Güney Lübnan'daki savaş İran'ın silahlarını kesme girişiminden onları etkisiz hale getirme girişimine doğru ilerliyor

Lübnan-İsrail sınırındaki UNIFIL askerleri (DPA)
Lübnan-İsrail sınırındaki UNIFIL askerleri (DPA)
TT

Güney Lübnan'daki savaş İran'ın silahlarını kesme girişiminden onları etkisiz hale getirme girişimine doğru ilerliyor

Lübnan-İsrail sınırındaki UNIFIL askerleri (DPA)
Lübnan-İsrail sınırındaki UNIFIL askerleri (DPA)

Hizbullah'ın İsrail ordusuna karşı yürüttüğü son savaş temel bir değişkeni ortaya koydu. Bu değişken, gerilla savaşını takip eden bir güvenlik savaş sisteminden, İsrail ordusunun yürüttüğü teknolojik savaşın ortasında İsrail'in Hizbullah’ın liderlerini hedef almasını sağlayan bir ‘askeri savaş sistemine’ dönüşmesidir. Hizbullah, Temmuz 2006 savaşında bulunmayan güdümlü füzeler ve diğer ağır füzelerle karşılık verirken, savaşın coğrafi sınırları içerisinde her iki taraf da sürekli olarak gerilimi artırıyor.

dılo
Demir Kubbe, Hizbullah tarafından Kiryat Shmona’ya doğru fırlatılan füzeleri engellemeye çalışıyor. (AFP)

Hizbullah'ın saldırılarını arttırması ve İsrail ordusunun Lübnan topraklarının derinliklerine operasyonlar düzenlemesi nedeniyle son haftalarda karşılıklı çatışmalar daha da şiddetlendi. Şarku’l Avsat’a konuşan emekli Tuğgeneral Halil el-Hilu, Hizbullah'ın 2006 Temmuz Savaşı'nda bulunmayan bubi tuzaklı insansız hava araçlarını (İHA) kullanmaya odaklandığını söyledi. Aynı zamanda İHA’lar ve savaş uçaklarına karşı Hizbullah’ın hava savunma sistemleri kullandığını söyleyen el-Hilu, İsrail'in ise önceki Lübnan savaşlarında bulunmayan yapay zeka destekli modern askeri sistemleri devreye soktuğunu belirtti.

Stratejik değişimler

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, Şarku’l Avsat’a stratejik düzeydeki temel değişkeni açıkladı. Fadi Davud’a göre önceki savaş Lübnan tarafından ve Lübnan için yapılırken, son savaş Gazze'ye destek olarak adlandırıldı. Davud, aynı zamanda yoğun İHA saldırılarına atıfta bulunarak, “Bugünkü savaş ile 2006 savaşı arasında bir benzerlik var. Çünkü İsrail ve diğer orduların üzerine inşa edildiği caydırıcılık kavramı paramparça oldu” dedi.

cdukıo
Golan Tepeleri'ndeki yerel halk, Hizbullah bombardımanı sonucu çıkan yangını söndürme çalışmalarına katıldı. (AFP)

Davud’a göre savaşlardaki büyük çıkarlar temelinde 2006 savaşının amacı yeni Ortadoğu'ya hazırlık için İran'ın bölgedeki silahlarını kesmekti. Şimdiki savaşın hedefleri ise İran'ın silahlarını etkisiz hale getirmek etrafında dönüyor. Bu durum ABD’li yetkililerin pozisyonlarında açıkça görülüyor. Davud, “İsrail, 2006 yılında bir tampon bölge oluşturmak amacıyla Lübnan'a girdi. Bu bölgeyi askeri yollarla dizayn etmeyi başaramayan İsrail, bu gayesini 1701 sayılı kararla diplomatik olarak gerçekleştirdi” diyerek süreci anlattı. Ancak şimdi, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyini bombalaması sonucunda İsrail'in içinde kalan ve İsrail'in kuzeyinde yaşayanların yerlerinden edilmesine yol açan tampon bölge konusunda denklem tersine döndü. En önemli sonucun Lübnan ordusunun Litani Nehri'nin güneyinde daha büyük bir güçle ve daha etkin bir şekilde konuşlanması olacağına inanan Hizbullah, ‘varacakları herhangi bir anlaşmada ordunun bu anlaşmanın teminatı olacağını’ vurguladı.

