ABD’li ve Katarlı yetkililere göre İsrail ve Hamas Gazze'de ateşkes konusunda anlaştı: Ateşkes 19 Ocak'ta yürürlüğe girecek

Gazze'de ateşkes anlaşmasına varıldığına dair  haberler üzerine  Filistinliler sevinç gösterisi düzenledi (Reuters)
Gazze'de ateşkes anlaşmasına varıldığına dair  haberler üzerine  Filistinliler sevinç gösterisi düzenledi (Reuters)
TT

ABD’li ve Katarlı yetkililere göre İsrail ve Hamas Gazze'de ateşkes konusunda anlaştı: Ateşkes 19 Ocak'ta yürürlüğe girecek

Gazze'de ateşkes anlaşmasına varıldığına dair  haberler üzerine  Filistinliler sevinç gösterisi düzenledi (Reuters)
Gazze'de ateşkes anlaşmasına varıldığına dair  haberler üzerine  Filistinliler sevinç gösterisi düzenledi (Reuters)

İsrail ve Hamas, 15 aydan fazla süren savaşın ardından Gazze'de ateşkes sağlanması ve onlarca rehinenin serbest bırakılması konusunda anlaşmaya vardı. ABD Başkanı Joe Biden, Gazze'de ateşkes sağlanması için sürdürülen görüşmelerin olumlu sonuçlandığına yönelik haberleri doğruladı. Katar ise ateşkesin 19 Ocak'ta yürürlüğe gireceğini duyurdu.

Üç ABD'li yetkili ve Katarlı arabulucular Çarşamba günü İsrail ile Hamas arasında bazı rehinelerin serbest bırakılmasını ve çatışmalara ara verilmesini öngören bir ateşkes anlaşmasına varıldığını doğruladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kabinesi tarafından onaylanması ve önümüzdeki günlerde yürürlüğe girmesi beklenen olası anlaşma hakkında şu ana kadar ne Hamas ne de İsrail'den bir açıklama geldi.

Anlaşma, eğer kabul edilirse, Gazze Şeridi'nde 15 aydır süren yıkıcı savaşa en azından geçici bir duraklama getirecek.

Öte yandan ABD menşeli haber ajansı Associated Press'in (AP) son aktarımına göre, Hamas ve Katar'dan yetkililer, ateşkes anlaşmasına varıldığını doğruladı. Fakat İsrail tarafından henüz bir açıklama yapılmadı.

Görüşmelerin kapalı kapılar ardında yürütülüyor olması nedeniyle ismini saklı tutan yetkili, İsrail'in koridorları içeren harita bir değişiklik yapılmasına 'şiddetle karşı çıktığını' kaydetti.

Son olarak, Doha'da anlaşmaya varılsa bile bunun uygulanması için İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ve kabinesinin onayına ihtiyacı var.

Biden, Gazze'de İsrail-Hamas arasında ateşkes sağlandığını doğruladı; anlaşma Pazar günü yürürlüğe girecek

ABD Başkanı Joe Biden, rehine anlaşmasının duyurulmasını sevinçle karşıladı ve 15 aydır devam eden savaşta bir dönüm noktası olan anlaşmanın sağlanmasında “azimli ve titiz Amerikan diplomasisini” takdir etti. Biden, yaptığı açıklamada, “Bu planın kesin hatlarını 31 Mayıs 2024 tarihinde ortaya koydum ve ardından Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından oybirliğiyle onaylandı. Yürüttüğüm diplomasi, bunu gerçekleştirme çabalarında hiç duraksamadı” dedi. Başkan Yardımcısı Kamala Harris ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile birlikte Beyaz Saray'da açıklamalarda bulunan Biden, rehinelerin evlerine dönecek olmasıyla ilgili olarak, “Başkan Yardımcısı ve ben onları evlerinde karşılamak için sabırsızlanıyoruz” dedi. Altı haftalık ateşkesin savaşa kalıcı bir son vermek için müzakerelere olanak sağlayacağını söyleyen Biden, müzakerelerin altı haftadan uzun sürmesi halinde ateşkesin görüşmeler devam ettiği sürece yürürlükte kalacağını da sözlerine ekledi.

