Ebu Muhammed el-Cevlani kimdir? Nasıl düşünüyor?

Heyetu Tahriru’ş Şam Lideri Halep ve Hama'nın kontrol altına alındığını ilan etti

Heyetu Tahriru’ş Şam Lideri Ebu Muhammed el-Cevlani (Ahmed Hüseyin el-Şara)
Heyetu Tahriru’ş Şam Lideri Ebu Muhammed el-Cevlani (Ahmed Hüseyin el-Şara)
TT

Ebu Muhammed el-Cevlani kimdir? Nasıl düşünüyor?

Heyetu Tahriru’ş Şam Lideri Ebu Muhammed el-Cevlani (Ahmed Hüseyin el-Şara)
Heyetu Tahriru’ş Şam Lideri Ebu Muhammed el-Cevlani (Ahmed Hüseyin el-Şara)

Suriye iç savaşı sırasında el-Kaide’nin Suriye kolunun lideri olan Ebu Muhammed Cevlani'nin gizemli kişiliği çok bilinmiyordu. Şarku’l Avsat’ın Reuters'ten aktardığına göre örgütü, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e karşı mücadelede en güçlü örgüt haline geldiğinde bile gözlerden ve spotlardan uzak kaldı.

2016'da el-Kaide ile olan bağlarını koparmasından itibaren yavaş yavaş spotların altına girdi ve bugün, Suriye'deki silahlı muhalefetin en önde gelen lideri oldu. Bağını kopardıktan sonra örgütünün adını ve yönelimini değiştirerek kuzeybatı Suriye'de silahlı muhalefetin kontrolü altındaki bir bölgenin fiili yöneticisi oldu.

Bu dönüşüm, Cevlani liderliğindeki Heyetu Tahriru’ş Şam'ın geçtiğimiz hafta Halep'in kontrolünü ele geçirmesiyle netleşti. Cevlani, birden fazla video yayınlayarak, Suriye'de uzun süredir aşırılık yanlısı gruplardan korkan azınlıklara güven vermeyi amaçlayan mesajlar gönderdi. Heyetu Tahriru’ş Şam, eskiden el-Kaide'nin Suriye'deki bir kolu iken Nusra Cephesi adıyla biliniyordu.

Suriyeli muhalif savaşçılar savaştan önce Suriye'nin en büyük şehri olan Halep'e girdiğinde, yayınlanan bir videoda askeri üniformalı Cevlani; telefonla emirler verirken, savaşçılara insanları koruma talimatlarını hatırlatırken ve evlere girmelerini engellerken görüldü.

Başka bir videoda Cevlani, çarşamba günü Halep Kalesi'ne bir ziyarette bulunuyordu. Kendisine eşlik eden savaşçı, Nusra Cephesi tarafından dinsiz bir sembol sayılarak reddedilen, ancak Cevlani’nin yakın zamanda geniş Suriye muhalefetine bir jest olarak kabul ettiği Suriye devriminin bayrağını sallıyordu.

Cevlani, saldırının başından bu yana gerçek adı olan Ahmed el-Şara'yı kullanarak açıklamalarda bulunuyor.

Xkkxkx
Heyetu Tahriru’ş Şam, Ebu Muhammed Cevlani'yi gerçek adı olan Ahmed el-Şara ile anıyor.

Oklahoma Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Merkezi Başkanı ve Suriye uzmanı Joshua Landis, “Cevlani Esed'den daha akıllı. Araçlarını değiştirdi, genel görünümünü değiştirdi, yeni ittifaklar kurdu ve azınlıklara kur yapan mesajlar yayınladı” diyor.

Century Uluslararası Araştırma Merkezi'nden araştırmacı Aaron Lund, Cevlani ve Heyetu Tahriru’ş Şam’ın önemli ölçüde değiştiğini söylüyor, ancak kendisinin ve grubunun “bir dereceye kadar radikal” kaldığını kaydediyor.

Lund sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu bir halkla ilişkiler kampanyası ama bu kadar çaba sarf etmeleri artık eskisi kadar katı olmadıklarını gösteriyor. El-Kaide'nin ya da DEAŞ’ın eski muhafızları bunu asla yapmazdı.”

