Hamas savaş sırasında yeni savaşçıları nasıl topladı ve eğitti?

Şarku’l Avsat, Kassam Tugayları tarafından kullanılan askeri eğitim kılavuzlarının fotoğraflarını yayınladı

TT

Hamas savaş sırasında yeni savaşçıları nasıl topladı ve eğitti?

Hamas savaş sırasında yeni savaşçıları nasıl topladı ve eğitti?

Hamas tarafından yapılan bir açıklama ve eski ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken'ın teyidi, Filistin hareketinin 15 ay süren Gazze savaşı sırasında savaşçı toplayabildiğini ve eğitebildiğini gösterdi.

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, geçtiğimiz temmuz ayında yaptığı bir açıklamada şöyle demişti: “Savaş sırasında binlerce yeni savaşçı devşirebildik, bazı önemli yeteneklerimizi geliştirdik, pusu hazırladık, bomba ve füze ürettik ve düşmanın kalıntılarını geri dönüştürdük.”

Eski ABD Dışişleri Bakanı da 14 Ocak'ta Dışişleri Bakanı olarak yaptığı son konuşmada Hamas'ın yeni savaşçılar devşirdiğini doğrulayarak şunları söyledi: “Tahminlerimize göre Hamas neredeyse kaybettiklerine eşit sayıda yeni savaşçı devşirdi. Bu adım intifadanın ve savaşın devam ettiğini gösteriyor.”

Hem ABD'nin açıklamaları hem de Hamas'ın iddiaları, hareketin savaş ortamında nasıl savaşçı topladığı ve eğittiği konusunda soru işaretleri yarattı. Ancak Şarku'l Avsat muhabirinin Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nın yıkıntılarında bulduğu Hamas askeri eğitim kılavuzları, hareketin üyelerini eğitmek için kullandığı mekanizmayı kısmen açıklıyor.

Cibaliye Mülteci Kampı, ordunun itiraflarına göre yaklaşık 100 gün süren ve onlarca İsrailli subay ve askerin ölümüyle sonuçlanan özel ve yoğun bir İsrail askeri operasyonuna tanık olurken, Hamas bu çatışmalardaki kayıplarını açıklamadı.

Tatbikatların niteliği

‘Zırhlılara Karşı Silahlar - Kuzey Tugayı’ başlıklı ve 2023 tarihli kılavuzlar, Kassam Tugayları’nın yeni askerleri İsrail kuvvetlerine karşı operasyonlar yürütmeye yönlendirme girişimlerinin bir parçası olarak hafif silahların ve güdümlü roketlerin nasıl kullanılacağına dair askeri eğitim talimatlarını içeriyor.

Yayınlar ayrıca yeni savaşçılara, nişancılık ve atış kuralları, İsrail araçlarına, özellikle de Merkava tankına zarar vermek için gereken mesafe ve tanktaki zayıf noktalar hakkında bilgi veriyor.

Kılavuzlarda ayrıca RBG, PG-7V, F-7, BG-7M, Yasin, Tandem, Çin, Rus ve TBG mermilerinin kullanımına ilişkin temel bilgiler de yer alıyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan Hamas kaynakları, ‘bu kılavuzların, el kitaplarının ve diğer araç gereçlerin askeri bölgelerde eğitilen yeni Kassam Tugayları savaşçılarına uygulamalı eğitim vermek için yıllardır var olduğunu’ söyledi. Kaynaklar, “Bu kılavuzların ve diğer araç gereçlerin Cibaliye Mülteci Kampı'ndaki çatışma yerlerinde bulunması, direnişçilere, özellikle de yeni savaşçılara saldırganlıkla başa çıkmalarında yardımcı olmayı amaçlıyordu” diye konuştu.

