Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Anlaşma birleşik bir ordunun kurulmasını, aranan kişilerin "Uluslararası Ceza Komisyonu"na teslimini ve "kurtarma" rejiminin dağıtılmasını kapsıyor.

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
TT

Şarku’l Avsat Kebbaşi ile Daklu arasındaki Manama Anlaşması’nın belgesine ulaştı

Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA
Orgeneral Şemseddin Kebbaşi (SUNA

Şarku'l-Avsat, Bahreyn'in başkenti Manama'da geçen yıl 20 Ocak'ta Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ile Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu arasında imzalanan anlaşmanın metnine ulaştı.  Bu konuyla ilgili sızıntılar ilk kez yerel Es-Sudani gazetesi aracılığıyla ortaya çıktığında, haberi doğrulayanlar ve yalanlayanlar arasında yoğun tartışmalar yaşandı.

22 maddeden oluşan anlaşma, "Hızlı Destek" ile birlikte ulusal bir ordunun kurulmasını, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından arananların tutuklanmasını ve ülkeyi son 30 yıldır yöneten İslamcı rejimin yıkılmasını öngörüyor.

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşma, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi ve savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunmasının gerekliliğini öngörüyor.

İslamcıların rahatsızlığı

Kebbaşi-Daklu müzakerelerine ilişkin haberin yayılmasının ardından, "Savaşın devamını isteyenler" olarak İslamcılar ve onların iktidara dönüşünü destekleyenler, Kebbaşi'ye karşı şiddetli ve eleştirel bir kampanya başlattı. Diğer taraftan, anlaşma haberini yalanlamak için başka bir kampanya başlatıldı. Müzakerelere ilişkin haberi ne Kebbaşi ne de resmi ordu sözcüsü yalanladı; antlaşmanın imzalanmasının üzerinden bir ay geçmesine rağmen ve yerel ve uluslararası medyada ve sosyal medyada bu haber yoğun bir şekilde dolaşıma girmesine rağmen sessiz kaldılar.

Sivil güçler, Kebbaşi'nin Manama'da Orgeneral Daklu ile anlaşma imzalamasının ardından yaptığı açıklamalar karşısında şaşkınlıklarını dile getirdi. Kebbaşi geçtiğimiz hafta Beyaz Nil Eyaleti'ndeki "18. Piyade Tümeni" askerlerine hitaben yaptığı konuşmada, özellikle "sivil güçler" ile "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri" koalisyonunu eleştirdi ve onları "paralı askerler, elçilik ajanları" ve "Hızlı Destek Kuvvetleri’nin siyasi kuluçka merkezi" olmakla suçladı.

FOTO: Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)
Hızlı Destek Kuvvetleri İkinci Komutanı Abdurrahim Daklu (X Platformu)

Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri (ÖDBG) koalisyonunun bir sözcüsü Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, Kebbaşi'den Abdurrahim Daklu ile imzaladığı anlaşma hakkında Sudanlıları "bilgilendirmesini" beklediklerini söyledi.

Anlaşma metnini sızdırmakla suçlanmamak için isminin açıklanmamasını isteyen sözcü, Kebbaşi'nin açıklamalarını "utanç verici" olarak nitelendirdi. Sözcü: "Biz kendisinden farklı açıklamalar bekliyorduk ama o, gerçekleri halka açıklamak yerine sivil güçlere saldırdı. Manama ziyareti ve Daklu ile bir anlaşmaya imza atmasının ardından halkı aydınlatması kendisi için daha iyi ve onurlu olurdu. Kebbaşi, sivil güçlerin savaşı durdurmak için uluslararası ve bölgesel topluluklardan yardım istemek amacıyla kamuya açık herhangi bir şey yapmasını yasakladı. Ancak “düşman” olarak nitelendirdiği “milisleri” destekleyen ülkelerin huzurunda, kendisine Hızlı Destek Kuvvetleri ile “gizlice” müzakere yapma ve imzaladığı anlaşmadan geri çekilme izni verdi."

Anlaşmanın detayları

Şarku'l Avsat'ın elde ettiği metne göre, Sudan Ordusu Başkomutan Vekili Orgeneral Şemseddin Kebbaşi ve Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Yardımcısı Abdurrahim Daklu, Bahreyn başkentinde (Manama) geçtiğimiz 6 ve 18 Ocak'ta görüşmelerde bulundu. Bu görüşmeler 22 maddelik bir anlaşmanın imzalanmasıyla sona erdi.

