Ülkeler diplomatik misyon çalışanlarını azaltıyor ve vatandaşlarına İsrail ve İran’ı terk etmeleri çağrısında bulunuyor

İngiliz ve Amerikan diplomatik personeli Tel Aviv’de ihtiyati tedbir talimatı aldı

ABD Donanması’na ait USS Gerald R. Ford uçak gemisinin Hayfa açıklarına gelmesini bekleyen İsrailliler (AP)
ABD Donanması’na ait USS Gerald R. Ford uçak gemisinin Hayfa açıklarına gelmesini bekleyen İsrailliler (AP)
TT

Ülkeler diplomatik misyon çalışanlarını azaltıyor ve vatandaşlarına İsrail ve İran’ı terk etmeleri çağrısında bulunuyor

ABD Donanması’na ait USS Gerald R. Ford uçak gemisinin Hayfa açıklarına gelmesini bekleyen İsrailliler (AP)
ABD Donanması’na ait USS Gerald R. Ford uçak gemisinin Hayfa açıklarına gelmesini bekleyen İsrailliler (AP)

Uluslararası toplum, İran ve İsrail’deki diplomatik varlığın azaltılması ve vatandaşların ülkelerden ayrılmaları ya da güvenlik önlemlerini artırmaları yönünde adımlarını hızlandırdı. Bölgedeki gerilimin artması ve durumun geniş çaplı bir askeri çatışmaya dönüşebileceği endişeleri bu kararların arka planını oluşturdu.

Uyarılar ilk olarak İran için geldi. Çin, vatandaşlarına ‘mümkün olan en kısa sürede’ ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu. Pekin yönetimi, Tahran ile Washington arasında artan gerilim ışığında ‘dış kaynaklı güvenlik riskleri’ bulunduğu uyarısı yaptı.

Çin Dışişleri Bakanlığı, halihazırda İran’da bulunan Çin vatandaşlarına güvenlik önlemlerini artırmaları ve en kısa sürede ülkeden ayrılmaları tavsiyesinde bulundu. Bakanlık ayrıca, mevcut koşullarda İran’a seyahat edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Pekin, İran ve komşu ülkelerdeki büyükelçilik ve konsolosluklarının, ülkeden ayrılmak isteyenlere ticari uçuşlar veya kara yoluyla gerekli desteği sağlayacağını bildirdi.

Benzer şekilde, Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı da bölgedeki güvenlik durumu nedeniyle İran’daki diplomatik personelini geçici olarak geri çektiğini açıkladı. Açıklamada, büyükelçiliğin uzaktan çalıştığı ve acil durumlar dahil doğrudan konsolosluk hizmeti sunma kapasitesinin ‘son derece sınırlı’ olduğu ifade edildi.

Söz konusu adımlar, ABD’nin İran’ın nükleer programına ilişkin devam eden müzakerelerde anlaşmaya varılmaması halinde ülkeye yönelik saldırı düzenleyebileceğine dair tekrarlanan tehditlerinin gölgesinde atıldı. Perşembe günü Cenevre’de İran ile ABD arasında Umman arabuluculuğunda üçüncü tur dolaylı görüşmeler gerçekleştirildi. Taraflarca, savaşı önlemek için son bir girişim olarak nitelenen temasların önümüzdeki günlerde yeniden başlaması bekleniyor.

Hafta başında Hindistan Dışişleri Bakanlığı da vatandaşlarından İran’ı terk etmelerini istemişti. İsveç, Sırbistan, Polonya ve Avustralya dahil birçok ülke de artan riskler nedeniyle vatandaşlarına ülkeyi terk etmeleri ya da İran’a seyahat etmekten kaçınmaları çağrısında bulundu.

Tahran’daki eski ABD büyükelçiliğinin duvarındaki Amerikan karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (AFP)Tahran’daki eski ABD büyükelçiliğinin duvarındaki Amerikan karşıtı duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (AFP)

ABD ise Lübnan’daki büyükelçiliğinde görev yapan çok sayıda personeline ülkeden ayrılma talimatı verdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tommy Pigott, Amerikan diplomatik personelinin Irak ve Kuveyt’ten tahliye edildiğine ilişkin haberleri yalanladı.