Cevlani ve Nusra Cephesi, çoğu on yıldan fazla bir süre önce Esed'e karşı protestoların ilk günlerinde ortaya çıkan muhalif örgütlerin en güçlüsü olarak öne çıktı.

Nusra Cephesi kurulmadan önce Cevlani, beş yılını bir Amerikan hapishanesinde geçirdiği Irak'ta el-Kaide ile birlikte savaştı. O dönemde “Irak'taki İslam Devleti”nin lideri Ebu Ömer el-Bağdadi, ayaklanma başlar başlamaz örgüte orada bir tutunma noktası oluşturması için onu Suriye'ye gönderdi.

ABD, 2013 yılında Cevlani'yi terörist listesine aldı. El-Kaide'nin Irak kolunun kendisini Esed rejimini devirmek ve Suriye'de İslam şeriatını uygulamakla görevlendirdiğini söyledi. Nusra Cephesi’nin sivilleri öldüren intihar saldırıları gerçekleştirdiğini ve şiddet içeren mezhepçi bir vizyon benimsediğini belirtti.

Suriye muhalefetinin ana dış destekçisi olan Türkiye, Suriye'nin kuzeybatısında savaşan diğer bazı örgütleri desteklemesine rağmen, Heyetu Tahriru’ş Şam'ı terörist grup olarak sınıflandırıyor.

Nusra Cephesi bir yıl içinde Irak'tan Cevlani ile birlikte gelen altı kişiden 5 bin kişiye nasıl ulaştı?

Cevlani medyaya ilk röportajını 2013 yılında sırtı kameraya dönük, başının ve yüzünün görünen kısmını kapatan siyah bir başlıkla verdi. Bu televizyon röportajında ​​Suriye'nin İslam şeriatına göre yönetilmesi çağrısında bulundu.

Yaklaşık sekiz yıl sonra, Amerikan televizyon kanalı PBS’nin Front Line programına gömlek ve ceketle ve yüzü kameraya dönük bir şekilde röportaj verdi. Kendisini terörist olarak sınıflandırmanın haksızlık olduğunu ve masum insanların öldürülmesine karşı olduğunu söyledi.

Nusra Cephesi'nin, Irak'tan kendisine eşlik eden altı kişiden bir yıl içinde nasıl 5 bin kişiye ulaştığını ayrıntılı olarak anlattı. Ancak örgütünün Batı'ya hiçbir zaman tehdit oluşturmadığını da söyledi. “Tekrar ediyorum, el-Kaide ile bağımız kopmuştur, el-Kaide ile birlikte iken bile Suriye dışında eylem düzenlemeye karşıydık, çünkü yurt dışında eylem yapmak bizim politikamıza tamamen aykırıdır”dedi.

Xnjxjx
Heyetu Tahriru’ş Şam Lideri Ebu Muhammed Cevlani (Ahmed Hüseyin el-Şara) Reuters

DEAŞ’ın 2013'te Nusra Cephesi üzerinde kontrol sağlamaya çalışmasının ardından eski müttefiki Ebu Ömer el-Bağdadi'ye karşı kanlı bir savaş verdi. El-Kaide ile olan ilişkisine rağmen Nusra Cephesi'nin sivillere ve diğer muhalif gruplara karşı İslam Devleti'ne (DEAŞ) kıyasla daha hoşgörülü ve daha az sert olduğu düşünülüyor. Daha sonra DEAŞ örgütü hem Suriye hem de Irak'ta işgal ettiği topraklardan, aralarında ABD liderliğindeki askeri koalisyonun da bulunduğu bir grup düşman tarafından kovuldu.

Şimdi Sünni muhalif güçler ilerlerken, Heyetu Tahriru’ş Şam liderliği Şii Alevilere ve diğer Suriyeli azınlıklara güven vermek amacıyla çeşitli açıklamalar yaptı

DEAŞ’ın çökmesiyle birlikte Cevlani, Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib şehrinde Heyetu Tahriru’ş Şam'ın kontrolünü güçlendirdi ve Kurtuluş Hükümeti adında bir sivil yönetim kurdu.

Suriye hükümeti, Heyetu Tahriru’ş Şam'ı bir terör örgütü olarak tanımlıyor ki bu, Şam hükümetinin kendisine karşı ayaklanan diğer muhalif cepheler için de kullandığı tanımla aynı.

Şimdi Sünni muhalif güçler ilerlerken, Heyetu Tahriru’ş Şam liderliği Şii Alevilere ve diğer Suriyeli azınlıklara güven vermek amacıyla çeşitli açıklamalar yaptı. Bir açıklamada Alevilere hükümetten uzaklaşmaları ve “mezhepçiliğin olmadığı” geleceğin Suriyesi'nin bir parçası olmaları çağrısında bulunuldu.

Djjdhd
5 Aralık'ta Halep Kalesi yakınındaki Suriyeli muhalifler, AFP

Halep'in güneyindeki bir Hıristiyan kasabasının sakinlerine çarşamba günü gönderdiği mesajdaysa Cevlani, onların güvende olduğunu ve mülklerinin korunacağını söyledi. Onları evlerinde kalmaya ve Suriye hükümetinin yürüttüğü “psikolojik savaşa” karşı çıkmaya çağırdı.

Lund, “Bu gerçekten önemli. Çünkü o, Suriye'deki isyancıların ana lideri ve en önde gelen İslamcı lider” diyor. Heyetu Tahriru’ş Şam'ın İdlib'de kontrol ettiği bölgeleri yıllarca yöneterek “lojistik ve idari bir yetenek” gösterdiğini belirtiyor.

Lund şunu da ilave ediyor: “Suriye devriminin sloganlarını benimsediler ve şimdi bunları kullanıyorlar. Kendileri ile devrim mirası arasında bağ kurmaya çalışarak şöyle diyorlar; Esed'e karşı ayaklanan 2011 hareketinin bir parçasıyız ama aynı zamanda İslamcıyız.”



Sudan ordusu, Etiyopya sınırında Mavi Nil bölgesindeki varlığını güçlendiriyor

Sudan askerleri, Hartum'un kuzey banliyösü Bahri'deki bir petrol rafinerisini özgürleştirdikten sonra kutlama yapıyor, 25 Ocak 2025 (Reuters)
Sudan askerleri, Hartum'un kuzey banliyösü Bahri'deki bir petrol rafinerisini özgürleştirdikten sonra kutlama yapıyor, 25 Ocak 2025 (Reuters)
TT

Sudan ordusu, Etiyopya sınırında Mavi Nil bölgesindeki varlığını güçlendiriyor

Sudan askerleri, Hartum'un kuzey banliyösü Bahri'deki bir petrol rafinerisini özgürleştirdikten sonra kutlama yapıyor, 25 Ocak 2025 (Reuters)
Sudan askerleri, Hartum'un kuzey banliyösü Bahri'deki bir petrol rafinerisini özgürleştirdikten sonra kutlama yapıyor, 25 Ocak 2025 (Reuters)

Sudan Egemenlik Konseyi üyesi ve Genelkurmay Başkanı Korgeneral Yasir el-Atta, ülkenin güneydoğusundaki Mavi Nil Eyaleti’nde güvenlik ve askerî konuşlanmayı güçlendirmek amacıyla bölgeye ilave birlikler ve askerî sevkiyat gönderileceğini açıkladı. Söz konusu adım, Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında, Etiyopya sınırına komşu stratejik bölgede kontrol sağlama mücadelesinin sürdüğü bir dönemde geldi.

El-Atta, perşembe günü eyaletin başkenti ed-Damazin’de incelemelerde bulunarak Mavi Nil Valisi Ahmed el-Umde ile görüştü. Görüşmede, Kurmuk, Kaysan ve Bav bölgelerinin HDK ve müttefiklerinden geri alınmasına yönelik askerî ve güvenlik düzenlemeleri ele alındı. Vali el-Umde’nin açıklamasına göre el-Atta, son günlerde eyaletin çeşitli bölgelerine düzenlenen saldırılara karşı koyan 4. Piyade Tümeni ve destek birliklerinin direnişini övdü. Ayrıca ordunun eyalete tam destek verme taahhüdünü yineleyerek, sivillerin korunması ve bölge genelinde güvenliğin sağlanması için yeni askerî birliklerin sevk edilmesi talimatını verdi.

Korgeneral Yasser Al-Atta, Mavi Nil bölgesi valisiyle yaptığı görüşme sırasında (Facebook)Korgeneral Yasser Al-Atta, Mavi Nil bölgesi valisiyle yaptığı görüşme sırasında (Facebook)

El-Umde, sosyal medya platformu Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, sahadaki gelişmelere ilişkin ayrıntılı bilgi sunduğunu, özellikle Etiyopya sınırına yakın bölgelerdeki güvenlik zorluklarına dikkat çektiğini belirtti. Geçtiğimiz hafta HDK’nin, Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (lideri Abdülaziz el-Hilu) ile iş birliği içinde Mavi Nil’deki el-Kili bölgesinin kontrolünü ele geçirdiği bildirilmişti.

El-Ubeyd'in bombalanması

Öte yandan yerel kaynaklar Şarku’l Avsat’a, HDK’ne ait bir insansız hava aracının (İHA) dün el-Ubeyd kentinde bulunan devlet radyo-televizyon binasını hedef aldığını belirtti. Kuzey Kurdufan eyaletinin başkenti olan kentteki saldırının, yerleşim alanları içinde bulunan binada ciddi hasara yol açtığı belirtildi. Son dönemde el-Ubeyd’in, HDK tarafından düzenlenen tekrarlanan hava ve roket saldırılarına maruz kaldığı ifade ediliyor. Sudan ordusundan saldırıya ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Sosyal medyada geniş yankı uyandıran bir görüntüde, Kuzey Kurdufan'daki el-Ubeyd şehrinde bulunan televizyon binasının yıkımı görülüyor.Sosyal medyada geniş yankı uyandıran bir görüntüde, Kuzey Kurdufan'daki el-Ubeyd şehrinde bulunan televizyon binasının yıkımı görülüyor.

Karşılıklı İHA saldırılarının arttığı süreçte, HDK’nin perşembe ve cuma günleri arasında Cebel Evliya bölgesine iki gün içinde ikinci kez saldırı düzenlediği bildirildi. Ayrıca Omdurman’ın güneyindeki es-Salha bölgesinde bir askerî aracın hedef alındığı ve tamamen yandığı kaydedildi. Son günlerde Kosti ve Rabak kentleri ile Güney Kurdufan eyaletindeki Kadugli ve Dilling bölgelerine yönelik saldırıların arttığı, bu saldırılarda siviller arasında can kayıpları ve maddi hasar meydana geldiği belirtildi.

"Kuruluş" para birimini yasaklıyor

Siyasi ve ekonomik gelişmeler kapsamında ise, Nyala merkezli paralel hükümetin başkanı Muhammed et-Taşı, Haziran 2024’ten sonra basılan ve Sudan Merkez Bankası Başkanı Berri es-Sıddık Ali Ahmed imzasını taşıyan kâğıt paraların kullanımını derhal ve tamamen yasaklayan bir karar yayımladı. Karara göre, yalnızca eski başkan Hüseyin Yahya Cengul döneminde basılan paralar geçerli sayılacak. Yasaklı paraların kullanımının “ekonomik suç” ve “ulusal güvenliğe tehdit” olarak değerlendirileceği belirtilirken, ihlaller için para müsaderesi, varlıkların dondurulması ve derhal cezai işlem uygulanması öngörülüyor. Ayrıca bankalar ve güvenlik birimlerine kararı derhâl uygulama talimatı verildi.


Trump neden Zeydi’ye gülümsüyor?

Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmak üzere seçildiği toplantıdan (Koordinasyon Çerçevesi)
Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmak üzere seçildiği toplantıdan (Koordinasyon Çerçevesi)
TT

Trump neden Zeydi’ye gülümsüyor?

Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmak üzere seçildiği toplantıdan (Koordinasyon Çerçevesi)
Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmak üzere seçildiği toplantıdan (Koordinasyon Çerçevesi)

Irak’taki Koordinasyon Çerçevesi ittifakı, eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin yeniden adaylığına yönelik ABD’nin rahatsız edici vetosundan, Başkan Donald Trump’ın görevlendirilen isim Ali ez-Zeydi’ye gönderdiği dikkat çekici tebrik mesajına uzanan çarpıcı bir süreçten geçti.

27 Ocak 2026’da Trump, Maliki’nin yeniden iktidara gelmesi halinde Irak’a verilen desteği kesmekle tehdit etmişti. Bu tarihten 93 gün sonra ise Washington, Bağdat’taki Şii siyasi güçleri şaşırtarak genç aday Zeydi’yi tebrik etti, ondan ‘terörden arındırılmış bir hükümet’ kurmasını istedi ve ardından Washington’a davet etti. Tahran ise bu gelişmelere henüz resmi bir tepki vermedi.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın salı günü Zeydi ile yaptığı telefon görüşmesi, Trump’ın doğrudan temasının ön hazırlığı olarak değerlendirildi. Bu temas, Şii blokların üzerinde uzlaştığı bir isim olan Zeydi’yi, muhtemel ancak içeriği belirsiz bir anlaşmanın vitrini haline getirdi.

Normal şartlarda İran’a yakın Iraklı grupların, ABD ile bu tür dostane temaslara sert tepkiler vermesi ve kamuoyunda Washington ile normalleşmeye karşı yoğun eleştiriler yürütmesi beklenirdi. Ancak Trump’ın tebrik mesajının üzerinden 24 saat geçmesine rağmen bu yönde bir tepki görülmedi.

Aksine, ‘direniş ekseni’ olarak bilinen çevrelerin önde gelen isimleri, kamuoyunda Zeydi’ye hükümetine ‘güçlü isimler’ dahil etmesi yönünde tavsiyelerde bulunmakla yetindi ve medya üzerinden çok sayıda öneri sundu.

Zeydi, isminin ilk kez sızdırılmasından sadece iki saat sonra Bağdat’taki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda göreve atandı. İsmin, Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani’nin Bağdat ziyaretiyle ilgili haberlerden kısa süre sonra aniden gündeme gelmesi dikkat çekti. Bu süreçte İran’ın şartlarını dayatıp dayatmadığı ya da kendi iradesi dışında bir uzlaşıya mı razı olduğu ise belirsizliğini koruyor.

Zeydi’ye hükümeti kurma görevinin verilmesi, Washington ile Tahran arasında sıkışmış bir ülke olan Irak’ta, iki gücün Bağdat üzerindeki etkisini sürdürme mücadelesinin ortasında gerçekleşti. Bu gelişme, taraflardan birinin üstünlük sağlamasının işareti olabileceği gibi, uzun süredir rekabet halindeki iki güç arasında bir uzlaşının sonucu olarak da değerlendiriliyor.

ABD ile İran arasında yaşanan gerilim ve sonrasındaki zorlu müzakere süreci öncesinde, Şii siyasi gruplar kabul edilebilir bir başbakan üzerinde uzlaşmakta zorlanıyordu. Washington’un Maliki’ye yönelik vetosu, ittifakın seçeneklerini daraltarak tarafları yeni arayışlara itti.

Son gelişmeler ışığında Ali ez-Zeydi ismi, bu çıkmazdan bir çıkış yolu olarak öne sürülse de, onu bu noktaya taşıyan olası anlaşmanın niteliği hâlâ soru işaretleri barındırıyor.

Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmakla görevlendirilmesinden bu yana Koordinasyon Çerçevesi içindeki anlaşmazlıklar azaldı.Ali ez-Zeydi’nin Irak hükümetini kurmakla görevlendirilmesinden bu yana Koordinasyon Çerçevesi içindeki anlaşmazlıklar azaldı.

Küçük bir kapı anahtarı

Siyasi kulislerde yürütülen tartışmalara katılan birçok kişi, Zeydi’nin ‘daha geniş bir anlaşmanın küçük kapısını açan anahtar’ olduğu görüşüne eğilim gösteriyor. Bu değerlendirmelere göre Trump, Bağdat’taki etkili bir aktörden gelen ve açık bir Amerikan taahhüdü olmaksızın beklemeye değer görülen bir tekliften haberdar olmuş olabilir.

Kaynaklar, Zeydi’nin Koordinasyon Çerçevesi içindeki karar mekanizmasına sonradan dahil olmadığını, aksine uzun süredir ‘etkili tarafların masasındaki kazanan kartlardan biri’ olarak varlığını sürdürdüğünü belirtiyor.