Trump: Gazze teröristler için güvenli bir liman olmayacak

20 Ocak'ta ABD Başkanlığı görevini ikinci kez kez üstlenecek olan Donald Trump, kendine ait sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, Hamas ile anlaşmaya varıldığını belirterek Gazze'ye kaçırılan rehinelerin kısa süre sonra serbest kalacaklarını ifade etti. Trump mesajında bu konuda bir uzlaşmaya varıldığını da belirterek "Gazze'nin bundan böyle teröristler için güvenli bir liman olmasına izin vermeyeceklerini" dile getirdi.

Trump geçtiğimiz hafta düzenlediği bir basın toplantısında Hamas'ı sert sözlerle uyarmış, rehinelerin en geç kendi görevi başlamadan serbest bırakılmasını talep etmişti.

Hakan Fidan: Bölgedeki istikrar için önemli bir adım

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise, ateşkes anlaşmasından duyduğu memnuniyeti ifade ederken, bu gelişmenin bölgedeki istikrar açısından çok önemli olduğunu dile getirerek "Filistin için tek çözüm, iki devletli çözümdür. İnşallah buna gidecek ateşkes, önümüzdeki dakikalarda resmen ilan edilir" dedi.

İsrailli Bakan resmi ziyaretini yarıda kesti

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, uzlaşı haberi üzerine Macaristan ziyaretini yarıda kesme kararı aldı. İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada Bakan Saar'ın bu gece İsrail'e dönerek Güvenlik Kabinesi ve hükümette yapılması beklenen görüşme ve oylamalara katılacağı belirtildi.

Reuters: İsrail yarın imzalayacak

Reuters ajansı İsrail hükümetinin anlaşmayı yarın onaylayacağını yazdı. Müzakerelerin gerçekleştirildiği Katar'da yetkililer anlaşmaya ilişkin bir basın toplantısı düzenleneceğini duyurdu anca toplantı saati ile ilgili bir açıklama yapılmadı.

Filistin'de sevinç gösterileri

İsrail ve Hamas arasında bir ateşkes üzerinde uzlaşıldığına dair haberlerin duyulması üzerine Filistin bölgesinde sevinç gösterileri düzenleniyor. AFP muhabirleri bölgeden geçtikleri haberlerde, binlerce Filistinlinin meydanlarda toplandıklarını ve sevinç gösterileri düzenlediklerini aktardılar. AFP'nin Deir El Balah'taki muhabiri, halkın mutluluk içinde birbirine sarılarak dans ettiğini ve fotoğraf çektirdiğini bildirdi.

csdfvgrt
Filistinliler İsrail'le Gazze'de ateşkes anlaşmasına varıldığı haberinden memnun (Reuters)

Katar'ın başkenti Doha'da Hamas ve İsrail arasındaki dolaylı müzakerelerde arabulucular, Gazze Şeridi'nde ateşkes sağlanması ve İsrail'de tutuklu bulunan Filistinlilere karşılık Hamas'ın elindeki rehinelerinin serbest bırakılmasını sağlayacak bir anlaşmaya varmaya çalışıyorlardı. Söz konusu görüşmelerde, Hamas'ın müttefiki olan Filistin kökenli İslami Cihad da yer alıyor.

Anlaşma neleri içeriyor?

ABD Başkanı Joe Biden'ın hazırladığı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) onaylanan üç aşamalı anlaşmanın ilk ayağında rehine-mahkum takası bulunuyor.

Altı hafta sürecek bu ilk aşamada Hamas, Gazze Şeridi'ndeki 33 rehineyi teslim edecek, İsrail tarafı da müebbet hapis cezasına çarptırılmış yüzlerce Filistinliyi gönderecek.

42 gün devam edecek bu aşama sırasında İsrail, Gazze Şeridi'nde insanların yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki birliklerini geri çekecek.

dfergth
İsrail'in Gazze Şeridi'ne düzenlediği baskınlar sonucu dumanlar yükseliyor (AFP)

Evlerinden edilmiş Filistinliler, mahallelerine dönecek ve Gazze Şeridi'ne her gün 600 kamyon yardım malzemesi ulaştırılacak.

