ABD’li ve Katarlı yetkililere göre İsrail ve Hamas Gazze'de ateşkes konusunda anlaştı: Ateşkes 19 Ocak'ta yürürlüğe girecek

Gazze'de ateşkes anlaşmasına varıldığına dair  haberler üzerine  Filistinliler sevinç gösterisi düzenledi (Reuters)
Gazze'de ateşkes anlaşmasına varıldığına dair  haberler üzerine  Filistinliler sevinç gösterisi düzenledi (Reuters)
TT

ABD’li ve Katarlı yetkililere göre İsrail ve Hamas Gazze'de ateşkes konusunda anlaştı: Ateşkes 19 Ocak'ta yürürlüğe girecek

Gazze'de ateşkes anlaşmasına varıldığına dair  haberler üzerine  Filistinliler sevinç gösterisi düzenledi (Reuters)
Gazze'de ateşkes anlaşmasına varıldığına dair  haberler üzerine  Filistinliler sevinç gösterisi düzenledi (Reuters)

İsrail ve Hamas, 15 aydan fazla süren savaşın ardından Gazze'de ateşkes sağlanması ve onlarca rehinenin serbest bırakılması konusunda anlaşmaya vardı. ABD Başkanı Joe Biden, Gazze'de ateşkes sağlanması için sürdürülen görüşmelerin olumlu sonuçlandığına yönelik haberleri doğruladı. Katar ise ateşkesin 19 Ocak'ta yürürlüğe gireceğini duyurdu.

Üç ABD'li yetkili ve Katarlı arabulucular Çarşamba günü İsrail ile Hamas arasında bazı rehinelerin serbest bırakılmasını ve çatışmalara ara verilmesini öngören bir ateşkes anlaşmasına varıldığını doğruladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kabinesi tarafından onaylanması ve önümüzdeki günlerde yürürlüğe girmesi beklenen olası anlaşma hakkında şu ana kadar ne Hamas ne de İsrail'den bir açıklama geldi.

Anlaşma, eğer kabul edilirse, Gazze Şeridi'nde 15 aydır süren yıkıcı savaşa en azından geçici bir duraklama getirecek.

Öte yandan ABD menşeli haber ajansı Associated Press'in (AP) son aktarımına göre, Hamas ve Katar'dan yetkililer, ateşkes anlaşmasına varıldığını doğruladı. Fakat İsrail tarafından henüz bir açıklama yapılmadı.

Görüşmelerin kapalı kapılar ardında yürütülüyor olması nedeniyle ismini saklı tutan yetkili, İsrail'in koridorları içeren harita bir değişiklik yapılmasına 'şiddetle karşı çıktığını' kaydetti.

Son olarak, Doha'da anlaşmaya varılsa bile bunun uygulanması için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ve kabinesinin onayına ihtiyacı var.

Biden, Gazze'de İsrail-Hamas arasında ateşkes sağlandığını doğruladı; anlaşma Pazar günü yürürlüğe girecek

ABD Başkanı Joe Biden, rehine anlaşmasının duyurulmasını sevinçle karşıladı ve 15 aydır devam eden savaşta bir dönüm noktası olan anlaşmanın sağlanmasında “azimli ve titiz Amerikan diplomasisini” takdir etti. Biden, yaptığı açıklamada, “Bu planın kesin hatlarını 31 Mayıs 2024 tarihinde ortaya koydum ve ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından oybirliğiyle onaylandı. Yürüttüğüm diplomasi, bunu gerçekleştirme çabalarında hiç duraksamadı” dedi. Başkan Yardımcısı Kamala Harris ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile birlikte Beyaz Saray'da açıklamalarda bulunan Biden, rehinelerin evlerine dönecek olmasıyla ilgili olarak, “Başkan Yardımcısı ve ben onları evlerinde karşılamak için sabırsızlanıyoruz” dedi. Altı haftalık ateşkesin savaşa kalıcı bir son vermek için müzakerelere olanak sağlayacağını söyleyen Biden, müzakerelerin altı haftadan uzun sürmesi halinde ateşkesin görüşmeler devam ettiği sürece yürürlükte kalacağını da sözlerine ekledi.

Trump: Gazze teröristler için güvenli bir liman olmayacak

20 Ocak'ta ABD Başkanlığı görevini ikinci kez kez üstlenecek olan Donald Trump, kendine ait sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, Hamas ile anlaşmaya varıldığını belirterek Gazze'ye kaçırılan rehinelerin kısa süre sonra serbest kalacaklarını ifade etti. Trump mesajında bu konuda bir uzlaşmaya varıldığını da belirterek "Gazze'nin bundan böyle teröristler için güvenli bir liman olmasına izin vermeyeceklerini" dile getirdi.

