Dibeybe’nin Libya krizini sona erdirmeye yönelik ABD planına ilişkin tutumu ne?

UBH Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, uluslararası siyasi girişimleri kabul etmek için bazı şartlar öne sürdü

Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, cumartesi günü Libya’nın batısındaki Zliten kentinde hükümetinin toplantısına başkanlık ederken (Dibeybe’nin ofisi)
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, cumartesi günü Libya’nın batısındaki Zliten kentinde hükümetinin toplantısına başkanlık ederken (Dibeybe’nin ofisi)
TT

Dibeybe’nin Libya krizini sona erdirmeye yönelik ABD planına ilişkin tutumu ne?

Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, cumartesi günü Libya’nın batısındaki Zliten kentinde hükümetinin toplantısına başkanlık ederken (Dibeybe’nin ofisi)
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, cumartesi günü Libya’nın batısındaki Zliten kentinde hükümetinin toplantısına başkanlık ederken (Dibeybe’nin ofisi)

Libya’nın batısındaki Ulusal Birlik Hükümeti’nin (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, siyasi girişimlerle ilgili ortaya koyduğu ve ‘ulusal ilkeler’ olarak nitelendirdiği şartlarla yeni tartışmaların fitilini ateşledi. Dibeybe’nin açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika işlerinden sorumlu danışmanı Massad Boulos’un öncülük ettiği ve doğu ile batıdaki taraflar arasında iktidar paylaşımı yoluyla Libya krizini sona erdirmeyi hedefleyen girişime ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde geldi.

Yakın zamanda yapması beklenen ve ABD girişimine yönelik tutumunu daha net ortaya koyacağı öngörülen konuşması öncesinde Dibeybe’nin cumartesi günü Zliten kentinde yaptığı açıklamalar, söz konusu girişime dolaylı bir ret mi içerdiği, yoksa siyasi hesaplarıyla uyumlu olması halinde kademeli olarak kabulünün zeminini mi hazırladığı yönünde soru işaretlerine neden oldu.

Dibeybe’nin dile getirdiği şartlar arasında sivil bir devletin inşası, adil seçimlerin yapılması, anlaşmazlıkların çözümünde güç kullanımının reddedilmesi ve ülke genelindeki askeri kurumların denetime tabi tutulması öne çıktı. Dibeybe ayrıca, ‘cesur tavizler’ verilmesi gerektiğini de vurguladı.

xscdfgrth
ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika işlerinden sorumlu danışmanı Massad Boulos (Arşiv – AFP)

Gözlemcilere göre Dibeybe’nin ortaya koyduğu şartlar, ilk bakışta tutumunu netleştirmekten kaçınırken ‘sokak kartını’ kullanma girişimi olarak değerlendirildi. Buna göre Dibeybe, girişimi açıkça reddetmeden ancak tamamen de kapıyı kapatmadan bir denge kurmaya çalışıyor. Bunun arkasında ise özellikle Misrata’daki siyasi tabanının, ülkenin doğusunda bulunan Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) ile herhangi bir yakınlaşmaya karşı çıkmasının etkili olduğu belirtiliyor.

Libya Temsilciler Meclisi (TM) üyesi Ammar el-Eblak, Dibeybe’nin açıklamalarını ‘örtülü bir ret’ olarak değerlendirdi. El-Eblak, Başbakan’ın söz konusu ABD girişiminin ayrıntılarından aylardır haberdar olduğunu, ancak hem Washington’la hem de Batı Libya’daki müttefikleriyle erken bir gerilim yaşamamak için sessiz kalmayı tercih ettiğini öne sürdü.

