Kürt liderler: Suriye hükümeti ile özerk yönetim arasındaki müzakereler devam ediyor

Özerk Yönetim Heyeti Başkanı: Bölgelerimizin bileşenlerine tek dil ve tek bayrak dayatılmasına izin vermeyeceğiz

Suriye ve Ürdün dışişleri bakanları cumartesi günü Amman'da ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir araya geldi. (Şam'daki ABD Büyükelçiliği’nin X hesabı)
Suriye ve Ürdün dışişleri bakanları cumartesi günü Amman'da ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir araya geldi. (Şam'daki ABD Büyükelçiliği’nin X hesabı)
TT

Kürt liderler: Suriye hükümeti ile özerk yönetim arasındaki müzakereler devam ediyor

Suriye ve Ürdün dışişleri bakanları cumartesi günü Amman'da ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir araya geldi. (Şam'daki ABD Büyükelçiliği’nin X hesabı)
Suriye ve Ürdün dışişleri bakanları cumartesi günü Amman'da ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile bir araya geldi. (Şam'daki ABD Büyükelçiliği’nin X hesabı)

Suriye hükümeti ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi arasındaki müzakerelerin çöktüğünü reddeden Kürt liderler, egemenlik ve ulusal konularda mevcut mutabakatların varlığını vurgulayarak, Esed rejiminin yıkılmasından bu yana ilk kez geçtiğimiz haziran ayı başında ve bu ayın 9'unda gerçekleştirilen doğrudan görüşmelerin ardından farklılıkların ve çözüm bekleyen konuların aşılması için diyalog ve görüşmelerin yoğunlaştırılması çağrısında bulundu.

Bu açıklamalar, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi arasında cumartesi günü Ürdün'ün başkenti Amman'da yapılan görüşmenin ardından geldi. İki taraf entegrasyon sürecini, Suriye'deki mevcut durumu ve sükûnet ve istikrarın yeniden tesis edilmesi için tüm tarafların acil adımlar atması gerektiğini ele aldı. Kürt kaynaklar, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan eş-Şeybani'nin de toplantıya katılacağını öne sürdü.

ABD'nin Şam Büyükelçiliği X hesabından yaptığı açıklamada, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın Mazlum Abdi ile Suriye'deki gelişmeleri ve ülkede sükûnet ve istikrarın yeniden tesis edilmesinin yollarını görüştüğünü duyurdu.

Büyükelçilikten yapılan açıklamaya göre Barrack ve SDG lideri, kimseyi dışlamayan birleşik bir Suriye devletine entegre olmak için atılacak pratik adımları ele aldı ve her iki taraf da ‘birlik zamanının geldiği’ konusunda mutabık kaldı.

xcdvfghyj
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi'nin Suriye hükümetiyle diyalog heyeti başkanı Fevze Yusuf (Şarku’l Avsat)

Şam'da yetkililerle müzakerelerde bulunan Özerk Yönetim heyetinin başkanı Fevze Yusuf Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Uluslararası arabulucular ve Suriye hükümeti bizden taviz vermemizi istiyor. Ancak bölgelerimizdeki bileşenlere tek bir dil, tek bir bayrak ya da tek bir kültür dayatılmasına izin vermeyeceğiz. Biz bileşenler olarak tüm halkların ve mezheplerin haklarını garanti altına alan çoğulcu ve ademi merkeziyetçi bir Suriye inşa etmeye hazırız” ifadelerini kullandı.

Kurulduğu 2014 yılından bu yana özerk yönetimi yöneten en önemli siyasi partilerden biri olan Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) Eş Başkanı, hükümetin vizyonunun özerk yönetimin kurumlarını feshetmek ve siyasi niteliğini iptal etmek üzerine kurulu olduğunu açıkladı. Fevze Yusuf, “Özerk yönetim anlaşmanın uygulanmasının önünde bir engel değil, aksine devleti güçlendirecek ve bütünleştirecek güçlü bir dayanak” dedi.

vfgthy
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi tarafından Haseke şehrinin girişine yapılan tasarım (Şarku’l Avsat)

Fevze Yusuf, ‘entegrasyon süreci’ kavramına odaklanan ikinci bir ihtilaf noktasına işaret ederek şunları söyledi: “Her iki tarafın da entegrasyon konusunda farklı bir anlayışı var. Bu noktada, toplantı ve diyalogla bu hususun ele alınması ve anlaşmanın geri kalan hükümlerinin açıklanması gerekiyor.”

