Gallant, Batı Şeria'da savaş uçaklarının kullanılmasına izin verdi

Yerleşimciler Batı Şeria'da yabancı gönüllülere saldırdı

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant (İsrail Hükümeti Enformasyon Ofisi - DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant (İsrail Hükümeti Enformasyon Ofisi - DPA)
TT

Gallant, Batı Şeria'da savaş uçaklarının kullanılmasına izin verdi

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant (İsrail Hükümeti Enformasyon Ofisi - DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant (İsrail Hükümeti Enformasyon Ofisi - DPA)

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant dün (pazar) yaptığı açıklamada, Batı Şeria'da savaş uçaklarının kullanımına ilişkin kısıtlamaların kaldırıldığını ve İsrail ordusuna Batı Şeria'daki silahlı tugayları ‘ortadan kaldırma’ emri verildiğini duyurdu. Gallant, “Batı Şeria'daki silahlı tugayların ortadan kaldırılması için İsrail ordusunun Merkez Komutanlığı'na emir verdik. Askerlerin yaşam riskini en aza indirmek için Batı Şeria'da askeri uçakların kullanımına ilişkin kısıtlamaları da kaldırdım” ifadelerini kullandı.

Söz konusu açıklamalar, Gallant'ın işgal ordusunun yeni merkez bölge komutanı (Batı Şeria bölgelerindeki askeri operasyonlardan sorumlu) Avi Balut, İsrail ordusunun Batı Şeria tümen komutanı Yaki Dolf, Batı Şeria'daki Sınır Muhafızları güçlerinin komutanı Barak Mordechai, saha komutanları ve Şin Bet temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirdiği durum değerlendirme toplantısı sırasında geldi.

cfd r
Hamas’ın Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih el-Aruri'nin Batı Şeria'da İsrail tarafından yıkılan evinin enkazı üzerinde oturan Filistinliler (EPA)

Şarku’l Avsat’ın Russia Today'den (RT) aktardığı habere göre Gallant, toplantı sırasında ‘bölgedeki güçlerin operasyonları engelleme, mülteci kamplarındaki silahlı örgütleri ortadan kaldırma ve yerel yönetimlerde (Batı Şeria'daki yerleşim yerlerine atıfta bulunarak) halkın (yerleşimcilerin) güvenliğini arttırmak için güvenlik araçlarını geliştirme faaliyetleri’ hakkında bir brifing aldı.

‘Silahlı örgütlerin ortadan kaldırılması’

Açıklamada Gallant'ın, ‘tüm silahlı örgütlerin sürekli ve sistematik bir şekilde ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladığı ve İsrail ordusunun bu hedef doğrultusunda çalışmak için tam desteğe sahip olduğunu belirttiği’ ifade edildi. Toplantının ardından yapılan açıklamada, Gallant'ın ‘İran, Hizbullah ve durumu baltalamaya çalışan diğer faktörlerin yönlendirmesi sonucunda terörizmin bu bölgede kaynadığını’ söylediği aktarıldı.

Gallant, “İsrail'den 2 bin kilometre uzakta bir bölgede (Yemen'in Hudeyde kentini kastediyor) saldırı gerçekleştirdik ve şimdi İsrail devletinin kalbindeyiz. Burada da nasıl faaliyet göstereceğimizi bileceğiz. Birkaç ay önce, askerleri gereksiz yere tehlikeye atmadan terörizmi engellemek amacıyla, Merkez Komutanlığı bölgesindeki saldırı da dahil olmak üzere Hava Kuvvetleri uçaklarının operasyonları üzerindeki kısıtlamaları kaldırdık. Gerekirse bu konuyu genişleteceğiz” dedi.

 xcdf
Batı Şeria'daki Eviatar yerleşiminde İsrailli yerleşimciler (AP)

Gallant, ordunun Merkez Komutanlığı'na ve Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi'ye ‘mülteci kamplarındaki terörist tugayların tüm eylemlerinin engellenmesini ve Cenin, Tulkerim, Tubas ve diğer yerlerde bu tugayların ezilmesini sağlama talimatı verdiğini’ söyledi. Gallant, “İhtiyaca göre hareket edeceğiz ve İsrail vatandaşlarının İran'dan yönlendirilen teröristlerin eylemleriyle tehlikeye atılmasına izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