İsrail: Diplomatik misyon çalışanlarının azaltılması ve güvenlik uyarıları

İsrail tarafında da benzer adımlar atıldı. ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği dün yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın güvenlik riskleri nedeniyle İsrail’deki ABD misyonunda görevli zorunlu olmayan personel ile aile fertlerinin ülkeden ayrılmasına izin verdiğini duyurdu. Büyükelçilik, ayrılmak isteyenlere ‘uçuşlar mevcut olduğu sürece’ ülkeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.

Kararın, Washington’un İran’a yönelik olası askeri operasyon tehditleri ve bunun bölgesel çapta geniş bir tırmanmaya yol açabileceği endişeleri eşliğinde alındığı belirtildi. İran, geçen yıl haziran ayında iki ülke arasında 12 gün süren savaş sırasında İsrail’e yönelik füze saldırıları düzenlemiş, bu gelişme olası yeni bir çatışma ihtimaline dair kaygıları artırmıştı.

Basına yansıyan haberlere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, büyükelçilik personeline gönderdiği mesajda ülkeden ayrılmak isteyenlere süreci hızlandırmaları çağrısında bulundu.

Mesajda, “Çabalarınızı, buradan Washington’a devam edebileceğiniz herhangi bir varış noktasına uçak bileti almaya yoğunlaştırın; birinci öncelik ülkeyi hızlıca terk etmek” ifadesinin yer aldığı bildirildi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı da vatandaşlarına İsrail ve Filistin topraklarına zorunlu haller dışında seyahat etmemeleri tavsiyesinde bulundu. Bakanlık açıklamasında, Tel Aviv’deki bazı personel ile ailelerinin ihtiyati tedbir kapsamında geçici olarak İsrail içinde başka bir noktaya nakledildiği kaydedildi. Açıklamada, büyükelçiliğin normal şekilde çalışmaya devam ettiği belirtilirken, “Durum hızla kötüleşebilir ve ciddi riskler barındırabilir” uyarısı yapıldı.

Fransa Dışişleri Bakanlığı ise güvenlik koşulları nedeniyle vatandaşlarına İsrail, Kudüs ve Batı Şeria’ya turistik ya da ailevi ziyaretler dahil seyahat etmemeleri yönündeki tavsiyesini yineledi. Bakanlık, bölgede bulunan Fransız vatandaşlarına azami dikkat ve temkin çağrısında bulunarak gösteri ve kalabalıklardan uzak durmalarını ve sığınakların yerlerini öğrenmelerini önerdi.

Almanya da benzer bir adım atarak vatandaşlarına İsrail’e seyahat etmemeleri tavsiyesinde bulundu. Almanya Dışişleri Bakanlığı, seyahat ve güvenlik uyarılarını güncellediğini açıklayarak internet sitesinde ‘İsrail ve Doğu Kudüs’e seyahatten güçlü şekilde kaçınılması’ çağrısı yaptı. Bakanlık, İsrail’in ‘resmi olarak hâlâ savaş halinde’ olduğunu belirterek, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da bulunan Alman vatandaşlarına ‘mümkünse bölgeden ayrılmaları’ yönünde çağrıda bulundu.

Açıklamada, ABD’nin İran’a yönelik bir saldırı düzenlemesi halinde Tahran yönetiminin İsrail içindeki noktaları hedef almasının beklendiği ifade edildi. Şarku’l Avsat’ın Alman haber ajansı DPA’dan aktardığına göre Bakanlık, bölgedeki güvenlik durumunu ‘gergin ve daha fazla tırmanışa açık’ olarak nitelendirerek, çatışmanın şiddetlenmesi durumunda İsrail ve Filistin topraklarında ‘önceden uyarı olmaksızın’ olaylar yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Gelişmeler, ABD’nin Ortadoğu’da onlarca yılın en büyük askeri yığınağını gerçekleştirdiği bir döneme denk geldi. Washington yönetimi bölgeye iki uçak gemisi konuşlandırdı. Bunlardan biri, dünyanın en büyük uçak gemisi olarak bilinen USS Gerald R. Ford olup, Yunanistan’ın Girit Adası’ndaki bir üsten hareket ederek İsrail açıklarına ulaşmak üzere yola çıktı.

