Silahlı hareketler kendilerini Sudan'ın siyasi gerçekliği içinde yeniden konumlandırabilecek mi?

Sudan'daki silahlı hareketler, kendilerini demokrasi ve sivil geçiş sürecinin savunucusu olarak ilan etti

Muhalifler, Adalet ve Eşitlik Hareketi lideri Cibril İbrahim'in Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan'ın kararlarını yönlendiren gizli seslere en yakın kişi olduğunu düşünüyor (Hasan Hamid-Independent Arabia)
Muhalifler, Adalet ve Eşitlik Hareketi lideri Cibril İbrahim'in Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan'ın kararlarını yönlendiren gizli seslere en yakın kişi olduğunu düşünüyor (Hasan Hamid-Independent Arabia)
TT

Silahlı hareketler kendilerini Sudan'ın siyasi gerçekliği içinde yeniden konumlandırabilecek mi?

Muhalifler, Adalet ve Eşitlik Hareketi lideri Cibril İbrahim'in Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan'ın kararlarını yönlendiren gizli seslere en yakın kişi olduğunu düşünüyor (Hasan Hamid-Independent Arabia)
Muhalifler, Adalet ve Eşitlik Hareketi lideri Cibril İbrahim'in Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan'ın kararlarını yönlendiren gizli seslere en yakın kişi olduğunu düşünüyor (Hasan Hamid-Independent Arabia)

Mina Abdulfettah 

Arjantin asıllı Kübalı devrimci Che Guevara 'Gerilla Savaşı' adlı kitabında, "bir grup insan tarafından yürütülen bir ayaklanmanın, modern orduların ve teknolojinin gücüne karşı, minimum kaynak, az bir halk desteği ve mütevazi ulaşım imkanları ve her gün yeni gönüllü bireylerin saflarına katıldığı düzenli bir orduya karşı nasıl zafer kazanabileceğine dair bir plan geliştirerek" fikrinin devrimci bir siyasi hareket olduğunu dile getirmişti.

1970'li ve 1980'li yıllar boyunca üçüncü dünyanın popüler hayal gücüne hâkim olan bu teori, Küba Devrimi'nin başarısı sayesinde üçüncü dünya ülkelerinin birçoğunu etkilemeyi başardı.

Marksist teoriyle yoğrulmuş olan Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) lideri John Garang de Mabior da bu teoriden etkilendi.

Ancak askeri stratejinin yanı sıra, siyasi ve sosyal faktörler de SPLM-N hareketinin, Sudan ordusunu Güney Sudan ormanlarında birkaç kez püskürtmesini sağladı.

Hareket, daima 'halk güçlerine' ve silahlı saldırılara karşı mücadele etmek için Che Guevara'nın en iyi savaş alanı olarak tanımladığı 'kırsal alanlara' dayanıyordu.

Halk hareketinden ortaya çıkan diğer silahlı hareketler bu şekilde varlık sahasına çıktı. Buna örnek olarak SPLM-N gösterilebilir.

2003 yılında Darfur'da savaşın patlak vermesinden bu yana oradaki silahlı hareketler ortaya çıktı. Bu hareketler bazen birleşip bazen de bölünüyorlar.

Stratejilerini değiştirerek bir grup devrimciden orduyu yenmek için orduya karşı savaşacak yetenekli milislere dönüştüler.

Önceki rejim bu grupların gücünün kırsalda ve uzak bölgelerde başarılı olduğunu keşfettiğinde, onları şehirlerdeki savaşlara sürüklemeyi planladı.

Ancak sonraki dönemlerde Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) dönüşecek olan Cancavid milislerinin bir parçası, eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir zamanında orduya güveniyordu.

Daha sonra bu grubun bir kısmı, taktik değiştirerek savaşı Darfur kamplarından şehir meydanlarına taşıdı.

Böylece Darfur bölgesindeki şehirlerde gerçekleşen muharebeleri yönetti. Daha sonra Başkent Hartum'un merkezindeki operasyon bölgelerini tam olarak bilerek kontrolü ele geçirdi.

