Suriye güvenlik güçlerinin terörle mücadele faaliyetlerinde yeni dönem

Son üç ayda 235 DEAŞ üyesi gözaltına alındı

DEAŞ üyesi olmakla suçlanan bir şüpheli, 26 Şubat’ta Deyrizor’da düzenlenen bir güvenlik operasyonunda yakalandı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)
DEAŞ üyesi olmakla suçlanan bir şüpheli, 26 Şubat’ta Deyrizor’da düzenlenen bir güvenlik operasyonunda yakalandı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye güvenlik güçlerinin terörle mücadele faaliyetlerinde yeni dönem

DEAŞ üyesi olmakla suçlanan bir şüpheli, 26 Şubat’ta Deyrizor’da düzenlenen bir güvenlik operasyonunda yakalandı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)
DEAŞ üyesi olmakla suçlanan bir şüpheli, 26 Şubat’ta Deyrizor’da düzenlenen bir güvenlik operasyonunda yakalandı. (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye güvenlik kurumlarının terörle mücadele dosyasındaki çalışma yönteminde bir ‘dönüşüm’ olarak değerlendirilen gelişmede, Suriye İçişleri Bakanlığı son üç ay içinde DEAŞ’a bağlı 7 hücrenin çökertildiğini ve örgüt mensubu 235 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Şam’daki kaynaklar, söz konusu yüksek rakamlar ile farklı bölgelerde faaliyet gösteren hücrelerin ortaya çıkarılmasının, güvenlik birimlerinin bilgi toplama ve analizine dayalı stratejik bir çalışma modeline geçtiğine işaret ettiğini belirtti. Bu gelişme, örgütün de yöntem değişikliğine giderek geleneksel örgütsel yapılanma ve doğrudan eleman kazanımı yerine ideolojik propaganda yoluyla radikalleştirme ve basit araçlarla bireysel saldırılar gerçekleştirilmesini teşvik etme stratejisine yöneldiği bir dönemde meydana geldi.

Suriye İçişleri Bakanlığı, resmi hesaplarından yayımladığı açıklamada, Genel İstihbarat Teşkilatı ile koordinasyon içinde DEAŞ’a bağlı 7 hücrenin çökertildiğini ve 235 örgüt mensubunun gözaltına alındığını duyurdu. Açıklamada, operasyonların Hama, Halep, Deyrizor, Humus ve Şam vilayetlerinde gerçekleştirildiği belirtildi.

Bakanlık, gözaltına alınanlardan 198’inin Suriye vatandaşı, 37’sinin ise yabancı uyruklu olduğunu kaydetti. Operasyonlarda ayrıca 120 adet silahın yanı sıra, patlayıcı yapımında kullanılan ekipmanlar ve elektronik cihazların ele geçirildiği bildirildi.

Suriye’de DEAŞ mensubu olarak tutuklananların uyrukları (Suriye İçişleri Bakanlığı)Suriye’de DEAŞ mensubu olarak tutuklananların uyrukları (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre operasyon, bölgenin güvenliği ve istikrarını tehdit eden faaliyetlerle bağlantılı kişilerin hareketlerinin titizlikle izlenmesi ve kapsamlı istihbarat takibi sonucunda gerçekleştirildi.

Bakanlık, istihbarat birimleriyle koordinasyon içinde, güvenlik ve istikrarı tehdit edebilecek her türlü faaliyeti takip etmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, hukuk kurallarının uygulanması ve toplumsal barışın korunması konusundaki kararlılığını yineledi.

Gözaltına alınan kişi sayısının yüksekliği, Suriye’nin terörle mücadele alanında önemli adımlar attığına işaret ediyor. Aşırılık yanlısı örgütler üzerine çalışan araştırmacı Arabi Arabi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bunun son bir yılda örgütün birinci ve ikinci kademe liderlerinden çok sayıda ismin yakalanması ve ‘örgütün küresel ağının önemli bir bölümünün çökertilmesinin’ ardından geldiğini söyledi. Arabi, bu gelişmelerin etkisinin, Suriye ile DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) arasındaki iş birliğinde ve ayrıca kamuoyuna açıklanmayan diğer alanlardaki iş birliklerinde görüldüğünü ifade etti.

