Nufüz edici bombalar Hizbullah'ın dolarlarını yok mu etti?

Nufüz edici bombalar Hizbullah'ı mali olarak zayıflatmak amacıyla kasalarını ve yetkililerini hedef alıyor olabilir.

Fotoğraf: Majalla
Fotoğraf: Majalla
TT

Nufüz edici bombalar Hizbullah'ın dolarlarını yok mu etti?

Fotoğraf: Majalla
Fotoğraf: Majalla

Tevfik Şenbur

İsrail ve Hizbullah arasında başlayan savaş, iki taraf arasında var olan angajman kurallarını alt üst etti. Askeri operasyonlar Hizbullah'ın Lübnan’ın güneyde ve Bekaa Vadisi'ndeki çoğu köy ve beldedeki ve başkent Beyrut’un güney banliyölerindeki karargahlarına ve liderlerine kadar uzandı. Hizbullah’ın çok sayıda birinci ve ikinci dereceden üst düzey komutanına suikast düzenlendi. Tüm bunların Hizbullah’ın mali olanaklarını kısıtlamayı amaçladığı anlaşılıyordu. Başını ABD'nin çektiği bazı ülkeler de Hizbullah'ın küresel finans sistemine erişimini engellemeyi amaçlayan çeşitli yasalar çıkararak Hizbullah’ın mali olanaklarını kısıtlamaya çalışmışlardı.

Basında yer alan haberler, Hizbullah'ın Beyrut’un güney banliyölerindeki merkezine düzenlenen yoğun bombardımanların Hizbullah'ın sığınaklarında ve karargâhlarında paranın saklandığı çelik kasaları imha ettiğini gösterdi.

İsrail her biri 2000 libre (bir ton ağırlığında) olan 80 adet Mark 84 (MK-84) nüfuz edici bomba (NEB) kullandı. Askeri uzmanlara göre bu nüfuz edici bombalar, tahkimatları delecek ve yerin 50 ila 70 metre altına kadar inerek burada patlayacak şekilde tasarlanandı. Bu bilgi, Hizbullah'a ve tesislerinin, özellikle de Hizbullah'a bağlı el-Karz el-Hasen Vakfı'na ait fonların büyük bir kısmının tutulduğu çelik kasalarla birlikte yok edildiği ya da yakıldığı inancını doğuruyor.

Uzmanlar Hizbullah'ın 2006 Lübnan Savaşı deneyiminden sonra birçok mevzisinin ve karargahının yok edilmesinin ardından savaşa hazırlandığını ve şimdi Lübnan'ın doğu dağlarındaki müstahkem sığınaklarda stratejik bir miktarda nakit rezervi bulundurduğunu belirtiyorlar.

Bu binlerce ölü, yaralı ve engelli ailesiyle birlikte aylık maaşlarını ve sosyal yardımları almayı bekleyen Hizbullah kurumlarındaki binlerce unsur, çalışan, yönetici ve destekçinin yanı sıra kendilerine özel bütçe ayrılan Hizbullah’a bağlı onlarca sağlık, eğitim, sosyal ve medya kurumu için kötü bir haber. Hizbullah'ın fonlarının bir kısmı halen kullanılabilir olsa da yerinden edilmelerin ve savaşın maliyetleri, özellikle savaşın uzaması halinde, Hizbullah'ın periyodik mali yükümlülüklerini yerine getirmeye devam edip edemeyeceği konusunda soru işaretlerini gündeme getirdi.

cdfgrbhty
Hizbullah'a bağlı el-Karz el-Hasen Vakfı'na ait bir ATM (el-Karz el-Hasen Vakfı internet sitesi)

Öte yandan uzmanlar, 2006 Lübnan Savaşı deneyiminden sonra birçok mevzisinin ve karargahının yok edilmesinin ardından savaşa hazırlandığını ve şimdi Lübnan'ın doğu dağlarındaki müstahkem sığınaklarda stratejik bir miktarda nakit rezervi bulundurduğunu belirtiyorlar. ABD’li yolsuzluk vakaları araştırmacısı Stuart W. Bowen'ın 12 Ekim 2014 tarihinde New York Times tarafından yayınlanan soruşturmasına göre Hizbullah’ın gizli yollardan elde ettiği milyarlarca dolar olduğu tahmin edilen Irak’ta da fonları bulunuyor.

Hizbullah mali ağı

Hizbullah'ın fonlarının ölen Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın bir açıklamasına göre İran'dan ve başta Venezuela ve Irak olmak üzere diğer ülkelerden geldiği iyi biliniyor. Hizbullah Afrika, ABD ve başka yerlerde faaliyet gösteren gruplar, bireyler ve iş insanları tarafından da destekleniyor. Bazıları Paraguay, Arjantin ve Brezilya'nın kesiştiği sınır üçgeninde, Venezuela, Meksika ve hatta ABD ve Avrupa Birliği (AB) üyelerinde uyuşturucu kaçakçılığı, kara para aklama ve diğer yasadışı faaliyetler de dahil olmak üzere yasadışı faaliyetlere karıştılar.

Lübnan'daki finans ve bankacılık sisteminin çöküşünden faydalanan Hizbullah, faaliyet alanını ve müşteri kitlesini genişletti. Hizbullah ile olan bağlantıları nedeniyle bankaların kapılarını kapatmasının ardından el-Karz el-Hasen Vakfı'nın kapılarını açtığı bu kişilere teminat olarak altın karşılığında tüketici kredisi sağladı. 

Nasrallah, Hizbullah’a yöneltilen suçlamaları reddederek bunları ‘Hizbullah’ın imajını ve mücadelesini lekelemeye yönelik bir girişim’ olarak nitelendirmişti. Pek çok ülke ve uluslararası örgüt Nasrallah'ın savunmasını kabul etmedi ve Hizbullah’ı organize suç işleyen örgütler listesine alarak fonlarının yanı sıra kendisi ve kurumlarıyla olan ilişkilere yasaklar getirdi.

Altın teminatlı fonlara ne olacak?

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre Lübnan'daki finans ve bankacılık sisteminin çöküşünden faydalanan Hizbullah, faaliyet alanını ve müşteri kitlesini genişletti. Hizbullah ile olan bağlantıları nedeniyle bankaların kapılarını kapattığı kişilere Karz-i Hasen Vakfı'nın kapılarını açtı. Bu kişilere teminat olarak altın karşılığında tüketici kredisi sağladı. Hizbullah çevresi dışında da yaygınlaşmaya başlayan el-Karz el-Hasen Vakfı şubelerine ATM'ler koyuldu.

Çeşitli bölgelerdeki birkaç döviz bürosuyla temasa geçen Hizbullah, bu sayede onlarla büyük miktarlarda döviz ticareti yapabildi. Ayrıca Lübnan Merkez Bankası’ndan arabulucular aracılığıyla döviz alım satımı yapmak için onay aldı.

Hizbullah, İsrail ile mevcut savaşın patlak vermesinden önce de mali sıkıntı içindeydi. Hizbullah reklam panolarında, afişlerde ve internette ‘Mücahitleri Donatma Kampanyası’ adı altında bir bağış toplama kampanyası başlatarak Hizbullah üyelerini donatmak için nakit bağış çağrısında bulunuyordu. Ayrıca, geçmişte Rusya ve Türkiye'de zorunlu askerliğe alternatif olarak uygulanan bedelli askerlik hizmetine benzer şekilde, cihat edebilecek durumda olanların Hizbullah’a bin dolar bağışlayarak bundan muaf tutulabileceklerini öne süren reklamlar da yapıldı. 

Para için

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nin 8 Haziran 2017 tarihinde Hizbullah ile mali işlemlerin kısıtlanması ve önlenmesine ilişkin gerçekleştirdiği toplantının çıktılarına göre Hizbullah’ın çevresindeki her dört erkekten biri örgütten maaş alıyor. Hizbullah saflarında savaşmak üzere örgüte katılanların çoğu işsiz kişiler ve örgüte para için katılıyorlar.

Sahadaki son gelişmelerin bankacılık sistemindeki sorumlu olduğu kişilere karşı taahhütlerini yerine getirmemesi beklenen Hizbullah'ın mali imkanlarının ve kurumlarının planlarını ve bütçelerini alt üst edeceğine şüphe yok.

Sahadaki son gelişmelerin, İsrail tarafından Hizbullah’ın ana merkezinin, finans ofislerinin ve döviz bürolarının kasıtlı olarak hedef alınmasından dolayı sorumlu olduğu kişilere karşı yükümlülüklerini 2006 savaşındakinden çok daha derin bir kriz nedeniyle yerine getirememesi beklenen Hizbullah'ın mali imkanlarının ve kurumlarının planlarını ve bütçelerini alt üst edeceğine şüphe yok.

Hizbullah’ın mali kanalları suikastlar ve bombardımanlarla hedef alındı

2006 Lübnan Savaşı sırasında sahada olan ekipler bu kez neredeyse hiç bulunmadığından, yerinden edilenlere yönelik mali hizmetlerin köreldiği gözlemlenebilir. 2006’daki savaş sırasında yerlerinden edilenlerin barınaklarını ziyaret eden ekipler, onlara çeşitli mali yardım ve hizmetler sunuyordu. Hizbullah’ın İsrail ordusunun finans merkezlerine yönelik saldırıları sonucunda kaybettikleri altın teminatlarını iade edememesi halinde sorumlu olduğu kişilerin öfkesi daha da artacak. Bu kişilerden bazıları daha önce, bankaların tüketici kredilerinin geri ödenmesine ilişkin tutumunun aksine, kendilerine verilen kredileri düşük resmi döviz kuru yerine gerçek dolar kuru üzerinden geri ödemekte ısrar ettiğinde el-Karz el-Hasen Vakfı aleyhine sloganlar atmışlardı.

cdvfgtr
Fonları Lübnan bankalarında tutulan mevduat sahiplerinin çığlıkları beş yıldır dinmek bilmiyor (AFP)

Columbia Üniversitesi Avrupa Enstitüsü Direktörü Adam Tooze, geçtiğimiz ay Foreign Policy dergisinde yayınlanan “Why Hezbollah is Rich, and Lebanon is Poor” (Neden Hizbullah Zengin de Lübnan Fakir?) başlıklı makalesinde İran'ın gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) 400 milyar dolardan fazla olduğunun tahmin edildiğini ve 2018 yılı itibariyle Hizbullah'a doğrudan ya da paravan şirketler aracılığıyla yılda yaklaşık 700 milyon dolar sağlandığını, dolayısıyla İsrail'le mevcut savaşı sırasında Hizbullah'ı desteklemeye gücünün yettiğini yazdı.

Hizbullah’a yönelik mali kısıtlamaların, Lübnan'da halihazırda geçerli olan ‘nakit ekonomisi’ piyasalarında işlem gören yabancı para birimlerinin hacmi üzerinde olumsuz bir etki yaratması ve bunun da para otoriteleri üzerinde açığı kapatmak ve alternatif bir para birimi sağlamak için baskı oluşturması kaçınılmaz.

İran, Mali Eylem Görev Gücü (FATF) tarafından terörizmi desteklediği gerekçesiyle kara listeye alındı ve bu yüzden mali sistem üzerinden faaliyetlerini yürütemiyor. İsrail savaş uçakları birkaç gün önce, İran'dan Hizbullah'a askeri mühimmat ve çeşitli yardım malzemeleri taşıdığı iddia edilen ve Beyrut Havaalanı’na inmek üzere olan bir İran uçağını bombalamakla tehdit etti. Uçak rotasını değiştirdi ve Tahran'a geri döndü. Bu olayı Beyrut'un güneyindeki el-Cenah bölgesinde ez-Zehra Hastanesi yakınlarındaki bir binada bir dairenin bombalanması ve buradaki bir ofisin hedef alınması izledi. Saldırıda İran ve Suriye'den Hizbullah'a para aktarımından sorumlu olan Muhammed Cafer Kasir öldürüldü. Hizbullah'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurt dışı operasyonlarından sorumlu kolu Kudüs Gücü tarafından finanse edilmesinde kilit bir isim olan Kasir, özellikle petrol satışı ve diğer yasadışı faaliyetler için kullanılan birkaç paravan şirketi yönetiyordu.

Hizbullah’a yönelik mali kısıtlamaların, Lübnan'da halihazırda geçerli olan ‘nakit ekonomisi’ piyasalarında işlem gören yabancı para birimlerinin hacmi üzerinde olumsuz bir etki yaratması ve bunun da para otoriteleri üzerinde açığı kapatmak ve alternatif bir para birimi sağlamak için baskı oluşturması kaçınılmaz. Diğer seçenek ise Lübnanlı yetkililerin, ailelere ihtiyaçlarını karşılamaları için döviz cinsinden olan birikimlerini kullanmaları yönünde baskı yapan bir politika benimsemeleri olacaktır. CADABRA adıyla bilinen bu politikanın ismi sihirbazlar tarafından birisinin isteği dışında elindekini çalmak için söylenen söze atıfla kullanılıyor.



Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
TT

Bir kaynak Şarku'l Avsat'a Gazze yönetim komitesinin bazı isimlerini açıkladı

Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)
Filistinli çocuklar, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Bureyc mülteci kampında bir çukurun yanında duruyor (AFP)

Filistinli, konuyla ilgili bilgi sahibi kaynak bugün, Gazze Şeridi'ni yönetecek teknokrat komitenin üyelerinin çoğunluğunun isimleri konusunda anlaşmaya varıldığını bildirdi.

Filistin sivil toplum sektöründe kaynak Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, 18 üyeden oluşması beklenen komitedeki isimlerin çoğunun Gazze Şeridi sakinlerinden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının akademisyenler de dahil olmak üzere sivil toplum çalışmalarıyla bağlantılı iş adamları ve ekonomistler olduğunu söyledi.

Kaynak, üzerinde anlaşmaya varılan üyelerin, Gazze'den veya yurt dışından Mısır'ın başkenti Kahire'ye seyahat için hazırlık yapmaları konusunda bilgilendirildiğini ve seyahat sürecinin yarın organize bir şekilde başlayacağını belirtti.

Şarku’l Avsat'ın elde ettiği isimler arasında şunlar yer alıyor: Daha önce Filistin Yönetimi Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüten Ali Şati; Tarım Yardım Derneği Direktörü ve sivil toplum aktivisti Abdul Kerim Aşur; Tıbbi Yardım Derneği Direktörü Aed Yaghi; Gazze Ticaret Odası Direktörü Aed Ebu Ramazan; Filistin Üniversitesi Rektörü Cebr el-Daur; mühendislik danışmanı Beşir el-Reis; Gazze Şeridi Filistin Telekomünikasyon Direktörü Ömer Şamali; Refah Belediyesi'nde mühendis ve danışman olan Ali Berhum; ve Avukat Hana Terzi.”

Kaynak, bu kişilerin isimleri konusunda geniş bir mutabakat olduğunu, ancak İsrail'in bunları onaylayıp onaylamadığının henüz bilinmediğini ifade etti.

Kaynak, bu isimlerden herhangi biriyle ilgili bir anlaşmazlık çıkması durumunda listede değişiklikler yapılabileceğini belirtti.

Mısır, Gazze Şeridi'ni geçici olarak yönetecek teknokrat komitenin kurulmasını hızlandırmak amacıyla tüm Filistinli taraflarla, arabulucularla, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile yoğun temaslar yürütüyor ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas hükümetiyle de iletişim halinde olacak.

Hamas ise komitenin resmen kurulmasının ardından Gazze Şeridi'ndeki iktidarı komiteye devretmeye hazırlanıyor.


Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi, egemenlik kararını korumak için el-Bahsani'ye karşı önlem alacağını açıkladı

Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)
Ferec el-Bahsani’nin Şarku’l Avsat ile yaptığı önceki bir röportajdan (Fotoğraf: Turki el-Ukayli)

Yemen Başkanlık Konseyi’nden bir kaynak, Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin son açıklamalarını şaşkınlıkla karşıladıklarını belirterek, Bahsani’nin Konsey liderliğince alınan egemen nitelikteki kararlara karşı çıkmasına tepki gösterdi. Kaynak, bu kararların başında, Riyad Anlaşması ve Yetki Devri Bildirgesi’nde öngörüldüğü üzere, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıkları çatısı altında birleştirilmesinin geldiğini vurguladı.

Resmî açıklamada, söz konusu ifadelerin Başkanlık Konseyi Başkanı ve üyelerinin yemin ettikleri kolektif sorumluluk ilkesinden açık bir sapma anlamına geldiği, geçiş dönemini düzenleyen referanslarla ve Konseyin askeri ve güvenlik dosyalarını yönetme konusundaki anayasal yetkileriyle çeliştiği kaydedildi. Açıklamada, bu yetkilerin devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi, münhasır yetkilerine yönelik müdahalelerin önlenmesi ve mevcut meydan okumalar karşısında devlet otoritesinin pekiştirilmesi açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.

Kaynak ayrıca, Suudi Arabistan’ın güney diyaloğuna yönelik himaye çabalarının sorgulanmasının ve bu diyaloğun uzlaşıyla belirlenen himaye çerçevesi dışına taşınması çağrılarının olumsuz mesajlar içerdiğini belirtti. Bu tutumun ne tansiyonun düşürülmesine katkı sunduğu ne de Başkanlık Konseyi’nin defalarca vurguladığı üzere ulusal, kapsayıcı bir çerçeve içinde adil ve kapsamlı biçimde ele alınması gereken Güney meselesinin çıkarlarına hizmet ettiği bildirildi.

zxsdefrt
Aden şehrindeki Merkez Bankası genel merkezinin dışında devriye gezen Yemen hükümet güçlerine bağlı bir asker (EPA)

Kaynak, bu tutumların önceki bir bağlamdan bağımsız olmadığını da vurguladı. Kaynak, el-Bahsani’nin daha önce de birden fazla kez Hadramut ve el-Mehra vilayetlerinde isyan ve tek taraflı adımlara yönelik destekleyici ya da müsamahakâr tutumlar sergilediğini ifade etti. Ayrıca el-Bahsani’nin, devletten ve ulusal kurumlarından yana tavır alan bazı ofis çalışanlarını görevden aldığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın Başkanlık Konseyi üyeliğine yüklenen egemen nitelikteki görevler ve anayasal sorumluluklarla bağdaşmadığını kaydetti.

Kararlı davranmak

Kaynak, Başkanlık Konseyi’nin bu uygulamalarla ulusal sorumluluğun gerektirdiği şekilde, anayasa ve geçiş dönemini düzenleyen referanslar çerçevesinde hareket edeceğini vurguladı. Açıklamada, egemen karar alma birliğinin korunması, ulusal mutabakata zarar verebilecek ya da güvenlik ve istikrarın yeniden tesisine yönelik çabaları zayıflatabilecek her türlü adımın önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınacağı belirtildi.

Kaynak ayrıca, mevcut aşamanın dar hesaplardan uzak, ülkenin karşı karşıya bulunduğu varoluşsal zorluklarla uyumlu, sorumlu bir siyasi dil ve tutum gerektirdiğini kaydederek, yalnızca devletin ve kapsayıcı ulusal projesinin karşıtlarına hizmet eden muğlak mesajlardan kaçınılması gerektiğinin altını çizdi.

Yemen Başkanlık Konseyi daha önce de Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE), Başkanlık Konseyi üyesi Ferec el-Bahsani’nin topraklarından ayrılarak Riyad’a gitmesine izin verilmesini talep etmişti. Açıklamada, el-Bahsani’nin Konsey liderliğiyle birlikte çalışması ve Suudi Arabistan’ın himayesinde Yemen’deki durumu ele almaya yönelik çabalara katılması gerektiği, bunun da mevcut belirsizlik ve kafa karışıklıklarının giderilmesine katkı sağlayacağı ifade edilmişti.

Başkanlık Konseyi, sorumlu bir kaynak aracılığıyla, Başkanlık Konseyi üyeliğinin bireysel hesaplara ya da devlet çerçevesi dışındaki değerlendirmelere tabi tutulamayacak, üst düzey bir anayasal sorumluluk olduğunun altını çizdi. Açıklamada, ulusal mücadelenin, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların sona erdirilmesi için en yüksek düzeyde birlik ve uyum gerektirdiği vurgulandı.


Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
TT

Sudan ordusu ile HDK arasında şiddetli çatışmalar

Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)
Sudan Kızılhaçı üyeleri pazar günü Hartum’daki yerel bir mezarlıkta savaş kurbanlarını yeniden gömdü (AP)

Sudan ordusu ile HDK arasında devam eden savaşta, Sennar eyaletinin Senga kentinde ve Mavi Nil eyaletinin Yabus beldesinde hem askerlerden hem de sivillerden onlara ölü ve yaralı olduğu bildirilirken, iki gün boyunca insansız hava araçlarının (İHA) da dahil olduğu çatışmalar yaşandı.

Görgü tanıkları, HDK'ya ait İHA’ların pazartesi sabahı Senga'yı bombaladığını ve ordunun 17. Piyade Tümeni karargahını hedef aldığını söyledi.

Görgü tanıklarının ifadesine göre 17. Piyade Tümeni karargahında yapılan bir toplantı sırasında gerçekleşen saldırıda askeri personelden ve sivillerden çok sayıda kişi öldürdü. Sennar Eyaleti Sağlık Bakanı İbrahim el-İvad, Ultra Sudan platformunda yayınlanan açıklamalarında 17 kişinin öldüğünü ve 13 kişinin yaralandığını söyledi, ancak ölen ve yaralananların kimler olduğuna değinmedi.

Sennar Hükümeti Sözcüsü Adem Abdullah, olayın önemini küçümseyerek, bir İHA’nın şehri hedef aldığını ve saha savunma sistemleri tarafından durdurulduğunu, sayımı devam eden sivillerin kayıplarının ise saha savunma sistemlerinin İHA’ya verdiği tepki sonucu meydana geldiğini söyledi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Malik Agar'a bağlı Mavi Nil Halk Hareketi, HDK'nın yaydığı ‘kötü niyetli söylentilere kanılmaması’ çağrısında bulunan bir açıklama yayınladı, ancak tam olarak ne olduğu konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Sudan ordusu henüz bir açıklama yapmazken ordu yanlısı platformlar, HDK'nın insansız hava araçlarının şehirdeki ordu kışlalarını ve sivilleri hedef aldığını bildirdi. Tanıklar ise 17. Piyade Tümeni'nin toplantı yeri yakınlarındaki bir okulun İHA’larla vurulduğunu söyledi.

Görgü tanıkları, saldırının Sennar, El Cezire, Beyaz Nil ve Mavi Nil merkez eyaletlerinin valilerinin tümen karargahında yaptıkları toplantı sırasında gerçekleştiğini söylediler, ancak bu bilgi henüz doğrulanamadı.

xcdfgth
Pazar günü Hartum'daki bir mezarlıkta savaş kurbanlarının bulunduğu çantaları inceleyen Sudanlılar (AP)

Beyaz Nil Valisi, aralarında protokol müdürü ve bir korumasının da olduğu bazı yardımcılarının öldüğünü açıkladı.

Orduya yakınlığıyla bilinen gazeteci Mazmul Ebu el-Kasım, Facebook'ta, stratejik bir İHA saldırısının Sennar eyaletindeki Senga kentinde bulunan 17. Piyade Tümeni karargahını dört füzeyle hedef aldığını söyledi.

HDK komutanlarından Paşa Tabik, Facebook sayfasında yaptığı bir paylaşımda 17. Tümen karargahında yaşananları ‘geçici bir olay” olarak nitelendirdi. Tabik, saldırıya ilişkin daha fazla bilgi vermedi.

Tabik, Sennar'da yaşananların, ‘Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, ordu komutanları ve onların arkasındaki İslamcı hareket ve savaşın devam etmesi gerektiğini savunanlara yönelik doğrudan bir mesaj’ olduğunu söyledi.

Çeşitli savaş bölgelerinde benzer operasyonların devam edeceğini söyleyen Tabik, “Gelecekte yaşananlar daha şiddetli, daha acı ve daha ıstırap verici olacak” dedi.

Öte yandan Sudan ordusundan dün yapılan açıklamada, Senga ve Yabus'taki olaylara değinilmeden ordu güçlerinin son 72 saat içinde Kordofan, Darfur ve Mavi Nil bölgelerindeki savaş alanlarında HDK’ya ait 107 askeri aracı ve bazı yakıt ve mühimmat depolarını imha ettiği, onlarca HDK üyesini öldürdüğü ve yaraladığı belirtildi.

Abdulaziz el-Hılu liderliğindeki HDK’nın müttefiki olan silahlı grup Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) ise yaptığı açıklamada, ordunun bir savaş uçağının pazar günü Mavi Nil eyaletindeki Yabus beldesini bombaladığını, bu saldırıda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 93 sivilin öldüğünü ve 32 kişinin yaralandığını bildirdi.

Sudan ordusu olayla ilgili yorum yapmasa da orduya bağlı platformlar, Sudan'ın Etiyopya sınırına yakın Yabus beldesindeki HDK mevzilerine hava saldırıları düzenlediğini, onlarca askeri aracın imha edildiğini ve HDK’ya ağır kayıplar verdirildiğini bildirdi.

Bu platformlara göre Sudan ordusu, 15 Nisan 2023'te savaşın başlamasından bu yana HDK’nın Etiyopya sınırındaki mevzilerini ilk kez hedef aldı.

Bununla birlikte İslamcı çizgideki Sudan Doktorlar Ağı tarafından yapılan açıklamada, dün Güney Kordofan eyaletinin Habila bölgesindeki Kartala beldesinde bir HDK konvoyunun bombalanması sonucu beş kişinin öldüğü ve bazı kişilerin de yaralandığı ifade edildi.

Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmayı kırmak amacıyla geçici olarak kontrolünü ele geçirdikten sonra geçtiğimiz hafta Habila şehrinin kontrolünü kaybeden ordu güçleri Kartala beldesinden çekilmişti.