Suriye’de Şeyh Hicri’ye bağlı silahlı grup tarafından alıkonulan 3 Hristiyan’ın yakınları hayatta olduklarını doğruladı

Suveyda'dan Şam'a yoğun göç hareketliliği

Suveyda'daki güvenlik ofisi doğrudan Şeyh Hikmet el-Hicri ve oğlu Selman'a bağlı (Suwayda24)
Suveyda'daki güvenlik ofisi doğrudan Şeyh Hikmet el-Hicri ve oğlu Selman'a bağlı (Suwayda24)
TT

Suriye’de Şeyh Hicri’ye bağlı silahlı grup tarafından alıkonulan 3 Hristiyan’ın yakınları hayatta olduklarını doğruladı

Suveyda'daki güvenlik ofisi doğrudan Şeyh Hikmet el-Hicri ve oğlu Selman'a bağlı (Suwayda24)
Suveyda'daki güvenlik ofisi doğrudan Şeyh Hikmet el-Hicri ve oğlu Selman'a bağlı (Suwayda24)

Geçtiğimizi hafta yaşanan tutuklu kaçırma olayının ardından Suveyda'da Şeyh Hikmet el-Hicri'ye bağlı olan ve ‘Ulusal Muhafızlar’ olarak bilinen yapı tarafından alıkonulan 3 Hristiyan'ın yakınları, bu kişilerin idam edildiğine dair çıkan haberleri yalanladı.

Suveyda'daki olayları yakından takip eden bir kaynak Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, “Mesber ailesiyle iletişime geçtim. Alıkonulan oğullarının hayatta olduğunu ve sorgulama sürecinde bulunduklarını söylediler” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu Enstitüsü Terörle Mücadele ve Aşırılık Programı Direktörü Charles Lister'ın salı günü X platformunda Suveyda'daki silahlı grupların geçtiğimiz cuma gecesi ‘ihanet’ suçlamasıyla Hristiyan cemaatinden iki kişi hakkında alınan idam kararını gerçekleştirdiğini duyurmuştu.

Lister'ın aktardığına göre alıkonulan iki kişi, Ulusal Muhafızlar’ın kontrolündeki cezaevlerinden üç tutukluyu kaçırıp Suriye hükümeti kontrolündeki bölgelere geçmelerine yardım etmekle suçlanıyor.

Ulusal Muhafızlar’dan yetkililer ve ona yakın kaynaklar, Şarku’l Avsat'ın söz konusu haberler hakkında yorum taleplerine yanıt vermediler.

Suriye resmi haber ajansı SANA geçtiğimiz cuma günü, nüfusunun çoğunluğunu Dürzilerin oluşturduğu Suveyda ilindeki iç güvenlik güçlerinin şehir içinde yasadışı gruplarca alıkonulan 3 kişiyi kurtarmayı başardığını duyurmuştu. SANA bunu, güvenlik ve istikrarı güçlendirme ile vatandaşları korumaya yönelik süregelen çabalar çerçevesinde gerçekleştirilen bir operasyon olarak nitelendirdi.

ergfrg
Suriye İç Güvenlik Teşkilatı, cuma günü Suveyda'daki Ulusal Muhafızları’nın kontrolündeki hapishanelerden serbest bırakılan tutukluları kabul etti (SANA)

Olayın ardından Ulusal Muhafızlar’a bağlı gruplar geniş çaplı baskın ve gözaltı operasyonları başlattı. Yerel kaynaklar, bu operasyonların halk desteğini yitirme kaygısı ve toplumsal hoşnutsuzluğun ardından geldiğini belirtti.

Kaynaklar, gözaltındakiler arasında bölgenin Hristiyan topluluğundan Dani el-Mesber ve iki kardeşinin de bulunduğunu doğruladı.

Suveyda'daki olayları yakından takip eden kaynak, gözaltılar nedeniyle Hristiyan ve Dürzi toplulukları arasında şu an herhangi bir gerilim yaşanmadığını söyledi. Hristiyanlara yönelik herhangi bir saldırı olduğunu duymadığını söyleyen kaynak, bölgede belirgin bir sükûnet hüküm sürdüğünü teyit ederek Ulusal Muhafızlar’ın yaşanan büyük skandalların ardından tırmanmayı istemediklerini vurguladı.

