Şam ile Özerk Yönetim arasındaki görüşmelerde çıkmazı aşma çabaları

Haseke ve Rakka vilayetleri Halk Meclisi seçimlerinden muaf tutuldu... SDG'nin Suriye ordusuna entegre edilmesi konusunda varılan anlaşma sekteye uğradı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, geçtiğimiz mart ayında Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile entegrasyon anlaşması imzaladı. (AP)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, geçtiğimiz mart ayında Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile entegrasyon anlaşması imzaladı. (AP)
TT

Şam ile Özerk Yönetim arasındaki görüşmelerde çıkmazı aşma çabaları

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, geçtiğimiz mart ayında Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile entegrasyon anlaşması imzaladı. (AP)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, geçtiğimiz mart ayında Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi ile entegrasyon anlaşması imzaladı. (AP)

Şam hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kontrolü altındaki Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (KDSÖY) arasındaki görüşmelerde yeniden çıkmaza girildi. Bu durum, Halk Meclisi Yüksek Seçim Komitesi’nin, ülkenin kuzeydoğusunda bulunan ve yıllardır SDG'nin kontrolü altında olan Haseke ve Rakka vilayetlerinde oy kullanmayı erteleme kararının ardından ortaya çıktı. Komite kararını bu bölgelerdeki güvenlik ve siyasi zorluklara dayandırırken, KDSÖY ve SDG liderleri, siyasi süreçten ve seçimlerden dışlanmalarını müzakere sürecinde bir gerileme ve başlangıç noktasına geri dönüş olarak değerlendirdi. ABD de dahil olmak üzere çeşitli taraflar, iki taraf arasında olası yeni bir üst düzey toplantı için düzenlemeler yapıldığına dair haberler arasında, Kürtler ve Şam hükümeti arasındaki görüşmelerdeki çıkmazı aşmak için çaba sarf ediyor.

Kürt kaynaklar, bir Kürt heyetinin pazartesi günü Amman'da ABD Senatörü Jeanne Shaheen, Temsilci Joe Wilson ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile görüştüğünü söyledi. Görüşmelerde Suriye hükümeti ile müzakereler ve KDSÖY ile SDG'nin SDG lideri Mazlum Abdi ile Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera arasında imzalanan 10 Mart anlaşmasının uygulanması ve SDG'nin yeni Suriye ordusuna entegre edilmesi için mekanizmaların oluşturulması amacıyla, uluslararası katılım ve garantilerle Fransa'da görüşmeler yapma isteğinin ele alındığını belirttiler. Kaynaklar, Kürt heyetin toplantıda Amerikalıların SDG'nin terörle mücadele ve Washington liderliğindeki uluslararası koalisyonla iş birliği çabalarına destek verdiğini duyduğunu da kaydetti. Amerikan heyeti pazartesi günü Şam'da Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera ile de görüştü.

Geçtiğimiz pazar günü yayınlanan bir açıklamada KDSÖY, yeni Suriye parlamentosunun üyelerinin seçilme mekanizmasını ve kendi bölgelerinde yaşayan yaklaşık 5 milyon kişinin oylarının dışlanmasını eleştirdi. KDSÖY heyetinin Şam ile görüşmelerinde baş müzakereci olan Kürt lider Foza Yusuf, 9 Temmuz'da başkent Şam'da Suriye hükümeti bakanlarıyla yaptıkları son toplantıda, ‘aday listelerini sunmak ve seçimler için Yüksek Hazırlık Komitesi'ne katılacak temsilcileri seçmek’ konusunda anlaşmaya varıldığını söyledi. Ancak bu anlaşma hayata geçirilememiş görünüyor. Suriye Yüksek Seçim Komisyonu, eylül ayında yapılması planlanan seçimlerden Haseke ve Rakka vilayetlerini (ayrıca ülkenin güneyindeki Suveyda'yı) hariç tutma kararını güvenlik ve siyasi zorluklara bağladı. Halk Meclisi Yüksek Seçim Komitesi Sözcüsü Dr. Nevvar Necme yaptığı basın açıklamasında, bu vilayetlerde seçimlerin yapılamaması nedeniyle Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'nın ‘bu vilayetler için temsilciler atayabileceğini’ doğruladı.