10 Mart anlaşması SDG'nin ve sivil kurumlarının bu yılın sonuna kadar Suriye ordusuna ve devlet birimlerine entegre edilmesini öngörüyor. Anlaşma, Irak ve Türkiye ile tüm sınır kapılarının ve Kamışlı Uluslararası Havaalanı'nın yanı sıra kuzeydoğudaki petrol sahaları ve elektrik santralinin hükümetin kontrolüne geçmesini amaçlıyor, ancak bu yerler halen SDG tarafından yönetiliyor.

Fevze Yusuf, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi bölgesinin bileşenlerinin ‘farklı dilleri, kültürleri ve kimlikleriyle geleceğin Suriye'sine katılacaklarını’ belirtti. “Anayasal haklarımızı alamazsak bize dayatılan hiçbir koşulu kabul etmeyeceğiz” diyen Fevze Yusuf, Suveyda vilayetinde ve ülkenin güneyinde kötüleşen durumdan hükümeti sorumlu tuttu ve bunun nedenini ‘merkeziyetçi zihniyete’ bağladı.

ABD ve Fransa'nın çabalarına rağmen Suriye Cumhurbaşkanı'nın SDG lideri ile yaptığı anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmeyle ilgili olarak Kürt lider, geçiş hükümetinin önceki anlaşmalara uymamasının iki taraf arasında bir anlaşmazlık noktası olduğunu vurguladı. Fevze Yusuf, “10 Mart anlaşması anayasa taslağında yer almayan hükümler içeriyordu ki bu da hükümetin özerk yönetim ve askeri güçleriyle ilgili niyetleri konusunda ciddi şüpheler uyandırıyor” dedi.

Mazlum Abdi bu ayın 14'ünde bir Alman gazetesine verdiği röportajda, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile varılan anlaşmanın uygulanması halinde güçlerinin silah bırakmasına gerek kalmayacağını ifade etti ve mart ayında varılan anlaşmanın tamamına bağlı olduklarını yineledi. Abdi, “Anlaşmanın şartlarının uygulanmasının SDG'yi Suriye ordusunun bir parçası haline getireceğine inanıyoruz. Bu nedenle şimdi ya da gelecekte silahsızlandırılmamıza gerek yok” ifadelerini kullandı.

sdfrgty
Özerk Yönetim Dış İlişkiler Başkanı İlham Ahmed (Şarku’l Avsat)

Özerk Yönetim Dış İlişkiler Başkanı İlham Ahmed ise hükümet ile SDG arasındaki müzakerelerin çöktüğü iddialarını yalanlayarak, ulusal konularda mevcut mutabakatların bulunduğunu, farklılıkların giderilmesi için toplantı ve diyalogların yoğunlaştırılması gerektiğini ifade etti.

Özerk yönetim bölgelerindeki askeri kurumların ve sivil yönetim yapılarının entegrasyonunun müzakerelerin önündeki en zor konulardan biri olduğunu belirten Ahmed şunları söyledi: “Müzakereler çökmedi. Suriyeliler yıllardır birbirleriyle diyalog kurmadıkları için bazı toplantılarda anlaşmazlıklar ve yanlış anlamalar olması normal.”

İlham Ahmed, Suriye güvenli bir ortama kavuşana kadar bu görüşmelerin devam etmesi çağrısında bulundu. Ahmed, 9 Temmuz'da Şam'da yapılan ve hükümet bakanları, yönetim yetkilileri ve SDG liderinin katıldığı toplantıya ilişkin olarak şu ifadeleri kullandı: “Yetkililer olumlu göstergeler ve her iki tarafta da gerçek bir istek gördüklerini söyledi. Toprak bütünlüğü ve devletin birliği gibi genel ulusal konularda görüş birliği var. Bunlar ortak zemin olarak kabul edilebilecek temel noktalar.”