Kaynak aynı zamanda Suveyda'daki Rum Ortodoks Aziz Georgios Kilisesi'nden bir din adamının ‘her şeyin yolunda olduğunu ve olağandışı bir şeyin yaşanmadığını’ teyit ettiğini aktardı.

Aziz Georgios Kilisesi geçtiğimiz 18 Mayıs'ta bazı sosyal medya sayfaları ve sitelerinde dolaşan kiliseye saldırı yapıldığına ilişkin haberleri yalanladı. Kilise, söz konusu haberlerin doğru olmadığını ve tümüyle asılsız olduğunu açıkladı.

Öte yandan Şam-Suveyda yolu, üç gün boyunca Suveydalıların başkent Şam'a yönelik yoğun geçişine sahne oldu. Hükümetin iç güvenlik güçleri, el-Metune Kontrol Noktası çevresinde ve yolun çeşitli kesimlerinde konuşlanarak yolcuların düzenli geçişini sağlamak, hareket etmelerini kolaylaştırmak ve sivillerin güvenliğini güvence altına almak amacıyla görev yaptı.

Suriye El-İhbariyye kanalı dün, yolun sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun bir geçiş trafiğine sahne olduğunu, yasadışı grupların günler boyunca sivillere uyguladığı çıkış yasağının ardından yaklaşık bin 500 ilin sakininin el-Metune Kontrol Noktası’ndan geçerek Şam'a yöneldiğini aktardı.

drgth
Şam-Suveyda yolu üzerinde mal taşımacılığı yeniden başladı (SANA)

Suveyda'daki sosyal medya platformlarında Suriye'nin eski para biriminin yerine yeni para birimiyle değiştirilmesine yönelik çağrılar yayıldı. Şam yönetimi, eski paranın geçersiz hale geleceği tarihi Temmuz sonuyla sınırlandırmıştı. Bu çağrılar, daha önce bazı kesimlerin para değişimine karşı çıkmasının ardından yapıldı. Suveyda'dan Şam'a yönelik yoğun göç hareketinin bir kısmı da lise bitirme sınavları ve para değişimi işlemleriyle ilişkilendirildi.

Suveyda İl Basın İlişkileri Müdürü Kuteybe Azzam, pazartesi günü yaklaşık 30 ailenin el-Metune Kontrol Noktası’ndan geçerek Suveyda'dan Şam ve çevresine göç ettiğini açıkladı. Bunu, bozulan geçim kaynakları ve güvenlik koşullarının yol açtığı en büyük toplu çıkış dalgalarından biri olarak nitelendirdi.

Azzam, yerel basına yaptığı açıklamada ailelerin çıkış hareketinin aylardır sürdüğünü belirterek vatandaşların yasadışı milis gruplarının baskısından bıktığını ve güvenlik ile iş imkânı arayışıyla devlet kontrolündeki bölgelere sığınmayı tercih ettiğini vurguladı.

Suveyda'daki yerel kaynaklar ise Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada göç hareketini, yolun kapatılmasının ardından biriken zorunlu gecikmeler göz önüne alındığında doğal bir süreç olarak değerlendirdi. Aynı kaynaklar, “Şam kırsalında akrabaları ya da evi olan insanlar sorunlardan uzaklaşmak için oraya gitti. Ancak bazı çevrelerin propagandasını yaptığı gibi toplu bir göç söz konusu değil" dediler.

Öte yandan Suveyda, pazar sabahı valilik binası önünde kalabalık gösterilere sahne oldu. Göstericiler ‘Güvenlik Ofisi’ olarak bilinen yapının kapatılmasını talep etti. ‘Suwayda24’ adlı haber sitesine göre bu protestolar, Suveyda’da tırmanan halk öfkesinin bir yansıması niteliğinde. Güvenlik Ofisi, yerel yetkililerle paralel yapılanarak geniş nüfuz kullanan ve çok sayıda ihlalle suçlanan bir kurum olarak algılanıyor.