İkinci aşamadaki görüşmeler, henüz birinci aşamanın vaatleri yerine getirildiği sıra gerçekleştirilecek.

Taslağa göre Hamas, İsrail'in Gazze Şeridi'nden tam anlamıyla geri çekilmesine karşılık olarak kalan rehineleri teslim edecek. Bu yerler arasında Philadelphi ve Netzarim koridorları da bulunuyor.

Hamas, İsrail Gazze'den çekilmediği sürece rehineleri bırakmamayı, Başbakan Netanyahu da Hamas sona erene kadar savaşın devam edeceğini söylüyordu.

AP'nin haberinde, Gazze'de alternatif bir yönetim şekli benimsenmediği sürece Hamas'ın kontrolü elinde tutmaya devam edeceği öngörüsünde bulunuluyor.

Son olarak üçüncü aşamada, Hamas hayatını kaybeden rehinelerin cesetlerini İsrail'e iade edecek ve Gazze'nin yeniden inşasına başlanacak.



Seyfülislam Kaddafi... ‘Potansiyel varisten’ suikast kurbanına

Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
TT

Seyfülislam Kaddafi... ‘Potansiyel varisten’ suikast kurbanına

Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)

Geçtiğimiz salı akşamı, Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünün açıklanmasıyla birlikte, uzun soluklu bir siyasi sürecin de sonuna gelindi. Yıllar boyunca uluslararası alanda ‘rejimin kabul edilebilir yüzü’ ve babasının iktidarının muhtemel varisi olarak görülen Seyfülislam Kaddafi, 2011 sonrası dönemde ise uluslararası düzeyde aranan bir sanığa dönüştü. Daha sonra başkanlığa aday olarak ortaya çıkan Kaddafi, gölgelerden çıkarak yeniden Libya’daki siyasi kutuplaşmanın merkezine yerleşti.

Peki Seyfülislam Kaddafi kimdi ve siyasi kariyeri boyunca hangi rolleri üstlendi?

‘Geçiş projesi’ olmaya çalışan rejimin oğlu

Seyfülislam Kaddafi, 25 Haziran 1972’de doğdu ve babasının onlarca yıl yönettiği Libya’da büyüdü. 1990’lı yıllarda Trablus’ta mimarlık eğitimi alan Kaddafi, daha sonra Batı ağırlıklı bir eğitim yolunu izleyerek Avusturya’da işletme eğitimi gördü. Akademik kariyerini ise 2008 yılında Londra Ekonomi Okulu’ndan (LSE) aldığı doktora derecesiyle tamamladı. Bu eğitim süreci, ona aynı anda hem ‘teknokrat’ hem de ‘elit’ bir imaj kazandırdı.

dferg
Libya lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam, 23 Ağustos 2011 tarihinde başkent Trablus'ta destekçilerini selamlıyor. (Reuters)

Ancak eğitim, siyasetten bağımsız bir unsur olmadı. Çeşitli anlatımlara göre Seyfülislam Kaddafi, bu süreçte Batılı çevreler ve etkili isimlerle geniş bir ilişki ağı kurdu; babasının rejimine temkinli yaklaşan başkentlerle Libya arasında bir köprü olarak kendini konumlandırmasında bu bağlantılar belirleyici rol oynadı.

‘Uluslararası bir figür’ olarak yükselişi ve uzlaşma dosyaları

2000’li yılların başından itibaren, herhangi bir resmî ve sürekli devlet görevi üstlenmemesine rağmen, Seyfülislam Kaddafi’nin adı hassas dosyalarda öne çıkmaya başladı. Dış uzlaşma süreçlerinde ve arabuluculuk girişimlerinde rol oynadı; adı, tartışmalı dönüm noktalarıyla birlikte anıldı. Bunlar arasında Lockerbie davası kapsamında yürütülen tazminat düzenlemeleri ile Batı’yla kademeli normalleşme sürecine ilişkin dosyalar yer aldı. Bu dönemde Seyfülislam, ekonomik ve siyasi modernleşmeden söz eden bir ‘reformcu’ figür olarak lanse edilirken, babasının kurduğu yönetim yapısıyla açık bir kopuş ilan etmedi.

Söz konusu yıllarda, uluslararası alandaki varlığını yönetmek üzere etrafında idari, mali ve medya alanlarında çalışan bir ekip oluşturuldu. Lüks bir yaşam tarzı ve geniş ilişki ağlarına işaret eden göstergeler dikkat çekti. Batılı bir gazetecilik anlatısı, Londra’daki ikameti süresince yürütülen yazışmalar, düzenlemeler ve halkla ilişkiler faaliyetlerini, 2011’de Muammer Kaddafi yönetimine karşı patlak veren ayaklanma öncesindeki ‘perde arkasına’ açılan nadir bir pencere olarak tanımladı.

Londra'da: Bağlantılar ve aracılar

İngiltere’de bulunduğu dönemde, özel hayat ile kamusal alan arasındaki sınırlar giderek iç içe geçti. Prestijli bir üniversitede eğitim, iş dünyasından çevrelerle ve siyasi figürlerle kurulan ilişkiler ile güvenlik ve gayriresmi temsil gereklilikleri çerçevesinde çeşitli kurum ve yapılarla temaslar bu sürecin parçaları oldu.

fevf
Libya'nın eski lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam Kaddafi, 25 Mayıs 2014 tarihinde Zintan şehrindeki bir hapishane içinden duruşmaya katılıyor. (Reuters)

Buna paralel olarak, belirli dosyalar etrafında halkla ilişkiler faaliyetleri yoğunlaştı. Bunların başında, İngiltere’de ve uluslararası alanda uzun süre tartışma konusu olan Lockerbie hükümlüsü Abdülbasit el-Megrahi’nin serbest bırakılmasına yönelik girişimler geldi. Batılı raporlara göre bu süreç, medya ve siyasi baskı faaliyetleriyle birlikte yürütüldü.

2011... Devrimle yüzleşme

Şubat 2011’de Libya’da başlayan protestolar ve ardından patlak veren savaşla birlikte, Seyfülislam Kaddafi’nin söylemi de değişti. ‘Reform’ vurgulu çizgiden açık bir meydan okuma diline geçen Kaddafi, rejimi savunan ve muhaliflerini tehdit eden açıklamalarla kamuoyunun karşısına çıktı. Bu tablo, birçok gözlemciye göre, onu sistem içinde ‘yumuşak bir alternatif’ olarak konumlandıran imajın sona erdiği kırılma noktası oldu. Bu gelişmelerin ortasında, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) 27 Haziran 2011’de Seyfülislam Kaddafi hakkında insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama kararı çıkardı.

sdf8o98
Seyfülislam Kaddafi, 19 Kasım 2011'de Libya'nın Zintan kentinde bir uçakta otururken (Reuters)

Trablus’un düşmesi ve Muammer Kaddafi’nin öldürülmesinin ardından, Kasım 2011’de Seyfülislam Kaddafi’nin yakalandığı açıklandı. Böylece, uzun süreli tutukluluk ve kamuoyundan uzak bir dönemle tanımlanan yeni bir sürece girildi.

Trablus’taki bir mahkeme, 2015 yılında, Seyfülislam Kaddafi’yi gıyabında kurşuna dizilerek idam cezasına çarptırdı. Yaklaşık 30 Kaddafi dönemi yetkilisiyle birlikte yargılandığı davada, babasının iktidarına karşı ayaklanma sırasında göstericilerin öldürülmesi de dahil olmak üzere savaş suçlarından hüküm giydi. Ancak söz konusu karar daha sonra iptal edildi.

Kayboluş ve ardından 'siyasi geri dönüş'

Seyfülislam Kaddafi’nin 2017 yılında bir af yasası kapsamında serbest bırakıldığı duyuruldu. Bu tarihten sonra kamuoyundaki görünürlüğü sınırlı kalan Kaddafi, 2021’de başkanlık seçimleri için adaylık başvurusunda bulunarak yeniden gündeme geldi. Gür sakalı ve geleneksel kıyafetleriyle verdiği görüntü, eski rejim yanlılarının toplumsal tabanının bir kesimiyle uzlaşma mesajı olarak yorumlanırken, yıllar süren bölünmenin ardından merkezi devlet fikrini yeniden canlandırma çabasına da işaret etti.

Ancak bu geri dönüş, hukuki ve siyasi engellere takıldı. Libya içindeki önceki yargılamalar ve verilen hükümler ile UCM’nin tutuklama kararının yürürlükte olması, Seyfülislam Kaddafi’nin adaylığını tartışmalı bir mesele haline getirdi.

Öldürülmesi

3 Şubat 2026’da Libya’nın resmi haber ajansı, Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünü duyurdu. Seyfülislam’ın siyasi ekibinin başkanı Abdullah Osman, Libya el-Ahrar televizyon kanalına yaptığı açıklamada, 53 yaşındaki Seyfülislam Kaddafi’nin evinde dört kişilik bir grup tarafından öldürüldüğünü söyledi. Osman, “Dört silahlı kişi Seyfülislam’ın ikametgâhına girdi, güvenlik kameralarını devre dışı bıraktıktan sonra kendisini öldürdü” ifadesini kullandı.


Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyor

Alman askerleri (DPA)
Alman askerleri (DPA)
TT

Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyor

Alman askerleri (DPA)
Alman askerleri (DPA)

Alman Silahlı Kuvvetleri, Ortadoğu'daki gerginliğin tırmanmasıyla birlikte "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'ta konuşlandırılan asker sayısını azaltacağını duyurdu.

Alman ordusunun operasyon komuta merkezi, artan bölgesel gerginlikleri gerekçe göstererek dün, görev için varlığı gerekli olmayan personelin geçici olarak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil'den çekileceğiniaçıkladı.

Askeri bir sözcü, yeniden konuşlandırılacak asker sayısını veya bölgede kalacak gücün büyüklüğünü belirtmekten kaçındı.

Şarku’l Avsat’ın Alman Der Spiegel dergisinden aktardığına göre bu adım, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında potansiyel bir askeri gerilimin artması riskine yanıt olarak atıldı.

Dergi, Washington ve Tahran arasındaki devam eden ve artan gerilimler nedeniyle bu adımın gerekli olduğunu belirten bir parlamento brifingine atıfta bulunarak, Almanya'nın Kuzey Irak'taki askeri varlığını önemli ölçüde azaltmayı planladığını bildirdi.

Ortak Operasyonlar Komutanlığı ise bu adımı ihtiyati bir önlem olarak nitelendirerek, kalan personelle temel görevlerini yerine getirmeye devam edeceğini vurguladı.

Kararın, sahadaki çok uluslu ortaklarla yakın bir koordinasyon içinde alındığını belirten yetkili, Alman askerlerinin güvenliğinin en büyük öncelik olduğunu vurguladı.

Almanya, DEAŞ'ın yeniden ortaya çıkmasını önlemek amacıyla Irak güçlerine eğitim de dahil olmak üzere Irak'ı desteklemek için uluslararası bir misyona katılıyor.

Misyon Erbil'e odaklanmış durumda, ancak Der Spiegel'in haberine göre son zamanlarda yaklaşık 300 Alman askeri ülke genelinde, çoğunlukla Ürdün'de konuşlandırıldı.


CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu

ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
TT

CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu

ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, güçlerinin 27 Ocak ile 2 Şubat tarihleri ​​arasında Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. X platformu üzerinden dün yayınlanan açıklamada CENTCOM, DEAŞ’ın iletişim merkezlerini ve silah depolarını tespit edip imha ettiğini belirtti.

CENTCOM Başkanı Brad Cooper, “Bu saldırılar, DEAŞ’ın Suriye'de yeniden güçlenmesini önleme kararlılığımızın altını çiziyor… ABD'nin, bölgenin ve tüm dünyanın güven içinde yaşayabilmesi için DEAŞ’ın kalıcı olarak yenilgiye uğratılmasını sağlamak üzere Küresel Koalisyon ile koordineli olarak çalışıyoruz” dedi.  

CENTCOM açıklamasında, askeri operasyonlarının son iki ayda 50'den fazla DEAŞ üyesinin öldürülmesi veya yakalanmasıyla sonuçlandığı vurgulandı.