İsrail, Hizbullah'ın İHA’larını durdurmak için Litani Nehri'ni geçti

Lübnan'ın talebi üzerine askeri müzakerelerde "silah kontrolü" konusu görüşülmeyecek

 İsrail'in hava saldırılarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bölgelerden duman bulutları yükseliyor (Reuters)
İsrail'in hava saldırılarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bölgelerden duman bulutları yükseliyor (Reuters)
TT

İsrail, Hizbullah'ın İHA’larını durdurmak için Litani Nehri'ni geçti

 İsrail'in hava saldırılarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bölgelerden duman bulutları yükseliyor (Reuters)
İsrail'in hava saldırılarının ardından Lübnan'ın güneyindeki bölgelerden duman bulutları yükseliyor (Reuters)

İsrail ordusu, Güney Lübnan’daki “sarı hat” olarak bilinen hattın kuzeyine geçerek Litani Nehri çevresinde kara operasyonları ve ilerleme hamleleri gerçekleştirdi. Bu gelişme, İsrail’in Nebatiye halkına yaptığı tahliye uyarısıyla eş zamanlı yaşanırken, çatışmaların daha geniş çaplı bir sahaya yayıldığını gösterdi.

İsrail medyası, operasyonların Hizbullah’a ait insansız hava araçlarını (İHA) durdurmayı hedeflediğini bildirirken, Doğu Zutar ekseninde şiddetli çatışmalar yaşandı. Hizbullah ise İsrail güçlerinin nehir yatağına doğru ilerleme girişimlerine roketler, topçu atışları ve kamikaze İHA’larla karşılık verdiğini açıkladı.

İsrail hava saldırıları ayrıca Sur, Bint Cubeyl, Cezzin ve Batı Bekaa bölgelerine kadar genişledi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre özellikle Meşgara kasabası, “ateş kuşağını” andıran yoğun hava saldırılarının hedefi oldu.

Sahadaki gerilim sürerken, cuma günü Washington’da ABD arabuluculuğunda Lübnanlı ve İsrailli askeri yetkililer arasında bir toplantı düzenlenecek. Lübnan tarafı toplantının tamamen teknik nitelikte olduğunu ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesiyle Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyine konuşlanmasının ele alınacağını belirtiyor.

Lübnanlı kaynaklar ayrıca, Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın doğrudan talebi doğrultusunda “silahların sınırlandırılması” konusunun toplantıda gündeme getirilmeyeceğini, bu başlığın siyasi süreç ve ileride yapılacak doğrudan müzakerelerin konusu olduğunu ifade etti.



Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a yeni Kassam Tugayları komutanının suikasta uğradığını doğruladı

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 26 Mayıs 2026 (AFP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 26 Mayıs 2026 (AFP)
TT

Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a yeni Kassam Tugayları komutanının suikasta uğradığını doğruladı

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 26 Mayıs 2026 (AFP)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 26 Mayıs 2026 (AFP)

Hamas Hareketi’nden 3 kaynak dün akşam yaptıkları açıklamada, hareketin silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın yeni lideri Muhammed Avde’nin, İsrail ordusunun Gazze kentinin merkezindeki er-Rimal mahallesinde bir apartman dairesine düzenlediği hava saldırısında öldürüldüğünü doğruladı.

Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Avde’nin cenazesinin saldırının şiddeti nedeniyle parçalanmış halde enkaz altından çıkarıldığını, olay yerinde ailesine ait olduğu değerlendirilen başka insan kalıntılarının da bulunduğunu belirtti.

Aynı kaynaklar, Avde’nin naaşının aile üyeleri tarafından teşhis edildiğini, ayrıca yerini bilen yakın çevresinden bir kişinin de kimliğini doğruladığını aktardı.

Sahadaki bir kaynak ise İsrail savaş uçaklarının söz konusu daireye en az 3 füze fırlattığını, saldırının bina ile çevresinde büyük yıkıma yol açtığını ifade etti. Saldırıda yoldan geçen bir kadının hayatını kaybettiği, er-Rimal mahallesindeki mağazalarda alışveriş yapan çocuklarının ise yaralandığı bildirildi.