‘Eğitim kılavuzlarının Gazze Şeridi'nin özellikle diğer bölgelerden daha yoğun ve daha geniş saldırıya maruz kalan kuzey bölgelerinde meydana gelen çatışmalarda çok yardımcı olduğunu’ belirten kaynaklar, “Askeri kabiliyetler de erozyona uğruyordu. Ancak saha komutanları, savaşı yönetmek için alternatifler bularak ve yeni savaşçılar alarak bunu hızla çözdüler” ifadelerini kullandı.

Yeni savaşçılar... Kim bunlar?

Kaynaklar, savaş sırasında Kassam Tugayları tarafından silah altına alınanların, savaştan önce acemi savaşçılar için düzenlenen hızlı askeri kurslarda silah eğitimi almış unsurlar olduğunu söylüyor. Kaynaklar, “Savaşan ana unsurların büyük bir kısmını kaybettikten sonra bu acemi savaşçılar, harekete sadık unsurlardan devşirilen diğerleriyle birlikte savaşlara katılmaya çağrıldı. Ancak daha önce olduğu gibi kapsamlı bir eğitim almadılar ve sadece saha gerçekliğiyle başa çıkmak için bazı hızlı temel bilgiler öğrendiler” şeklinde konuştu.

Hamas kaynakları ayrıca, ‘bu yeni savaşçılara deneyimli savaşçıların eşlik ettiğini, sahadaki gelişmeler ışığında güdümlü füzeler (örneğin Yasin) ve diğerleri gibi alışılmadık silahların kullanımına ilişkin yazılı talimatlara sahip olduklarını, ancak hepsinin Kalaşnikof gibi hafif silahların kullanımında ustalaştığını’ açıkladı.

Kaynaklar yeni savaşçıların ‘sahada çalışma ve taktikler konusunda çok az deneyimleri’ olduğunu ve bazılarının ‘zorluklarla’ karşılaştığını kabul ederken, ‘gerilla ve sokak savaşının onlar için daha kolay olduğunu’ vurguladılar.

Kaynaklara göre bu kişilerin çoğu başta Cibaliye ve Beyt Lahiya olmak üzere Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki çatışmalarda önemli rol oynarken, bir kısmı da Beyt Hanun'da savaştı ve İsrail askerlerinin öldürülmesine yol açan operasyonlara katıldı.

Yanıltmaca

İsrail'le varılan ateşkes anlaşmasının ardından geçtiğimiz pazar günü gerçekleştirilen ilk esir değişimi sırasında Hamas'ın eleman devşirebildiği fikrini sürekli kılmaya çalıştığı anlaşıldı. Zira Kassam Tugayları mensupları, Gazze Şeridi'nin nispeten kuzey kesiminin bir parçası sayılan Gazze şehrinin merkezindeki operasyon sırasında açık ve belirgin bir şekilde ortaya çıktı.

Kaynaklara göre Hamas, gerçekleştirdiği bir yanıltmaca operasyonunun ardından gerçekleşen teslim sırasında, esirleri taşıyan araçlara benzer tipte ve farklı şekillerde araçları aynı anda Gazze şehrinin çeşitli mahallelerinden geçirdi.

Kaynaklar, esirleri taşıyan özel aracın izlenmesini engellemek için Hamas ajanlarına Saraya Meydanı'nda toplanmaları yönünde mesajlar gönderildiğini bildirdi.

Savaşçı sayısı

Kaynaklar, Ebu Ubeyde'nin konuşmasından sonra ‘2024 acemi’ olarak adlandırılan yeni askerlerin sayısı hakkında net bir bilgi vermedi. Bu, Hamas'a bağlı aktivistler tarafından Gazze içinde ve dışında sosyal medya ağlarında İsrail'in kabiliyetleriyle alay etmek için kullanılan bir terim.