Şarku’l Avsat’a konuşan el-Eblak, özellikle elektrik krizi başta olmak üzere hükümetin başarısızlıkları nedeniyle artan halk tepkisinin Dibeybe’yi, Hafter ile yakınlaşmaya veya oğullarından birine egemenlik makamlarından birinin verilmesine karşı çıkan çevrelerin tutumuyla uyumlu şartlar öne sürmeye yönelttiğini söyledi. El-Eblak, bu açıklamaların aynı zamanda doğudaki kampa verilmiş siyasi mesajlar içerdiğini savundu.

xfdvbgh
Mareşal Halife Hafter (Libya Ulusal Ordusu)

El-Eblak, Dibeybe’nin siyasi hesaplarının da bulunduğunu belirterek, bunlardan birinin danışmanı ve aynı zamanda yeğeni olan İbrahim Dibeybe’nin birleşik hükümetin başbakanlığına getirileceği yönündeki iddialar olduğunu söyledi. Ayrıca Dibeybe’nin, Saddam Hafter ile Batı Libya’daki bazı askeri liderler arasında kurulabilecek olası bir yakınlaşmanın kendisini siyasi denklem dışına itmesinden endişe duyduğunu ifade etti.

El-Eblak’a göre Dibeybe, doğu ile batı arasındaki güven bunalımı devam ettiği sürece mevcut statükonun korunmasını ve seçimlerin ertelenmesini tercih ediyor. Dibeybe’nin ‘taviz’ vurgusunun ise Washington’a verilen ikili bir mesaj niteliği taşıdığını belirten el-Eblak, ABD’nin baskısını artırması halinde bu söylemin girişime kapıyı tamamen kapatmadığı şeklinde yorumlanabileceğini dile getirdi.

Boulos’un girişimi, doğu ve batı kampları arasında uzlaşı sağlanmasını, devlet kurumlarının birleştirilmesini ve seçimlere götürecek birleşik bir yürütme organının oluşturulmasını öngörüyor. Siyasi kulislerde dolaşan iddialara göre teklif, Dibeybe’nin başbakan olarak görevini sürdürmesini, LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter’in ise Başkanlık Konseyi’nin başına geçmesini içeriyor.

Siyasi analist Salah el-Bekkuş ise Dibeybe’nin dile getirdiği şartların, önerilen uzlaşının siyasi geleceğine hizmet etmeyebileceğinin farkında olan bir siyasetçiden beklenebilecek bir tutum olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Bekkuş, Batı Libya’da Dibeybe’yi destekleyen sivil ve askeri koalisyonun Halife Hafter’e veya oğullarından birine egemenlik makamlarından birinin verilmesini kolaylıkla kabul etmeyeceğini belirtti. Bekkuş’a göre Dibeybe’nin şartlarında ısrar etmesi, hem zaman kazanarak siyasi pozisyonunu yeniden düzenlemesine hem de olası bir siyasi anlaşmada pazarlık gücünü artırmasına imkân tanıyor.

Bekkuş, Dibeybe’nin bölgesel ve Batılı bazı aktörlerin desteğiyle, Başkanlık Konseyi’nin başına Saddam Hafter yerine sivil bir ismin getirilmesi yönünde girişimlerde bulunmasının muhtemel olduğunu, bunun da Batı Libya kentlerindeki itirazları azaltmayı amaçladığını ifade etti.

Gözlemcilere göre bu kaygılar, Batı Libya’nın bazı kesimlerinde Saddam Hafter’in siyasi konumunun güçlenmesine yönelik rahatsızlığı da pekiştiriyor. Bu tutumun arkasında, askeri yönetimin yeniden tesis edilebileceği endişesinin yanı sıra 2019’daki Trablus Savaşı’nın bıraktığı mirasın da etkili olduğu değerlendiriliyor.

Bu çerçevede siyasi aktivist Hüsam el-Kamati, Dibeybe’nin açıklamalarının, doğu ile batı arasında iktidar paylaşımına ilişkin anlaşmanın yakın olduğu yönündeki haberlerin ardından kendi siyasi kampındaki endişeleri yatıştırmayı hedeflediğini söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan el-Kamati, Dibeybe’nin herhangi bir girişim konusunda ‘toplumsal diyalog’ vurgusu yapmasının, Batı Libya’daki geniş bir kesimin benimsediği temel ilkelerden vazgeçtiği yönündeki eleştirileri bertaraf edecek siyasi bir kalkan oluşturduğunu ifade etti.

