Casusluk ve kamuflaj için sebze aracı... İsrail, Hamas'ın üst düzey güvenlik yetkilisini nasıl kaçırdı?

Gazze kentinde salı günü Hamas’a bağlı bir güvenlik yetkilisinin kaçırılmasıyla eş zamanlı düzenlenen İsrail saldırısının bulunduğu bölgede yürüyen bir Filistinli (EPA)
Gazze kentinde salı günü Hamas’a bağlı bir güvenlik yetkilisinin kaçırılmasıyla eş zamanlı düzenlenen İsrail saldırısının bulunduğu bölgede yürüyen bir Filistinli (EPA)
TT

Casusluk ve kamuflaj için sebze aracı... İsrail, Hamas'ın üst düzey güvenlik yetkilisini nasıl kaçırdı?

Gazze kentinde salı günü Hamas’a bağlı bir güvenlik yetkilisinin kaçırılmasıyla eş zamanlı düzenlenen İsrail saldırısının bulunduğu bölgede yürüyen bir Filistinli (EPA)
Gazze kentinde salı günü Hamas’a bağlı bir güvenlik yetkilisinin kaçırılmasıyla eş zamanlı düzenlenen İsrail saldırısının bulunduğu bölgede yürüyen bir Filistinli (EPA)

Nadir görülen bir operasyonda İsrail özel kuvvetleri, salı sabahı Gazze Şeridi'nde Hamas yönetimine bağlı iç güvenlik biriminin üst düzey yetkililerinden Muin el-Arabid'i kaçırdı. Operasyonda el-Arabid'in eşi ile yoldan geçen iki çocuk da öldürüldü. İsrail gücü, Gazze kentinin batısındaki Ketibe bölgesinde el-Arabid ve ailesinin yaşadığı küçük bir villaya sızarak kendisini kaçırdı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise operasyonu memnuniyetle karşıladığını açıklayarak üstlendi.

Ekim 2025'te varsayımsal ateşkes anlaşmasının ilan edilmesinden bu yana İsrail ordusu, Gazze'deki grupların aktivist ve mensuplarını kaçırmak için kendisine bağlı silahlı çetelerden yararlanıyordu. Ordu, bu gruplara insansız hava araçları veya savaş uçaklarıyla hava desteği sağlıyordu.

Kaçırma operasyonunun gerçekleştirildiği Ketibe bölgesi, Gazze kentinin Er-Rimal Mahallesi ile birlikte en seçkin yerleşim bölgelerinden biri olarak biliniyor. Bölgede bir saatten kısa süre içinde art arda patlamalar meydana geldi ve silah sesleri duyuldu. Daha sonra çatışmaların hedefi ortaya çıktı.

cfrgthy
Salı günü İsrail saldırısına uğrayan ve kaçırılan Hamas’a bağlı güvenlik yetkilisinin evinin yakınındaki Filistinliler (EPA)

İsrail uçakları, iki aracı bombalayarak ve bölgenin çevresine küçük bombalar bırakarak operasyondaki gücün çekilmesinden önce kendisine yönelik herhangi bir saldırı girişimini engellemeye çalıştı.

Gazze'deki ana iç güvenlik birimi merkezi, Hamas'ın kontrolündeki bölgelerin derinliklerini hedef alan saldırının gerçekleştiği noktadan birkaç yüz metre uzaklıkta bulunuyor.

İsrail'in işgal ettiği ve çekilmeyi reddettiği bölgeler ile Hamas ve diğer grupların kontrolündeki alanları, Sarı Hat olarak adlandırılan sanal bir hat ayırıyor. İsrail'in kontrolündeki bölgeler hattın batısında yer alırken, Hamas ve diğer grupların kontrolündeki bölgeler hattın doğusunda bulunuyor. Ancak İsrail destekli silahlı çeteler zaman zaman bu bölgelere saldırılar düzenliyor.

Katz, İsrail'in Hamas'ın kamu güvenliği biriminin üst düzey bir yetkilisini gözaltına aldığını açıkladı. Operasyonun ayrıntılarına vakıf Hamas'tan bir saha kaynağı, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada operasyonun Gazze Şeridi'ndeki iç güvenlik biriminin müdürü görevini yürüten el-Arabid'i hedef aldığını söyledi. Başka bir kaynak ise el-Arabid'in yalnızca Gazze kentindeki birimin müdürlüğünü yürüttüğünü belirtti.

fvgthyjuk
Gazze kentinde salı günü, Hamas’a bağlı bir güvenlik yetkilisinin kaçırılmasıyla eş zamanlı düzenlenen İsrail saldırısının bulunduğu bölgedeki Filistinliler (EPA)

İsrail Kamu Yayın Kurumu da gözaltındaki el-Arabid'in yaralandığını ve tedavi edilmek üzere İsrail'deki hastanelere nakledildiğini doğruladı. Ancak sağlık durumunun ciddiyetine ilişkin bilgi verilmedi.