İsrail Yayın Kurumu tarafından bu ayın başlarında yayınlanan ve askeri kaynaklara dayandırılan tahminlere göre savaşçıların sayısı 4 bine ulaşıyor. Aynı kaynaklar, üst düzey bir Kassam Tugayları lideri olan Muhammed Sinvar'ı (Hamas'ın Gazze Şeridi'ndeki merhum lideri Yahya Sinvar'ın kardeşi) bundan sorumlu olmakla suçluyor.

scadvf
İsrail ordusu tarafından 17 Aralık'ta yayınlanan ve Yahya Sinvar'ın kardeşi Muhammed Sinvar'ın Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Erez (Beyt Hanun) Sınır Kapısı yakınlarında Hamas'a ait bir tünelin içinde arabada çekilmiş fotoğrafı (İsrail ordusu - Reuters)

Wall Street Journal'a göre Muhammed Sinvar, ‘Hamas'ın yeteneklerini yeniden inşa etmeye’ çalışıyor. Hamas'ın savaş sırasında yürüttüğü savaşçı toplama kampanyası ve devam eden çatışmaları, Gazze Şeridi'nde militanlardan temizlediğini ilan ettiği bölgelere birkaç kez geri dönen ancak her seferinde şiddetli bir direnişle karşılaşan İsrail için büyük bir zorluk oluşturdu.

Savaştan önce Kassam Tugayları'nın 24 tabura bölünmüş beş tugaya bağlı yaklaşık 30 bin savaşçısı olduğu tahmin ediliyor.

Eski ABD Dışişleri Bakanı, Hamas'ın Gazze Şeridi'nde kaybettiği savaşçı sayısı kadar savaşçı devşirdiğini tahmin ediyordu.

Blinken, Atlantik Konseyi'nde yaptığı bir konuşmada, İsrail'in Gazze Şeridi stratejisini eleştirerek şunları söyledi: “İsrail hükümetine Hamas'ın sadece askeri bir harekatla yenilemeyeceğini ve net bir alternatif, çatışma sonrası bir plan ve Filistinliler için inandırıcı bir siyasi ufuk olmadan Hamas'ın yeniden büyüyeceğini uzun zamandır anlatıyoruz.”

Konuşmasında, İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyinde halen direnişle karşı karşıya olduğunu belirten Blinken, “7 Ekim'den bu yana Gazze Şeridi'nin kuzeyinde yaşanan tam da budur. İsrail ne zaman askeri operasyonlarını tamamlayıp Hamas'ı geri çekse, militanlar yeniden toparlanıp ortaya çıkıyor. Çünkü boşluğu dolduracak başka bir şey yok” ifadelerini kullandı.



Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
TT

Irak bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesi sürecini tamamlıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı yetkilileri, Bağdat’ta güvenlik koordinasyonu amacıyla düzenlenen bir toplantıda. (Arşiv, Resmî medya)

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi makamları, bugün Kürt peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilanı dolayısıyla resmî bir tören düzenlemeye hazırlanıyor. Böylece Kürdistan Bölgesi’nde Peşmerge Bakanlığı’nın dışında herhangi bir Kürt silahlı gücünün bulunmadığı yeni bir döneme geçilmesi hedefleniyor.

Şarku’l Avsat’ın Irak Haber Ajansı’ndan (INA) aktardığına göre, Kürdistan Bölgesi Başkanlığı Sözcüsü Dilşad Şehab, bugün “peşmerge güçlerinin birleştirilmesinin ilan edileceğini ve 21 Eylül’den sonra Peşmerge Bakanlığı bünyesi dışında hiçbir peşmerge gücünün kalmayacağını” söyledi. Şehab, bu adımın güçlerin bakanlık çatısı altında birleştirilmesi için uzun süredir yürütülen çalışmaların sonucu olduğunu belirtti.

Şehab, birleştirme sürecinin 2016 yılında başladığını ve özellikle siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıllarda önemli zorluklarla karşılaşıldığını ifade etti. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin yürüttüğü çabaların yanı sıra, koalisyon güçleri ve dost ülkelerin desteğinin bu zorlukların aşılmasına ve birleşme sürecinin tamamlanmasına katkı sağladığını kaydetti.