Siyasi analist Hüsameddin el-Abdeli ise Dibeybe’nin henüz nihai kararını vermediği görüşünde. El-Abdeli, Başbakan’ın ABD girişimine yaklaşımını sağlayacağı siyasi kazanımlara göre belirleyeceğini, bu süreçte özellikle Misrata başta olmak üzere askeri ağırlığı bulunan kentlerin tepkilerini de dikkate alacağını söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan el-Abdeli, “Dibeybe, girişimin kendi çıkarlarına hizmet ettiğini ve doğudaki kampın yeterli tavizler verdiğini düşünürse buna olumlu yaklaşabilir. Ancak girişimin lehine olmadığını değerlendirirse, tutumunu halkın iradesine dayandırarak reddini hükümetin değil, kamuoyunun tercihi olarak sunacaktır” dedi.

El-Abdeli, ABD girişiminin engelleri aşması halinde olası uzlaşının, yasama seçimlerinin yapılması ve birleşik bir hükümet kurulmasıyla sınırlı kalacağını, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ise daha sonraki bir aşamaya ertelenmesinin muhtemel olduğunu ifade etti.

Siyasi analist Hüsam Feniş ise Dibeybe’nin girişimi engellemeye çalışmaktan ziyade, kendi siyasi kampı içinde kabul edilmesini kolaylaştıracak siyasi ve toplumsal zemini hazırlamaya çalıştığını savundu.

Şarku’l Avsat’a konuşan Feniş, Boulos’un girişimde bazı değişikliklere giderek temsil tabanını genişletmesini ve Batı Libya kampından başka isimleri de sürece dahil etmesini beklediğini söyledi. Feniş’e göre bu adım itirazların bir kısmını azaltabilir ve girişimin daha geniş kabul görmesinin önünü açabilir. Ancak siyasi veya ideolojik gerekçelerle karşı çıkmayı sürdürecek kesimlerin varlığını koruyacağı da değerlendiriliyor.

zxscdfg
Libya İstikrar Hükümeti (LİH) Başbakanı Usame Hammad (Libya İstikrar Hükümeti)

Libya, yıllardır Trablus merkezli Dibeybe başkanlığındaki UBH ile TM tarafından görevlendirilen, LUO Başkomutanı Mareşal Halife Hafter’in desteklediği ve Usame Hammad’ın başkanlığını yaptığı hükümet arasında siyasi ve idari bölünmüşlük yaşıyor. Hammad hükümeti, ülkenin doğusu ile güneyin bazı bölgelerini yönetiyor.



Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
TT

Önce seçim mi, anayasa mı?... Libya’daki siyasi krizde yeni bir dönem

Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)
Dibeybe, Libya’nın batısındaki Misrata’da toplum ve aşiret liderleriyle yaptığı görüşmede (Birlik Hükümeti Başbakanlık Ofisi)

Libya’nın batısındaki siyasi tablo içinde ertelenen seçimlere giden yol konusunda görüş ayrılığı derinleşti. Geçici Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdülhamid Dibeybe, “4+4” adlı küçük diyalog komitesinin yürüttüğü sürece destek verirken, Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, anayasal sürece ve 2017’de hazırlanan anayasa taslağının referanduma sunulmasına bağlılığını yineledi.

Gözlemcilere göre bu iki tutum, seçimlerin teknik ayrıntılarının ötesine geçen daha geniş bir anlaşmazlığa işaret ediyor. Tartışmanın merkezinde, önümüzdeki dönemi şekillendirecek sıralamanın ne olması gerektiği sorusu bulunuyor: “4+4” anlaşmasının öngördüğü gibi önce seçimlerin yapılabilmesi için siyasi ve hukuki çerçevenin oluşturulması mı, yoksa kalıcı kurumlara geçilmeden önce anayasa taslağının Libyalıların onayına sunulmasıyla anayasal sürecin tamamlanması mı?

rgthy
Devlet Yüksek Konseyi Başkanı Muhammed Tekale, Anayasa Hazırlama Kurumu Başkanı ile görüşürken (Devlet Yüksek Konseyi)

Dibeybe, salı akşamı Misrata’dan etkili siyasi ve toplum önderleriyle gerçekleştirdiği görüşmede, Libya’nın doğusu ve batısındaki iki yönetici taraf arasındaki “4+4” anlaşmasına dolaylı olarak destek verdi. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamaya göre Dibeybe, anlaşmanın “hükümetinin seçimlere gitme, geçiş dönemlerine son verme ve istikrarlı ve kalıcı bir siyasi döneme geçme vizyonuyla örtüştüğünü” belirtti.