Kullanılan silahlar

Son savaş, strateji ve taktiklerdeki gelişmenin yanı sıra, kullanılan silahların seviyesinde de değişiklikler olduğunu gösterdi. Üniversitede jeopolitik profesörü olan emekli Tuğgeneral Halil el-Hilu, Hizbullah'ın 2006'da olduğu gibi Katyuşa roketlerini ateşlediğini söyledi. Hilu, “Temel bir değişken var. Bu da Demir Kubbe'nin varlığıyla beraber Hizbullah'ın Demir Kubbe sistemini atlatmak için onunla nasıl başa çıkacağını öğrenmesi” sözleriyle değişkeni açıkladı.

zxcdfvg
Lübnan ordusu ve UNIFIL mensupları sınır ormanlarını yakmak için kullanılan İsrail hortumlarını kaldırdı. (Rehberlik Müdürlüğü)

Mühimmatların boyutunun 2006'dakine kıyasla geliştirilmiş olması da dikkat çekicidir. Hilu, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, bu savaşta yeni olan şeyin Hizbullah'ın 300 ila 500 kilogram ağırlığında patlayıcı yüke sahip Burkan füzelerine sahip olması olduğunu ifade etti. Bu füzeler 250 kilogram ağırlığındaki uçak füzelerine benzer bir etkiye sahip olsa da Felak füzesi gibi değildir. Sıfırdan geliştirilmemiş başka bir füzeden yola çıkarak geliştirilmiş bir füze olan Felak füzeleri, Rus menşeili Grad füzelerinden geliştirilmiştir. Küçük platformlar kullanılarak tünellerin ortasından fırlatılan ‘107 mm’ füzelerine ek olarak bu füze 2006 yılındaki savaşta da kullanılmıştı.

Askeri taktikler

Değişiklikler askeri düzeye de yansıdı. İsrail, 2006'da niteliksel bir gelişme olan savaş uçaklarından atılan akıllı bombaların yanı sıra her türden İHA’yı da devreye soktu. Tuğgeneral Davud'a göre İsrail ordusu halen hava üstünlüğünü elinde tutuyor ama Hizbullah'ın taktiklerinde başka bir değişiklik gözlemleniyor. Davud bu değişikliği, “Hizbullah 2006 yılında halen bir ‘yeraltı direnişi’ olarak faaliyet gösteriyordu, yani operasyonları askeri değildi ve hazır olduğunu göstermiyordu. Ancak şu anda Hizbullah, Güney Lübnan'da bir güvenlik örgütü olarak değil askeri olarak faaliyet gösteriyor. İsrail'in liderlerini hedef alabilmesinin ana nedenlerinden biri de bu” ifadeleriyle açıkladı. Hizbullah'ın İHA kullandığını da sözlerine ekleyen Davud, “Hizbullah aynı zamanda İHA ve füzeler kullanıyor. Bu, sonunda stratejisini değiştirene ve yeraltı direnişi olarak çalışmaya dönene kadar saflarında büyük bir kayba yol açtı” dedi.

dfvbgrthn
Hizbullah tarafından yayınlanan ve Burkan füzelerinin fırlatılışını gösteren videodan ekran görüntüsü

İsrail, liderleri hedef alırken ‘baş kesme’ politikasını izliyor ve 2006'da benimsemiş olmasına rağmen şimdi bunu ‘ses izini takip ederek’ teknolojik olarak geliştirdi.