Ahmed, özerk yönetimin devlet çerçevesi dışında alternatif askeri ve idari yapılar oluşturduğu yönündeki suçlamaları şiddetle reddederek, “Yerel yönetişim bağlamında adem-i merkeziyetçilik terimi bir arada yaşama durumunu ifade eder. Başka bir deyişle, bu bir yerel yönetişim biçimidir” dedi.



Faris en-Nur'dan Şarku'l Avsat'a: Savaşa hayır diyenlerle aynı saflardayım

Hamideti'nin eski siyasi danışmanı Faris en-Nur. (Arşiv - Dolaşımdaki fotoğraf)
Hamideti'nin eski siyasi danışmanı Faris en-Nur. (Arşiv - Dolaşımdaki fotoğraf)
TT

Faris en-Nur'dan Şarku'l Avsat'a: Savaşa hayır diyenlerle aynı saflardayım

Hamideti'nin eski siyasi danışmanı Faris en-Nur. (Arşiv - Dolaşımdaki fotoğraf)
Hamideti'nin eski siyasi danışmanı Faris en-Nur. (Arşiv - Dolaşımdaki fotoğraf)

Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) lideri Muhammed Hamdan Daklu'nun (Hamideti) hükümetinden istifa eden üst düzey isim Faris en-Nur, Sudan'ın ülkede devam eden savaşı sona erdirme yolunda hâlâ gerçek bir fırsata sahip olduğunu söyledi. En-Nur, bu değerlendirmesini, insani ateşkes sağlanması, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması ve Sudan krizinin temel nedenlerini ele alacak kapsamlı bir siyasi sürecin başlatılması amacıyla yürütülen uluslararası girişimlerin giderek güçlenmesine dayandırdı.

En-Nur, "Kuruluş" (Ta'sis) İttifakı Başkanlık Konseyi üyeliğinde bulundu. Ayrıca merkezi Nyala kentinde bulunan paralel hükümet tarafından Hartum Valisi olarak atanmıştı. Uzun yıllar Hamideti'nin danışmanlığını yapan En-Nur, 2023 yılında Cidde'de gerçekleştirilen müzakerelerde Hızlı Destek Kuvvetleri heyetinin önde gelen üyeleri arasında yer aldı.

En-Nur, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada uluslararası girişimlere olumlu baktığını ve çatışmaların durdurulmasını, Sudan halkının çektiği acıların sona erdirilmesini hedefleyen tüm çabaları desteklediğini belirtti.

En-Nur "Bugün savaşın durdurulmasını isteyen güçlerle aynı saftayım. Bunun tüm Sudanlı tarafların etrafında birleşmesi gereken en öncelikli ulusal mesele olduğuna inanıyorum." dedi.

En-Nur, Körfez ülkelerinin kriz yönetimindeki deneyiminden yararlanılması ve "köklü Körfez bilgelğinin" örnek alınması çağrısında bulundu. Özellikle Suudi Arabistan'ın son dönemde sergilediği tutumun Körfez ülkelerinin birlik ve dayanışmasını yansıttığını ifade etti.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile yaptığı telefon görüşmesini örnek gösteren En-Nur, görüşmede İran'ın saldırılarının kınanması ve Suudi Arabistan'ın BAE'nin güvenliği ve istikrarını savunmak için tüm imkânlarını seferber etmeye hazır olduğunu vurgulamasının, Körfez ülkeleri arasındaki güçlü bağları ve ortak kader anlayışını ortaya koyduğunu söyledi.

En-Nur, Sudan'ın bugün benzer bir dayanışmaya her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirterek şunları söyledi:

"Sudan olarak böylesi tutumlara ne kadar ihtiyaç duyduğumuz ortada. Bu kardeşlik ruhunun sürmesini ve köklü Körfez bilgelğinin Sudan'da barışın sağlanmasına destek olmasını, farklı taraflar arasındaki görüş ayrılıklarını azaltmasını ve halkımızın acılarını sona erdirecek barışçıl çözümleri desteklemesini temenni ediyoruz. Böylece kalkınma, istikrar ve devletin yeniden inşasının önü açılabilir."