Casusluk görevi ve sebze taşıyan araç

Şarku’l Avsat’a konuşan Gazze'deki saha kaynaklar, operasyonun perde arkasına ilişkin ilk bilgileri paylaştı. Kaynaklardan biri, İsrail gücünün operasyon öncesinde birkaç gün boyunca bölgede bulunduğunu ifade ederek, füzelerle hedef alınan araçlardan birinin bu güce ait olduğunu söyledi. Araç, bölgede bırakıldıktan sonra geri çekilme sırasında imha edildi.

İkinci kaynak ise imha edilen aracın salı sabahı saldırı bölgesine gelen araçlar arasında olmadığını söyledi. Kaynak, bunun aracın operasyondan en az iki gün önce bölgede bulunduğuna ve görünüşe göre casusluk faaliyetleri için kullanıldığına işaret ettiğini ifade etti.

Kaynaklardan biri, İsrail özel kuvvetlerinin bir pikap ile çeşitli sebzeler taşıyan başka bir araç kullandığını belirtti. Güç bölgeye ulaştığında, grubun bir bölümü el-Arabid ve ailesinin bulunduğu eve baskın düzenlerken, diğer grup dışarıda güvenliği sağladı.

cdfvg
Salı günü Gazze kentinde Hamas’a bağlı bir güvenlik yetkilisinin kaçırılmasına yol açan İsrail saldırısının gerçekleştiği bölgede kanlar içindeki çocuk oyuncakları (EPA)

Üçüncü bir kaynak, “İsrail gücü villaya sızdığında el-Arabid'in iki oğlu güce ateş açtı. İsrail gücü ise eşinin başına sıfır mesafeden ateş ederek onu olay yerinde öldürdü. İki oğul ağır yaralandı. Özel kuvvetlerle çatışan iki refakatçi de yaralandı. El-Arabid'in kendisi de yaralandı ancak yaralarının niteliği bilinmiyor” dedi.

Kaynak ayrıca, “iki çocuğun çekilmeye eşlik eden bombardıman ve evin dışındaki silah sesleri sırasında öldürüldüğünü” belirtti.

Bölgedeki görgü tanıklarına göre İsrail özel kuvvetleri, havadan yoğun ateş desteği altında bir araç ve motosikletlerle saldırı bölgesinden çekildi. Güç, deniz yolunu ve güzergâhı belirlenemeyen başka bir yolu kullanarak bölgeden ayrıldı.

Hamas kaynağı, “Soruşturmalar hâlâ devam ediyor. Özellikle bölgenin güvenlik kameralarıyla dolu olması nedeniyle önümüzdeki saatler ve günlerde ayrıntılar daha net ortaya çıkacak” dedi.

Gazze'deki gruplardan bir kaynak ise el-Arabid'in salı günü oğlunun nikâh törenini gerçekleştirmeye hazırlandığını ve söz konusu oğlunun saldırı sırasında ağır yaralandığını açıkladı.

Kaçırılan kişinin akıbeti konusunda ilk saatlerde çelişkili bilgiler

Olayın ardından Hamas çevrelerinde el-Arabid'in akıbeti konusunda ilk saatlerde çelişkili bilgiler yayıldı. Hamas kaynakları saldırının ilk saatlerinde operasyonun başarısız olduğunu öne sürerek bu bilgiyi kendi platformları üzerinden yaydı ve bazı medya kuruluşlarına da yanlış bilgiler aktardı. Ancak İsrail'in açıklamasının ardından Hamas geri adım attı.

Hükümete bağlı Medya Ofisi, özel kuvvetin bir güvenlik görevi yürüttüğü sırada tespit edildiğini ve bunun İsrail işgal güçlerini havadan müdahaleye zorladığını açıkladı. Açıklamada, İsrail'in 10'dan fazla farklı uçakla bir dizi hava saldırısı düzenlediği ve saldırılarda can kayıpları yaşandığı öne sürüldü.

