye göre Mısır bugün aynı doğrultuda ilerleyerek Brüksel Konferansı'nı ateşkesin kalıcı hale gelmesinin ardından Gazze'nin yeniden yapılanmasına yönelik daha kapsamlı bir uluslararası konferansa zemin hazırlayan kurucu bir adım olarak destekliyor.

Hicazi, asıl zorluğun milyarlarca dolar toplamak değil, bu kaynakları Filistin ulusal projesini yeniden başlatmak, iki devletli çözümü diriltmek ve Filistin meselesini yeni bölgesel güvenlik düzenlemelerinin merkezine yeniden taşımak için tarihsel bir fırsata dönüştürecek uluslararası bir irade inşa etmek olduğunu vurguladı.

Hicazi, yapılacak konferansın ya çatışma yönetiminden barışın inşasına, geçici yardımdan sürdürülebilir kalkınmaya ve tepkisel tutumdan bütüncül bir stratejik vizyona geçişin başlangıcı olacağını ya da tekrarlayan krizler silsilesinde geçici bir mali duraktan ibaret kalacağını da belirtti.


Sudan ordusu Etiyopya sınırındaki Karmak şehrine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı

Hartum'da Sudan Merkez Bankası binasının önünde duran hasarlı tanklar (Reuters)
Hartum'da Sudan Merkez Bankası binasının önünde duran hasarlı tanklar (Reuters)
TT

Sudan ordusu Etiyopya sınırındaki Karmak şehrine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı

Hartum'da Sudan Merkez Bankası binasının önünde duran hasarlı tanklar (Reuters)
Hartum'da Sudan Merkez Bankası binasının önünde duran hasarlı tanklar (Reuters)

Sudan ordusu, ülkenin güneydoğusunda yer alan Mavi Nil bölgesi cephesindeki askeri operasyonlarını sürdürüyor. Sudan ordusu geçtiğimiz mart ayından bu yana Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) kontrolünde bulunan Etiyopya sınırı yakınlarındaki stratejik öneme sahip Karmak şehrine doğru artan bir tempoyla ilerlemeye çalışıyor.

Sahadaki kaynakların art arda gelen raporları, ordunun son iki gün içinde bölgenin ikinci büyük kenti Karmak'ın çevresindeki HDK'nın ileri savunma mevzileri ve hatlarını hedef alan yoğun insansız hava aracı (İHA) ve ağır topçu saldırıları düzenlediğine işaret ediyor. Ordu ve müttefik kuvvetlerin yürüttüğü askeri operasyonlar şehrin yaklaşık 15 kilometre gerisindeki Barka bölgesinden başlatılıyor.

Sudan ordusu mensupları, kuvvetlerinin Karmak'a yönelik ileri hatlar boyunca ilerleyişini gösteren video kayıtları yayımladı. Ordu son günlerde Mavi Nil cephesinde kayda değer bir ilerleme kaydederek Nil bölgesinin başkenti Damazin ile Karmak şehri arasındaki ana yolu üzerindeki Kili, Makce ve Sarkam kasabalarının kontrolünü yeniden ele geçirdi. Bu durum HDK'yı bölgenin daha iç kesimlerine doğru geri çekilmeye zorladı.

Öte yandan Nil Nehri eksenindeki HDK komutanı Tuğgeneral Hamuda el-Bişi, Sudan ordusunun Karmak şehrine doğru ilerlediğine dair haberlerin doğru olmadığını, bunların ‘asılsız iddialar’ olduğunu belirtti. Bişi, resmi Facebook hesabından yaptığı paylaşımda şehrin tamamının HDK’nın kontrolü altında kalmaya devam ettiğini vurguladı.

9l0ş
Hartum'daki bir meydanda kurşun izleri bulunan araçlar, 11 Haziran 2026 (Reuters)

Mavi Nil bölgesi, son iki ay içinde Sudan ordusunun ve HDK'nın çeşitli küçük kasabalar üzerinde kontrolü birbirinden defalarca kez devraldığı belirgin bir askeri tırmanmaya sahne oldu.

Karmak şehri, Etiyopya sınırındaki konumu nedeniyle stratejik önem taşımakta olup aylarca önce HDK'nın Abdulaziz Adem el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi – Kuzey (SPLM-N) ile koordineli biçimde yürüttüğü Sudan Kurucu (Te’sis) İttifakı kuvvetlerinin eline geçmişti.

Sudan Kurucu İttifakı kuvvetleri, Karmak vilayetinin Dukan, Keren Keren ve Hur el-Hasan bölgeleri ile Kaysan şehrine uzanan diğer bölgelerde büyük sayılarla konuşlanmaya devam ediyor.

Sudan ordusu ise daha önce HDK’nın kontrolündeki bölgelerin tamamını geri almak amacıyla Mavi Nil bölgesine ek kuvvetler ve takviye güçler sevk ettiğini açıklamıştı.

Omdurman'a İHA saldırısı

Hartum eyaletindeki yerel kaynaklar, Sudan ordusuna ait hava savunma sistemlerinin cumartesi günü Omdurman şehrindeki konumları hedef almaya çalışan ve HDK'ya ait olduğu değerlendirilen insansız hava araçlarını püskürttüğünü bildirdi.

Hartum'un ikinci büyük kenti Omdurman sakinleri de şehrin kuzeybatısında art arda patlama sesleri duyduklarını ve bunların hava savunma sistemlerinin bir dizi insansız hava aracını engellemesinden kaynaklandığını, ancak hedef alınan yerlerin niteliğinin doğrulanamadığını aktardı.

Sudan ordusu ile HDK arasında 2023 yılının nisan ayında patlak veren savaşın başından bu yana Hartum eyaleti sürekli İHA saldırılarına maruz kalıyor. Bu saldırıların sıklığı, eyalete geri dönen binlerce vatandaşla eş zamanlı olarak son dönemde belirgin biçimde artıyor.