En-Nur, Körfez ülkeleriyle birlikte Sudan krizinin çözümüne katkı sağlayacak yeni bir yaklaşım geliştirmeyi arzuladığını da açıkladı. Barış sürecini kapsamlı bir kalkınma ve yeniden imar programının izlemesi gerektiğini belirten En-Nur, bunu Sudan'ın savaşta yıkılan altyapısını, kurumlarını ve kamu hizmetlerini yeniden ayağa kaldıracak "Körfez destekli bir Marshall Planı"na benzetti.

Bugün benim duruşum: Savaşa hayır

En-Nur, mevcut tutumunun tamamen barıştan yana olduğunu ve savaşın sürmesini reddettiğini vurgulayarak, bunun insani ve ekonomik kriz nedeniyle büyük acılar yaşayan Sudan halkının çoğunluğunun beklentisini yansıttığını ifade etti.

"Bugün benim duruşum çok açık: Savaşa hayır. Bu, güvenlik ve istikrar isteyen bütün Sudanlıların tercihidir." diyen En-Nur, şöyle devam etti:

"Ayrıca hiç kimseyi dışlamayan kapsamlı bir siyasi çözümden yanayım ki gelecekte savaşın nedenleri yeniden ortaya çıkmasın. Biz yalnızca belirtileri tedavi edip hastalığı olduğu gibi bırakmak istemiyoruz. Sudan krizinin gerçek kök nedenlerini ve onunla bağlantılı tüm meseleleri kapsayan bütüncül çözümler istiyoruz."

Sivil yönetimi destekliyoruz

En-Nur, savaşı durdurmak ve kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşmak için samimi şekilde çalışan tüm Sudanlı siyasi ve sivil aktörleri desteklediğini söyledi. Ayrıca mevcut kutuplaşmaları aşabilecek geniş tabanlı bir sivil cephe oluşturulmasını amaçlayan bütün ulusal girişimlerin yanında olduğunu belirtti.

"İster Sumud hareketi, ister Demokratik Blok ya da diğer siyasi ve sivil oluşumlar olsun, tüm sivil güçlerin savaşı durdurmayı ve barışı savunmayı amaçlayan geniş bir cephe oluşturması önemlidir. Sudan'ın bugün ülke çıkarlarını dar siyasi hesapların önünde tutan samimi güçlere ihtiyacı var. Aynı şekilde ülkenin geleceğini planlayacak ve Sudan halkı için daha iyi bir gelecek hazırlayacak sivil bir yönetime de ihtiyaç duyuyor." dedi.

Faris en-Nur daha önce de Şarku'l Avsat aracılığıyla, Hızlı Destek Kuvvetleri ve ona destek veren siyasi ittifak bünyesindeki tüm görevlerinden istifa ettiğini açıklamıştı. Kararını, siyasi tıkanıklığın derinleşmesi, savaşın sürmesi ve bunun milyonlarca Sudanlı üzerinde yarattığı ağır insani sonuçlarla gerekçelendirmişti.

En-Nur, bu adımı Sudan'daki tüm siyasi, sivil ve toplumsal kesimleri kapsayacak geniş kapsamlı bir ulusal diyaloğun önünü açmak amacıyla attığını belirtti. Böylece ülkenin içinde bulunduğu krizi derinleştiren askeri ve siyasi kutuplaşmanın aşılabileceğini ifade etti.

Son olarak, bu girişimin amacının Sudan'da kapsamlı bir ulusal uzlaşının sağlanmasına katkıda bulunmak, mevcut krizi sona erdirmek ve ulusal uzlaşıya, kalıcı barışa, devlet kurumlarının yeniden inşasına ve Sudan halkının güvenlik, istikrar ile kalkınma beklentilerinin karşılanmasına dayalı yeni bir dönemin önünü açmak olduğunu söyledi.


