ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı iki telefon görüşmesinin ardından, dün gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere Lübnan ve İsrail arasında 10 günlük ateşkes ilan etti.
Trump tarafından imzalanan bu ateşkes, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Lübnan Başbakanı Avn ile yaptığı görüşmelerin ardından geldi. Avn, ateşkes sağlanmadan önce Lübnan'ın herhangi bir doğrudan teması reddettiğini doğruladı. Bu durum Washington'a iletildi ve orada da bu pozisyon anlaşıldı. Bunun üzerine Trump, Netanyahu'dan ateşkes talep etti ve tek taraflı olarak ateşkes ilan etmekle tehdit etti.
Trump, ateşkesin Hizbullah'ı da kapsayacağını doğrular ve partinin bağlılığına güven duyduğunu ifade ederken, Hizbullah ise ateşkesin kapsamlı olması ve İsrail'in kendisine yönelik düşmanlık ve suikast eylemlerini sona erdirmesi şartıyla İsrail ile yapılan ateşkese uyacağını açıkladı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada, Trump’ın Lübnan’da ateşkes ilanını memnuniyetle karşıladı ve Lübnan Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Parlamento Başkanı’nın üstlendiği büyük ve olumlu rolü takdir ettiğini belirtti. Suudi Arabistan bildirisinde, Suudi Arabistan'ın Lübnan'ın egemenliğini tesis etme, silahları devletin elinde tutma ve Lübnan'ın kaynaklarını, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma çabalarında Lübnan'ın yanında olduğunu yeniden vurguladı.
İsrail'den gelen haberlere göre Netanyahu hükümetindeki bakanlar, ateşkesi öğrendikten sonra Trump'ın açıklamalarına öfkelerini dile getirdiler ve ateşkese onay verilirken kabinenin oylamasına gerek görülmediğini belirttiler.
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Lübnan cephesinde ilan edilen ateşkes kararına «ihtiyatlı» memnuniyetini dile getirerek, İsrail ile «doğrudan müzakere»nin «kabul edilemez ve söz konusu olamayacağını» vurguladı. Berri, İranlı mevkidaşı Muhammed Bakir Kalibaf'ın kendisine ateşkesin İran'ı da kapsayan kapsamlı bir formüle göre gerçekleştirildiğini bildirdiğini söyledi. Berri, açıklamanın yayınlanmasının ardından Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, koşulların olgunlaştığından emin olmadan güney halkına köylerine ve evlerine dönmeleri için çağrıda bulunmayacağını ifade etti.