Medya Ofisi ayrıca özel kuvvet mensuplarından bazılarının öldürüldüğünü iddia etti. Ancak bu iddia İsrail kaynakları veya Hamas dışındaki bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmadı.

Hamas kaynağına göre el-Arabid, geçen haziran ayında düzenlenen bir hava saldırısında hafif yaralanmıştı. Savaş sırasında başka bir suikast girişiminin de hedefi olan el-Arabid, İsrail'in Mart 2024'te Şifa Hastanesi'ne ikinci kez baskın düzenlediği sırada gözaltına alınmaktan kıl payı kurtuldu.

Kaynak, el-Arabid'in o sırada birimin komutanlarından bazı subaylarla birlikte hastanede bulunduğunu ve İsrail güçlerinin hastaneyi kuşatıp kontrolü tamamen sağlamlaştırmasından önce ilk dakikalarda onlarca Gazzeliyle birlikte kaçmayı başardığını söyledi.

El-Arabid hangi bilgilere sahip?

Hamas ve Gazze'deki diğer gruplardan çok sayıda kaynağa göre el-Arabid, yıllar boyunca önemli güvenlik dosyalarından sorumluydu. Bunlar arasında İsrail'le işbirliği yapan kişilerin dosyası ve DEAŞ gibi örgütlere bağlı unsurların takibi bulunuyordu. El-Arabid ayrıca bu kişilere yönelik çok sayıda operasyonu yönetti.

Kaynaklar, el-Arabid'in 2018'de bir İsrail özel kuvvetinin ortaya çıkarılmasının ardından Gazze'de onlarca işbirlikçinin yakalanması sürecinin denetlenmesinde rol oynadığını belirtti. El-Arabid ayrıca savaş sırasında ortaya çıkan silahlı çetelerle ilgili dosyanın takibinde de görev aldı.

Hamas ve diğer gruplar içindeki değerlendirmelere göre İsrail, el-Arabid'e canlı ulaşmaya çalışıyor ve onu öldürmek istemiyordu. Kaynaklardan biri, “Gücün operasyonu gerçekleştirmek için diğer liderlere yönelik operasyonlarda olduğu gibi herhangi bir uçak kullanmaması bunun göstergesi. İsrail ayrıca tam anlamıyla güvenlik kontrolüne sahip olduğunu göstermek ve Hamas'ın üst düzey bir yetkilisini Tel Aviv'e götürerek bir başarı elde etmek istedi” dedi.

Aynı kaynak, operasyonun İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz açısından siyasi kazanım taşıdığına da dikkat çekti. İki isim, gelecek ay yapılması planlanan parlamento seçimlerine hazırlanıyor.



Yemen’in batısında Husilerin ilerlemesiyle birlikte gözaltı ve takibatlar artıyor

Ağaçlar, Husi misillemelerinden kaçanlar için bir sığınak haline geldi (yerel medya)
Ağaçlar, Husi misillemelerinden kaçanlar için bir sığınak haline geldi (yerel medya)
TT

Yemen’in batısında Husilerin ilerlemesiyle birlikte gözaltı ve takibatlar artıyor

Ağaçlar, Husi misillemelerinden kaçanlar için bir sığınak haline geldi (yerel medya)
Ağaçlar, Husi misillemelerinden kaçanlar için bir sığınak haline geldi (yerel medya)

Yemen’in Taiz vilayetinin batısı ile Hudeyde’nin güneyinde yaşayan binlerce sivil, düşünmeye dahi fırsat bulamadan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Husilerin ele geçirdikleri köy ve yerleşimlerde düzenlediği baskın ve gözaltı operasyonları, halk arasında misilleme ve yağma korkusunu artırırken, binlerce aile bölgeden kaçmaya başladı.

Bölge sakinleri, Batı Taiz ve Güney Hudeyde’deki köy ve yerleşimlerden binlerce ailenin kaçışına tanık olduklarını belirtti. Bazı aileler yaya olarak bölgeden ayrılırken, bazıları otomobil ve motosikletlerle yola çıktı. Kimileri ise kurtarabildikleri hayvanlarını ve kişisel eşyalarını yanlarına aldı.

Bölge sakinleri Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, birçok aile için göçün planlanmış bir karar olmadığını, korku nedeniyle evlerin, toprakların ve geçim kaynaklarının geride bırakıldığı acil bir kaçış olduğunu söyledi.

