Filistinli çocuk Yazan Kafarna yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetti

Yazan el-Kafarna Refah’ta sağlık hizmeti alırken (DPA)
Yazan el-Kafarna Refah’ta sağlık hizmeti alırken (DPA)
TT

Filistinli çocuk Yazan Kafarna yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybetti

Yazan el-Kafarna Refah’ta sağlık hizmeti alırken (DPA)
Yazan el-Kafarna Refah’ta sağlık hizmeti alırken (DPA)

Filistinli çocuk Yazan el-Kafarna, yetersiz beslenme nedeniyle Refah’taki Ebu Yusuf En-Neccar Hastanesi’nde hayatını kaybetti.

Filistin merkezli Ma’an haber ajansına konuşan tıbbi kaynaklara göre, Gazze’de yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybeden çocukların sayısı 16’ya yükseldi.

Son günlerde Gazze’deki çocukların savaş sırasında yaşadığı kötü koşullara dikkatİ çeken çağrıların ardından, açlık nedeniyle zayıflayan Yazan adlı çocuğun görüntüleri sosyal medyada yayıldı.

Yazan el-Kafarna Refah’ta sağlık hizmeti alırken (DPA)
Yazan el-Kafarna Refah’ta sağlık hizmeti alırken (DPA)

Filistin medyasına göre, Yazan sağlık durumu kötüleştikten sonra Gazze’nin kuzeyinden Ebu Yusuf En-Neccar Hastanesi’ne getirilmişti.

Yazan, doğduğunda yeterli oksijene ulaşamaması nedeniyle beyin felci geçirmişti.

FOTO: Refah’ta sağlık hizmeti alırken Yazan’ın eli (DPA)
Refah’ta sağlık hizmeti alırken Yazan’ın eli (DPA)

Dün ayrıca, Heba Ziade adlı bir bebek, yiyecek yetersizliği ve sağlık koşullarının kötü olması nedeniyle Gazze’nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi’nde hayatını kaybetti.

Bebeğin son anlarına dair görüntüler sosyal medyada paylaşıldı.

Gazze’deki medya kuruluşları tarafından yayınlanan, Heba Ziade adlı bebeğin kefenli fotoğrafı (X)
Gazze’deki medya kuruluşları tarafından yayınlanan, Heba Ziade adlı bebeğin kefenli fotoğrafı (X)

Kemal Advan Hastanesi tarafından dün yapılan açıklamada, 15 çocuğun yetersiz beslenme ve su kaybı nedeniyle hayatını kaybettiği, 6 çocuğun da yoğun bakımda bulunduğu bilgisi verildi.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Kemal Advan Hastanesi Müdürü Husam Ebu Safiye, “Kuzeydeki çocukların ölümleri açlık, yetersiz beslenme ve yakıt kıtlığından kaynaklanıyor” dedi.

Ebu Safiye, Alemu’l Arabi haber ajansına (AWP) verdiği demeçte şunları ekledi;

“Şu anda hastanedeki çoğu çocuğun durumu stabil durumda kritik duruma kadar değişiyor ve her an solunum cihazına ihtiyaç duyabilirler. Yakıt tamamen bitti, bu da oksijen cihazlarının durmasına yol açtı. Yakıtımız bitmeye devam ederse önümüzdeki saatlerde daha fazla çocuğun ölümüyle karşı karşıya kalacağız.”

Ebu Safiye, hastanede yaklaşık 40 çocuğun bulunduğunu, ayrıca yaklaşık 25 yaralı ve tedavi gören vatandaşın olduğu bilgisini de verdi.

Öte yandan, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) İcra Direktörü Catherine Russell Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Gazze’de iki yaşın altındaki her altı çocuktan birinin akut yetersiz beslenmeden mustarip olduğu uyarısında bulundu.

Russel sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi;

“Gazze’den şu ana kadar en az 10 çocuğun yetersiz beslenme ve susuzluktan öldüğü, çok daha fazlasının da uçurumun eşiğinde olduğu yönünde korkunç haberler geliyor. Akut yetersiz beslenme ölümcül olabilir veya küçük çocuklarda kalıcı bilişsel ve fiziksel hasara neden olabilir. Gazze’deki çocuklar için her dakika beslenmeye, suya, tıbbi bakıma ve kurşunlardan ve bombalardan korunmaya güvenli bir şekilde erişim açısından önemlidir. Bunun için şimdi insani bir ateşkes gerekiyor.”

Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) Sözcüsü Jens Laerke ise, “Kıtlık ilan edildiğinde, pek çok insan için artık çok geç demektir” diye konuştu.

Gazze’deki Sağlık Bakanlığı’nın bugün erken saatlerde yaptığı açıklamaya göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana sürdürdüğü saldırılarda can kaybı 30 bin 534’e, yaralı sayısı ise 71 bin 920’ye yükseldi.



İsrail'in Gazze'nin kuzeyindeki bir okulu bombalaması sonucu 10 kişi öldü, 17 kişi yaralandı

Filistinliler, İsrail'in Gazze'de dün düzenlediği saldırının ardından hayatta kalanları arıyor (AFP)
Filistinliler, İsrail'in Gazze'de dün düzenlediği saldırının ardından hayatta kalanları arıyor (AFP)
TT

İsrail'in Gazze'nin kuzeyindeki bir okulu bombalaması sonucu 10 kişi öldü, 17 kişi yaralandı

Filistinliler, İsrail'in Gazze'de dün düzenlediği saldırının ardından hayatta kalanları arıyor (AFP)
Filistinliler, İsrail'in Gazze'de dün düzenlediği saldırının ardından hayatta kalanları arıyor (AFP)

Filistin El-Aksa televizyonu bugün, İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bir okula düzenlediği bombardımanda 10 kişinin öldüğünü ve 17 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Filistin televizyonu, İsrail ordusunun erken saatlerde Gazze'nin kuzeyindeki El Saftavi bölgesinde bulunan El Nuzla okulunu bombaladığını duyurdu.

