Irak'taki silahlı gruplar, Kürdistan Bölgesi'ndeki Peşmerge güçlerinin de yeni bir yasayla yürürlüğe konulması planlanan "silahların sınırlandırılması" kapsamına alınmasını şart koştu. Buna karşılık, geçtiğimiz ay silahlarını teslim ettiğini açıklayan Asaib Ehlil-Hak grubunun lideri Kays el-Hazali, Kürt güçlerinin "anayasal olduğunu ve yasalar çerçevesinde tanındığını" belirtti.
İran'a yakın Iraklı gruplar, silahların sınırlandırılması planını kabul etmek için farklı şartlar öne sürüyor. Gözlemciler ise bu grupların bölgedeki İran-ABD çatışmasının sona ermesini bekleyerek, zaman kazanmaya çalıştığı görüşünde.
Koordinasyon Çerçevesi ittifakının önde gelen isimlerinden Hazali, dün gece televizyonda yaptığı açıklamada, "Peşmerge anayasal bir kurumdur ve silahların sınırlandırılması kriterlerine tabi değildir" dedi. Hazali, söz konusu güçlerin yasalar kapsamında tanındığını belirtti.
Hazali, "Silahların devletin elinde toplanması, devlet kurumlarının istikrarı açısından meşru bir hedeftir" ifadelerini kullanırken, Şii siyasetçilerin bu projede diğer kesimlerden daha fazla sorumluluk taşıdığını söyledi.
Silahların devlet kurumlarına devredilmesi sürecinin "gerçek ve göstermelik olmayan" bir şekilde yürütüldüğünü savunan Hazali, "Asaib Ehlil-Hak'ın silahları Haşdi Şabi bünyesinde sınırlandırıldı" dedi.
Hazali'nin Peşmerge güçlerine ilişkin tutumu, Kürt silahlı oluşumlarının silahsızlandırılmasını şart koşan silahlı grupların da dahil olduğu Şii güçler arasındaki keskin görüş ayrılığını ortaya koydu.
Başbakan Ali ez Zeydi'nin hükümet programının temel başlıklarından biri olarak "silahların sınırlandırılmasını" belirlediği, Asaib Ehlil-Hak'ın da diğer bazı silahlı gruplarla birlikte bu uzlaşma sürecine katıldığı belirtiliyor. Grupların bu adımla üzerlerindeki uluslararası baskıyı azaltmayı, siyasi ve yürütme organlarında yer alma imkanlarını genişletmeyi umduğu ifade ediliyor.
Irak Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Sözcüsü Sabah en-Numan ise dün yaptığı açıklamada, silahların akıbetinin belirlenmesi konusunda silahlı gruplarla "üst düzeyde görüşmeler yürütüldüğünü" söyledi. Ancak uygulamanın, Uluslararası Koalisyon'un 30 Eylül'de sona erecek görevinin tamamlanmasının ardından başlayacağını belirtti.

Herkesi kapsayan yasa
Hazali'nin açıklamaları, Irak basınında silahlı gruplarla yürütülen görüşmelerin perde arkasına ilişkin yayımlanan haberlerin sonrasında geldi.
Bilgi sahibi kaynaklara dayandırılan haberlerde, silahlı grupların Peşmerge güçlerini de kapsayacak şekilde herkesin silahlarını sınırlandırmasını öngören yeni bir yasanın çıkarılmasını şart koştuğu bildirildi.
Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, "Bazı grup yetkilileri, Koordinasyon Çerçevesi'ndeki siyasilere silahların sınırlandırılmasının herkes için uygulanması gerektiğini iletti. Öneri, ülke genelindeki bütün silahların tek bir hukuki çerçeve kapsamında sınırlandırılmasını, düzenlenmesini ve yönetilmesini; böylece uygulamaların bir tarafa karşı yürütülürken diğer tarafa karşı seçici biçimde uygulanmasının önüne geçilmesini amaçlıyor" dedi.
Kaynaklara göre önümüzdeki dönemde silahların sınırlandırılması, düzenlenmesi ve yönetilmesine ilişkin özel bir yasa taslağı hazırlamak üzere bir komisyon kurulacak. Taslak, hukuki incelemenin ardından siyasi güçlerin katılımıyla oylanmak üzere Temsilciler Meclisine sunulacak.
Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) liderinin medya danışmanı Kifah Mahmud, "Irak Anayasası Peşmerge'nin silahlarının meşruiyetini kabul ediyor" dedi ve Hazali'nin açıklamasını "gecikmiş bir kabul" olarak nitelendirdi.
Mahmud, federal hükümetin Peşmerge'nin silahları, teçhizatı ve askeri birlikleri hakkında tam bilgi sahibi olduğunu belirterek, Peşmerge'nin "Irak'ın resmi askeri yapılanmasının temel bir parçası" olduğunu söyledi.
Mahmud, Bağdat'taki silahların sınırlandırılması tartışmasına Peşmerge dosyasının dahil edilmesinin, iktidar koalisyonu içindeki anlaşmazlıkların derinliğini gösterdiğini ve dikkatleri krizin asıl nedenlerinden uzaklaştırma çabasını yansıttığını söyledi.
Bu kapsamda siyasi bir kaynak da hükümetin silahların sınırlandırılması planının önündeki en önemli engelin, iktidar koalisyonunun kendi içindeki bazı isimlerin silahsızlandırma konusunda uzlaşamaması olduğunu kaydetti.
Kaynağa göre bazı siyasi aktörler, söz konusu grupların "güç ve nüfuzlarından mahrum bırakılmaması gerektiği" görüşünde.