Şehab ayrıca, sürecin tamamlanmasının ilan edileceği törenin, Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın himayesinde ABD Savunma Bakanlığı ile Kürdistan Peşmerge Bakanlığı arasında imzalanan mutabakat zaptının dördüncü yıl dönümünde gerçekleşeceğini belirtti. Söz konusu mutabakat, peşmerge güçlerinin birleştirilmesini ve bu güçlere destek sağlanmasını amaçlıyordu.

Irak’taki bütün silahlı grupların, Irak’a destek veren uluslararası koalisyon güçlerinin ülkeden tamamen çekilmesini tamamlamasının ardından, silahlarını en geç bu ayın 30’una kadar devlete teslim etmeleri bekleniyor.

Irak hükümeti, silahların teslim edilmesi dosyasına ilişkin bir mekanizma üzerinde anlaşmaya varmak amacıyla başta Hizbullah Tugayları, Ensarullah el-Evfiya, El-Nuceba, Seyyidü'ş Şüheda, Seraya Evliyaü'd Dem ve Ehli Kehf olmak üzere silahlı grupların temsilcileriyle müzakereler yürütüyor.


Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
TT

Halep’in güneyinde Suriye ordusuna ait silah depolarında patlamalar

İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)
İsrail’in Suriye ordusuna ait askeri noktayı hedef alan hava saldırısının ardından Şam’ın bir banliyösünden yükselen dumanlar, (Arşiv-AFP)

Halep’in güney kırsalındaki bölgeler, bugün sabaha karşı Suriye ordusuna ait silah depolarında meydana gelen patlama sesleriyle sarsıldı.

Halep Sivil Savunma Operasyonları Komutanı Faysal Muhammed Ali, “Halep’in güneyindeki el-İys bölgesinde patlamaların devam etmesi, ambulans ve kurtarma ekiplerinin olay yerine ulaşmasını engelliyor” dedi.

Ali, Suriye Haber Ajansı’na (SANA) yaptığı açıklamada, sivilleri patlamaların meydana geldiği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Halep Valisi Azzam el-Garib de el-İys ve çevresinde patlamalar meydana gelmesi nedeniyle bölge halkına bölgeye gitmemeleri çağrısında bulundu. Garib, “Herkesten evlerinden çıkmamalarını, patlama bölgelerine gitmemelerini ve güvenlikleri ile müdahale ekiplerinin güvenliği için bu alanların yakınında toplanmamalarını rica ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Garib ayrıca, “Hastaneler ile ambulans ve acil müdahale ekipleri teyakkuz halinde. İlgili makamlar sahadaki durumu takip ediyor ve her türlü acil duruma müdahale ediyor” dedi.

Suriye İçişleri Bakanlığı ise “el-İys’teki patlamaların ardından Şam-Halep uluslararası yolunun, İbcla Üniversitesi kavşağı ile Han Tuman Köprüsü’nde Halep yönünden trafiğe kapatıldığını” duyurdu.

Patlamaların meydana geldiği bölgeye yakın el-İys ve ez-Zerbe sakinleri, durumu korkutucu olarak nitelendirdi. Bölge sakinleri, onlarca füzenin havada uçtuğunu ve patlamaların bölgede büyük paniğe yol açtığını belirtti.

Şarku’l Avsatın DPA’dan aktardığına göre Halep’in güneyindeki el-İkarda bölgesinde yaşayanlar, “el-İys ve Tel Hediye beldelerinde şiddetli patlama sesleri duyuluyor. Füzelerin havada uçtuğu ve patladığı görüldü” dedi.

Bölge sakinleri ayrıca, “Hiç kimse askeri mevzilere yaklaşamıyor. Mevziilerde çok sayıda asker bulunuyor ancak onlardan ne durumda olduğu bilinmiyor” ifadelerini kullandı.

Halep kentinde yaşayanlar da patlama seslerinin kentten yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki el-İys beldesinden açıkça duyulduğunu belirtti.