El Aksa televizyonu, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde bir evi hedef alması sonucu dört (4) kişinin öldüğünü, birçok kişinin de yaralandığını belirtti.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı dün (Cuma) yaptığı açıklamada, İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze'ye yönelik savaşında ölen Filistinlilerin sayısının 35 bin 857'ye, yaralıların sayısının ise 80 bin 11'e yükseldiğini duyurdu.


Yemen'de darbeciler muhalif medyaya yönelik kısıtlamaları sıkılaştırıyor

Husilerin kontrolündeki bölgelerde birçok gazete yayın hayatını sonlandırırken sadece Husilere sadık olanlar kaldı. (X)
Husilerin kontrolündeki bölgelerde birçok gazete yayın hayatını sonlandırırken sadece Husilere sadık olanlar kaldı. (X)
TT

Yemen'de darbeciler muhalif medyaya yönelik kısıtlamaları sıkılaştırıyor

Husilerin kontrolündeki bölgelerde birçok gazete yayın hayatını sonlandırırken sadece Husilere sadık olanlar kaldı. (X)
Husilerin kontrolündeki bölgelerde birçok gazete yayın hayatını sonlandırırken sadece Husilere sadık olanlar kaldı. (X)

Husiler, kontrolü altındaki bölgelerde faaliyet gösteren medya kuruluşları üzerindeki hakimiyetini sıkılaştırma çabalarının bir parçası olarak, muhalif medya kuruluşlarına lisans alma, para ödeme ve bu kuruluşların gelir kaynakları, finansmanı ve çalışanları hakkında bilgi verme gibi yeni kısıtlamalar getirdi.

Sana'daki bilgi sahibi kaynaklara göre medya sektörünü kontrol eden darbe liderleri, daha önce kapatılmamış, el konulmamış ve yasaklanmamış çeşitli medya kuruluşlarının yönetimini, yayın hayatlarına devam etmek için lisans almak üzere 45 günlük bir süre içinde, tanınmayan hükümetteki Enformasyon Bakanlığı'na çağırdı.

Sana sakinleriyle konuşan güvenlik personeli (Reuters) Sana sakinleriyle konuşan güvenlik personeli (Reuters)

Sana'daki üç medya kaynağı Şarku’l Avsat'a, örgütün kontrolü altındaki şehirlerde bir medya kuruluşuna verilen her lisans için ‘harç’ adı altında Husi liderlerinin cebine giren çeşitli miktarlarda para alındığını açıkladı.

Husi darbeciler, sahipleri ve yöneticileri, büyüklüğü ve gelir kaynakları hakkında ayrıntılı bilgilerin yanı sıra, her bir çalışanın isimleri, nitelikleri ve telefon numaraları, doğum yerleri, yaşadıkları evlerin ayrıntıları, arabaları ve eşyaları da dahil olmak üzere çalışanları hakkında bilgileri içeren listeler sunmadıkça, hiçbir medya kuruluşuna lisans verilmeyeceğini bildirdi.

Husiler söz konusu yaklaşımın medya ve siyasi söylemi birleştirmek için olduğunu iddia etti. Kaynakların aktardığına göre Husiler, belirtilen sürenin sona ermesinden sonra, bağımsız kanallar, gazeteler, internet siteleri ve daha önce Husilerle ittifaklarını ilan eden siyasi partiler ve örgütlerle bağlantılı olanlar da dahil olmak üzere, talimatlara uymayan tüm medya kuruluşlarını kapatmak, el koymak ve yasaklamak için geniş bir kampanya başlatmakla tehdit etti.

Şarku’l Avsat'a konuşan Sana'daki medya profesyonelleri, uluslararası toplum tarafından tanınmayan Husi yönetimine bağlı Enformasyon Bakanı Dayfullah eş-Şami önderliğindeki Husi liderlerinin, açıklamalarında ve konuşmalarında sık sık örgütün kontrolü altındaki bölgelerde faaliyet gösteren medya kuruluşlarının, örgüt tarafından dayatılan politika ve talimatlarla çelişen haber, rapor ve bilgiler yayınladığını iddia ettiklerini vurguladı.

Artan acılar

Husilerin medya kuruluşlarına yönelik eğilimi, örgütün kontrol ettiği bölgelerde kalan Yemenli gazetecilerin devam eden açlık politikaları nedeniyle son derece kötü maddi ve geçim sıkıntılarıyla paralellik gösteriyor.

Sana'da Husi liderlerinin çağrısıyla düzenlenen miting sırasında silahlı Husi militanları (AFP)

Sana'da Husi liderlerinin çağrısıyla düzenlenen miting sırasında silahlı Husi militanları (AFP)

Husilerin Yemen'in başkenti Sana'yı ve diğer şehirleri silah zoruyla işgal etmesinden bu yana en büyük bedeli gazeteciler ve medya kuruluşları ödedi. Yüzlercesi saldırıya uğradı, tehdit edildi, takibe maruz kaldı, taciz edildi, kaçırıldı, işkence gördü, dışlandı ve haksız yere yargılandı.

