Trump'ın hayatta olan İsrailli rehinelerin sayısı hakkındaki açıklamaları ailelerini şok etti

ABD Başkanı, rehinelerin askeri güç kullanılarak serbest bırakılmasını teşvik etti ve müzakereleri ‘şantaj’ olarak nitelendirdi

ABD Başkanı Donald Trump, Washington DC'deki Oval Ofis'te yaptığı konuşma sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Washington DC'deki Oval Ofis'te yaptığı konuşma sırasında (AFP)
TT

Trump'ın hayatta olan İsrailli rehinelerin sayısı hakkındaki açıklamaları ailelerini şok etti

ABD Başkanı Donald Trump, Washington DC'deki Oval Ofis'te yaptığı konuşma sırasında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Washington DC'deki Oval Ofis'te yaptığı konuşma sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın dün Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısında, Hamas'ın Gazze Şeridi'nde tuttuğu rehinelerden 20'den azının hayatta olduğunu söylediği açıklamaları İsrail'de tartışmalara yol açtı.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel’den aktardığına göre bu açıklamalar, rehinelerin aileleri arasında umutsuzluğa neden olurken, İsrailli bir yetkili Trump'ın sözlerini yalanladı. Yetkili, hayatta olan rehinelerin sayısında herhangi bir değişiklik olmadığını ifade etti.

“Hayatta olan rehinelerin sayısı 20'den az”

Beyaz Saray'da basın mensuplarına konuşan Trump, ocak ve mart ayları arasında yapılan son ateşkes anlaşması sırasında rehinelerin serbest bırakılmasından övgüyle bahsetti ve son grup rehinelerin evlerine dönmesi için sarfedilen çabaları anlattı.

Trump, “Şu anda 20 rehine var. Ancak ikisi artık hayatta olmadığı için bu sayı 20’den az olabilir” ifadelerini kullandı.

Trump, açıklamasında 20'den az rehinenin hayatta olduğu iddiasını ayrıntılı olarak açıklamadı ve “Rehineleri serbest bırakmak için elimizden geleni yapıyoruz, bu kolay değil” dedi.

Hamas'ın rehineleri alıkoyması ve müzakerelere atıfta bulunan Trump, “Bu durum sona ermeli... Bu şantajdır ve sona ermelidir” şeklinde konuştu.

Rehinelerin Hamas ile bir anlaşma yoluyla değil, askeri güç kullanılarak serbest bırakılması gerektiğine inandığını belirten Trump, bunun ‘birçok açıdan daha güvenli’ olacağını ifade etti.

Trump'a, rehinelerin aileleri buna karşı çıkmasına ve çocuklarının ölüm cezasına çarptırılmasından korkmasına rağmen, ABD'nin İsrail'in Gazze şehrini ele geçirme kararını neden desteklediği sorulduğunda, “Hepsi değil” diye cevap verdi ve rehinelerin akrabalarının bir kısmının genişletilmiş Gazze operasyonunu desteklediğini ima etti.

Rehine aileleri tepki gösterdi

Rehineler ve Kayıp Aileleri Forumu, Trump'ın açıklamalarına ilişkin bir bildiri yayınladı. Bildiride, “Sayın Başkan, 50 rehine var. Bizim için her biri kendi başına bir dünya” ifadeleri yer aldı.

Bildiride, “Sadece Amerikalılarla konuşan ve rehinelerin aileleriyle konuşmaya veya görüşmeye zahmet etmeyen Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer farklı bir şey biliyorsa, önce ailelere bilgi vermesi gerekirdi” denildi.

Hamas tarafından rehin alınan kişilerin yakınları ve destekçileri, onların derhal serbest bırakılmasını ve Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesini talep eden bir protesto eylemine katıldı. (AFP)Hamas tarafından rehin alınan kişilerin yakınları ve destekçileri, onların derhal serbest bırakılmasını ve Gazze Şeridi'ndeki savaşın sona ermesini talep eden bir protesto eylemine katıldı. (AFP)

İsrail'den resmi yalanlama

Ailelerin açıklamasının ardından, rehinelerden sorumlu hükümet yetkilisi Gal Hirsch, “Elimizdeki bilgilere göre, hayatta olan rehinelerin sayısında herhangi bir değişiklik yok. Rehinelerin 20'si hayatta, 2'si ciddi tehlike altında ve 28'i öldü” şeklinde bir açıklama yaptı.

İsrail, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te kaçırdığı 251 rehineden 49'u da dahil olmak üzere 50 rehineyi elinde tuttuğunu iddia ediyor.

