Siz bu makaleyi okurken "Birim 8200" sizi gözetliyor olabilir

İsrailli üyeler işten ayrıldıktan sonra en önemli Amerikan şirketlerinde iş buluyor

IDF Siber Savunma Birimi kursundaki öğrenciler, Haziran 2013 (IDF)
IDF Siber Savunma Birimi kursundaki öğrenciler, Haziran 2013 (IDF)
TT

Siz bu makaleyi okurken "Birim 8200" sizi gözetliyor olabilir

IDF Siber Savunma Birimi kursundaki öğrenciler, Haziran 2013 (IDF)
IDF Siber Savunma Birimi kursundaki öğrenciler, Haziran 2013 (IDF)

Sevsan Mehanna 

İsrail'in üç temel istihbarat teşkilatı var: İsrail Genelkurmay Başkanlığı'na bağlı ve devlet bütçesindeki en büyük paya sahip ve en pahalı istihbarat teşkilatı "Aman" veya "Askeri İstihbarat Teşkilatı".

İstihbarat çalışmaları yoluyla bilgi toplamak ve İsrail sınırları dışında gizli operasyonlar yürütmekle görevli Dış İstihbarat Teşkilatı (Mossad).

Mossad, devlet liderlerinin rehberliğinde resmi bir kurum olarak faaliyet yürütüyor.

Doğrudan başbakana bağlı ve istihbarat servislerinin en küçüğü olarak kabul edilen İsrail'in iç istihbarat servisi Şin Bet.

Bu servis iç güvenliğin yanı sıra, Filistinli hareketleriyle mücadele etme ve onların İsrail'e yönelik operasyonlarını engelleme konusunda uzmanlaşmış durumda. 

"Birim 8200"

İsrail İstihbarat Teşkilatı, Birim 8200 olarak bilinen İsrail sinyal istihbarat teşkilatını içeriyor.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichai Adraee'nin internet sitesine göre, bu birim, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin (IDF) SIGINT sinyalini toplama, kod çözme ve elektronik casusluktan sorumlu istihbarat teşkilat birimi.

Bu birim, İsrail ordusunda elektronik savaşa liderlik etmekten sorumlu.

Askeri yayınlarda istihbarat teşkilatının merkezi toplanma birimi olarak Birim 8200'e atıflar yer alıyor.

Bu birim Askeri İstihbarat Müdürlüğü Aman'a bağlı. Sitede Birim 8200, muhtemelen dünyadaki ilk teknik istihbarat teşkilatı olarak değerlendiriliyor ve ABD'nin Ulusal Güvenlik Dairesi NSA ile her bakımdan eşit konumda duruyor.

Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü (RUSI) Askeri Bilimler Direktörü Peter Roberts, Birim 8200'ü veya İbranice'deki adıyla Shmone Matayim'i şöyle tanımlıyor:

Dünyanın en önemli teknik istihbarat teşkilatıdır ve kapsam dışında ABD Ulusal Güvenlik Teşkilatıyla aynı seviyededir ve operasyonları başka hiçbir yerde bulunamayacak bir azimle yürütülmektedir. Elit bir kurum olarak kabul edilmektedir. Öyle ki mezunları görevden ayrıldıktan sonra gelişmiş ve modern hackleme becerilerini İsrail'deki, Silikon Vadisi'nde veya ABD'nin Boston'daki yüksek teknoloji koridorundaki işlerde kullanabilir.

İsrail'in startup kültürüyle ilgili 2009 tarihli bir kitap olan Start-up Nation'ın yazarları, Birim 8200'ü ve İsrail ordusundaki diğer seçkin birimleri "Harvard, Princeton ve Yale Üniversitelerinin eşdeğeri" olarak tanımlıyor.

Bu üniversiteler, öğrencilerinin mükemmelliği ve birçok teknolojik buluşu tanıtmalarıyla ünlü üniversiteler.

"Birliğin doğuşu"

Ez-Zeytune Araştırma ve Danışma Merkezi'nden araştırmacı Fatıma Itani'nin "İsrail Birimi 8200 ve İsrail Casusluk Teknolojisine Hizmet Vermedeki Rolü" başlıklı çalışmasına göre Birim 8200, 1948'den önce teknolojik becerilerini geliştirmeye çalışan bir grup insanla İngiliz ve Arap muhaliflerin kodlarını toplayıp deşifre etmekle çalışmalarına başladı.

1948 yılında İsrail ordusu Yafa şehrinde "Tavşan" kod adlı bir elektronik harp birimi kurdu.