İlk saldırıdan yaklaşık 20 dakika sonra bir helikopterin, ilk hedef alınan daireden yüzlerce metre uzaklıktaki başka bir apartman dairesine ikinci bir hava saldırısı düzenlediği kaydedildi. Saldırıda aralarında Kassam Tugayları istihbarat biriminde görevli bir saha komutanının da bulunduğu çok sayıda kişinin yaralandığı, söz konusu komutanın durumunun ağır olduğu belirtildi. Avde, Kassam Tugayları liderliğine getirilmeden önce örgütün istihbarat biriminin başında bulunuyordu. Önceki lider İzzeddin el-Haddad ise yaklaşık 10 gün önce öldürülmüştü.

İsrail, dün daha erken saatlerde yaptığı açıklamada, Kassam Tugayları’nın yeni liderini Gazze’de hedef aldığını duyurmuş, ancak saldırıda hedef alınan kişinin öldürülüp öldürülmediğine ilişkin bilgi vermemişti.

Başbakan Binyamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yisrael Katz tarafından yayımlanan ortak açıklamada, İsrail ordusunun ‘bugün Gazze’de terör örgütü Hamas’ın askeri kanadının yeni lideri ve 7 Ekim saldırısının planlayıcılarından biri olan Muhammed Avde’ye yönelik operasyon gerçekleştirdiği’ ifade edildi.

Sağdan: Kassam Tugayları'nın mevcut komutanı Muhammed Avde  ve yanında İsrail'in ayrı ayrı saldırılarında suikasta kurban giden Tugayların 3 lideri: Rafa Salame, Ebu Ubeyde ve Muhammed Dayf (İsrail ordusu).Sağdan: Kassam Tugayları'nın mevcut komutanı Muhammed Avde  ve yanında İsrail'in ayrı ayrı saldırılarında suikasta kurban giden Tugayların 3 lideri: Rafa Salame, Ebu Ubeyde ve Muhammed Dayf (İsrail ordusu tarafından yayınlanan fotoğraf).

Netanyahu, Avde’nin 7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik sınır ötesi saldırı sırasında Hamas’ın istihbarat biriminin başında bulunduğunu söyledi. Avde’nin yaklaşık bir hafta önce, 15 Mayıs’ta İsrail ordusu tarafından öldürülen Kassam Tugayları Komutanı İzzeddin el-Haddad’ın yerine göreve getirildiği belirtildi.

Avde kimdir?

Muhammed Avde’nin Hamas ile ilişkisi, 1987 yılında başlayan Birinci İntifada dönemine kadar uzanıyor. Avde, bir süre Hamas’ın eski liderlerinden Yahya Sinvar tarafından ‘İsrail adına çalışan ajan ve iş birlikçileri takip etmek’ amacıyla kurulan ‘el-Mecd’ adlı güvenlik yapılanmasının faaliyetlerinde yer aldı.

Kaynakların tahminine göre 40’lı yaşlarının sonu ile 50’li yaşlarının başında olan Avde, 2000 yılının sonunda başlayan İkinci İntifada sırasında Kassam Tugayları’nda görev yapan ilk isimler arasında yer aldı. Avde’nin, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda bulunan Hulefâ-i Râşidîn bölgesinde yaşadığı belirtildi.

Hulefâ-i Râşidîn bölgesi, Hamas’ın ilk önemli merkezlerinden biri olarak biliniyor. Avde’nin de hareketin üst düzey isimleriyle yakın ilişkiler kurduğu ifade ediliyor. Bunlar arasında, Hamas ve Kassam Tugayları içinde militan devşirme konusunda etkili isimlerden biri olarak görülen ve örgüt liderlerinin belirlenmesinde rol oynayan Nizar Reyyan da bulunuyordu.