Devrim niteliğinde özellikler

Geçen nisan ayında Hartum'da ordu ile HDK arasında başlayan ve altı ayı aşkın bir süredir devam eden Sudan savaşı, Darfur ve Kordofan'daki diğer bölgeleri, Nuba Dağları ve Mavi Nil bölgelerini de kapsayacak şekilde genişledi.

Savaş, Sudan'ın doğusunda gerçekleşen farklı olayları da içeriyor. Tüm bunlar, kapsamlı bir iç savaşın çekirdeğini oluşturuyor.

Savaş esas olarak HDK'ye karşı ordu güçleri tarafından yürütülse de, ister gerçek anlamda sahada olsun ister taraflardan birini desteklesin, diğer silahlı hareketler sahadan tamamen uzak değiller.

Özellikle de bu hareketler arasında 'devrimci bir hükümet' kurmayı amaçlayanlar olduğu için durum bundan ibarettir.

Aralarındaki farklılıklara rağmen, şehirlerde savaşa girişemeyenler de dahil olmak üzere tüm hareketler savaştan faydalanma ve savaşı kendi lehlerine çevirme konusunda aynı yönde hareket ediyor.

Bu hareketler, son zamanlarda her iki tarafa da destek olarak savaşı kendi bölgelerinden iç bölgelere doğru yönlendirmeye istekli olduklarını gösteriyorlar.

Silahlı hareketler sivil siyasi güçlerle birleşti ve bazıları Özgürlük ve Değişim Bildirgesi - Merkez Konseyi'nin, diğerleri ise muhalif olan Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri'nin (ÖDBG) destekçisi oldu.

Bu şekilde her bir hareket siyasi sonuçları olan devrimci özellikler kazanmak için siyasi bir gruba dahil olarak bir sonraki hükümetteki konumunu garanti altına almaya çalışıyor.

Dolayısıyla bu hareketler silah taşıdıkları halde kendilerini, demokrasiyi ve sivil geçiş sürecini savunanlar olarak konumlandırıyor.

Bazı silahlı hareketler, siyasi partilere dönüşmüş olsalar da Ekim 2020'de Cuba Barış Anlaşması'nda öngörülen 'güvenlik düzenlemeleri' maddesinin yerine getirilmesini beklemek üzere Hartum ve diğer şehirlerdeki güçlerini muhafaza ediyorlar.

Bazı hareket liderleri ise birleşme gerçekleşmeden önce siyasi pozisyonlar elde etmiştir. Bu durum savaşın bunu bozmasından önce tartışmalara neden oldu.

Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) bölündü. Malik Agar Cuba Barış Anlaşması'nı imzalarken Abdulaziz el-Hilu ise anlaşmayı reddetti
Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey (SPLM-N) bölündü. Malik Agar Cuba Barış Anlaşması'nı imzalarken Abdulaziz el-Hilu ise anlaşmayı reddetti

Adalet ve Eşitlik Hareketi lideri Cibril İbrahim Maliye Bakanı, Sudan Kurtuluş Hareketi lideri Mini Arko Minavi Darfur Bölgesi Başkanı ve SPLM-N lideri Malik Agar kısa bir süre önce Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan tarafından Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı olarak atandı. Böylece Agar, HDK Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu'nun (Hamideti) yerini aldı.
Anlaşmayı imzalamayı reddedenler ise SPLM-N'nin muhalif lideri Abdulaziz el-Hilu ve Sudan Kurtuluş Hareketi'nin muhalif lideri Abdulvahid Muhammed Nur'du.

Hareketlerin sesi

Aralık 2018 ayaklanmasının patlak vermesi ve Nisan 2019'da Beşir rejiminin devrilmesinin ardından geçiş hükümeti kuruldu.

Bir yandan ÖDBG ile diğer yandan askeri konsey arasında müzakereler başladı. Nihayet 4 Ağustos'ta imzalanan siyasi bir anlaşmaya varıldı. Ağustos 2019'da Sudan Egemenlik Konseyi, Abdullah Hamduk'u Başbakan olarak atadı. Hamduk, 21 Ağustos'ta görevine başladı.

Ayaklanmanın ilk yılında sivil ve askeri personelden oluşan karma bir hükümet kuruldu. Ancak iki grup geniş çaplı anlaşmazlıklara gark oldu ve sonra her biri kendi içerisinde bölünmeler yaşadı.

Bu dönemde silahlı hareketler tetikteydiler ve herhangi bir tarafa katıldıklarını açıklamadılar. Ancak kısa bir süre sonra bu hareketler de bölündü ve bir grup orduya, diğeri sivillere katılmayı tercih etti.

Burhan'ın Ekim 2021'de aldığı ve sivil kanada karşı bir darbe olarak değerlendirilen tedbirlerin ardından sivil ve askeri unsurlar arasındaki anlaşmazlık yoğunlaştı. Bunun üzerine Hamduk 2 Ocak 2022'de istifa ettiğini açıkladı. 

Savaş sırasında silahlı hareketlerin sesi, savaşı desteklediklerini veya savaştan vazgeçtiklerini açıkça beyan etmedikleri için zayıf çıkıyordu.

Ancak pozisyonlarını korumaya devam ettiler. Hükümettekiler mevcut pozisyonlarını korurken, muhalefettekiler de silahlarını ellerinde tutmayı sürdürdüler.

Bu pozisyonlar çatışmanın taraflarından hiçbirini heyecanlandırmayınca, her biri varlığını, pozisyonlarını kullanarak duyurmaya başladı.

Bu durum, 'güvenlik düzenlemelerinin' uygulanmasını bekleyenler için gizliden, Cuba Barış Anlaşması'nı imzalamayı reddedenler için ise açıktan gerçekleşti.

ÖDBG liderleri bu hareketlerin kışkırtıcısı rolünü oynarken, bir yandan da bu hareketleri 'savaşa hayır' mesajını benimsemeye çağırdılar ki bu birçoklarının gözünde siyasi muhalifler ortadan kaldırılana kadar 'savaşın devam etmesi çağrısından' başka bir anlama gelmeyen 'içi boş' bir mesajdı.

Beşir'in rejimine, Ulusal Kongre Partisi'ne ve otuz yıldır mensubu olduğu İslamcı örgüte karşı verilen mücadele, siyasi güçleri, hedeflerini bir varlık olarak örgüte değil, örgütün bireyleri tarafından isimleriyle temsil edilen yıpranmış bir siyasi kisveye sahip düşmana odaklamaya sevk etti. Bu nedenle de cesurca karşı karşıya gelmek düşünülmedi.

Bu yüzden Hamideti, sivil güçlerin emriyle Beşir rejiminden çekildiğini ve böylece savaşını örgüte karşı çevirdiğini açıkladığında, askeri güce ve paraya sahip, eksikliklerini telafi edecek ve rejime karşı savaşlarını daha mantıklı gösterecek güçlü bir destek buldular.

Dünkü mücadelede yoldaşları olan silahlı hareketlerin geri kalanına artık ihtiyaç duymadılar.

Tıkanıklığın açılması

Silahlı hareketler tarafından gerçekleştirilen en son bölünme, 30 Ağustos'ta Addis Ababa'da düzenlenen genel konferansta hareketin eski siyasi yetkilisi Süleyman Sandal Haggar'ı lider olarak seçen Adalet ve Eşitlik Hareketi'nden bir grubun ayrılmasıyla vuku buldu.

Günler sonra hareketin lideri Cibril İbrahim, savaşı sona erdirmek için "derhal ateşkes sağlanması, askeri, insani ve siyasi konuları ele alan bir müzakere sürecinin başlatılması için ortam yaratılmasını" içeren bir yol haritası sundu.

Hareket, geçiş döneminin tamamlanması için siyasi ve sivil güçler anayasal düzenlemeler üzerinde anlaşana kadar geçici bir hükümet kurulmasını talep etti.

Sonuç bildirisinde HDK'nin namusa saldırma, para çalma, evleri ve kamu tesislerini işgal etme ve sivilleri öldürme yönündeki ihlalleri, özellikle de Batı Darfur Valisi Hamis Abdullah Abkar'a yönelik suikast kınandı.

Bu hamleye karşılık olarak hareketin bir lideri 10 Eylül'de şunları söyledi:

HDK, hareketin lideri Cibril İbrahim'in Menşiye banliyösündeki evine baskın düzenledi ve eski muhafız komutanı ve beraberinde iki kişiyi tutukladı.

Adalet ve Eşitlik Hareketi, güvenlik hizmetlerinde reform yapılması ve orduların birleştirilmesi amacıyla Cuba Barış Anlaşması'na bağlılığını yineliyor.

Ayrıca savaşın başından bu yana tarafsızlık taahhüdünü ve çatışmanın hiçbir tarafını desteklemediğini ilan ediyor.

Ancak muhalifleri, hareketin lideri Cibril İbrahim'in İslamcılara bağlılığı sebebiyle, Burhan'ın ekibi tarafından alınan kararları yönlendiren gizli seslere en yakın kişi olduğuna inanıyor.

Abdulvahid Muhammed Nur'un kanadı olan Sudan Kurtuluş Hareketi ise Darfur'un beş bölgesinde Cebel Merre'nin uzantısı olan engebeli alanları kontrol ettiğini ve kontrolü altındaki alanların savaştan kaçan çok sayıda insanı barındırdığını açıkladı.

SPLM-N'nin muhalif lideri Abdulaziz El-Hilu'ya gelince, onun merkezin dikkatini çekmek için yeni bir savaş ilan etmesi gerekiyordu.

Sudan silahlı hareketlerin stratejisi değişti ve onlar bir grup devrimciden orduya karşı savaşan milislere dönüştüler (Hasan Hamid-Independent Arabia)
Sudan silahlı hareketlerin stratejisi değişti ve onlar bir grup devrimciden orduya karşı savaşan milislere dönüştüler (Hasan Hamid-Independent Arabia)

Sudan hükümetiyle ateşkes anlaşması imzalamasına rağmen, başkent Hartum'a yaklaşık 589 kilometre uzaklıktaki Nuba Dağları bölgesinde bulunan Güney Kordofan eyaletindeki Kadugli'de dört kampı kontrol altına aldığını ilan etti.

Nihayetinde yerel yönetimlerin liderleri, ordu ve Halk Hareketi liderleri arasına girerek iki taraf arasındaki gerginliği ortadan kaldırmayı başardı.

Gelecek hedefler

Silahlı hareketlerin konumları birbirinden farklı. Öyle ki tam bir dönüşüm geçirmedikleri için Sudan savaşına dair endişeleri artırıyorlar.

Bu hareketler sadece savaşın sonuçlarını istismar ediyorlar. Nuba Dağları bölgesi eski rejim ile Garang hareketi arasında uzun bir savaş sürecine tanıklık etti.

Darfur eyaletleri de eski rejim ile silahlı hareketler arasında halen devam eden bir savaşa tanık olduğu için bu bölgelerdeki çatışma faaliyetlerinin de yeni olduğu söylenemez.

Onlarca yıldır olduğu gibi, herhangi bir saldırı hareketi mevcut durumdan yararlanılarak motive ediliyor.

Burada silahlı hareketlerin bundan sonraki hedeflerini gösteren bir harita çizilebilir.

Cuba Barış Anlaşması'nı imzalayan hareketler ise ne kadar ayrılık yaşarsa yaşasın fiili çatışmaya dönmekte tereddüt edecekler.

Özellikle iki ila üç yıl arası bir hükümet görevinde kaldığı için ve mevcut Egemenlik Konseyi değişmediği sürece savaşmaya geri dönmeye hazır olmayacak.

Burhan ise bu hareketleri Darfur ve Nuba Dağları'ndan gelen Afrika kökenli etnik kompozisyonla sürdürüyor ve bu da kampında geniş bir çeşitliliğin varlığına işaret ediyor.

Bu nedenle, mensubiyete dayalı herhangi bir sınıflandırmanın ortaya çıkmasına izin vermediğinden, Sudan siyasi güçlerinin resminin tamamında gerekli bir dengeyi temsil ediyor.

Silahlı hareketlerin liderleri, bölgelerinde hâkim olan milliyetçi duygudan edindikleri bir özellik olan devrimci rolü üstleniyorlardı.

Daha sonra merkezdeki otoriteyle anlaşma durumunda onlara garanti edilen veya uluslararası toplumdan kendilerine ayrılan pozisyonlar da dahil olmak üzere devrimci durumu sürdürmenin gereklilikleri nedeniyle büyüdüler.

Kendilerini daha organize ve kararlı gördükleri için pozisyonlarını uzun vadede HDK'ye uyarlamak zor olsa da, belki bir sonraki aşamada, siyasi güçlerle çıkar ilişkisi sona ermek üzereyken, bu hareketleri kendine çekmeye çalışan HDK'ye tanık olacağız.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Grönland krizi: Danimarka-ABD ilişkileri nasıl gelişecek?

48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
TT

Grönland krizi: Danimarka-ABD ilişkileri nasıl gelişecek?

48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)
48 yaşındaki Mette Frederiksen, Danimarka'nın en genç başbakanı (Reuters)

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, ABD'yle ilişkilerin akıbetinin belirsiz olduğunu ifade etti. 

Frederiksen, New York Times'da (NYT) dün yayımlanan röportajında, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme tehditlerinin "eski dünya düzeninin sona erdiğini gösterdiğini" söyledi. 

Berlin'deki Danimarka Büyükelçiliği'nde Amerikan gazetesinin sorularını yanıtlayan Frederiksen, ABD'yle ilişkilerin akıbetinin belirsiz olduğunu vurgulayarak "Umarım ittifakımız sürer ama ne olacağını bilmiyorum" dedi. 

Frederiksen, Trump'ın NATO ve Avrupa'yla ilişkilerini tehlikeye atan açıklamalarının ardından Avrupa'nın Washington'dan bağımsızlığını artırmak için radikal adımlar atması gerektiğini belirtti.

Avrupa ülkelerinin 2030'a kadar askeri harcamalarını hızla artırıp kendi savunmalarının tüm sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini vurguladı. Ancak NYT'nin analizinde, bunun "en şahin Avrupa güvenlik uzmanlarının standartlarına göre bile olağanüstü iddialı bir zaman çizelgesi" olduğu yazılıyor. 

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği üsler de benzer bir statüye sahip. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü. 

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

Diğer yandan Frederiksen, Grönland meselesinin Danimarka ve Avrupalı müttefikleri için "kırmızı çizgi" olduğunu yinelerken, NATO Genel Sekreteri Rutte'nin Danimarka adına böyle bir konuyu müzakere etme yetkisi olmadığını vurguladı. 

NYT'nin irtibata geçtiği Avrupalı diplomatlar, Trump'ın Davos'taki açıklamalarının ardından NATO'nun Arktika'da Çin ve Rusya etkisini sınırlamak için kalıcı bir misyon oluşturmaya odaklandığını söylüyor. Frederiksen de bu yöndeki çalışmaları doğruladı. 

Ukrayna ve Grönland meselelerinin Avrupa için bir çıkar çatışması yaratmadığını savunan Danimarka lideri, sözlerini şöyle sonlandırdı: 

Ukrayna'daki savaşın Ukrayna'yla ilgili olduğuna hiç inanmadım, bu savaş Rusya'yla, Rusya'nın imparatorluk hayalleri ve bir noktada Avrupa'yla savaşa girmeye hazır olmasıyla ilgili. Grönland'daki duruma da aynı gözle bakmak gerekir. Bu Grönland'la değil, dünyadaki işleyişin nasıl değiştiğiyle ilgili.

Independent Türkçe, New York Times, Telegraph


ABD istihbaratı, Maduro’nun sağ kolundan şüpheli: İşbirliği sürecek mi?

Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

ABD istihbaratı, Maduro’nun sağ kolundan şüpheli: İşbirliği sürecek mi?

Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin törenindeki konuşmasında "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

ABD istihbaratı, Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez'in Washington'la işbirliğini sürdürüp sürdürmeyeceğinden emin değil. 

Beyaz Saray, Rodriguez yönetiminin İran, Çin ve Rusya gibi yakın müttefikleriyle bağlarını koparmasını, bu ülkelerin diplomat ve danışmanlarını sınır dışı etmesini istiyor.

Rodriguez'in 5 Ocak'taki yemin törenine bu ülkelerden temsilciler de katılmıştı. Nicolas Maduro'nun devrilmesiyle Venezuela'nın başına geçici olarak getirilen lider, ABD'nin rakibi olan müttefikleriyle yollarını ayıracağına dair henüz bir açıklama yapmadı. 

İran, Venezuela'nın petrol rafinerilerini onarmasına yardım ederken, Çin ise ülkeye verdiği borcun geri ödemesini petrol satışlarıyla alıyordu. Rusya da Venezuela ordusuna füzeler de dahil birçok silah tedarik etti. 

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Ülkedeki petrol endüstrisiyle yakın bağlantılara sahip Rodriguez, siyasi mahkumları ABD'ye iade etme ve Washington'a 30 milyon ila 50 milyon varil petrol gönderme gibi kararlarla Beyaz Saray'ın taleplerini karşılamıştı. 

Diğer yandan pazar günü ülkenin doğusundaki Anzoategui'deki petrol işçilerine seslenen Rodriguez şu ifadeleri kullanmıştı:

Washington'ın Venezuela'daki siyasetçilere talimat vermesine son verilsin! Farklılıklarımızı ve iç gerilimlerimizi Venezuelalılar çözer. Dış müdahaleye son!

Kaynaklara göre Donald Trump yönetimi Rodriguez'in yerine şimdilik başka bir isim görmüyor. Ancak Washington yönetiminin, muhtemel bir yönetim değişikliğine karşı hazırlıklı olmak için Venezuela'daki üst düzey askeri ve güvenlik yetkilileriyle temas kurmaya başladığı aktarılıyor. 

Diğer yandan Maduro'nun ardından iktidara gelmesi beklenen Venezuelalı aktivist María Corina Machado'nun Trump yönetimi tarafından desteklenmemesi de gündem olmuştu.

Reuters'a konuşan kaynaklardan biri, Maduro yönetimine karşı muhalif tutumuyla tanınan Machado'nun Beyaz Saray'da uzun vadede ülkeyi yönetebilecek bir lider olarak görüldüğüne dikkat çekiyor. 

CNN'in analizindeyse Trump'ın Karakas yönetimine baskı politikasını sürdürdüğü, CIA'in ülkedeki Amerikan varlığını kalıcı hale getirmek için çalışmalara başladığı belirtiliyor. 

Kimliklerinin gizli tutulmasını isteyen kaynaklar, ABD'nin ülkede büyükelçilik açmadan önce CIA aracılığıyla faaliyet göstereceğini söylüyor. Bu sayede Venezuela hükümetindeki farklı kanatlarla, muhalefet figürleriyle ve tehdit oluşturabilecek üçüncü taraflarla "gayri resmi temaslar" kurulacağını ifade ediyor. 

Maduro rejiminin devrilmesinde de önemli rol oynayan CIA'in, Washington'ın İran, Rusya ve Çin'le ilgili endişelerini Karakas yönetimine aktaracağı belirtiliyor.

Kaynaklardan biri, istihbarat kurumunun faaliyetlerinin ABD'nin ülkedeki etkisini artırmayı hedeflediğini söyleyerek, "Bayrağı devlet diker, gerçek etkiyiyse CIA oluşturur" diyor. 

Independent Türkçe, Reuters, CNN


Keir Starmer casusluk riski nedeniyle Çin'e "tek kullanımlık telefonla gidecek"

Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
TT

Keir Starmer casusluk riski nedeniyle Çin'e "tek kullanımlık telefonla gidecek"

Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)
Sör Keir Starmer, Şi Cinping'le ikili görüşmede (Arşiv/Reuters)

Sör Keir Starmer ve ekibi, bu haftaki Çin gezisinde casusluğa maruz kalmamak için Pekin'e "tek kullanımlık" telefonlar ve dizüstü bilgisayarlarla gidecek.

Birleşik Krallık (BK) Başbakanı, Çin-Britanya ticari ilişkilerini geliştirmek amacıyla 5 günlük ziyaret için ülkeden ayrılırken, iş dünyası liderleri de ona eşlik ediyor.

Sör Keir ayrılmadan önce bakanlara, BK'nin son yıllarda "Çin'le ilişkilerinde altın çağdan buzul çağına geçtiğini" söyleyerek hükümetinin "stratejik ve tutarlı bir strateji" izleyeceğini iddia etti.

Öte yandan Theresa May'in 2018'deki ziyaretinden bu yana bir Britanya başbakanının ülkeye yaptığı ilk ziyaret olan bu gezi, güvenlik riskleriyle ilgili endişelere de yol açtı.

The Times'a göre başbakan ve ekibi, tüm hükümet ekipmanlarını BK'de bırakarak bu tür riskleri azaltmaya çalışacak.

Bunun yerine ev sahiplerinin casusluk faaliyetlerine maruz kalmalarını önlemek için yanlarına tek kullanımlık telefonlar ve dizüstü bilgisayarlar alacaklar. Diğer yetkililere de kişisel cihazlarını getirmemeleri söylendi.

Başbakanın resmi sözcüsü seyahat öncesinde gazetecilere, telefonunun Çinliler tarafından dinlenmediğinden Sör Keir'ın emin olduğunu ve 10 Numara'nın (BK Başbakanlık Konutu ve Ofisi -ed.n.) "sağlam iletişim güvenlik önlemleri aldığını" açıkladı.

Bu önlemler, bildirildiği üzere dönemin BK Başbakanı Gordon Brown'ın bir yardımcısının, 2008'de Çin'e yaptığı gezide "seks tuzağı" olduğundan şüphelenilen bir operasyonun kurbanı olması sonucu telefonunun çalınmasından sonra alındı.

Sör Keir ayrılmadan önceki kabine toplantısında, ziyarette "önemli iş fırsatları"nın masada olduğunu söylemiş ancak BK'nin ulusal güvenliğinin korunmasının "tartışmaya kapalı" kalacağını vurgulamıştı.

Bu geziye çıkma kararını savunur nitelikte konuşan başbakan, BK'nin Çin'le ilişki kurmayarak "fırsatları kaçırdığını" dile getirmişti.

Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un Çin'i üç kez ziyaret ettiğini, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve ABD Başkanı Donald Trump'ın da yakında ziyaret edeceğini belirtmişti.

Londra'da yeni bir Çin büyükelçiliğinin onaylanmasının ardından gerçekleşen gezide Sör Keir, Çin'in casusluk faaliyetleri de dahil birkaç zorlu konuyu Çin lideri Şi Cinping'le görüşmesinde gündeme getirmesi yönünde ülkesinden baskı görecek.

Başbakan ayrıca Uygur azınlığın maruz kaldığı muamele ve Hong Konglu bir demokrasi savunucusu olan Britanya vatandaşı Jimmy Lai'nin tutukluluğu konusunu gündeme getirmesi için çağrılarla karşı karşıya.

78 yaşındaki Lai, Hong Kong'un yeni ulusal güvenlik yasası uyarınca 2020'de gözaltına alındığından bu yana, büyük bir kısmı tek kişilik hücrede olmak üzere 5 yıldan uzun süredir hapiste.

BK Dışişleri Bakanı Yvette Cooper geçen ay isyan ve komplo suçlamalarından hüküm giyen Lai'nin "derhal serbest bırakılmasını" talep etmiş, Çin büyükelçisi de Dışişleri Bakanlığı'na çağrılmıştı.

Independent Türkçe