 İnsani yardım kuruluşlarının yokluğunda, Yemenli yerinden edilmiş kişiler yol kenarına çadır kurdu. (Yerel medya)
İnsani yardım kuruluşlarının yokluğunda, Yemenli yerinden edilmiş kişiler yol kenarına çadır kurdu. (Yerel medya)

Bölgeden ayrılamayanlar ise baskın ve gözaltı operasyonlarının sürmesi nedeniyle korku ve endişe içinde mahsur kaldı. Ayrıca bölge sakinlerinin mallarının yağmalandığı ve çalındığı yönünde ifadeler de bulunuyor.

Aileler rehin tutuldu

Yerel halkın tanıklıklarına göre el-Vaziye, Hays, el-Huha, ez-Zehari, el-Hayme, Yıhtel ve Muha ile el-Hayme ve Muha arasındaki sahil boyunca uzanan bölgelerde, Husilerin bölgeye girmesinin ardından ciddi bir huzursuzluk ve göç hareketi yaşanıyor.

Tanıklara göre Husiler, çok sayıda bölge sakinine yönelik baskın ve gözaltı operasyonları düzenledi. Bunun yanı sıra bazı kişilerin mallarının yağmalandığı ve eşyalarının çalındığı bildirildi. Diğer bazı ifadelerde ise ailelerin rehin tutulduğu ve militan olan yakınlarını geri dönerek teslim olmaya ve silahlarını bırakmaya zorlamak amacıyla ailelere baskı yapıldığı aktarıldı.

Kaynaklara göre Husiler, Taiz vilayetinin Muha ilçesi ile Hudeyde vilayetindeki el-Huha kentinde yaşayan bazı kişilere misilleme eylemleri düzenliyor. Bu kişilerin uluslararası alanda tanınan hükümeti destekledikleri veya bazı Husilerin geçmişte yaşanan hesaplaşmalar nedeniyle hedef aldıkları kişilere yönelik ihbarlarda bulunduğu öne sürülüyor.

Çok az sayıda Yemenli yerinden edilmiş kişi sınırlı miktarda yardım alabildi. (Yerel medya)
Çok az sayıda Yemenli yerinden edilmiş kişi sınırlı miktarda yardım alabildi. (Yerel medya)

Kaynaklar, bölgedeki Husilerin güvenlik ve istihbarat sorumlularından Abdullah el-Fadli ile Ala el-Umeysi’nin bu operasyonların bir bölümünü yönettiğini belirtiyor.

Bilinmeze doğru kaçış

El-Vaziye ilçesinde yaşayanlar, Husilerin bölgeye girmesiyle birlikte binlerce kişinin örgütün baskı ve gözaltılarından kaçmak için evlerini terk ettiğini söyledi. Zor insani koşullar altında gerçekleşen göçün, ilçenin yanı sıra diğer bölgelerde de devam ettiği bildirildi.

Bölge sakinlerinden Abdülcebbar Ali Hadi, olayların ani bir şekilde geliştiğini ve halkın yaşananları anlamaya dahi zaman bulamadığını anlattı.

Hadi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Kimse ne olduğunu anlayamadı. Bir anda ilçede kıyamet koptu ve herkes göç etmek istiyordu” ifadelerini kullandı.

Abdülcebbar, korku ile kaosun iç içe geçtiği bir tabloyu anlattı. Bazı aileler çocuklarını kurtarmaya çalışırken, bazıları hayvanlarını yanlarına almaya çalıştı. Kadınlar ağlıyor, herkes bölgeden çıkabilmek için bir yol arıyordu. Araç bulamayanlar ise yalnızca üzerlerindeki kıyafetlerle yaya olarak yola çıkmak zorunda kaldı.

Ailesini geride bırakmak zorunda kaldı

Abdülcebbar da güvenli bir yer bulmak amacıyla bölgeden ayrılanlar arasındaydı. Ancak başlangıçta ailesini yanında götüremedi. Annesinin koyunlarını geride bırakmayı reddetmesi üzerine, kendisi yalnızca üzerindeki kıyafetlerle güvenli bir bölgeye ulaşabildi.

Annesi, koyunlarıyla birlikte yürümek zorunda kaldı ve akşam olduğunda Es-Sabriye bölgesine ulaştı. Geceyi burada geçirdi. Saat 22.00’de Abdülcebbar onu bulmak için motosikletle yola çıktı. Annesini bulduktan sonra geri döndü ve aile ertesi sabah yolculuğuna devam etti.

Abdülcebbar, yaşanan anların büyük bir üzüntü taşıdığını belirterek, geride “acıları, anıları, hayatı, toprağını sevdiğimiz vatanı, evleri, eşyaları, sevgiyi ve bağlılığı” bıraktıklarını söyledi.