Bu sayı, İsrail ordusunun öldürüldüğünü doğruladığı en az 28 cesedi de içeriyor. İsrailli yetkililere göre, rehinelerden 20'sinin hayatta olduğu düşünülüyor ve diğer ikisinin güvenliği konusunda ciddi endişeler var. Hamas ayrıca, 2014 yılında Gazze'de öldürülen bir İsrail askerinin cesedini de elinde tutuyor.

İsrail, Gazze şehrini işgal etmeye hazırlanıyor

Trump'ın açıklamaları, iki tarafı müzakere masasına geri döndürmek için yoğun uluslararası çabalar sürerken, İsrail'in Gazze şehrini kontrol altına almak için büyük çaplı bir operasyon başlatmaya hazırlandığı sırada geldi.

İsrail Kanal 12 televizyonun dünkü haberine göre, İsrail'in Gazze şehrine yeni saldırısını 2 Eylül'de yeni çağrılan yedek askerlerin göreve dönmesinden yaklaşık iki hafta sonra, eylül ayı ortasında başlatması bekleniyor.

Kanal, Gazze şehrinde bulunan yaklaşık bir milyon Filistinlinin pazar gününe kadar evlerini tahliye etmelerinin isteneceğini bildirdi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve siyasi liderler operasyonun başlatılmasını hızlandırmak için baskı yaparken, ordu ise önce rehineleri ve askerleri korumak, Gazze şehrindeki Filistinlileri tahliye etmek ve operasyonun uluslararası meşruiyetini sağlamak için adımlar atmak istiyor.

Kanal, İsrailli yetkililerin, rehinelerin durumunun vahim olması nedeniyle onları bir an önce kurtarmanın acil olduğunu söylediklerini aktardı. Kanalın ulaştığı kaynaklar, İsrail ile Hamas arasında ateşkes anlaşması ve rehinelerin serbest bırakılması konusunda şu anda temel bir fark olmadığını, ancak ‘her şeyin Netanyahu'ya bağlı olduğunu’ bildirdi.

Hamas, İsrail'in daha önce kabul ettiği aşamalı ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasını kabul ettiğini duyururken, Netanyahu ise Gazze şehrinde ilerleme kaydetmeyi ve sadece tüm rehinelerin serbest bırakılmasını öngören bir anlaşma müzakere etmeyi taahhüt etti.

Kanal 12'ye konuşan bir kaynak, kısmi bir anlaşmanın masada olmadığını ve İsrail'in sadece kapsamlı bir iki aşamalı anlaşma aradığını söyledi.

Kanal 12'ye göre, ateşkes görüşmelerinde görünen çıkmaza rağmen, İsrail'in önümüzdeki günlerde görüşmeleri yeniden başlatmak için müzakereciler göndermesi bekleniyor. Kanal, İsrail ve ABD'nin geçen ay Doha'daki müzakerecilerini geri çağırmasından bu yana askıya alınan müzakerelerin zamanı ve yeri konusunda görüşmelerin yeniden başladığını bildirdi. Kanal, yeniden başlatılacak görüşmelerin nerede yapılacağının belirsiz olduğunu ve şimdiye kadar Doha veya Kahire'de yapılan görüşmelerin aksine başka bir yerde başlayacağını kaydetti.

Raporlara göre İsrail, Gazze şehrinde yapılacak olan operasyonun Hamas üzerinde önemli bir baskı oluşturacağını ve bunun da müzakerelerde daha fazla esneklik sağlayabileceğini düşünüyor.

İsrail Kanal 12 televizyonuna göre Netanyahu, mayıs ayında başlatılan Gideon'un Savaş Arabaları operasyonunun ardından, şimdiki operasyona Gideon'un Savaş Arabaları - 2 yerine ‘Demir Yumruk’ adını vererek bu noktayı vurgulamaya çalışıyor.

On binlerce yedek askeri seferber eden İsrail, daha fazla Filistinliyi yerinden edecek bir operasyon olduğu yönündeki uluslararası eleştirilere ve üst düzey güvenlik yetkililerinin rehinelerin hayatını tehlikeye atabileceği yönündeki endişelerine rağmen, Gazze Şeridi'nin en büyük kentsel merkezini kontrol altına alma planını sürdürüyor.