İki yetkili, anlaşmanın 7. maddesi uyarınca, siyasi bağlılık veya ideolojik yönelim olmaksızın, tüm askeri güçlerden, yani Hızlı Destek, silahlı kuvvetler ve silahlı mücadele hareketlerinden oluşan profesyonel ve ulusal bir ordu inşa etme konusunda anlaştılar. Bu ordu, düzenli güvenlik güçlerini (polis ve istihbarat servisleri) inşa edip yeniden kurmanın ve Sudanlılar arasında fırsatların adil dağılımı ilkesini benimsemenin yanı sıra, idari ve partizan her düzeyde Sudanlı çeşitliliğini ifade ediyor.

Kebbaşi ve Daku'nun "paraf" atarak imzaladığı anlaşmanın 11. maddesinde "30 Haziran rejiminin yıkılması" öngörülüyor. 17. ve 18. maddelerde, savaştan sonra hapishanelerden kaçan, yani “kurtarma” rejiminin destekçileri olan sanıkların yeniden tutuklanması ve aralarında eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir, yardımcısı Ahmed Harun ve başkaları da dahil olmak üzere arananların Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne teslim edilmesi ve mahkemeye getirilmesi vurgulandı. Anlaşma, tüm siyasi aktörlerin katılacağı geniş kapsamlı bir ulusal diyalog düzenlenmesini onaylıyor. Ancak, "Ulusal Kongre Partisi ve ona bağlı İslami Hareket" kapsam dışı tutularak, bu grupların geçiş döneminden izole edilmesi öngörüldü.

FOTO: Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)
Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında Hartum'da yaşanan çatışmaların etkileri (Reuters)

"Sudan Krizinin Kapsamlı Çözümüne İlişkin İlkeler ve Esaslar Belgesi" olarak adlandırılan anlaşmada, Sudan-Sudan diyalogu yoluyla halkın acılarının hafifletilmesi, savaşı sonlandıracak krize çözüm bulunması gerekliliği, nefret söylemiyle mücadele, geçiş dönemine ilişkin olarak adalet, hesap verebilirlik, zararın onarılması ve tazminat prensiplerini benimseme, savaşın neden olduğu yıkımın yeniden inşası ve ülkenin birliğini ve federal yönetimi koruma ihtiyacı vurgulanmıştır.

Anlaşma, Sudan krizini bir güvenlik, politik, sosyal ve kültürel kriz olarak tanıyan temel prensipleri benimsemiştir. Savaşın neden olduğu büyük insan kayıplarını ve eşi benzeri görülmemiş insanlık dramını, altyapının tahribatını ve ülkenin ekonomik kaynaklarının israf edilmesini tanıyan temel prensipleri içermektedir. Hem Kebbaşi hem de Daklu, çatışmayı diyalog yoluyla adil ve sürdürülebilir bir şekilde çözme, savaşları ve çatışmaları köklerine değinerek sona erdirme ve güç ve zenginliğin adil paylaşımını sağlayan bir yönetim çerçevesi üzerinde anlaşmaya varma isteklerini dile getirdiler. Anlaşma, temelde "halkın temel güç kaynağı olduğu" prensibini benimsemekte, eşit vatandaşlığı güvence altına almakta ve "Cidde Bildirgesi"ni sivilleri koruma konusunda referans almaktadır.

Anlaşma, "nefret söylemi ve ayrımcılığa karşı mücadele" prensibini kabul etmekte, "hukuki reform paketi" üzerinde mutabakata varmakta, "barışçıl bir arada yaşamı teşvik etmek, başkalarını kabul ve saygıyı güçlendirmek" gibi politikaları benimsemekte, geçiş döneminde "hesap verebilirlik, gerçeklik ve uzlaşma" içeren geçiş adaleti ilkesini onaylamakta, zararın onarılması, kurumsal reformlar, barışçıl siyasi faaliyet prensibi, tüm şiddet, aşırıcılık, anayasa dışı yöntemlere başvurma ve demokratik düzeni zayıflatma türündeki faaliyetleri suç saymaktadır. Anlaşma, dengeli bir dış politika izleme, ülkenin üst düzey çıkarlarını garanti eden bir politika benimseme ve bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği destekleme, komşuluk ilişkilerini iyileştirme ve terörizmle mücadeleyi teşvik etme konularında çağrı yapıyor.