Bin Kornet füzesi

Hizbullah'ın 2006 yılında Kornet zırh savar füzelerini kullanmasına rağmen bu savaşta söz konusu füzelerin kullanımını yoğunlaştırdığını belirten Hilu, Hizbullah'ın bu türden yaklaşık bin füze ateşlediğini, Rus Konkurs gibi benzer Rus versiyonlarının yanı sıra yeni ve daha önce kullanılmamış olan, başında bir kamera bulunan İran yapımı Elmas güdümlü füzesini de kullandığını söyledi. Hilu, “Bu füzeler tahkimatlara, evlere ya da zırhlı araçlara karşı kullanıldığında durdurulamaz” dedi.

yjuık
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın kuzey sınırını ziyareti sırasında gösterdiği, İsrail tarafından öldürülen Hizbullah liderleri (İsrail medyası)

Bu savaşta Hizbullah tarafından kullanılan uçaksavar radarları ve füzeleri de yeni. Bunlar normal jetlere karşı etkisiz. Ancak Hizbullah tarafından fırlatılan İHA’ların yanı sıra üçü Hermes 900 İHA olmak üzere beş İHA’yı vurmayı başardı.

İsrail'in teknolojik üstünlüğü

Öte yandan Hilu'ya göre İsrail, özellikle Merkava 4 ve Tiger zırhlı personel taşıyıcılarına yerleştirilen sistemler gibi teknolojik gelişmelerin yanı sıra, Hermes 900 ve Hermes 450 İHA’lar gibi geçmişte kullanılmayan ancak günümüzde yoğun bir şekilde kullanılan yeni silahlar konusunda da üstünlük sağladı. Hilu, “Bir arabaya, eve ya da motosiklete yönlendirildiklerinde çok etkili oldukları için özel suikastlarda bu İHA’lar çok sayıda kullanıldı” dedi.

dfgbhtn
İsrail uçağının hedef alınmasının ardından Hizbullah medyası tarafından yayınlanan bir fotoğraf (Sosyal medya)

Hilu sözlerini şöyle sürdürdü: “İsrail İHA’ları artık yapay zekâ ile donatılmış durumda. Bu İHA’lar 2006 yılında bu kadar gelişmiş değildi. HIMARS füzelerine ek olarak İsrail, F-35 hayalet savaş uçaklarını da tanıttı. İsrail 2006'da sahip olmadığı bu silahlara şimdi sahip ve muhtemelen Lübnan'daki bazı hedeflere karşı kullanılacak.”

Kömürleşmiş cesetler… Ölü sayısı yaralı sayısından fazla

Güneydeki bir hastanede yaralıları ve cesetleri muayene eden bir doktor, 2006 savaşının aksine, sivil kayıpların askeri kayıplardan daha az olduğunu belirterek, Hizbullah hastanelerine nakledildikleri için askeri kayıp görmediğini kaydetti.

Adını açıklamak istemeyen doktor, “Bu savaşta şaşırtıcı olan bir başka şey de, daha önceki savaşların aksine, yaralı sayısının ölü sayısına kıyasla çok az olması. 2006'daki savaşta ölü sayısı bin 200'e ulaşırken, 5 bin yaralı ya da sakat vardı. Bugünkü savaşta ise uzun bir savaş olmasına rağmen çok az kayıp var” ifadelerini kullandı.

Doktor, incelediği cesetlerden elde ettiği verilere göre, ölülerin bedenlerinde ‘ciddi yanıklar olduğunu ve cesetlerin sağlam kaldığı Temmuz savaşının aksine, bu savaşta İsrail tarafından kullanılan gelişmiş silahlar nedeniyle ölülerin çoğunun bedenlerinin kömürleştiğini’ söyledi.



HDK kontrolündeki bölgelerde ‘lise sınavları’ yapılacağını duyurdu

Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
TT

HDK kontrolündeki bölgelerde ‘lise sınavları’ yapılacağını duyurdu

Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)

Sudan'da siyasi ve idari bölünmenin kalıcı hale geleceğine dair yaygın endişeleri uyandıran bir gelişmede Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından desteklenen ve başkenti Nyala olan Tesis (Kurucu) Hükümeti, ordunun desteklediği Sudan hükümetinin kontrolü altındaki bölgelerde sınavların düzenlenmesi için hazırlıkların tamamlandığını açıklamasından birkaç gün sonra, kontrolü altındaki bölgelerde önümüzdeki haziran ayında lise bitirme sınavlarını düzenlemeyi planladığını açıkladı.

