SDG Suriye ordusuna entegrasyon kararının ayrıntılarını açıkladı

Yabancı savaşçıların uzaklaştırılması ve devlet kurumlarının etkinleştirilmesi için yapılan üçlü toplantının sonuçları

 Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Reuters)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Reuters)
TT

SDG Suriye ordusuna entegrasyon kararının ayrıntılarını açıkladı

 Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Reuters)
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi (Reuters)

Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) yakın kaynaklar, SDG liderliğinin pazartesi akşamı açıkladığı Suriye ordusunun yapısına girmeye hazırlık amacıyla askeri ve güvenlik kurumlarını Özerk Yönetim'in güvenlik kurumlarıyla birleştirme duyurusunun Şam'la gerçek müzakereler yolunda ciddi bir adım olduğunu söyledi.

SDG liderliği pazartesi akşamı, askeri ve güvenlik kurumlarının Özerk Yönetim'in güvenlik kurumlarıyla birleştiğini duyurdu. Suriye ordusunun yapısına girmeye hazırlanan SDG'nin lideri Mazlum Abdi, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'yı Suriye'nin kuzeydoğusunda güçlerinin kontrolü altındaki bölgeleri ziyaret etmeye davet etti ve geçiş dönemi için ülkenin cumhurbaşkanlığını üstlenmesinden dolayı tebrik etti.

SDG , Abdi'nin yanı sıra siyasi kanadı Suriye Demokratik Konseyi (SDK), yürütme sivil idaresi ve Kürt Özerk Yönetimi liderlerinin de katıldığı üçlü toplantının tutanaklarını yayınladı. Toplantıda SDG'nin askeri ve güvenlik kurumları ile Özerk Yönetim'in güvenlik kurumlarının Suriye ordusunun yapısına entegre edilmesi, Suriye devletinin kuzeydoğu Suriye'deki sivil ve hizmet kurumlarının yeniden faaliyete geçirilmesi ve ulusal egemenlik ve istikrarı destekleyecek bir adım olarak Suriyeli olmayan yabancı savaşçıların SDG saflarından çekilmesi ve SDG'nin kontrolü altındaki bölgelerden çıkarılması kararlaştırıldı.

dfergthy
Deyrizor'un doğu kırsalında bulunan el-Ömer petrol sahasındaki SDG savaşçıları (Arşiv - Şarku'l Avsat)

SDG komutanlarından Ebu Ömer el-İdlibi Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, toplantıda ‘SDG'nin tek bir blok olarak Şam hükümetindeki Savunma Bakanlığı'nın bir parçası olacağı ve bakanlıktaki bir kolordunun ya da Doğu Bölgesi Komutanlığı'nın bir parçası olabileceği’ sonucuna varıldığını söyledi. Suriye'nin kuzeydoğusundaki petrol ve doğalgaz sahaları konusunun ‘bu aşamada tartışmaların bir parçası olmadığını’ kaydeden el-İdlibi, “Tartışmalar henüz emekleme aşamasında” dedi. El-İdlibi bu konuların gelecek turlarda ele alınabileceğini söyledi.

El-İdlibi bu adımın, temel hizmetlerin sağlanması ve halkın yaşam standardının iyileştirilmesi için ‘çabaların birleştirilmesi ve ulusal gücün güçlendirilmesinin yanı sıra devletin kuzey ve doğu Suriye'deki sivil ve hizmet kurumlarının yeniden etkinleştirilmesi’ bağlamında atıldığını ifade etti.