Kaynağa göre "Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri", Kebbaşi'nin "önemli bir anlaşma"yı halka sunması bekleniyordu. Sözcü şunları söyledi: "Bu anlaşmanın çok önemli olduğunu ve Sudan'ın ulusal davasına hizmet ettiğini görüyoruz. Kebbaşi'nin buna devam edeceğini umuyorduk, ancak o birtakım bahanelerle özür dileyerek üçüncü turdan çekildi." Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri, kapsamlı ve adil bir barış anlaşmasına ulaşmak, ateşkese son vermek ve savaşların ardından sivil yolu yeniden kazanmak için krizin çözümü ve savaşın durdurulması konusunda tek seçeneklerinin diyalog olduğunu düşünüyor.



İngiliz büyükelçisi Irak'taki grupları "mafya" olarak nitelendirdi

 İngiltere'nin Bağdat Büyükelçisi İrfan Sıddık (X)
İngiltere'nin Bağdat Büyükelçisi İrfan Sıddık (X)
TT

İngiliz büyükelçisi Irak'taki grupları "mafya" olarak nitelendirdi

 İngiltere'nin Bağdat Büyükelçisi İrfan Sıddık (X)
İngiltere'nin Bağdat Büyükelçisi İrfan Sıddık (X)

İngiltere’nin Irak Büyükelçisi İrfan Sıddık, dikkat çeken açıklamalarında silahlı grupların yöntemlerini “mafya usulleri” olarak nitelendirdi.

Şarku’l Avsat’ın basından aktardığına göre Sıddık, ülkesinin, yalnızca hükümet kontrolü altında olması şartıyla Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) ile çalışmaya karşı olmadığını belirtti. Londra’nın “kontrolsüz silah sorunuyla mücadelede”, Kuzey İrlanda deneyiminden yararlanarak Irak’a destek vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Sıddık, “Savaş kararı yalnızca meşru devlet kurumlarının yetkisindedir. Bu tür meselelerle seçilmiş hükümet ilgilenir, başka hiç kimse değil” dedi.

İran’ın Irak’taki etkisini de eleştiren İngiliz diplomat, Tahran’ın müdahalelerini “geniş çaplı ve gayrimeşru” olarak tanımladı. Başbakan Ali al-Zeydi liderliğindeki yeni hükümete devlet otoritesini güçlendirme çağrısında bulunan Sıddık, “İranlılar Irak’ın egemenliğine saygı göstermiyor. Yeni hükümetin bu sorunu çözmesini umuyoruz” ifadelerini kullandı.

İngiltere-İran ilişkilerine de değinen Sıddık, savaş sürecinde Bağdat’taki İran Büyükelçisi ile diplomatik temaslarının azaldığını söyledi. İranlı büyükelçinin, ikili görüşme önerisi gündeme geldiğinde çekimser davrandığını da ifade etti.


Gazze'de kanlı gün: 9 Filistinli hayatını kaybetti, çeteler Gazze'nin orta kesimlerini hedef aldı

İsrail'in Gazze'nin orta kesimlerindeki Megazi Kampı'na dün düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenaze namazı kılındı (AP)
İsrail'in Gazze'nin orta kesimlerindeki Megazi Kampı'na dün düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenaze namazı kılındı (AP)
TT

Gazze'de kanlı gün: 9 Filistinli hayatını kaybetti, çeteler Gazze'nin orta kesimlerini hedef aldı

İsrail'in Gazze'nin orta kesimlerindeki Megazi Kampı'na dün düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenaze namazı kılındı (AP)
İsrail'in Gazze'nin orta kesimlerindeki Megazi Kampı'na dün düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenaze namazı kılındı (AP)

Gazze Şeridi dün kanlı bir gün geçirdi. Çeşitli bölgelerde gerçekleştirilen İsrail hava saldırılarında 9 Filistinli hayatını kaybetti. Bunların 4'ü, Gazze'nin orta kesimlerindeki Megazi Kampı'nın doğusunda Gazze sakinlerinin evlerine saldıran İsrail destekli silahlı çete üyelerine destek sağlamak amacıyla düzenlenen insansız hava aracı (İHA) saldırısında öldürüldü.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hamas'tan saha kaynaklarına göre silahlı çetelerin saldırısı, sarı hattın yaklaşık 250 metre batısında yer alan Mesced el-Masdar bölgesinde gerçekleşti. Çete üyeleri bölge sakinlerinin evlerine sızarak evleri aradı, bazı bölge sakinlerini sorguladı ve 3 genci kaçırdı.

