Lübnan ile İsrail arasındaki üçüncü tur görüşmeler bugün Washington’da yapılacak

Güney Lübnan’daki Deyr ez-Zehrani köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Güney Lübnan’daki Deyr ez-Zehrani köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
TT

Lübnan ile İsrail arasındaki üçüncü tur görüşmeler bugün Washington’da yapılacak

Güney Lübnan’daki Deyr ez-Zehrani köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)
Güney Lübnan’daki Deyr ez-Zehrani köyünü hedef alan İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

Lübnan ve İsrail bugün Washington’da yeni bir barış görüşmeleri sürecine başlıyor. Görüşmeler, yürürlükte olan ancak süresinin sonuna yaklaşan ateşkesin devam ettiği bir dönemde gerçekleştiriliyor. Süreç, İsrail’in düzenlediği hava saldırılarında yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği bir ortamda ilerliyor.

Müzakerelerin arifesinde Lübnan Sağlık Bakanlığı dün İsrail’in hava saldırılarını yoğunlaştırması sonucu 22 kişinin hayatını kaybettiğini, bunlar arasında sekiz çocuğun da bulunduğunu açıkladı.

Lübnan Ulusal Haber Ajansı (NNA) ise İsrail saldırılarının ülkenin güneyi ve doğusunda yaklaşık 40 hedefi vurduğunu bildirdi.

Lübnan ile İsrail arasındaki son görüşme 23 Nisan’da Beyaz Saray’da gerçekleşmişti. O görüşmede ABD Başkanı Donald Trump, ateşkesin üç hafta daha uzatıldığını açıklamış ve tarihi bir anlaşmaya varılacağına dair iyimserlik dile getirmişti.

Trump, o dönemde yaptığı açıklamada, ateşkes süresi içinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ı Washington’da ağırlayarak taraflar arasında ilk ‘tarihi zirvenin’ yapılabileceğini öngörmüştü.

Ancak söz konusu zirve gerçekleşmedi. Avn, böyle sembolik bir toplantıdan önce güvenlik anlaşmasına varılması ve İsrail saldırılarının durdurulması gerektiğini ifade etti.

Ateşkes daha sonra pazar gününe kadar uzatıldı. 17 Nisan’da yürürlüğe girdiğinden bu yana İsrail saldırılarında 400’den fazla kişinin hayatını kaybettiği, bu verinin AFP tarafından Lübnan makamlarına dayandırılarak aktarıldığı bildirildi.

İsrail ise İran destekli Hizbullah hedeflerine yönelik saldırılarını ateşkes sürecine rağmen sürdüreceğini açıkladı.

Netanyahu, geçen hafta Beyrut’un merkezine düzenlenen ve Hizbullah’ın üst düzey bir komutanının öldüğü hava saldırısının ardından yaptığı açıklamada, “Düşmanlarımıza açıkça söylüyorum: Hiçbir teröristin dokunulmazlığı yoktur. İsrail’i tehdit eden herkes bedelini ödeyecektir” ifadelerini kullandı.

Lübnan ateşkesin kalıcı hale getirilmesi için çaba gösteriyor

Lübnanlı bir yetkili, kimliğinin açıklanmaması koşuluyla AFP’ye yaptığı açıklamada, ülkesinin Washington’daki görüşmeler sırasında ateşkesi ‘güçlendirmeye ve kalıcı hale getirmeye’ çalışacağını söyledi. Yetkili, en önemli önceliğin ‘ölüm ve yıkımın sona erdirilmesi’ olduğunu vurguladı.

Öte yandan İran, Lübnan’da kalıcı bir ateşkes sağlanmadan daha geniş çaplı çatışmanın sona erdirilmesine yönelik herhangi bir anlaşmaya karşı çıkarak kalıcı ateşkes çağrısında bulundu. Bu tutumun, Trump’ın kendi şartlarına uygun bir anlaşma yapılması yönündeki taleplerinin kabul edilmemesi nedeniyle rahatsızlık yarattığı belirtildi.

Hizbullah üzerindeki baskı

Lübnan’da savaşın başlamasından bu yana Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre en az 2 bin 896 kişi hayatını kaybetti, 8 bin 824 kişi ise yaralandı.

Söz konusu kayıplar arasında, Hizbullah tarafından yapılan açıklamalara göre, İsrail saldırılarında ölen örgüt mensupları da bulunuyor.

İsrail’in, Şii nüfusun yoğun olduğu bölgeleri, özellikle de Beyrut’un güneyindeki banliyöleri hedef aldığı; ayrıca güney bölgelerde kara operasyonları gerçekleştirdiği bildirildi.