Yol boyunca aralıksız ilerleyen göç araçları, motosikletler ve yaya olarak yürüyen yüzlerce kişi gördüğünü anlatan Abdülcebbar, koyun, inek, deve ve eşeklerin de insanlarla birlikte yollarda ilerlediğini belirtti. Ortaya çıkan manzara, kaçışın beraberinde getirdiği kaosun ve insani dramın boyutunu gözler önüne serdi.

Kayıp çocuklar ve barınaksız aileler

Abdülcebbar ailesiyle iletişim kurduğunda, el-Vaziye’de yakıt sıkıntısının baş gösterdiğini öğrendi. Bu durum, ailesinin yolculuğa devam edip edemeyeceği konusunda endişeye yol açtı. Bunun üzerine uzaktaki bir bölgeden motosiklet kiraladı ve ailesine bir bidon yakıt gönderdi.

Taiz’in batısındaki siviller, Husilerin baskısından kaçarak bilinmeze doğru ilerliyor. (Yerel medya)
Taiz’in batısındaki siviller, Husilerin baskısından kaçarak bilinmeze doğru ilerliyor. (Yerel medya)

Yakıtın ulaşmasının ardından aile, zorlu yollarda saatler süren yolculuğa devam ederek güvenli bir bölgeye ulaşabildi.

Göç sırasında yaşanan tehlikeler yalnızca malların kaybedilmesiyle sınırlı kalmadı. Abdülcebbar, beş yaşını geçmeyen bir kız çocuğunun yolculuk sırasında kaybolduğunu anlattı. Çocuğun kaybolduğu sosyal medya gruplarında duyurulduktan sonra ailesi saatler boyunca büyük bir endişeyle onu aradı. Çocuk ertesi gün ailesine kavuştu.

Küçük kızın yaşadıkları, ailelerin göç sırasında karşı karşıya kaldığı korkunun örneklerinden yalnızca biriydi. Bu süreçte aile bireylerini korumak ve onları güvenli bir yere ulaştırmak, diğer tüm önceliklerin önüne geçti.

Abdülcebbar, yaşadıkları göçü, birkaç saat içinde neleri kaybettiklerini gösteren sözlerle özetledi. Para, yiyecek, erzak veya yedek kıyafet olmadan yola çıktıklarını, yanlarında yalnızca “insanın azmi, dayanıklılığı, sabrı ve onuru” bulunduğunu söyledi.

Her şeye sabretmeye, hatta gerekirse ağaçların altında yaşamaya hazır olduklarını belirten Abdülcebbar, kendisini en fazla üzen şeyin yaşlı insanların gözyaşlarını ve “erkeklerin çaresizliğini” görmek olduğunu ifade etti.

Acil insani yardım ihtiyacı

Göçün sürmesiyle birlikte bölgelerini terk eden ailelerin güvenlik, barınma, gıda, su ve yakıtın yanı sıra korunmaya ve kaçış sırasında birbirinden ayrılan aile bireylerinin yeniden bir araya getirilmesine ihtiyaç duyduğu belirtiliyor. Özellikle çocuklar ve yaşlıların durumu endişe yaratıyor.

Bu insani dramın arka planında ise daha ağır bir gerçek bulunuyor: Çok sayıda sivil daha iyi bir yaşam arayışıyla değil, bulundukları yerde kalmanın artık kendileri açısından güvenli olmaması nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Aden, Ebyen ve Lahic’ten ortak açıklama

Öte yandan Yemen’in geçici başkenti Aden ile Ebyen ve Lahic vilayetlerindeki yerel yönetimler ortak bir açıklama yayımladı. Açıklamada, silahlı kuvvetlerin yaşanan şaşkınlık ve karmaşa dönemini geride bıraktığı, yeniden denge sağladığı ve her türlü tehditle mücadele etmeye tamamen hazır hale geldiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca, Husilere karşı mücadelede halk desteğinin ve toplumsal hareketliliğin arttığı, bunun da “bölgedeki İran projesinin hedeflerini boşa çıkarmaya” katkı sağladığı ifade edildi.

Yemen’in batı kıyısında binlerce kişi, son derece ağır insani koşullar altında evsiz kaldı. (AFP)
Yemen’in batı kıyısında binlerce kişi, son derece ağır insani koşullar altında evsiz kaldı. (AFP)

Yerel yönetimler, güvenlik ve kamu hizmetlerine ilişkin gelişmeleri takip etmeyi, devlet kurumlarının görevlerini sürdürmesini, terör tehditleriyle mücadeleyi, vatandaşların ve mallarının korunmasını ve güvenlik ile istikrarın sağlanmasını ilgili hükümet, güvenlik ve askeri makamlarla koordinasyon içinde sürdüreceğini bildirdi.

Yetkililer halka sakin ve dikkatli olmaları, söylentilere itibar etmemeleri, bilgileri resmi kaynaklardan takip etmeleri ve şüpheli hareket veya faaliyetleri ilgili birimlere bildirmeleri çağrısında bulundu.

Yerel yönetimler, vatandaşların güvenliği ve istikrarının en büyük öncelik olduğunu vurgulayarak, Aden’in yanı sıra Ebyen ve Lahic vilayetlerinde güvenliğin korunması ve devlet kurumlarının görevlerini sürdürebilmesi için çalışmalarına devam edeceğini bildirdi.


Ben-Gvir, tutuklulara kötü muameleyi gösteren görüntüleri yayımladı

Itamar Ben-Gvir (Reuters)
Itamar Ben-Gvir (Reuters)
TT

Ben-Gvir, tutuklulara kötü muameleyi gösteren görüntüleri yayımladı

Itamar Ben-Gvir (Reuters)
Itamar Ben-Gvir (Reuters)

İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir dün TikTok platformunda, Filistinli tutuklulara İsrail hapishanelerinden birinde kötü muamele edildiğini gösteren bir video yayımladı.

Görüntülerde, tutukluların ellerini başlarının üzerinde kaldırdığı ve silahlarını kendilerine doğrultan gardiyanların önünde yüzüstü yere yatırıldığı görülüyor. Ancak videonun ne zaman çekildiği ve hangi hapishaneye ait olduğu belirtilmiyor.

Ben-Gvir daha önce de Filistinli tutukluların içinde bulunduğu koşulları gösteren görüntüler yayımlamıştı. Bakanın son paylaşımı, Hayfa yakınlarındaki Damon Hapishanesi'nde kadın tutukluların hücrelerine düzenlediği baskın sırasında çekilen görüntülerdi. Ben-Gvir, baskının ardından tutukluların gözaltı koşullarının ağırlaştırılmasıyla övünürken, Filistinli Esirler Kulübü baskını kadın tutukluların insanlık onuruna yönelik bir saldırı olarak nitelendirmişti.

Şarku’l Avsat’ın Filistinli ve İsrailli insan hakları kuruluşlarının raporlarından aktardığına göre, İsrail hapishanelerinde yaklaşık 9 bin 500 Filistinli tutuklu bulunuyor. Bunların arasında 94 kadın ve 350’den fazla çocuk bulunuyor. Tutukluların aç bırakma, işkence ve tıbbi ihmal uygulamalarına maruz kaldığı ifade ediliyor.


Yemen güçleri Husilerin cephelerdeki yığınaklarını vurdu

Yemen ordusuna bağlı askerler, Cevf vilayetindeki cephe hatlarında. (Reuters)
Yemen ordusuna bağlı askerler, Cevf vilayetindeki cephe hatlarında. (Reuters)
TT

Yemen güçleri Husilerin cephelerdeki yığınaklarını vurdu

Yemen ordusuna bağlı askerler, Cevf vilayetindeki cephe hatlarında. (Reuters)
Yemen ordusuna bağlı askerler, Cevf vilayetindeki cephe hatlarında. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, bugün Husilere karşı çeşitli cephelerde askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. Marib, Cevf ve Taiz’de Husilerin mevzileri ve askeri yığınakları hava saldırıları, topçu ateşi ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) hedef alındı.

Operasyonlar, Husilerin Batı Sahili’ndeki ilerleyişini genişleterek Muha kentini ve Babülmendep Boğazı’na hâkim bölgeleri ele geçirmesinin ardından geldi.

Askeri gerilim, Husilerin Sana’dan Marib yönüne takviye birlikler göndermesiyle eş zamanlı olarak arttı. Hükümet güçleri ise Cevf vilayetindeki El-Lebenat Kampı’nda kuşatma altında bulunan Husi gruplarına yönelik baskısını sürdürdü. Savaş uçakları da Husilerin Batı Sahili’ndeki geniş alanlara yayılmasının ardından Muha ve Zubab’daki mevzi ve hareketlerini hedef aldı.

