Şarku’l Avsat’a konuşan Gassan Selame: ABD dünyadaki en büyük kutup ancak müttefiklerini kontrol etme ve rakiplerini kuşatma yeteneği azalıyor

Selame: Irak’a yönelik savaş, güç kullanma ve uluslararası yasaları hiçe sayma kurallarında bir ‘kanunsuzluk’ dönemi başlattı

Gassan Selame (Şarku’l Avsat)
Gassan Selame (Şarku’l Avsat)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Gassan Selame: ABD dünyadaki en büyük kutup ancak müttefiklerini kontrol etme ve rakiplerini kuşatma yeteneği azalıyor

Gassan Selame (Şarku’l Avsat)
Gassan Selame (Şarku’l Avsat)

Birleşmiş Milletler’in (BM) eski Libya Özel Temsilcisi Gassan Selame, dünyanın ‘dengesiz çok kutupluluk’ yaşadığını, ancak ABD’nin en büyük kutup olmaya devam ettiğini vurguladı.

Selame, en başta ‘müttefiklerini kontrol etme ve rakiplerini kuşatma yeteneğinin azalması’ olmak üzere, ABD’de de bazı zayıflıklar gözlemlediğini de belirtti.

Yeni kitabı ‘Gücün Günahı: 21. Yüzyılda Savaş ve Barış’ın Paris’te yayınlanmasından günler sonra Şarku’l Avsat’a röportaj veren Selame, Çin’in askeri yeteneklerinde büyük bir dönüşüm elde ettiği, ancak ‘kalite ve performansının Batı kalitesiyle bir olmadığını’ belirtildi.

Selame açıklamasında ayrıca şu ifadeleri kullandı;

ABD-İngiltere’nin 2003’te Irak’a yönelik savaşı, güç kullanma ve uluslararası yasaları hiçe sayma kurallarında bir ‘kanunsuzluk’ dönemi başlattı. Bu da birçok ülkeyi ve ülke dışındaki aktörleri silahlara daha fazla başvurmaya teşvik etti ve Gazze Savaşı da dahil olmak üzere birçok çatışmayı körükledi.

ABD’nin bölgedeki çıkarları arasında İsrail’e verilen desteğin her zamankinden daha canlı olduğuna dikkat çeken Selame, “Joe Biden’ın verdiğini İsrail’e veren, kendisi kadar İsrail’le özdeşleşen tek bir ABD başkanının olduğuna inanmıyorum” dedi.

Birçok ülkenin nükleer cephaneliklerini genişletme veya nükleer silahlar elde etme çabasıyla, dünyanın ‘nükleer tabunun parçalanmasına’ tanık olduğu konusunda uyaran Selame, şunları ekledi;

“ABD’nin İran’ın nükleer bomba elde etmesini engellemek için tetikte olduğu görüşüne katılmıyorum. Washington, Tahran’ın bölgesel etkisini kolaylaştırıyor. İran’ın nükleer silahlara sahip olmasına kesinlikle karşı değil, aksine ihtiyatlı.”



Suriye: Esed döneminden bir subay, kimyasal saldırıya karışma suçlamasıyla gözaltına alındı

Suriye İç Güvenlik Bakanlığı'na bağlı güçler
Suriye İç Güvenlik Bakanlığı'na bağlı güçler
TT

Suriye: Esed döneminden bir subay, kimyasal saldırıya karışma suçlamasıyla gözaltına alındı

Suriye İç Güvenlik Bakanlığı'na bağlı güçler
Suriye İç Güvenlik Bakanlığı'na bağlı güçler

Suriye İçişleri Bakanlığı, dün yaptığı açıklamada, devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed döneminde görev yapan bir subayın gözaltına alındığını ve 2013 yılında Şam’ın Doğu Guta bölgesine düzenlenen kimyasal saldırıya karışmakla suçlandığını duyurdu.

Ağustos 2013’te, Esed yönetimi dönemindeki Suriye ordusu, muhalif grupların kontrolündeki bölgelere kimyasal silah kullanmakla suçlanmıştı. ABD istihbaratı ve insan hakları kuruluşlarına göre saldırılarda bin 400’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Suriye iç savaşının en yoğun döneminde Esed hükümeti, benzer saldırılara karıştığı yönündeki suçlamaları reddetmiş, ancak ABD’nin askerî müdahale tehdidini önlemek amacıyla kimyasal silah stokunu teslim etmeyi kabul etmişti.