Dibeybe, “Kararın, bölünmüşlüğe son verecek ve kurumlara gerçek meşruiyetini vatandaşların iradesinden kazandıracak seçimler yoluyla Libya halkına ait olması gerektiği yönündeki vizyon nettir” dedi. Mevcut siyasi aşamaları ve kurumları yeniden üretecek düzenlemeleri reddettiğini vurguladı.

Dibeybe’nin bu tutumu, “4+4” komitesinin 30 Ağustos’ta Trablus’taki Birleşmiş Milletler misyonu merkezinde, Temsilciler Meclisi, Devlet Yüksek Konseyi ve Başkanlık Konseyi temsilcileri ile büyükelçilerin katılımıyla ve BM Libya Özel Temsilcisi Hanna Tetteh’in himayesinde anlaşmayı imzalamasının ardından geldi.

Anlaşma; seçimlerin anayasal ve hukuki çerçevesindeki çözülememiş meselelerin ele alınmasını, Yüksek Seçim Komisyonu’nun yönetim kurulunun yeniden yapılandırılmasını ve cumhurbaşkanlığı ile parlamento seçimlerinin en geç 24 ay içinde yapılmasına yönelik bir takvim oluşturulmasını öngörüyor. Ayrıca çifte vatandaşlığa sahip kişilerin ve askerlerin seçimlerde aday olup olamayacağı meselesinin de çözüme kavuşturulması planlanıyor.

Mareşal Halife Hafter liderliğindeki “Libya Ulusal Ordusu” daha önce anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını açıklamıştı. Anlaşma, ABD Başkanı’nın Afrika işleri başdanışmanı ve kurumların birleştirilmesi ile seçim sürecinin ilerletilmesine odaklanan girişime öncülük eden Massad Boulos’un desteğini almıştı. Bu sırada Birleşmiş Milletler de anlaşma için daha geniş bir siyasi destek tabanı oluşturmaya ve diğer siyasi aktörlerle temas kurmaya çalışıyor.

Buna karşılık Tekale, salı akşamı Trablus’ta Anayasa Taslağı Hazırlama Kurumu Başkanı Murec Nooh ile yaptığı görüşmeyle anayasa konusunu yeniden siyasi gündemin merkezine taşıdı. Tekale, Konseyin anayasa hazırlamakla görevli ve halk tarafından seçilmiş kurumla iletişimi sürdürmeye önem verdiğini belirtti.

Tekale, anayasal sürecin gerektirdiği adımların tamamlanmasının ve Libyalıların özgür ve adil bir referandum yoluyla kendi anayasal sistemlerini seçme hakkını kullanmalarının önemini vurguladı. Görüşmede ayrıca siyasi tıkanıklığın aşılması ve ulusal seçimlerin yapılmasının önünü açacak, üzerinde uzlaşılmış bir anayasal temel oluşturulmasının yolları ele alındı.

Anayasa taslağını hazırlamak üzere kurulan kurum 2014’te seçilmiş, anayasa taslağını Temmuz 2017’de tamamlamıştı. Ancak taslak bugüne kadar referanduma sunulmadı. Böylece taslağın referanduma götürülmesinin mi, yoksa seçimlerin önünü açacak geçici bir anayasal temel oluşturulmasının mı öncelikli olması gerektiği konusundaki anlaşmazlık devam etti.

Tekale’nin tutumu, “4+4” anlaşmasına ilişkin daha önce yaşanan anlaşmazlığı da yeniden gündeme getirdi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Tekale o dönemde bu süreci, kendi değerlendirmesine göre yeterli kurumsal temele dayanmadığı gerekçesiyle reddetmiş ve anayasal-hukuki sürece bağlı kalınması ve Temsilciler Meclisi ile koordinasyon sağlanması çağrısında bulunmuştu.

Dibeybe ve Tekale’nin tutumları arasındaki farklılık, Trablus’taki siyasi kurumlar içinde siyasi uzlaşıların uygulanabilir seçim sürecine nasıl dönüştürüleceği konusunda daha geniş bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koyuyor. İki taraf, ilke olarak geçiş dönemine son verilmesi ve seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olsa da seçimlere götürecek siyasi ve hukuki çerçeve konusunda farklılaşıyor.


Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
TT

Dağ çatışmaları Husilerin kayıplarını artırıyor

Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)
Çatışmalardan kaçan Yemenliler, dün Aden yakınlarında gıda kuponu almak için sırada bekledi (Reuters)

Yemen’in Taiz’in batısı, Lahic ve batı kıyısı cephelerinde askeri çatışmalar sürerken, askeri kaynaklar dağlık bölgelerdeki çatışmalar ile hava saldırılarının Husilerin kayıplarını artırdığını belirtti.

Hükümete bağlı güçler, Kahbub Dağları’nda Husilerin düzenlediği bir saldırının püskürtüldüğünü ve bazı mevzilerin geri alındığını açıkladı. Açıklamada ayrıca bölgede üç insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğü, Vaziye bölgesinde ise Husi unsurlarına ait toplanma alanları ve araçların hedef alındığı belirtildi.

Taiz’in güney kırsalında ise hükümet güçleri, Harad Cirdad bölgesindeki Karfan Dağı’nın kontrolünün tamamen sağlandığını duyurdu. Açıklamaya göre çatışmalarda 5’ten fazla Husi öldürüldü, yaklaşık 20 kişi de yaralandı.


 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
TT

 ABD, 5 milyon dolar değerindeki 36 tarihi eseri Suriye’ye iade etti

Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)
Suriye’nin merkezindeki antik Palmira kenti, (AFP)

ABD’li yetkililer dün, aralarında DEAŞ’ın Palmira antik kentini tahrip ettiği dönemde yasa dışı yollarla ülkeden çıkarılan bir taş heykelin de bulunduğu 36 çalıntı tarihi eseri Suriye’ye iade etti. Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre eserler, ABD makamlarının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında ele geçirildi.

Toplam değeri 5 milyon doların üzerinde olan eserler, New York’taki Metropolitan Sanat Müzesi’nin yanı sıra çeşitli antika koleksiyoncularından ele geçirildi.

Manhattan Bölge Savcısı Alvin Bragg, “Tarihi eserlerin iadesi, kültürel mirasın korunmasının sınırları ve ulusları aşan bir sorumluluk olduğunu güçlü biçimde hatırlatıyor” dedi.

Açıklamaya göre söz konusu heykel, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Palmira antik kentinden, DEAŞ mensuplarının 2015-2017 yılları arasında kentin büyük bölümünü tahrip etmesinden önce çıkarıldı.

Ağırlığı 450 kilogramdan fazla olan kireçtaşı heykelde, uzanmış durumdaki bir erkek ile etrafında bir kadın ve üç çocuk tasvir ediliyor.

ABD daha önce de Çin, Yunanistan ve İtalya dahil olmak üzere çeşitli ülkelere çalıntı tarihi eserler iade etmişti.

Suriye’nin Washington Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Muhammed Kanatiri yaptığı açıklamada, iade işleminin “kültürel mirasın korunmasına yönelik ortak bağlılığın iki ülke arasında kalıcı köprüler kurabileceğini” gösterdiğini belirtti.

Kanatiri, “Suriye-Amerikan işbirliği sayesinde, Manhattan Bölge Savcılığı’nın çabalarıyla Suriye tarihinin bir parçası nihayet ülkesine dönüyor” ifadelerini kullandı.

İade edilen eserlerden dördü, Amerikalı antika koleksiyoncusu Michael Steinhardt’tan ele geçirildi. Steinhardt, 2021 yılında ABD hükümetiyle yaptığı anlaşma kapsamında dünyanın çeşitli bölgelerinden çalınan yaklaşık 180 eseri iade etmişti. Bu eserlerin toplam değerinin 70 milyon dolar olduğu belirtildi.

Manhattan Bölge Savcılığı, Metropolitan Sanat Müzesi’nden ele geçirilen 13 eserin, 2017’den bu yana kurumdan el konulan toplam 402 tarihi eser arasında bulunduğunu açıkladı. Bu eserlerin toplam değerinin 98,7 milyon dolar olduğu bildirildi.