Eritre, Rusya-Çin ekseninden neyi hedefliyor?

Moskova'da Putin ile bir araya gelen Eritre Devlet Başkanı Afewerki, iki hafta önce de Pekin ile görüşmelerde bulundu

Putin dün Afewerki'yi Kremlin Sarayı'nda ağırladı / Fotoğraf: Kremlin Basın Ofisi
Putin dün Afewerki'yi Kremlin Sarayı'nda ağırladı / Fotoğraf: Kremlin Basın Ofisi
TT

Eritre, Rusya-Çin ekseninden neyi hedefliyor?

Putin dün Afewerki'yi Kremlin Sarayı'nda ağırladı / Fotoğraf: Kremlin Basın Ofisi
Putin dün Afewerki'yi Kremlin Sarayı'nda ağırladı / Fotoğraf: Kremlin Basın Ofisi

Mahmud Ebu Bekir 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün Kremlin Sarayı'nda Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki'yi ağırladı.

Afewerki'nin dört günlük Rusya ziyareti, ülkesinin 1993'te bağımsızlığını kazanması ardından bir Afrika liderinin Moskova'ya yaptığı ilk ziyaret sayılıyor.

Afewerki 15 Mayıs'ta ise Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşmek üzere Pekin'i ziyaret etmişti.

Peki Eritre, Rusya-Çin ekseninden neyi hedefliyor?

Kremlin Basın Ofisi tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: 

Putin, Eritreli mevkidaşı ile Rusya ve Eritre arasındaki ikili ilişkilerin çeşitli alanlarda geliştirilmesine yönelik umutları, bölgesel ve uluslararası gündemdeki bir dizi meseleyi görüştü. Görüşmelerde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un ocak ayında Asmara'ya yaptığı ziyarette üzerinde anlaşmaya varılan hususların etkinleştirilmesi üzerine duruldu. Siyasi, diplomatik, askeri ve eğitim alanlarında ikili iş birliğinin derinleştirilmesi de bu kapsamdaydı. Bilhassa Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş ile ilgili olmak üzere mevcut uluslararası durum ve uluslararası kuruluşlardaki diplomatik tutumların koordinasyonu ele alındı.

Eritre Enformasyon Bakanı Yemane Ghebremeskel ise Twitter hesabından yaptığı açıklamada, "Afewerki ile Putin arasındaki görüşmelerde ikili ilişkilere, uluslararası meselelere ve ortak çıkarları ilgilendiren gelişmeleri güçlendirmeye odaklanıldı" ifadelerini kullandı. 

Çin-Rus ekseni

Afewerki ile gerçekleştirdiği görüşmenin bölgesel barış ve uluslararası adaletin sağlanması için büyük önem taşıdığını vurgulayan Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, ülkesinin Eritre ile stratejik ortaklığı daha da geliştirmeye, yeni çerçeveler ve platformlar inşa ederek işbirliğini geliştirmeye hazır olduğunu da sözlerine eklemişti.

Bir Kuşak, Bir Yol Projesi, Çin-Afrika İşbirliği Forumu (FOCAC) ve Afrika Boynuzu için barış ve kalkınma vizyonu da bu kapsamda yer alıyor. 

Cinping, görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında, ülkesinin Eritre'nin uzun vadede bağımsız bir dış politika taahhüdünü takdir ettiğini vurguladı.

Tek taraflılığa karşı çıkmak ve gelişmekte olan ülkelerin çıkarlarını korumak için Asmara ile ortaklaşa çalışmaya hazır olduğunu vurgulayan Cinping, Çin vatandaşlarının Sudan'dan tahliye edilmesine yardım etmede Eritre'nin rolüne işaret etti.

Afewerki de Çin kanalı CGTN ile yaptığı bir televizyon röportajında, ülkesinin Pekin'in uluslararası düzeyde tek kutupluluğu sona erdirmeyi amaçlayan pozisyonlarını desteklediğini söyledi.

Çin'in Afrika'daki büyük yatırımlarına övgüde bulunan Afewerki, "Kahverengi kıta, egemenlik sürme politikalarından ve büyük güçlerin kendi servetini tüketmesinden muzdarip" ifadelerini kullandı.