Esed, daha sonra yaklaşık on yıl iktidarda kaldı ancak sonunda, mevcut geçiş dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın liderlik ettiği Heyet Tahrir eş-Şam öncülüğündeki muhalif gruplar koalisyonu tarafından devrildi.

resim

Suriye İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “eski rejim güçlerinde tuğgeneral rütbesiyle görev yapan ve daha önce Dera Hava İstihbarat Şubesi Başkanı olan Herdel Ahmed Diyub’un, sivillere yönelik sistematik ihlallere doğrudan karıştığı gerekçesiyle gözaltına alındığı” belirtildi.

Bakanlık, Diyub’u “Şam bölgesindeki görev süresi ve Harasta’daki varlığı sırasında baskı operasyonlarını yönetmek ve Doğu Guta’nın uluslararası yasaklı kimyasal silahlarla bombalanmasına yönelik lojistik koordinasyona katkı sağlamakla” suçladı.

Diyub’un gözaltına alınması, son aylarda Esed döneminde görev yapmış yetkililere yönelik gerçekleştirilen gözaltı dalgasının devamı olarak değerlendiriliyor.

Suriye İçişleri Bakanlığı ayrıca Diyub’u, “Dera vilayetinde sözde suikast komitesini yönetmek, saha infazları gerçekleştirmek üzere unsurlar devşirmek, İran istihbaratı ve Lübnan Hizbullahı ile koordinasyon ilişkileri kurmak ve yabancı unsurların Suriye topraklarındaki hareketlerini resmî güvenlik örtüsü altında kolaylaştırmakla” da suçladı.

Saldırılardan sağ kurtulanlar, o dönemde yaşadıkları dehşeti dünyaya duyurmak için hayatlarını riske atarak internette çok sayıda video paylaşmış ve aralarında AFP muhabirlerinin de bulunduğu gazetecilere tanıklık etmişti.

Paylaşılan görüntülerde, özellikle çocuklara ait çok sayıda cansız bedenin yerde yattığı görülürken, diğer görüntülerde baygın çocuklar, boğulma belirtileri yaşayan siviller ve onları kurtarmaya çalışan doktorlar yer alıyordu.

Söz konusu görüntüler dünya genelinde büyük tepkiye yol açmıştı.

Birleşmiş Milletler’in daha sonra yayımladığı raporda, sarin gazı kullanıldığına dair güçlü kanıtlar bulunduğu belirtilmişti.

Aynı yıl Suriye, Rusya ve ABD’nin baskısıyla Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’ne katılmayı, zehirli silah stokunu açıklamayı ve teslim etmeyi kabul etmişti. Bu adım, ABD ve müttefiklerinin gündeme getirdiği askerî operasyon ihtimalini engellemişti.

Ancak Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü daha sonra Esed güçlerini yeni kimyasal saldırılar düzenlemekle suçlamayı sürdürdü.

Suriye’de çatışmalar, 2011 yılında başlayan protestoların eski rejim tarafından kanlı şekilde bastırılmasıyla başladı. İç savaşta yarım milyondan fazla kişi hayatını kaybederken milyonlarca kişi yerinden edildi.

Geçen ay İçişleri Bakanı Enes Hattab, 2013’teki Doğu Guta kimyasal saldırısının sorumlularından biri olarak görülen üst düzey bir subayın yakalandığını açıkladı.

Yeni Suriye yönetimi, Esed döneminde işlenen ihlaller konusunda adaletin sağlanması ve sorumluların hesap vermesi yönünde taahhütte bulunurken, aktivistler ve uluslararası toplum da savaşın parçaladığı ülkede geçiş dönemi adaletinin önemine dikkat çekiyor.

Geçen ay bir Suriye mahkemesi, Beşşar Esed ve eski yönetimde görev yapan bazı üst düzey yetkililer hakkında gıyabi yargılamanın ilk duruşmasını gerçekleştirdi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre sanıklardan biri ise mahkemeye bizzat katıldı.

Esed, muhalif grupların Aralık 2024’te Şam’ın kontrolünü ele geçirmesi üzerine Rusya’ya kaçtı. Böylece ailesinin Suriye’deki 50 yılı aşkın iktidarı sona erdi. Beşşar Esed, bu sürenin 24 yılını babası Hafız Esed’in ardından devlet başkanı olarak geçirdi.