Yemen Gazeteciler Sendikası yakın zamanda yayınladığı bir raporda, Yemen'de dokuz yıl önce savaşın başlamasından bu yana yaklaşık 45 gazetecinin öldürüldüğünü, savaşın başlangıcından beri 165'ten fazla Yemenli medya kuruluşunun çalışmayı durdurduğunu ve 200 yerel ve Arap internet sitesine erişim engeli konulduğunu belirtti.

Yemen Gazeteciler Sendikası, bu yılın ilk üç ayında Yemen'de basın özgürlüğünün ihlal edildiği yaklaşık 17 vakayı belgeledi.

Bazıları Husiler tarafından işlenen ihlaller, saldırı, tehdit, kışkırtma, el koyma, engelleme, askıya alma, yargılama ve zorla alıkoyma suçları arasında değişiyor.

Yemen'deki tüm taraflara basına yönelik savaşı durdurma talebinde bulunan sendika, Husileri uzlaşmaz tutumundan ve kaçırdığı Vahid es-Sufi, Nebil es-Sedavi ve Abdullah en-Nebhani isimli üç gazeteciyi serbest bırakmayı reddetmesinden sorumlu tutarak, gazetecilerin bir an önce serbest bırakılması çağrısında bulundu.

 Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri (Reuters) Husilerin Askeri Sözcüsü Yahya Seri (Reuters)

Yerel insan hakları örgütlerinin raporları, belgeledikleri verilerin, Yemen'de gazeteciliğin halen kritik bir aşamada olduğunu gösterdiğini ve Yemenli gazetecilerin çoğunun son derece tehlikeli ve karmaşık koşullarda çalışmaya devam ettiğini, benzeri görülmemiş zorluklarla karşılaştığını, durumlarının her geçen yıl çeşitli düzeylerde kötüleştiğini doğruluyor.

Basın özgürlüğüne ilişkin bu kötüleşen tablo karşısında Yemen, 2024 yılı Arap ve küresel basın özgürlüğü endeksinde en alt sıralarda yer aldı. Sınır Tanımayan Gazeteciler'in raporunda, Yemen'in basın özgürlüğü endeksinde 154’üncü sırada yer aldığı belirtilirken, Yemen'i Somali, Sudan, Filistin... ve diğer ülkeler takip ediyor.

Yemen hükümeti daha önce, Husiler tarafından Yemen'de basının sistematik ve benzeri görülmemiş bir şekilde hedef alındığından söz etmişti. Ayrıca, Husilerin kontrolü altındaki bölgelerin gazetecilere yönelik sürekli ihlallere tanık olmaya devam ettiğine dikkat çekmişti.

Hükümet, uluslararası topluma, Birleşmiş Milletler’e (BM) ve tüm kuruluşlara, zorla kaybedilen tüm gazetecilerin serbest bırakılması ve gazetecilerin korunması için harekete geçilmesi yönünde Husi milislerine baskı yapmaları çağrısında bulundu.


İsrail-Hamas müzakerelerinin birkaç gün içinde yeniden başlaması bekleniyor

Yeni teklifler doğrultusunda müzakerelerin bu hafta başlatılmasına karar verildi (Reuters)
Yeni teklifler doğrultusunda müzakerelerin bu hafta başlatılmasına karar verildi (Reuters)
TT

İsrail-Hamas müzakerelerinin birkaç gün içinde yeniden başlaması bekleniyor

Yeni teklifler doğrultusunda müzakerelerin bu hafta başlatılmasına karar verildi (Reuters)
Yeni teklifler doğrultusunda müzakerelerin bu hafta başlatılmasına karar verildi (Reuters)

euters'in haberine göre bir yetkili bugün yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi'nde tutulan İsrailli rehinelerin serbest bırakılması için bir anlaşmaya varılması amacıyla, İsrail ve Hamas arasında yürütülen arabuluculuk müzakerelerinin birkaç gün içinde yeniden başlayacağını söyledi.

Konunun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan kaynak, görüşmeleri yeniden başlatma kararının İsrail istihbarat servisi (Mossad) başkanının CIA direktörü ve arabuluculuk yapan Katar başbakanı ile görüşmesinin ardından alındığını belirtti.

Kaynak , "Toplantının sonunda müzakerelerin, arabulucular Mısır ve Katar'ın öncülüğünde ve ABD'nin aktif katılımıyla yeni öneriler temelinde bu hafta başlaması kararlaştırıldı" ifadelerini kullandı.


UAD'ın aldığı kararın İsrail'in Refah operasyonuna yansımaları nasıl olacak?

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan bir kampta su taşıyan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, 24 Mayıs 2024. (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan bir kampta su taşıyan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, 24 Mayıs 2024. (AFP)
TT

UAD'ın aldığı kararın İsrail'in Refah operasyonuna yansımaları nasıl olacak?

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan bir kampta su taşıyan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, 24 Mayıs 2024. (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan bir kampta su taşıyan yerinden edilmiş Filistinli çocuklar, 24 Mayıs 2024. (AFP)

Uluslararası Adalet Divanı (UAD) İsrail'e Filistin'in Refah kentine yönelik saldırılarını durdurması ve Gazze Şeridi'ne insani yardım girişine izin vermesi çağrısında bulunurken, siyasi ve askeri uzmanlar UAD'ın aldığı tedbirleri, ‘Refah'ın işgalini etkilemeyecek sembolik tedbirler’ olarak nitelendirdi.