Üçlü toplantı tutanaklarında Suriye hükümeti ile koordinasyonun etkinleştirilmesi, ulusal konularda iş birliğinin arttırılması ve Suriye topraklarının bütünlüğünün vurgulanması için Şam ile toplantıların yoğunlaştırılması gerektiği belirtildi. El-İdlibi'ye göre, alınan son kararlar yerel güçlerin Suriye ordusuna katılımını ve ordunun vatanı koruma kabiliyetini güçlendirecek, yerinden edilenlerin şehir ve köylerine dönüşünü kolaylaştıracak ve yaşamları için uygun koşulların sağlanmasını temin edecek.

sdfrgt
Suriye Savunma Bakanı Murhaf Ebu Kasra geçtiğimiz ocak ayında silahlı grupların liderleriyle bir araya geldi. (SANA)

El-İdlibi, ‘üzerinde anlaşmaya varılan maddelerin etkili bir şekilde uygulanmasını sağlamak üzere planlar ve uygulama mekanizmaları geliştirmek’ üzere tüm taraflardan ortak komiteler oluşturulduğunu bildirdi. Suriye hükümetiyle diyalog için uygun bir zemin yaratma çabalarının sürdüğüne dikkat çeken el-İdlibi, ‘ciddi ve anlamlı bir diyaloğun en yüksek ulusal çıkarı sağlayacak çözümlere ulaşmanın en iyi yolu olduğunu’ vurguladı.

Üçlü toplantı, Suriye Savunma Bakanlığı'nın, devrik Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed rejimine sadık eski ordunun lağvedilmesinin ardından kurulacak yeni orduya tüm silahlı grupları entegre etme çabalarını başlatmasının ardından geldi.

xzcvdfg
Suriye Demokratik Konseyi (SDK) Başkanı Leyla Kahraman (Şarku'l Avsat)

SDK Başkanı Leyla Kahraman Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, “Eski rejimin yıkılmasının ardından hassas bir geçiş aşamasıyla karşı karşıya olduğumuz ve herkesin bölünmüş olduğu bu dönemde, tüm Suriyeliler için tek bir Suriye'ye ulaşmak amacıyla bir araya gelmeli ve diyalog kurmalıyız” diyerek ülkenin geleceğine ilişkin önemli kararlar almak için bir fırsat yakaladıklarını söyledi. Ulusal birliğin güçlendirilmesi ve Suriye diyalog kanallarının istisnasız herkes arasında açılması ve devam ettirilmesi çağrısında bulunan Kahraman, “Kapsayıcı Suriye kimliğinin yeni bir tanımı yapılmalı ve ülkenin gelecekteki yönetim şekline odaklanılmalıdır” dedi.

SDG'ye yakın North Press sitesi de DEAŞ'a karşı Uluslararası Koalisyon’un SDG ile yeni Suriye yönetimi arasındaki diyaloğu desteklediğini açıkladığını ve bu kararın bölgede istikrar ve gerilimin azaltılmasına katkıda bulunduğunu bildirdi.

dfvbgrtyh
Suriye Ulusal Diyalog Konferansı Hazırlık Komitesi Sözcüsü Hasan ed-Dığeym ile Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) temsilcileri arasında yapılan istişare toplantısından (X)

Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Dış İlişkiler Komitesi'nden üst düzey bir heyet pazar günü Suriye'nin başkenti Şam'da Suriye Ulusal Diyalog Konferansı Hazırlık Komitesi Sözcüsü Hasan ed-Dığeym ile bir görüşme gerçekleştirdi. İki taraf, tüm bileşenlerin adil bir şekilde temsil edilmesini sağlamak amacıyla ENKS'nin geçiş dönemi siyasi sürecinin tüm aşamalarına dâhil edilmesi gereğini ele aldı. Ed-Dığeym görüşmenin ardından basına yaptığı açıklamada, Ulusal Diyalog Konferansı’nın kapsayıcı ve tüm taraflara açık olması gerektiğini vurgulayarak, “Kürtlerin fedakarlıklarına saygı duyuyoruz… Onlar bizim anavatandaki ortaklarımız ve siyasi süreçte etkin bir role sahip olmalılar” ifadelerini kullandı.