Trump geçtiğimiz hafta düzenlediği bir basın toplantısında Hamas'ı sert sözlerle uyarmış, rehinelerin en geç kendi görevi başlamadan serbest bırakılmasını talep etmişti.

Hakan Fidan: Bölgedeki istikrar için önemli bir adım

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise, ateşkes anlaşmasından duyduğu memnuniyeti ifade ederken, bu gelişmenin bölgedeki istikrar açısından çok önemli olduğunu dile getirerek "Filistin için tek çözüm, iki devletli çözümdür. İnşallah buna gidecek ateşkes, önümüzdeki dakikalarda resmen ilan edilir" dedi.

İsrailli Bakan resmi ziyaretini yarıda kesti

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, uzlaşı haberi üzerine Macaristan ziyaretini yarıda kesme kararı aldı. İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Bakan Saar'ın bu gece İsrail'e dönerek Güvenlik Kabinesi ve hükümette yapılması beklenen görüşme ve oylamalara katılacağı belirtildi.

Reuters: İsrail yarın imzalayacak

Reuters ajansı İsrail hükümetinin anlaşmayı yarın onaylayacağını yazdı. Müzakerelerin gerçekleştirildiği Katar'da yetkililer anlaşmaya ilişkin bir basın toplantısı düzenleneceğini duyurdu anca toplantı saati ile ilgili bir açıklama yapılmadı.

Filistin'de sevinç gösterileri

İsrail ve Hamas arasında bir ateşkes üzerinde uzlaşıldığına dair haberlerin duyulması üzerine Filistin bölgesinde sevinç gösterileri düzenleniyor. AFP muhabirleri bölgeden geçtikleri haberlerde, binlerce Filistinlinin meydanlarda toplandıklarını ve sevinç gösterileri düzenlediklerini aktardılar. AFP'nin Deir El Balah'taki muhabiri, halkın mutluluk içinde birbirine sarılarak dans ettiğini ve fotoğraf çektirdiğini bildirdi.

csdfvgrt
Filistinliler İsrail'le Gazze'de ateşkes anlaşmasına varıldığı haberinden memnun (Reuters)

Katar'ın başkenti Doha'da Hamas ve İsrail arasındaki dolaylı müzakerelerde arabulucular, Gazze Şeridi'nde ateşkes sağlanması ve İsrail'de tutuklu bulunan Filistinlilere karşılık Hamas'ın elindeki rehinelerinin serbest bırakılmasını sağlayacak bir anlaşmaya varmaya çalışıyorlardı. Söz konusu görüşmelerde, Hamas'ın müttefiki olan Filistin kökenli İslami Cihad da yer alıyor.

Anlaşma neleri içeriyor?

ABD Başkanı Joe Biden'ın hazırladığı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) onaylanan üç aşamalı anlaşmanın ilk ayağında rehine-mahkum takası bulunuyor.

Altı hafta sürecek bu ilk aşamada Hamas, Gazze Şeridi'ndeki 33 rehineyi teslim edecek, İsrail tarafı da müebbet hapis cezasına çarptırılmış yüzlerce Filistinliyi gönderecek.

42 gün devam edecek bu aşama sırasında İsrail, Gazze Şeridi'nde insanların yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki birliklerini geri çekecek.

dfergth
İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği baskınlar sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)

Evlerinden edilmiş Filistinliler, mahallelerine dönecek ve Gazze Şeridi'ne her gün 600 kamyon yardım malzemesi ulaştırılacak.

İkinci aşamadaki görüşmeler, henüz birinci aşamanın vaatleri yerine getirildiği sıra gerçekleştirilecek.

Taslağa göre Hamas, İsrail'in Gazze Şeridi'nden tam anlamıyla geri çekilmesine karşılık olarak kalan rehineleri teslim edecek. Bu yerler arasında Philadelphi ve Netzarim koridorları da bulunuyor.

Hamas, İsrail Gazze'den çekilmediği sürece rehineleri bırakmamayı, Başbakan Netanyahu da Hamas sona erene kadar savaşın devam edeceğini söylüyordu.

AP'nin haberinde, Gazze'de alternatif bir yönetim şekli benimsenmediği sürece Hamas'ın kontrolü elinde tutmaya devam edeceği öngörüsünde bulunuluyor.