Arabi’ye göre bu durum, ABD’nin Suriye devletinin terörle mücadele alanındaki adımlarına daha fazla güven duymasını sağlayacak. Arabi’nin değerlendirmesine göre örgütün Suriye’deki mevcut durumu zayıf; zira örgüt artık bir yıl önceki gibi sahada etkin varlık gösteremiyor. Ancak örgüt, bireysel saldırılar, internet üzerinden eleman kazanımı ve medya faaliyetleri yoluyla varlığını sürdürmeye çalışıyor.

ABD-Suriye ilişkilerinde olumlu bir adım olarak değerlendirilen bir gelişmeyle ABD Dışişleri Bakanlığı, Suriye’yi terörle mücadelede iş birliği yapmayan ülkeler listesinden çıkardı.

DEAŞ hücresinin üyelerinden biri Şam kırsalındaki Deraya’da tutuklandı. (Arşiv – SANA)DEAŞ hücresinin üyelerinden biri Şam kırsalındaki Deraya’da tutuklandı. (Arşiv – SANA)

Bu gelişme, Suriye güvenlik kurumlarının terörle mücadele dosyasında olaylar meydana geldikten sonra müdahale etme yaklaşımından, hücreleri, iletişim ağlarını ve finansman kaynaklarını takip etmeye dayalı ‘daha organize bir istihbarat çalışmasına’ geçmeyi başarmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Güvenlik ve askeri işler araştırmacısı Nevar Şaban, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, bunun ‘yalnızca örgüte bağlı ağların dağıtılması veya herhangi bir eylem gerçekleştirmeden önce mensuplarının yakalanmasının ötesine geçen stratejik bir dönüşüm’ anlamına geldiğini söyledi. Şaban, bu tür operasyonların önemli bir başarı olduğunu belirtmekle birlikte, asıl önemli unsurun ‘bilgi toplama ve analizine dayalı sistematik çözümleme faaliyetleri’ olduğunu ifade etti.

Şaban’a göre, birbirinden uzak vilayetlerde faaliyet gösteren hücrelerin ortaya çıkarılması ve çok sayıda Suriyeli ile yabancı örgüt mensubunun gözaltına alınması, güvenlik birimlerinin artık bilgi toplama ve birbirinden bağımsız çalışan gruplar arasında bağlantı kurma kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor. Ancak operasyonların başarısının yalnızca gözaltı sayılarıyla ölçülemeyeceğini vurgulayan Şaban, asıl ölçütün ‘hazırlık aşamasındaki saldırıları engelleyebilmek, örgüt liderlerine ulaşabilmek ve eleman kazanım ağlarını ortaya çıkarabilmek’ olduğunu kaydetti.

Suriye içinde DEAŞ’ın bölgelere göre dağınık hücrelerinin dağılımını gösteren infografik. (Suriye İçişleri Bakanlığı)Suriye içinde DEAŞ’ın bölgelere göre dağınık hücrelerinin dağılımını gösteren infografik. (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Öte yandan İçişleri Bakanlığı’nın açıklaması, DEAŞ’ın artık yalnızca Suriye çölü veya ülkenin doğu bölgeleriyle sınırlı olmadığını, bunun yerine sivil yerleşim alanlarında gizli bir varlık oluşturmaya çalıştığını ortaya koydu. Açıklamaya göre örgüt, çöl bölgelerindeki hareket serbestisinden, silahların yaygınlığından ve geçiş dönemlerine eşlik eden güvenlik boşluklarından yararlanmayı hedefliyor. Ancak örgüt, 2014-2017 yılları arasında sahip olduğu geniş alanları kontrol etme ve kurumsal yapılar oluşturma kapasitesini büyük ölçüde kaybetmiş durumda.

Şaban, sözde hilafet devletinin kısa vadede yeniden ortaya çıkmasına yönelik bir tehdidin bulunmadığını, ancak örgütün hâlâ ciddi bir güvenlik riski oluşturduğunu belirtti. Şaban’a göre DEAŞ, faaliyetlerini yürütmek için toprak kontrolüne ihtiyaç duymayan küçük ve gizli hücrelerden oluşan bir ağ yapısı üzerinden yeniden güç kazanma potansiyelini koruyor. Araştırmacı, birbirleriyle doğrudan bağlantısı bulunmayan küçük hücrelerle mücadele etmenin son derece zor olduğuna dikkat çekerek, bu yapıların çoğu zaman koordinasyonsuz hareket ettiğini ve önceden öngörülmesi güç hedeflere ani saldırılar düzenlediğini, bunun da izlenmelerini ve etkisiz hâle getirilmelerini zorlaştırdığını ifade etti.

Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı Terörle Mücadele Dairesi de son üç ay içinde kapsamlı bir inceleme kampanyası yürüttü. Çalışmalar kapsamında veri taraması yapılarak 11 bin 979 dosya analiz edildi, ayrıca sahte kimliklerle faaliyet gösteren uyuyan hücrelerin tespit edilmesi amacıyla 5 bin 243 kişisel belge güvenlik soruşturmasından geçirildi. Kampanya sonucunda güvenlik suçları nedeniyle aranan yüzlerce kişi gözaltına alınırken, geçmişte çeşitli suçlara karıştığı belirtilen bazı şahıslar da yakalandı.

Suriye’nin Rakka kentinde bir anne, kaçırılan oğlunun haberlerini takip ediyor. (Arşiv – Şarku’l Avsat)Suriye’nin Rakka kentinde bir anne, kaçırılan oğlunun haberlerini takip ediyor. (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Şaban’a göre dijital platformlar, örgütün ‘etki altına alınabilecek kişileri tespit etme ve onlarla ilk teması kurma’ stratejisinin temel unsurlarından biri haline gelmiş durumda. Örgüt, bazı durumlarda kişileri basit araçlarla bireysel saldırılar gerçekleştirmeye teşvik etmekle yetiniyor. Araştırmacı, bunun örgütün yayın organı olarak bilinen en-Nebe dergisindeki propaganda söyleminde açık şekilde gözlemlenebildiğini belirtti.

Şaban’a göre örgüt, artık doğrudan DEAŞ’a bağlılık gösterecek üyeler kazanmaya değil, ‘ideolojik ve fikrî kazanıma’ odaklanıyor. Bu nedenle örgütle mücadelenin yalnızca baskınlar ve gözaltı operasyonlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Şaban, istihbarat faaliyetleri, finansman ağlarının takibi, dijital iletişim kanallarının izlenmesi ve yerel güvenlik birimlerinin eğitilmesini içeren çok yönlü bir yaklaşımın gerekli olduğunu söyledi. Şaban ayrıca, DEAŞ propagandasına karşı dil ve söylem düzeyinde mücadele yürütecek özel bir operasyon merkezinin oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Ancak ona göre en kritik unsur, örgütün eleman kazanımında istismar ettiği sosyal ve ekonomik koşulların ortadan kaldırılması ve bu sorunların kalıcı şekilde ele alınması.

Türk istihbaratının yayınladığı bir fotoğrafta, geçtiğimiz mayıs ayında Suriye’de yakalanıp Türkiye’ye getirilen DEAŞ üyesi Ömer Deniz Dündar görülüyor.Türk istihbaratının yayınladığı bir fotoğrafta, geçtiğimiz mayıs ayında Suriye’de yakalanıp Türkiye’ye getirilen DEAŞ üyesi Ömer Deniz Dündar görülüyor.

Suriye’nin Kasım 2025’te DMUK’a katılmasının ardından Suriye güvenlik birimleri, komşu ülkelerle, özellikle de Ürdün ve Türkiye ile koordinasyon içinde örgüte yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdı. Bu süreç, DEAŞ’ın faaliyetlerinde yeni bir aşamaya geçerek yalnızca Suriye çölünü değil, şehirleri ve kritik merkezleri de hedef almaya başlamasıyla eş zamanlı yürütüldü.



Gazze Barış Kurulu’ndan Gazze Şeridi'nde ateşkesin bozulması halinde “geri dönüşü olmayan nokta” uyarısı

İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)
İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)
TT

Gazze Barış Kurulu’ndan Gazze Şeridi'nde ateşkesin bozulması halinde “geri dönüşü olmayan nokta” uyarısı

İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)
İsrail bombardımanı sonucu Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ta yaşanan yıkım (AP)

Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov dün, İsrail ile Hamas hareketi arasında Gazze Şeridi'nde sağlanan ateşkesin çökmesi halinde ‘geri dönüşü olmayan noktaya’ gelineceği uyarısında bulundu.

