Gazze anlaşmasının perde arkası… Trump, Hamas ile doğrudan görüşmeyi memnuniyetle karşıladı ve Netanyahu'nun Katar'dan özür dilemesi kritik bir adımdı

Kushner ve Witkoff, ‘50 yıllık aptalca kelime oyunlarının’ ardından Şarm eş-Şeyh müzakerelerinde neler olduğunu açıkladı

ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner, New Jersey'deki Teterboro Havalimanı'nda (AFP)
ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner, New Jersey'deki Teterboro Havalimanı'nda (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının perde arkası… Trump, Hamas ile doğrudan görüşmeyi memnuniyetle karşıladı ve Netanyahu'nun Katar'dan özür dilemesi kritik bir adımdı

ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner, New Jersey'deki Teterboro Havalimanı'nda (AFP)
ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner, New Jersey'deki Teterboro Havalimanı'nda (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, CBS News'in dün yayınlanan ‘60 Minutes’ programına verdikleri röportajda, Gazze'de ateşkes anlaşmasına ve rehinelerin serbest bırakılmasına yol açan perde arkasındaki olayları açıkladı.

Röportajda Kushner, Gazze'deki ateşkes anlaşması için yapılan müzakereler ve bölgede on yıllardır süren ‘aptalca kelime oyunlarının’ ardından barışı sağlama çabaları hakkında konuştu.

Kushner ve Witkoff, iki yıllık savaşın ardından İsrail ile Hamas arasında anlaşmaya varılmasında oynadıkları rolü ele aldılar. Programın sunucusu Lesley Stahl, onların müzakere tarzının geleneksel diplomatik yöntemlerden ziyade ‘emlak anlaşmalarında kullanılanlara benzer yoğun kişisel tekniklere’ dayandığını ve ‘başkanın koruma veya ceza vaatlerini’ içerdiğini belirtti.

ABD Büyükelçiliği Sözcüsü’ne göre, Witkoff ve Kushner bu sabah İsrail'e geldiler ve Gazze'deki durum hakkında İsrailli yetkililerle görüşmeler yaptılar. Ziyaret, İsrail'in 10 Ekim'den beri yürürlükte olan ateşkesi Hamas'ın ihlal ettiğini iddia etmesinin ardından Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılardan bir gün sonra gerçekleşti. Hamas ise söz konusu iddiayı yalanladı.

‘Aptalca kelime oyunları’

Kushner, Stahl'a ‘sorunların esasen basit olduğunu’ söyleyerek, zorluğun diplomatların oynadığı ‘aptalca kelime oyunlarından’ kaynaklandığını açıkladı.

Kushner şöyle devam etti: “Rehinelerin serbest bırakılmasını istiyorduk. Her iki tarafın da uyacağı gerçek bir ateşkes istiyorduk. Ayrıca halka insani yardım ulaştırmanın bir yolunu bulmamız gerekiyordu. Sonra, o bölgedeki herkesin alışkın olduğu 50 yıllık aptalca kelime oyunlarıyla başa çıkmak için tüm bu karmaşık cümleleri uydurmak zorunda kaldık. Her iki taraf da hedefe ulaşmak istiyordu ve biz sadece onlara bu hedefe ulaşmaları için yardımcı olacak bir yol bulmak zorundaydık.”

thy
Jared Kushner (EPA)

Çıkar çatışmalarıyla ilgili bir soruya yanıt veren Kushner şu ifadeleri kullandı: “İnsanların çıkar çatışması dediği şeyi biz, dünya çapında kurduğumuz deneyim ve güvenilir ilişkiler olarak adlandırıyoruz. Bu derin ilişkilerimiz olmasaydı, rehinelerin serbest bırakılmasına yol açan anlaşmayı gerçekleştiremezdik. Arap dünyasında ve hatta geçmişte iş yaptığımız İsrail'de güvene dayalı ilişkilerimiz var. Bu, onların bize güvendiği, bizim onların kültürlerini ve çalışma tarzlarını anladığımız ve bu bilgi ve becerileri dünyanın ilerlemesine katkıda bulunacak şeyleri başarmak için kullanabileceğimiz anlamına geliyor.”

‘Filistinlilerin yaşam kalitesini iyileştirmek’

Kushner, İsrail'in, Ortadoğu'ya tam olarak entegre olmak istiyorsa, Filistinlilere yardım etmek ve onların yaşam kalitesini iyileştirmeye başlaması gerektiğini vurguladı. “Şu anda İsrail liderliğine iletmeye çalıştığımız en önemli mesaj, savaş bittikten sonra İsrail'in Filistin halkının refahını artırmak ve koşullarını iyileştirmek için bir yol bulması gerektiğidir” diyen Kushner, ‘bu mesajı İsrail'e iletme çalışmalarının henüz başlangıç aşamasında olduğunu’ vurguladı.

asdfrg
ABD Başkanı Donald Trump, bu ayın başında Şarm eş-Şeyh'te imzaladığı Gazze anlaşmasının bir kopyasını gösteriyor (AFP)

Kushner, Filistinlilerin geleceğine ilişkin vizyonuyla ilgili olarak, ABD'nin İsrailliler ve Filistinliler için ‘istikrarlı ve kalıcı bir şekilde yan yana yaşayan’ ortak güvenlik ve ekonomik fırsatlar yaratmaya odaklandığını açıkladı.

Gelecekteki bir Filistin devleti olasılığına atıfta bulunarak, “Nihayetinde buna ne ad vereceklerini Filistinlilerin kendilerinin belirlemesine bırakacağız” dedi.

İyi niyet

Kushner, Hamas'ın ölen rehinelerin cesetlerini gerçekten aradığına ve bunların İsrail'e teslimini kasten geciktirmediğine inandığını ifade etti. Hesaplardaki tutarsızlıklar ve iki taraf arasında arabuluculuk yapan ABD'nin rolü sorulduğunda Kushner, “İsrail ve arabulucularla ortak koordinasyon odası, cesetlerin bulunduğu yerle ilgili İsrail'in sahip olduğu tüm bilgileri arabuluculara ve Hamas'a iletmek için yoğun çaba sarf ediyor” dedi. Kushner, ABD'nin ‘iki tarafı da engelleme suçlamalarıyla birbirlerini suçlamak yerine, bir çözüm bulmak için olumlu adımlar atmaya teşvik etmeye çalıştığını’ kaydetti. Hareketin ‘iyi niyetle hareket edip cesetleri ciddi bir şekilde aradığına’ inanıp inanmadığı sorulduğunda ise şu yanıtı verdi: “Şu ana kadar arabuluculardan duyduğumuz kadarıyla, öyle yapıyorlar. Bu durum her an değişebilir, ancak şimdilik anlaşmaya uymaya çalıştıklarını görüyoruz.”

Hamas ile doğrudan görüşme

Şarm eş-Şeyh'te yapılan son müzakereler sırasında ateşkes anlaşmasına varmak için yapılan perde arkası çabalarıyla ilgili olarak Witkoff, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmek için bir anlaşmaya varmak amacıyla kendisi ve Trump'ın damadı ve danışmanı Jared Kushner'in Hamas ile doğrudan görüşme fikrine ‘çok sıcak baktığını’ söyledi.

sdfr
ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Trump'ın kızı Ivanka ve eşi Jared Kushner ile birlikte Tel Aviv'de (Reuters)

Geçen hafta yayınlanan haberlere göre iki isim, müzakerelerde herhangi bir engel çıkmasını önlemek ve rehinelerin serbest bırakılması ve ateşkes için bir anlaşma imzalamak üzere Mısır'ın Şarm eş-Şeyh kentindeki bir otelde Hamas'ın üst düzey yetkilisi Halil el-Hayye ve diğer liderlerle doğrudan görüştü.

Hamas liderleriyle görüşme ayarlama süreci hakkında konuşan Witkoff, Kushner'ın Trump ile temasa geçerek, bir anlaşmaya varılması halinde ‘bizim Hamas ile görüşmemize izin vermeyi uygun bulup bulmadığını’ sorduğunu söyledi.

yu
Hamas'ın üst düzey yetkilisi Halil el-Hayye, 8 Ekim'de Mısır'ın Şarm eş-Şeyh kentinde Gazze'de ateşkes anlaşmasının açıklanmasından önce yapılan toplantıda. (Kahire el-İhbariyye televizyonu)

Witkoff şunları söyledi: “Bu, ona ve dış politika ekibinin tüm üyelerine sorduğumuz soruydu. Cevap şuydu: ‘Eğer bir anlaşmaya varılabileceğini düşünüyorsanız, elbette. Neden o odaya girip bunu halletmenizi teşvik etmeyeyim ki?”

Witkoff, ABD Başkanı’nın toplantının gerçekleşmesine izin verme kararını ‘cesurca’ olarak nitelendirdi.

Netanyahu'nun özrü önemli bir adım

Öte yandan Witkoff, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun 9 Eylül'de Doha'ya düzenlenen İsrail saldırısı nedeniyle Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani'den özür dilemesinin, ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması sürecinde ‘kritik bir adım’ olduğunu bildirdi.

Netanyahu, 29 Eylül'de Beyaz Saray'da Trump'ı ziyaret ettiği sırada Katar Başbakanı’nı arayarak, Hamas siyasi liderlerinin Doha'daki toplantısını hedef aldığı için özür diledi.

Hamas, üst düzey yetkililerinin saldırıdan sağ kurtulduğunu doğrularken, beş üyesinin ve bir Katar güvenlik gücü mensubunun öldürüldüğünü açıkladı.

Witkoff, Netanyahu'nun özür dilemesinin ‘Gazze'de ateşkes için çok önemli ve belirleyici bir adım’ olduğunu söyledi. Witkoff, “Bu, bizi müzakerelerin bir sonraki aşamasına taşıyan temel taştı ve Trump savaşı sona erdirmek için planını açıkladı. Bunun gerçekleşmesi çok önemliydi” şeklinde konuştu.

Trump'ın Netanyahu'yu özür dilemeye zorlayıp zorlamadığı sorulduğunda Kushner, İsrail Başbakanı’nın ‘kendini rahat hissetmediği hiçbir şeyi yapmayacağını, söylemeyeceğini veya kabul etmeyeceğini’ ve özür dilemenin ‘o anda barışı sağlamak için yapılması gereken şey olduğunu’ bildiğini ifade etti.

Kushner, “Özür dilemek gerekiyordu ve özür dilendi. Özür dilenmeden ilerleyemezdik” dedi.

Röportaj sırasında Witkoff, Hamas lideri Halil el-Hayye ile oğullarını kaybetmiş olmalarının ortak deneyimi üzerinden kurdukları bağdan bahsetti.

El-Hayye'nin oğlu Hammam, Doha'da İsrail'in hava saldırısında hayatını kaybetmiş, Witkoff'un oğlu Andrew ise aşırı dozda uyuşturucu kullanımı sonucu ölmüştü.

Witkoff, bu ayın başlarında Mısır'da el-Hayye ile yaptığı görüşmeden bahsederek, Hamas heyetiyle görüşme için odaya girdiğinde kendini el-Hayye'nin hemen yanında otururken bulduğunu söyledi.

dfgt
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner, Washington'daki Beyaz Saray'da (Reuters)

Witkoff, “Oğlunun kaybı nedeniyle kendisine taziyelerimizi ilettik. Ben de bir oğlumu kaybettiğimi, ebeveynlerin çocuklarını gömmek zorunda kalmasının çok kötü bir şey olduğunu söyledim” dedi.

Witkoff'un ateşkes anlaşmasının uygulanmasını takip etmek üzere önümüzdeki hafta Ortadoğu'yu ziyaret etmesi bekleniyor.

Gazze'deki ateşkes, iki yıldan fazla süren yıkıcı bir savaşın ardından, ABD Başkanı’nın baskısı altında 10 Ekim'de yürürlüğe girdi.



Saddam Hafter’in Libya’nın güneyindeki askeri üs hamlesi ve arkasındaki boyutlar

Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
TT

Saddam Hafter’in Libya’nın güneyindeki askeri üs hamlesi ve arkasındaki boyutlar

Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)
Ulusal Ordu" Komutan Yardımcısı Saddam Hafter, güneydeki el-Vav Askeri Üssü'nde incelemelerde bulunuyor (Ulusal Ordu)

Libya Ulusal Ordusu Genel Komutan Yardımcısı Korgeneral Saddam Hafter’in ülkenin güneybatısındaki Vav Askerî Üssü’ne gerçekleştirdiği ziyaret, güneydeki Fizan bölgesinin sınır güvenliği alanında karşı karşıya olduğu sorunları yeniden gündeme taşıdı.

Geçen şubat ayından bu yana askerî noktalara yönelik saldırıların tekrarlanması, güvenlik endişelerini artırıyor. Söz konusu saldırıların, Muhammed Verdagu’nun liderlik ettiği silahlı grup tarafından gerçekleştirildiği belirtiliyor. Grubun faaliyetlerinde gerileme yaşanmasına rağmen, yerel basında yer alan son haberlerde Batı Libya’daki ittifaklar aracılığıyla nüfuzunu yeniden tesis etmeye çalıştığı öne sürülüyor.

Saddam Hafter, pazartesi günü gerçekleştirdiği ziyaretin amacını vurgulayarak bunun sınır güvenliğini sağlama ve Libya’nın egemenliğini koruma çalışmalarını yerinde takip etmeye yönelik saha ziyaretleri kapsamında yapıldığını belirtti. Üste görev yapan subay ve askerlerle bir araya gelen Hafter, personelin bölgenin güvenliğini sağlama ve sınır aşan suç örgütleriyle mücadele kapsamında üstlendiği görevler hakkında bilgi aldı.

Hafter, ziyaretin ardından yaptığı açıklamalarda, kaçakçılık ve organize suçlarla mücadelenin sürdürülmesinin önemine de dikkat çekti. Genel Komutanlığın güney bölgesine yönelik vizyonunun yalnızca sınırların korunmasıyla sınırlı olmadığını belirten Hafter, güvenliğin pekiştirilmesi, kalkınmanın desteklenmesi ve ekonomik faaliyetlerin canlandırılmasının da bu yaklaşımın devamı olduğunu ifade etti.

Verdagu’nun Batı Libya’daki temasları gündemde

Genel Komutanlığa yakınlığıyla bilinen askerî araştırmacı Muhammed Terhuni, Muhammed Verdagu ve liderliğini yaptığı, “Güneyi Kurtarma Harekât Odası” olarak bilinen yapının Batı Libya’daki silahlı gruplarla gerçekleştirdiği toplantı ve temaslara ilişkin haberlere dikkat çekti.

Terhuni, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ismini vermediği bazı tarafların güneydeki dengeleri yeniden değiştirmeye çalıştığını savundu. Terhuni, bu girişimlerin Libya’daki siyasi sürecin ilerletilmesi ve bölünmüşlüğün sona erdirilmesi amacıyla uluslararası düzeyde yakınlaşma işaretlerinin görüldüğü bir eş zamanlı olduğunu belirtti.

Yerel basında daha önce de Verdagu ile Batı Libya’daki Ulusal Birlik Hükümeti arasında bağlantılar bulunduğuna ilişkin haberler yayımlanmıştı. Ancak hükümetten üst düzey bir yetkili, daha önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada bu yöndeki iddiaları reddetmişti. İki taraf arasındaki ilişkilerin niteliğini kesinleştirecek bağımsız kanıtlar ise ortaya konmuş değil.

Vav Üssü stratejik konumuyla öne çıkıyor

Libya’nın güneybatısında, Nijer ve Çad sınırlarına yakın çöl bölgesinde bulunan Vav Askerî Üssü, kontrol edilmesi güç geniş bir güvenlik sahasının parçası olması nedeniyle önem taşıyor. Sınır aşan hareketlilik, kaçakçılık faaliyetleri ve silahlı grupların varlığı, bölgedeki güvenlik sorunlarını daha da karmaşık hâle getiriyor.

Geçen şubat ayından itibaren orduya bağlı üs ve stratejik noktalara yönelik saldırılar tekrarlandı. Bu saldırıların bir kısmı, Verdagu’nun liderliğindeki grupla ilişkilendirildi. Nijer sınırındaki Tüm Sınır Kapısı’na düzenlenen saldırı, grubun faaliyetleriyle bağlantılı öne çıkan operasyonlardan biri olarak kayda geçti. Bazı Libya aşiretleri ve belediyeler de daha önce söz konusu gruba atfedilen saldırıları kınamıştı.

Saddam Hafter’in Vav Üssü ziyareti sırasında sınır güvenliği konusu ön plana çıktı. Hafter, bir Türk şirketi ile yürütülmesi kararlaştırılan proje kapsamında sınırların korunması, yönetilmesi ve gözetlenmesine yönelik sistemin geliştirilmesi çalışmalarının sürdürüleceğini belirtti.

Geçen temmuz ayında Libya’nın güney sınırlarında yaşanan istikrarsızlık ve silah ile uyuşturucu kaçakçılığındaki artış, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanlığını, geniş bir alana yayılan sınır hattında kontrolü güçlendirmek amacıyla Türk şirketiyle iş birliğini genişletmeye yöneltmişti.

Güneydeki Harawa Belediyesi ileri gelenleri, Korgeneral Saddam Hafter'i karşılıyor (Genel Komutanlık)
Güneydeki Harawa Belediyesi ileri gelenleri, Korgeneral Saddam Hafter'i karşılıyor (Genel Komutanlık)

Güvenlik ve kalkınma birlikte ele alınıyor

Saddam Hafter’in açıklamaları yalnızca askerî konularla sınırlı kalmadı. Hafter, altyapı yatırımlarına ilişkin projelere de değindi. Bu kapsamda Sirte-Sukna-Sebha uluslararası kara yolu, Sirte Serbest Bölgesi, güneyde bulunan şehirler arasındaki yolların bakımı ve yıllardır âtıl durumda olan tarım projelerinin yeniden canlandırılması öne çıktı.

Hafter, söz konusu projelerin ülkenin kuzeyi ile güneyi arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi, ayrıca Afrika’daki komşu ülkelerle ticaret ve yatırım imkanlarını geliştirmeyi amaçladığını söyledi.

Fizan bölgesindeki toplumsal kesimlere de övgüde bulunan Hafter, bu kesimlerin güneyin güvenliğini tehlikeye atmaya yönelik girişimleri reddettiğini ifade etti. Bölge halkına desteğin sürdürüleceğini kaydeden Hafter, hizmetlerin iyileştirilmesi ve yaşam koşullarının geliştirilmesi yönündeki çalışmaların devam edeceğini belirtti.

Güvenlik ile kalkınmanın birlikte ele alınması, güney Libya’da istikrarın yalnızca askerî birliklerin konuşlandırılmasıyla değil, altyapının iyileştirilmesi ve ekonomik fırsatların artırılmasıyla da sağlanabileceği yaklaşımını yansıtıyor.

Hafter Hırava’da aşiret temsilcileriyle görüştü

Genel Komutanlık, dün Saddam Hafter’in Hırava Belediyesine gerçekleştirdiği ziyaretin ayrıntılarını da paylaştı. Hafter, bölgede Süleyman, Cemaat ve Amamra aşiretlerinin şeyhleri ve ileri gelenleri tarafından karşılandı.

Genel Komutanlığın açıklamasına göre aşiret temsilcileri, Genel Komutan Yardımcısı’nın ziyaretinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığının güvenlik ve istikrarın korunmasındaki rolünü takdir etti. Temsilciler ayrıca ülkenin korunması, egemenliğinin savunulması ve birliğinin sürdürülmesine yönelik çabalara desteklerini bildirdi.

Saddam Hafter ise Süleyman, Cemaat ve Amamra aşiretlerinin “millî rolüne” övgüde bulundu. Aşiretlerin tarih boyunca sergilediği tutumları takdir eden Hafter, “Kerame Muharebesi” sırasında silahlı kuvvetlere verdikleri desteğe, toplumsal bütünlüğün korunmasına ve ulusal uzlaşı çabalarına katkılarına dikkat çekti.


Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
TT

Bağdat’tan “silahların devletin kontrolünde toplanmasına” karşı çıkanlara uyarı

Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)
Haziran 2026’nın başlarında Samarra’da Irak devletine entegrasyon sürecinin başlangıç törenine katılan Seraya es-Selam mensupları. (AP)

Irak’ta yürütme ve yasama organları, dün “silahların devletin kontrolünde toplanması” projesine karşı çıkanlara yönelik yaptırım uygulanabileceği uyarısında bulundu. İktidardaki Koordinasyon Çerçevesi İttifakı, silah meselesinin 30 Haziran 2027’ye kadar çözüme kavuşturulmasını öngören anlaşmaya bağlılığını teyit etti.

Irak hükümeti de kurumlarına yasaları uygulama ve “silahların devlet kontrolünde toplanmasına ilişkin devlet kararlarını engelleyen, bu girişimlere katılan veya katkıda bulunan herkes hakkında cezai şikâyet süreçlerini başlatma” talimatı verdiğini açıkladı.

Irak Meclis Başkanı Heybet el-Halbusi de iç barışın korunması, hukukun uygulanması ve silahların devletin kontrolünde toplanması amacıyla hükümetin attığı adımlara destek verdiğini bildirdi.

Ankara’dan Irak ve Suriye açıklaması

Öte yandan Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler, Türkiye’nin “komşuları Suriye ve Irak ile sınırlarının güvenliği tamamen sağlanana kadar” bu ülkelerdeki askerlerini tutmaya devam edeceğini söyledi.

Güler, “Kuvvet yapımız ve konuşlanmamız; terör tehdidinin gelişimine, sınır güvenliğimize ve sahadaki gelişmelere göre belirleniyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Iraklı bazı silahlı grupların, silahların devlet kontrolünde toplanması planına katılmayı kabul etmeleri karşılığında öne sürdükleri şartlardan biri de Türk askerlerinin Irak’tan çekilmesiydi.


Yemen ordusu, Husilere verdirdiği kayıpları ikiye katladı

Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.
Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.
TT

Yemen ordusu, Husilere verdirdiği kayıpları ikiye katladı

Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.
Güneydeki “Devler Tugayları”, Babülmendeb Boğazı’na hâkim Kahbub Dağları’na yönelik saldırıları püskürttü.

Yemen ordusu, son saatlerde birçok cephede Husilere verdirdiği kayıpları artırdı. Yüzlerce hedefin vurulduğunu duyuran ordu, yaklaşık 500 Husi mensubunun etkisiz hale getirildiğini ve onlarca askeri aracın imha edildiğini açıkladı. Gelişmeler, “Yemen Şafağı” operasyonu sürerken Taiz’in güneyinde şiddetli çatışmaların yeniden başlamasıyla eş zamanlı yaşandı.

Taiz’deki hükümet güçleri ve Halk Direnişi, dün Şakab cephesinde Husilerin saldırılarını püskürttü. Cebel Sabır’daki köylerin topçu ateşine tutulduğu bildirildi. Sınemat ve Misrah bölgelerinde de çatışmalar devam etti.

Hava saldırıları ve insansız hava aracı (İHA) operasyonları, Husilerin Marib ve Cevf vilayetlerindeki mevzilerini de hedef aldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre güneydeki Devler Tugayları ise Lahic vilayetinin batısında, Babülmendeb Boğazı’na uzanan güzergâhların yakınındaki Kahbub Dağları’nda geniş çaplı bir saldırıyı püskürttü.

El-Alimi: Operasyon hedeflerine ulaşılana kadar sürecek

Siyasi cephede ise Yemen Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, “Yemen Şafağı” operasyonunun hedeflerine ulaşılana kadar devam edeceğini vurguladı.

El-Alimi, Birleşmiş Milletler’den, Husilerin terör örgütü olarak sınıflandırılması, örgüte silah tedarikinin yasaklanması ve finansman kaynaklarının kurutulması amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üzerinden girişimde bulunulmasına destek vermesini istedi.

El-Alimi ayrıca Taiz’e uygulanan kuşatmanın kaldırılması ve insani yardım malzemelerinin ulaştırılabilmesi için yolların açılması çağrısında bulundu.