Söz konusu bölge uzun yıllar boyunca Kassam Tugayları’nın askeri merkezi niteliğinde faaliyet gösterdi. Hamas’ın askeri kanadının önde gelen liderlerinden Muhammed ed-Dayf ile diğer askeri komutanların da burada bulunduğu, Avde ile Dayf arasındaki ilişkinin de bu dönemde aynı bölgede yürüttükleri faaliyetler sırasında başladığı aktarıldı.

Avde’nin askeri geçmişinde güvenlik ve istihbarat faaliyetleri öne çıksa da zaman içerisinde saha komutanlığı görevlerinde yükseldiği belirtiliyor. Buna göre Avde, uzun yıllar Cibaliya Mülteci Kampı’nın merkez taburunun komutanlığını yürüttü. Daha sonra bir süre askeri üretim biriminde görev alan Avde, 2017-2019 yılları arasında yaklaşık 2 ila 3 yıl boyunca Kuzey Tugayı Komutanı olarak görev yaptı.

Avde’nin Kuzey Tugayı Komutanlığı döneminde, Kassam Tugayları’nın saha komutanlarından Muhammed Sinvar’ı ağırladığı ve ikilinin Beyt Hanun (Erez) Sınır Kapısı yakınlarında bir tünelde araçla dolaştıkları belirtildi. Daha sonra İsrail’in ele geçirdiği görüntülerde, Avde ile Sinvar’ın tünel içinde araçla ilerlediği anların yer aldığı ifade edildi.

Hamas kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Muhammed Avde’nin Kassam Tugayları bünyesinde son derece önemli hale gelen istihbarat yapılanmasının geliştirilmesinde büyük rol oynadığını belirtti. Kaynaklara göre Avde, doğrudan saha faaliyetlerinden ziyade istihbarat çalışmalarını tercih ediyor, kişisel koruma ya da şoför kullanmaktan kaçınıyor ve yüksek güvenlik hassasiyeti nedeniyle görevlerini tek başına yürütmeyi benimsiyordu.

Avde’nin hem savaş sürecinde hem de öncesinde birçok suikast girişiminin hedefi olduğu, ancak çoğu saldırı sırasında hedef alınan noktalarda bulunmadığı ifade edildi. Ayrıca 10 Ekim 2025’te ilan edilen ateşkesin ardından Cibaliye Mülteci Kampı’ndaki baba evinin bombalandığı, saldırıda büyük oğlu Amr’ın hayatını kaybettiği aktarıldı.

İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye yönelik iki yıl süren yoğun saldırılar sırasında, Kassam Tugayları’nın üst düzey komutanları ile Hamas’ın Gazze çevresindeki yerleşimlere düzenlediği saldırının planlama ve yönetiminde rol oynayan birçok kilit ismi hedef alarak öldürdü.

Avde’nin yönettiği Kassam Tugayları askeri istihbarat biriminin, İsrail ordusunun Gazze Tümeni’ndeki zayıf noktaları analiz ederek belirli bölgelere yönelik saldırı planları hazırladığı belirtildi. Elde edilen bilgilerin düzenli olarak askeri konsey liderliğine iletildiği ifade edildi.

Kaynaklar, Avde’nin, İzzeddin el-Haddad’ın öldürülmesinin ardından fiilen Kassam Tugayları liderliğine seçildiğini aktardı. Avde’nin, Haddad’a yakın isimlerden biri olduğu ve özellikle Muhammed ed-Dayf ile Muhammed Sinvar’ın öldürülmesinin ardından Haddad’ın yürüttüğü ‘örgütsel yapılanmayı yenileme’ planları konusunda sürekli temas halinde bulunduğu kaydedildi.

Avde’nin öldürülmesiyle birlikte, Kassam Tugayları’nın ana askeri konseyinden geriye yalnızca iç cephe komutanı İmad Akl’ın kaldığı belirtildi. Hamas kaynakları, Akl’ın 7 Ekim saldırısının planlanması ya da yönetiminde etkin bir rol üstlenmediğini ifade etti.