Gazze Şeridi'ndeki savaşın durdurulması için uluslararası baskıyı sürdüren UAD dün İsrail'e ‘Refah kentindeki askeri operasyonları durdurma, Refah Sınır Kapısı’nı insani yardım için açma ve bir ay içinde alınan önlemlerle ilgili rapor sunma’ kararına hükmetti.

‘Refah'taki herhangi bir eylemin Soykırım Sözleşmesi uyarınca kısmen ya da tamamen yıkıma yol açabileceğini’ belirten UAD açıklamasında, “Refah'a yapılan saldırı halkın acılarını arttıran ciddi bir gelişmedir ve İsrail yerinden edilenlerin güvenliğini ve emniyetini sağlamak için yeterince çaba göstermemiştir” denildi.

UAD'ın kararı, Güney Afrika'nın geçen hafta yapılan duruşmalarda, ‘Filistin halkının hayatta kalmasını sağlamak için Gazze Şeridi ve Refah kentine yönelik saldırının durdurulması’ talebine yanıt olarak geldi.

Davaya Türkiye, Malezya, Ürdün, Bolivya, Maldivler, Namibya, Pakistan, Venezüella, Kolombiya, Brezilya, Libya katılırken, Mısır ise 12 Mayıs'ta davaya dahil oldu.

UAD'ın kararı, İsrail tarafının mahkemenin kararına ne ölçüde uyacağı ve Refah'ın işgalini ne ölçüde durduracağı konusunda soru işaretleri yarattı. Mısırlı stratejist ve Arap Kalkınma ve Stratejik Araştırmalar Vakfı Başkanı Semir Ragıb, mahkemenin kararının etkisini küçümseyerek, “İsrail, ocak ayında UAD’ın aldığı tedbir kararlarına uymadığı gibi, Refah Sınır Kapısı’nı da teslim etmeyecek ve bu karara uymayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Ragıb Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, ‘İsrail tarafının Refah'taki askeri operasyonlarını sürdürdüğünü, operasyonların üçüncü aşamasına gelindiğini ve geriye sadece yüksek yoğunluklu operasyonlara girişmek kaldığını’ belirterek, “UAD, açıkça kınayan kararlar almadığı ya da Birleşmiş Milletler (BM) Anlaşması'nın barışa yönelik tehdit ve sivillere yönelik saldırı durumunda alınacak önlemlerle ilgili 7’nci bölümü uyarınca önlem alınması için konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne havale etmediği sürece gerilim devam edecektir” dedi.

Görsel kaldırıldı.

Gazze Şeridi sınırındaki İsrail askerleri, 24 Mayıs 2024. (AP)

UAD ocak ayında, Güney Afrika'nın ‘soykırım sayılabilecek her türlü eylemi önlemek ve insani yardımın ulaşmasını sağlayacak her türlü tedbiri almak’ amacıyla açtığı davada İsrail'e karşı tedbir kararı almıştı.

Ragıb, UAD'ın kararlarının bazı siyasi etkilerini şöyle sıraladı: “Filistin halkının haklarını destekleyen uluslararası kamuoyunu etkiliyor, Filistin direnişinin meşruiyetine avantaj sağlıyor ve İsrail'i destekleyen ABD'ye siyasi maliyeti iki katına çıkarıyor.” Ragıb ayrıca, UAD’ın kararlarının ‘daha önce Güney Afrika'daki apartheid davasında olduğu gibi, zaman aşımına tabi olmayan soykırım suçlarında Filistinlilerin yasal haklarını desteklediğini’ belirtti.

Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Dr. Tarık Fehmi ise bu görüşe katılmayarak, “UAD'ın kararının olumlu olmasına rağmen, İsrail'in daha önceki tedbirleri dikkate almamasının da gösterdiği gibi buna yanıt vermeyeceğini” ifade etti. Fehmi, ‘UAD’ın kararlarının uygulanması için gerekli mekanizma ve araçlardan yoksun olduğunu ve şu anda en önemli şeyin İsrail tarafına daha fazla baskı uygulayarak bu kararlara nasıl yatırım yapılacağı olduğunu’ belirtti.

Fehmi Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, İsrail tarafının “Refah'taki askeri operasyonu tamamlayacağını ve ardından Gazze Şeridi'ndeki güvenlik düzenlemelerinin başlayacağını” belirtti. Tarık Fehmi ayrıca, “İsrail ve ABD'nin siyasi yolu askeri yoldan ayırmak istediğini, bu nedenle, Tel Aviv'in Refah operasyonunun esirler serbest bırakılmadan ve Hamas liderleri ortadan kaldırılmadan sona ermesinden korktuğu için askeri operasyon sona ermeden siyasi müzakerelere dönülmesini önerdiğini, bunun da İsrail hükümetinin içeride ve uluslararası alanda hesap verebilirliğini arttırdığını” ifade etti.

İsrail Savaş Kabinesi perşembe günü yaptığı açıklamada, esir takası anlaşması için müzakerelerin yeniden başlatılması ve müzakere ekibinin Kahire'ye gönderilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu.

Fehmi, “Mısır, arabuluculuk rolünü, önceki müzakerelerin bittiği yerden değil, müzakerelerin sonuçlarını garanti altına alan yeni kontrol ve kriterlere göre kabul edecektir” dedi.