Hamas, uzlaşı görüntüsü vermek ve dış tavsiyelere uymak için yeni liderini seçmek istiyor

İsrail'in perşembe günü Gazze kentine düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden bir kişinin cenaze töreni sırasında iki Filistinli kadın gözyaşları içinde ağıt yakıyor. (AFP)
İsrail'in perşembe günü Gazze kentine düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden bir kişinin cenaze töreni sırasında iki Filistinli kadın gözyaşları içinde ağıt yakıyor. (AFP)
TT

Hamas, uzlaşı görüntüsü vermek ve dış tavsiyelere uymak için yeni liderini seçmek istiyor

İsrail'in perşembe günü Gazze kentine düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden bir kişinin cenaze töreni sırasında iki Filistinli kadın gözyaşları içinde ağıt yakıyor. (AFP)
İsrail'in perşembe günü Gazze kentine düzenlediği hava saldırısında hayatını kaybeden bir kişinin cenaze töreni sırasında iki Filistinli kadın gözyaşları içinde ağıt yakıyor. (AFP)

Gazze'de ateşkes anlaşmasına ilişkin müzakereler ve İsrail'in ateşkesi ihlal ettiği yönündeki iddialar sürerken, Hamas'ın siyasi büro başkanlığı için yeni bir isim seçme konusundaki ısrarı dikkat çekiyor. Özellikle geçen mayıs ayında yapılan ilk seçim turunda, hareketin liderlik konseyi üyesi Halil el-Hayye ile Hamas'ın yurt dışı sorumlusu Halid Meşal arasında kazananın belirlenememesi bu süreci daha da önemli hale getirdi.

Hamas kaynakları, Şarku'l Avsat gazetesine yaptıkları açıklamada, seçim sürecinin hızlandırılmasının arkasında "hareket içinde uzlaşı görüntüsü vermek" ve "Hamas'a yakın dış çevrelerden gelen tavsiyelere yanıt vermek" gibi çeşitli nedenlerin bulunduğunu belirtti.

Yürürlükteki iç tüzüğe göre seçilecek yeni başkanın görev süresi gelecek yılın başına kadar devam edecek. Gerekli görülmesi halinde bu süre uzatılabilecek ve bu sayede hareket içinde kapsamlı seçimler tamamlanıncaya kadar Hamas'ın bir lideri bulunacak.

vfrbgfrb
Hamas liderleri (sağdan sola): Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye (üçü de suikast sonucu öldürüldü), Halid Meşal ve Halil el-Hayye. (Arşiv - Hamas'a bağlı medya)

Yurt dışındaki Hamas yönetiminden üst düzey bir kaynak, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, siyasi büro başkanının seçilmesinin "hareket içinde istikrarın sağlanması açısından gerekli" olduğunu söyledi.

Kaynak, "Aslında hareketin liderlik konseyinin bir sonraki seçimlere kadar yönetimi sürdürmesi planlanıyordu. Ancak çeşitli gelişmeler başkanlık seçiminin öne çekilmesini gerekli kıldı." dedi.

İsminin açıklanmasını istemeyen yetkili, "Bu gelişmeler arasında iç ve dış karar alma süreçlerinin sağlıklı yürütülmesi, hareketi yakından takip eden dış çevrelere ve tabana Hamas'ın kritik bu dönemde hareketi yönetebilecek bir liderliğe sahip olduğunu göstermek de yer alıyor" ifadelerini kullandı.

Yetkili ayrıca, "Harekete yakın birçok dış çevre, Hamas'ı yöneten belirgin bir lider görmek istiyor ve bunun genel siyasi düzeyde önemli olduğu yönünde tavsiyelerde bulundu" dedi. Ancak bu çevrelerin kimler olduğu konusunda bilgi vermedi.

Kritik kararlar bekleniyor

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas'ın yönetimi, Şura Konseyi Başkanı Muhammed Derviş'in başkanlığındaki liderlik konseyi tarafından yürütülüyor. Konseyde Gazze, Batı Şeria ve yurt dışı teşkilatlarının liderleri ile hareketin genel sekreteri de yer alıyor.