İsrail ile Hamas arasında geçtiğimiz ekim ayında varılan ateşkes anlaşmasının sağlanmasından bu yana sarı hat olarak bilinen hayali bir çizgi, Hamas’ın kontrolündeki bölgeler (hattın batısı) ile İsrail ordusunun ve ona bağlı Filistinli silahlı çetelerin konuşlandığı bölgeleri (hattın doğusu) birbirinden ayırıyor.

Trump planına göre Gazze'den çekilme aşamalarını gösteren harita (Beyaz Saray)Trump planına göre Gazze'den çekilme aşamalarını gösteren harita (Beyaz Saray)

Kaynağa göre sakinler, eski Filistinli güvenlik subayı Şevki Ebu Nasira'nın komuta ettiği silahlı çete üyelerine direniş göstermeye çalıştı. İki Hamas üyesi saldırganlara ateş açarken kısa süreli çatışmalar yaşandı. İsrail İHA’ları devreye girerek füze ateşledi. Saldırıda 2 Hamas aktivisti ve 2 sivil olmak üzere 4 Filistinli hayatını kaybetti.

İsrail bombardımanında en az 6 Filistinli daha çeşitli derecelerde yaralandı. Yaralıların tamamı Gazze'nin orta kesimindeki Deyr el-Belah'taki Şuheda el-Aksa Hastanesi'ne kaldırıldı.

Gazze'deki sağlık yetkililerinin açıkladığı verilere göre ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 900 Filistinli İsrail hava saldırılarında hayatını kaybetti.

Kaçırılan kişi işkenceyle öldürüldü

Kaynak, çetelerin hedef aldığı üç kaçırılandan birinin, serbest bırakılmadan önce kaçırıcılar tarafından sahada sorgulanırken ağır işkenceye maruz kaldığını ve cesedinin olay yerine bırakılarak geri çekildiğini açıkladı.

Şuheda el-Aksa Hastanesi'nde gazetecilerin çektiği ceset fotoğraflarında işkence izleri görülürken kurbanın kafasına ve göğsüne ateş edilerek infaz edildiği, üzerinde ise bağlandığına dair ip izleri bulunduğu ortaya çıktı.

Silahlı çete üyelerinin geri çekilmesinin ardından bir İsrail Apache helikopteri, kaçırılanın aynı aile üyesi olduğu ve infazdan önce sorgulandığı Beşiti ailesine ait eve füze fırlattı. Saldırıda aynı aileden ikinci bir kişi hayatını kaybetti. Öldürülen kişinin Hamas üyesi olduğu bildirildi.

Aynı bölge son günlerde İsrail destekli silahlı çetelerin birbiri ardına gerçekleştirdiği saldırılara sahne oldu. Geçtiğimiz nisan ayında İsrail'in halihazırda Gazze'nin yüzde 60'ını aşan nüfuz bölgelerini genişletmek amacıyla bölge sakinlerini yerinden etmek için bazı evler ateşe verildi.

Eş zamanlı saldırı

Megazi saldırısıyla eş zamanlı olarak Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'un güneyindeki Devvar Muza bölgesinde başka bir olay yaşandı. Eski Filistinli güvenlik subayı Husam el-Astal'ın çetesi bu bölgede faaliyet gösteriyor.

Görgü tanıkları, söz konusu silahlı çetenin sarı hattın kuzeyindeki bölgelere ilerlemesinin ardından Hamas'a bağlı silahlı unsurların saldırısına uğradığı sırada bölgede patlama ve çatışma seslerinin duyulduğunu doğruladı.

Hamas güvenliğine bağlı Rad’a gücü ve diğer Filistin grupları, sarı hattı geçen çete aracını hedef aldıklarını, bunun aracın yanmasına ve içindekilerin yaralanmasına yol açtığını duyurdu.

Şarku’l Avsat'a konuşan Han Yunus'taki silahlı gruplardan birinin saha kaynağı, aracın tanksavar mermisiyle vurulduğunu ve doğrudan ateşe maruz kaldığını, bunun sonucunda çete üyeleri arasında can kayıpları olduğunu ve bazılarının yaralandığını belirtti. Kaynak, Filistinli grupların askeri kanatlarının bu çetelere karşı durma ve tüm güçleriyle mücadele etme kararı aldığını da teyit etti.

Husam el-Astal çetesinin üyeleri geçtiğimiz 20 Nisan'da, Han Yunus'un orta kesimlerindeki Devvar Ebu Hamid bölgesine ilerledikten sonra benzer bir saldırıyla karşılaşmıştı. O dönem ‘cesur’ olarak nitelendirilen bu operasyonda, tanksavar mermileri, keskin nişancı ve hafif silahlarla kurulan bir pusuyla karşılaşmışlardı.

