Husi unsurlarının ve liderlerinin Yemen dışında yargılanması yönünde uluslararası bir eğilim olduğuna dair işaretler

El-İryani Şarku’l Avsat’a konuştu: Dünya artık onların yıkıcı projelerinin parçası olanlara müsamaha göstermeyecek

Üst düzey Husi liderleri kendilerini hedef alınmaktan korumak için sıkı önlemler almak zorunda kaldı. (AP)
Üst düzey Husi liderleri kendilerini hedef alınmaktan korumak için sıkı önlemler almak zorunda kaldı. (AP)
TT

Husi unsurlarının ve liderlerinin Yemen dışında yargılanması yönünde uluslararası bir eğilim olduğuna dair işaretler

Üst düzey Husi liderleri kendilerini hedef alınmaktan korumak için sıkı önlemler almak zorunda kaldı. (AP)
Üst düzey Husi liderleri kendilerini hedef alınmaktan korumak için sıkı önlemler almak zorunda kaldı. (AP)

Yemenli yetkililer, Alman makamlarının bir Husi unsurunu yabancı bir terör örgütünün üyesi olarak gözaltına almasının, uluslararası toplumun Husilere yönelik anlayışında niteliksel bir değişimi temsil ettiğine inanıyor.

ABD, Husileri ‘yabancı terör örgütü’ olarak tanımlıyor ve birçok ülke Husi liderlerine ve kurumlarına karşı katı yaptırımlar uyguluyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan üst düzey bir Yemenli yetkiliye göre Almanya'nın bu adımı önemli; çünkü bir Avrupa yargı organı tarafından verildi ve bu da önümüzdeki dönemde bir dizi Avrupa ülkesinde yeni bir yasal yol için kapıyı açık bırakıyor.

Almanya Federal Savcılığı, geçtiğimiz perşembe günü Bavyera eyaletinin Dachau kentinde bir Yemen vatandaşının Husi terör örgütüne mensup olduğu şüphesiyle gözaltına alındığını duyurdu.

Savcılığa göre, gözaltına alınan kişinin Alman Ceza Kanunu'nun iki maddesi ve Çocuk Adalet Yasası'nın 105 ve devamı maddeleri uyarınca, çocukken yabancı bir terör örgütüne üye olduğundan kuvvetle şüpheleniliyor.

Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani, Almanya'nın bu adımını ‘uluslararası toplumun Husi milisleriyle ilişkilerinde önemli bir niteliksel değişim’ olarak değerlendirdi. El-İryani, “Bu, dünyanın, özünde DEAŞ ve El Kaide gibi diğer uluslar ötesi terör örgütlerinden hiçbir farkı olmayan bu milislerin gerçek doğasının farkına varmaya başladığını gösteriyor” dedi.

yjukı
Yemen Enformasyon, Kültür ve Turizm Bakanı Muammer el-İryani (SABA)

Şarku’l Avsat’a özel açıklamalarda bulunan el-İryani, “Bu eylemi farklı kılan, Avrupalı bir yargı makamından geliyor olması. Almanya Federal Savcılığı, gözaltına alınan kişinin 2022 yılında milislere katıldığını ve askeri eğitim alıp cepheye sürülmeden önce sözde eğitim merkezleri ve yaz kamplarından geçtiğini resmen açıkladı. Bu durum, milislerin ‘kültürel’ olduğunu iddia ettiği bu faaliyetlerin, militan devşirme ve terörist ideolojik çerçevelemeye açılan kapılardan başka bir şey olmadığının açık bir kabulüdür” ifadelerini kullandı.

Husilerin yurtdışında yargılanması

El-İryani, Almanya'nın bu adımının, özellikle ABD ve diğer ülkelerin milisleri terör örgütü olarak tanımlaması ve Birleşik Krallık'ın bazı liderlerine yönelik yaptırımlarıyla birlikte, Husi milislerinin Yemen dışındaki unsurlarının ve liderlerinin yargılanmasına yönelik artan bir uluslararası eğilim olduğunu gösterdiğine inanıyor. El-İryani, “Bu adım önemli bir adli adımdır ve özellikle terörist olarak sınıflandırılan gruplarla sıkı bir şekilde ilgilenen ya da Husilerin deniz seyrüseferi ve uluslararası ticarete yönelik tehditlerinden etkilenen bir dizi Avrupa ülkesinde yeni bir yasal yolun başlangıcı olabilir” dedi.

sdfrgty
Kızıldeniz'de ABD devriyeleri (ABD Afrika Komutanlığı)

İran destekli Husiler, Kasım 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ndeki Filistinlileri destekleme bahanesiyle Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'ndaki gemilere saldırıyor ve İsrail'le bağlantılı gemilerin yanı sıra Amerikan ve İngiliz gemilerinin seyrini engellemeye çalışıyor.