Ragıb ise İsrail'in müzakerelerin yeniden başladığını duyurmasının “Filistin'in Refah kentinin işgali tamamlanana kadar sadece bir manevra” olduğunu belirtti.


İsrail ordusu Gazze'de kitap yakan askerler hakkında soruşturma başlattı

Gazze Şeridi'nde kara operasyonundaki İsrail askerleri (Reuters)
Gazze Şeridi'nde kara operasyonundaki İsrail askerleri (Reuters)
TT

İsrail ordusu Gazze'de kitap yakan askerler hakkında soruşturma başlattı

Gazze Şeridi'nde kara operasyonundaki İsrail askerleri (Reuters)
Gazze Şeridi'nde kara operasyonundaki İsrail askerleri (Reuters)

İsrail ordusu dün (Cuma) sosyal medyada yayınlanan ve İsrail askerlerinin Gazze'de muhtemelen bir Kur'an nüshası da dahil olmak üzere kitap yaktığını gösteren bir fotoğraf ve videonun ardından soruşturma başlattığını duyurdu.

Olaylarla ilgili bir soru üzerine Ordudan AFP'ye yapılan açıklamada "Askeri polisin kriminal birimi tarafından bir soruşturma başlatıldığı" belirtildi.

Videoda görülen davranışların, "tüm dinlere saygı duyduğunu" söyleyen İsrail ordusunun "değerlerine uymadığı" ve "bu tür davranışları kategorik olarak kınandığı" ifade edildi.

Yaygın olarak dolaşımda olan videoda, İsrail ordusu üniforması giyen bir askerin, Kur'an-ı Kerim olabilecek bir kitabı ateşin içine attığı görülüyor. Fransız Haber Ajansı AFP, dün akşama (Cuma) kadar videonun gerçekliği hakkında bilgiye ulaşamadı.

İnternette yaygın olarak dolaşan bir başka görüntüde ise Gazze'de alevler içinde kalmış kitapların önünde duran bir İsrail askeri görülüyor.

Video ve fotoğraf İsrail televizyonunda yayınlandı.

Bellingcat web sitesindeki araştırma bir gazeteci, fotoğrafın arka planında görünen kitap dolu rafların Gazze'deki El Aksa Üniversitesi kütüphanesindeki raflarla eşleştiğini doğruladı.

Gazze'de savaşın başladığı 7 Ekim'den bu yana İsrail askerleri kişisel sosyal medya hesaplarında Filistinliler hakkında aşağılayıcı içerikler paylaşmakla suçlanıyor.

Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgiye göre ordu şubat ayında, savaş sırasında askerler tarafından gerçekleştirilen çeşitli suiistimallerle ilgili olarak cezai soruşturma başlatıldığını duyurdu.

İsrail Ordusu Askeri Savcısı Yifat TomerYerushalmi o dönemde yaptığı açıklamada, olayların "tutuklulara kötü muamele, tutukluların ölümü, yağma ve yasadışı güç kullanımı şüphelerini artırdığını" söyledi.


Binlerce Sudanlı el-Faşir'deki ‘korkunç durumdan’ kaçıyor

Sudan'ın batısındaki Darfur bölgesinde yer alan el-Faşir kentinden yoğun duman yükseliyor. (arşiv - DPA)
Sudan'ın batısındaki Darfur bölgesinde yer alan el-Faşir kentinden yoğun duman yükseliyor. (arşiv - DPA)
TT

Binlerce Sudanlı el-Faşir'deki ‘korkunç durumdan’ kaçıyor

Sudan'ın batısındaki Darfur bölgesinde yer alan el-Faşir kentinden yoğun duman yükseliyor. (arşiv - DPA)
Sudan'ın batısındaki Darfur bölgesinde yer alan el-Faşir kentinden yoğun duman yükseliyor. (arşiv - DPA)

Aktivistler, Sudan'ın batısındaki Darfur bölgesinde ordunun son kalesini ele geçirmek için savaşan Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) saldırısının ardından, on binlerce kişinin el-Faşir kentindeki bir kamptan kaçtığını bildirdi.

Reuters'e konuşan yerel sakinler, HDK'nin Ebu Şuk kampına saldırdığını ve Sudan'da savaşın başlamasından bir yıldan fazla bir süre sonra, bilinmeyen sayıda insanın öldüğünü ve yaralandığını aktardı.

El-Faşir, HDK'nin geçen yıldan bu yana Darfur bölgesindeki diğer dört eyalet başkentinin kontrolünü ele geçirmesinin ardından, Darfur bölgesinde ordunun elindeki son şehir oldu.

El-Faşir'deki kampları denetleyen Mülteci ve Yerinden Edilmiş Kişiler Koordinasyon Komitesi, el-Faşir'in bazı bölgelerinde çatışmalar devam ederken ve taraflar birbirlerine şiddetin sorumlusu olarak suçlamalarda bulunurken, 100 binden fazla sakinin yaklaşık yüzde 60'ının şehri terk ettiğini bildirdi.

Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir'deki çatışmaların yol açtığı yıkımdan (arşiv - AFP)

Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir'deki çatışmaların yol açtığı yıkımdan (arşiv - AFP)

‘Korkunç bir durum’

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Genel Direktörü Amy Pope dün (Cuma) yaptığı açıklamada, el-Faşir kentinde artan çatışmaların zaten ‘dehşet verici olan durumu’ daha da kötüleştirdiği uyarısında bulundu. Pope X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Sudan halkı, zaten aşırı gerilmiş bir insani yardım sistemi, yetersiz finansman ve dünyadaki en büyük kitlesel yerinden edilmelerden biri ile devam eden bu çatışmanın daha fazlasını kaldıramaz” değerlendirmesinde bulundu.