Dün sabah gerçekleşen saldırının ardından yalnızca birkaç saat sonra Han Yunus'un orta kesiminde Filistinlilere ait bir araç İHA saldırısına uğradı. Saldırıda biri Hamas aktivisti olmak üzere insani yardım alanında çalışan 2 kişi hayatını kaybetti.

Dün İsrail’in Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentinde düzenlediği hava saldırısında hedef alınan aracın enkazını inceleyen Filistin sivil savunma ekipleri (EPA)

İsrail’in Gazze'nin güneyindeki Han Yunus kentinde dün düzenlediği hava saldırısında hedef alınan aracın enkazını inceleyen Filistin sivil savunma ekipleri (EPA)

Gazze Şeridi'nde yaşanan tüm silahlı çete saldırılarında İsrail'in müdahalesinde tekrar eden bir durum göze çarpıyor. Çete üyelerinin Hamas'la çatışmanın ardından, özellikle kendi saflarında kayıp verilmesi durumunda, Hamas'ın kontrolündeki bölgelerden geri çekilmesine ateş desteği sağlanıyor.

‘Quad copter’ adı verilen küçük mermiler ve roketler taşıyan minyatür İHA’ları İsrail'in kullanıp kullanmadığı bilinmiyor. Daha önce Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, yakalanan silahlı çete üyeleriyle yürütülen soruşturmaların bulgularını aktarmıştı. Bu bulgular, söz konusu kişilerin Filistin grubu üyelerini hedef almak amacıyla İsrail ordusu tarafından insansız hava aracı kullanımı konusunda eğitildiğini ortaya koymuştu.


Esed'in kimyasal silah programının kalıntıları bulundu

Suriye'nin Lahey'deki Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü Daimî Temsilcisi Muhammed Kattub, "Suriye'de Kimyasal Silah Kullanımından Sonra Hesap Verebilirliğin Aranmasında Roller ve Sorumluluklar" konulu müzakere oturumunda. (SANA)
Suriye'nin Lahey'deki Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü Daimî Temsilcisi Muhammed Kattub, "Suriye'de Kimyasal Silah Kullanımından Sonra Hesap Verebilirliğin Aranmasında Roller ve Sorumluluklar" konulu müzakere oturumunda. (SANA)
TT

Esed'in kimyasal silah programının kalıntıları bulundu

Suriye'nin Lahey'deki Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü Daimî Temsilcisi Muhammed Kattub, "Suriye'de Kimyasal Silah Kullanımından Sonra Hesap Verebilirliğin Aranmasında Roller ve Sorumluluklar" konulu müzakere oturumunda. (SANA)
Suriye'nin Lahey'deki Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü Daimî Temsilcisi Muhammed Kattub, "Suriye'de Kimyasal Silah Kullanımından Sonra Hesap Verebilirliğin Aranmasında Roller ve Sorumluluklar" konulu müzakere oturumunda. (SANA)

Suriyeli bir yetkili, devrik lider Beşşar Esed döneminde yürütülen gizli kimyasal silah programına ait kalıntıların bulunduğunu açıkladı. Yetkili, ülkede yıllarca süren iç savaş sırasında gerçekleştirilen ölümcül gaz saldırılarında kullanılanlara benzer mühimmat ve ham maddelerin ele geçirildiğini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre Suriye’nin Lahey’deki Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü nezdindeki daimî temsilcisi Mohammad Kattub, yetkililerin Esed dönemindeki kimyasal silah programıyla bağlantılı oldukları şüphesiyle 18 kişiyi gözaltına aldığını söyledi. Gözaltına alınanlar arasında eski rejimde görev yapmış üst düzey askeri, siyasi ve teknik isimlerin de bulunduğu ifade edildi.

Kattub ayrıca, “Esed güçleri tarafından kullanılan sarin gazı bileşenlerinin” de bulunduğunu açıkladı. Yetkili, kimyasal silahlarda kullanıldığı belirtilen 70’ten fazla füze ve bombanın da ele geçirildiğini kaydetti.

Suriye temsilcisi Kattub, birkaç gün önce Lahey’de düzenlenen “Suriye’de kimyasal silah kullanımının ardından hesap verebilirlik arayışında roller ve sorumluluklar” başlıklı oturuma katılmıştı.