SDG lideri Mazlum Abdi pazartesi günü North Press'e verdiği özel röportajda, Ahmed eş-Şera'yı cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesinden dolayı kutladı ve kendisini Washington liderliğindeki Uluslararası Koalisyon tarafından desteklenen güçlerinin kontrolü altındaki bölgeleri ziyaret etmeye davet etti. Abdi, istikrar ve ulusal birliğin sağlanmasına yönelik her türlü çabayı desteklediğini ve yeni yönetimle ‘ulusal çıkarı sağlayacak çözümlere ulaşmak için’ ortak çaba sarf ettiklerini belirterek, ‘Şam'daki Suriye hükümetiyle müzakereler için uygun bir zemin hazırlama çabalarının devam ettiğini’ kaydetti.

defrgthy
Ahmed eş-Şera, Suriye devriminin zaferini ilan etmek için düzenlenen konferansta yaptığı konuşma sırasında, 29 Ocak. (AFP)

Abdi, SDG saflarındaki yabancı savaşçıların çıkarılması, SDG'nin elindeki DEAŞ tutuklularının dosyasının Şam hükümetine teslim edilmesi ve hükümet kurumlarının güçlerinin kontrolü altındaki bölgelere geri dönmesi talepleri hakkında eş-Şera'yla konuşmaya istekliydi. “SDG, bölgeyi korumanın ve terörle mücadelenin, ülkenin güvenlik ve istikrarını sağlamak için tüm taraflar arasında üst düzey koordinasyon gerektiren ulusal bir sorumluluk olduğuna inanarak bu alanda iş birliğine açıktır” diyen Abdi, önerilenlerin uygulanmasına yönelik net bir eylem planını görüşmek üzere önümüzdeki günlerde Şam'a ikinci bir ziyaret gerçekleştireceklerini duyurdu.



Gazze Savaş Mezarlığı'nda tahribat iddiası: 184 Türk askerinin kabirleri de bölgede

Toplamda 3 bin 691 askerin mezarının yer aldığı kabristanda yaklaşık 800 savaşçının mezar taşında kimlik bilgileri yazmıyor (CWGC)
Toplamda 3 bin 691 askerin mezarının yer aldığı kabristanda yaklaşık 800 savaşçının mezar taşında kimlik bilgileri yazmıyor (CWGC)
TT

Gazze Savaş Mezarlığı'nda tahribat iddiası: 184 Türk askerinin kabirleri de bölgede

Toplamda 3 bin 691 askerin mezarının yer aldığı kabristanda yaklaşık 800 savaşçının mezar taşında kimlik bilgileri yazmıyor (CWGC)
Toplamda 3 bin 691 askerin mezarının yer aldığı kabristanda yaklaşık 800 savaşçının mezar taşında kimlik bilgileri yazmıyor (CWGC)

İsrail ordusu, Gazze'de I. ve II. Dünya Savaşı'nda hayatını kaybedenlerin cenazelerinin yer aldığı mezarlığın bir kısmını yıkmış.

Guardian'ın derlediği uydu görüntüleri ve tanık ifadelerine göre İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Tuffah bölgesindeki savaş mezarlığında sistematik yıkım gerçekleştirmiş. 

Mezar taşlarının sıralar halinde kaldırıldığı, toprağın üst katmanlarının iş makineleriyle kazıldığı aktarılıyor. IDF'nin mezarlıkta ağır iş makineleri kullandığına dair işaretler bulunduğu da belirtiliyor. 

Ağustos ve aralıkta çekilen uydu görüntüleri, özellikle mezarlığın güneyde kalan kısmının tahrip edildiğini ortaya koyuyor. 

Mezarlığın eski bekçisi Essam Carada, evinin yakında olduğunu belirterek şunları söylüyor: 

Mezarlıkta iki kez buldozerlerle operasyon yaptılar. İlki, mezarlığın etrafındaki 12 metrelik bir alanda yapıldı. Bu alan tamamen zeytin ağaçlarıyla doluydu. Daha sonra da özellikle Avustralyalı askerlerin mezarlarının bulunduğu kısımda yaklaşık 1 dönümlük alan buldozerlerle dümdüz edildi.

Eski bekçi, buldozerlerin mezarda bariyer olarak kullanılan kum tepeleri oluşturduğunu da söyledi. Bu işlemlerin nisan ve mayısta yapıldığını ifade ediyor. 