Yerleşimciler yabancılara saldırıyor

Aktivistler ve İsrail ordusu dün AFP'ye, yerleşimcilerin Filistinli çiftçilere yardım eden yabancı dayanışma aktivistlerine saldırdığını ve birkaçını yaraladığını doğruladı. ABD'de yaşayan bir Alman olan gönüllü David Himmel, demir çubuklar ve taşlarla dövüldüklerini ifade etti. Himmel'e göre yerleşimciler arasında ‘metal borular ve tahta sopalar taşıyan’ altı kadın da vardı. “Bize doğru geldiklerinde barışçıl bir şekilde duruyorduk ve kimseye tehdit oluşturmuyorduk” diyen gönüllü, “Bacağımdan, kolumdan ve çenemden darbe aldım... Çok şiddetliydi” ifadelerini kullandı.

Gazze Şeridi'nde savaşın başladığı 7 Ekim'den bu yana karakol inşaatları ve yerleşimci saldırıları artıyor. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) cuma günü İsrail'in Filistin topraklarını işgalinin yasadışı olduğuna karar vermesinin ardından gerilim arttı. Ordudan yapılan açıklamada, “Bir grup maskeli İsrailli sivil, Kusra bölgesinde ağaç diken bir grup yabancı vatandaşa saldırdı. İsrailli saldırganlar olay yerinden kaçtı ve İsrail ordusu askerleri tarafından tutuklanmadı. Maskeli oldukları için İsrail polisine şikâyette bulunmak mümkün olmadı. Ancak yabancı uyruklular bağımsız olarak şikâyette bulunabilirler” ifadeleri yer aldı.

İşgal ordusunun bir gücü

Belediye Başkanı Hani Avde'ye göre, Filistinli çiftçiler, bir dizi yabancı dayanışma aktivistinin eşliğinde, bir süre önce yerleşimciler tarafından yakılan tarım arazisini temizlemek için köyün doğusuna doğru gittiler ve yerleşimciler o bölgede onlara saldırdı. Avde, “Komşu Iyş Kudiş köyünden bir bekçi ne yaptıklarını görmek için geldi ve daha sonra yaklaşık 10 yerleşimciyle birlikte geri döndü. Kısa bir süre sonra işgal ordusundan bir kuvvet geldi, askerler havaya yoğun bir şekilde ateş açtı ve bizi alandan çıkardı” şeklinde konuştu. Belediye başkanına göre gönüllüler bir aydır köyde yaşıyor. Alman gönüllü, grubun ‘çiftçilere koruma’ sağlamaya çalıştığını vurguladı. Uluslararası dayanışma hareketinin pek çok üyesi Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde yaralandı.

İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da bir yıldan uzun bir süredir şiddet olayları artarken, Gazze Şeridi'nde dokuz aydan uzun bir süre önce İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaştan bu yana durum daha da kötüleşti. Filistin Sağlık Bakanlığı'na göre savaşın başlamasından bu yana Batı Şeria'da en az 579 Filistinli İsrail güçleri ya da yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen saldırılarda hayatını kaybetti. Diğer yandan İsrail'in resmi rakamlarına göre, aralarında askerlerin de bulunduğu en az 16 İsrailli, Filistinlilerin karıştığı saldırılarda öldürüldü.



Suriye’nin Cezire bölgesindeki Hristiyanlar, hükümet ile SDG arasındaki anlaşmayı destekliyor

2019 yılında Haseke'de Süryani-Asuri Askeri Konseyi’nin kurulduğuna dair duyuru (Konseyin Facebook hesabı)
2019 yılında Haseke'de Süryani-Asuri Askeri Konseyi’nin kurulduğuna dair duyuru (Konseyin Facebook hesabı)
TT

Suriye’nin Cezire bölgesindeki Hristiyanlar, hükümet ile SDG arasındaki anlaşmayı destekliyor

2019 yılında Haseke'de Süryani-Asuri Askeri Konseyi’nin kurulduğuna dair duyuru (Konseyin Facebook hesabı)
2019 yılında Haseke'de Süryani-Asuri Askeri Konseyi’nin kurulduğuna dair duyuru (Konseyin Facebook hesabı)

