Hüseyin eş-Şeyh, Filistin Yönetimi’ndeki en yüksek makama içeriden gelen ilk Filistinli oldu

Hüseyin eş-Şeyh Ramallah'taki FKÖ Merkez Konseyi toplantısında (AFP)
Hüseyin eş-Şeyh Ramallah'taki FKÖ Merkez Konseyi toplantısında (AFP)
TT

Hüseyin eş-Şeyh, Filistin Yönetimi’ndeki en yüksek makama içeriden gelen ilk Filistinli oldu

Hüseyin eş-Şeyh Ramallah'taki FKÖ Merkez Konseyi toplantısında (AFP)
Hüseyin eş-Şeyh Ramallah'taki FKÖ Merkez Konseyi toplantısında (AFP)

Hüseyin eş-Şeyh, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın yardımcısı olarak atanmasıyla birlikte, Filistin Yönetimi'nin en üst makamına içeriden gelen ilk Filistinli oldu. Şeyh, Fetih Hareketi’nin (El Fetih) kurucu babaları ve eski muhafızlarının elinde geçen 30 yılı aşkın sürenin ardından yeni bir dönemi başlatarak Devlet Başkanı olmaya bir adım daha yaklaştı.

Hüseyin eş-Şeyh, başlıca yönetim kurumları tarafından verilen bir yetkiyle Abbas'ın yardımcısı olarak seçilirken Fetih hareketi ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ, Fetih Hareketi Merkez Konseyi, FKÖ Merkez Konseyi toplantısından önce başkana yardımcısını seçme yetkisi vermesinin ardından başkan yardımcılığı pozisyonunu oluşturdu. Şeyh de FKÖ yönetiminin onayıyla bu pozisyona seçildi. Bu durum Şeyh'i yaklaşan olası devlet başkanlığı seçimlerinde Fetih Hareketi’nin güçlü bir adayı ya da Abbas'ın ölümü ya da yönetemez hale gelmesinden sonra herhangi bir nedenle seçimlerin yapılamaması durumunda fiili devlet başkanı haline getiriyor.

Hüseyin eş-Şeyh'in bu göreve gelmesi, daha eski, daha görünür ve popüler liderleri atladığı düşünüldüğünde şaşırtıcı olsa da son birkaç yılda Filistin Yönetimi, Fetih Hareketi ve FKÖ olmak üzere en önemli üç kurum içinde siyasi ve güvenlik alanlarında mutfağın baş aşçısı olana kadar hızla yükseldiği düşünüldüğünde pek şaşırtıcı değil.

Hüseyin eş-Şeyh kimdir?

Hüseyin Şehade Muhammed eş-Şeyh, 14 Aralık 1960 tarihinde Ramallah'ın Ramle bölgesindeki Deyr Tarif köyünden Filistinli bir mülteci ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Küçük yaşta Fetih Hareketi’ne katılan Şeyh, 1978 yılında hareketle ilişkisi ve faaliyetleri nedeniyle İsrail tarafından tutuklandı ve 11 yıl hapis yattı. 1989 yılında ilk Filistin İntifadası'nın başlamasıyla serbest bırakıldı.

İntifada sırasında aktif rol aldı ve Birleşik Ulusal Liderlik ve Fetih Hareketi Yüksek Komutanlığı'nın bir üyesi oldu. Filistin Yönetimi'nin kurulmasıyla birlikte güvenlik güçlerine katıldı ve Önleyici Güvenlik Servisi'nde albay olarak görev yaptı.

Ardından 2000 yılındaki ikinci intifada sırasında Fetih Hareketi’nin bazı nüfuzlu liderleriyle ve daha sonra El Fetih’le bir dereceye kadar anlaşmazlıklar yaşadı, ancak hareketin liderlerinden biri olarak kalmaya devam etti.

2007 yılında Sivil İşler Genel Otoritesi'nin başkanlığını ve Filistin Yönetimi ile İsrail arasında resmi iletişim kanalı olan Yüksek Sivil Koordinasyon Komitesi'nin (CAC) başkanlığını üstlendi.

Şeyh hapishanede İbranice öğrendi. İyi derece İbranice yazabiliyor, okuyabiliyor ve konuşabiliyor. El Fetih'in 2009 yılında Beytüllahim'de düzenlenen altıncı genel konferansında Merkez Komite üyeliğine seçildi, ardından 2016 yılında yeniden seçildi.

Şeyh, 2017 yılında El Fetih'in Filistin Uzlaşı Heyeti Üyesi oldu. Fetih Hareketi Merkez Komitesi, 7 Şubat 2022 tarihinde Merkez Konsey'in 31. oturumunda onu, bundan iki yıl önce koronavirüs nedeniyle hayatını kaybeden Saib Ureykat'ın yerine FKÖ Yürütme Kurulu üyesi olarak seçti.

Şeyh’in daha sonra örgütün Yürütme Komitesi sekreterliğine ve Müzakere Departmanı başkanlığına seçilmesi, onu şu anki pozisyonuna daha da yaklaştırdı.

Son iki yıldır Abbas'ın en yakın sırdaşı haline gelen Şeyh, Filistin Yönetimi ile ilgili tüm önemli konularda İsrailliler, Amerikalılar ve Araplarla birçok diyaloğa öncülük etti. Şubat ayında Sivil İşler Genel Müdürlüğü görevinden ayrılan Şeyh, Ramallah'taki Şebab el-Bireh Spor Kulübü'nün başkanlığı da dahil olmak üzere diğer görevlerini sürdürdü.

Abbas, bir hafta önce Şeyh’iFilistin Büyükelçilikleri Komitesi'nin başına atadı.

Hüseyin eş-Şeyh, Yurtdışında ve İsrail'de, uzlaşmaya varabilen bir pragmatist olarak görülüyor.

İsrail basınına göre Şeyh, İsrailli yetkililerle yakın ilişkilere sahip.

Abbas'ın diyalog, diplomasi ve halk direnişi yoluyla İsraillilerle bir barış anlaşmasına varılmasına dayanan yaklaşımını benimseyen Şeyh, Filistin Yönetimi'nin reform ve değişim ihtiyacını kabul etmekle birlikte bunu heba edilmemesi gereken ulusal bir kazanım olarak görüyor.

Gazze Şeridi’nde devam eden savaşın başlamasından önce Foreign Policy dergisine konuşan Şeyh, Filistin Yönetimi'nin halka siyasi bir ufuk sunamadığını belirterek “Filistin Yönetimi halkın işgalden kaynaklanan mali ve ekonomik sorunlarını çözemiyor. Fakat Filistin Yönetimi'nin alternatifi kaos ve şiddetten başkası değil!” ifadelerini kullandı.



Dünyanın "en büyük açlık krizi" Sudan'da yaşanıyor

Dünya Gıda Programı'ndan gıda yardımlarını almak için bekleyen Çad'daki Sudanlı mülteciler, (Reuters)
Dünya Gıda Programı'ndan gıda yardımlarını almak için bekleyen Çad'daki Sudanlı mülteciler, (Reuters)
TT

Dünyanın "en büyük açlık krizi" Sudan'da yaşanıyor

Dünya Gıda Programı'ndan gıda yardımlarını almak için bekleyen Çad'daki Sudanlı mülteciler, (Reuters)
Dünya Gıda Programı'ndan gıda yardımlarını almak için bekleyen Çad'daki Sudanlı mülteciler, (Reuters)

Dünya Gıda Programı'na (WFP) göre Sudan, yaklaşık 45 milyonluk nüfusunun 19 milyondan fazlasını etkileyen, dünyanın en büyük insani açlık kriziyle karşı karşıya. Program, savaşın başlamasından bu yana geçici başkent Port Sudan'dan faaliyet gösterdikten sonra Hartum'daki ülke ofisinin yeniden açıldığını duyurdu.

WFP genel müdür yardımcısı Carl Skau, dün Hartum'da programın yeni ülke direktörü Abdullah Al-Wardat ve Sudan Başbakanı Kamil Idris ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, başkentteki koşulların altı ay önceki ziyaretinden bu yana "açıkça değiştiğini" söyledi. Skau, "Şehirde daha fazla hareketlilik var, havaalanı çalışıyor ve insanlar yavaş yavaş evlerine dönüp hayatlarını yeniden kurmaya başlıyorlar" ifadelerini kullandı.

Ülkenin geniş bölgelerinde çatışmaların hız kesmeden devam ettiğini ve bunun da yaklaşık 19 milyon insan için ciddi gıda güvensizliğine yol açtığını belirten yetkili, durumu "dünyanın en büyük insani açlık krizi"nin devamı olarak nitelendirdi.


Devrim Muhafızları Bağdat'ta "cephe" oluşturuyor

Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
TT

Devrim Muhafızları Bağdat'ta "cephe" oluşturuyor

Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)
Bağdat'taki ABD büyükelçiliği yakınlarında bir Irak zırhlı aracı (AFP)

Kaynaklar, İran Devrim Muhafızları'ndaki subayların Irak'taki silahlı grupların operasyonlarını yönetmeye devam ettiğini ve saldırıları durdurma yönündeki siyasi talepleri reddettiğini, müzakerelerin başarısız olma ihtimaline karşı Washington üzerinde baskı kurmak amacıyla "gölge askeri gözetmen" gibi hareket ettiklerini ortaya koydu.

“Koordinasyon Çerçevesi” ve Irak hükümetinden iki kaynak Şarku’l Avsat’a, dört Şii partinin liderlerinin son haftalarda Irak içindeki İranlı yetkililerle görüşmeler yaptığını ve saldırıların durdurulması gerektiğine ikna etmeye çalıştıklarını, ancak İranlılardan yanıt alamadıklarını söyledi.

Kaynaklar, Bağdat'ta önemli nüfuza sahip bir Kudüs Gücü subayının "koordinasyon çerçevesi içindeki müttefiklerden gelen çağrılara yanıt vermediğini, iletişimini silahlı grupların operasyon yetkilileriyle sınırladığını" söyledi. Kaynaklar, özel bir güvenlik toplantısında konuşan üst düzey bir Iraklı yetkilinin, "Bu adamı (Devrim Muhafızları subayını) nasıl durduramıyoruz?" diyerek, "Neden onu tutuklayamıyoruz?" diye sorguladığını belirtti.


Milis güçleri Bağdat'ta Amerikalı diplomatlara yönelik İHA’lı pusu kurdu

Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)
Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)
TT

Milis güçleri Bağdat'ta Amerikalı diplomatlara yönelik İHA’lı pusu kurdu

Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)
Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği "Yeşil Bölge" (DPA)

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, Washington ile Tahran arasında imzalanan geçici ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak Bağdat'ta diplomatların maruz kaldığı “pusunun” niteliğini açıkladı.

ABD'li yetkili, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, “8 Nisan 2026'da Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği çalışanları, kendi ifadesine göre Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarında bir Irak milis grubu tarafından gerçekleştirilen çok sayıda insansız hava aracı (İHA) saldırısına maruz kaldı” dedi.

ABD ile İran arasında iki haftalık geçici ateşkes anlaşması, 8 Nisan sabahı erken saatlerde Pakistan'ın arabuluculuğunda ilan edildi ve derhal yürürlüğe girdi. Bu adım, bölgesel gerginliği yatıştırmak ve müzakereler için bir fırsat penceresi açmak amacıyla atılmış, ancak kırılgan bir adım olarak değerlendirildi.

Irak'ın başkenti Bağdat'ın batısında bulunan hedef bölgenin, lojistik destek üssü “Victory” veya diplomatik ve askeri konvoyların kullandığı ve Irak güvenlik güçlerinin kontrolü altındaki yollar olduğu belirtiliyor.

ABD'li yetkili, “Tüm diplomatik personel iyi durumda ve sağlık durumları teyit edildi” dedi; ancak, Bağdat'ın merkezindeki “Yeşil Bölge”de elçilik binasından nispeten uzak olan ve İHA saldırısına uğrayan bölgede yürüttükleri görevin niteliği hakkında bilgi vermedi.

8 Nisan günü eşzamanlı olaylar yaşandı; yerel kaynaklar, havaalanı içindeki ABD diplomatik destek merkezine iki füze düştüğünü ve bunun bir yangına yol açtığını bildirdi. Ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Bağdat yakınlarında İran ile ittifak halindeki “Irak Hizbullah Tugayları” tarafından kaçırılan ABD'li gazeteci Shelly Kittleson'un serbest bırakıldığını duyurdu.

ABD yetkilileri, kaçıranlardan nasıl teslim alındığını açıklamadı; ayrıca, 2025 yılının Eylül ayında İsrailli araştırmacı Elizabeth Tsurkov'un kurtarılması sırasında olduğu gibi, ülke dışına nakledilip nakledilmediğine dair de bir açıklama yapmadı.

ABD'li yetkili, ABD'nin Irak hükümetine “şiddetle kınama” mesajı ilettiğini ve saldırılardan sorumlu kişilerin hesap vermesi için kapsamlı bir soruşturma yürütülmesini istediğini vurguladı. Irak hükümetinden konuyla ilgiili herhangi bir açıklama gelmedi.

 Irak Hizbullah Tugayları Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)Irak Hizbullah Tugayları Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)

Askeri denetçiler

Iraklı kaynaklar dün, Irak’taki silahlı grupların operasyonlarını denetleyen İran “Devrim Muhafızları” subaylarının, Şii siyasetçilerin ülke içindeki saldırıları durdurmaya ikna etme girişimlerini reddettiklerini ortaya çıkardı.

Kaynaklar,Şarku’l Avsat'a, bu subayların ABD-İran savaşının patlak vermesinden beri Bağdat'ta “gölge askeri denetçi” olarak hareket ettiklerini; bunun amacının Washington üzerinde “baskı cephesi” oluşturmak ve ABD ile müzakerelerin başarısızlık senaryosuna hazırlıklı olmak olduğunu vurguladı.

Bu gelişmeler daha geniş çaplı bir gerginliğin parçası olarak ortaya çıkıyor; zira ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce, Irak topraklarından hareket eden İran yanlısı milis gruplarının ABD’nin çıkarlarına ve diplomatlarına yönelik gerçekleştirdiği terör saldırılarını kınamıştı.

Bakanlığın önceki bir açıklamasında bu saldırıların, ABD vatandaşlarını, diplomatik tesisleri ve ticari çıkarları hedefleyen “son haftalarda gerçekleşen yüzlerce saldırı”nın yanı sıra, komşu ülkeleri, kurumları ve Iraklı sivilleri, özellikle de Kürdistan Bölgesi'ni hedef alan saldırıların ardından geldiği belirtilmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı ayrıca, Irak hükümetiyle bağlantılı bazı çevreleri bu milis gruplarına “siyasi, mali ve operasyonel destek” sağlamakla suçlayarak, bunun Washington ile Bağdat arasındaki ilişkilere olumsuz yansıyacağı uyarısında bulundu.

Washington, çıkarlarını hedef alan herhangi bir saldırıya “tolerans göstermeyeceğini” vurgulayarak, Irak hükümetinden ülke içindeki İran bağlantılı silahlı grupları dağıtmak için acil önlemler almasını talep etti.