Gazze dışında yaşayan başka bir Hamaslı kaynakta şu ifadeleri kullandı: "Muhammed Derviş, boş bulunan siyasi büro başkanlığı makamının doldurulması için seçim sürecinin yeniden başlatılmasını destekledi. Kendisi ise yeniden Şura Konseyi Başkanlığı görevine dönecek. Derviş'i seçimlerin yapılmasını desteklemeye yönelten nedenler arasında kişisel gerekçelerin yanı sıra hareketin iç ve dış işleyişine ilişkin değerlendirmeler de bulunuyor” dedi.

sdvfvb
Hamas Liderlik Konseyi üyeleri (sağdan sola): Muhammed Derviş, Nizar Avadallah ve Halil el-Hayye, Şubat 2025'te İran'ın merhum dini lideri Ali Hamaney ile gerçekleştirdikleri görüşmede. (Hamaney'in internet sitesi / AFP)

Şarku'l Avsat'ın, ateşkes müzakerelerinin Hamas'ın silahlarının geleceği gibi hassas konulara geldiği bir dönemde Derviş'in kritik kararların sorumluluğunu üstlenmek istememiş olabileceği yönündeki sorusuna ise kaynak şu yanıtı verdi:

"Böylesine kritik kararlar tek bir kişi tarafından alınmaz. Siyasi büro başkanı olsa bile nihai kararlar siyasi büro ve farklı yürütme organlarının ortak mutabakatıyla verilir."

Üst düzey Hamas yetkilisi de "Önemli ve belirleyici kararların sorumluluğunu herkes birlikte taşır; bunlar siyasi büro başkanının tek başına aldığı kararlar değildir." dedi.

Bununla birlikte, "Bu tür kritik süreçlerde hareket liderinin tutumunun önemli olduğunu" vurgulayan yetkili, "Tüm kararlar istişare ve oylama yoluyla, çoğunluğun kabul veya reddi doğrultusunda alınır. Filistin topraklarında ve yurt dışında mevcut güvenlik koşullarına rağmen şura mekanizması işlemeye devam ediyor." ifadelerini kullandı.

Yeni siyasi büro başkanının seçimi, Hamas liderlerinin hem Filistin topraklarında hem de yurt dışında ciddi güvenlik baskısıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde gerçekleştiriliyor. Gazze'de Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın komutanlarına yönelik suikastların sürmesi, Batı Şeria'da ise hareket mensuplarına yönelik gözaltı ve takip operasyonları devam ediyor.

Askeri kanat seçimlerin yapılmasını destekledi

Gazze'deki Hamas'tan üç ayrı kaynak, siyasi büro başkanının seçilmesinin mevcut dönemde önemli bir adım olduğunu ve bu sürecin Gazze'deki siyasi liderlik ile Kassam Tugayları tarafından, Kassam komutanları İzzeddin el-Haddad ve Muhammed Avde'nin öldürülmesinden önce de desteklendiğini söyledi.

Kaynaklardan biri, "El-Haddad, mevcut şartlarda hareketin başında güçlü bir lider bulunmasının gerekli olduğuna inanıyordu. Kassam komutanları da bu görüşü destekledi. Kendisi son seçim turuna da katılmıştı" dedi.

Gazze'de Kassam komutanlarını hedef alan suikastlar nedeniyle seçim süreci kısa süreliğine durduruldu, ardından yeniden başlatıldı.

Kaynaklardan biri, "Suikastlar ve Gazze'deki güvenlik koşulları nedeniyle süreç ertelendi. Bunun amacı Kassam'ın iç yapılanmasını yeniden düzenlemek ve seçimler yeniden başladığında askeri kanat ile Gazze'deki siyasi liderliğin güvenli biçimde sürece katılımını sağlamaktı" ifadelerini kullandı.

Üç kaynak da, hareketin genel başkanının seçilmesinin Gazze, Batı Şeria ve yurt dışındaki bölgesel liderlere kendi bölgelerine ilişkin kararları daha bağımsız biçimde alma imkânı sağlayacağını belirtti.

Kaynaklara göre bu durum, örgüt içindeki yapılanmanın yeniden düzenlenmesine katkıda bulunacak. Çünkü seçimi kazanan isim (Halil el-Hayye veya Halid Meşal) nedeniyle Gazze ya da yurt dışı teşkilatının başına yeni bir yönetici getirilecek.