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında varılan son anlaşmanın uygulanmaya başlanmasının beklendiği bir dönemde, dikkatler Cezire bölgesine (Fırat Nehri’nin geçtiği Haseke, Rakka ve Deyrizor vilayetleri) yoğunlaşıyor. Taraflar arasında askeri çatışma ihtimalinin şimdilik ortadan kalkması memnuniyetle karşılanırken, bölgede yaşayanlar arasında yaklaşan değişimlere dair endişeler sürüyor. Bu endişeler, özellikle son yıllarda yaşanan istikrarsızlık ve çatışmalar nedeniyle göçle giderek azalan ve 20. yüzyılın ortalarına kadar Cezire nüfusunun yüzde 30’unu oluşturan Hristiyan topluluklar arasında daha belirgin hissediliyor.

Cezire’deki Hristiyanların büyük bölümünü Süryani-Asuri topluluğu oluştururken, bölgede bir miktar Ermeni nüfus da bulunuyor. Bölgedeki Arap ve Kürt bileşenler gibi Hristiyanlar da son günlerde Suriye ordusu ile SDG arasında yaşanan çatışmaların tekrarlanmasından kaygı duyuyor. Asuri Demokratik Örgütü Başkan Yardımcısı Beşir İshak Saadi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu kaygıların temelinde ‘toplumda fitne ve bölünmeyi körükleyen nefret söylemi ve kışkırtıcı dilin tırmanmasının’ yattığını ifade etti. Saadi, geçtiğimiz perşembe günü imzalanan son anlaşmanın ise görece bir rahatlama yarattığını ve göç hareketlerini kısmen azalttığını belirtti.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Şam'daki Hristiyan toplumundan bir heyetle bir araya geldi. (SANA)Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Şam'daki Hristiyan toplumundan bir heyetle bir araya geldi. (SANA)

Asuri Demokratik Örgütü 1957 yılında, Süryani-Asuriler’i temsil etmeyi amaçlayan ulusal bir Suriye siyasi varlığı olarak kuruldu. Örgüt, Esed rejimine muhalefet eden güçler arasında yer alırken, aynı zamanda Ahmed eş-Şera’nın geçiş dönemi cumhurbaşkanlığını üstlenmesini, devlet inşası sürecinde bir adım olarak memnuniyetle karşılayan güçler arasında oldu.

Saadi’ye göre, Cezire’deki Hristiyanların tavrı ‘her zaman siyasi çözümleri destekleyen ve şiddeti reddeden bir yaklaşım sergilemek’ şeklinde oldu. Saadi, Hristiyanların ‘çatışmaların müzakere yoluyla çözülmesini desteklediklerini’ vurguladı. Ayrıca, Hristiyan toplulukların 18 Ocak anlaşmasının uygulanmasını desteklediklerini ve bu anlaşmayı ‘bölgeye barış ve istikrar getirecek tek yol’ olarak gördüklerini belirtti.

Saadi, Cezire’deki Hristiyanların büyük çoğunluğunun ‘Suriye içindeki herhangi bir silahlı çatışmaya dahil olmayı reddettiğini’ söyledi. Bunun yanında, Süryani-Asuri ulusal partilerinin çoğunluğu, başta kendi örgütleri olmak üzere, bu anlaşmanın uygulanmasının ‘demokrasi, ortaklık ve eşit vatandaşlık temeline dayalı yeni Suriye devletinin inşasına, insan hakları belgelerine ve tüm toplulukların eşit ulusal haklarının güvence altına alınmasına katkı sağlayacağını’ ifade etti. Bu çerçevede Saadi, ‘Suriye kimliğinin tüm Suriyelileri kapsayan bir çatı kimlik olduğunu’ vurguladı.

Kamışlı'daki Hristiyanlar, Suriye ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmalardan kaçan yerinden edilmiş kişiler için kilisede yemek hazırlıyor. (Facebook)Kamışlı'daki Hristiyanlar, Suriye ordusu ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki çatışmalardan kaçan yerinden edilmiş kişiler için kilisede yemek hazırlıyor. (Facebook)

Haseke ve Kamışlı’daki yoğun göç dalgasıyla birlikte bölgedeki insani durum giderek zorlaşıyor. Kaynaklara göre, Cezire’deki Hristiyanlar, gelişmelerin ‘bölgeyi daha fazla istikrarsızlıktan koruyacak barışçıl bir siyasi süreç üzerinden yönetilmesini’ umut ediyor. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Cezire ve Fırat Piskoposu Mor Maurice Amsih’in, “Cezire’deki Hristiyanlar tarafsızlığını koruyor ve evlerinden çıkmayacak” ifadesini aktardı.

Savaş yıllarında Cezire’deki Hristiyan nüfusu ciddi şekilde azaldı. Önceden yaklaşık 170 bin olan Hristiyan nüfus, şu anda yaklaşık 40 bine geriledi. 1980’lerin sonlarına kadar Haseke ve Kamışlı nüfusunun yüzde 30’unu oluşturan Hristiyanlar, toplamda 1 milyon 200 bini aşan bir nüfusa sahipti.

Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Haseke'deki Doğu Asur Kilisesi (Wikipedia)Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Haseke'deki Doğu Asur Kilisesi (Wikipedia)

Cezire’deki Hristiyanlar, bölgedeki köklü bir unsur olarak kalan varlıklarını korumak ve göç dalgasını durdurmak için umut besliyor. Bölgedeki Hristiyan kaynaklara göre, topluluk aynı zamanda göç edenleri barındırarak insani bir rol üstleniyor ve ‘göçün yol açtığı olumsuz etkileri hafifletmeye’ çalışıyor.

Bazı medya raporları, SDG’nin geniş bölgelerden çekilmesi ve ağırlıklı olarak Kürt nüfusun yoğun olduğu alanlara odaklanması sırasında Cezire’deki kiliselerin genel seferberlik çağrısını yerine getirmeyi reddettiğini öne sürmüştü. Ancak Suriye Süryani Birliği Partisi Eş Başkanı Senharib Barsum, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu iddiaları yalanladı ve “Hiçbir Süryani tarafı ya da SDG, kiliselerden genel seferberliğe katılmalarını talep etmedi” dedi. Barsum, kiliselerin askeri çatışmalara dahil edilemeyeceğini vurguladı ve “Süryani güvenlik güçleri, Hristiyanları, kiliseleri ve faaliyetlerini korumaya devam ediyor” ifadesini kullandı.

Barsum, “Hedefi her zaman halkımızı korumak olan Hristiyan güvenlik grupları, Kürtler ve Araplarla birlikte bölgeyi DEAŞ ve Esed rejimine karşı savunmaya katkı sağladı ve bu amaç uğruna şehitler verdiler” dedi. Barsum, son günlerde odak noktasının ‘ateşkese uyum ve olası ihlallerin önlenmesi’ olduğunu belirtti.

Süryani Birliği Partisi, daha önce Kürtlerin önderliğindeki Özerk Yönetim kurumlarında aktif rol almış, partinin askeri kanadı olan Sutoro Güçleri ve Süryani Askeri Konseyi’nin kuruluşuna katkı sağlamıştı.

Suriye'nin kuzeydoğusundaki Süryani Askeri Konseyi (Arşiv)Suriye'nin kuzeydoğusundaki Süryani Askeri Konseyi (Arşiv)

Şarku’l Avsat’ın sorusu üzerine, SDG yetkililerinin Suriye’deki bakanlıklara veya Halk Meclisi’ne aday listesi hazırlanması sürecinde Süryani Birliği Partisi ile iş birliği yapıp yapmadığı konusunda açıklama yapan Barsum, “Bizim tarafımızdan, son dönemde isimlerin aday gösterilmesi konusunda hiçbir iş birliği yapılmadı” dedi. Barsum, Hristiyan halkın ‘barış ve istikrar istediğini’ vurguladı ve siyasi güçlerin temsilcilerinin ‘Suriye Cumhurbaşkanı’ndan Süryani-Asuri halkının haklarını tanımasını ve devlet kurumlarında temsil ve rol sahibi olmasını talep eden bir bildiri yayınladığını’ aktardı.

