Amr İmam
Atina kendisini ihanete uğramış hissedebilirken, Tel Aviv Ankara ile Doğu Libya'daki Bingazi arasındaki son gelişmeleri kendi çıkarlarına bir tehdit olarak görüyor. Ancak kesin olan şu ki, Ankara Doğu Akdeniz'de nüfuzunu genişletmesinin önünü açan bir zaferi kutluyor.
Gelgelelim, Doğu Libya Temsilciler Meclisi'nin, Batı Libya'daki uluslararası alanda tanınan hükümet ile Türkiye arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki anlaşmasını onaylaması, bir dizi eş zamanlı değişimi ortaya koyuyor. 20 Ekim'de alınan karar, Libya'nın doğusunda yükselen ve bölgeyi kontrol eden Libya Ulusal Ordusu'nun komutan yardımcısı ve doğunun güçlü adamı Halife Hafter'in oğlu Saddam Hafter başta olmak üzere etkili isimlerden oluşan bir çevrenin siyasi emellerine ışık tutuyor.
Son aylarda oğul Hafter, Yunanistan, Türkiye, İsrail, Amerika Birleşik Devletleri ve Mısır da dahil olmak üzere birçok tarafla ilişkiler kurdu. Atina ile düzenli temas halinde olan Hafter, Kahire ve Mısır hükümetinin yazlık ikametgahı haline gelen Yeni Alameyn'i birkaç kez ziyaret ederek Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile görüştü. Ayrıca, geçen ay Abu Dabi'ye yaptığı açıklanmayan ziyaret sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile de görüştüğü bildirildi.
Basında çıkan haberlere göre oğul Hafter, Atina'ya, Doğu Libya'nın Trablus hükümeti ile Türkiye arasında 2019 yılında imzalanan mutabakat zaptını tanımayacağına dair güvence verdi. Ancak karar verme zamanı geldiğinde Türkiye'yi seçti ve Ankara'ya uzun zamandır aradığı jeopolitik zaferi kazandırarak dış politika hedeflerini takip etme kararlılığını yeniden teyit etmesini sağladı.
Mutabakat zaptı, özellikle Mısır, İsrail ve Kıbrıs adası kıyıları açıklarında büyük doğalgaz yataklarının keşfedilmesinden sonra, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz zenginliğinden pay alma konusundaki amansız çabaları bağlamında imzalandı
Bu kararlılık, mutabakat zaptının imzalandığı sırada Doğu Libya'nın Türkiye'yi rakip olarak gören pozisyonu göz önünde bulundurulduğunda daha da büyük önem kazanıyor. Ancak bugün, ittifaklar hızla değişiyor ve bu durum Doğu Akdeniz'deki bölgesel sahneyi yeniden şekillendirme, güç dengesini değiştirme ve uzun zamandır bu denklemde kilit oyuncu olarak kabul edilen Mısır için yeni meydan okumalar dayatma tehdidi oluşturuyor.
Kesin bir ret
Kahire'nin Doğu Libya Temsilciler Meclisi'nin anlaşmayı oylamasına verdiği yanıt hızlı ve kesin oldu; anlaşmayı tamamen reddettiğini açıkladı. Mısır Dışişleri Bakanlığı, mutabakat zaptının herhangi bir hukuki etkisinin olmadığını ve Mısır için hukuki bir sonuç doğurmadığını vurguladı. Bakanlık, 21 Ekim'de yayınladığı açıklamada, mutabakat zaptının Mısır'ın münhasır ekonomik bölgesini (MEB) ihlal ettiğini ve uluslararası deniz hukukunu ve 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ni, özellikle de hakkaniyet ve adalet ilkelerine uygun olarak MEB ve kıta sahanlığının sınırlandırılmasıyla ilgili hükümlerini ihlal ettiğini açıkladı. Mısır Dışişleri Bakanlığı açıklamasında şunu da belirtti: “Mısır, uluslararası hukuk kapsamındaki haklarını koruma ve bunlara yönelik her türlü ihlal girişimine karşı koyma hakkını saklı tutmaktadır.”
Mısırlı uzmanlar, Kahire'nin hem şimdi hem de 2019'da imzalandığında mutabakat zaptını reddetmesinin kısmen Mısır ve Türkiye arasındaki siyasi rekabetten kaynaklandığına inanıyor. Ancak, bu meselenin pratik boyutları da var; zira mutabakat zaptı ile tanımlanan münhasır ekonomik bölge, Mısır'ın münhasır ekonomik bölgesiyle kesişiyor ve bu da Kahire'nin Doğu Akdeniz'deki enerji planlarına zarar verebilir. Mısırlı enerji uzmanı Ramazan Ebu el-Ala, mutabakat zaptının, önceki deniz sınır anlaşmalarıyla tanımlanan münhasır ekonomik bölgeyle kesiştiği için Mısır'ın bölgesel çıkarlarına zarar verdiğini belirtti ve ekledi: “Bu anlaşma, Mısır'ın deniz sınırlarına yönelik bir ihlal teşkil ediyor ve Mısır'ın bunları tüm yasal yollarla savunmasını gerektiriyor.”

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı habere göre Ebu el-Ala, mutabakat zaptı adımının Türkiye'nin özellikle Mısır, İsrail ve Kıbrıs kıyıları açıklarında büyük doğalgaz yataklarının keşfedilmesinden sonra Doğu Akdeniz'de pay sahibi olma çabaları bağlamında geldiğini açıkladı. Bu çabaların bölgedeki diğer ülkelerin çıkarları ve yasal haklarıyla çeliştiği endişesini dile getiren Ebu el-Ala sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu nedenle, Doğu Libya'daki Temsilciler Meclisi tarafından mutabakat zaptının onaylanmasının ona yasal meşruiyet kazandırmadığına ve diğer ülkeler için bağlayıcı hale getirmediğine inanıyorum.” Anlaşmanın ayrıca Türkiye'nin taraf olmadığı Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ni de ihlal ettiğine dikkat çekti.
Son yıllarda Mısır, görünüşe göre bu sınırlarla ilgili olası anlaşmazlıkları önceden tahmin ettiğinden, Akdeniz'deki komşu ülkelerle deniz sınırlarını belirlemek için adeta zamana karşı yarıştı. 2003 yılında GKRY ile, 2020 yılında da Yunanistan ile deniz sınır anlaşması imzaladı. Aralık 2022'de ise bir cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Libya ile batı deniz sınırını tek taraflı olarak belirledi.
Öte yandan, Türkiye, Mısır'ı GKRY ve Yunanistan ile yaptığı deniz sınırlarını belirleme anlaşmalarından vazgeçmeye ikna etmeye çalışıyor ve Ankara ile bir anlaşma yapması halinde ona daha geniş bir kıta sahanlığı alanı teklif ediyor. Bu teklifte Ankara, Mısır'ın Doğu Akdeniz enerji sektöründeki hedeflerini, özellikle de bölgedeki ülkelerden gelen doğal gazın toplanıp işlenerek küresel pazarlara, özellikle de Avrupa pazarlarına yeniden ihraç edildiği bölgesel bir merkez olma hedefini dikkate alıyor.
Farklı yollar
Yakın zamanda onaylanan anlaşma, Ankara'ya Doğu Akdeniz'de geniş bir deniz alanı tanıyor; bu da Mısır ile Avrupa pazarları arasında gelecekteki denizaltı boru hatları döşeme veya elektrik şebekeleri kurma projeleriyle çelişebilir.

Mısır'ın 2019 anlaşmasına karşı çıkan pozisyonu büyük ölçüde, Bingazi'nin anlaşmayı tanımayı reddetmesinden güç alıyordu. Doğu Libya'daki Temsilciler Meclisi'nin anlaşmayı onaylaması bu pozisyonu zayıflatacaktır. Aynı zamanda 2011'de Muammer Kaddafi rejiminin devrilmesinin ardından Doğu Libya’da güvenlik meselelerinde kilit bir oyuncu olarak öne çıkan ve Kahire ile yakın ilişkisini sürdüren Halife Hafter'in konumu hakkındaki soruları da gündeme getirebilir.
Halife Hafter, Doğu Libya'daki güçlerini oluşturmak için büyük ölçüde Mısır'a güvendiği için Kahire'yi sık sık ziyaret ederdi. Mısır ile yakın ittifakı ve Türkiye ile anlaşmazlığı, Kahire'nin 2020 yılında Libya'nın doğusunun büyük bir bölümünün etrafına “kırmızı çizgi” çekmesi ve ülkenin batısında konuşlanmış Türk destekli güçlerin bu çizgiyi geçmesi durumunda doğrudan askeri müdahale tehdidinde bulunmasıyla doruk noktasına ulaşmıştı.
Ancak Libyalı siyasi analist Muhammed Mteirid, Libya'nın doğusundaki Temsilciler Meclisi'nin son hamlesinin Mısır'ın izlediği yoldan bir sapma anlamına gelmediğine inanıyor. “Bu, Libya'ya ait egemen bir karardır. Mısır'ın muhalefetine rağmen, anlaşma Mısır'ın egemenliğini ihlal etmiyor” dedi. Doğu Libya ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın yeni olmadığını ve Kahire'nin bu temaslardan haberdar olduğunu belirtti. Ülkenin doğusundaki Libya kurumlarının, Trablus hükümeti ile Türkiye arasında 2019'da imzalanan mutabakat zaptını imzalandığından bu yana kapsamlı bir şekilde incelediğini açıkladı. Mteirid, anlaşmanın Mısır'ın kıta sahanlığını binlerce kilometrekare genişlettiği için Mısır'a fayda sağlayacağını da düşünüyor.