Suveyda’da geçtiğimiz yıl temmuz ayında patlak veren krizdeki çıkmaz devam ediyor. Suriye hükümeti ile Dürzileri ruhani lideri Şeyh Hikmet el-Hicri ve ona bağlı Ulusal Muhafızlar arasındaki kopuk ilişkilerin düzeldiğine işaret edecek herhangi bir gelişme henüz söz konusu değil. Şeyh el-Hicri ve Ulusal Muhafızlar, Suveyda’nın geniş bir bölümünü kontrol ediyor.



Irak’ta silahların kontrolü eylül ayında tamamlanacak

İmam Ali Tugayları mensubu bir asker, 10 Haziran 2026'da Irak'taki silah envanter komitesi başkanı Korgeneral Kays el-Muhammedavi'ye savaşçılarının isimlerinin bulunduğu bir listeyi teslim ediyor (Hükümet medyası)
İmam Ali Tugayları mensubu bir asker, 10 Haziran 2026'da Irak'taki silah envanter komitesi başkanı Korgeneral Kays el-Muhammedavi'ye savaşçılarının isimlerinin bulunduğu bir listeyi teslim ediyor (Hükümet medyası)
TT

Irak’ta silahların kontrolü eylül ayında tamamlanacak

İmam Ali Tugayları mensubu bir asker, 10 Haziran 2026'da Irak'taki silah envanter komitesi başkanı Korgeneral Kays el-Muhammedavi'ye savaşçılarının isimlerinin bulunduğu bir listeyi teslim ediyor (Hükümet medyası)
İmam Ali Tugayları mensubu bir asker, 10 Haziran 2026'da Irak'taki silah envanter komitesi başkanı Korgeneral Kays el-Muhammedavi'ye savaşçılarının isimlerinin bulunduğu bir listeyi teslim ediyor (Hükümet medyası)

Irak hükümeti, dün yaptığı açıklamada, silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanmasına yönelik planın uygulanmasının gelecek eylül ayında tamamlanacağını duyurdu.

Hükümet Sözcüsü Basim el-Avvadi, hükümetin "silahların tamamen devletin elinde toplanması" hedefine bağlı olduğunu belirterek, bu sürecin bakanlar kurulu programında belirlenen takvime uygun şekilde yürütüldüğünü ve uluslararası koalisyonun görev süresinin sona ereceği gelecek eylül ayında tamamlanmasının öngörüldüğünü söyledi.

Başbakan Ali el-Zeydi ise devlet dışında silahlı güç bulundurulmaması yönündeki projenin sürdürüleceğini vurgulayarak, istikrar ve reform sürecine destek veren siyasi güçlere teşekkür etti.

Öte yandan, "ayrışma ve entegrasyon" dosyasından sorumlu hükümet komisyonu, Ketaib el-Imam Ali mensuplarına ilişkin verileri teslim aldı. Böylece söz konusu grup, daha önce savaşçılarının devlet güvenlik kurumlarına entegrasyon sürecini başlatan Seraya es-Selam'ın ardından bu adımı atan ikinci silahlı oluşum oldu.

Komisyon Başkanı Korgeneral Kays el-Muhammedavi'nin gözetiminde gerçekleştirilen teslim töreninde, gruba bağlı personel, silah, teçhizat ve araçlara ilişkin bilgiler komisyona sunuldu. Törene komisyon üyeleri ile grubun üst düzey temsilcileri de katıldı.


Netanyahu'dan Lübnanlılara çağrı: Hizbullah'la mücadelede İsrail'e katılın

srail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Nisan 2019'da Kudüs'te düzenlenen İsrail kabinesinin haftalık toplantısında konuşuyor (AFP)
srail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Nisan 2019'da Kudüs'te düzenlenen İsrail kabinesinin haftalık toplantısında konuşuyor (AFP)
TT

Netanyahu'dan Lübnanlılara çağrı: Hizbullah'la mücadelede İsrail'e katılın

srail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Nisan 2019'da Kudüs'te düzenlenen İsrail kabinesinin haftalık toplantısında konuşuyor (AFP)
srail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Nisan 2019'da Kudüs'te düzenlenen İsrail kabinesinin haftalık toplantısında konuşuyor (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün Lübnan halkına seslenerek, ülkesinin Hizbullah'a karşı yürüttüğü mücadelede İsrail'in yanında yer almaları çağrısında bulundu. Netanyahu, Lübnan'ın İran destekli silahlı örgüt Hizbullah tarafından "rehin alındığını" savundu.

