Trump tarafından imzalanan Lübnan-İsrail "ateşkesi"https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/ortado%C4%9Fu/5263329-trump-taraf%C4%B1ndan-imzalanan-l%C3%BCbnan-i%CC%87srail-ate%C5%9Fkesi
Trump tarafından imzalanan Lübnan-İsrail "ateşkesi"
Suudi Arabistan silahların kısıtlanmasını memnuniyetle karşılıyor ve bunun gerekliliğini vurguluyor... ABD Başkanı, Hizbullah'ın ateşkes kapsamına dahil edildiğini doğruluyor
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye'ye dün düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
Trump tarafından imzalanan Lübnan-İsrail "ateşkesi"
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye'ye dün düzenlenen İsrail hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı iki telefon görüşmesinin ardından, dün gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere Lübnan ve İsrail arasında 10 günlük ateşkes ilan etti.
Trump tarafından imzalanan bu ateşkes, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Lübnan Başbakanı Avn ile yaptığı görüşmelerin ardından geldi. Avn, ateşkes sağlanmadan önce Lübnan'ın herhangi bir doğrudan teması reddettiğini doğruladı. Bu durum Washington'a iletildi ve orada da bu pozisyon anlaşıldı. Bunun üzerine Trump, Netanyahu'dan ateşkes talep etti ve tek taraflı olarak ateşkes ilan etmekle tehdit etti.
Trump, ateşkesin Hizbullah'ı da kapsayacağını doğrular ve partinin bağlılığına güven duyduğunu ifade ederken, Hizbullah ise ateşkesin kapsamlı olması ve İsrail'in kendisine yönelik düşmanlık ve suikast eylemlerini sona erdirmesi şartıyla İsrail ile yapılan ateşkese uyacağını açıkladı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı’nın yaptığı açıklamada, Trump’ın Lübnan’da ateşkes ilanını memnuniyetle karşıladı ve Lübnan Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Parlamento Başkanı’nın üstlendiği büyük ve olumlu rolü takdir ettiğini belirtti. Suudi Arabistan bildirisinde, Suudi Arabistan'ın Lübnan'ın egemenliğini tesis etme, silahları devletin elinde tutma ve Lübnan'ın kaynaklarını, güvenliğini ve toprak bütünlüğünü koruma çabalarında Lübnan'ın yanında olduğunu yeniden vurguladı.
İsrail'den gelen haberlere göre Netanyahu hükümetindeki bakanlar, ateşkesi öğrendikten sonra Trump'ın açıklamalarına öfkelerini dile getirdiler ve ateşkese onay verilirken kabinenin oylamasına gerek görülmediğini belirttiler.
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Lübnan cephesinde ilan edilen ateşkes kararına «ihtiyatlı» memnuniyetini dile getirerek, İsrail ile «doğrudan müzakere»nin «kabul edilemez ve söz konusu olamayacağını» vurguladı. Berri, İranlı mevkidaşı Muhammed Bakir Kalibaf'ın kendisine ateşkesin İran'ı da kapsayan kapsamlı bir formüle göre gerçekleştirildiğini bildirdiğini söyledi. Berri, açıklamanın yayınlanmasının ardından Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, koşulların olgunlaştığından emin olmadan güney halkına köylerine ve evlerine dönmeleri için çağrıda bulunmayacağını ifade etti.
İsrail ve Hizbullah arasındaki ateşkes yürürlüğe girdi, tüm gözler Beyaz Saray'dahttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/ortado%C4%9Fu/5263332-i%CC%87srail-ve-hizbullah-aras%C4%B1ndaki-ate%C5%9Fkes-y%C3%BCr%C3%BCrl%C3%BC%C4%9Fe-girdi-t%C3%BCm-g%C3%B6zler
16 Nisan 2026'da Lübnan'ın güneyindeki Sur kenti yakınlarında İsrail'in hava saldırısına hedef olan Kasımiye Köprüsü'nün hasar görmüş bir bölümünde duran bir adam (EPA)
İsrail ve Hizbullah arasındaki ateşkes yürürlüğe girdi, tüm gözler Beyaz Saray'da
16 Nisan 2026'da Lübnan'ın güneyindeki Sur kenti yakınlarında İsrail'in hava saldırısına hedef olan Kasımiye Köprüsü'nün hasar görmüş bir bölümünde duran bir adam (EPA)
Lübnan'da «Hizbullah» ile İsrail arasında imzalanan ateşkes anlaşması, ABD Başkanı Donald Trump'ın açıklamasından birkaç saat sonra dün gece yarısı yürürlüğe girdi. Trump, ayrıca Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun birkaç gün içinde Beyaz Saray'da bir araya geleceğini belirtti.
Bu gerçekleşirse, 1948'den beri resmi olarak savaş halinde olan iki ülke arasında bu düzeyde ilk görüşme olacak. 2 Mart'ta İran'a destek vermek amacıyla çatışmayı başlatan “Hizbullah” ile İsrail, ateşkes anlaşmasına bağlı kalacaklarını açıkladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı
ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce, İsrail ve Lübnan'ın, kalıcı bir barış ve güvenlik anlaşmasına varılması için müzakerelere fırsat tanımak amacıyla, dün gece yarısı Lübnan yerel saatiyle 00.00 itibarıyla başlayacak 10 günlük bir ateşkes uygulayacağını duyurmuştu.
Bakanlık, ateşkes süresinin karşılıklı anlaşma ile uzatılabileceğini belirtti.
Lübnan ve İsrail, iki ülke arasında kalıcı bir barışın sağlanması, her iki ülkenin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün tam olarak tanınması ve ortak sınırlarında etkin güvenliğin sağlanması için elverişli koşullar yaratmak üzere çalışacakları, aynı zamanda İsrail'in doğal öz savunma hakkını koruyacakları konusunda bir anlaşmaya vardılar.
Taraflar, Lübnan devletinin egemenliğini zayıflatan ve bölgesel istikrarı tehdit eden devlet dışı silahlı grupların varlığı nedeniyle karşı karşıya kaldığı önemli zorlukları kabul etmektedir. Ayrıca, bu grupların faaliyetlerinin sınırlandırılmasının gerekliliğini de anlamaktadırlar; bu nedenle Lübnan'da silah taşıma yetkisine sahip güçler yalnızca Lübnan Ordusu, İç Güvenlik Kuvvetleri, Genel Güvenlik Müdürlüğü, Devlet Güvenlik Genel Müdürlüğü, Lübnan Gümrük İdaresi ve Belediye polisi (bundan sonra "Lübnan güvenlik kurumları" olarak anılacaktır) ile sınırlı kalmalıdır.
16 Nisan 2026'da Lübnan'ın güneyindeki Sur kenti yakınlarında İsrail'in hava saldırısına hedef olan Kasımiye Köprüsü'nün hasar görmüş bir bölümünde duran bir adam (EPA)
Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre Trump, İsrail ve Lübnan'ın 10 günlük bir ateşkes üzerinde anlaştığını duyurdu.
Trump, “Truth Social” platformundaki hesabından, ateşkes anlaşmasının Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yapılan “mükemmel” görüşmelerin ardından geldiğini yazdı.
Netanyahu: Ordumuz, Güney Lübnan'da 10 kilometre derinliğinde bir güvenlik bölgesi içinde kalacakhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/ortado%C4%9Fu/5263328-netanyahu-ordumuz-g%C3%BCney-l%C3%BCbnanda-10-kilometre-derinli%C4%9Finde-bir
Netanyahu: Ordumuz, Güney Lübnan'da 10 kilometre derinliğinde bir güvenlik bölgesi içinde kalacak
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 14 Nisan 2026'da Kudüs'teki Yad Vashem Holokost Anıtı'nda düzenlenen yıllık Holokost Anma Günü töreninde (AP).
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün yaptığı açıklamada, Lübnan ile ateşkesin "tarihi barış" için bir fırsat temsil ettiğini belirterek, herhangi bir anlaşmanın ön koşulu olarak Hizbullah'ın silahsızlandırılması talebini yineledi. Netanyahu, "Lübnan ile tarihi bir barış anlaşmasına varma fırsatımız var" diyerek, İsrail güçlerinin "güney Lübnan'da 10 kilometre derinliğinde bir güvenlik bölgesi içinde kalacağını" açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, Netanyahu ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın dün Lübnan yerel saatiyle 00.00 itibarıyla başlayacak 10 günlük bir ateşkes konusunda anlaştıklarını ve anlaşmanın İran destekli Hizbullah'ı da kapsayacağını belirtti.
Hizbullah, Lübnan’ın İsrail’le müzakerelerine siyasi ve askeri gerilimle karşılık veriyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5262702-hizbullah-l%C3%BCbnan%E2%80%99%C4%B1n-i%CC%87srail%E2%80%99le-m%C3%BCzakerelerine-siyasi-ve-askeri-gerilimle
Hizbullah, Lübnan’ın İsrail’le müzakerelerine siyasi ve askeri gerilimle karşılık veriyor
Güney Lübnan’daki beldelerde yıkıma ait bir görüntü (AFP)
Hizbullah, ABD’nin himayesinde Lübnan ile İsrail arasında yürütülen doğrudan müzakerelere iki yönlü siyasi ve askeri bir yaklaşım ile karşılık veriyor. İlk yaklaşım, müzakereleri reddetme ve devleti “İsrail ile müzakere kararını gözden geçirmeye” çağırma şeklinde ortaya çıkarken, bu adımın “Lübnanlılar arasındaki ayrışmayı artıracağı” savunuluyor. Öte yandan örgüt, İsrail’e yönelik roket saldırılarını artırarak sahadaki yanıtın devam edeceği mesajını veriyor.
Siyasi açıklamalar
Hizbullah’ın parlamentodaki Direnişe Vefa Bloku milletvekillerinden Hüseyin Fadlallah, yaptığı açıklamada “Beyrut’taki iktidarın yeterli olmadığını, bireysel ve zaman zaman mezhepsel çıkarların ulusal çıkarların önüne geçtiğini” söyledi.
Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, hükümetin düşmana taviz vermeyi artırdığını ve Lübnanlılar arasındaki ayrışmayı derinleştiren yanlış bir yola girdiğini belirten Fadlallah, “Lübnan makamları hesaplarını yeniden gözden geçirmeli ve halkına dönmelidir” dedi.
Fadlallah güneyden ordunun çekilerek bölgenin işgale açık hale getirildiğini ve böylece düşmana fırsatlar verildiğini ileri sürdü.
“Düşman, Bint Cubeyl sahasını yok etse de içinde fotoğraf çekmeyi başaramadı” diyen Fadlallah, İsrail’in “sahadaki yenilgisini Washington’daki müzakerelerle telafi etmeye çalıştığını” iddia etti.
Milletvekili, Lübnan hükümetine “İsrail ile müzakere kararını yeniden gözden geçirme” çağrısını yineleyerek, bunun “Lübnanlılar arasındaki ayrışmayı artıracağını” savundu.
Güney Lübnan’da yıkılmış binaların enkazı arasında dalgalanan bir İsrail bayrağı (AFP)
Bu açıklamalar, Hizbullah Siyasi Konseyi üyesi Vekif Safa’nın, örgütün devam eden müzakerelerle ilgilenmediğini söylemesinin ardından geldi. Safa, AP’ye yaptığı açıklamada “Müzakerelerin sonuçlarıyla hiç ilgilenmiyoruz, bizi bağlamıyor. Anlaşmalar ne olursa olsun bağlı değiliz” ifadelerini kullanmıştı.
Askeri gerilimi
Hizbullah, bu tutumunu sahada da yaklaşık bir saat içinde İsrail’e 40’a yakın roket atarak göstermeye çalıştı. Özellikle kuzeydeki yerleşim yerleri hedef alındı.
Örgüt ayrıca, Yukarı Celile’de bir askeri noktaya yönelik bir seyir füzesinin fırlatıldığını gösteren bir video yayımladı ve İsrail’in “Maskaf Am” mevkiinde askerlerin toplandığı bir alanın hedef alındığını duyurdu.
Buna ek olarak, insansız hava aracı (İHA) saldırıları ve farklı bölgelere roket salvoları düzenlendiği de açıklandı.
Devlet dışı müzakere denklemi
Gelişmelerin anlamına ilişkin değerlendirmede bulunan emekli tuğgeneral Said Kazzah, “Hizbullah’ın bu aşamada İsrail’e net bir denklem dayatmaya çalıştığını; kendisini Lübnan devleti üzerinden yürütülen müzakerelerden bağımsız, ateşkes konusunda muhatap alınması gereken tek taraf olarak konumlandırmak istediğini” söyledi.
Kazzah’a göre örgüt Lübnan devletinin bu dosyada yetkinliğini ve özellikle güney sınırındaki güvenlik müzakerelerini yürütme kapasitesini fiilen tanımıyor. Bu yaklaşımın iki hedefi olduğunu belirten Kazzah, bunlardan ilkinin örgütün müzakere şartlarını dayatabilen bir aktör olarak konumunu güçlendirmek, ikincisinin ise bu kartı İran’ın ABD ile yürüttüğü daha geniş müzakere sürecinde kullanmak olduğunu ifade etti.
Güney Lübnan’da yıkılmış binaların yanından geçen bir yolda ilerleyen İsrail ordusuna ait zırhlı araçlar (AFP)
Kazzah ayrıca zamanlamaya dikkat çekerek, güneydeki askeri operasyonların sürdüğünü ve “Hizbullah’ın İsrail ordusuyla fiili çatışma halinde olmaya devam ettiğini” söyledi. Sabah saatlerinde yaklaşık 40 roket atılmasının, İsrail yerleşimlerinde okulların yeniden açılmasıyla aynı zamana denk gelmesinin sembolik bir anlam taşıdığını belirterek bunun “savaşın sona ermediği ve Washington’daki müzakere sürecinin otomatik bir ateşkes anlamına gelmediği” mesajını taşıdığını ifade etti.
Kazzah, örgütün geçmişte olduğu gibi dolaylı müzakere modelini yeniden üretmeye çalıştığını, 1993, 1996 ve 2000 yılları ile 2006 savaşı örneklerinde olduğu gibi uluslararası arabulucular üzerinden bir iletişim kanalı kurulduğunu hatırlattı. Lübnan devletinin ise çoğu zaman bu süreçte doğrudan taraf olmaktan ziyade, sonuçların resmileştirildiği bir yapı olarak kaldığını söyledi.
Bu yaklaşımın daha yakın dönemde deniz sınırlarının belirlenmesi sürecine de yansıdığını belirten Kazzah, burada da fiilen Hizbullah’ın dayattığı bir denklem oluştuğunu, devletin ise çoğunlukla süreci tamamlayan resmi bir aktör rolünde kaldığını ifade etti.
Siyasi mesajlar, askeri örtüyle
Emekli Tuğgeneral Naci Melaab ise farklı bir değerlendirme yaparak, askeri gerilimin belirleyici bir savaş kapasitesinden ziyade “siyasi ve varoluşsal bir mesaj” taşıdığını söyledi.
Melaab, İran’ın füze doktrininde çoklu salvo saldırılarının hava savunma sistemlerini yıpratmaya yönelik olduğunu, ancak mevcut operasyonların bu düzeyde bir etkinlik taşımadığını belirtti.
“Hizbullah’ın bugün yürüttüğü askeri faaliyetler, İsrail’e yalnızca sınırlı zararlar verebiliyor; güç dengesi üzerinde belirleyici bir değişiklik yaratmıyor” diyen Melaab, İsrail’in gelişmiş savunma sistemleri ve sivil altyapı hazırlığı sayesinde bu tür saldırılara karşı yüksek bir dayanıklılık sergilediğini ifade etti.
İsrail’in özellikle insansız hava araçları alanındaki teknolojik üstünlüğüne dikkat çeken Melaab, bunun sahada bu tür operasyonlara karşı koymayı zorlaştırdığını söyledi.
Tırmanışın müzakere bağlamıyla bağlantılı olduğunu belirten Melaab “Yaşananlar askeri olmaktan çok siyasi bir mesajdır; devlet değil, savaş ve barış kararının hâlâ Hizbullah’ın elinde olduğu vurgulanmaktadır. İsrail saldırılarını sürdürürse biz de devam ederiz” mesajını taşıdığını ancak bunun sahada belirleyici bir askeri sonuç üretmediğini ifade etti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة