Suriye: Eski tuğgeneral, “muhaliflere” yönelik saldırıları yönetme suçlamasıyla gözaltına alındıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5320319-suriye-eski-tu%C4%9Fgeneral-%E2%80%9Cmuhaliflere%E2%80%9D-y%C3%B6nelik-sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1-y%C3%B6netme-su%C3%A7lamas%C4%B1yla
Suriye: Eski tuğgeneral, “muhaliflere” yönelik saldırıları yönetme suçlamasıyla gözaltına alındı
Tuğgeneral Ahmed Muhammed İsmail, Esed rejimi döneminde Cumhuriyet Muhafızları’nın üst düzey komutanlarından biriydi (Suriye İç Güvenlik Kuvvetleri)
Suriye makamları dün, devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed döneminde orduda görev yapan üst düzey eski bir subayın gözaltına alındığını açıkladı. Yetkililer, söz konusu subayın ülkede 13 yıl süren savaş sırasında muhaliflerin kontrolündeki bölgelere yönelik operasyonları yönettiğini bildirdi.
Suriye İç Güvenlik Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamada, “Eski rejim döneminde Cumhuriyet Muhafızları’nın üst düzey komutanlarından biri olan eski Tuğgeneral Ahmed Muhammed İsmail’in yakalandığı” duyuruldu.
Açıklamada, askeri kayıtlara göre İsmail’in “önce bir müfrezede, ardından 101. Hava İndirme Alayı’na bağlı 2. Tabur’da bölük komutanı olarak görev yaptığı, 2016’nın başında ise aynı alayın operasyon şefliğine terfi ettiği ve Halep, Dera ve Doğu Guta kentlerine yönelik askeri saldırıların yönetiminde doğrudan yer aldığı” ifade edildi.
Şam yakınlarındaki Doğu Guta, 2018’e kadar muhaliflerin önemli kalelerinden biri olmuş ve beş yıl önce büyük bir kimyasal saldırının düzenlendiği bölge olarak öne çıkmıştı.
ABD istihbaratına göre, 2013 yılında Suriye savaşı sırasında Guta’da sarin gazı kullanılması sonucu 1000’den fazla kişi hayatını kaybetti.
Saldırı, Beşşar Esed dönemindeki Suriye ordusuna atfedilmişti. Esed, Aralık 2024’te devrildi. Ancak dönemin hükümeti saldırıyla ilgisi olduğunu reddederek sorumluluğu silahlı muhalif gruplara yükledi.
Esed’in devrilmesinden sonra Suriye’deki yeni yönetim, eski güvenlik yetkililerinden onlarcasını gözaltına aldı ve nisan ayında bu kişiler hakkında yargı sürecini başlattı.
Suriye makamları, bu ayın başlarında, aralarında üç tuğgeneralin de bulunduğu dokuz eski pilotun, Esed döneminde Suriye kent ve kasabalarına yönelik kanlı bombardımanlara katıldıkları suçlamasıyla gözaltına alındığını açıkladı.
Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bir Suriye mahkemesi ağustos ayında, savaş sırasında suç işledikleri gerekçesiyle Beşşar Esed, kardeşi Mahir Esed ve beş eski güvenlik yetkilisi hakkında gıyaben idam cezası verdi.
Eski devlet başkanı, rejiminin çökmesiyle Suriye’den kaçtı ve Rusya’da bulunduğu değerlendiriliyor.
Devrim Muhafızları’ndan uzmanlar radar kurmak üzere Babülmendeb’i ziyaret ettihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5320316-devrim-muhaf%C4%B1zlar%C4%B1%E2%80%99ndan-uzmanlar-radar-kurmak-%C3%BCzere-bab%C3%BClmendeb%E2%80%99i-ziyaret-etti
Devrim Muhafızları’ndan uzmanlar radar kurmak üzere Babülmendeb’i ziyaret etti
Babülmendeb Boğazı yakınlarında bir ticari gemi (AFP)
İran Devrim Muhafızları’na bağlı uzmanların Babülmendeb bölgesini ziyaret ederek yakınına radar kurulmasını incelediği ve bölgeye hâkim dağlık tepelerde tünel kazma çalışmalarını denetlediği bildirildi
Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre dün Husilere bağlı iki askeri kaynak ajansa yaptıkları açıklamada, Husilerle birlikte çalışan İranlı uzmanların Babülmendep bölgesinin yanı sıra el-Muha Limanı ve Havalimanı ile el-Muha’nın doğusundaki Cebel en-Nar Askerî Üssü’nü de ziyaret ettiğini söyledi.
İki kaynak, uzmanların el-Muha ve Babülmendeb’e hâkim dağlık tepelerde yürütülen tünel kazma çalışmalarını denetlediğini ve el-Muha yakınları ile Kızıldeniz’in güneyindeki Zukar Adası’na radar kurulması planını incelediğini ifade etti.
Kaynaklar ayrıca uzmanların Hudeyde’den geldiğini ve perşembe ile cuma günleri ayrı ziyaretlerde bulunduğunu belirtti.
Öte yandan Yemen hükümetine bağlı kaynaklar da dün AFP’ye yaptıkları açıklamada, İran destekli Husiler ile hükümet güçleri arasındaki çatışmaların Babülmendeb bölgesine hâkim Kahbub Dağları çevresinde şiddetlendiğini söyledi.
Yemen’deki çatışmalarda, İran ile ABD arasında Ortadoğu’da devam eden savaşın etkisiyle temmuz ayından bu yana ciddi bir tırmanış yaşanıyor.
İsrail Cumhurbaşkanı, Batı Şeria’da yaralı Filistinliyi öldüren askeri affettihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5320314-i%CC%87srail-cumhurba%C5%9Fkan%C4%B1-bat%C4%B1-%C5%9Feria%E2%80%99da-yaral%C4%B1-filistinliyi-%C3%B6ld%C3%BCren-askeri-affetti
İsrail Cumhurbaşkanı, Batı Şeria’da yaralı Filistinliyi öldüren askeri affetti
Batı Şeria'daki İsrail askerleri (Reuters)
İsrail Cumhurbaşkanı dün, işgal altındaki Batı Şeria’nın el Halil kentinde 2016 yılında bir İsrail askerine saldırmasının ardından ordu tarafından vurularak yere düşürülen bir Filistinliyi öldüren eski askeri affetti.
Abdullah eş-Şerif’i öldürmekten hüküm giyen Elor Azarya, dokuz ay hapis yattıktan sonra Mayıs 2018’de, cezasının yarısını tamamlayarak serbest bırakılmıştı.
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, dün Cumhurbaşkanlığı Ofisi tarafından yapılan açıklamaya göre “Elor Azarya’nın hayatına devam edebilmesi için adli sicilindeki kalan sürenin silinmesi” yönündeki talebini kabul etti.
Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Cumhurbaşkanı Ofisi’nin açıklamasında, “koşulların, çekilen cezanın süresinin ve Azarya’nın ifade ettiği pişmanlığın, hayatında yeni bir sayfa açmasına izin verilmesini haklı kıldığına karar verdi” ifadelerine yer verildi.
Kararın, bu akşam başlayacak Yom Kippur (Kefaret Günü) dolayısıyla alındığı belirtildi.
Abdulfettah eş-Şerif, İsrailli bir askere saldırarak onu yaralamış, ardından İsrail ordusu tarafından vurularak yere düşürülmüş ve 11 dakika boyunca yerde kaldıktan sonra Azarya tarafından başından vurularak öldürülmüştü.
Asker, yargılandığı sırada, Abdulfettah eş-Şerif’in üzerinde patlayıcı kemer bulunabileceği ve bunu infilak ettirebileceğinden endişe ettiği için ateş ettiğini söylemişti. Mahkeme ise bu savunmayı reddetmişti.
Dava İsrail’de geniş yankı uyandırmış ve kamuoyunda bölünmeye yol açmıştı. Aralarında üst düzey ordu yetkililerinin de bulunduğu bazı kesimler olayı kınarken, sağcı siyasetçilerin de aralarında bulunduğu kesimler cinayeti haklı bulmuştu. Verilen cezanın kısa olması da yoğun eleştirilere neden olmuştu.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, temmuz ayında Herzog’a gönderdiği mektupta, Azarya’nın adli sicil kaydının silinmesi talebine ordunun karşı çıktığını bildirmişti.
Zamir, “Bu tutumun arkasında, başvuru sahibinin mahkûmiyetinin üzerinden 10 yıl geçmiş olmasına rağmen pişmanlığını ifade etmekten ve eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmekten kaçınması da dâhil olmak üzere çeşitli gerekçeler bulunuyor” ifadelerini kullanmıştı.
Buna karşılık, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, dün affı memnuniyetle karşıladı. Ben-Gvir, X platformundaki paylaşımında, “On yıl önce Elor Azarya için gösteri yapan biri olarak, bir teröristi ortadan kaldıran kişinin adli sicil kaydının silinmesi beni derinden etkiliyor ve son derece mutlu ediyor” ifadelerini kullandı.
Ben-Gvir ayrıca, “Çatışma kuralları farklı olsaydı bu olayın adli sicile girmemesi gerekirdi” diyerek, Herzog’a yolsuzluk suçlamalarıyla yargılanan Başbakan Binyamin Netanyahu’yu da affetmesi çağrısında bulundu.
Bağdat’ta ABD’nin çekilmesinin olası sonuçlarına ilişkin endişeler hâkimhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5320247-ba%C4%9Fdat%E2%80%99ta-abd%E2%80%99nin-%C3%A7ekilmesinin%C2%A0olas%C4%B1-sonu%C3%A7lar%C4%B1na-ili%C5%9Fkin%C2%A0endi%C5%9Feler-h%C3%A2kim
Bağdat’ta ABD’nin çekilmesinin olası sonuçlarına ilişkin endişeler hâkim
Irak’ın başkenti Bağdat’ın merkezindeki toptan satış pazarı Şorça (Reuters)
Irak Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Sözcüsü bugün yaptığı açıklamada, 30 Eylül’ün tam anlamıyla kendi kendine yeterliliğe geçiş ve güvenlik sahasının yabancı şemsiyeye ihtiyaç duyulmadan ulusal güçlerin kontrolünde yönetilmesi açısından bir dönüm noktası olacağını belirtti. Sözcü, bu tarihin “devletin çerçevesi dışında hareket edilmesine yönelik her türlü gerekçeyi ortadan kaldıracağını ve resmi olmayan silahların tasfiye edilmesi konusunda kurumlara güvenlik ve meşruiyet sağlayacağını” belirtti.
Askeri sözcü Sabah el-Numan, resmi haber ajansına yaptığı açıklamada, “Irak Silahlı Kuvvetlerinin profesyonel performansı, siyasi kararın sağlam güvencesi ve Irak’ın birliği ile ulusal istikrarının temel teminatı olduğunu kanıtladı” dedi.
ABD’nin 30 Eylül’de Irak’tan çekilmesinin olası sonuçlarına ilişkin Bağdat’ta endişeler yaşanıyor. Piyasalarda hareketliliğin bozulduğu ve durgunluğun görüldüğü bir dönemde, hükümete yakın kaynaklar kamuoyunda dile getirilen uyarıların abartılı olduğunu ifade ediyor.
Irak hükümeti ve hükümetle ittifak halindeki siyasi güçler, çekilme tarihini “Irak egemenliği günü”ne dönüştürmeye hazırlanıyor. Ancak endişelerin odağında, silahların devletin kontrolünde toplanmasına yönelik sürecin olası sonuçları bulunuyor. Bazı Iraklı siyasetçiler söz konusu sürecin “silahların düzenlenmesi ve yönetilmesine yönelik bir plan” şeklinde yeniden tanımlanabileceğini belirtiyor.
Başbakan’ın güvenlik danışmanı Kasım el-Araci, televizyonda yaptığı açıklamada, “Devletin elindeki silahların tamamen kontrol altına alınması süreci tamamlandıktan sonra silah taşımayı yasa dışı biçimde sürdüren herkes devlet tarafından kanun dışı kabul edilecek ve hakkında terörist muamelesine kadar varabilecek sert tedbirler uygulanacak” dedi.
Ancak el-Araci, “silahların toplanması komisyonunun çalışmalarına bir süre sınırı getirildiğine ilişkin haberlerin doğru olmadığını” belirterek, “sürecin tamamlanması için belirlenmiş bir takvim bulunmadığını” ifade etti.
El-Araci, Koordinasyon Çerçevesi tarafından oluşturulan komisyonun doğrudan Başbakan’ın gözetiminde çalıştığını ve yasa dışı silah taşıyanlara yönelik hukuki işlemlerin, komisyonun çalışmalarını tamamlaması ve silahların tamamen devletin kontrolüne alınmasının ardından başlayacağını ifade etti.
Irak hükümeti sözcüsü Haydar el-Ubeydi ise 30 Eylül tarihinin “Irak’ın uluslararası koalisyon ülkeleriyle ilişkilerinde egemenliğe ve karşılıklı çıkarlara saygı temelinde ikili ilişkilere geçişin önünü açan bir egemenlik gereği” olduğunu söyledi.
Şarku’l Avsat’ın resmi haber ajansından aktardığı açıklamasında el-Ubeydi, hükümetin, uluslararası koalisyonun askeri misyonunun sona erdirilmesine ilişkin üzerinde anlaşmaya varılan takvim ve mekanizmalar doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti. El-Ubeydi, “Irak’ın, ulusal güvenliğini kendi kurumları ve silahlı kuvvetleri aracılığıyla yönetmesini sağlayacak anayasal, siyasi ve diplomatik araçlara sahip olduğunu” vurguladı.
Kürdistan Bölgesi’nin Erbil kentindeki Harir Üssü yakınlarında uçan bir ABD helikopteri (Arşiv - Rudaw)
Yaptırım endişesi
Hükümetin süren güvence açıklamalarına rağmen din adamları ve uzmanlar, çekilmenin ardından ortaya çıkabilecek sonuçlardan endişe duyuyor. Ebu Hanife Nu’man Camii imamı ve Cuma hatibi Abdülvahab es-Samurai, kendi ifadesiyle “Bağdat’a 1990’larda uygulanan yaptırımlara benzer ekonomik yaptırımların yeniden uygulanması ihtimaline” karşı uyarıda bulundu.
Samurai, “Hükümetimize ve Başbakan’a, bu halkın ve ülkenin onların sorumluluğunda olduğunu, sorumluluğun gereğinin ülkenin ve vatandaşların çıkarlarını grupların ve kişilerin çıkarlarının üzerinde tutmak olduğunu belirten bir mesaj ilettik” dedi.
Samurai, “Bazıları ekonomik yaptırımlardan söz ediyor ve ambargo günlerini hatırlatıyor. Bu nedenle yetkilileri ülkenin geleceğini riske atmaktan veya Iraklıların bir bölümünün taleplerini toplumun tamamının çıkarlarının önüne geçirmekten kaçınmaya çağırıyoruz” diye konuştu.
Endişeler genellikle silahların devletin kontrolünde toplanmasına yönelik planın aksaması ihtimali üzerinde yoğunlaşıyor. Birçok kişi bunu Irak’ın bölgesel izolasyona veya yaptırımlara maruz kalmasıyla ilişkilendiriyor. Ancak bazı siyasi güçler ve silahlı gruplar, silahlarının ellerinden alınmasına yönelik her türlü girişimi açıkça reddediyor.
Necef’in cuma imamı ve hatibi Sadr el-Din el-Kabançi ise “Irak’ta yaşanacak herhangi bir siyasi veya güvenlik kaynaklı istikrarsızlık, bütün bölgede krize yol açacak ve küresel ekonomiyi sarsacaktır. Bu nedenle meseleler akılcı biçimde ele alınmalı” uyarısında bulundu.
Bununla birlikte, Irak hükümetine yakın siyasetçiler kamuoyunda dile getirilen uyarıların, “Washington ile Bağdat arasında yaptırım uygulanmasına ilişkin karşılıklı mesajlar gönderildiği yönündeki iddialar” da dahil olmak üzere abartılı olduğunu ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump, Haziran 2026’da Beyaz Saray’da Irak Başbakanı Ali el-Zeydi’yi kabul ederken (AP)
Durgun piyasa ve yükselen dolar
Bu çelişkili açıklamalar, iç ticaretten sorumlu yerel kurumların verilerine göre yerel piyasalarda yaşanan durgunlukla eş zamanlı olarak yapılıyor.
Ekonomi alanında faaliyet gösteren “Eco Iraq” gözlemevi, yaptığı açıklamada, “paralel piyasada doların dinar karşısındaki kurunun eşi görülmemiş bir artış kaydettiğini” belirtti.
Gözlemevi, artışın tek bir faktöre bağlı olmadığını, “farklı ekonomik, finansal ve psikolojik unsurların bir araya gelmesinden kaynaklandığını” ifade etti. Açıklamada, başlıca nedenler arasında zaman zaman hareketlenen paralel piyasadaki spekülasyonların, dolara yönelik talebin artması ve arzın azalmasından yararlanması gösterildi.
Gözlemevi ayrıca, “30 Eylül sonrasına ilişkin belirsizlik ve beklentilerin, silahların devletin kontrolünde toplanması dosyasına ilişkin tartışmaların ve ABD yaptırımlarına yönelik iddiaların piyasadaki belirsizliği artırdığını ve bazı piyasa aktörlerini dolara yönelik talebi artırmaya ittiğini” kaydetti.
Nitekim Irak piyasalarında dolar satışlarında son günlerde sert yükselişler görülmeye başladı. Doların değeri 100 ABD doları başına 16 bin 200 Irak dinarının üzerine çıktı. Gözlemcilere göre bu artış mal ve ürünlerin ticaretini de etkiledi. Söz konusu gelişmeler, ABD-İran çatışmasının başlamasından bu yana aylardır devam eden ekonomik etkilerin üzerine eklendi.
Bağdat, Erbil ve Basra’daki tüccarlar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, “alışveriş ve satış hareketlerinin daha önce görülmemiş seviyelere gerilediğini, bazı işletmelerin ikinci bir duyuruya kadar kapandığını” söyledi.
Öte yandan Başbakan Ali el-Zeydi’nin, Fransa ve Almanya’yı kapsayan Avrupa turunun ardından Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere ABD’ye gitmesi bekleniyor. Zeydi’nin gündeminde ABD Başkanı Donald Trump ile bir görüşmenin de bulunabileceği yönünde tahminler dile getirilirken, Washington ve Bağdat yönetimleri şu ana kadar böyle bir görüşmeyi doğrulamadı.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة