Hamas yakın kaynaklar Şarku’l Avsat'a konuştu: Gazze'deki silahlarımız hafif ve İsrail'i tehdit etmemektedir

Hareket içindeki önde gelen kaynaklar, "tünellerin" görüşme ve müzakere aşamasında olduğunu doğruladı

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
TT

Hamas yakın kaynaklar Şarku’l Avsat'a konuştu: Gazze'deki silahlarımız hafif ve İsrail'i tehdit etmemektedir

Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)
Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

Hamas'ın yakın kaynaklar, hareketin silahları ve Gazze Şeridi'nde ateşkesin ikinci aşamasına geçmek ve bu aşamanın geri kalan hükümlerini uygulamak için silahsızlandırılması gerekliliği konusunda İsrail'in “korkutma taktikleri” olarak nitelendirdikleri şeyi önemsiz göstermeye çalışıyorlar.

Kaynaklar Şarku’l Avsat'a, hareketin Gazze Şeridi'nde sahip olduğu silahların, İsrail işgaline gerçek bir etkisi olmayan veya gerçek bir tehdit oluşturmayan hafif silahlar olduğunu söyledi. Bu silahlar, bu güçlere karşı koymak için nadiren kullanılıyor ve 7 Ekim 2023'teki gibi büyük saldırılar gerçekleştirmek için uygun değil.

Kaynaklar, silahlı grupların Kalaşnikof ve M16 tüfekleri ve benzeri hafif silahların yanı sıra çok sınırlı sayıda tanksavar füzesi ve patlayıcı cihazlara sahip olduğunu, bunların çoğunun bireysel ve büyük boyutlu olmadığını belirtti. İsrail işgal güçleri tarafından bulunan mühimmatın imha edilmesinin yanı sıra, iki yıllık savaş sırasında çoğunu kullandıkları için roket, havan topu ve diğer silahlarının neredeyse tamamını kaybetmiş durumdalar.

 Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)Gazze'deki Hamas savaşçıları (Arşiv- Reuters)

Kaynaklar, İsrail'in ateşkes anlaşmasına uymamak ve ikinci aşamaya geçmemek için silah meselesini bahane olarak kullandığını ve bunun amacının, Gazze Şeridi'nde, özellikle ateşkesin ilk aşamasında geri çekilme hattı olarak adlandırılan “sarı hat”ın doğusundaki bölgede kuvvetlerini muhafaza etmek olan uzun vadeli stratejik güvenlik hedeflerini korumak olduğunu belirtiyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Fox News'e verdiği röportajda, Gazze Şeridi'nde şu anda 20 bin Hamas üyesinin bulunduğunu, bunların Kalaşnikoflarla silahlandığını ve yaklaşık 60 bin silahı bulunduğunu, bu silahları da Gazze'de kendi iktidarlarına karşı çıkan sivillere karşı kullandıklarını söyledi. Netanyahu, “Silahsızlandırma, tüm silahlarını ele geçirip imha etmek ve yüzlerce kilometre uzunluğundaki terörist tünellerini yıkmak anlamına gelir... (Hamas) bunu yapmayı reddediyor. (Hamas) gerçekten silahsızlandırılırsa, Gazze için farklı bir gelecek öngörüyorum” ifadelerini kullandı.

İsrail'in Channel 13’e göre, Netanyahu ABD Başkanı Donald Trump'a yaklaşık 60 bin Kalaşnikov tüfeğinin varlığını gösteren bu istatistiği iletti ve Trump bu rakamlardan şoke oldu ve daha fazla işlem yapılmadan önce tüm bu silahların imha edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan Kassam Tugayları üyeleri (Arşiv- Reuters)

Netanyahu'nun açıklamalarına ilişkin yorumda bulunan üst düzey Hamas kaynakları, “O, hafif silahlar konusu da dahil olmak üzere çeşitli iddialarda bulunarak, bir şekilde Amerika'nın ikinci aşama hakkındaki düşüncesini etkilemeye çalışıyor. Bu sayede Gazze'deki silahsızlanma kavramını genişletmeye ve direnişçileri sahip oldukları her şeyi, hatta kişisel silahlarını bile teslim etmeye zorlamaya çalışıyor” dedi.

Kaynaklar, İsrail'in tüm Filistinli grupları silahsızlandırma konusundaki ısrarının, Gazze'yi beyaz bayrak çeken barışçıl bir bölgeye dönüştürmeyi ve Gazze'nin on yıllardır süren işgal boyunca diğer cephelere göre daha fazla öne çıktığı direniş ve kararlılık unsurlarından arındırmayı amaçladığını belirtti ve şunları ifade etti: “Netanyahu bu tür bir şey başaramayacak, kendisi ve diğer birçok İsrail işgal liderinin daha önce başarısız olduğu gibi, bunu yapmaya çalışan herkes yine başarısız olacak.”

Bunun Hamas'ın silahsızlanmayı reddedeceği anlamına gelip gelmediğine ilişkin bir soruya yanıt olarak kaynaklar Şarku’l Avsat'a şunları söyledi: “Bu konu hala arabulucularla müzakere ediliyor. Kapsamlı bir Filistin ulusal konsensüsü içinde bu silah konusunda bir anlaşmaya varılmasını sağlayabilecek birçok fikir hala geliştirilme aşamasında.”

Hamas'ın elinde kalan tünellerle ilgili olarak kaynaklar, "Tüm bu konular görüşülüyor ve müzakere ediliyor. Hareket, ikinci aşamaya geçişi veya herhangi bir hükmünü engellemekle ilgilenmiyor, ancak bu temel Filistin ilkelerinin pahasına olmayacak" dedi.

İsrail gazetesi Yediot Aharonot bugün, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in, Netanyahu'nun ABD gezisinden önce düzenlenen bir güvenlik görüşmesinde, uluslararası istikrar gücünün Hamas'ı silahsızlandırma yeteneği konusunda şüphe duyduğunu ifade ettiğini bildirdi. Zamir, güçlerinin bu görevi Gazze Şeridi'nde başka bir askeri operasyonla kendilerinin üstlenmeye operasyonel olarak hazır olduğunu belirtti. ABD yönetiminin bu adım için tüm yolları tüketme çabaları göz önüne alındığında, Netanyahu da bu görüşü paylaşıyor.

 Gazze şehrinde iki Hamas militanı bir bölgeyi koruyor (Arşiv- AFP)Gazze şehrinde iki Hamas militanı bir bölgeyi koruyor (Arşiv- AFP)

Bu durum, iki yıllık savaşın sona ermesine rağmen İsrail'in Gazze Şeridi'nde daha fazla tünel keşfetmeye devam ettiği bir dönemde ortaya çıkıyor. Bu tünellerden birinin keşfi, Gazze Şeridi'nin merkezinin doğusunda bulunan Kissufim Kibbutz'unun sınırına yakınlığı nedeniyle şaşırtıcıydı.

Yediot Aharonot gazetesine göre tünel yerleşim yerlerinden 800 metre uzaklıkta ve Gazze Şeridi ile İsrail arasındaki tampon bölge içinde yer alıyor; bu bölgenin gelecekteki herhangi bir senaryoda İsrail kontrolünde kalması gerekiyor. Gazete, İsrail ordusunun tünelin ne zaman kazıldığını ve daha önce neden tespit edilemediğini araştırdığını belirtti; zira tünel, sınırın her iki tarafında da uzun süredir İsrail askeri mevzilerinin konuşlandırıldığı bir bölgede bulunuyor. Gazete ayrıca, tünelin bölgedeki şiddetli yağmurlar nedeniyle ortaya çıktığını da kaydetti.



Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Vatan Kalkanı güçleri El-Haşa Kampı’nın kontrolünü ele geçirerek Seyun’un kırsalına ulaştı

Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare
Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar: Vatan Kalkanı güçleri El-Haşa Kampı’nın kontrolünü ele geçirerek Seyun’un kırsalına ulaştı

Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare
Hadramut’ta Vatan Kalkanı güçlerinin konuşlandığı noktadan bir kare

Sahadaki kaynaklar, Hadramut Valisi ve Güvenlik Komitesi Başkanı’nın komutasındaki Vatan Kalkanı güçlerinin, El-Haşa bölgesinde bulunan stratejik 37. Tugay Kampı’nın kontrolünü ele geçirdiğin doğruladı.

Sahadaki kaynaklar, Vatan Kalkanı güçlerinin, Güney Geçiş Konseyi (GGK) güçleriyle yaşanan çatışmaların ardından El-Haşa Kampı’nda tam kontrol sağladığını, GGK unsurlarının ise geri çekildiğini bildirdi.

Aynı kaynaklar, Vatan Kalkanı güçlerinin kamp çevresindeki bölgeleri güven altına almak için  operasyonların sürdürdüğünü aktardı.

Hadramutlu askerî kaynaklara göre, GGK güçleri, olası hava saldırılarından endişe duydukları için erken saatlerden itibaren kampın çevresindeki bazı noktalarda konuşlanmıştı. Kaynaklar, bu unsurlarla müdahale edildiğini ve bölgenin güvenliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların hâlen devam ettiğini belirtti.

Kaynaklar ayrıca, “Vatan Kalkanı” güçlerinin Seyun yönünde ilerlemeyi sürdüreceğini, kalan askerî kamplar ve bölgelerin kontrol altına alınmasının hedeflendiğini vurguladı. Açıklamada, Suudi Arabistan’daki müttefiklerin desteğiyle, Hadramut ve Mehri vilayetlerindeki tüm kampların güvenliğini sağlamaya yönelik net planlar doğrultusunda hareket edildiği ifade edildi.

Kaynaklar, “Vatan Kalkanı” güçlerinin şu anda bazı noktalarda Seyun’un kırsalına ulaştığını da kaydetti.

Öte yandan kaynaklar, GGK güçlerinin Seyun’daki Birinci Askerî Bölge’den tamamen çekildiğine dair haberleri doğrulamadı; ancak göstergelerin olumlu olduğunu belirtti. Açıklamada, GGK’ya bağlı bazı unsurların Seyun Hastanesi ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda konuşlandığı, diğer noktaların ise tamamen boşaltıldığı ve güçlerin El-Katın yönüne çekildiği ifade edildi.


Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
TT

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Alimi: Silah gücüyle dayatılan fiilî duruma izin verilmeyecek

Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)
Alimi, Riyad’da Danışma Heyeti ile bir araya geldi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, aldığı son egemen kararların eksiksiz biçimde uygulanması gerektiğini vurgulayarak, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik girişimlere karşı uyarıda bulundu. El-Alimi, söz konusu kararların “zorunlu ve sorumlu bir tercih” olduğunu, amacının sivilleri korumak, devletin hukuki konumunu muhafaza etmek ve silah gücüyle dayatılan fiilî durumların önüne geçmek olduğunu söyledi.

El-Alimi, salı günü 90 gün süreyle olağanüstü hâl ilan ederken, GGK’nin BAE desteğiyle Hadramut ve Mahra’da tırmandırdığı askerî faaliyetlerin ardından Birleşik Arap Emirlikleri güçlerine ülkeyi 24 saat içinde terk etme çağrısı yaptı. El-Alimi ayrıca, Vatan Kalkanı” güçlerine GGK’nin ele geçirdiği tüm askerî kamplar ve mevzilerin devralılması, GGK unsurlarının ise geldikleri yerlere geri dönmesi talimatını verdi.

El-Alimi, perşembe günü Devlet Danışmanları Kurulu ile yaptığı toplantıda, bu kararların bir tırmanma ya da intikam arzusunu yansıtmadığını, aksine devletin vatandaşlarını koruma ve egemenliğini savunma yönündeki hukuki ve ahlaki sorumluluğunun bir sonucu olduğunu belirtti. Gerginliği düşürme ve uzlaşı için tüm imkânların tüketildiğini, buna yetki devri ilanı ve Riyad Anlaşması’nın da dâhil olduğunu ifade etti.

dfvg
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Yeni miladi yılın zafer, barış, güvenlik ve istikrar yılı olmasını temenni eden El-Alimi, vatandaşların çektiği acıların sona ermesini, adaletli bir devlet yapısı içinde onurun korunmasını, hakların güvence altına alınmasını ve toparlanma ile kalkınma için gerçek ufukların açılmasını diledi.

Gelişmeler ve uyarılar

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nu son gelişmeler hakkında bilgilendirerek, doğu vilayetlerindeki durumun normale döndürülmesi için verilen sürelerin Güney Geçiş Konseyi tarafından iyi değerlendirilmediğini söyledi. Buna paralel olarak Hadramut ve Mahra’ya ilave güçlerin sevk edildiğini, dış kaynaklardan askerî sevkiyatların ulaştığını ve bunun istikrar için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. Bu durumun, krizin kontrol edilemez bir fiilî duruma dönüşmesini önlemek amacıyla, Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu ile koordinasyon içinde kararlı adımlar atılmasını zorunlu kıldığını ifade etti.

dfg
Yemen’den ayrılmayı talep eden Güney Geçiş Konseyi’ne bağlı askerler, Aden’de (AP)

Başkanlık Konseyi Başkanı, doğu vilayetlerindeki yerel yönetimlerin egemen tesisleri ve hayati altyapıyı güvence altına alma, temel hizmetlerin sürekliliğini sağlama yönündeki hızlı tepkilerini takdir etti. Ancak aynı zamanda, bu kararların etrafından dolanılmasına ya da sahada uygulanmasının engellenmesine yönelik her türlü girişime karşı uyarıda bulundu.

El-Alimi, Danışmanlar Kurulu’nun bu kritik aşamada ulusal karar alma süreçlerini destekleyen, siyasi ve kurumsal kapasitenin seferber edilmesine katkı sunan ileri bir “düşünce merkezi” rolü üstlenebileceğini vurguladı. Devlet dışı silahlı oluşumlara verilen desteğin kurutulmasının da bu çabanın parçası olduğunu dile getirdi.

Güney meselesinin adil bir dava olduğunu yineleyen El-Alimi, bu sorunun en yüksek hak ve özgürlük standartları çerçevesinde, güç ve dayatma mantığından uzak bir şekilde ele alınması gerektiğini, silahlı çatışmaların bu davaya zarar verdiğini söyledi.

Suudi Arabistan ile ortaklık

El-Alimi, Suudi Arabistan’ın Yemen için stratejik bir ortak olduğunu belirterek, bu ortaklığın korunmasının tarihî ve geleceğe dönük kazanımları nedeniyle ulusal bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Bu ortaklığın zedelenmesinin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin askerî varlığının sona erdirilmesi kararının, ittifakın seyrini düzeltme amacıyla ve ortak komutanlıkla koordinasyon içinde alındığını belirten El-Alimi, bunun ikili ilişkilerin koparılması ya da ortak çıkarlara dayalı iş birliği mirasının inkârı anlamına gelmediğini vurguladı.

El-Alimi, bu aşamada alınan her egemen kararın nihai hedefinin, barış ya da savaş yoluyla devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve Yemen halkının güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerinin karşılanması olduğunu söyledi.

Son olarak tüm siyasi bileşenlere ve medya organlarına seslenen El-Alimi, hakaret ve kışkırtma dilinden kaçınılması, devlet ve sorumluluk dilinin öne çıkarılması çağrısında bulundu. Bunun ulusal birliği güçlendireceğini, barış şansını koruyacağını ve hesap verebilirlik ile hukukun üstünlüğü ilkesinden taviz verilmeden mümkün olacağını belirtti.


El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
TT

El-Burhan, Bağımsızlık Günü vesilesiyle: Uzlaşma kapıları ardına kadar açık

El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)
El-Burhan, başkent Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde video kaydından alınan bir karede (Sudan Haber Ajansı)

Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Başkomutanı Abdülfettah el-Burhan dün, "ulusal uzlaşma için kapıların hâlâ açık olduğunu" teyit etti.

Burhan'ın açıklamaları, Sudan'ın bağımsızlığının 70. yıldönümünü kutlayan bir konuşma sırasında geldi; bu konuşma, bir yanda ordu ve destekleyici güçleri, diğer yanda Güney Kordofan eyaletindeki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve müttefikleri arasında şiddetli çatışmaların devam ettiği bir dönemde yapıldı.

Hartum'daki Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde yapılan bir video kaydında Burhan, “Zafer geliyor… Biz Sudanlılar, isyancıların, hainlerin ve ülkemizde fitne çıkaranların kovulmasını kutlamak için burada tekrar toplanacağız” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Ulusal uzlaşma için kapılar açık kalmaya devam ediyor. Milletin ve gerçeğin sesine katılmak isteyen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz. Vatan, vatandaşlık, barış ve adalet devleti kurmak için gayretle çalışacağız.”

Aynı vesileyle, Hızlı Destek Kuvvetlerine bağlı paralel hükümetin Başbakanı Muhammed Hasan et-Taişi "seküler demokratik bir sivil anayasaya uygun olarak yeni bir toplumsal sözleşmenin oluşturulması yoluyla gücü ve zenginliği adil bir şekilde yeniden dağıtan, merkezi olmayan bir yönetim sisteminin kurulmasının önemini" vurguladı.