Sudan'daki Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), el-Faşir ve çevresindeki tahmini 800 bin sivil için insani durumun, 10 Mayıs'tan bu yana patlak veren çatışmaların ardından kötüleştiğini kaydetti.

Birleşmiş Milletler (BM) Soykırımın Önlenmesi Özel Danışmanı Alice Wairimu Nderitu bu hafta yaptığı açıklamada, soykırım riski bulunduğunu ve soykırım iddialarının ortaya atıldığını söyledi. Nderitu salı günü BM Güvenlik Konseyi'ne yaptığı açıklamada, el-Faşir ve Darfur'un diğer bölgelerindeki sivillerin kimlikleri ve kabileleri temelinde hedef alındığını belirtti.

Sınır Tanımayan Doktorlar

Ebu Şuk, yaklaşık 20 yıl önce Cancavid milisleri, daha sonra HDK’nın Sudan ordusuyla birlikte savaştığı ve soykırımla suçlandığında Darfur'daki şiddetten kurtulanlar için bir sığınaktı.

İki gücün entegrasyonu konusunda uzun süredir devam eden gerginliklerin doruğa ulaşmasıyla Nisan 2023'te başkent Hartum'da ordu ve HDK arasında patlak veren savaş sırasında yaklaşık yarım milyon insan el-Faşir'e göç etti.

Sınır Tanımayan Doktorlar'a göre 10 Mayıs'tan bu yana el-Faşir'in güneyindeki tek faal hastane olan Güney Hastanesi’nde en az 85 kişi hayatını kaybetti. Sınır Tanımayan Doktorlar toplam ölü sayısının çok daha yüksek olduğunu, çünkü şehrin kuzey, doğu ve güneyindeki çatışmalardan etkilenen sivillerin sağlık görevlilerine ulaşamadığını söylüyor.

Diğer taraftan HDK, orduyu sivilleri canlı kalkan olarak kullanmakla, geniş çaplı hava saldırıları düzenlemekle ve el-Faşir'in elektrik santralini tahrip etmekle suçladı.

Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir kırsalında bulunan Zemzem kampındaki Sudanlı mülteciler (arşiv - AP)Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir kırsalında bulunan Zemzem kampındaki Sudanlı mülteciler (arşiv - AP)

‘Aşırı kalabalık’ yerler

OCHA tarafından dün yayınlanan rapora göre, el-Faşir'in kuzey ve doğu bölgelerindeki çatışmalar sivilleri şehrin güney mahallelerindeki ‘aşırı kalabalık’ toplanma alanlarına sığınmak zorunda bıraktı.

Geçtiğimiz iki gün boyunca el-Faşir, şehre çeşitli yönlerden saldıran HDK’ye karşı ordu ve silahlı hareket müttefikleri arasında ‘ağır çatışmalara’ tanık oldu. Uluslararası Göç Örgütü'ne (IOM) göre bu ayın 20'sinden beri yaklaşık bin 250 kişi el-Faşir bölgesindeki başka yerlere göç etti. Sahadaki durumun gergin ve öngörülemez olmaya devam ettiği bildiriliyor.

Sınır Tanımayan Doktorlar tarafından yapılan açıklamada, “El-Faşir'in tek hastanesine ulaşan 85 kişi öldü ve en az 700 kişi yaralandı. Ölü sayısının artması bekleniyor. Güney Hastanesi’ndeki tıbbi malzemeler neredeyse tükenmiş durumda. Sadece 10 günlük malzeme kaldı ve hastanenin acilen yeniden ikmal edilmesi gerekiyor” ifadeleri yer aldı.

Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir'de çatışmalar sonucu tahrip olmuş bir pazar (AFP) Kuzey Darfur eyaletinin başkenti el-Faşir'de çatışmalar sonucu tahrip olmuş bir pazar (AFP)

İnsani yardım hizmetlerinin eksikliği

BM raporu, yaygın çatışmalar ve çatışmanın kentteki nüfus üzerindeki doğrudan etkilerinden ötürü erişim kısıtlamaları nedeniyle, insani hizmet ve yardımlarda önemli sıkıntı yaşandığına dikkat çekiyor. BM, sivillere yönelik risklerin, çatışmanın taraflarının sivil altyapı ve nesneleri askeri amaçlarla kullanması ve silahlı unsurların şehir genelinde artan varlığı nedeniyle daha da arttığı uyarısında bulundu.

OCHA raporunda, insani yardım ortaklarından, devam eden çatışmalar nedeniyle su da dahil olmak üzere, temel ihtiyaç maddelerine nüfusun giderek artan bir kısmının ulaşamadığını gösteren raporlar aldığı belirtildi. Çatışmalar ve güvensizlik aynı zamanda yerinden edilmiş insanların temas hatları ve sınırlarda kısıtlanmasına neden oldu. Gıda malzemesi taşıyan tırlar, Çad ile olan sınır kapılarında üç haftadan fazla bir süredir hareket izni bekliyor.