Muha ve Zubab’a yoğun hava saldırıları

Sahadaki kaynaklar, savaş uçaklarının son saatlerde Muha kentinde Husilere ait sabit ve hareketli hedeflere yoğun hava saldırıları düzenlediğini bildirdi. Saldırıların liman, havaalanı ve Cebel el-Nar bölgelerinde yoğunlaştığı belirtildi.

Batı Sahili, Taiz ve Marib’deki Husi yığınakları geniş çaplı hava saldırılarının hedefi oldu. (Askeri medya)
Batı Sahili, Taiz ve Marib’deki Husi yığınakları geniş çaplı hava saldırılarının hedefi oldu. (Askeri medya)

Saldırıların, Husilerin kent ve stratejik limanının kontrolünü ele geçirmesinin ardından örgütün askeri ve lojistik kapasitesini hedef almaya yönelik olduğu kaydedildi.

Hava saldırıları, Babülmendeb Boğazı’na doğrudan kıyısı bulunan Zubab ilçesine de uzandı. Burada Husilerin mevzileri ve hareketleri, örgüt unsurlarının ilçenin çeşitli bölgelerine yayılmasından saatler sonra hedef alındı.

Hükümet güçlerinin sözcüsü Macid en-Nuzeyli, daha önce duyurulan “öldürme kutusu” olarak nitelendirdiği operasyonun başlatıldığını açıkladı. Nuzeyli, bölgede askeri operasyonlar devam ettiği sürece sivillere Taiz-Muha ve Muha-Zubab yollarını kullanmamaları çağrısında bulundu.

Hükümet güçleri, Muha Limanı çevresinde Husilere ait araç ve silahların imha edildiğini, örgüt mensuplarının da öldürüldüğünü açıkladı. Silahlı Kuvvetler Sözcüsü Albay Macid en-Nuzeyli, kentin yakınlarında Husilere ait büyük grupların hedef alındığını belirtti.

Nuzeyli ayrıca Muha-Zubab yolu üzerindeki El-Mehcer bölgesinde, Muha kentine yaklaşık 11 kilometre mesafede Husi araç ve militanlarından oluşan grupların hedef alındığını söyledi. Kentin kuzey çevre yolundaki Husi gruplarının da vurulduğunu belirtti.

Sana’da savaş seferberliği kapsamında düzenlenen bir etkinlik sırasında Husi unsurları. (AP)
Sana’da savaş seferberliği kapsamında düzenlenen bir etkinlik sırasında Husi unsurları. (AP)

Bu saldırılar, hükümet güçlerinin Muha’nın güneyindeki konuşlanmasını yeniden düzenlemeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşti. Çatışmaların, Husilerin Muha ve limanını ele geçirmesinin ardından Babülmendeb’in doğusuna ve Lahic vilayeti sınırına taşındığı, ardından Husilerin kıyı bölgelerine ve Kızıldeniz’in güneyindeki bazı adalara doğru ilerlediği belirtildi.

Marib ve Cevf’te çatışmalar

Başkent Sana’nın doğusunda bulunan Marib vilayetinin güney, kuzey ve batı cephelerinde hava saldırıları, topçu ateşi ve SİHA’larla Husi mevzi ve yığınaklarına yönelik operasyonlar düzenlendi.

Sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a Husilerin son saatlerde Sana’dan Marib’e askeri takviye gönderdiğini bildirdi. Takviyelerin, personel taşıyan onlarca askeri araçtan oluştuğu belirtildi. Bu gelişme, çatışmaların kapsamı genişlerken Husilerin cephelere asker ve askeri araç sevk etmeyi sürdürdüğünü gösteriyor.

Hükümet güçleri ise savaş boyunca Husilere karşı mücadelenin başlıca askeri merkezlerinden biri olan Marib cephelerindeki savunma ve saldırı pozisyonlarını koruyor. Husilerin son gerilimi kullanarak birden fazla cephe açmaya ve Batı Sahili ile Cevf’te üzerlerindeki askeri baskıyı dağıtmaya çalıştığı ifade ediliyor.

Husiler, Sana’dan Marib ve Cevf cephelerine askeri takviye gönderdi. (AP)
Husiler, Sana’dan Marib ve Cevf cephelerine askeri takviye gönderdi. (AP)

Cevf vilayetinde de topçu birlikleri ve SİHA’lar, El-Hazm kentinin doğusundaki Husi takviyelerini ve mevzilerini hedef aldı.