Aynı zamanda uluslararası adaletin hüküm sürdüğü uluslararası bir düzen çağrısında bulundu.

İzolasyonun kırılması

Afewerki, Moskova ile işbirliği alanlarını genişletmeye çalışıyor. Zira Eritre rejimi, ABD tarafından uygulanan ekonomik ambargonun etkilerinden mustarip.

Asmara'nın yaklaşık 10 yıldır içerisinde bulunduğu uluslararası izolasyon ise ülkedeki birçok kalkınma projesinin başarısızlığına katkıda bulunuyor. 

Afewerki'nin Moskova ziyareti; ekonomik ve ticari işbirliğinin yanısıra madencilik ve eğitim alanlarında Rus alternatiflerinden yararlanmayı, Etiyopya'nın Tigray bölgesinde yürüttüğü şiddetli savaştan çıkan Eritre ordusunu yeniden inşa ve modernize etmek için Rus askeri teknolojisinden faydalanmayı amaçlıyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'un söz konuu ziyaretinde Asmara'da imzalanan anlaşmalar, Eritre askeri teşkilatının modernizasyonunu ve rehabilitasyonunu içeriyordu. 

Rus üssü

Eritre'nin Moskova Büyükelçisi Petros Tseggai, daha önce Rus haber sitesi Sputnik'e verdiği demeçte, Eritre'nin kendi kıyılarında bir Rus lojistik merkezinin kurulmasına karşı çıkmadığını ifade etmiş, kıtada daha etkili hale gelen diğer güçlere benzer şekilde Moskova'nın da kahverengi kıtada büyük bir rol oynaması çağrısında bulunmuştu.

Bunlar, o dönemde Eritre'de kafa karışıklıklarına neden olan açıklamalardı. Zirâ Asmara, daha önce ise Kızıldeniz kıyılarında hiçbir yabancı varlığını hoş karşılamadığını beyan etmişti.

Eritreli siyasi analist Süleyman Hüseyin, "Dolaşan veriler, Rusya'nın arzusuyla kesişen medya kampanyalarından başka bir şey olmadığı, ancak ülkesinin politikalarından tamamen uzak olduğu yönünde. Rusya Dışişleri Bakanı'nın ziyareti sırasında Asmara'da imzalanan anlaşmalar, ekonomik ve ticari işbirliği ve Eritre ordusu teçhizatının modernizasyonu ile ilgili" diye konuştu. 

İlgi çekmek

Afrika Boynuzu meselelerinde uzman siyasi analist Abdurrahman Seyyid de şunları söyledi:

1998-2000 yılları arasında Etiyopya ile olan sınır savaşından bu yana boğucu bir diplomatik izolasyona maruz kalan Eritre rejimi, bu izolasyonu Çin ve Rus ekseniyle, bazen de Batı ülkeleriyle kırmaya çalıştı.

Bu ülkelerin Eritre'ye yönelik acil ilgilerinin olmaması ve stratejik motivasyon eksikliği, Eritre'nin ABD yönetimlerinin dikkatini çekmeye yönelik tüm girişimlerini başarısız kıldı. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşı ise Asmara'nın Moskova'yı cezalandırmaya yönelik uluslararası karara karşı bir tavır almasına neden oldu.

İkili ilişkileri yeniden pekiştirmek isteyen Asmara, bu karara karşı oy vererek Rusya'nın Birleşmiş Milletler'deki konumunu destekleyen beş ülkeden biriydi. Komşu Sudan ve Etiyopya'daki kargaşa ise Asmara'yı Moskova ve Pekin'in çıkarları listesine dahil etti.

Çinliler ve Ruslar Eritre'yi küçük, ancak daha tutarlı ve istikrarlı, dolayısıyla bu önemli bölgede stratejik roller oynayabilecek bir ülke olarak gördüler. Nitekim Kızıldeniz'in güneyinde Babü'l Mendep'e bakan batı kıyısındaki konumuyla Eritre, bölgede gelişmiş bir askeri üs olarak ondan yararlanmak isteyen başlıca ülkeler için jeopolitik bir öneme sahip.