Öte yandan Çin’in İsrail Büyükelçiliği, vatandaşlarına azami dikkat göstermeleri ve acil durum hazırlıklarını artırmaları çağrısında bulundu. Açıklamada Ortadoğu’da ‘güvenlik risklerinin arttığı’ belirtilirken, İsrail makamlarının talimatlarının yakından takip edilmesi, zorunlu haller dışında dışarı çıkılmaması, yakınlardaki sığınakların ve tahliye yollarının önceden öğrenilmesi istendi.

Basına yansıyan haberlerde, ABD’nin Lübnan’daki büyükelçiliğinde görev yapan zorunlu olmayan personel ile ailelerine de ülkeden ayrılma talimatı verdiği belirtilirken, bu adımın bölgedeki ihtiyati tedbirlerin kapsamının genişlediğine işaret ettiği değerlendirildi.

Daha geniş çaplı bir gerilim korkusu

Bu diplomatik hareketlilik, Tahran ile Washington arasında sertleşen söylemlerle eş zamanlı olarak yaşanıyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’yi müzakerelerde ‘hesaplanmamış adımlardan ve aşırı taleplerden kaçınmaya’ çağırdı. ABD Başkanı Donald Trump ise İran’ın nükleer silah edinmesine izin vermeyeceğini vurgularken, diplomatik bir çözümü tercih ettiğini ifade etti.

Müzakerelerin yeniden başlatılmasına yönelik çabalar sürerken, birçok ülkenin diplomatik misyon çalışanlarını ve vatandaşlarını korumaya yönelik ihtiyati adımlar attığı görülüyor. Bu gelişmeler, Ortadoğu’da birden fazla cepheyi kapsayabilecek olası bir askeri çatışma riskine ilişkin uluslararası endişenin boyutunu ortaya koyuyor.



Suudi Arabistan engellemeye çalıştığı İran savaşına mı çekiliyor?

İran'la ABD arasındaki müzakereler tıkanırken, Körfez ülkeleri de savaşa çekiliyor (Reuters)
İran'la ABD arasındaki müzakereler tıkanırken, Körfez ülkeleri de savaşa çekiliyor (Reuters)
TT

Suudi Arabistan engellemeye çalıştığı İran savaşına mı çekiliyor?

İran'la ABD arasındaki müzakereler tıkanırken, Körfez ülkeleri de savaşa çekiliyor (Reuters)
İran'la ABD arasındaki müzakereler tıkanırken, Körfez ülkeleri de savaşa çekiliyor (Reuters)

ABD'nin Irak'taki İran destekli örgütlere düzenlediği saldırılara katılan Suudi Arabistan, başından beri engellemeye çalıştığı savaşa sürüklenme riskiyle karşı karşıya.

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Irak'taki Tahran destekli örgütlere ait hedeflerin vurulduğu belirtildi.

Bakanlık Sözcüsü Tuğgeneral Turki Maliki'nin açıklamasında, 27 ve 28 Temmuz'da ülkenin Doğu Bölgesi ve Riyad'daki petrol tesislerini hedef almaya çalışan çok sayıda drone'un etkisiz hale getirildiği aktarıldı.

Maliki, bu saldırıların Irak'taki İran destekli örgütler tarafından düzenlendiğini belirterek Suudi Arabistan'ın diplomatik çözüm için uğraştığı bir dönemde "saldırgan bir yaklaşımla" karşı karşıya kaldığını ifade etti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı'nın (CENTCOM) açıklamasında da Devrim Muhafızları'nın ABD güçlerine ve Suudi Arabistan'daki enerji altyapısına saldırmak üzere yönlendirdiği grupların hedef alındığı kaydedildi.

Tahran destekli Haşdi Şabi, Washington ve Riyad'ın düzenlediği saldırılarda en az 20 mensubunun öldüğünü, 30'dan fazla militanın da yaralandığını açıkladı. Bağdat, Vasıt, Ninova, Basra, Kerkük, Kerbela ve Diyala vilayetlerinde örgüte ait merkezlerin hedef alındığı aktarıldı.

Ürdün de ABD ve Suudi Arabistan'ın saldırıları duyurulmadan önce İran'dan fırlatılan balistik füzelerin etkisiz hale getirildiğini bildirdi. Ürdünlü yetkililer, füzelerin ülkedeki ABD tesislerini hedef aldığını söyledi.

ABD-İsrail saldırılarıyla 28 Şubat'ta başlayan savaşta İran, Körfez ülkelerini hedef alarak misilleme yapıyor. Ayrıca Yemen'de desteklediği Husiler de Kızıldeniz'de Suudi Arabistan'a deniz ablukası uyguluyor. Örgüt, Suudi Arabistan'a ait petrol tankerlerinin yanı sıra ülkedeki iki petrol tesisine de saldırı düzenlemişti.

CNN'in analizinde, Suudi Arabistan'ın bölgedeki çatışmalara çekilmesinin ülke için "tehlikeli ve maliyetli" olacağı belirtiliyor.

Analist Mohammad Al-Basha, Husilerin bu saldırılarla Suudi Arabistan'ın "tüm kırmızı çizgilerini ihlal ettiğini" söylüyor.

Şii örgütün, Ortadoğu'da Kuzey Kore'ninkine benzer taktikler kullanarak "provokasyonla siyasi ve ekonomik tavizler koparmaya çalıştığını" savunuyor.

Analizde, İran'ın doğrudan Suudi Arabistan'a füze veya drone saldırısı düzenlemesi halinde Riyad'ın benzer bir karşılık vererek savaşa sürüklenebileceği yazılıyor. Suudi Arabistan'ın misilleme yapmamayı tercih etmesi halindeyse Tahran'ın "cesaretlenebileceği" ifade ediliyor.

Independent Türkçe, CNN, Arab News, The National News


Netanyahu'dan Batı Şeria'da orduya geniş yetki... Tüm kasabaların tahliyesi gündemde

Netanyahu'dan Batı Şeria'da orduya geniş yetki... Tüm kasabaların tahliyesi gündemde
TT

Netanyahu'dan Batı Şeria'da orduya geniş yetki... Tüm kasabaların tahliyesi gündemde

Netanyahu'dan Batı Şeria'da orduya geniş yetki... Tüm kasabaların tahliyesi gündemde

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail ordusuna Batı Şeria'daki operasyonları genişletme talimatı verdi. Orduya yeni bölgelere girme, Filistinlileri gözaltına alma ve silahlara el koyma yetkisi tanınırken, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ise dünya liderlerine acil müdahale çağrısı yaparak, tırmanan gerilimin Filistinlileri zorla yerinden etmeyi hedeflediğini söyledi.

Netanyahu, pazar günü düzenlenen kabine toplantısında Batı Şeria'daki askeri operasyonların genişletileceğini açıkladı ancak ayrıntı vermedi. Ardından Savunma Bakanı Yisrael Katz, güvenlik kurumlarının, kuzey Batı Şeria'daki mülteci kamplarında uygulanan yönteme benzer şekilde "Filistin kasabalarına saldırı düzenlenmesi ve bu yerlerin tahliye edilmesi" seçeneğini değerlendirdiğini duyurdu.

Katz, İsrail ordusunun sahada yoğun şekilde faaliyet yürüttüğünü, silahlı grupları takip edip hedef aldığını belirterek, kamplarda uygulanan modelin başka bölgelere de genişletilmesinin incelendiğini söyledi.

cdfg
İsrail ordusu, Batı Şeria'nın Nablus kentinde devam eden askeri operasyonu sırasında. (AFP)

İsrail hükümetinin "kararlı saldırı politikası" sayesinde, kuzey Batı Şeria'daki kampların işgal edilmesi ve sakinlerinin yerinden edilmesinin ardından Filistin saldırılarında yüzde 80'den fazla azalma yaşandığını öne süren Katz, ordunun yaklaşık bir buçuk yıldır kuzey Batı Şeria'daki kampları kontrol altında tuttuğunu belirtti.

Katz, "Terör faaliyetlerinin organize edildiği bölgeleri belirleyerek buralara saldırılması ve tahliye edilmesi yönünde benzer adımların atılması değerlendiriliyor" dedi.

İsrail ordusu Ocak 2025'ten bu yana Cenin Mülteci Kampı'nı işgal altında tutuyor. Daha sonra Tulkerim ve Nur Şems kamplarını da kontrol altına alan İsrail, yaklaşık 40 bin Filistinliyi bölgeden göçe zorladı.

Benzer uygulamanın Filistin kasaba ve köylerine yayılması halinde yerinden edilenlerin sayısının on binlerce artabileceği, bunun da siyasi çözüm perspektifinin bulunmadığı, ekonomik koşulların kötüleştiği ve İsrail operasyonlarının sürdüğü Batı Şeria'da gerilimi daha da tırmandırabileceği değerlendiriliyor.

İsrail ordusu cuma günü Batı Şeria'da geniş çaplı bir operasyon başlatmış, çok sayıda baskın düzenleyerek onlarca Filistinliyi gözaltına almıştı. Operasyon kapsamında kontrol noktaları ve bariyerlerle kent, kasaba ve köyler birbirinden ayrıldı, hareket özgürlüğü ciddi şekilde kısıtlandı.

cdvf
24 Temmuz 2026'da Batı Şeria'nın Nablus kentindeki bir hastaneye düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden Filistinli bir adamın naaşı başında ağlayanlar. (AFP)

Söz konusu operasyon, Nablus yakınlarındaki Tel beldesine giren Yahudi yerleşimciler ile Filistinliler arasında çıkan çatışmaların ardından başlatıldı. Olaylarda 4 Filistinli ile 2 İsrail askeri hayatını kaybetti.

Netanyahu, geniş çaplı askeri operasyonların yanı sıra gözaltıların artırılması, silahların toplanması, yeni kontrol noktaları kurulması, ulaşım güzergâhlarının ayrılması ve yasa dışı Yahudi yerleşim noktalarının resmileştirilmesi ile yenilerinin kurulması yönünde talimat verdi.

Yerleşimciler iki camiyi ateşe verdi

İsrail ordusu Batı Şeria genelindeki operasyonlarını sürdürürken, Yahudi yerleşimciler de Filistinlilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. İki cami, çok sayıda ev ve araç ateşe verildi.

İsrail ordusu Batı Şeria'daki çok sayıda kent, kasaba ve köye baskın düzenleyerek yeni gözaltılar gerçekleştirdi. Bölgeler arasındaki kontrol noktaları ve kapılar kapalı tutulmaya devam ederken, bu durum ciddi trafik yoğunluğu ve günlük yaşamda aksamalara yol açtı.

rthbt

"İnsan Hakları İçin Doktorlar" örgütü, iki kadının hastanelere ulaşamadıkları için bebeklerini araç içinde dünyaya getirmek zorunda kaldığını açıkladı.

Yerleşimciler pazar günü Nablus'un güneyindeki Kusra beldesinde bir camiyi ateşe verdi ve duvarlara "İntikam" yazıları yazdı. Tulkerim'e bağlı Kur köyündeki bir cami de kundaklandı. Duvarlara ayrıca "Camiler bizi korkutmuyor" ifadeleri yazıldı.

Bunun yanı sıra Beyt Furik beldesinde bir ev ateşe verildi, Ramallah'ın kuzeydoğusundaki el-Muğayyir köyü yakınlarında çok sayıda araç yakıldı. Ayn Samiye bölgesindeki bir fabrikaya düzenlenen saldırıda ağır iş makineleri ateşe verilirken iki işçi yaralandı.

Abbas'tan dünyaya acil müdahale çağrısı

Batı Şeria'daki gerilimin tırmanması üzerine Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, dünya liderlerine, Avrupa Birliği'ne, Arap Birliği Genel Sekreteri'ne ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Başkanı'na mektuplar göndererek İsrail'in saldırıları ile yerleşimci şiddetini durdurmak için acil uluslararası müdahale çağrısında bulundu.

Abbas, "İşgal altındaki Filistin toprakları son derece tehlikeli bir tırmanışa sahne oluyor. Yaşananlar artık münferit şiddet olayları değil; yerleşimlerin genişletilmesi, yerleşimci terörünün artırılması ve Filistin Ulusal Yönetimi kurumlarının zayıflatılması yoluyla sahada yeni fiili durumlar oluşturmayı amaçlayan sistematik bir İsrail politikasıdır" dedi.

xyhumıö
İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria'daki Beyt Furik beldesinde tarlaları ateşe veriyor. (AP)

Bu politikaların Filistinlileri topraklarından zorla göç ettirmeyi hedeflediğini belirten Abbas, bunun bölgesel istikrarı tehdit edeceği ve iki devletli çözüm ihtimalini kasıtlı olarak ortadan kaldıracağı uyarısında bulundu.

Filistin yönetimi, Batı Şeria'daki yerleşimci saldırılarından İsrail hükümetini sorumlu tutarken, bu eylemlerin İsrailli yetkililerin Filistin topraklarının yakılması ve halkın sürülmesi yönündeki açıklamalarının doğrudan sonucu olduğunu savundu.

"Ordu da hükümetin yerleşimcileri teşvik ettiğini düşünüyor"

İsrail ordusunun da hükümetin yerleşimcileri cesaretlendirdiği yönünde benzer değerlendirmeler yaptığı ancak yerleşimcileri durdurmak yerine Filistinlilere yönelik operasyonlara odaklandığı belirtildi.

Şarku’l Avsat’ın Haaretz gazetesinden aktardığı habere göre ordunun siyasi yönetimin yerleşimci saldırılarını teşvik etmesinden rahatsız olduğunu, gerilimi düşürmek amacıyla yerleşimlerde etkili isimlerle temas kurmaya çalıştığını ancak bu girişimlerin karşılıksız kaldı.

Gazeteye konuşan güvenlik kaynakları, yerleşimci saldırılarını durdurmaya istekli "hiçbir tarafın bulunmadığını" ifade etti.

Batı Şeria'daki gelişmeler İsrail'de de sert tartışmalara yol açarken, hükümetin kanlı çatışmaları Netanyahu ile aşırı sağcı bakanlar Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich'in siyasi çıkarları için tırmandırdığı yönündeki eleştiriler güç kazandı.

rfgthyj

Bu görüşün güçlenmesinde, cuma günü Tel beldesinde yaşanan olaylarla ilgili ilk soruşturma bulguları etkili oldu. Bulgulara göre bölgedeki yasa dışı yerleşim noktalarından gelen yerleşimciler saldırılara çarşamba günü başlamış, cuma günü ise kasabaya bilinçli bir provokasyon amacıyla yönelmişti.

Askeri kaynaklar, güvenlik kurumlarının olayların yerleşimcilerden kaynaklandığını değerlendirdiğini, köylerini savunan Filistinlilerin silahlı olmadığını ve İsrailli silahlıları öldürme planı yapmadığını, bu durumun ise İsrail güvenlik kurumlarında ciddi endişe yarattığını aktardı.

İsrail genelinde Netanyahu, Katz, yasa dışı yerleşim noktaları ve "Yahudi terör milisleri" olarak nitelendirilen gruplara karşı son dönemin en geniş protesto gösterileri düzenlendi. Tel Aviv, Kudüs, Birüssebi (Beerşeva), Hayfa ve 15 ayrı kavşakta düzenlenen eylemlerde "İsrail demokrasi değil, apartheid devletidir", "Burada soykırım üretiliyor" ve "Netanyahu koltuğunu korumak için her yolu deniyor" sloganları atıldı.

Gösterilerde konuşan protestocular, Batı Şeria'daki tırmanışın Netanyahu'nun parti ve seçim hesaplarına hizmet ettiğini savundu.

Yedioth Ahronoth gazetesi ise ABD'li kaynaklara dayandırdığı haberinde, Washington yönetiminin Batı Şeria'da hızla tırmanan gerilimden rahatsız olduğunu ve ABD Başkanı Donald Trump'ın salı günü yapacakları görüşmede Netanyahu'ya sert eleştiriler yöneltmeyi planladığını aktardı.


İran’ın Irak’a düzenlediği saldırıda Kürt muhalif grubun dokuz üyesi öldürüldü

15 Temmuz 2026’da Irak’ın Erbil kenti semalarında bir insansız hava aracının (İHA) engellenmesi sırasında çekilen fotoğraf (Reuters)
15 Temmuz 2026’da Irak’ın Erbil kenti semalarında bir insansız hava aracının (İHA) engellenmesi sırasında çekilen fotoğraf (Reuters)
TT

İran’ın Irak’a düzenlediği saldırıda Kürt muhalif grubun dokuz üyesi öldürüldü

15 Temmuz 2026’da Irak’ın Erbil kenti semalarında bir insansız hava aracının (İHA) engellenmesi sırasında çekilen fotoğraf (Reuters)
15 Temmuz 2026’da Irak’ın Erbil kenti semalarında bir insansız hava aracının (İHA) engellenmesi sırasında çekilen fotoğraf (Reuters)

İran’a muhalif Kürt bir grubun dokuz mensubunun, bugün sabah saatlerinde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) topraklarında bulunan kamplarına yönelik İran saldırısında öldürüldüğü bildirildi.

İran’ın muhalif Kürt grupları hedef alan saldırıları ve Erbil üzerinde insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen operasyonlarla devam eden askeri gerilim, ABD ile İran arasında nisan ayında varılan ateşkes anlaşmasından bu yana yaşanan en şiddetli tırmanışın gölgesinde gerçekleşti. İran’daki muhalif Komala Partisi yöneticilerinden İdris Kolehvazi, İran güçlerinin yerel saatle 04.30’da IKBY’nin en büyük ikinci kenti Süleymaniye yakınlarındaki kampa füzeler ve İHA’larla saldırı düzenlediğini açıkladı. Kolehvazi, saldırıda ‘sekiz kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda kişinin de yaralandığını’ belirtti.

Öte yandan IKBY Terörle Mücadele Müdürlüğü, uluslararası koalisyon güçlerinin bu sabah bölgenin başkenti Erbil semalarında bomba yüklü 8 İHA’yı düşürdüğünü açıkladı. Birimin açıklamasında, operasyonun sabah saatlerinde gerçekleştirildiği ve saldırının can kaybına yol açmadığı belirtildi.

IKBY Terörle Mücadele Müdürlüğü, çarşamba akşamı da Erbil’in İHA’larla hedef alındığını duyurmuş, uluslararası koalisyon güçlerine ait hava savunma sistemlerinin saldırı araçlarını hedeflerine ulaşmadan tespit ederek imha ettiğini açıklamıştı.

ABD Konsolosluğu’nun ana yerleşkesine ev sahipliği yapan ve uluslararası koalisyona bağlı askeri danışmanların bulunduğu Erbil Havalimanı, bölgedeki gerilimlerin artması ve askeri çatışmaların yayılmasıyla birlikte son dönemde sık sık İHA saldırılarının hedefi oluyor.

IKBY, bölgenin hava savunma sistemlerini güçlendirmek ve güvenliği tehdit eden unsurlara karşı koymak amacıyla uluslararası koalisyon güçleriyle koordinasyonun sürdüğünü belirtiyor.

Ortadoğu’daki savaş sürecinde; uluslararası koalisyon kapsamında ABD güçlerinin, yabancı petrol şirketlerinin ve İran’a muhalif Kürt grupların bulunduğu IKBY bölgesi, İran ve ona bağlı Iraklı silahlı gruplar tarafından düzenlenen saldırıların hedefi oldu.

İran, kırılgan ateşkesin başlamasının ardından da IKBY’deki muhalif grupları hedef almaya devam etti. Ancak bugünkü saldırı, ateşkesin ilan edilmesinden bu yana söz konusu gruplara yönelik en büyük çaplı tırmanış olarak değerlendiriliyor.