Bu iki eşzamanlı açıklama, geçtiğimiz hafta ulusal şahsiyetlerin ve akademisyenlerin ‘lise mezuniyet sınavı öğrencilerinin geleceğini kurtarmak için ulusal girişim’ başlatarak, her iki hükümetin duyurduğu sınavların ertelenmesini ve bunun yerine ülke genelindeki tüm öğrenciler için tek tip sınavlar düzenlenmesini talep ettikleri bir dönemde yapıldı.

Girişim, savaşa karşı çıkan sivil güçler tarafından geniş bir destek gördü. Bu güçler, askeri ve siyasi kutuplaşmalardan uzak, güvenli ve adil sınavların yapılmasını garanti altına alacak şekilde, çatışmanın iki tarafından acil yanıt talep etti. Girişimin organizatörlerine göre girişim, Darfur ve Kordofan eyaletleri ile Tesis İttifakı'nın kontrolü altındaki diğer bölgelerde yaşayan ve savaş nedeniyle son üç yıldır Sudan sertifika sınavlarına giremeyen yaklaşık 280 bin öğrencinin geleceğini korumayı amaçlıyor.

Çatışan taraflarla temaslar

Girişimin organizatörleri, Kamil İdris başkanlığındaki Umut Hükümeti liderleri, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi üyeleri ve Kurucu Hükümetin Başkanlık Konseyi liderleriyle temas kurduklarını söylediler. Bu temaslar, öğrencilerin bulundukları bölgelerde sınavlara girmelerini sağlayacak bir mutabakat sağlanması ve sınav öncesinde, sırasında ve sonrasında öğrenciler, öğretmenler ve eğitim kadroları için gerekli güvenlik garantilerinin verilmesini amaçlıyor.

Port Sudan'daki el-Vehda okulundaki bir sınıftan (AFP)Port Sudan'daki el-Vehda okulundaki bir sınıftan (AFP)

Sudan hükümetine bağlı Eğitim Bakanlığı, 13 Nisan'da yapılacak lise bitirme sınavlarına yurt içinde ve yurt dışında 544 bin öğrencinin girmesi için hazırlıkların tamamlandığını duyurmuştu. Öte yandan Tesis Hükümeti Eğitim Bakanı Koko Jagdol, hükümetinin kontrolündeki bölgelerde sınavları önümüzdeki haziran ayında yapmaya devam edeceğini söyledi. Jagdol, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Lise bitirme sınavlarını düzenlemeye hazırız. Bu yıl tüm öğrencilerin sınava girmesini sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü bizim için önemli olan onların geleceğinin mahvolmaması” ifadelerini kullandı. Jagdol, sınavların ortak yapılması için başlatılan ulusal girişimden haberi olmadığını belirtirken, Sudan hükümetine bağlı Eğitim Bakanlığı'ndan ise Bakan Yardımcısı Ahmed Halifa ile iletişime geçilememesi nedeniyle resmi bir açıklama yapılmadı. Sudan ordusu ile HDK arasında 2023 yılının nisan ayında savaşın patlak vermesinden bu yana Darfur bölgesinde Sudan lise bitirme sınavlarının düzenleneceği ilk kez duyuruldu.

