Libya’nın batısındaki Ulusal Birlik Hükümeti’nin (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, siyasi girişimlerle ilgili ortaya koyduğu ve ‘ulusal ilkeler’ olarak nitelendirdiği şartlarla yeni tartışmaların fitilini ateşledi. Dibeybe’nin açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika işlerinden sorumlu danışmanı Massad Boulos’un öncülük ettiği ve doğu ile batıdaki taraflar arasında iktidar paylaşımı yoluyla Libya krizini sona erdirmeyi hedefleyen girişime ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde geldi.
Yakın zamanda yapması beklenen ve ABD girişimine yönelik tutumunu daha net ortaya koyacağı öngörülen konuşması öncesinde Dibeybe’nin cumartesi günü Zliten kentinde yaptığı açıklamalar, söz konusu girişime dolaylı bir ret mi içerdiği, yoksa siyasi hesaplarıyla uyumlu olması halinde kademeli olarak kabulünün zeminini mi hazırladığı yönünde soru işaretlerine neden oldu.
Dibeybe’nin dile getirdiği şartlar arasında sivil bir devletin inşası, adil seçimlerin yapılması, anlaşmazlıkların çözümünde güç kullanımının reddedilmesi ve ülke genelindeki askeri kurumların denetime tabi tutulması öne çıktı. Dibeybe ayrıca, ‘cesur tavizler’ verilmesi gerektiğini de vurguladı.

Gözlemcilere göre Dibeybe’nin ortaya koyduğu şartlar, ilk bakışta tutumunu netleştirmekten kaçınırken ‘sokak kartını’ kullanma girişimi olarak değerlendirildi. Buna göre Dibeybe, girişimi açıkça reddetmeden ancak tamamen de kapıyı kapatmadan bir denge kurmaya çalışıyor. Bunun arkasında ise özellikle Misrata’daki siyasi tabanının, ülkenin doğusunda bulunan Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) ile herhangi bir yakınlaşmaya karşı çıkmasının etkili olduğu belirtiliyor.
Libya Temsilciler Meclisi (TM) üyesi Ammar el-Eblak, Dibeybe’nin açıklamalarını ‘örtülü bir ret’ olarak değerlendirdi. El-Eblak, Başbakan’ın söz konusu ABD girişiminin ayrıntılarından aylardır haberdar olduğunu, ancak hem Washington’la hem de Batı Libya’daki müttefikleriyle erken bir gerilim yaşamamak için sessiz kalmayı tercih ettiğini öne sürdü.
Şarku’l Avsat’a konuşan el-Eblak, özellikle elektrik krizi başta olmak üzere hükümetin başarısızlıkları nedeniyle artan halk tepkisinin Dibeybe’yi, Hafter ile yakınlaşmaya veya oğullarından birine egemenlik makamlarından birinin verilmesine karşı çıkan çevrelerin tutumuyla uyumlu şartlar öne sürmeye yönelttiğini söyledi. El-Eblak, bu açıklamaların aynı zamanda doğudaki kampa verilmiş siyasi mesajlar içerdiğini savundu.