Şarku'l Avsat'ın ulaştığı raporda, Kosti'den gelen ikmal yolunun aralık ortasından bu yana kesik olması nedeniyle, diğer taraflardan gelen insani yardımın da el-Faşir'e ulaşamadığı belirtildi. 121 binden fazla insan için yardım taşıyan 12'den fazla tır bir aydan uzun bir süredir el-Faşir'e ulaşmaya çalışıyor.

Darfur Bölgesi Başkanı ve Sudan Kurtuluş Hareketi lideri Minni Arko Minawi (AFP)

Darfur Bölgesi Başkanı ve Sudan Kurtuluş Hareketi lideri Minni Arko Minawi (AFP)

Minawi uyarıyor

Darfur Bölgesi Başkanı Minni Arko Minawi X platformunda yaptığı paylaşımda, Çad-Sudan sınırındaki et-Tina Sınır Kapısı’ndan Güney Darfur eyaletine doğru yola çıkan Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait gıda maddesi yüklü 31 tırın geçtiğini söyledi. Minawi, HDK'yi konvoyun güzergahını engelleyecek herhangi bir eylemde bulunmaması konusunda uyardı.


"Uluslararası Adalet Divanı" kararına rağmen İsrail Refah'ı bombalamaya devam ediyor

İsrail'in Mısır ile Refah'ı ayıran duvarın yakınındaki binalara düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AP)
İsrail'in Mısır ile Refah'ı ayıran duvarın yakınındaki binalara düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AP)
TT

"Uluslararası Adalet Divanı" kararına rağmen İsrail Refah'ı bombalamaya devam ediyor

İsrail'in Mısır ile Refah'ı ayıran duvarın yakınındaki binalara düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AP)
İsrail'in Mısır ile Refah'ı ayıran duvarın yakınındaki binalara düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AP)

Uluslararası Adalet Divanı'nın İsrail'e Refah'taki askeri operasyonlarını "derhal" durdurma kararı vermesinin ardından İsrail ordusu bugün (Cumartesi), Refah da dahil olmak üzere Gazze Şeridi'ni bombalarken, AFP'nin haberine göre Paris'te İbrani devleti ile "Hamas" arasında bir ateşkese varılması için çaba sarf ediliyor.

BM'nin en yüksek yargı organı olan ve kararları yasal olarak bağlayıcı olmakla birlikte yaptırım mekanizması bulunmayan Uluslararası Adalet Divanı (UAD), İsrail'in mayıs ayı başında bölgeye kara harekâtı başlatmasından beri kapalı olan Mısır ile Gazze arasındaki Refah sınır kapısını açık tutmasına hükmetti.

İsrail, "Refah bölgesinde Filistinli sivil nüfusun tamamen ya da kısmen yok olmasına neden olabilecek yaşam koşullarına yol açacak askeri operasyonlar gerçekleştirmediğini ve gerçekleştirmeyeceğini" belirtti.

Hamas ise mahkemenin kararını memnuniyetle karşıladı, ancak kararın "sadece Refah vilayetini değil tüm Gazze Şeridi'ni kapsamasını" beklediğini ifade etti.

 İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'a düzenlediği hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor (EPA)

İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'a düzenlediği hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor (EPA)

Mahkemenin cuma günü aldığı kararın ardından, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik bombardımanı ve İsrail ordusu ile Hamas'ın silahlı kanadı arasındaki çatışmalar devam etti.

Filistinli tanıklar ve AFP ekipleri, İsrail'in bugün Refah (güney) ve Deyr el-Belah'a (merkez) saldırılar yaptığını bildirdi.

Deyr el-Belah'taki şiddet olayları nedeniyle yerinden edilen Gazzeli bir Filistinli olan Um Muhammed AFP’ye konuştu. Muhammed "Mahkemenin kararının İsrail'e bu imha savaşına son vermesi için baskı yapacağını umuyoruz, çünkü burada hiçbir şey kalmadı" ifadelerini kullandı.

AFP'ye konuşan Muhammed Salih ise "İsrail kendisini yasaların üstünde gören bir devlet, dolayısıyla ateşin ya da savaşın güçten başka bir şeyle durdurulabileceğini sanmıyorum" görüşünü dile getirdi.

Filistin El Aksa televizyonu bugün, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde bir evi hedef alması sonucu dört kişinin öldüğünü ve birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Gazze'deki Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze'ye yönelik savaşında ölen Filistinlilerin sayısının 35 bin 857 kişiye, yaralıların sayısının ise 80 bin 11 kişiye yükseldiğini duyurdu.


Cezayir: 'İhvan' grubu Cumhurbaşkanı Tebbun’u ikinci dönem için aday gösterme kararı aldı

Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun (DPA)
Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun (DPA)
TT

Cezayir: 'İhvan' grubu Cumhurbaşkanı Tebbun’u ikinci dönem için aday gösterme kararı aldı

Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun (DPA)
Cumhurbaşkanı Abdelmecid Tebbun (DPA)

Alman haber ajansı DPA'nın haberine göre Ulusal İnşa Hareketi (Cezayir'deki İhvan grubu) dün (Cuma) yaptığı açıklamada, 7 Eylül'de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun'u aday göstereceğini duyurdu.

Ulusal İnşa Hareketi Başkanı Başkanı Abdulkadir bin Karine, hareketin dün yapılan Şura Konseyi toplantısı sonunda yaptığı açıklamada, istişareler sonucunda Cumhurbaşkanı Tebbun'u ikinci bir dönem için aday gösterme kararı aldığını belirtti.