El-İys bölgesi ve Halep’in güneyindeki diğer bölgelerin, muhalif grupların Halep’e girmesinin ardından İdlib vilayetine ve buradan Şam’a doğru ilerlediği dönemde İran Devrim Muhafızları ve Lübnan Hizbullahı güçlerinin kontrolünde olduğu belirtiliyor.


Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
TT

Dera’da bir DEAŞ hücresi ele geçirildi... Suriye’de örgütten geriye ne kaldı?

Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)
Dera’nın es-Sanameyn kentinde, aralarında DEAŞ’a bağlı bir hücrenin de bulunduğu bir dizi suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenlendi. (Suriye İç Güvenlik Güçleri’nin X hesabı)

İsmail Derviş

Suriye İçişleri Bakanlığı perşembe günü, ülkenin güneyindeki Dera vilayetinde emniyet güçlerinin yürüttüğü takip ve kovuşturma operasyonları sonucunda, es-Sanameyn şehrinde üç personelin öldürülmesinden sorumlu hücreye ulaşıldığını açıkladı.

Dera Emniyet Müdürü Tuğgeneral Hüsam Memun et-Tahhan, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, güvenlik takibinin hücrenin Muhsin el-Heymed ile ‘el-Keşki’ lakaplı Ahmed el-Osman tarafından yönetildiğini ortaya çıkardığını belirtti. Tahhan, arama ve tarama faaliyetleri sırasında güvenlik güçlerinin söz konusu iki şahsın evinde silah, mühimmat, patlamaya hazır el yapımı patlayıcılar ve patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ele geçirdiğini bildirdi.

Suriye güvenlik kaynaklarından yapılan açıklamada ise “Emniyet güçleri, Dera’nın es-Sanameyn şehrinde aralarında DEAŞ terör örgütüne bağlı bir hücrenin de bulunduğu birkaç suç hücresine yönelik güvenlik operasyonları düzenledi… Bu suç hücreleri arasında yakın bir koordinasyon olduğu tespit edildi. Aranan beş kişi gözaltına alındı ve yakın zamanda adalete teslim edilecekler” ifadelerine yer verildi.

Perşembe günü erken saatlerde, Dera’nın kuzey kırsalındaki es-Sanameyn’de aranan bir kişiyi yakalamaya yönelik güvenlik görevi icra edilirken Suriye emniyet güçlerinden üç personel hayatını kaybetmiş, diğerleri de yaralanmıştı. Yerel kaynaklara göre hayatını kaybeden kişilerin Mustafa Saadettin, Sallum el-Masalime ve Nail es-Safadi olduğu bildirildi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Dera’daki operasyonda DEAŞ isminin öne çıkması, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dosyasının kapanması, yapının feshedilerek Suriye devletine tamamen entegre edildiğinin duyurulmasıyla birlikte son aylarda eylemleri önemli ölçüde azalan terör örgütü tehlikesini yeniden gündeme taşıyor. Ancak bu durum akıllara şu soruyu getiriyor: DEAŞ saflarını yeniden düzenlemeye mi çalışıyor, yoksa kendisiyle mücadele eden Uluslararası Koalisyon’a üye olan Suriye hükümetine yönelik eylemlerini sürdürmeyi mi hedefliyor?

Yeni gerçekliğe uyum sağlama aşaması

Askerî ve siyasi araştırmacı İsmet el-Absi, “DEAŞ terör örgütünün arazi kontrolü sağlayan bir yapı olarak geleneksel anlamda geri dönüşünden söz edilemez. Ancak yeniden konumlanma ve uyum sağlama çabası içeren bir evreyle karşı karşıyayız. Es-Sanameyn şehrinde ve başka yerlerde yaşananlar, terör örgütünün geri döndüğünün bir göstergesi değil; aksine, örgütün uyuyan ve dağınık bir hücre ağına dönüştüğünün bir kanıtıdır. Dera’da meydana gelen olaylar ise örgütün, Suriye hükümetinin hızlı yanıt verme kapasitesinin sınırlarını test etme girişimiydi” değerlendirmesinde bulundu.