Barsum, Cezire’nin ‘savaş ve askeri çözümlerden uzak tutulmasının en iyisi’ olduğunu belirterek, özellikle ‘Arap-Kürt fitnesinin tırmandığı ve nefret söyleminin giderek arttığı bir dönemde’ bu yaklaşımın önemini vurguladı. Aynı zamanda Barsum, ‘herhangi bir siyasi çözümün bölgedeki tüm toplulukların katılımıyla gerçekleştirilmesi gerektiğini’ ifade etti.

 Asuri Habur Muhafız Konseyi’ndeki kadın güçler (Konseyin sosyal medya hesabı)Asuri Habur Muhafız Konseyi’ndeki kadın güçler (Konseyin sosyal medya hesabı)

Asuri Demokratik Örgütü İlişkiler Bürosu üyesi Koriya Karyakos, sosyal medyada Doğu Haseke’deki Habur bölgesinde yaklaşık 35 Hristiyan köyünün kuşatma altında olduğu yönündeki iddiaları yalanladı. Karyakos, bu köylerin 2015 yılında DEAŞ saldırılarına maruz kaldığını ve çoğu sakinlerinin Haseke, Kamışlı, Suriye iç bölgeleri, Lübnan ve yurtdışına göç ettiğini belirtti. Son altı yıldır bu köylerin, Resulayn’da SDG ile Suriye Milli Ordusu (SMO) arasında bir temas hattı oluşturduğunu ifade eden Karyakos, “Bölgede yaşayanların geri dönebilmesi için bu alanın çatışma bölgesinden uzak tutulmasını talep ediyoruz” dedi.

Habur bölgesinde daha önce 15 binden fazla Asuri yaşarken, bugün yalnızca 800 kişi bölgede bulunuyor.


Haseke'de hükümet güvenlik güçlerinin girişine hazırlık olarak sokağa çıkma yasağı ilan edildi

Suriye ordusu, ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke'ye 9 kilometre mesafede, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile cephe hatlarına yakın bir bölgede konuşlanırken, yol kenarında tahrip olmuş araçlar görülüyor (EPA)
Suriye ordusu, ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke'ye 9 kilometre mesafede, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile cephe hatlarına yakın bir bölgede konuşlanırken, yol kenarında tahrip olmuş araçlar görülüyor (EPA)
TT

Haseke'de hükümet güvenlik güçlerinin girişine hazırlık olarak sokağa çıkma yasağı ilan edildi

Suriye ordusu, ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke'ye 9 kilometre mesafede, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile cephe hatlarına yakın bir bölgede konuşlanırken, yol kenarında tahrip olmuş araçlar görülüyor (EPA)
Suriye ordusu, ülkenin kuzeydoğusundaki Haseke'ye 9 kilometre mesafede, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile cephe hatlarına yakın bir bölgede konuşlanırken, yol kenarında tahrip olmuş araçlar görülüyor (EPA)

Haseke’de bugün, hükümet birliklerinin şehre girişine hazırlık olarak Kürt güçlerinin konuşlandırılması nedeniyle sokağa çıkma yasağı uygulandı. Bu konuşlandırma, ABD tarafından da memnuniyetle karşılanan, hükümet ile Kürtler arasında özerk yönetim kurumlarının devlete entegrasyonuna başlanması için yapılan anlaşmanın bir parçası.

Suriye'nin kuzeydoğusunda bulunan Haseke'de, bir AFP muhabiri bu sabah ıssız sokaklar ve kapalı dükkanlar gözlemledi; şehrin girişlerinde ise Asayiş (Kürt güvenlik güçleri) yoğun bir şekilde bulunuyordu.

Cuma günü, Şam ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) yetkilileri, haftalarca süren çatışmaların ardından, Kürt özerk yönetiminin sivil ve askeri kurumlarını Suriye devletine entegre etmek için "kapsamlı" bir anlaşmaya vardılar. Bu çatışmalar, Şam'ın ülkenin kuzey ve doğusundaki geniş alanlar üzerinde kontrolünü genişletmesine olanak sağladı.

Kürt güvenlik güçleri dün yaptığı açıklamada, pazartesi gününden (bugünden) itibaren Haseke'de sabah 06:00'dan akşam 18:00'e kadar sokağa çıkma yasağı uygulanacağını, aynı önlemin yarın da Kamışlı'da uygulanacağını duyurdu.

 SDF Lideri Mazlum Abdi, anlaşmanın bugünden itibaren sahada uygulanmaya başlanacağını, güçlerinin ve hükümet güçlerinin kuzeydoğudaki "cephe hatlarından" ve Kobani (Ayn el-Arab) şehrinden çekileceğini, Haseke ile Kamışlı'ya "sınırlı bir güvenlik gücünün" gireceğini açıkladı.

Görsel kaldırıldı.Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş Şara (Reuters)

Hükümet güçlerinin, Suriyeli Kürtler için özel bir öneme sahip olan ve 2015'te kuşatma altına aldıkları DEAŞ'a karşı gösterdikleri direncin ve zaferin sembolü olarak gördükleri Kobani şehrine de girmesi planlanıyor.

Pazar günü, Halep vilayetindeki iç güvenlikten sorumlu Albay Muhammed Abdül Gani, Kobani'de (Ayn el-Arab) Kürt iç güvenlik güçleriyle "işleri düzenlemek ve İçişleri Bakanlığı güçlerinin girişine başlamak" için görüştüğünü açıkladı, ancak başlangıç ​​tarihini belirtmedi. Konunun "bazı teknik detaylara" bağlı olduğunu belirten Gani, Kürt tarafının olumlu yanıt vermesi gerektiğini vurguladı.

Anlaşma, askeri güçlerin temas noktalarından çekilmesini ve İçişleri Bakanlığı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı şehirlerine konuşlandırılmasını içeriyor. Ayrıca Kürt askeri güçlerinin ve idari kurumlarının Suriye devlet yapısına kademeli olarak entegre edilmesini öngörüyor. Dahası, ülkenin kuzeydoğusunda Suriye ordusu bünyesinde Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulmasını ve Kobani güçleri için de bir tugay oluşturulmasını zorunlu kılıyor.


Refah sınır kapısı resmen açıldı

1 Şubat'ta Gazze Şeridi ile Refah sınır kapısının Mısır tarafında ambulanslar bekliyor (AFP)
1 Şubat'ta Gazze Şeridi ile Refah sınır kapısının Mısır tarafında ambulanslar bekliyor (AFP)
TT

Refah sınır kapısı resmen açıldı

1 Şubat'ta Gazze Şeridi ile Refah sınır kapısının Mısır tarafında ambulanslar bekliyor (AFP)
1 Şubat'ta Gazze Şeridi ile Refah sınır kapısının Mısır tarafında ambulanslar bekliyor (AFP)

Mısır ve İsrail medyası bugün Refah sınır kapısının resmen yeniden açıldığını bildirdi.

Mısır'ın Kahire Haber Kanalı, Refah sınır kapısının açıldığını bildirdi. Kanal, bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Refah sınır kapısının her iki taraftan da açıldığı ilk gün 50 kişinin Mısır'dan Gazze'ye, 50 kişinin de Gazze Şeridi'nden giriş yaptığını belirtti.

İsrail Yayın Kurumu, "X" kanalında attığı bir tweet'te sınır geçiş noktasındaki operasyonların başladığını doğrulayarak şunları yazdı: "Savaşın büyük bölümünde kapalı kaldıktan sonra: Refah kapısı yeniden açıldı ve yaklaşık 50 Gazzeli Mısır'dan Gazze'ye geri dönüyor."

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre İsrailli bir güvenlik yetkilisi yaptığı açıklamada, sınır kapısının faaliyette olduğunu doğrulayarak şunları söyledi: "Avrupa Birliği adına Avrupa Birliği Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) ekiplerinin gelmesinin ardından, Refah sınır kapısı artık hem giriş hem de çıkış yapan insanların hareketine açıktır."

Gazze Şeridi'nin İsrail'den geçmeyen tek kara sınır kapısı olan Mısır ile Reah sınır kapısı, İsrail güçlerinin Mayıs 2014'te kontrolü ele geçirmesinden bu yana kapalı kaldı. İsrail kapıyı, 2015'in başlarında kısa bir süreliğine kısmen açtı.

Sınır geçiş noktası, Gazze'nin Mısır ile olan güney sınırında, İsrail'in ateşkesin ardından çekilmediği ve Gazze Şeridi'nin alanının yarısından fazlasını kapsayan bölgede yer almaktadır.