Diplomatik ivme

Seyyid, Afewerki'nin bir yandan ABD ile Batı'nın ülkesine uyguladığı ablukaya karşı diplomatik ivme bulmaya çalıştığını, diğer yandan ise bu sorunlu bölgedeki rolünün bir şekilde tanınmasını sağlamak istediğini, böylece uluslararası izolasyondan kaçmaya çalıştığını vurguladı. 

Son ziyarete ve Asmara ile Moskova arasında ekonomik düzeyde imzalanan anlaşmalara pek güvenmediğini söyleyen Seyyid, "Rusların ve Çinlilerin Eritre'deki çıkarları güvenlik ve askeri yönlerle sınırlı kalacak. Belki bunun ötesine geçerek Eritre rejiminin ticari kurumlarıyla ortaklaşa bazı maden ve deniz kaynaklarının işletilmesine kadar gidebilir" şeklinde konuştu.

Kriz yatırımı

Eritreli aktivist Yusuf Cibri ise Eritre hükümetinin hızla dağılan kırılgan ittifaklar kurmak için genellikle uluslararası ve bölgesel krizlere güvendiğini söyledi.

Asmara'nın bilhassa Ukrayna'daki savaşa yönelik tutumlarının, gerek BM'de uluslararası karara karşı oy kullanması, gerek ise Eritreli ve Rus yetkililer arasında sık sık ziyaretlerin yapılması yolu ile Eritre'yi Rus ekseni ile yeniden konumlandırmak için bir fırsat olduğuna işaret eden Cibri, "Geçici taktiklerle ilgili olduğu kadar stratejik boyutla ilgili değil" nitelendirmesinde bulundu. 

 

 

Independent Arabia



Çin yeni nesil silahlarını hayvanlardan ilham alarak üretiyor

Eylül'de Pekin'de düzenlenen askeri geçit töreninde "robot kurtlar" da gösterilmişti (CCTV)
Eylül'de Pekin'de düzenlenen askeri geçit töreninde "robot kurtlar" da gösterilmişti (CCTV)
TT

Çin yeni nesil silahlarını hayvanlardan ilham alarak üretiyor

Eylül'de Pekin'de düzenlenen askeri geçit töreninde "robot kurtlar" da gösterilmişti (CCTV)
Eylül'de Pekin'de düzenlenen askeri geçit töreninde "robot kurtlar" da gösterilmişti (CCTV)

Çin ordusu yapay zeka destekli otonom silahlarını geliştirmeyi hızlandırmaya çalışıyor. Drone sürüleri ve karada faaliyet gösteren robotlar dikkat çekiyor. 

Bu konuya mercek tutan Wall Street Journal (WSJ), bilim insanlarının şahin, güvercin, kurt, karınca ve çakal gibi pek çok hayvandan ilham aldığını bildirdi. 

Halk Kurtuluş Ordusu bağlantılı üniversitelerdeki araştırmacıların şahin gibi yırtıcıların avlarını nasıl seçtiğini, güvercin ve benzeri kuş sürülerinin saldırılardan nasıl kaçtığını modellediği aktarıldı. Böylece drone'ların insan müdahalesi olmadan zayıf hedefleri belirleyip saldırı düzenlemesini sağlayacak algoritmaların oluşturulduğu vurgulandı.

Çin'deki savunma şirketleri ve üniversitelerin 2022'den beri 930 buluşun patentini aldığı, ABD'deyse aynı dönemde bu rakamın 60 civarında kaldığı ve bunlardan en az 10'unun Çinlilerle bağlantılı olduğu ifade edildi.

Amerikan gazetesi, Pekin'in yapay zekayı barutun icadıyla kıyaslanacak bir teknoloji olarak gördüğünü ve gelecekteki savaşların insansız yürütülebileceğini düşündüğünü belirtti. 

Çin'in kitlesel drone üretimindeki hakimiyetine ve bunu ucuza çok büyük sayılarda yapabilmesine dikkat çekildi. 

Asya devinin her yıl bir milyon drone imal kapasitesine sahip olduğunun altı çizilirken ABD'nin katbekat maliyetle bir senede üretebildiği miktarın onbinlerle ifade edilebileceği bildirildi.