Kahire'deki genel değerlendirmeler, bölgenin zaten tehlikeli bir çıkmaza girdiğini ve eski stratejilere güvenmeye devam etmenin ciddi bir çatışmayı tetikleme riskini taşıdığını gösteriyor
Mteirid, Mısır'ın bu tutumunu, Kahire'nin İsrail ve Kıbrıs ile daha önce imzaladığı, bu ülkelerden çıkarılan doğalgazın Mısır'ın devasa sıvılaştırma tesislerinde işlenmesi ve ardından uluslararası pazarlara ihraç edilmesiyle ilgili anlaşmalara bağladı. Mteirid, Majalla’ya verdiği demeçte, “Sonuçta Mısır ekonomik çıkarlarını savunuyor ve kimse onu bu konuda suçlayamaz” dedi.
Bununla birlikte, Kahire ve Bingazi arasındaki ilişkilerdeki değişim son birkaç yıldır belirginleşti ve bu da özellikle Saddam Hafter'in öncülüğünde yeni nesil karar vericilerin de dahil olduğu Doğu Libya'daki liderliğin yönelimlerinde bir değişikliğe işaret ediyor. Kahire, son yıllarda Libya'nın doğusundan Sudan'a giren ve çoğu Mısır tarafından desteklenen Sudan ordusuna karşı savaşan Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) eline geçen silah sevkiyatlarını defalarca protesto etti.
Hassas dengeler
Mısır Dışişleri Bakanlığı, 21 Ekim'de yayınladığı açıklamada, Türkiye ile Trablus hükümeti arasında yedi yıl önce imzalanan mutabakat zaptının Kahire tarafından reddedildiğini yineledi.
O dönemde Kahire ve Ankara arasındaki ilişkilere, iki ülke arasındaki geniş siyasi ve ekonomik anlaşmazlıkları yansıtan derin bir ideolojik ayrılık damga vurmuştu. Günümüzde durum önemli ölçüde değişti; her iki başkent de Körfez, Sudan ve Afrika Boynuzu da dahil olmak üzere bir dizi bölgesel konuda çıkarlarının yakınlaşması sonucunda anlaşmazlıklarının üstesinden gelmek için ciddi adımlar atıyor.

Mısır ve Türkiye, yatırım, ticaret ve savunma ekipmanları üretimi de dahil olmak üzere ikili iş birliği için iddialı bir çerçeve oluşturdu. Bu gelişmeler göz önüne alındığında, Kahire yeni anlaşmayla ilgili hassas bir denge kurma çabasıyla karşı karşıya. Mısırlı karar vericiler iki yönlü bir ikilemle karşı karşıya bulunuyorlar: Mısır, Ankara ile yakın zamanda yeniden kurduğu ilişkilerini tehlikeye atmadan veya Atina ve Lefkoşa'daki stratejik müttefiklerini öfkelendirmeden deniz haklarını nasıl koruyabilir?
Atina ve Lefkoşa'nın Tel Aviv ile yakın bağları, en azından kısmen, Kahire'nin gelecekteki bu ilişkilere olan ilgisini azaltabilir. Ancak Kahire'deki genel değerlendirmeler, bölgenin zaten tehlikeli bir çıkmaza girdiğini ve eski stratejilere güvenmeye devam etmenin ciddi bir çatışmayı tetikleme riskini taşıdığını gösteriyor.
Bu nedenle, Mısır başkentindeki analistler diplomatik yolun önceliklendirilmesi çağrısında bulunuyor. 2019'da Kahire'de doğalgaz üreticisi ve tüketicisi ülkelerden oluşan Doğu Akdeniz Doğalgaz Forumu’nun kuruluşu duyurulduğunda, Mısır, Türkiye'ye dolaylı bir davet gibi görünen bir hamleyle, üye olmayan ülkeleri de katılmaya davet etmişti.
Ankara henüz foruma katılmamış olsa da, analistler mevcut çıkmazın bölgesel rakipleri forumun çatısı altında bir araya getirme fırsatı sunabileceğine inanıyor. Mısır'ın çoğu tarafla iyi diplomatik ilişkileri göz önüne alındığında, Kahire arabuluculuk rolü oynayarak potansiyel bir çatışmayı önlemeye ve tüm taraflar için önemli ekonomik kazanımlara kapı açmaya yardımcı olabilir.