Kıyasıya bir seçim mücadelesi veren İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bu ayın başlarında Mladenov tarafından açıklanan ve Hamas'ın silahlarını Gazze Şeridi'nin yönetimini devralacak yeni bir Filistinli komiteye teslim etmesini öngören 15 maddelik planı açıkça reddetmişti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) oturumunda konuşan Mladenov, “Gazze'nin yeni bir felaketi daha kaldıracak gücü kalmadı. Ateşkes çöker ve Şerit yeniden geniş çaplı bir çatışma sarmalına sürüklenirse; ortada ne geri dönülecek bir yol haritası, ne bunu hayata geçirecek bir yönetim, ne de sahada yeniden inşa edilebilecek hiçbir şey kalmayacak” ifadelerini kullandı.

sdyjy
Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov (Reuters)

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre Mladenov, “Bu sadece bir gerileme değil, herkes için geri dönüşü olmayan bir nokta olacaktır” diye ekledi.

Hamas Hareketi temmuz ayı sonlarında, barış planının ikinci aşamasını başlatmayı hedefleyen, silah bırakmasını ve halihazırda topraklarının yüzde 60'ından fazlasını kontrol eden İsrail'in Gazze Şeridi'nden kademeli olarak çekilmesini öngören bir Amerikan yol haritasını kabul etmişti.

Ancak İsrail bu planı onaylamadı. Netanyahu, Gazze Şeridi'nden herhangi bir geri çekilme adımı atılmadan önce Hamas'ın tamamen silahsızlandırılmasını talep ediyor.

İsrail saldırılarının devam etmesinin ateşkesi tehdit ettiğini vurgulayan Mladenov, "Yakın bir tehdide yanıt olarak gerçekleşmeyen her güç kullanımı ve koordinasyon mekanizmasının işletilmediği her olay, bu sürece geri kazanılması çok zor olacak bir bedel ödetiyor" şeklinde konuştu.

Mladenov ayrıca, kendi ifadesiyle Hamas Hareketi’nin ateşkesi ihlal etmeyi sürdürmesinden duyduğu üzüntüyü de dile getirdi.

Ateşkesi tehdit eden ikinci tehlikenin ise tam tersi yönde seyrettiğini ifade eden Mladenov, “Hamas, tüm askeri faaliyetlerini durdurma taahhüdünde bulundu, ancak bu taahhüt henüz tam manasıyla yerine getirilmiş değil” dedi.

Mladenov ayrıca, “Hâlâ taşınmaya devam eden her silah, içinde çalışmaların sürdüğü her tünel ve engellenen her konvoy süreci sekteye uğratıyor ve savaşı yeniden başlatmak isteyenlerin eline bahane veriyor" ifadelerini kullandı.

Mladenov sözlerini, “Geçmiş tecrübelerin de açıkça kanıtladığı üzere, bunun sonuçlarına katlanacak olanlar kadınlar ve çocuklardan oluşan Filistinli sivillerdir” diyerek sonlandırdı.


Haseke'de bölünmenin sona ermesinin rahatlığı: SDG sonrası için bekleyiş

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Haseke'de bölünmenin sona ermesinin rahatlığı: SDG sonrası için bekleyiş

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara, salı akşamı Mazlum Abdi ve İlham Ahmed ile bir araya geldi (Suriye Cumhurbaşkanlığı)

Mazlum Abdi'nin Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) lağvettiklerini duyurmasının yarattığı genel rahatlamaya rağmen, Haseke’de bir bekleyiş havası hakim. Haseke Vali Yardımcısı ve Başkanlık Ekibi Sözcüsü Ahmed el-Hilali'nin devlet televizyonuna yaptığı açıklamada belirttiği üzere, SDG'nin lağvedildiğinin duyurulması, entegrasyon dosyasının kapandığı anlamına gelmiyor. Öte yandan yerel basın, lağvedilme açıklamasının ardından Haseke’de SDG'ye bağlı unsurların teyakkuza geçtiğini bildirdi.