Seçim sürecinin ertelenmesi, Cumhurbaşkanı eş-Şera ile Mazlum Abdi arasında, SDG’yi ve sivil kurumlarını bu yıl sonuna kadar Suriye ordusu ve devlet hizmet departmanlarına entegre etmek için yapılan 10 Mart anlaşmasının uygulanamaması üzerine gerçekleşti. Anlaşma, Irak ve Türkiye ile olan sınır geçişlerini, Kamışlı Uluslararası Havalimanı'nı ve kuzeydoğudaki petrol sahalarını ve enerji tesislerini hükümetin kontrolü altına almayı amaçlıyor. Bu tesisler şu anda SDG'nin kontrolü altında ve onun tarafından yönetiliyor.

xdsf
Omran Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden araştırmacı ve yazar Usame eş-Şeyh Ali

KDSÖY Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı Bedran Çiya Kurd, Şam'daki yetkililerin siyasi süreç ve geçiş aşamasını Suriye bileşenlerinin katılımı olmadan, tek taraflı olarak yürüttüğüne inanıyor. Kurd, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Bu tek taraflı adımlar eksik ve anayasal dayanak ya da yasal ulusal meşruiyete dayanmıyor” ifadesini kullandı.

KDSÖY kontrolündeki bölgelerin güvensiz olarak tanımlanmasını eleştiren Kurd, bu değerlendirmenin siyasi değil askeri olduğunu söyledi. Şam'daki yetkililerin ‘askeri güçlerinin kontrolü altında olmayan herhangi bir coğrafi alanı güvensiz olarak gördüklerini’ belirten Kurd, “Bu iddia gerçeklere dayanmıyor” dedi.

Bedran Çiya Kurd’un açıklamaları, Şam ile KDSÖY arasında yeni bir ayrılık olduğunu yansıtıyor. İki taraf arasındaki ihtilaflı konular hakkında konuşan Kurd, bu konuların, siyasi sistemin şekli, yeni sistemi tanımlayacak anayasanın niteliği, SDG güçlerinin KDSÖY’nin yapılarını koruyarak coğrafi konumlarında konuşlandırılmış bir askeri blok olarak Savunma Bakanlığı'na entegrasyonu ve siyasi sürece tüm kesimlerin katılımının niteliği gibi temel konular etrafında döndüğünü açıkladı. Kurd, “Geçici yönetim, önceki rejim sırasında baskı, zulüm, dışlama ve ötekileştirmeye neden olan merkezi, üniter sisteme bağlı kalıyor… Tüm bileşenlerin haklarını garanti altına alan, ademi merkeziyetçi, çoğulcu bir siyasi sistem olmadan gerçek bir çözüm mümkün değil. Etnik, dini ve ırksal çeşitliliğin, birleşik bir Suriye çerçevesi içinde korunması gerekiyor” şeklinde konuştu.

Omran Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden araştırmacı ve yazar Usame eş-Şeyh Ali ise Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte, Şam'ın tutumunun KDSÖY’nin önerilerinden tamamen farklı olduğunu söyledi. Suriye hükümetinin, SDG güçlerini bir dizi ilke çerçevesinde devlete entegre etmekte ısrar ettiğini belirten Ali, “Suriye hükümeti şunu savunuyor: tek devlet, tek ordu ve tek egemen kurum. Hükümet şu ana kadar, bağımsız kimlik tanıyan veya silahlı grupları Savunma Bakanlığı'nın komuta zinciri dışında tutan her türlü formülü reddetti” ifadelerini kullandı.

dfg
Afrin'deki bir polis karakolunda Suriye hükümetine bağlı İç Güvenlik Güçleri'ne katılmak için kayıt sırasına giren Kürt gençler, 21 Ağustos 2025 (AP)

Ali, hükümetin savaşçıları tek bir blok olarak değil, bireyler olarak orduya ve İçişleri Bakanlığı’na entegre etmeyi tercih ettiğini belirtti. Ali sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu, orta ve ağır silahlarını ellerinden aldıktan ve onları güvenlik soruşturmasından ve rehabilitasyondan geçirdikten sonra yapılacak. Şam'ın vizyonuna göre askeri entegrasyonun nihai şekli, SDG savaşçılarının orduya tamamen bireysel olarak entegre edilmesi ve Kürt iç güvenlik güçlerinin (Asayiş) İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir iç polis gücü haline dönüştürülmesi olacak.”

Ali, ‘Şam'ın ademi merkeziyetçiliği ve kurumsal ikiliği reddettiğini ve sınırlar, kaynaklar, havaalanları ve ordu yapısı üzerinde tam egemenlik kontrolü karşılığında, vatandaşlık çerçevesinde tüm bileşenlere garanti edilen sivil ve kültürel hakları desteklediğini’ vurguladı.



Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.