Pekin'in kamyonlardan fırlatılan 200 drone'luk sürüler, daha küçük drone'lar fırlatabilen "ana gemi" drone'ları ve silah haline getirilmiş "robot kurtları" sergilediği hatırlatıldı. Çin'in bunları birbiriyle koordine ederek birlikte kullanmayı düşündüğü vurgulandı.

1970'lerin sonundan beri savaşmayan Halk Kurtuluş Ordusu'nun deneyimsiz komutanlar ve sert hiyerarşiye dair endişeleri, yapay zeka destekli bu silahların otonomisiyle gidermeyi planladığı öne sürüldü. 

Ukrayna savaşındaki sinyal bozma taktiğinden ders çıkaran Pekin'in insan kontrollü drone'ların yetersizliğine de bu yolla çözüm bulduğu iddia edildi. 

Savaş durumunda bu teknolojilerin istendiği gibi çalışıp çalışmayacağıysa henüz bilinmiyor.

Diğer yandan savaşmanın yapay zekaya bırakılması, etik açıdan da endişeyle karşılanıyor. İnsan kontrolünde olmayan silahların sivilleri öldürebileceğine işaret ediliyor. 

Independent Türkçe, WSJ, Reuters


James Jeffrey: Kürtlerle ilişkimiz DEAŞ'ı yenmeye yönelik geçici ve taktiksel bir ortaklıktı

James Jeffrey (Reuters)
James Jeffrey (Reuters)
TT

James Jeffrey: Kürtlerle ilişkimiz DEAŞ'ı yenmeye yönelik geçici ve taktiksel bir ortaklıktı

James Jeffrey (Reuters)
James Jeffrey (Reuters)

Eski ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, ABD’nin Suriye’deki yeni tutumunun Kürtlere yönelik bir “ihanet” olduğu yönündeki eleştirilere karşı çıktı. Jeffrey, ABD’li yetkililerin Kürtlere, ilişkilerinin DEAŞ'ın yenilmesine dayalı, geçici ve taktiksel olduğunu her zaman açık biçimde ifade ettiğini söyledi.

Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde ABD’nin Suriye Özel Temsilciliği ve ABD’nin Ankara Büyükelçiliği görevlerini yürüten Jeffrey, Washington’da VOA’ya (Amerika’nın Sesi) gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Kürtlere hiçbir zaman kalıcı güvence vermedik”

Jeffrey, Obama yönetiminden bu yana Kürtlere hiçbir zaman kalıcı bir siyasi ya da askeri garanti verilmediğini vurguladı. ABD’nin, Kürtleri DEAŞ , Esad rejimi ve bu aktörlerin müttefikleri dışındaki güçlere karşı savunacağına dair bir taahhütte bulunmadığını söyledi.

Jeffrey, “Kürtlere, zamanla bir Kürt bölgesini destekleyeceğimizi ya da onları Suriye muhalefetine veya yeni Suriye hükümetine karşı askeri güçle savunacağımızı asla söylemedik. Aksine, ilişkimizin DEAŞ'ı yok etmeye yönelik geçici ve taktiksel bir ortaklık olduğunu ifade ettik” dedi.

ABD’nin Suriye yaklaşımı: BM 2254 sayılı karar

Suriye’nin ve Kürtlerin geleceğine ilişkin konuşan Jeffrey, ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararını desteklediğini belirtti. Kürtlere de bu karar çerçevesinde siyasi çözümden yana olduklarının defalarca aktarıldığını söyledi.

BM Güvenlik Konseyi tarafından 18 Aralık 2015’te oybirliğiyle kabul edilen 2254 sayılı karar; Suriye genelinde ateşkes sağlanmasını, ülkenin birliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü korunarak siyasi bir geçiş sürecini öngörüyor.

“Ahmed Şara ile birlikte sahadaki ortaklar ikiye çıktı”

Jeffrey, Ahmed Şara liderliğindeki Suriye geçici hükümetinin, uluslararası toplumun iş birliğiyle 2254 sayılı kararın öngördüğü adımları hayata geçirmeye çalıştığını ifade etti.

ABD’li eski diplomat, “Ahmed Şara’nın DEAŞ'e karşı uluslararası mücadeleye katılma iradesi göstermesiyle Suriye’deki ortaklarımız Ahmed Şara ve SDG olmak üzere ikiye çıktı” dedi. Jeffrey, İsrail dışındaki bölge ülkelerinin büyük bölümünün Suriye’nin birleşmesi gerektiği görüşünde olduğunu ve ABD’nin de bu politikayı desteklediğini vurguladı.

Trump–Erdoğan temasları ve Kürt bölgeleri

James Jeffrey, Rojava’da Suriye Arap Ordusu’nun Kürt güçlerine yönelik saldırıları sırasında ABD’li yetkililerin, Kürtlere yönelik şiddeti önlemek için Suriyeli ve Türk yetkililerle yoğun bir diplomasi yürüttüğünü söyledi.

Jeffrey, “Kürtlerin katledilmemesi ve güçlerin Haseke’deki Kürt bölgelerine girmemesi için liderler düzeyinde doğrudan telefon görüşmeleri yapıldı. ABD’nin yaklaşımı, şiddeti önlemek ve gerilimi düşürmek yönündeydi” diye konuştu.

ABD–Kürt iş birliği sürecek mi?

Jeffrey, Suriye’deki son gelişmelere rağmen ABD ile Kürtler arasında ortak çalışma imkanının devam edeceğini savundu. ABD’nin Kürt güçleriyle DEAŞ'e karşı iş birliğini sürdürdüğünü belirten Jeffrey, Kürtlerin tamamen tasfiye edilmesini istemediklerini söyledi.

“Kürt güçlerinin Suriye ordusuyla entegre olmasını ve güçlü bir yerel yönetime sahip olmalarını istiyoruz” diyen Jeffrey, bunun sahadaki en gerçekçi çözüm olduğunu ifade etti.

“Suriye için eyalet sistemi önerisi”

Suriye’nin anayasal yapısına da değinen Jeffrey, Irak’takine benzer bir eyalet ya da valilik sistemini savundu. Ancak Suriye’de Irak Kürdistanı’na benzer bir bölgesel statünün uygulanabilir olmadığını belirtti.

Jeffrey, “Irak Anayasası’nda olduğu gibi valilerin halk tarafından seçildiği, yerel polisin ve yerel bütçenin olduğu bir yapı, Suriye’deki Kürtler için ilerleme yolu olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Independent Türkçe, VOA


ABD, Şam’ın Süveyda’yı kontrol altına alma çabalarına destek veriyor

Ordu ve güvenlik güçleri Suriye’nin güneyindeki Süveyda kentinde konuşlandırıldı (SANA – AFP)
Ordu ve güvenlik güçleri Suriye’nin güneyindeki Süveyda kentinde konuşlandırıldı (SANA – AFP)
TT

ABD, Şam’ın Süveyda’yı kontrol altına alma çabalarına destek veriyor

Ordu ve güvenlik güçleri Suriye’nin güneyindeki Süveyda kentinde konuşlandırıldı (SANA – AFP)
Ordu ve güvenlik güçleri Suriye’nin güneyindeki Süveyda kentinde konuşlandırıldı (SANA – AFP)

İsrail Kamu Yayın Kurumu Kan 11, Suriyeli bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, Şam yönetiminin güney Suriye’de çoğunluğu Dürzi olan Süveyda (Cebel el-Arab) üzerinde kontrol sağlamak için ABD desteğiyle hareket ettiğini bildirdi. Haberde, bu sürecin daha önce kuzeydoğuda Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde izlenen yaklaşıma benzediği ifade edildi.

Söz konusu yetkili, ABD desteğinin “İsrail’in ulusal güvenliğine zarar verilmemesi” şartına bağlı olduğunu belirtirken, Tel Aviv’in bu gelişmeden tam anlamıyla memnun olmadığı ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Kan 11’den aktardığı habere göre, askeri konularla ilgilenen Suriyeli yetkili, hükümetin son dönemde ABD ile koordinasyon ve destek bulunduğunu gösteren bir özgüvenle hareket ettiğini söyledi. Bu çerçevede, ABD’nin, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın Süveyda üzerindeki kontrolü yeniden tesis etme yönündeki adımlarını desteklediği değerlendirmesi yapıldı.

sdcfgt
Süveyda kırsalındaki Şehba kentinde düzenlenen bir gösteriden arşiv fotoğrafı; gösteri sırasında İsrail bayrakları taşındı (el-Râsıd sitesi)

Yetkili, Şam yönetiminin Süveyda’ya yeniden giriş konusunda henüz nihai karar almadığını, ancak bunun “er ya da geç gerçekleşeceğini ve tercihen diyalog ve uzlaşı yoluyla olmasını umduklarını” ifade etti.

Öte yandan Kan 11, İsrail’in Suriye ile yürütülen müzakerelerde, Süveyda’daki Dürzilere doğrudan destek sağlayabilmesine imkân tanıyan açık bir güvenlik maddesinin anlaşmalara eklenmesini şart koştuğunu bildirdi. İsrail’in bu koşulu stratejik çıkarlarının korunması açısından temel gördüğü belirtildi. ABD’nin de desteğinin İsrail’in ulusal güvenliğine zarar verilmemesi şartına bağlanırken bu maddeyi dikkate aldığı kaydedildi. Ancak Tel Aviv’deki izlenim, Washington’un İsrail’in tutumunu olduğu gibi kabul etmediği ve kapsamını asgari düzeye indirdiği yönünde. Fiilen ABD’nin, İsrail’in yalnızca Dürzilerin doğrudan saldırıya uğraması hâlinde müdahaleye hazır olmasını istediği ifade edildi.

dfgthy
İsrail’e ait bir uçağın, geçen temmuz ayında Güney Suriye’deki Süveyda üzerinde uçuşu sırasında termal aldatma balonları (flare) bırakması (AFP)

Kan 11 ayrıca, ABD’nin Ekim 2025’te Süveyda’da yaşananlar gibi Dürzilere yönelik yeni katliamların önlenmesi yönündeki İsrail talebini desteklediğini aktardı.

Öte yandan Jerusalem Post, Süveyda sakinleri arasında ordunun kente girmesine yönelik ciddi endişeler bulunduğunu yazdı. Gazete, halkın Temmuz ayında devlet destekli grupların saldırılarında 2 bin 500 kişinin hayatını kaybettiğini unutmadığını vurguladı.

Öte yandan Kan 11, İsrailli bir güvenlik kaynağına dayandırdığı haberinde, Dürzilere yönelik saldırıların sürmesi hâlinde İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarını genişletmeye hazır olduğunu, “Tırmanmaya tırmanmayla karşılık verilir” mesajı verdiğini aktardı. Bu açıklamanın, Süveyda’da son haftalarda görece bir sükûnet yaşanmasına rağmen yapıldığına dikkat çekildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu daha önce yaptığı açıklamada, Suriye’nin güneybatısının silahsızlandırılmış bir bölge olarak kalmasına kararlı olduklarını söylemiş, “Buranın ikinci bir Lübnan’a dönüşmesine izin vermeyeceğiz. Dürzi nüfusu koruma konusunda taahhüdümüz var” demişti. Netanyahu, “Şu anda yoğun operasyonlar yürütüyoruz. Daha fazlasına mecbur kalmamayı umuyorum; bu Şam’ın tutumuna bağlı” ifadelerini kullanmıştı.

rgt
İsrail ordusuna ait askeri araçların Güney Suriye’deki bazı bölgelere girmesi (İsrail ordusu)

Bu gelişmelerin yanı sıra İsrail merkezli i24NEWS, Cumartesi günü Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’ya yakın bir kaynağa dayanarak, ABD arabuluculuğunda Paris’te Suriyeli ve İsrailli yetkililer arasında yakında bir görüşme yapılmasının beklendiğini ileri sürdü. Habere göre, görüşmede iki ülke arasında bir güvenlik anlaşmasının son detaylarının ele alınması öngörülüyor.

Aynı kaynak, toplantıda Suriye-İsrail arasındaki tampon bölgede olası ortak stratejik ve ekonomik projelerin de gündeme geleceğini belirtti.

Ancak Reuters, daha önce ABD arabuluculuğunda yapılan görüşmelerin, sınır hattında istikrarı sağlamayı hedefleyen bir güvenlik anlaşmasıyla sonuçlanmadığını hatırlattı.