Rakka ve Deyrizor sakinlerine Fırat Nehri yakınlarındaki bölgeleri boşaltmaları yönünde çağrı yapıldı

Rakka'da nehir taşkını (Fotoğraf "Al-Habur web sitesi")
Rakka'da nehir taşkını (Fotoğraf "Al-Habur web sitesi")
TT

Rakka ve Deyrizor sakinlerine Fırat Nehri yakınlarındaki bölgeleri boşaltmaları yönünde çağrı yapıldı

Rakka'da nehir taşkını (Fotoğraf "Al-Habur web sitesi")
Rakka'da nehir taşkını (Fotoğraf "Al-Habur web sitesi")

Fırat Nehri üzerindeki Rakka ve Deyrizor illerinde, Fırat Barajı’nda dört tahliye kapağının açılmasıyla birlikte alarm durumu ilan edildi. Yetkililer, barajdan saniyede bırakılan su miktarının 1500 metreküpten 1800 metreküpe çıkarıldığını belirtti. Son yılların en yüksek su akışı nedeniyle baraj gölündeki seviyenin onlarca yıldır görülmeyen düzeye ulaştığı, bunun da dün Rakka’da evlerin ve tarım arazilerinin sular altında kalmasına yol açtığı bildirildi.

Resmî televizyona konuşan Fırat Barajı Genel Müdürü Haytam Bakur, su seviyesindeki artışı izlemek için üç operasyon merkezi kurulduğunu söyledi. Bakur, son 15 yılın en yüksek su tahliyesinin gerçekleştirildiğini belirterek, nehir yatağı çevresindeki tarım alanları, yerleşimler ve kampların risk altında olduğunu ifade etti. Geçmiş dönemde mühendislik altyapısı olmadan acil şekilde inşa edilen toprak setlerin de zarar görebileceği uyarısında bulunan Bakur, buna karşın su seviyesindeki yükselişin baraj gövdesi açısından tehlike oluşturmadığını vurguladı.

İnternette dolaşan bir fotoğrafta, Deyrizor'da batan feribotun içinde bir araba görülüyor.İnternette dolaşan bir fotoğrafta, Deyrizor'da batan feribotun içinde bir araba görülüyor.

Tedbir amacıyla Rakka’nın doğu kırsalındaki el-Muğla Köprüsü ulaşıma kapatıldı. Yerel el-Habur sitesi tarafından yayımlanan görüntülerde, yükselen nehir seviyesi nedeniyle Rakka ve çevresindeki evler ile tarım arazilerinin zarar gördüğü görüldü. Yetkililer, önümüzdeki saatlerde yeni bir su yükselişi dalgasının hasarı artırabileceği konusunda uyarıda bulundu.

Deyrizor’da da Fırat Nehri’nin yükselmesine karşı acil durum ekipleri nehir kıyısındaki köprülerde koruyucu setler oluşturdu. Batıdaki Muhaymide beldesi yakınlarında, içinde araç bulunan bir feribotun nehirde battığı bildirildi. Yerel kaynakların aktardığına göre olayda yalnızca maddi hasar meydana geldi.

Suriye Acil Durum ve Afet Yönetimi Bakanlığı’na bağlı Erken Uyarı ve Hazırlık Dairesi, Fırat Barajı Genel Kurumu ile koordinasyon içinde son 24 saat içinde ikinci kez halka tahliye çağrısı yaptı. Yetkililer, Rakka ve Deyrizor’da nehir kıyısında veya taşkın sahasında yaşayanların evlerini ve iş yerlerini derhal boşaltmalarını istedi. Özellikle alçak bölgelerde yaşayanların ailelerini, hayvanlarını, araçlarını ve tarım ekipmanlarını güvenli ve yüksek bölgelere taşımaları çağrısında bulunuldu. Açıklamada, Fırat Nehri seviyesinin normalin iki metre üzerine çıktığı, önümüzdeki saat ve günlerde bunun bir metre daha artabileceği belirtildi.

Öte yandan Haseke kentinin bazı mahallelerinde, Fırat Barajı’ndan gelen elektriğin kesilmesi nedeniyle içme suyu pompalamada aksama yaşandığı bildirildi. Su İdaresi, vatandaşlardan su tüketimini azaltmaları ve kesintilere karşı iş birliği yapmaları çağrısında bulundu.

Fırat Barajı'ndaki çalışanlar teyakkuzda (Suriye Enerji Bakanlığı).Fırat Barajı'ndaki çalışanlar teyakkuzda (Suriye Enerji Bakanlığı).

Bölgede ayrıca Güney Haseke Barajı gövdesinde görülen su sızıntısı endişe yarattı. Yerel medya, Habur Nehri boyunca uzanan yerleşimlerin ve Deyrizor’daki el-Buseyra kentine kadar olan bölgelerin risk altında olabileceğini aktardı. Şarku’l Avsat’ın Haseke Medya Merkezi’nden aktardığına göre Arişa Nahiyesi Müdürü sızıntının baraj gövdesinden değil, sulama türbinlerinden kaynaklandığını açıkladı. Yetkili, kapaklardan birinin kısmen açık kalmış veya aşınmış olabileceğini, teknik ekiplerin sorunu çözmeye çalıştığını ancak henüz başarılı olunamadığını ifade etti.

Uzmanlar, Türkiye’deki barajlardan bırakılan su miktarındaki artışın Fırat Nehri’nde rekor seviyede yükselişe neden olduğunu ifade ediyor. Bu durum, Cerablus çevresinde nehrin taşmasına yol açtığı, Türkiye sınırındaki Şuyuh Köprüsü yakınlarında yaklaşık 500 hektarlık alanın sular altında kaldığı bildirildi. Taşkınların tarım arazileri, balıkçılık faaliyetleri ve altyapıda ciddi hasara neden olduğu kaydedildi.


Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir
TT

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Kurban Bayramı, üst üste üçüncü kez Gazze sakinlerinin hac ibadetinden mahrum kaldığı bir dönemde karşılanıyor. 2023 yılındaki Hamas saldırısı ve ardından başlayan savaş nedeniyle, Gazze halkı 2023’ten bu yana hac farizasını yerine getiremiyor. Geçtiğimiz yıl ekim ayında ateşkes konusunda anlaşma sağlandığının duyurulmasına rağmen İsrail, çeşitli gerekçeler öne sürerek Gazzelilerin sınır kapılarından çıkışını engellemeyi sürdürdü.

İsrail’in Gazze halkına yönelik kısıtlamalarının yalnızca bölgeden çıkışları engellemekle sınırlı kalmadığı, sınırlı sayıdaki tıbbi tahliyeler dışında geçişlere izin verilmediği ifade ediliyor. Ayrıca kurban etlerinin girişinin de engellendiği, ticari ürünler ile insani yardımların bölgeye ulaştırılmasının ise yavaşlatılıp zorlaştırıldığı kaydediliyor.

Gazze kentinin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan mahallesi sakinlerinden 61 yaşındaki Ramazan Ebu Ziyade, savaş öncesinde hacca gitmeyi umut ettiğini ancak her yıl yapılan kura çekimlerinde adının bir türlü çıkmadığını söyledi. Ebu Ziyade, 2023 yılında Hac için Gazze’den çıkan son kafilenin ardından her yıl yeniden bu fırsatı beklediğini dile getirdi.

xsacvdvf
Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nda bir otobüse binen Filistinli hacılar, 12 Haziran 2023 (AFP)

Ebu Ziyade, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ateşkes ilanı ve Refah Sınır Kapısı’nın kısmen açılmasının ardından İsrail’in Gazze halkının Hac ibadetini yerine getirmesine izin vereceğini umut ettiğini, ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. Ebu Ziyade, “Bayram atmosferine dair her şeyden mahrum bırakıldık. Allah’ın evini ziyaret etmemize bile izin verilmedi. Sanki nefes almamızın ve en temel insani haklarımızın engellendiği bir hapishanede yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Gazze’deki Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı verilerine göre, Gazze Şeridi’ne her yıl 2 bin 508 kişilik hac kotası ayrılıyor. Bu durum, son üç yılda 7 bin 500’den fazla Filistinlinin hac ibadetini yerine getiremediği anlamına geliyor. Bakanlık ayrıca, 2023 yılındaki kura çekiminde isimleri belirlenen 2 bin 473 hacı adayının o tarihten bu yana seyahat etmeyi beklediğini, ancak şimdiye kadar bölgeden çıkamadıklarını açıkladı. Açıklamada, söz konusu kişilerden 31’inin doğal nedenlerle ya da savaş sırasında düzenlenen İsrail saldırılarında hayatını kaybettiği belirtildi.

Ebu Ziyade, Gazze halkının gelecek yıl Hac ibadetini yerine getirebilmesini umut ettiğini ifade etti. Kişisel beklentisinin ise son üç yılda kurada adı çıkan ancak hayatını kaybeden kişilerden birinin yerine Hac hakkı elde etmek olduğunu söyledi.

Az sayıda kurban

Gazze halkının Hac ibadetinden mahrum bırakılmasıyla başlayan sıkıntılar, üçüncü yıl üst üste kurban kesememe sorunuyla daha da derinleşiyor. İsrail’in, Gazze Şeridi’nin doğusunda yoğunlaşan hayvancılık çiftliklerini hedef alması sonucu bölgedeki binlerce büyükbaş ve küçükbaş hayvanın telef olduğu belirtiliyor. Savaşın başlamasıyla birlikte düzenlenen saldırılarda çok sayıda besi çiftliğinin yok edildiği, bunun da Gazze’de kurbanlık hayvan sıkıntısını ağırlaştırdığı ifade ediliyor.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinin batısında bulunan küçük bir çiftlikte yaşayan genç Ahmed en-Neccar, geçmişte babasına özellikle Kurban Bayramı döneminde satışa sunulmak üzere koyun yetiştiriciliğinde yardım ettiğini anlattı. Ancak Neccar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kendileri gibi yüzlerce çiftlik sahibinin savaş süresince düzenlenen İsrail bombardımanları nedeniyle tüm hayvanlarını kaybettiğini söyledi.

v cd v
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan nadir küçük çiftliklerden biri kurbanlık hayvan sağlıyor, ancak fiyatları yüksek (Şarku’l Avsat)

Neccar, ellerinde yalnızca savaş sürecinde çoğalan birkaç küçük koyunun kaldığını belirterek, kendisi ve babasının mevcut hayvanları korumaya çalıştığını söyledi. Bu sayede şu anda ellerinde iyi durumda çok sayıda koyun bulunduğunu ifade eden Neccar, çevresel koşulların zorluğuna ve yem sıkıntısına rağmen hayvanların sağlıklı kalabildiğini dile getirdi. Neccar, hayvanların bakımının ciddi maliyet oluşturduğunu, bunun da Gazze genelinde kurbanlık fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu kaydetti.

İsrail’in, Kurban Bayramı öncesinde satış ya da yetiştiricilik amacıyla canlı hayvan girişine izin vermediğini belirten Neccar, yalnızca dondurulmuş et ürünlerinin sınırlı aralıklarla bölgeye girişine müsaade edildiğini ve bu ürünleri taşıyan tırların geçiş koordinasyonu için yüksek ücretler talep edildiğini söyledi.

Gazze’de bir koyunun fiyatının kalite ve ağırlığına göre değişmekle birlikte ortalama 5 bin dolar civarında olduğu ifade ediliyor.

Neccar ayrıca, ailesinin geçmişte Han Yunus’un doğusunda büyük bir çiftliğe sahip olduğunu, ancak mevcut durumda yalnızca yaşadıkları çadırların yakınında küçük bir çiftliklerinin kaldığını anlattı. Söz konusu çiftliğin ‘bölge halkının ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini’ söyledi.

Piyasa kaynakları ise İsrail’in yem ile canlı hayvan girişine yönelik süregelen kısıtlamaları nedeniyle Gazze’de faaliyet gösteren hayvancılık çiftliklerinin sayısının ciddi biçimde azaldığını, bölgede kalan çiftlik sayısının 10’u geçmediğini belirtiyor.

Neccar, “İçinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle fiyatlar çok yüksek. Buna karşılık gerçek anlamda bir talep de yok. Sadece bazı kurumlar alım yapıyor ancak onlar da artık kurbanlık yerine halka dağıtmak üzere dondurulmuş et satın alma gibi alternatif çözümler aramaya başladı” dedi.

Müşterisi olmayan mallar

Gazze’de bayram döneminde düşük alım gücü yalnızca et ürünleriyle sınırlı kalmıyor. Bölgenin farklı pazarlarında, geçen yıl ekim ayında ilan edilen ateşkesin ardından Gazze’ye giren çeşitli ticari ürünler bulunmasına rağmen, fiyatların hâlâ oldukça yüksek olduğu ve halkın acil ihtiyaç duyduğu ürünleri dahi satın almakta zorlandığı belirtiliyor.

Gazze kentinde bir mağazada çalışan Halil Bekir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramı atmosferinin savaş nedeniyle tamamen kaybolduğunu söyledi. Bekir, savaş öncesinde halkın bayram dönemlerinde kıyafet başta olmak üzere tüm ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yaptığını, ancak bugün hem ekonomik koşulların hem de piyasadaki ürün fiyatlarının büyük ölçüde değiştiğini ifade etti.

xsdcdsv
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta düzenlenen bir gösteride, su sıkıntısını ifade etmek için boş bidonları havaya kaldıran Filistinliler, 25 Mayıs 2026 (AFP)

Bekir, savaş öncesindeki bayram dönemlerini hatırlatarak, “Bu günlerde iş yoğunluğu çok yüksek olurdu. Satış ve alışveriş hareketlenir, çok sayıda müşteri ağırlardık. Bayram hazırlıkları bir hafta önceden başlardı” dedi. Ancak savaşla birlikte durumun tamamen değiştiğini belirten Bekir, geçmişte 100 şekel ile bir kişinin temel giyim ihtiyaçlarını karşılayabildiğini, bugün ise aynı miktarın neredeyse hiçbir ihtiyacı karşılamadığını söyledi. Bekir, savaş öncesinde yaklaşık 30 şekele satılan bir gömleğin bugün 70 şekel veya daha yüksek fiyatlara ulaştığını, bunun temel nedeninin ise ticari geçiş ve koordinasyon maliyetlerindeki artış olduğunu kaydetti.

İsrail, sınırlı miktarda ticari mal ithalatına izin verilen tüccarlara, ‘koordinasyon’ adı altında bazı mallar için astronomik rakamlara ulaşan meblağlar ödemelerini zorunlu kılıyor; bu da fiyatların yükselmesine neden oluyor.

Hayat artık farklı

Han Yunus sakinlerinden İbrahim Ebu Cami, Gazze Şeridi’ndeki durumu ‘zor ve felaket boyutunda’ olarak nitelendirdi. Bölge halkının, su sıkıntısı, çadırlarda yaşam ve evlerle tarım arazilerinin kaybı nedeniyle artık insanca bir yaşam hissini yitirdiğini söyledi.

Ebu Cami, her yıl imkânları ölçüsünde kurban kesebildiğini ancak son üç yıldır ağır ekonomik koşullar ve aşırı yükselen fiyatlar nedeniyle bunu gerçekleştiremediğini belirtti. Ebu Cami, “Üç yıl önce hayat farklıydı, bayramları heyecanla beklerdik. Bugün ise insanlar ailelerine bir kilo et dahi almakta zorlanıyor” ifadelerini kullandı.