Tebbun, daha önce ikinci dönem için aday olup olmayacağını söylemekten çekinmiş ve bu konuyu konuşmak için çok erken olduğunu söylemişti.

Cezayir’de cumhurbaşkanlığı seçimleri planlanandan üç ay önceye alındı.

Şarku’l Avsat’ın ulaştığı bilgiye göre Cezayir'de parlamentoda çoğunluğa sahip dört siyasi partinin liderleri, cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ortak hareket etmek üzere, perşembe günü yeni bir siyasi koalisyon kurma konusunda anlaştı.

Dört parti Ulusal Halk Meclisi'nde (parlamentonun alt kanadı) toplam sandalye sayısının yüzde 59'unu temsil eden 243 sandalyeye sahip.


Fransa: Aralarında Ali Memluk'un da bulunduğu üç Suriyeli yetkiliye ömür boyu hapis cezası

Üç güvenlik görevlisinin Fransız mahkemesindeki davasıyla bağlantılı olarak Paris'te bir araya gelen Suriyeli aktivistler (Arşiv - EPA)
Üç güvenlik görevlisinin Fransız mahkemesindeki davasıyla bağlantılı olarak Paris'te bir araya gelen Suriyeli aktivistler (Arşiv - EPA)
TT

Fransa: Aralarında Ali Memluk'un da bulunduğu üç Suriyeli yetkiliye ömür boyu hapis cezası

Üç güvenlik görevlisinin Fransız mahkemesindeki davasıyla bağlantılı olarak Paris'te bir araya gelen Suriyeli aktivistler (Arşiv - EPA)
Üç güvenlik görevlisinin Fransız mahkemesindeki davasıyla bağlantılı olarak Paris'te bir araya gelen Suriyeli aktivistler (Arşiv - EPA)

Suriye rejiminin üç yetkilisi dün Fransa'da insanlığa karşı işlenen suçlara iştirakten gıyaben yargılandıktan sonra, müebbet hapis cezası talep edildi.

Paris Ceza Mahkemesi ayrıca Ulusal Güvenlik Dairesi eski müdürü Ali Memluk, Hava Kuvvetleri İstihbarat eski müdürü Cemil Hassan ve Hava Kuvvetleri İstihbarat Soruşturma Şubesi eski müdürü Abdel Salam Mahmud hakkındaki uluslararası tutuklama emirlerinin yürürlükte kalmasına karar verdi.

Hiyerarşik konumları nedeniyle Memluk, Hasan ve Hammud'un, her ikisi de Fransız vatandaşı olan Mazen Al-Dabbagh ve oğlu Patrick Dabbagh’ın zorla ortadan kaybolmasında ve ölümünde rol oynadığından şüpheleniliyor.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre baba ve oğul, 2013 yılında Şam'da tutuklanmış Hava Kuvvetleri İstihbarat birimine bağlı Mezzeh Havaalanı gözaltı merkezine nakledilmiş ve 2018 yılında ölümleri açıklanana kadar izleri bulunamamıştı.

Ancak, Paris Mahkemesi İnsanlığa Karşı Suçlar Birimi tarafından yürütülen soruşturmalar, işkence gördüklerinin ve bunun sonucunda öldüklerinin "yeterince kanıtlanmış" olarak kabul edilmesini sağladı.

Bu dava sayesinde, Suriye rejimi tarafından Suriyeli sivillere karşı işlenen yaygın ve sistematik ihlaller, Fransız yargı tarihinde benzeri görülmemiş bir şekilde bu dava çerçevesinde tartışmalara yol açmıştır.

Savcı, Mazen Al-Dabbagh ve Patrick al-Dabbagh’ın mağdur olduğu olayların "onlarca hatta binlerce Suriyelinin kendilerini içinde görebileceği bir çerçevede yer aldığını" vurguladı.


Suudi Arabistan ve Fransa Dışişleri Bakanları Gazze'deki gelişmeleri görüştü

Resim: Prens Faysal bin Ferhan'ın Paris'te Bakan Stephane Séjourrne  ile görüştü (Suudi Dışişleri Bakanlığı)  
Resim: Prens Faysal bin Ferhan'ın Paris'te Bakan Stephane Séjourrne ile görüştü (Suudi Dışişleri Bakanlığı)  
TT

Suudi Arabistan ve Fransa Dışişleri Bakanları Gazze'deki gelişmeleri görüştü

Resim: Prens Faysal bin Ferhan'ın Paris'te Bakan Stephane Séjourrne  ile görüştü (Suudi Dışişleri Bakanlığı)  
Resim: Prens Faysal bin Ferhan'ın Paris'te Bakan Stephane Séjourrne ile görüştü (Suudi Dışişleri Bakanlığı)  

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah dün Fransız mevkidaşı Stephane Séjourrne ile Gazze Şeridi ve çevresindeki gelişmeleri, durumla ilgili olarak sarf edilen çabaları ve Gazze'deki sivillere insani yardım ulaştırılmasının önemini görüştü.

Paris'te bir araya gelen iki bakan, iki ülke arasındaki ilişkileri çeşitli alanlarda güçlendirmenin ve ortak ilgi alanlarına giren birçok konuda ikili koordinasyonu yoğunlaştırmanın yollarını ele aldı.

Görsel kaldırıldı.

 Prens Faysal bin Ferhan, Paris'te Bakan Stephane Séjourrne ile görüşmesi sırasında (Suudi Dışişleri Bakanlığı)