Son olarak üçüncü aşamada, Hamas hayatını kaybeden rehinelerin cesetlerini İsrail'e iade edecek ve Gazze'nin yeniden inşasına başlanacak.



Suriye güvenlik güçleri SDG’nin çekilmesinin ardından el-Hol Kampı’na girdi

Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)
Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)
TT

Suriye güvenlik güçleri SDG’nin çekilmesinin ardından el-Hol Kampı’na girdi

Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)
Suriye güvenlik güçleri Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke kentine doğru ilerliyor, 20 Ocak 2026 (AFP)

Suriye güvenlik güçleri bugün, ülkenin kuzeydoğusundaki el-Hol Kampı’na girdi. Kamp, terör örgütü DEAŞ mensuplarının ailelerini barındırıyor. AFP muhabirinin aktardığına göre bu gelişme, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kampı terk ettiklerini duyurmasının hemen ardından gerçekleşti.

AFP muhabiri, kampın çevresinde görev yapan onlarca güvenlik görevlisinin demir bir kapıyı açıp araçlarıyla içeri girdiğini, bazı güvenlik mensuplarının ise kampı gözetim altında tuttuğunu bildirdi.

SDG, salı günü 24 binden fazla kişinin yaşadığı el-Hol Kampı’ndan çekildiğini açıkladı. Kamp sakinleri arasında 15 bin Suriyeli, 3 bin 500 Iraklı ve 6 bin 200 yabancı bulunuyor ve sıkı güvenlik önlemleri altında tutuluyordu. Suriye Savunma Bakanlığı ise el-Hol Kampı ve DEAŞ’a ait tüm hapishaneleri devralmaya hazır olduğunu duyurdu.

Suriye Cumhurbaşkanlığı da dün, SDG ile ‘Haseke vilayetinin geleceğine ilişkin bazı konularda’ yeni bir ‘ortak anlayış’ sağlandığını açıkladı. Anlaşma gereği SDG’ye ‘alanların fiilen entegrasyonuna yönelik detaylı planı hazırlamak için dört günlük bir süre’ tanındı. Bununla eş zamanlı olarak dört günlük ateşkes ilan edildi. SDG de ateşkese uyacağını ve anlaşmanın ‘istikrarı destekleyecek şekilde’ uygulanmasına hazır olduğunu bildirdi.

Diğer yandan SDG lideri Mazlum Abdi dün, ABD liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nu (DMUK), Kürt savaşçıların bazı bölgelerden çekilmesinin ardından Suriye’de DEAŞ mensuplarının tutulduğu tesislerin korunmasında sorumluluklarını yerine getirmeye çağırdı.

Washington ise Kürtlerin DEAŞ’a karşı görevlerinin sona erdiğini belirtti; ABD, yıllarca destek verdiği Kürt güçlerin artık bu rolü üstlenmediğini açıkladı.

Suriye’deki Kürt yetkililer ve yerel makamlar ise dün yeni bir ateşkese uyacaklarını duyurdu. Bu ateşkes, Kürt güçlerinin hükümet kurumlarıyla entegrasyonuna yönelik görüşmelerin tamamlanmasının ön hazırlığı olarak ilan edildi.

Bu ayın 6’sında Halep’te başlayan askeri gerilimin ardından, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, pazar günü SDG ile bir anlaşmaya vardığını açıkladı. Anlaşma, ateşkes ve özerk yönetim kurumlarının Suriye devleti bünyesinde kapsamlı entegrasyonunu öngörüyor.

Taraflar arasında ateşkesi ihlal suçlamalarının yükselmesiyle birlikte hükümet güçleri, SDG kontrolündeki Arap çoğunluğa sahip bölgelere ilerledi. Hükümet dün, Hasake kentine takviye birlikler gönderirken, Kürt yetkililer Şam ile görüşmelerin çöktüğünü duyurdu.

Anlaşmanın açıklanmasının ardından ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, X platformunda paylaştığı mesajda, SDG’nin ‘DEAŞ’a karşı sahadaki başlıca güç’ rolünün büyük ölçüde sona erdiğini belirtti. Barrack, Şam’ın artık güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye yetkin olduğunu ve bunun örgüt mensuplarının tutulduğu hapishaneler ile ailelerini barındıran kampları da kapsadığını ifade etti.

ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden ve bu süreçte örgütü Suriye’de neredeyse tamamen yok etmeyi başaran SDG, Arap savaşçıları da bünyesinde barındırarak yıllar boyunca Suriye iç savaşında kritik bir rol oynadı. Bu başarısı sayesinde kuzey ve doğu Suriye’de geniş alanlarda kontrol sağladı, büyük petrol sahalarını kapsayan bu bölgelerde özerk bir yönetim kurdu.

Ancak Esed sonrası dönemde yeni yönetim, ülkeyi hükümet güçlerinin kontrolü altında birleştirme kararlılığını ilan etti ve Kürtlerle, güçlerini ve kurumlarını devlet yapısına entegre etmek üzere müzakerelere başladı.

Son günlerde hükümet güçlerinin ilerleyişiyle SDG, kuzey ve doğuda kontrol ettiği alanların önemli bir bölümünü kaybetti.


Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen’deki ed-Daba Petrol Limanı’nda devletin otoritesi dışında gözaltı ve işkence yapılan gizli hapishaneler

BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)
BAE, ed-Daba Petrol Limanı ve er-Reyyan Uluslararası Havaalanı dahil olmak üzere birçok yasadışı hapishane kurdu (Şarku’l Avsat)

Mahkumlar, gizli hapishanenin demir konteynerlerinin duvarlarına, korku ve uzun bekleyişlerin tırnaklarıyla anlatılmamış hikayelerini “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!”, “Kurtar beni Allah’ım!”, “Annem”, “Allah şahit ben mazlumum” ifadeleriyle kazımışlardı.

Bu sözler duvar süslemesi değil, yıllardır Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) güçleri tarafından yönetilen yasadışı ed-Daba Hapishanesi’ndeki mahkumlar tarafından bırakılan, umut ile umutsuzluk arasında asılı kalan ve uzun süreler parmaklıklar arkasında kalan acıların gizli yüzünü ortaya çıkaran insan tanıklıklarıydı.

rfbvrt
İryani, devletin herhangi bir dış veya yerel tarafa gözaltı merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurguladı (Şarku’l Avsat)

Şarku’l Avsat, basın mensupları ve insan hakları aktivistlerinden oluşan bir heyetle birlikte Mukelle şehrindeki ed-Daba Petrol Limanı’nda bulunan hapishaneyi ziyaret etti. BAE'nin yıllarca Yemenli yetkililerle herhangi bir koordinasyonsuz olarak birkaç yasadışı hapishane kurduğunu ilk elden gözlemledi. Bu durum, yargı dışı gözaltı ağının boyutunu ve gizli kalmış ihlalleri ortaya çıkardı.

Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani’ye göre bu hapishaneler, devlete ait herhangi bir yasal veya güvenlik sistemine bağlı değil. İryani, bu hapishanelerin ‘devletin, yasanın ve Yemen anayasasının yetkisi dışında kalan gözaltı merkezleri’ olduğunu açıkladı.

cdfrgt
Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani Mukelle'deki ed-Daba Petrol Limanı’ndaki tesiste (Şarku’l Avsat)

Ed-Daba’da bu gizli hapishanelerde tutulan 12 kişinin önünde konuşan İryani, bu yerin yasal veya idari denetim olmaksızın meşru devlet kurumları dışında gerçekleştirilen uygulamaları somutlaştırdığını belirtti.

Devletin, yabancı veya yerel hiçbir tarafa, yasaların çerçevesi dışında gözaltı veya işkence merkezleri kurma yetkisi vermediğini vurgulayan Bakan İryani, bu uygulamaları ‘tutuklama, soruşturma ve gözaltı yetkilerini yasal ve güvenlik devlet kurumlarıyla sınırlayan Yemen anayasasının açık bir ihlali’ olarak nitelendirdi. İryani, bunların aynı zamanda uluslararası hukuk ve insani hukukun da ihlali olduğunun altını çizdi.

Şarku’l Avsat, tesisin içindeki şok edici manzaraları belgelerken bazı hapishanelerin çeşitli boyutlarda kapalı çelik konteynerlerden oluştuğunu, bazı hücrelerin boyutlarının 1 metreye 50 santimetreden fazla olmadığını ortaya koydu. Bu konteynerlerin duvarları, tutukluların günlük yaşamlarını ve parmaklıklar ardındaki acılarını özetleyen yazılarla doluydu.

xcdvfg
Buralarda tutulanların duvarlara yazdıkları yazılarda, bu hapishanelerin yasadışı olduğu yönündeki duygularını yansıtan ‘mazlum’ (eziyet gören kimse) kelimesi öne çıkıyor (Şarku’l Avsat)

Bazı tutuklular, sanki günleri tek tek sayar gibi, gözaltında geçirdikleri günlerin sayısını düzenli tablolar halinde kaydetmeye özen gösteriyorlardı. Bazıları da buradan bir an önce kurtulmaları için Allah’tan yardım istedikleri duaları duvarlara yazıyorlardı. Bir köşede ise bir tutuklu acısını ve özlemini özetlemek için tek bir kelime yazmıştı; “Annem”.

Hücrelerin duvarlarında da kan izleri ve kırbaç izleri vardı, bu da tutukluların o dar odalarda maruz kaldıklarını yansıtıyordu.

Korku ve umut arasında, içlerinden biri titrek bir el yazısıyla “Bir ay on gün... Sonrası ferahlık” bir diğeri ise duvara “Allah şahit ben mazlumum”, bir başkası ise “Bana merhamet edin... Bu zulüm yeter!” diye haykırışlarını kazımışlardı.

xcdfg
Tutuklulardan biri, hapishanedeyken ailesine duyduğu özlemi “Annem” kelimesini yazarak ifade etti (Şarku’l Avsat)

Devletin bugün yaptıklarının ‘siyasi hesaplaşmak değil, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek olduğunu’ vurgulayan Bakan İryani, “Bu yerleri yerel ve uluslararası medyaya açmak, şeffaflığın bir parçası ve devletin gerçeklerden korkmadığı, aksine onu belgelemeye ve yasal olarak ele almaya çalıştığına dair açık bir mesajdır” ifadelerini kullandı.

İryani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Siyasi koruma talep etmiyoruz, aksine hukukun üstünlüğüne destek istiyoruz. Siyasi bir vizyon sunmuyoruz, aksine yerleri, gerçekleri ve yasal sorumlulukları sunuyoruz.”

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Yemenli bir askeri kaynak, dağın tepesinde bulunan ve eskiden Hava Savunma Kampı olarak bilinen ed-Daba kampının, Ebu Ali el-Hadrami liderliğindeki Güvenlik Destek Güçleri’ne devredildiğini açıkladı.

Kimliğinin açıklanmaması şartıyla konuşan kaynak, kanıt olmadan birini suçlamanın onu bu gizli hapishanelerden birine göndermek için yeterli olduğunu açıkladı. Bu gözaltı merkezlerinden çıkanların normal hallerine dönemediklerini, eskiden olduklarından tamamen farklı insanlar olduklarını belirten kaynak, “En tehlikeli olansa, çeşitli suçlara karıştığı kanıtlanmış bazı mahkumların serbest bırakılmasıydı. Çünkü bazılarının BAE tarafından serbest bırakıldıktan sonra çift taraflı ajan olduklarını görünce şaşırdık” diye ekledi. Kaynak, bu kişilerin aralarında El Kaide örgütünün üyelerinin de olduğunu belirtti.


Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
TT

Avn, Lübnan'ı "intihar girişimlerine" sürüklemeyeceğine dair söz verdi

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Baabda'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda diplomatik temsilcilere hitap ediyor. (Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn dün, "geçmişte ağır bedeller ödediğimiz intiharvari maceralara Lübnan'ı sürüklememeye" olan bağlılığını yineleyerek, ülkenin İsrail sınırındaki güney Litani bölgesinde "geniş alanları yasadışı silahlardan temizleme" işlemini tamamladığını belirtti.

Avn, diplomatik temsilcilere ve uluslararası misyon başkanlarına, Lübnan silahlı kuvvetlerinin "her türlü yasadışı silahtan, türü veya bağlantısı ne olursa olsun, geniş alanları temizleme konusunda muazzam görevler üstlendiğini ve tüm provokasyonlara, devam eden saldırılara, şüphelere, ihanet suçlamalarına, hakaretlere ve iftiralara rağmen bunu başardıklarını" söyledi.

"Güney Lübnan'ın, tüm uluslararası sınırlarımız gibi, yalnızca silahlı kuvvetlerimizin kontrolü altında olması ve diğerlerinin, istisnasız hepsinin, kendi ülkelerinin çıkarları için görüşmeler, müzakereler ve pazarlıklar yaparken, topraklarımızda başkalarının çatışmalarına dahil olma veya bu çatışmalara kayma olasılığının kesin olarak sonlandırılması gerektiğinin" altını çizdi.