Ancak ABD Başkanı Donald Trump 6 Mayıs'ta Husilerle ABD gemilerine yönelik saldırılarını durdurmayı da içeren bir ateşkes anlaşmasına vardığını duyurduktan sonra örgüt, anlaşmanın İsrail'e yönelik saldırıları durdurmayı içermediğini açıkladı.

El-İryani sözlerini şöyle sürdürdü: “Buradaki önem sadece güvenlik boyutuyla sınırlı değil, aynı zamanda Husilerin yurtdışındaki eleman kazanma araçlarını caydırmak ve eskiden kültürel ya da dini sloganların arkasına saklanan faaliyetlerinin doğasını açığa çıkarmakla da ilgili.”

Husi hareketlerini etkisiz hale getirmek

Yemen Enformasyon Bakanı, Almanya'nın attığı adımın, Husi milislerinin yurtdışındaki hareketlerini sınırlandırmanın ve özellikle Yemen içinde ve dışında çocukları ve gençleri örgüte katmak için dayandığı militan devşirme ve ideolojik çerçeve kaynaklarını kurutmanın başlangıcını temsil ettiğini vurguladı. El-İryani, “Bu aynı zamanda Husilerin kontrolü altında bulunan bölgelerdeki yerel topluluklara, kendilerine eğitim veya kültürel faaliyetler olarak pazarlanan şeyin aslında bir terör örgütüne savaşçı yetiştirmek olduğuna dair açık bir mesajdır” dedi.

sdfrgt
Husilerin yaz kamplarından eğitin gençler (Husi medyası)

Basında yer alan bazı haberlerde, Husilerin onlarca Yemenliyi Rusya-Ukrayna savaşına gönderdiği, onlara binlerce dolar ve çok sayıda başka menfaat vaadinde bulunduğu belirtildi.

Yaz kampları terör yuvasıdır

Aileleri ‘çocuklarını sözde yaz kamplarına kaydettirmenin tehlikeleri konusunda uyaran el-İryani, “Çünkü bu uluslararası olarak belirlenmiş bir terörist örgütün faaliyetlerine doğrudan katılım anlamına geliyor. Onlara, terörizmle ilgili suçlamalarla kovuşturma ve tutuklamalara maruz kalabilecek çocuklarının geleceğini korumalarını söylüyoruz” dedi.

El-İryani, “Daha da önemlisi bu gelişmeler, ister cahilce ister baskı altında olsun, milislerle iş birliği içinde olan herkesi seçeneklerini yeniden düşünmeye zorluyor. Çünkü dünya artık bu yıkıcı projenin parçası olanlara müsamaha göstermeyecek” şeklinde konuştu.

El-İryani'ye göre Husi ideolojisini etkisiz hale getirmek, onun yumuşak araçlarını, özellikle de Avrupa yargısı tarafından aşırılık, radikalizm ve terörizme açılan bir kapı olduğu kanıtlanmış olan sözde yaz kamplarını kuşatmakla başlar.

Avrupa'nın yaklaşımı memnuniyetle karşılandı

Yemenli bir yetkili, ‘Alman yetkililerin yaptıklarının Husi örgütünü ve tehlikesini daha iyi anladıklarını gösterdiğini’ söyledi. İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, “Avrupa'nın bu yaklaşımı memnuniyet vericidir ve Yemen ile bölgede barış ve istikrarı desteklemektedir” dedi.

sdefrt6y
Husilerin başlattığı savaş 10 yılda yaklaşık 350 bin Yemenlinin hayatını kaybetmesine neden oldu. (AFP)

Avrupa Birliği (AB) iki gün önce Husilerin Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki uluslararası gemilere yönelik tehditlerini ve ayrım gözetmeyen saldırılarını şiddetle kınayarak, Husilere karşı daha fazla kısıtlayıcı tedbir almayı düşündüğü uyarısında bulundu.



ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.


Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.