Bölünmenin kalıcı hale gelmesinden endişe

Gözlemciler, her iki tarafın kontrolündeki bölgelerde ayrı sınavların yapılmasının, bölünme gerçeğinin kalıcı hale gelmesine yol açabileceğini düşünüyor; bu durum sadece siyasi ve askeri düzeyde değil, eğitim kurumları ve kamu hizmetleri düzeyinde de geçerli. Bu bağlamda, Öğretmenler Komitesi Üyesi Sami el-Bakir, ordunun ve HDK'nın kontrolündeki bölgelerde ayrı sınavlar düzenlenmesinin ‘ülkenin idari ve siyasi olarak bölünmesine yol açabilecek tehlikeli bir adım’ olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Bakir, “Eğitim meselesinin çatışmanın dışında tutulmasını ve federal Eğitim Bakanlığı'nın, çatışmanın iki tarafının kontrolündeki tüm bölgelerde Sudan sertifika sınavlarını denetlemesini defalarca talep ettik” dedi. Sami el-Bakir, yetkinliği ve dürüstlüğü ile tanınan eğitim uzmanlarından oluşan, Sudan'ın her yerinde sınavları koordine etmek ve denetlemekle görevli bağımsız ve tarafsız bir ulusal komite kurulmasını önerdi.

Savaştan kaçmak için Omdurman'daki bir okulun duvarlarının arkasına sığınan Sudanlı aileler (AP)Savaştan kaçmak için Omdurman'daki bir okulun duvarlarının arkasına sığınan Sudanlı aileler (AP)

Sudan ordusu şu anda Orta, Doğu ve Kuzey eyaletlerini kontrol ederken bu eyaletler arasında Sennar, Mavi Nil eyaletinin büyük bir kısmı, Güney Kordofan’ın geniş bölgeleri, ayrıca Gedarif, Kassala, Kızıldeniz, Nil Nehri ve Kuzey eyaletleri ile Kuzey Kordofan eyaletinin bazı bölgeleri yer alıyor. HDK ise Güney, Batı, Doğu, Orta ve Kuzey Darfur’un yanı sıra Kuzey ve Batı Kordofan eyaletlerinin geniş bölgelerini kontrol ediyor. Öte yandan, Tesis Hükümeti’nin müttefiki olan Abdulaziz el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi, Güney Kordofan'daki Kauda bölgesini kontrol ediyor.

Darfur'dan göç eden öğrencilerin durumunu düzeltmek amacıyla, Kuzey Eyaleti Eğitim Bakanı Ticani İbrahim, federal bakanlığın Darfur'dan gelen göçmen öğrencileri kabul etmek ve sınavlara sorunsuz bir şekilde girmelerini sağlamak için özel merkezler ayırdığını söyledi. Federal Eğitim Bakanlığı daha önce, Darfur'dan ordunun kontrolündeki bölgelere gelen erkek ve kız öğrenciler için barınma ve yemek gibi ihtiyaçlara yönelik düzenlemelerin tamamlandığını duyurmuştu.

Eğitimi çatışmanın dışında tutmak

Birçok eğitimci, 2003 ile 2010 yılları arasında Darfur’da yaşanan önceki savaş dönemini hatırlatıyor. O dönemde Sudan sertifika sınavları önceden kararlaştırılan bölgelerde düzenleniyordu ve öğrencilerin sınav merkezlerine güvenli bir şekilde ulaşmaları ve bölgelerine geri dönmeleri için gerekli düzenlemeler yapılıyordu.

Çatışma çözümü uzmanı Abdullah Adem Hatir ise binlerce öğrencinin 3 yılı aşkın bir süre boyunca eğitim ve sınav haklarından mahrum bırakılmasının ardından, öğrencilerin savaştan en çok zarar gören kesim olduğunu söyledi.

Savaş, Sudan'da 3 yıllık eğitim süresinin kaybedilmesine neden oldu (AFP)Savaş, Sudan'da 3 yıllık eğitim süresinin kaybedilmesine neden oldu (AFP)

Hatir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğitim ve sağlık hizmetlerinin çatışmanın dışında tutulması yönündeki iç ve uluslararası çağrılara rağmen, savaşın iki tarafı da şu ana kadar beklenen şekilde yanıt vermedi.”

Batı Kordofan'ın Heglig bölgesindeki petrol tesislerinin askeri operasyonlardan muaf tutulması konusunda ordu ile HDK arasında varılan mutabakatın, eğitim konusunda da uygulanabilir bir model oluşturabileceğine işaret eden Hatir, “Taraflar petrol tesislerinin korunması konusunda anlaşabilirlerse, eğitim ile ilgili uluslararası kuruluşlarla koordinasyon içinde, savaş hatlarından ve siyasi bölünmelerden uzak, ülke genelinde sınavların tek tip bir şekilde düzenlenmesini garanti altına alan bir mutabakata varılması mümkün olabilir” ifadelerini kullandı.


Bakan: Lübnan, finansman krizi ortasında mülteci krizine hazırlanıyor

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
TT

Bakan: Lübnan, finansman krizi ortasında mülteci krizine hazırlanıyor

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları sırasında geçici sığınak olarak kullanılan ortaokulun bahçesinde bir grup yerinden edilmiş çocuk (Reuters)

Lübnan Sosyal İşler Bakanı Hanin el-Sayid, yaptığı açıklamada, Lübnan'ın İsrail saldırıları ve tahliye emirleri nedeniyle yerinden edilen yüz binlerce kişinin uzun vadede evlerine dönmeme ihtimaline hazırlandığını belirtti.

El-Sayid, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın ordunun Lübnan-İsrail sınırı boyunca tüm evleri yıkacağını ve Güney Lübnan'dan kaçan 600 bin kişinin köylerine dönmesini engelleyeceğini açıklamasının ardından Reuters'a konuştu.

2 Mart'tan bu yana, Lübnanlı silahlı grup “Hizbullah”ın İsrail'e ateş açarak Lübnan'ı bölgesel çatışmanın içine sürüklemesi ile 1 milyondan fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı ve bin 200 kişi İsrail saldırılarında hayatını kaybetti.

Bakan dün yaptığı açıklamada, “Uzun süreli yerinden edilme elbette endişe verici bir durum. Bunun olmaması umuduyla, ancak hükümet olarak hazırlıklı olmalı ve bu konuyu düşünmeliyiz” dedi.

Bakan, hükümetin nakit karşılığı kira programları ve barınma imkanları sağlanması gibi seçenekleri değerlendirdiğini, ancak şu aşamada kamplar kurmayı planlamadığını ifade etti.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre Bakan sözlerine şöyle devam etti: «Her şey İsraillilerin toprakları ele geçirme konusundaki ısrarına bağlı ve elbette bu bizim için kabul edilemez bir durum... Bu, egemenliğimizin açık bir ihlalidir ve elimizden gelen her şeyi yaparak bunu engellemek için çalışacağız.»

Katz dün, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde, Lübnan'ın İsrail sınırının yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde bulunan Litani Nehri'ne kadar kontrolünü sürdüreceğini söyledi. Bu nehrin güneyindeki topraklar, Lübnan topraklarının yaklaşık onda birini oluşturuyor.

İki gönüllü, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) şehrinde yerinden edilmiş insanlara dağıtılmak üzere meyve ve sebze dolu çuvallar taşıyor (Reuters)İki gönüllü, Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) şehrinde yerinden edilmiş insanlara dağıtılmak üzere meyve ve sebze dolu çuvallar taşıyor (Reuters)

İhtiyaçları karşılamak için fonlar «yetersiz»

Şu anda yaklaşık 136 bin kişi toplu barınaklarda yaşarken, geri kalanlar ya akrabalarının yanında ya da nadir durumlarda sokaklarda kalıyor.

Uzun süreli yerinden edilme, Lübnan'daki farklı gruplar arasındaki sosyal gerilimleri daha da artırabilir, zira “Hizbullah”ın savaşa girme kararıyla eski siyasi ve mezhepsel bölünmeler alevlendi.

El-Sayid, “Gerçekten çok büyük sayıda yerinden edilmiş kişi var ve onlara ayrılan alan giderek daralıyor” dedi.

Ayrıca, 2024’teki «Hizbullah» ile İsrail arasındaki savaş sırasında yerinden edilmiş kişileri barındırmaya hazır olduğunu belirten bazı bölgelerin, okullar veya diğer kamu binaları da dahil olmak üzere, bu sefer daha az hazırlıklı olduğunu belirtti.

Bakan şöyle devam etti: «Bu, sosyal uyumu sağlamak ve halkın, tabiri caizse, hâlâ kardeşlik içinde olduğundan emin olmak gibi yeni bir zorluktur... Lübnanlıların bu duyguyu paylaştığına yürekten inanıyorum. Gördüğümüz örneklerin çoğu harika ve her yerde misafirperverlik sergileniyor. Ancak aynı zamanda, insanların kaynakları son derece sınırlı.”

Sosyal İşler Bakanlığı, yerinden edilmiş ailelerin temel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak için üç ay önceden planlama yapıyor, ancak finansman eksikliği hâlâ zorluk teşkil ediyor.

Bakan, Birleşmiş Milletler’in iki aydan biraz fazla süren 2024 savaşı sırasında, Lübnan’ın insani krizle başa çıkmasına yardımcı olmak için 700 milyon dolar topladığını ve çeşitli ülkelerin 110’dan fazla yardım uçağı gönderdiğini ifade etti.

Lübnan yeni savaşın ikinci ayına girerken, Birleşmiş Milletler'in son çağrısının ardından sadece 30 milyon dolar aldı ve bağışçılar yaklaşık 60 milyon dolar daha taahhüt etti. Sadece yedi yardım uçağı ulaştı.

El-Sayid, “Hedefimize ulaşmaktan çok uzağız. Son savaşta, sadece ilk ay içinde en az 50 uçak gelmişti” dedi.

Bakan, 2024 yılındaki durumun aksine, Körfez’deki bazı geleneksel bağışçıların çatışmanın sonuçlarından doğrudan etkilendiğini belirterek, petrol fiyatlarındaki hızlı artışın yardımların etkinliğini etkilediğine dikkat çekti.

Bakan, mevcut yardımların bakanlığın ihtiyaçlarının yalnızca yüzde 30’unu karşıladığını belirtti.

Şöyle devam etti: “Elbette, barınaklardaki tüm sakinlerin ihtiyaçlarının en azından karşılanmasını sağlamak için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz. Diğer soru ise zaman çerçevesi, yani bu durum ne kadar sürecek?” 


Körfez ülkeleri, herhangi bir güvenlik anlaşmasına katılmakta ısrar ediyor

Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
TT

Körfez ülkeleri, herhangi bir güvenlik anlaşmasına katılmakta ısrar ediyor

Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)
Kuveyt'in dev ham petrol tankeri «el-Salimi», dün İran'ın saldırısına uğradı (Kuveyt Petrol Kurumu- Reuters)

Katar Dışişleri Bakanlığı dün, gerginliğin sona erdirilmesini amaçlayan Körfez ülkelerinin ortak tutumunu teyit ederek, bölgenin güvenliği ile ilgili imzalanacak her türlü anlaşmada Körfez ülkelerinin temel taraf olarak yer alması gerektiği konusunda Körfez ülkeleri arasında mutabakat olduğunu belirtti.

Şarku'l Avsat'ın aldığı bilgilere göre sahada gerçekleşenler ise şu şekilde gerçekleşti: Suudi Arabistan savunma güçleri, Riyad bölgesine doğru fırlatılan 12 insansız hava aracı (İHA) ve 7 balistik füzeyi önleyerek imha etti; bir füze ise doğu bölgesine doğru fırlatıldı. Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, bölgede yaşanan olaylar doğrultusunda, Rahman'ın misafirlerinin gelişini kolaylaştırmak için özel bir operasyon odası kurdu.

“Kuveyt Petrol Kurumu”, dev tanker “el-Salimi)”nin mürettebatının “İran'ın alçakça saldırısı sonucu gemide çıkan yangını söndürmeyi başardığını” belirtirken, Kuveyt güçleri ise 5 balistik füze ve 7 İHA’yı tespit ederek müdahale etti. BAE savunma güçleri ise 8 balistik füze, 4 seyir füzesi ve 36 İHA ile mücadele etti.