Mısır ABD’nin verdiği “güvencelere” rağmen “Filistinlilerin sürgün edilmesinden” endişe etmeye devam ediyor

Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan (Bakanlar Kurulu)
Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan (Bakanlar Kurulu)
TT

Mısır ABD’nin verdiği “güvencelere” rağmen “Filistinlilerin sürgün edilmesinden” endişe etmeye devam ediyor

Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan (Bakanlar Kurulu)
Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan (Bakanlar Kurulu)

ABD tarafından ortaya koyulan ve Filistinlilerin topraklarını terk etmeye zorlanamayacağının yanı sıra Gazze Şeridi'nin yeniden imarına başlanacağını açıkça öngören bir maddeyi kapsayan barış planının geçtiğimiz ekim ayında imzalanmış olmasına karşın Mısır'ın İsrail'in Filistinlileri Gazze’den sürme girişimlerine yönelik endişeleri devam ediyor.

Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan’ın salı akşamı yaptığı açıklamalar bu kaygıları yansıttı. Raşvan, Filistinlilerin yerinden edilmesi dosyasının ‘Büyük İsrail’ fikri hem toplumsal hem de düşünsel düzeyde İsrail bilincinde varlığını koruduğu sürece gündemde kalmaya devam edeceğini söyledi.

Raşvan'ın bu açıklamalarından bir aydan kısa bir süre önce İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ‘gönüllü göç planının uygun zaman ve biçimde hayata geçirileceğinden’ söz ettiği açıklamalarda bulunmuştu. Bu gelişmeler, Gazze’de ateşkes için varılan anlaşmasının uygulanmasındaki tıkanıklık, İsrail'in Gazze Şeridi’ndeki kontrol alanlarını genişletme eğilimi ve Batı Şeria'daki yerleşim faaliyetlerinin hız kazandığı bir döneme denk geliyor.

Raşvan bir televizyon programında şunları söyledi:

"Sürgün planı ortadan kalkmayacak; destekleyenlerinin sayısı azalabilir ya da artabilir ama varlığını sürdürecek. Bu fikir Siyonist düşüncenin özünde gizli ve mevcut; bu nedenle her an yeniden canlanabilir. Asıl önemli olan ise Mısır'ın yaptıkları ve ABD ile hiçbir Filistinlinin Gazze'den zorla çıkarılmaması, gönüllü olarak ayrılanların ise geri dönme hakkına sahip olması konusunda varılan mutabakattır."

Trump'ın Gazze’de barış planı ‘hiç kimsenin Gazze'den ayrılmaya zorlanmayacağını, ayrılmak isteyenlerin bunu yapma ve geri dönme özgürlüğüne sahip olacağını’ öngörüyor.

Planda ayrıca şu ifadeler yer alıyor:

“İnsanları kalmaya teşvik edeceğiz ve onlara daha iyi bir Gazze inşa etme fırsatı sunacağız. İsrail, Gazze'yi işgal etmeyecek ya da ilhak etmeyecek.”

Raşvan, sözlerine şöyle devam etti:

“Sürgün fikrinin taraftarları aşırı hükümet içinde büyük çoğunluğu oluşturuyor; ancak Tevrat'a dayalı bu aşırı hükümetin yaklaşan seçimlerin ardından varlığını sürdürmesi olası görünmüyor. Dolayısıyla İsrail'in sahada uyguladığı politika üzerindeki doğrudan etkisi azalabilir. Ama bu, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun gitmesiyle birlikte konunun kapandığı anlamına gelmiyor; kesinlikle öyle değil.”

vfbgtr
Filistinlilerin sürgün edilmesini protesto etmek için Refah Sınır Kapısı önünde gösteri düzenleyen Mısırlılar (Arşiv – Şarku’l Avsat Haber Ajansı)

Raşvan ayrıca Mısır'a Filistinlilerin kendi topraklarına ya da başka yerlere sürgün edilmesini kabul etmesi yönünde yeterince teklif yapıldığını ve baskı uygulandığını, ancak Mısır'ın Filistinlilerin kendi topraklarından herhangi bir yere geçişine izin vermeyi hiçbir zaman kabul etmediğini vurguladı.

Meselenin karmaşıklığı

Siyasi düşünür ve eski Milletvekili Abdulmunim Said, Mısır'ın kaygılarının sürmesinin sebebini İsrail hükümetinin aşırı niteliğine ve Filistin meselesinin henüz kesin bir çözüme kavuşturulamamış olmasına ve pek çok karmaşık boyuta sahip olmasıyla ilişkilendirdi.

Şarku’l Avsat'a konuşan Said, "İsrailliler kendilerini bu planları hayata geçirmeye baskı uygulayan aşırı ve ırkçı nitelikteki mevcut elitlere teslim etti" ifadelerini kullandı.

Said sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mevcut durum, aşırı hükümetin vahşi davranışlarıyla başa çıkabilmek için birleşik bir Arap stratejisini ve İsrail planlarına karşı duracak Arap ülkeleri arasındaki askeri iş birliği aracılığıyla güç dengesini gerektiriyor."

İsrail’deki mevcut hükümetinin Filistinlileri sürgün etme ya da öldürme planlarını beslediğini ve vatandaşlarının zihnine onların varlıklarına yönelik bir tehdit oluşturduğu söyleyen Said, bölgenin farklı kesimlerinde süregelen çatışmaların ise sürgün tehlikesini canlı tuttuğunu vurguladı.

drgtbgr
Refah Sınır Kapısı’nda bir kamyon (Genel Enformasyon Kurumu)

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Ali el-Hefni, Mısır'ın tutumunun Filistinlilerin sürgün edilmesine karşı çıkmak ve uluslararası hukuk ve sözleşmelerle çelişen, ABD’nin Gazze'de barış planıyla da bağdaşmayan İsrail planlarının hayata geçirilmesine izin vermemek konusunda açık olduğunu ifade etti. Hefni, Kahire'nin ‘Filistinlileri topraklarından uzaklaştırmaya zemin hazırlamayı amaçlayan tüm girişimleri yakından takip ettiğini’ de sözlerine ekledi.

"Kırmızı çizgi"

Mısır, ‘Filistinlilerin Gazze Şeridi'nden sürgün edilmesini izin vermeyeceğini bunun kendisi için bir kırmızı çizgi olduğunu’ defalarca kez vurguladı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi de pek çok vesileyle Mısır'ın Gazze'deki Filistinlilerin Sina Yarımadası’na ya da herhangi bir yere sürgün edilmesine karşı olduğunu vurguladı ve bunun gerekçesi olarak ‘Filistin davasının tasfiyesinin önlenmesi ve Mısır'ın ulusal güvenliğinin korunmasını’ gösterdi.

Sahada ise geçtiğimiz yıl mart ayında İsrailli emekli Albay Yaakov Blitshtein’ın ‘Gazzelilerin Gönüllü Göçünün Yönetimi’ başkanlığına atanmasıyla İsrail'in planı hayata geçirme yolunda adımlar attığına dair işaretler belirdi. İsrail Savunma Bakanlığı, kurumun Gazze sakinlerinin üçüncü ülkelere gönüllü çıkışına yönelik hazırlık ve kolaylaştırma tedbirleri alacağını, hareket güvenliğini sağlayacağını, geçiş koridoru oluşturacağını ve Gazze'deki belirlenen kapılarda yaya denetimi yapacağını açıkladı.

Mısır'ın sürgün tehlikesinin sürdüğüne yönelik tutarlı vurgusunun ‘yalnızca aşırı planların hayata geçirilmesine ilişkin kaygılarla değil, aynı zamanda sahada fiili durum yaratma girişimlerine karşı kalıcı ve süregelen bir uyanıklıkla ilgili olduğunu’ ifade eden Hefni, Mısır'ın bu planları akamete uğratmak ve onların sahada uygulanmasının önünde sağlam bir set oluşturmak amacıyla ortak çıkarlar temelinde ilişki kurduğu çeşitli dünya ülkeleriyle bağlantılarını etkin biçimde kullandığını vurguladı.