ABD ise Lübnan’ın tüm toprakları üzerinde egemenliğini korumasına yönelik çağrıları desteklediğini belirtirken, aynı zamanda Hizbullah’a karşı adım atılması için Beyrut yönetimine sık sık baskı uyguladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ‘kapsamlı barışın, Lübnan devlet otoritesinin tamamen yeniden tesis edilmesine ve Hizbullah’ın tamamen silahsızlandırılmasına bağlı olduğu’ ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, bu görüşmelerin son yirmi yıldır izlenen ve ‘devlet dışı silahlı grupların kökleşmesine, kendilerini finanse etmelerine, Lübnan devlet otoritesini zayıflatmalarına ve İsrail’in kuzey sınırını tehdit etmelerine yol açan başarısız yaklaşımı kırmayı amaçladığı’ belirtildi.

Bu tur, diplomatik ilişkisi bulunmayan iki taraf arasında gerçekleştirilecek üçüncü müzakere turu olacak.

Üçüncü tura kimler katılıyor?

Lübnan ile İsrail arasında daha önce Beyaz Saray’da düzenlenen son oturumun aksine ya da ilk turdan farklı olarak, bu kez ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ABD Başkanı Donald Trump görüşmelere katılmayacak.

İki gün sürecek ve ABD Dışişleri Bakanlığı binasında yapılacak toplantılarda ABD tarafında arabulucu olarak İsrail ve Lübnan büyükelçileri yer alacak. Bunlar arasında, Evanjelik bir papaz geçmişine sahip ve İsrail’in bölgesel hedeflerine güçlü desteğiyle bilinen Mike Huckabee, Lübnan doğumlu iş insanı ve Trump’ın golf arkadaşı olan Michel Issa ve Marco Rubio’ya yakın bir isim olarak bilinen Mike Needham bulunuyor.

Lübnan tarafını ise Lübnan’ın egemenliğini güçlü şekilde savunan deneyimli hukukçu ve diplomat Simon Karam temsil edecek. Karam aynı zamanda Lübnan’ın Washington Büyükelçisi olarak görev yapıyor.

İsrail heyetinde ise Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter yer alacak. Leiter’in, Netanyahu’ya yakın bir isim olduğu ve işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşimci hareketiyle güçlü bağlara sahip olduğu belirtildi.



Kordofan'da İHA saldırıları: Saldırılardan HDK’nın sorumlu olduğu öne sürüldü

Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
TT

Kordofan'da İHA saldırıları: Saldırılardan HDK’nın sorumlu olduğu öne sürüldü

Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)
Kuzey Kordofan'ın el-Ubeyd kentinde bir İHA saldırısı sonucu bir genç kadın ve bir çocuk yaralandı (Arşiv - Reuters)

Sudan'ın Kordofan bölgesinin en büyük şehri el-Ubeyd kenti ile bölgenin kuzeyinde üçüncü büyük şehir olan Rahd Ebu Dekne'ye insansız hava araçları (İHA) ile saldırı düzenlendi. Bölgenin aylardır maruz kaldığı saldırıların son halkasını oluşturan bu olaylar can kayıplarına ve yaralanmalara yol açarken yakıt istasyonları ile depolar da zarar gördü.

Yerel kaynaklar, üç yılı aşkın süredir orduyla savaşan ve ülkenin çeşitli bölgelerini kontrol altında tutan Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) ait olduğu değerlendirilen İHA’ların bu saldırılarda kullanıldığını öne sürdü.

Şarku’l Avsat’a konuşan üç tanık, son yoğun saldırıların el-Ubeyd şehri içindeki tesisleri ve şehre ulaşan tek yolu hedef aldığını bildirdi. Bir TIR sürücüsü üç yakıt deposunun hedef alındığını ve uzak mesafelerden görülebilen büyük yangınların çıktığını aktardı.

Şarku’l Avsat’a konuşan başka bir tanık ise Kuzey Kordofan'daki Rahd şehrinin de İHA’larla bombalandığını ve bir ailenin evine isabet eden bir merminin maddi hasara yol açarak halk arasında paniğe neden olduğunu söyledi.


Kadınlara ve gençlere daha fazla temsil: Abbas Filistin seçim yasasını değiştirdi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
TT

Kadınlara ve gençlere daha fazla temsil: Abbas Filistin seçim yasasını değiştirdi

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas (Reuters)

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, pazar günü genel seçim yasasında değişikliğe giden bir kararname yayımladı. Kararname Filistin Yasama Konseyi üye sayısını artırmayı, seçim barajını düşürmeyi ve seçim sürecine kadınların ve gençlerin katılımını artırmayı öngörüyor.

Filistin'in resmi haber ajansı WAFA, yeni düzenlemelerin Yasama Konseyi üye sayısını 200'e yükselttiğini, sandalye kazanmak için gereken seçim barajını yüzde 1'e indirdiğini ve seçim listesindeki asgari aday sayısını 16'dan 20'ye çıkardığını bildirdi.

Kararname ayrıca seçim listelerinde her üç adaydan birinin kadın olması zorunluluğu getirerek kadın temsilini güçlendirmeyi de amaçlıyor.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre kararname, gençlerin siyasete daha geniş ölçüde katılımını sağlamak amacıyla Yasama Konseyi seçimlerinde aday olma yaşını 28'den 23'e indirdi.

Kararnameye göre Filistin Devlet Başkanı Abbas, Yasama Konseyi seçimlerine çağrıyı Filistin Ulusal Konseyi seçimleriyle eş zamanlı olarak ilan edecek.

Abbas daha önce yayımladığı bir kararname ile Filistin içinde ve dışında yaşayan Filistinlileri 1 Kasım 2026'da gerçekleştirilmesi planlanan Filistin Ulusal Konseyi seçimlerine katılmaya çağırmış, devlet başkanlığı seçimlerini de 2027 yılı içinde yapma niyetini açıklamıştı. Öte yandan Abbas, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Yürütme Komitesi'nin onayına dayanarak Filistin Ulusal Konseyi'nin seçim sistemini de daha önce onayladı.


Muhammed Salah’ın saldırısı Mısır-İsrail sınır güvenliği planlarını nasıl değiştirdi?

Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, kuzeydoğu stratejik istikametindeki uluslararası sınır hattında bulunan bir güvenlik noktasını denetlerken görülüyor. (Arşiv – Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcülüğü)
Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, kuzeydoğu stratejik istikametindeki uluslararası sınır hattında bulunan bir güvenlik noktasını denetlerken görülüyor. (Arşiv – Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcülüğü)
TT

Muhammed Salah’ın saldırısı Mısır-İsrail sınır güvenliği planlarını nasıl değiştirdi?

Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, kuzeydoğu stratejik istikametindeki uluslararası sınır hattında bulunan bir güvenlik noktasını denetlerken görülüyor. (Arşiv – Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcülüğü)
Mısır Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ahmed Halife, kuzeydoğu stratejik istikametindeki uluslararası sınır hattında bulunan bir güvenlik noktasını denetlerken görülüyor. (Arşiv – Mısır Silahlı Kuvvetleri Sözcülüğü)

Mısırlı asker Muhammed Salah’ın sınırı geçerek üç İsrail askerini öldürdüğü saldırının üzerinden üç yıl geçerken, İsrail basınında yer alan haberler, olayın ardından İsrail ordusunun sınır güvenliği yaklaşımında köklü değişikliklere gittiğini ortaya koyuyor. Mısırlı eski askerî yetkililer ise saldırının günlük güvenlik düzenlemelerinde bazı değişikliklere yol açmış olabileceğini, ancak iki ülke arasındaki güvenlik ilişkilerini belirleyen barış anlaşmasının temel kurallarını değiştirmediğini belirtiyor.

İsrail haber platformu Makor Rishon, pazar günü yayımladığı haberde, İsrail ordusunun geçtiğimiz hafta 3 Haziran 2023’te meydana gelen sınır saldırısının üçüncü yıl dönümünü andığını bildirdi.

Olay sırasında Muhammed Salah, Avca (Nitzana) Sınır Kapısı yakınlarında askerlik görevini yürütüyordu. Salah’ın sınırı geçerek İsrail askerleriyle girdiği çatışmada üç İsrail askeri hayatını kaybetmiş, Salah ise daha sonra diğer İsrail birlikleriyle yaşanan silahlı çatışmada öldürülmüştü.

Güvenlik kaygısı

Mısır eski Askerî İstihbarat Başkan Yardımcısı ve eski Keşif Dairesi Başkanı Korgeneral Ahmed Kamil, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail medyasının Mısır sınırının güvenliğini artırmaya yönelik gelişmiş önlemleri sık sık gündeme getirdiğini söyledi.

Kamil, Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndan başlayarak güneydeki Taba bölgesine kadar uzanan hatta İsrail’in güvenlik tedbirlerini artırdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu bölgede güvenlikten İsrail’in D Bölgesi’ndeki birlikleri sorumlu. Karşı tarafta ise C Bölgesi’nde Mısır sivil polisi bulunuyor. Gazze sınırına bitişik kesimde ise 2005 anlaşması uyarınca Mısır sınır muhafızları görev yapıyor.”

dvfgthyju
Mısır–İsrail sınır hattında bir güvenlik noktası (Reuters)

Kamil’e göre, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın gerçekleştirdiği saldırıların ardından İsrail’in güvenlik endişeleri daha da arttı. Bunun sonucunda sınır boyunca devriyeler yoğunlaştırıldı, elektronik gözetleme sistemleri kuruldu, araç engelleri ve güvenlik yolları oluşturuldu. Ayrıca iz takip ekipleri, kara radarları ve insansız hava araçları da devreye sokuldu.

Mısır tarafında ise sivil polis güçleri ile çeşitli gözetleme ve güvenlik sistemleri bulunuyor.

Kamil, Mısır’ın sınır güvenliğinin güçlendirilmesi amacıyla daha gelişmiş radar ve teknik ekipman kullanımına yönelik taleplerde bulunduğunu, ancak İsrail’in Mısır polis güçlerinin kapasitesini artırmaya yönelik bu talepleri onaylama konusunda isteksiz davrandığını ileri sürdü.

Dönüm noktası

Makor Rishon’un haberine göre, İsrail ordusunun Güney Komutanlığı saldırıdan önemli dersler çıkardı ve bu durum operasyonel anlayışta derin değişikliklere ve hazırlık seviyesinde ciddi iyileştirmelere yol açtı.

Haberde saldırının bir “dönüm noktası” olarak değerlendirildiği belirtilirken, Güney Komutanlığı’ndan üst düzey bir yetkilinin şu sözlerine yer verildi:

“İsrail, sınırların sakin kalması ve komşu ülkelerle iyi ilişkilerin sürdürülmesi için elinden geleni yapıyor. Ancak hiçbir konuda yanılsamaya kapılmıyor ve tehditlerin her yönden gelebileceğinin farkında.”

Günlük güvenlik düzenlemelerinde değişiklik

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdülvahid ise olayın ardından güvenlik uygulamalarında bazı değişikliklerin yaşandığını söyledi.

Abdülvahid, “Resmî bir açıklama yapılmamış olsa da olayın sınırdaki gözetleme faaliyetleri, devriye sistemleri ve güvenlik denetimlerinde değişikliklere yol açtığı kesin. Ayrıca asker seçiminde psikolojik değerlendirmelere daha fazla önem verilmiş ve siyasi eğilimlerin dikkate alınmasına özen gösterilmiş olabilir” dedi.

Bununla birlikte Abdülvahid, saldırının iki ülke arasındaki güvenlik ilişkilerinin temelini oluşturan barış anlaşması ve ilgili protokolleri değiştirmediğini vurguladı.

Saldırı sonrasında İsrailli bir güvenlik heyetinin Mısır’ı ziyaret ettiğini hatırlatan Abdülvahid, olayın münferit bir vaka olarak değerlendirildiğini ve sınırdaki güçlerin genel politikasını yansıtmadığının teyit edildiğini belirtti.

frgthyujı
Mısır Genelkurmay Başkanı, Rafah şehrindeki bir dizi güvenlik kontrol noktasını denetledi

Gazze savaşının başlamasıyla birlikte iki ülke arasındaki güvenlik koordinasyonunun arttığını ifade eden Abdülvahid, bu iş birliğinin özellikle Mısır-Filistin sınırı ve Philadelphia Koridoru’nun kontrolüne odaklandığını söyledi.

Ona göre saldırı, her iki tarafta da alarm seviyesinin yükselmesine neden oldu ve askerlerin birbirlerine belirli mesafelerden fazla yaklaşmamalarını öngören yeni uygulamalar getirildi. Ancak bunlar günlük güvenlik prosedürleri kapsamında değerlendiriliyor ve iki ülke arasındaki güvenlik düzenlemelerinde köklü bir değişikliğe işaret etmiyor.

Sorun üretme çabası

Son iki yılda bazı İsrailli çevreler, Mısır’ın sınır bölgesinde askerî kapasitesini artırdığını ve bunun gelecekte bir tehdit oluşturabileceğini öne sürerek, 1979 tarihli barış anlaşmasının ihlal edildiğini savunmuştu.

Ancak Ahmed Kamil, İsrail’in zaman zaman sınırla ilgili çeşitli sorunları gündeme getirerek Mısır üzerinde daha fazla güvenlik önlemi alması yönünde baskı kurmaya çalıştığını söyledi.

Muhammed Abdülvahid de benzer bir değerlendirmede bulunarak şunları kaydetti:

“İsrail, her zamanki gibi bu olayı kendi güvenlik tehditlerini öne çıkarmak için kullanıyor. Uluslararası kamuoyuna, sınırdaki ihlallerinin tamamını kendini koruma amacıyla gerçekleştirdiği mesajını vermeye çalışıyor. Ancak Mısır bu yaklaşımın farkında ve gelişmeleri dikkatle takip ediyor.”