Şarku'l Avsat'a konuşan ve kimliğinin gizli tutulmasını isteyen Haseke'deki kaynaklara göre vilayetteki beklentiler, SDG ve bölge halkının hesaplarından farklı hesapları olan Kürt unsurlar ve liderlerle bağlantılı yeni gelişmelerin yaşanabileceği ihtimaline işaret ediyor.

Kaynaklar, Haseke'deki farklı kesimlerden birçok siyasi güç ve partinin hızlı değişimlerin ardından durumu değerlendirmek üzere toplantılar yapmak için bir araya geldiğini belirterek ‘istikrarın korunması, siyasi ve kurumsal varlığın güçlendirilmesi, ayrıca (SDG'nin) lağvedilmesinin yansımaları, sahada henüz netleşmeyen güvenlik ve siyasi düzenlemeler ile gelecekteki zorluklara hazırlıklı olunması gerektiği konusunda genel bir uzlaşı sağlandığını’ ifade etti.

Bununla birlikte kaynaklara göre ‘farklı kesimlerden tüm yerel tarafların önümüzdeki döneme bir yeniden inşa ve bölünmeyi sona erdirme aşaması olarak odaklanması’ olumlu göstergeler olarak kendini gösteriyor.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali ise, SDG birliklerinin Suriye Arap Ordusu'na entegrasyonunun tamamlandığını ve şimdiye kadar entegre olan birliklerin yaklaşık 4 bin 500 unsuru kapsadığını dile getirdi. Hilali ayrıca, eski Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Bölgesi (KDSDÖY) müfredatlarına ilişkin bir geçiş süreci yaşanacağını ve Kürtçenin önümüzdeki eğitim-öğretim yılından itibaren haftada iki saatlik seçmeli ders olarak resmen okullarda okutulmaya başlanacağını açıkladı.

Yerel basın kaynakları, lağvedilen SDG’nin ‘Devrimci Gençlik’ olarak bilinen unsurlarının Haseke’nin çeşitli sokaklarında güvenlik teyakkuzuna geçtiğini bildirdi. Haseke Medya Merkezi’ne göre bu duruma, yoldan geçenlere yönelik kimlik kontrolleri de eşlik etti.

SDG’ye yakın Kürt medyası Şam'daki görüşmelere dair haberlerinde; SDG ve KDSDÖY’ün lağvedilmesinin Kürt kesiminin dışlanması anlamına gelmediğine, aksine bunun silahlı askeri eylemden Suriye devlet kurumları çatısı altında kapsamlı bir siyasi ve anayasal ortaklığa yönelik resmi bir geçiş olduğuna odaklandı.

SDG ve KDSDÖY kurumlarının lağvedildiğinin duyurulmasıyla birlikte Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Halkla İlişkiler Ofisi Üyesi İbrahim Bıro, ülkenin yeni bir aşamaya girdiğini değerlendirdi. Bıro, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda “Bu aşamanın sona ermesi Kürt sorununun bittiği anlamına gelmiyor, aksine bu durum, sorunu Suriye'nin ulusal çerçevesine geri döndüren ve Kürtlerin ulusal, kültürel ve siyasi haklarını anayasal olarak güvence altına alan siyasi ve hukuki bir sürecin başlangıcıdır” ifadelerini kullandı.

dsfv
SDG Komutanı Mazlum Abdi, Şam’daki Halk Sarayı’nda yapılacak televizyon konuşması öncesinde salona Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile birlikte geldi, 25 Ağustos 2026 (AFP)

Ahmed el-Hilali'nin belirttiğine göre ‘29 Ocak 2026 Anlaşması’nın uygulanmaya başlanmasından bu yana geçen 6 aylık süre zarfında binlerce SDG unsuru, Savunma Bakanlığı bünyesindeki tugaylara entegre edildi. Hiali, ‘(SDG) saflarındaki yabancı savaşçıların ayrılarak ülkelerine dönmelerinin, dosyanın çözümündeki ulusal rotayı kanıtladığını’ vurgulayarak Haseke’nin kaynaklarının yüzde 100 oranında Suriye devletinin tasarrufuna geçtiğini ve gelirlerinin devlet hazinesine aktarıldığını kaydetti.