Gazze sakinlerinden Teysir el-Ağa da Ebu Cami’nin görüşlerine katılarak, bölgede yaşamın tamamen değiştiğini ve bayram atmosferinin kaybolduğunu söyledi. El-Ağa, geçmişte zengin ya da yoksul ayrımı olmaksızın herkesin kurban etine ulaşabildiğini, ancak bugün herkesin aynı ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi.

sdcsvc
Gazze’de küçük bir dükkân sahibi olan Abdurrauf Safi, bayramda bölge sakinlerine sattığı çikolataları sergiliyor. (Şarku’l Avsat)

Gazze sakini Vela Ebu’l Hayr ise savaş öncesinde halkın bayramı güzel bir atmosfer içinde karşıladığını, çocuklar için yeni kıyafetler alındığını ve sokaklarda dolaştırılan kurbanlık hayvanların bayram coşkusunun bir parçası olduğunu anlattı. Ebu’l Hayr, bugün ise insanların bayramın geldiğini yalnızca tekbir seslerinden anlayabildiğini belirterek, savaşla birlikte koşulların ağırlaştığını ve çok sayıda ailenin çocuklarını kaybettiğini söyledi. Gazze’de hayatın yeniden normale dönmesini ve bölge halkının dünyanın geri kalanındaki insanlar gibi yaşayabilmesini umut ettiğini ifade etti.

Tüccar Abdurrauf Safi de savaş öncesinde kurbanlıklar ve ticari ürünlerin uygun fiyatlarla kolayca bulunabildiğini, ancak bugün fiyatların ciddi şekilde arttığını kaydetti. Buna rağmen insanların bayram şartlarına uyum sağlamaya çalıştığını belirten Safi, savaş öncesinde 90 şekel olan çikolatanın kilogram fiyatının bugün 150 şekele yükseldiğini, bunun da birçok kişinin bu ürünlerden uzak durmasına yol açtığını söyledi.

Bayram ve gerginlik

Kurban Bayramı, üçüncü yıl üst üste Gazze’de aralıksız süren İsrail saldırılarının gölgesinde karşılanıyor. Ateşkes ilanından bu yana 900 Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtilirken, bölgede insani krizin daha da derinleştiği ifade ediliyor.

İsrail’in son günlerde yeniden yoğun yerleşim alanlarını hedef aldığı, bunun da sivillerin yaşadığı sıkıntıları artırdığı kaydediliyor. Saldırılar nedeniyle, evleri tamamen yıkılmayan ya da kısmen hasar gören bazı ailelerin geri dönerek yaşamaya çalıştıkları konutlarını yeniden terk etmek zorunda kaldıkları belirtiliyor. Gazze’de çok sayıda ailenin, çadırlarda süren zorunlu göç yaşamı yerine kısmen ayakta kalan evlerinde kalmayı tercih ettiği, ancak son saldırılarla birlikte bu seçeneğin de ortadan kalktığı ifade ediliyor.

ascsdcs
 Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan Nasır Hastanesi’nde bir baba, kızının cenazesinin başında ağlıyor, 25 Mayıs 2026 (EPA)

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı sakini Edhem el-Hams, iki gün önce evini kaybettiğini belirterek, İsrail ordusunun yaşadıkları bölge için tahliye çağrısı yapmasının ardından yakınlardaki bir evin hedef alındığını söyledi. El-Hams, düzenlenen saldırıda en az sekiz evin yıkıldığını, çok sayıda konutun da ağır hasar alarak yaşanamaz hale geldiğini ifade etti. Saldırıların yüzlerce ailenin yeniden yerinden edilmesine neden olduğunu belirten el-Hams, insanların çadırlarda yaşamak zorunda kaldığını kaydetti. Daha önce evlerinin güvenli olması nedeniyle göç yaşamından uzak kalabildiklerini söyleyen el-Hams, son saldırılarla birlikte bu imkânı da kaybettiklerini dile getirdi.

El-Hams, “Hangi bayramdan, hangi ateşkesten söz ediyorlar? Biz burada hâlâ savaşın içindeyiz. İsrail işgali ve sivillere yönelik saldırıları nedeniyle artık ne bayramlarımızı ne de acılarımızı hissedebiliyoruz. Bu savaşta hiçbir payımız olmamasına rağmen bütün yükünü biz taşıyoruz” ifadelerini kullandı.