Ankara: Netanyahu’nun tuzağına düşmeyeceğiz

İsrail tankı, dün işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye topraklarının geri kalanı arasındaki ateşkes hattı boyunca ilerlerken, (Reuters)
İsrail tankı, dün işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye topraklarının geri kalanı arasındaki ateşkes hattı boyunca ilerlerken, (Reuters)
TT

Ankara: Netanyahu’nun tuzağına düşmeyeceğiz

İsrail tankı, dün işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye topraklarının geri kalanı arasındaki ateşkes hattı boyunca ilerlerken, (Reuters)
İsrail tankı, dün işgal altındaki Golan Tepeleri ile Suriye topraklarının geri kalanı arasındaki ateşkes hattı boyunca ilerlerken, (Reuters)

Türkiye Cumhurbaşkanlığı, İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki bir askeri havaalanına düzenlediği saldırının ardından, Ankara’nın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Suriye’de kurduğu “tuzağa düşmeyeceğini” açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Bölgemizde barış ve istikrarı baltalamayı amaçlayan Netanyahu gibi aktörlerin tuzağına düşmeyecek kadar deneyimliyiz” ifadelerini kullandı. Açıklamanın, NATO üyesi Türkiye’nin İsrail’le doğrudan bir çatışmaya girmeyi düşünmediğine işaret ettiği değerlendirildi.

Öte yandan ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, Washington’un bölgede gerilimi düşürmeye yönelik uygulanabilir bir plan üzerinde çalıştığını söyledi. Huckabee, planın “halihazırda mevcut olduğunu, ancak işlerliğinin güvence altına alınması ve bütün tarafların katılmaya hazır olduğundan emin olunması için geliştirilmesi gerektiğini” ifade etti.

Huckabee’ye, İsrail’in adımlarının İsrail ile Türkiye arasında bir çatışmaya yol açmasından Washington’un endişe duyup duymadığı da soruldu. ABD’li büyükelçi, “Bunun o noktaya geldiğini düşünmüyorum; hatta buna yaklaştığımızı bile düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.


Katz: Erdoğan Türkiye'yi Suriye'de tehlikeli maceralara sürüklüyor

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
TT

Katz: Erdoğan Türkiye'yi Suriye'de tehlikeli maceralara sürüklüyor

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, bugün X hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın “Türkiye'yi Suriye'de tehlikeli maceralara sürüklediğini” söyledi. Katz, İsrail'in, “hiçbir aktörün güvenliğini tehdit etmesine izin vermeyeceğini” belirtti.

Türkiye ise dün İsrail'in, Ankara'nın Suriye'deki askeri varlığına ilişkin “asılsız iddialar” olarak nitelendirdiği açıklamalarını sert bir şekilde reddetti. İsrail, Suriye'nin Türk askerlerinin konuşlandırılmasına izin vermeye hazırlandığı iddiasıyla Türkiye sınırına yakın bir Suriye hava üssünü bombalamıştı.

Şam yönetimi de hava üssünde Türk askeri üssü kurulması veya kalıcı Türk askeri varlığı oluşturulması yönünde herhangi bir plan bulunmadığını açıkladı. Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, tesisin Suriye Hava Kuvvetleri'nin kullanımına hazırlanmakta olduğunu söyledi


Gazze, Batı Şeria ve seçimler: Kushner Netanyahu'yu ikna edebilecek mi?

Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)
Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)
TT

Gazze, Batı Şeria ve seçimler: Kushner Netanyahu'yu ikna edebilecek mi?

Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)
Jared Kushner, İsrail Meclisi Knesset'te konuşurken (Arşiv - Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner'ın gelecek hafta İsrail ve Mısır'a yapacağı ziyaret, Gazze'de tıkanan planı yeniden canlandırmaya yönelik sıradan bir turdan ibaret görünmüyor. Barış Konseyi’nin üst düzey temsilcisi Nikolay Mladenov ile Konseyin yürütme kurulu üyesi ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair'in de yer aldığı heyet, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki görüş ayrılıklarının derinleştiği ve 27 Ekim'de yapılması planlanan İsrail seçimlerine ilişkin hesapların bölgesel dosyaları doğrudan etkilemeye başladığı bir dönemde bölgeye geliyor.

Hamas’ın silahsızlandırılması ve İsrail güçlerinin çekilmesi konusundaki anlaşmazlığın yanı sıra, Batı Şeria'da yerleşimcilerin gerçekleştirdiği saldırılar da Netanyahu hükümetinin ve İsrail ordusunun sahayı kontrol altında tutma ve Washington'ın taleplerine yanıt verme kapasitesi açısından yeni bir sınamaya dönüşmüş durumda.

Uygulamadan önce uzlaşma

Associated Press’in bildirdiğine göre Kushner, Mladenov ve Blair pazar günü İsrail'e ulaşacak, ardından Kahire'ye geçecek. Heyet İsrail'de Netanyahu ve üst düzey yetkililerle görüşürken, Kahire'deki temaslarda Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucuların yanı sıra Gazze'nin yönetimini üstlenmesi planlanan teknokrat Filistinli grubun gerçekleştirdiği toplantılar da gündemde olacak.

Doğrudan hedef, Trump'ın planında bir sonraki aşamaya geçilmesini sağlayacak bir formül bulmak. Bu aşama, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması, sivil ve güvenlik yönetiminin teknokratlardan oluşan bir Filistin hükümetine devredilmesi, buna paralel olarak İsrail güçlerinin kademeli şekilde çekilmesi ve güvenliğin tesis edilmesine yardımcı olmak üzere uluslararası bir gücün bölgeye konuşlandırılmasını içeriyor.

rgthyj
Trump, Steve Witkoff, Jared Kushner ve Nikolay Mladenov, Davos'ta (Arşiv - Reuters)

Reuters’a konuşan konuya yakın bir kaynak, Washington ile İsrail'in Hamas’ın silahsızlandırılması hedefi konusunda mutabık olduğunu, ancak İsrail tarafının meşru kaygıları bulunduğunu ve iki tarafın bunları gidermek için çalıştığını söyledi.

Sorun ise adımların hangi sırayla uygulanacağı konusunda yaşanan anlaşmazlığın hâlâ çözülememiş olması. Hamas planı kabul etti ancak uygulamayı, başta saldırıların durdurulması ve İsrail güçlerinin çekilmesi olmak üzere İsrail'in önce kendi yükümlülüklerini yerine getirmesi şartına bağladı. Netanyahu ise silahsızlandırma tamamlanmadan İsrail güçlerini çekmeyeceğini açıkladı ve böylece Washington'ın önerdiği kademeli uygulama formülünü fiilen reddetti.

Axios haber sitesinin ortaya koyduğuna göre kamuoyu önündeki anlaşmazlık, kapalı kapılar ardında yaşananların tamamını yansıtmıyor. Netanyahu daha önce Kushner ile yaptığı bir görüşmede plana fırsat vereceğine ve silahsızlandırma sürecinin başlaması için uygun koşulların oluşturulması amacıyla Gazze'ye yönelik saldırıları sınırlayacağına söz verdi. O tarihten bu yana hava saldırılarının temposu düştü ve İsrail ordusu, mutabakatlarda öngörülen sarı hata çekildi. Bu nedenle ABD yönetimi, Netanyahu'nun kamuoyu önündeki itirazını kısmen nihai bir karar olmaktan ziyade seçimlere yönelik bir söylem olarak değerlendiriyor.

Seçimler ayrılığı derinleştiriyor

Trump yönetimi, ekim ayında yapılacak seçimlerin Gazze dosyasını daha aylar boyunca dondurmak için bir gerekçeye dönüşmesini istemiyor. Ancak Netanyahu da İsrail güçlerinin Hamas’ın tüm silahlarını teslim etmesinden önce çekilmesini kabul etmesi halinde, özellikle kendi sağ tabanı karşısında ABD baskısı altında taviz veren bir lider görüntüsü vermek istemiyor. Netanyahu, İsrail'in geri çekilmesine ilişkin olası bir anlaşma nedeniyle hem müttefikleri hem de rakipleri tarafından sert biçimde eleştiriliyor.

fı98ş
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Başkan'ın damadı Jared Kushner'ın arasında, Kudüs'teki İsrail hükümeti toplantısı sırasında (Arşiv - AP)

Axios’a konuşan bir ABD'li yetkili, Netanyahu'nun siyasi ihtiyaçlarını anladıklarını, ancak başta Gazze'ye yönelik saldırıların sınırlandırılması olmak üzere Washington'ın taleplerini uygulamaya devam ettiği sürece bunu dikkate alacaklarını söyledi. Bir başka ABD'li yetkili ise durumu, “Seçimler herkesi paniğe sürüklüyor” sözleriyle özetleyerek görüşmeleri çevreleyen gerilime dikkat çekti.

Netanyahu seçimlere zor bir konumda giriyor. Axios’un aktardığı kamuoyu yoklamalarına göre Netanyahu liderliğindeki ittifakın 49 ila 53 sandalye kazanması bekleniyor. Bu rakam, hükümet kurmak için gerekli 61 sandalyenin altında kalıyor. Muhalefet partilerinin ise 67 ila 70 sandalye elde edebileceği tahmin ediliyor.

Bu ortamda Trump'ın tutumu özel önem taşıyor. Trump, kendisine dört kez sorulmasına rağmen Netanyahu'ya destek açıklamaktan kaçındı. Oysa önceki dönemlerde Trump'ın Netanyahu'ya desteği neredeyse kesin kabul ediliyordu.

Bu tutum kişisel bir kopuş anlamına gelmiyor. Nitekim Trump, Netanyahu ile ilişkisinin çok iyi olduğunu vurgulamaya devam ediyor. Ancak yaklaşım, iki liderin siyasi çıkarları arasındaki ayrışmanın derinleştiğini gösteriyor. ABD Başkanı Gazze'de bir sonuç elde etmek, Lübnan ve Suriye dosyalarını ilerletmek ve normalleşme sürecini canlandırmak isterken, Netanyahu güvenlik konusunda sert bir tutum sergilemenin ve dış baskılara meydan okumanın seçim açısından daha faydalı olabileceğini düşünüyor.

Bu nedenle Kushner'ın ziyareti iki yönlü bir mesaj taşıyor: Washington açık bir çatışma istemiyor, ancak İsrail'in iç siyasi gündeminin Trump'ın bölgesel planını sekteye uğratmasına da izin vermeye hazır değil.

Batı Şeria ikinci baskı cephesi

Bu sınama, Batı Şeria'daki durumun kontrolden çıkmasıyla daha da karmaşık hale geliyor. Nablus yakınlarındaki Kusra köyünde yerleşimciler bazı Filistinlilerin evlerini kuşatarak bu evlerin su ve elektriğini kesti. Kuşatılan evlerden biri ABD vatandaşı olan bir Filistinliye ait.

İsrail ordusunun müdahale ederek yerleşimcilerin kurduğu bazı yapıları sökmesine ve bir yerleşimciyi gözaltına almasına rağmen, grubun bir kısmı saatler sonra yeniden bölgeye döndü. Bu durum, ordunun saldırıları engelleme konusunda hem kapasitesine hem de iradesine ilişkin soru işaretlerini artırdı.

gthyu
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile Başkan Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın arasında, Kudüs'teki İsrail hükümeti toplantısı sırasında (Arşiv - AP)

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre Washington, Netanyahu'ya Kusra'daki kuşatmayı kamuoyu önünde kınaması için baskı yapıyor. Ancak İsrail Başbakanı bu konuda sessizliğini koruyor. Yerleşimlere verdiği tarihsel destekle bilinen ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise alışılmadık derecede sert bir dil kullanarak yaşananları terörist ve suç teşkil eden bir eylem olarak niteledi ve sorumluları İsrailli teröristler olarak tanımladı.

New York Times’ın Birleşmiş Milletler verilerine dayandırdığı bilgilere göre aşırılık yanlısı yerleşimciler, 2026'nın ilk yedi ayında 250 Filistinli yerleşim bölgesini kapsayan en az 1380 saldırı gerçekleştirdi. Saldırılarda neredeyse tam bir cezasızlık ortamının hâkim olduğu belirtiliyor. Gazete, daha önce Batı Şeria'da görev yapmış emekli İsrailli Tuğgeneral Guy Hazut'un, ordunun bölgede kontrolü kaybettiğini söylediğini aktardı.

scdfrgthy
Batı Şeria'daki Kusra beldesinde çarşamba günü taş atan yerleşimciler; görüntü bir video kaydından alınmıştır (Reuters)

Bu nedenle Kushner'ın ziyareti, Gazze'de geri çekilme ve silahsızlandırma konusunda düzenleme yapma girişiminden daha kapsamlı bir anlam taşıyor. Ziyaret, Washington'ın Netanyahu'ya seçim desteği vermeden ondan pratik iş birliği sağlayıp sağlayamayacağının ve İsrail hükümetinin hem Gazze'de hem de Batı Şeria'da aşırı sağcı müttefiklerini kontrol altına alıp alamayacağının sınanması niteliğinde.

Ortaya çıkacak sonuç, Trump'ın planının siyasi bir sürece dönüşüp dönüşemeyeceğini ya da seçim hesapları ve sahadaki kaosun kuşattığı kırılgan mutabakatlar olarak kalıp kalmayacağını belirleyecek.