Öte yandan Entegrasyon Dosyası Başkanlık Ekibi Üyesi Mustafa Abdi, SDG’nin bazı liderlerinin devlette görev aldığını teyit etti. Mustafa Abdi, North Press ajansına yaptığı açıklamada, Mazlum Abdi ve İlham Ahmed'in de devlet kademelerinde makam sahibi olacağını belirten Abdi, Kadın Savunma Birlikleri’nin (YPJ) Savunma Bakanlığı'nın değil, İçişleri Bakanlığı'nın kadrosuna dahil edileceğini, Kürtçenin müfredatta yer alacağını ve Kürtlerin haklarının güvence altında olduğunu açıkladı.

xdvfdeb
YPJ üyeleri (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Hawar Haber Ajansı, çarşamba günü erken saatlerde geçtiği haberde, YPJ komutanları ile Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab arasında entegrasyon mekanizmalarını görüşmek üzere bir toplantı gerçekleştirilmesinin beklendiğini bildirmişti. 2013 yılında Suriye'nin doğu ve kuzey bölgelerinde kurulan YPJ, 2014 yılında DEAŞ terör örgütüne karşı verilen Ayn el-Arab (Kobani) savaşına katılmasının ardından askeri bir güç olarak öne çıkmıştı.

YPJ’nin Savunma Bakanlığı bünyesine entegre edilmesine yönelik bir öneri bulunuyordu. Ancak Suriye ordusu bünyesinde kadınlara özel bir oluşumun bulunmaması, Şam yönetiminin bu öneriyi kabul etmesinin önüne geçti ve bunun yerine YPJ üyelerinden arzu edenlerin İçişleri Bakanlığı'na entegre edilmesi teklif edildi.

SDG’nin 2015 yılnını ekim ayında ABD öncülüğündeki DEAŞ'la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun (DMUK) desteğiyle kurulduğu, bünyesinde Arap, Süryani ve Asuri oluşumların yanı sıra ağırlıklı olarak Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile YPJ’yi barındırdığı biliniyor.


Irak: Silahlı kişi ve gruplara karşı yasal işlem başlatılacak

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta "Koordinasyon Çerçevesi" toplantısına katıldı, (INA)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta "Koordinasyon Çerçevesi" toplantısına katıldı, (INA)
TT

Irak: Silahlı kişi ve gruplara karşı yasal işlem başlatılacak

Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta "Koordinasyon Çerçevesi" toplantısına katıldı, (INA)
Irak Başbakanı Ali el-Zeydi, Bağdat'ta "Koordinasyon Çerçevesi" toplantısına katıldı, (INA)

Bağdat’ta dün Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Faik Zeydan’ın ABD’nin Bağdat Maslahatgüzarı Joshua Harris ile ABD’nin çekilmesinin ardından başlayacak dönem ve silah taşıyan gruplara yönelik adli işlemleri görüştüğü bildirildi.

Yargı Konseyi tarafından yapılan açıklamada, görüşmede anayasa ve yasalar dışında silah taşıyan kişi ve gruplara yönelik yasal süreçlerin, uluslararası koalisyonun Irak’taki görevlerinin gelecek 30 Eylül’de sona ermesinin ardından uygulanacak mekanizmaların ve hukukun üstünlüğünün herkes için nasıl hayata geçirileceğinin ele alındığı belirtildi. 

Açıklamada, söz konusu adli işlemlerin anayasa ve yasalara aykırı şekilde silah taşıyan kişi ve grupları kapsadığı vurgulandı.

ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ise Washington’un “tüm Iraklılar için egemen ve güvenli bir gelecek inşa etme konusunda Irak makamlarını desteklediğini” açıkladı.

Bu gelişmeyle eş zamanlı olarak Irak Kürdistan Bölgesi’nde, DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyon (DMUK) bünyesinde görev yapan Alman birliklerinin askeri ve danışmanlık misyonlarının sona erdiği duyuruldu. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu adım, koalisyon güçlerinin Irak’tan kademeli çekilmesi sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. 

Kürdistan Bölgesi Peşmerge Bakanlığı, Alman danışman ve eğitmenlerin DEAŞ’a karşı mücadele kapsamında yıllardır sürdürdükleri görevlerinin sona erdiğini bildirdi.