Siyasi çevrelerde, Zeydi’nin başbakanlıkla görevlendirilmesinin akıbetine ilişkin iki temel senaryo öne çıkıyor. İlkine göre, kurulacak hükümet Irak parlamentosundan güvenoyu alamazsa, ittifak bu süreçte siyasi tıkanıklığı aşmak için zaman kazanmış olacak ve alternatif isimleri devreye sokacak. Bu yaklaşım, görev süresi sona eren Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani’nin daha önce izlediği taktiklerin devamı olarak değerlendiriliyor.

İkinci senaryoda ise Zeydi’nin parlamentodan güvenoyu alarak iki yıl ya da daha kısa süreli bir geçiş hükümeti kurması öngörülüyor. Bu durumda erken seçim ihtimali gündeme gelse de Mukteda es-Sadr ile örtük bir uzlaşı olmadan bunun gerçekleşmesinin zor olduğu ifade ediliyor.

Bu senaryonun hayata geçmesi için Bağdat yönetiminin bazı silahlı grupları ‘günah keçisi’ olarak feda etmesi gerektiği ve bunun da Sadr için olumlu bir gelişme olacağı yorumları yapılıyor.

Öte yandan, Zeydi’nin göreve geliş biçimi ve bölgesel aktörlerden hızlı destek alması, üçüncü bir ihtimali de gündeme taşıyor. Buna göre, ABD ile önceden hazırlanmış bir anlaşma söz konusu olabilir. Bu çerçevede, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın rolü öne çıkarken, kulislerde Çin’in bölgedeki etkisinin sınırlandırılmasına yönelik planlar konuşuluyor.

Bu senaryoya göre, Trump’ın dikkat çekici tebrik mesajını teşvik eden anlaşma kapsamında Washington’un Bağdat’ta önemli kazanımlar elde etmiş olabileceği, buna karşılık İran üzerindeki baskıyı görece azaltmış olabileceği değerlendiriliyor. Alternatif olarak ise Tahran’ın etkisinin zayıfladığı ve Bağdat’taki güçlü aktörlerin ekonomik yaptırımları önlemek, Irak’ın uluslararası izolasyonunu derinleştirmemek ve İran’ın daha fazla kuşatılmasını engellemek amacıyla harekete geçtiği ifade ediliyor.


İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği iki hava saldırısında 5 kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zoter köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zoter köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği iki hava saldırısında 5 kişi öldü

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zoter köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Zoter köyünü hedef alan hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Lübnan’ın güneyinde İsrail hava saldırıları bugün de devam etti. Şafak vakti düzenlenen saldırılarda en az 5 kişi hayatını kaybederken, birçok yerleşim yeri ağır hasar aldı.

Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda can kayıpları artıyor. Bugün yaşanan gelişmeler şu şekilde kaydedildi:

İklim el-Tuffah Bölgesi: Şafak vakti Luveyze kasabasında bir evin hedef alınması sonucu 3 kişi hayatını kaybetti.

Kefr Deccal - Nebatiye Yolu: İsrail'e ait bir insansız hava aracının (İHA) seyir halindeki bir aracı vurması neticesinde 2 kişi yaşamını yitirdi.

Şarku’l Avsat’ın NNA’dan aktardığına göre perşembe gününü cuma’ya bağlayan gece yarısı Şukin kasabasına düzenlenen hava saldırısında 2 vatandaş hayatını kaybetti, aralarında Şukin Belediye Başkanı Hüseyin Ali Ahmed'in de bulunduğu çok sayıda kişi yaralandı. Saldırı sonucu çok sayıda konut yıkılırken, mahallede "devasa" çapta hasar meydana geldi.

İsrail savaş uçaklarının gece saatlerinde Doğu ve Batı Zevter beldeleri ile Zevter-Deyr Siryan arasındaki nehir yatağına şiddetli hava saldırıları düzenledi. Ayrıca sabaha karşı Haruf kasabasındaki el-Kala mahallesinin de hedef alındığı bildirildi.

Trump’ın Ateşkesine Rağmen Tansiyon Düşmüyor

Bölgedeki bu karşılıklı saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yaptığı görüşmelerin ardından nisan ortasında ilan edilen ve 23 Nisan'da uzatılan ateşkese rağmen durdurulamıyor. Ateşkes kararına rağmen İsrail ordusu ve Hizbullah arasındaki çatışmalar sahada etkisini hala sürdürüyor.