El-Absi sözlerine şöyle devam etti: “SDG dosyasının çözüme kavuşturulmasının ardından örgütün eylemleri ciddi oranda azaldı; ancak asıl gerileyen şey görünür operasyonlar oldu. Bu durum, değişen bölgesel ve uluslararası güvenlik ortamıyla bağlantılıdır. Nitekim ABD ve Uluslararası Koalisyon’un askerî üslerden çekilerek buraları Suriye hükümetine devretmesi, güvenlik sorumluluğunu tamamen Şam’a yükledi. Bu değişim, örgütü yeni kurulan birleşik Suriye ordusundan gelecek nokta atışı darbelerden kaçınmak amacıyla taktiksel bir sessizlik veya operasyonel fetret dönemine girmeye zorladı.”

Yapısı olmayan hücreler

Diğer yandan Suriyeli gazeteci Muhammed Beşir Derbike, “DEAŞ bazı ağlarını yeniden inşa etmeye çalışıyor ancak kendisini askerî bir güç olarak tanımlayacak şekilde yapılandırmıyor. Dera’da yaşananlar, sınırlı çatışmalara girebilecek hücrelerin varlığının sürdüğüne işaret ediyor. Yine de örgütün Suriye’nin güneyinde veya ülke genelindeki başka bir bölgede büyük bir varlığa sahip olduğu söylenemez; aksine, merkezî komuta yapısıyla bağı bulunmayan ve merkeziyetsiz bir sistemle hareket eden bazı uyuyan hücreler söz konusu” ifadelerini kullandı.

Derbike değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Suriye toprakları son aylarda DEAŞ açısından neredeyse tam bir sessizlik dönemine tanıklık etti; nitekim Dera’daki son çatışmadan önce büyük etki yaratan herhangi bir eyleme rastlamadık. Bu gözden kayboluş süreci, SDG’nin entegrasyon aşamalarının başlamasıyla start aldı. Bunun temel nedeni ise kuzey ve doğudaki güvenlik boşluğunun büyük ölçüde ortadan kalkmasıdır. Zira SDG’nin feshedilerek devlet kurumlarına entegre edilmesi, DEAŞ’ın aralarındaki rekabetten faydalandığı güç haritasını değiştirdi. Örgüt geçtiğimiz şubat ayında, ‘Geçici Suriye Hükümeti’ne karşı yeni bir eylem safhası’ adını verdiği süreci ilan etmişti; ancak bu eylemler mart ayından itibaren geriledi veya durma noktasına geldi. Yine de eylem sayısındaki düşüş ile örgüt tehdidinin tamamen sona ermesini birbirine karıştırmamak oldukça önemli.”

DEAŞ’ın Suriye’deki geleceği ne olacak?

Derbike değerlendirmesini şu ifadelerle noktaladı: “Mevcut veriler ışığında DEAŞ’ın kısa ve orta vadeli geleceği; örgütlü bir yapıdan ziyade birbirinden bağımsız, hareketli hücreler şeklinde olacaktır. Uzun sessizlik dönemlerinin ardından zaman zaman sınırlı bir eyleme veya saldırıya tanık olabiliriz. Bir başka deyişle, örgütün son derece zayıf olduğunu ancak fırsatları ve güvenlik açıklarını kollayıp istismar etmeye çalıştığını söyleyebiliriz. Buna karşılık, Suriye devleti güvenlik birimlerini birleştirmeyi, sınırları ve çöl bölgelerini denetim altına almayı, cezaevleri ile kamplar sorununu çözmeyi başardıkça örgütün hareket alanı da daralacaktır. Ancak yeni güvenlik boşlukları veya yerel çatışmalar ortaya çıkarsa DEAŞ bunlardan sızmaya ve bunları kullanmaya çalışacaktır. Dolayısıyla Dera’da son yaşananlar örgüt açısından medya propagandası bakımından önemli olsa da askerî açıdan bir kazanım sağlamamaktadır.”