El-Eblak, Dibeybe’nin siyasi hesaplarının da bulunduğunu belirterek, bunlardan birinin danışmanı ve aynı zamanda yeğeni olan İbrahim Dibeybe’nin birleşik hükümetin başbakanlığına getirileceği yönündeki iddialar olduğunu söyledi. Ayrıca Dibeybe’nin, Saddam Hafter ile Batı Libya’daki bazı askeri liderler arasında kurulabilecek olası bir yakınlaşmanın kendisini siyasi denklem dışına itmesinden endişe duyduğunu ifade etti.
El-Eblak’a göre Dibeybe, doğu ile batı arasındaki güven bunalımı devam ettiği sürece mevcut statükonun korunmasını ve seçimlerin ertelenmesini tercih ediyor. Dibeybe’nin ‘taviz’ vurgusunun ise Washington’a verilen ikili bir mesaj niteliği taşıdığını belirten el-Eblak, ABD’nin baskısını artırması halinde bu söylemin girişime kapıyı tamamen kapatmadığı şeklinde yorumlanabileceğini dile getirdi.
Boulos’un girişimi, doğu ve batı kampları arasında uzlaşı sağlanmasını, devlet kurumlarının birleştirilmesini ve seçimlere götürecek birleşik bir yürütme organının oluşturulmasını öngörüyor. Siyasi kulislerde dolaşan iddialara göre teklif, Dibeybe’nin başbakan olarak görevini sürdürmesini, LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter’in ise Başkanlık Konseyi’nin başına geçmesini içeriyor.
Siyasi analist Salah el-Bekkuş ise Dibeybe’nin dile getirdiği şartların, önerilen uzlaşının siyasi geleceğine hizmet etmeyebileceğinin farkında olan bir siyasetçiden beklenebilecek bir tutum olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Bekkuş, Batı Libya’da Dibeybe’yi destekleyen sivil ve askeri koalisyonun Halife Hafter’e veya oğullarından birine egemenlik makamlarından birinin verilmesini kolaylıkla kabul etmeyeceğini belirtti. Bekkuş’a göre Dibeybe’nin şartlarında ısrar etmesi, hem zaman kazanarak siyasi pozisyonunu yeniden düzenlemesine hem de olası bir siyasi anlaşmada pazarlık gücünü artırmasına imkân tanıyor.
Bekkuş, Dibeybe’nin bölgesel ve Batılı bazı aktörlerin desteğiyle, Başkanlık Konseyi’nin başına Saddam Hafter yerine sivil bir ismin getirilmesi yönünde girişimlerde bulunmasının muhtemel olduğunu, bunun da Batı Libya kentlerindeki itirazları azaltmayı amaçladığını ifade etti.
Gözlemcilere göre bu kaygılar, Batı Libya’nın bazı kesimlerinde Saddam Hafter’in siyasi konumunun güçlenmesine yönelik rahatsızlığı da pekiştiriyor. Bu tutumun arkasında, askeri yönetimin yeniden tesis edilebileceği endişesinin yanı sıra 2019’daki Trablus Savaşı’nın bıraktığı mirasın da etkili olduğu değerlendiriliyor.
Bu çerçevede siyasi aktivist Hüsam el-Kamati, Dibeybe’nin açıklamalarının, doğu ile batı arasında iktidar paylaşımına ilişkin anlaşmanın yakın olduğu yönündeki haberlerin ardından kendi siyasi kampındaki endişeleri yatıştırmayı hedeflediğini söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan el-Kamati, Dibeybe’nin herhangi bir girişim konusunda ‘toplumsal diyalog’ vurgusu yapmasının, Batı Libya’daki geniş bir kesimin benimsediği temel ilkelerden vazgeçtiği yönündeki eleştirileri bertaraf edecek siyasi bir kalkan oluşturduğunu ifade etti.
Siyasi analist Hüsameddin el-Abdeli ise Dibeybe’nin henüz nihai kararını vermediği görüşünde. El-Abdeli, Başbakan’ın ABD girişimine yaklaşımını sağlayacağı siyasi kazanımlara göre belirleyeceğini, bu süreçte özellikle Misrata başta olmak üzere askeri ağırlığı bulunan kentlerin tepkilerini de dikkate alacağını söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan el-Abdeli, “Dibeybe, girişimin kendi çıkarlarına hizmet ettiğini ve doğudaki kampın yeterli tavizler verdiğini düşünürse buna olumlu yaklaşabilir. Ancak girişimin lehine olmadığını değerlendirirse, tutumunu halkın iradesine dayandırarak reddini hükümetin değil, kamuoyunun tercihi olarak sunacaktır” dedi.
El-Abdeli, ABD girişiminin engelleri aşması halinde olası uzlaşının, yasama seçimlerinin yapılması ve birleşik bir hükümet kurulmasıyla sınırlı kalacağını, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ise daha sonraki bir aşamaya ertelenmesinin muhtemel olduğunu ifade etti.
Siyasi analist Hüsam Feniş ise Dibeybe’nin girişimi engellemeye çalışmaktan ziyade, kendi siyasi kampı içinde kabul edilmesini kolaylaştıracak siyasi ve toplumsal zemini hazırlamaya çalıştığını savundu.
Şarku’l Avsat’a konuşan Feniş, Boulos’un girişimde bazı değişikliklere giderek temsil tabanını genişletmesini ve Batı Libya kampından başka isimleri de sürece dahil etmesini beklediğini söyledi. Feniş’e göre bu adım itirazların bir kısmını azaltabilir ve girişimin daha geniş kabul görmesinin önünü açabilir. Ancak siyasi veya ideolojik gerekçelerle karşı çıkmayı sürdürecek kesimlerin varlığını koruyacağı da değerlendiriliyor.

Libya, yıllardır Trablus merkezli Dibeybe başkanlığındaki UBH ile TM tarafından görevlendirilen, LUO Başkomutanı Mareşal Halife Hafter’in desteklediği ve Usame Hammad’ın başkanlığını yaptığı hükümet arasında siyasi ve idari bölünmüşlük yaşıyor. Hammad hükümeti, ülkenin doğusu ile güneyin bazı bölgelerini yönetiyor.