IDF'den gazeteye gönderilen açıklamada, sözkonusu dönemde bölgede yoğun çatışmalar yaşandığı, işlemlerin savunma amaçlı yapıldığı öne sürüldü. Ayrıca mezarlık ve çevresinde tüneller tespit edildiği, bunların kaldırıldığı iddia edildi. Tüm operasyonların ordunun üst düzey yetkilileri tarafından onaylandığı bildirildi. 

Gazze savaşının sonlandırılması için ABD öncülüğünde hazırlanan 20 maddelik barış planı 10 Ekim'de devreye girmişti. Plan kapsamında İsrail ordusu "sarı hatta" kadar geri çekilmişti. Haberde, bu hattın mezarlıktan geçtiği ancak son dönemde batıya doğru kaydırıldığı aktarılıyor. 

İngiliz Milletler Topluluğu Savaş Mezarları Komisyonu'yla (CWGC) Hamas'ın ortak denetimindeki Gazze Savaş Mezarlığı'nda, I. ve II. Dünya Savaşı'nda hayatını kaybeden askerlerin cenazeleri yer alıyor. 

3 binden fazla Britanyalı askerin mezarının bulunduğu kabristanda I. Dünya Savaşı'nda yaşamını yitirmiş 184 Türk askerin de naaşı var. 

CWGC, mezarlığın durumuna dair son açıklamayı 11 Aralık'ta yapmıştı. Türk askerlerin yanı sıra Gelibolu ve Ortadoğu'daki cephelerde savaşan Britanya Ordusu'nun 54. (Doğu Angliyen) Piyade Tümeni'nden savaşçıların ve Hindistanlı askerlerin naaşlarının bulunduğu bölgelerin de Gazze savaşındaki çatışmalar nedeniyle hasar gördüğü bildirilmişti.

Independent Türkçe, Guardian, Arab News


Seyfülislam Kaddafi... ‘Potansiyel varisten’ suikast kurbanına

Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
TT

Seyfülislam Kaddafi... ‘Potansiyel varisten’ suikast kurbanına

Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)

Geçtiğimiz salı akşamı, Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünün açıklanmasıyla birlikte, uzun soluklu bir siyasi sürecin de sonuna gelindi. Yıllar boyunca uluslararası alanda ‘rejimin kabul edilebilir yüzü’ ve babasının iktidarının muhtemel varisi olarak görülen Seyfülislam Kaddafi, 2011 sonrası dönemde ise uluslararası düzeyde aranan bir sanığa dönüştü. Daha sonra başkanlığa aday olarak ortaya çıkan Kaddafi, gölgelerden çıkarak yeniden Libya’daki siyasi kutuplaşmanın merkezine yerleşti.

Peki Seyfülislam Kaddafi kimdi ve siyasi kariyeri boyunca hangi rolleri üstlendi?

‘Geçiş projesi’ olmaya çalışan rejimin oğlu

Seyfülislam Kaddafi, 25 Haziran 1972’de doğdu ve babasının onlarca yıl yönettiği Libya’da büyüdü. 1990’lı yıllarda Trablus’ta mimarlık eğitimi alan Kaddafi, daha sonra Batı ağırlıklı bir eğitim yolunu izleyerek Avusturya’da işletme eğitimi gördü. Akademik kariyerini ise 2008 yılında Londra Ekonomi Okulu’ndan (LSE) aldığı doktora derecesiyle tamamladı. Bu eğitim süreci, ona aynı anda hem ‘teknokrat’ hem de ‘elit’ bir imaj kazandırdı.

dferg
Libya lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam, 23 Ağustos 2011 tarihinde başkent Trablus'ta destekçilerini selamlıyor. (Reuters)

Ancak eğitim, siyasetten bağımsız bir unsur olmadı. Çeşitli anlatımlara göre Seyfülislam Kaddafi, bu süreçte Batılı çevreler ve etkili isimlerle geniş bir ilişki ağı kurdu; babasının rejimine temkinli yaklaşan başkentlerle Libya arasında bir köprü olarak kendini konumlandırmasında bu bağlantılar belirleyici rol oynadı.