Hükümet güçleri ayrıca altıncı gününde El-Lebenat Kampı’nda bulunan Husi unsurlarına yönelik farklı yönlerden kuşatmayı sürdürdü.

Kuşatmanın devam etmesi, hükümet güçlerinin son günlerde elde ettiği kazanımları kalıcı hale getirme çabasına işaret ediyor. Hükümet güçleri önce El-Lebenat çevresindeki geniş bölgelerin kontrolünü yeniden ele geçirmiş, ardından vilayetin diğer bölgelerine doğru ilerlemişti. Husilerin ise sahada peş peşe yaşadığı kayıpların ardından hatlarını yeniden düzenlemeye ve çatışmaların yoğunlaştığı cephelere takviye göndermeye çalıştığı belirtiliyor.

Taiz’de Husi yığınağı

Taiz’de Husi hareketliliği Batı Sahili ile sınırlı kalmadı. Sahadaki kaynaklar, örgütün Samia ilçesi ile Ed-Dimne ve Er-Rahide kentlerinde ve vilayetin kırsalındaki Cebel Habeşi’de yakın zamanda kontrolüne aldığı bölgelerde askeri yığınak yaptığını bildirdi.

Bu hareketlilik, hükümet güçlerinin Muha ve Zubab ilçelerindeki sahil şeridi boyunca silah depoları, gruplar, askeri mevziler ve Husi hareketlerini hedef alan hava saldırılarıyla eş zamanlı gerçekleşti.

Bu saldırıların, hükümet güçlerinin geniş bir sahil şeridine yayılan Husilerin ikmal hatlarını ve savaş kapasitesini hedef almaya çalıştığını gösteriyor.

Yemen ordusundan komutanlar, Taiz’de Husilerle cephe hatlarını denetliyor. (Askeri medya)
Yemen ordusundan komutanlar, Taiz’de Husilerle cephe hatlarını denetliyor. (Askeri medya)

Lahic vilayeti sınırında ise Güney Devleri güçleri, El-Mudarabe ilçesi çevresinde Husilerle çatışmaya girdi. Güney Devleri güçlerinin hafif ve orta kalibreli silahlarla ateş kaynaklarına karşılık verdiği ve askeri kaynaklara göre bu ateşi susturarak Husilerin ilçe topraklarına doğru ilerlemesini engellediği belirtildi. Çatışmalarda Husi saflarında ve örgüte ait araçlarda kayıplar meydana geldiği kaydedildi.

İletişim üzerinden psikolojik savaş

Askeri gerilimin yanı sıra Yemen İçişleri Bakanlığı, hükümet kontrolündeki vilayetlerde yaşayan vatandaşları, özellikle Taiz ve Hudeyde’de, Husilerin yürüttüğü bir kampanya konusunda uyardı.

Bakanlık, Husilerin “af ve geri dönüş” başlığı altında Yemen Mobile ve YOU şebekeleri üzerinden kısa mesajlar gönderdiğini bildirdi.

Mesajların psikolojik savaş, dezenformasyon ve kişileri tuzağa düşürme amacı taşıyan bir kampanyanın parçası olduğu belirtilerek, vatandaşlara mesajlarda yer alan numaraları aramamaları, kişisel bilgi ve verilerini paylaşmamaları ve söz konusu mesajları yeniden yayımlayıp dolaşıma sokmamaları çağrısında bulunuldu.

Bakanlık, Husilerin 2014 yılında devlete karşı gerçekleştirdiği darbeden bu yana kontrol ettiği iletişim ağlarını halkın moralini etkilemek, insanların içinde bulunduğu koşullardan yararlanmak ve güvenlik amacıyla kullanılabilecek bilgiler elde etmek için kullandığını belirtti.

Bakanlık ayrıca bu çağrılara yanıt verilmesinin ciddi sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Daha önce benzer yöntemlerle tuzağa düşürülen bazı kişilerin Husi hapishanelerine gönderildiği ve burada işkence, kötü muamele ve zorla kaybedilme uygulamalarına maruz kaldığı ifade edildi.

Bu psikolojik operasyonlar, askeri operasyonların kapsamının genişlediği bir dönemde yürütülüyor. Husilerin sahadaki askeri yığınakla birlikte iletişim ve dezenformasyon araçlarını kullanmaya çalıştığı, hükümet güçlerinin ise örgütün ilerleyişini durdurmaya ve farklı cephelerdeki askeri kapasitesini hedef almaya çalıştığı belirtiliyor.