Netanyahu, Lübnan halkına yönelik yayımladığı video mesajda, "İsrail sizinle savaş halinde değil. Biz, ülkenizi rehin almış olan Hizbullah ile savaşıyoruz. İsrail, Lübnan'la ve Lübnan halkıyla barış istiyor" ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Netanyahu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Geleceğinizi sahiplenin. İsrail'e katılın. Tüm çocuklarımız için güvenlik ve refah inşa edin. Hizbullah'ın etkisiz hale getirilmesinin ardından önümüzdeki fırsatlar sınırsız olacak ve son derece büyük imkanlar doğacaktır."


Suriye güvenlik güçlerinin terörle mücadele faaliyetlerinde yeni dönem

DEAŞ üyesi olmakla suçlanan bir şüpheli, 26 Şubat’ta Deyrizor’da düzenlenen bir güvenlik operasyonunda yakalandı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)
DEAŞ üyesi olmakla suçlanan bir şüpheli, 26 Şubat’ta Deyrizor’da düzenlenen bir güvenlik operasyonunda yakalandı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye güvenlik güçlerinin terörle mücadele faaliyetlerinde yeni dönem

DEAŞ üyesi olmakla suçlanan bir şüpheli, 26 Şubat’ta Deyrizor’da düzenlenen bir güvenlik operasyonunda yakalandı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)
DEAŞ üyesi olmakla suçlanan bir şüpheli, 26 Şubat’ta Deyrizor’da düzenlenen bir güvenlik operasyonunda yakalandı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye güvenlik kurumlarının terörle mücadele dosyasındaki çalışma yönteminde bir ‘dönüşüm’ olarak değerlendirilen gelişmede, Suriye İçişleri Bakanlığı son üç ay içinde DEAŞ’a bağlı 7 hücrenin çökertildiğini ve örgüt mensubu 235 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Şam’daki kaynaklar, söz konusu yüksek rakamlar ile farklı bölgelerde faaliyet gösteren hücrelerin ortaya çıkarılmasının, güvenlik birimlerinin bilgi toplama ve analizine dayalı stratejik bir çalışma modeline geçtiğine işaret ettiğini belirtti. Bu gelişme, örgütün de yöntem değişikliğine giderek geleneksel örgütsel yapılanma ve doğrudan eleman kazanımı yerine ideolojik propaganda yoluyla radikalleştirme ve basit araçlarla bireysel saldırılar gerçekleştirilmesini teşvik etme stratejisine yöneldiği bir dönemde meydana geldi.

Suriye İçişleri Bakanlığı, resmi hesaplarından yayımladığı açıklamada, Genel İstihbarat Teşkilatı ile koordinasyon içinde DEAŞ’a bağlı 7 hücrenin çökertildiğini ve 235 örgüt mensubunun gözaltına alındığını duyurdu. Açıklamada, operasyonların Hama, Halep, Deyrizor, Humus ve Şam vilayetlerinde gerçekleştirildiği belirtildi.

Bakanlık, gözaltına alınanlardan 198’inin Suriye vatandaşı, 37’sinin ise yabancı uyruklu olduğunu kaydetti. Operasyonlarda ayrıca 120 adet silahın yanı sıra, patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ve elektronik cihazların ele geçirildiği bildirildi.

Suriye’de DEAŞ mensubu olarak tutuklananların uyrukları (Suriye İçişleri Bakanlığı)Suriye’de DEAŞ mensubu olarak tutuklananların uyrukları (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre operasyon, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit eden faaliyetlerle bağlantılı kişilerin hareketlerinin titizlikle izlenmesi ve kapsamlı istihbarat takibi sonucunda gerçekleştirildi.

Bakanlık, istihbarat birimleriyle koordinasyon içinde, güvenlik ve istikrarı tehdit edebilecek her türlü faaliyeti takip etmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, hukuk kurallarının uygulanması ve toplumsal barışın korunması konusundaki kararlılığını yineledi.

Gözaltına alınan kişi sayısının yüksekliği, Suriye’nin terörle mücadele alanında önemli adımlar attığına işaret ediyor. Aşırılık yanlısı örgütler üzerine çalışan araştırmacı Arabi Arabi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bunun son bir yılda örgütün birinci ve ikinci kademe liderlerinden çok sayıda ismin yakalanması ve ‘örgütün küresel ağının önemli bir bölümünün çökertilmesinin’ ardından geldiğini söyledi. Arabi, bu gelişmelerin etkisinin, Suriye ile DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) arasındaki iş birliğinde ve ayrıca kamuoyuna açıklanmayan diğer alanlardaki iş birliklerinde görüldüğünü ifade etti.

Arabi’ye göre bu durum, ABD’nin Suriye devletinin terörle mücadele alanındaki adımlarına daha fazla güven duymasını sağlayacak. Arabi’nin değerlendirmesine göre örgütün Suriye’deki mevcut durumu zayıf; zira örgüt artık bir yıl önceki gibi sahada etkin varlık gösteremiyor. Ancak örgüt, bireysel saldırılar, internet üzerinden eleman kazanımı ve medya faaliyetleri yoluyla varlığını sürdürmeye çalışıyor.

ABD-Suriye ilişkilerinde olumlu bir adım olarak değerlendirilen bir gelişmeyle ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye’yi terörle mücadelede iş birliği yapmayan ülkeler listesinden çıkardı.

DEAŞ hücresinin üyelerinden biri Şam kırsalındaki Deraya’da tutuklandı. (Arşiv – SANA)DEAŞ hücresinin üyelerinden biri Şam kırsalındaki Deraya’da tutuklandı. (Arşiv – SANA)

Bu gelişme, Suriye güvenlik kurumlarının terörle mücadele dosyasında olaylar meydana geldikten sonra müdahale etme yaklaşımından, hücreleri, iletişim ağlarını ve finansman kaynaklarını takip etmeye dayalı ‘daha organize bir istihbarat çalışmasına’ geçmeyi başarmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Güvenlik ve askeri işler araştırmacısı Nevar Şaban, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bunun ‘yalnızca örgüte bağlı ağların dağıtılması veya herhangi bir eylem gerçekleştirmeden önce mensuplarının yakalanmasının ötesine geçen stratejik bir dönüşüm’ anlamına geldiğini söyledi. Şaban, bu tür operasyonların önemli bir başarı olduğunu belirtmekle birlikte, asıl önemli unsurun ‘bilgi toplama ve analizine dayalı sistematik çözümleme faaliyetleri’ olduğunu ifade etti.

Şaban’a göre, birbirinden uzak vilayetlerde faaliyet gösteren hücrelerin ortaya çıkarılması ve çok sayıda Suriyeli ile yabancı örgüt mensubunun gözaltına alınması, güvenlik birimlerinin artık bilgi toplama ve birbirinden bağımsız çalışan gruplar arasında bağlantı kurma kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor. Ancak operasyonların başarısının yalnızca gözaltı sayılarıyla ölçülemeyeceğini vurgulayan Şaban, asıl ölçütün ‘hazırlık aşamasındaki saldırıları engelleyebilmek, örgüt liderlerine ulaşabilmek ve eleman kazanım ağlarını ortaya çıkarabilmek’ olduğunu kaydetti.

Suriye içinde DEAŞ’ın bölgelere göre dağınık hücrelerinin dağılımını gösteren infografik. (Suriye İçişleri Bakanlığı)Suriye içinde DEAŞ’ın bölgelere göre dağınık hücrelerinin dağılımını gösteren infografik. (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Öte yandan İçişleri Bakanlığı’nın açıklaması, DEAŞ’ın artık yalnızca Suriye çölü veya ülkenin doğu bölgeleriyle sınırlı olmadığını, bunun yerine sivil yerleşim alanlarında gizli bir varlık oluşturmaya çalıştığını ortaya koydu. Açıklamaya göre örgüt, çöl bölgelerindeki hareket serbestisinden, silahların yaygınlığından ve geçiş dönemlerine eşlik eden güvenlik boşluklarından yararlanmayı hedefliyor. Ancak örgüt, 2014-2017 yılları arasında sahip olduğu geniş alanları kontrol etme ve kurumsal yapılar oluşturma kapasitesini büyük ölçüde kaybetmiş durumda.

Şaban, sözde hilafet devletinin kısa vadede yeniden ortaya çıkmasına yönelik bir tehdidin bulunmadığını, ancak örgütün hâlâ ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu belirtti. Şaban’a göre DEAŞ, faaliyetlerini yürütmek için toprak kontrolüne ihtiyaç duymayan küçük ve gizli hücrelerden oluşan bir ağ yapısı üzerinden yeniden güç kazanma potansiyelini koruyor. Araştırmacı, birbirleriyle doğrudan bağlantısı bulunmayan küçük hücrelerle mücadele etmenin son derece zor olduğuna dikkat çekerek, bu yapıların çoğu zaman koordinasyonsuz hareket ettiğini ve önceden öngörülmesi güç hedeflere ani saldırılar düzenlediğini, bunun da izlenmelerini ve etkisiz hâle getirilmelerini zorlaştırdığını ifade etti.

Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı Terörle Mücadele Dairesi de son üç ay içinde kapsamlı bir inceleme kampanyası yürüttü. Çalışmalar kapsamında veri taraması yapılarak 11 bin 979 dosya analiz edildi, ayrıca sahte kimliklerle faaliyet gösteren uyuyan hücrelerin tespit edilmesi amacıyla 5 bin 243 kişisel belge güvenlik soruşturmasından geçirildi. Kampanya sonucunda güvenlik suçları nedeniyle aranan yüzlerce kişi gözaltına alınırken, geçmişte çeşitli suçlara karıştığı belirtilen bazı şahıslar da yakalandı.

Suriye’nin Rakka kentinde bir anne, kaçırılan oğlunun haberlerini takip ediyor. (Arşiv – Şarku’l Avsat)Suriye’nin Rakka kentinde bir anne, kaçırılan oğlunun haberlerini takip ediyor. (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Şaban’a göre dijital platformlar, örgütün ‘etki altına alınabilecek kişileri tespit etme ve onlarla ilk teması kurma’ stratejisinin temel unsurlarından biri haline gelmiş durumda. Örgüt, bazı durumlarda kişileri basit araçlarla bireysel saldırılar gerçekleştirmeye teşvik etmekle yetiniyor. Araştırmacı, bunun örgütün yayın organı olarak bilinen en-Nebe dergisindeki propaganda söyleminde açık şekilde gözlemlenebildiğini belirtti.

Şaban’a göre örgüt, artık doğrudan DEAŞ’a bağlılık gösterecek üyeler kazanmaya değil, ‘ideolojik ve fikrî kazanıma’ odaklanıyor. Bu nedenle örgütle mücadelenin yalnızca baskınlar ve gözaltı operasyonlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Şaban, istihbarat faaliyetleri, finansman ağlarının takibi, dijital iletişim kanallarının izlenmesi ve yerel güvenlik birimlerinin eğitilmesini içeren çok yönlü bir yaklaşımın gerekli olduğunu söyledi. Şaban ayrıca, DEAŞ propagandasına karşı dil ve söylem düzeyinde mücadele yürütecek özel bir operasyon merkezinin oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Ancak ona göre en kritik unsur, örgütün eleman kazanımında istismar ettiği sosyal ve ekonomik koşulların ortadan kaldırılması ve bu sorunların kalıcı şekilde ele alınması.

Türk istihbaratının yayınladığı bir fotoğrafta, geçtiğimiz mayıs ayında Suriye’de yakalanıp Türkiye’ye getirilen DEAŞ üyesi Ömer Deniz Dündar görülüyor.Türk istihbaratının yayınladığı bir fotoğrafta, geçtiğimiz mayıs ayında Suriye’de yakalanıp Türkiye’ye getirilen DEAŞ üyesi Ömer Deniz Dündar görülüyor.

Suriye’nin Kasım 2025’te DMUK’a katılmasının ardından Suriye güvenlik birimleri, komşu ülkelerle, özellikle de Ürdün ve Türkiye ile koordinasyon içinde örgüte yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdı. Bu süreç, DEAŞ’ın faaliyetlerinde yeni bir aşamaya geçerek yalnızca Suriye çölünü değil, şehirleri ve kritik merkezleri de hedef almaya başlamasıyla eş zamanlı yürütüldü.