‘Uluslararası bir figür’ olarak yükselişi ve uzlaşma dosyaları

2000’li yılların başından itibaren, herhangi bir resmî ve sürekli devlet görevi üstlenmemesine rağmen, Seyfülislam Kaddafi’nin adı hassas dosyalarda öne çıkmaya başladı. Dış uzlaşma süreçlerinde ve arabuluculuk girişimlerinde rol oynadı; adı, tartışmalı dönüm noktalarıyla birlikte anıldı. Bunlar arasında Lockerbie davası kapsamında yürütülen tazminat düzenlemeleri ile Batı’yla kademeli normalleşme sürecine ilişkin dosyalar yer aldı. Bu dönemde Seyfülislam, ekonomik ve siyasi modernleşmeden söz eden bir ‘reformcu’ figür olarak lanse edilirken, babasının kurduğu yönetim yapısıyla açık bir kopuş ilan etmedi.

Söz konusu yıllarda, uluslararası alandaki varlığını yönetmek üzere etrafında idari, mali ve medya alanlarında çalışan bir ekip oluşturuldu. Lüks bir yaşam tarzı ve geniş ilişki ağlarına işaret eden göstergeler dikkat çekti. Batılı bir gazetecilik anlatısı, Londra’daki ikameti süresince yürütülen yazışmalar, düzenlemeler ve halkla ilişkiler faaliyetlerini, 2011’de Muammer Kaddafi yönetimine karşı patlak veren ayaklanma öncesindeki ‘perde arkasına’ açılan nadir bir pencere olarak tanımladı.

Londra'da: Bağlantılar ve aracılar

İngiltere’de bulunduğu dönemde, özel hayat ile kamusal alan arasındaki sınırlar giderek iç içe geçti. Prestijli bir üniversitede eğitim, iş dünyasından çevrelerle ve siyasi figürlerle kurulan ilişkiler ile güvenlik ve gayriresmi temsil gereklilikleri çerçevesinde çeşitli kurum ve yapılarla temaslar bu sürecin parçaları oldu.

fevf
Libya'nın eski lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam Kaddafi, 25 Mayıs 2014 tarihinde Zintan şehrindeki bir hapishane içinden duruşmaya katılıyor. (Reuters)

Buna paralel olarak, belirli dosyalar etrafında halkla ilişkiler faaliyetleri yoğunlaştı. Bunların başında, İngiltere’de ve uluslararası alanda uzun süre tartışma konusu olan Lockerbie hükümlüsü Abdülbasit el-Megrahi’nin serbest bırakılmasına yönelik girişimler geldi. Batılı raporlara göre bu süreç, medya ve siyasi baskı faaliyetleriyle birlikte yürütüldü.

2011... Devrimle yüzleşme

Şubat 2011’de Libya’da başlayan protestolar ve ardından patlak veren savaşla birlikte, Seyfülislam Kaddafi’nin söylemi de değişti. ‘Reform’ vurgulu çizgiden açık bir meydan okuma diline geçen Kaddafi, rejimi savunan ve muhaliflerini tehdit eden açıklamalarla kamuoyunun karşısına çıktı. Bu tablo, birçok gözlemciye göre, onu sistem içinde ‘yumuşak bir alternatif’ olarak konumlandıran imajın sona erdiği kırılma noktası oldu. Bu gelişmelerin ortasında, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) 27 Haziran 2011’de Seyfülislam Kaddafi hakkında insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama kararı çıkardı.

sdf8o98
Seyfülislam Kaddafi, 19 Kasım 2011'de Libya'nın Zintan kentinde bir uçakta otururken (Reuters)

Trablus’un düşmesi ve Muammer Kaddafi’nin öldürülmesinin ardından, Kasım 2011’de Seyfülislam Kaddafi’nin yakalandığı açıklandı. Böylece, uzun süreli tutukluluk ve kamuoyundan uzak bir dönemle tanımlanan yeni bir sürece girildi.

Trablus’taki bir mahkeme, 2015 yılında, Seyfülislam Kaddafi’yi gıyabında kurşuna dizilerek idam cezasına çarptırdı. Yaklaşık 30 Kaddafi dönemi yetkilisiyle birlikte yargılandığı davada, babasının iktidarına karşı ayaklanma sırasında göstericilerin öldürülmesi de dahil olmak üzere savaş suçlarından hüküm giydi. Ancak söz konusu karar daha sonra iptal edildi.

Kayboluş ve ardından 'siyasi geri dönüş'

Seyfülislam Kaddafi’nin 2017 yılında bir af yasası kapsamında serbest bırakıldığı duyuruldu. Bu tarihten sonra kamuoyundaki görünürlüğü sınırlı kalan Kaddafi, 2021’de başkanlık seçimleri için adaylık başvurusunda bulunarak yeniden gündeme geldi. Gür sakalı ve geleneksel kıyafetleriyle verdiği görüntü, eski rejim yanlılarının toplumsal tabanının bir kesimiyle uzlaşma mesajı olarak yorumlanırken, yıllar süren bölünmenin ardından merkezi devlet fikrini yeniden canlandırma çabasına da işaret etti.

Ancak bu geri dönüş, hukuki ve siyasi engellere takıldı. Libya içindeki önceki yargılamalar ve verilen hükümler ile UCM’nin tutuklama kararının yürürlükte olması, Seyfülislam Kaddafi’nin adaylığını tartışmalı bir mesele haline getirdi.

Öldürülmesi

3 Şubat 2026’da Libya’nın resmi haber ajansı, Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünü duyurdu. Seyfülislam’ın siyasi ekibinin başkanı Abdullah Osman, Libya el-Ahrar televizyon kanalına yaptığı açıklamada, 53 yaşındaki Seyfülislam Kaddafi’nin evinde dört kişilik bir grup tarafından öldürüldüğünü söyledi. Osman, “Dört silahlı kişi Seyfülislam’ın ikametgâhına girdi, güvenlik kameralarını devre dışı bıraktıktan sonra kendisini öldürdü” ifadesini kullandı.


Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyor

Alman askerleri (DPA)
Alman askerleri (DPA)
TT

Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyor

Alman askerleri (DPA)
Alman askerleri (DPA)

Alman Silahlı Kuvvetleri, Ortadoğu'daki gerginliğin tırmanmasıyla birlikte "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'ta konuşlandırılan asker sayısını azaltacağını duyurdu.

Alman ordusunun operasyon komuta merkezi, artan bölgesel gerginlikleri gerekçe göstererek dün, görev için varlığı gerekli olmayan personelin geçici olarak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil'den çekileceğiniaçıkladı.

Askeri bir sözcü, yeniden konuşlandırılacak asker sayısını veya bölgede kalacak gücün büyüklüğünü belirtmekten kaçındı.

Şarku’l Avsat’ın Alman Der Spiegel dergisinden aktardığına göre bu adım, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında potansiyel bir askeri gerilimin artması riskine yanıt olarak atıldı.

Dergi, Washington ve Tahran arasındaki devam eden ve artan gerilimler nedeniyle bu adımın gerekli olduğunu belirten bir parlamento brifingine atıfta bulunarak, Almanya'nın Kuzey Irak'taki askeri varlığını önemli ölçüde azaltmayı planladığını bildirdi.

Ortak Operasyonlar Komutanlığı ise bu adımı ihtiyati bir önlem olarak nitelendirerek, kalan personelle temel görevlerini yerine getirmeye devam edeceğini vurguladı.

Kararın, sahadaki çok uluslu ortaklarla yakın bir koordinasyon içinde alındığını belirten yetkili, Alman askerlerinin güvenliğinin en büyük öncelik olduğunu vurguladı.

Almanya, DEAŞ'ın yeniden ortaya çıkmasını önlemek amacıyla Irak güçlerine eğitim de dahil olmak üzere Irak'ı desteklemek için uluslararası bir misyona katılıyor.

Misyon Erbil'e odaklanmış durumda, ancak Der Spiegel'in haberine göre son zamanlarda yaklaşık 300 Alman askeri ülke genelinde, çoğunlukla Ürdün'de konuşlandırıldı.