Washington, perşembe gününden önce ateşkesi sağlamlaştırmayı hedefliyor

Çarşamba günü İran'ın Hark Adası yakınlarında onlarca kilometrekarelik alanı kapladığı düşünülen petrol sızıntısını gösteren bir uydu görüntüsü yayınlandı (Reuters)
Çarşamba günü İran'ın Hark Adası yakınlarında onlarca kilometrekarelik alanı kapladığı düşünülen petrol sızıntısını gösteren bir uydu görüntüsü yayınlandı (Reuters)
TT

Washington, perşembe gününden önce ateşkesi sağlamlaştırmayı hedefliyor

Çarşamba günü İran'ın Hark Adası yakınlarında onlarca kilometrekarelik alanı kapladığı düşünülen petrol sızıntısını gösteren bir uydu görüntüsü yayınlandı (Reuters)
Çarşamba günü İran'ın Hark Adası yakınlarında onlarca kilometrekarelik alanı kapladığı düşünülen petrol sızıntısını gösteren bir uydu görüntüsü yayınlandı (Reuters)

Washington’un, Lübnan’da ateşkesi perşembe gününden önce kalıcı hâle getirmeye çalıştığı bildirildi. Söz konusu tarih, ABD’nin arabuluculuğunda iki ülke arasında doğrudan müzakerelerin başlamasının planlandığı gün olarak öne çıkıyor. Konuya ilişkin konuşan Lübnanlı resmî bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Lübnan’ın talebinin karşılanmasına yönelik girişimlerin “ciddi” olduğunu belirtti.

Kaynak, bu müzakerelerin “Lübnan heyetine Büyükelçi Simon Karam’ın başkanlık ettiği ve Nakura sınır bölgesinde gerçekleştirilen iki müzakere turunun devamı niteliğinde” olacağını belirtti. Ayrıca, “ABD temsil seviyesinin yükseltilmesinin sürece olumlu katkı sağlayacağını” ifade etti.

İlk görüşmede “genel değerlendirmelerin ele alınacağını ve belirlenmiş bir gündem bulunmadığını” belirten kaynak, Lübnan’ın daha önce doğrudan müzakerelere katılımı ateşkes şartına bağlayan tutumunda kısmen geri adım attığı izlenimi doğduğunu söyledi.

Bununla birlikte, “Washington’un ateşkesi kalıcı hâle getirme çabalarının başarısız olması durumunda Lübnan’ın toplantılara katılacağını, ancak ateşkes sağlanmadan başka herhangi bir ayrıntıyı görüşmeyi reddedeceğini” kaydetti.


Suriye hükümeti: Arapça tek resmi dildir

Suriye hükümetiyle yapılan anlaşma uyarınca serbest bırakılan SDG tutuklularının aileleri bir araya geldi- Haseke- 11 Nisan 2026 (Reuters)
Suriye hükümetiyle yapılan anlaşma uyarınca serbest bırakılan SDG tutuklularının aileleri bir araya geldi- Haseke- 11 Nisan 2026 (Reuters)
TT

Suriye hükümeti: Arapça tek resmi dildir

Suriye hükümetiyle yapılan anlaşma uyarınca serbest bırakılan SDG tutuklularının aileleri bir araya geldi- Haseke- 11 Nisan 2026 (Reuters)
Suriye hükümetiyle yapılan anlaşma uyarınca serbest bırakılan SDG tutuklularının aileleri bir araya geldi- Haseke- 11 Nisan 2026 (Reuters)

Suriye hükümeti, dün yaptığı açıklamada, yürürlükteki yasalara göre Arapçanın Suriye’nin tek resmî dili olduğunu vurguladı. Açıklama, SDG’ye bağlı “Devrimci Gençlik” grubunun, Haseke kentindeki adliye sarayı binasına ve çalışanlarına yönelik saldırısının ardından geldi. Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgiye göre saldırı, binanın hükümete devredilmesi ve resmî olarak yeniden açılması hazırlıklarıyla eş zamanlı gerçekleşti, gerekçe olarak ise adliye sarayının tabelasında Kürtçenin kaldırılarak yalnızca Arapça ve İngilizceye yer verilmesinin gösterildiği belirtildi.

Haseke Vali Yardımcısı ve entegrasyon anlaşmasının uygulanmasından sorumlu cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali, “Yürürlükteki anayasa ve mevzuata göre Arapça, Suriye Arap Cumhuriyeti’nin tek resmî dilidir. Arapçanın korunması da devlet egemenliği ve kamu düzeninin bir parçasıdır” dedi.

El-Hilali ayrıca, “Bu nedenle mevcut yasalar, anayasal bildiri çerçevesinde, ancak gelecekte yetkili yasama kurumları tarafından kabul edilecek anayasal ve yasal değişikliklerle aşılabilir. Bu kurumların başında ise yakında toplanması beklenen Suriye Halk Meclisi gelmektedir” ifadelerini kullandı.