ABD, Birleşik Krallık ve Sovyetler Birliği'nin iletişimi çözebilen ve kodlayabilen az sayıda ülke arasında olduğu bir dönemde, bu birimin misyonu Filistinliler arasındaki aramaları dinlemek ve şifreleri çözmekti.

Araştırmacı Itani'ye göre bazı kaynaklar, Batı'nın mevcut teknolojik uzmanlığından ve yeteneklerinden yararlanıldığını ve bir kısmı Sovyetler Birliği'nden göç eden İsrailli bilgisayar mühendisleri tarafından söz konusu birimin geliştirildiğini belirtiyor.

Bu birim, teknik uzmanlık ve insan gücü eksikliği gibi bazı sorunlarla karşı karşıya kaldı. Bu yüzden ilkel dinleme tekniklerine başvurdu. Daha sonra 1949'da bunu geliştirdi.

Itani'ye göre bu birim 1950'de 15bin dolar (2019 fiyatıyla 478bin dolar) ve elektronik alımlar için 110 bin dolar (2019 fiyatıyla 305 milyon dolar) bütçe elde etti.

Bu rakam, gelişmiş dinleme teknikleri açısından çok büyük sayılmaz, ancak İsrail, kendi istihbarat servislerini dahili olarak geliştirmeye bel bağladı.

Bu onu elektronik hackleme ve karmaşık kodları çözme konusunda en iyi ve en gizli birimlerden biri yaptı.

Üyeleri nasıl seçiyorlar?

Birim ağırlıklı olarak 18-21 yaş arası genç erkek ve kızlardan oluşuyor.

Avichai Adraee'nin internet sitesine göre, 18 yaşındakiler birimi öncelikle çok hızlı öğrenme yetenekleri nedeniyle seçiyorlar.

Birim, askerlik hizmetinin bitiminden önce yalnızca kısa bir süre için gençlerin hizmetlerine erişebilecek.

Gençler genellikle liseden sonra yapılan bir taramanın ardından 18 yaşında birime alınırlar.

Birim aynı zamanda okul sonrası bilgisayar dersleri aracılığıyla potansiyel genç adayları da araştırıyor.

Bu dersler birim için besleyici programlar olarak 16-18 yaş arası öğrencilere bilgisayar becerileri ve bilimi öğretiyor.

Forbes'a göre birim, lisedeki teknoloji yenilikçileri ve bilgisayar korsanları için potansiyel işe alımları izlemeye başlıyor.

Daha küçük yaşta Magshimim adlı okulla ilgili bir program kullanılarak gizlice işe alımlar oluyor.

İletişimden elektrik mühendisliğine ve Arapça diline kadar her şeyi kapsayan röportajlar, testler ve sıkı dersler bu program kapsamında yer alıyor ve program altı aydan fazla sürebiliyor.

Matematik, bilgisayar ve yabancı dil bilgisi elbette büyük bir artı; ancak 8200'ün asıl peşinde olduğu şey, hızlı öğrenme, değişime uyum sağlama, bir takımda başarılı olma ve başkalarının imkansız bulduğu şeylerin üstesinden gelme becerisiyle ölçülen potansiyel.

İsrailli yazılım şirketi Wix'in kurucusu ve birimin eski üyelerinden Avichai Abrahami, Mayıs 2016'da Forbes'a yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Kendimi 1990'ların başlarında İsrail ordusuna askere alınmış ve anne babama bile bahsetmeme izin verilmeyen bir bölüme, 'Birim 8200' olarak bilinen bir elektronik güvenlik ve istihbarat ekibine atanmış buldum. İmkansız gibi görünen bir görev verildi: İsrail'e düşman olan bir ülkenin bilgisayarlarına sızmak. Görev bazı engeller içeriyordu: İlk olarak bu bilgisayarlara nasıl girileceğini bulmak. İkincisi, şifrelemenin nasıl kırılacağı. Son olarak, verilerin şifresini çözmek için gereken 'devasa miktardaki' hesaplama gücüne nasıl erişileceğine dair muazzam zorluk.

Abrahami'nin hedef bilgisayarlara sızmak için yaptığı şey, iki "düşman" ülkenin bilgisayarlarına sızmak ve ilk hedefin elindeki verileri absorbe etmek için onların işlem gücünü ele geçirmekti.

Bunu Tel Aviv'deki sandalyesinden ayrılmadan başarabildi.

Forbes'la yaptığı bir röportajda, bir günde yapılabildiği halde, bir bilgisayar araştırmacısıyla yapmak zorunda kalınsaydı bu işlemin bir yıl zaman alabileceğini söyledi.  

50 yaşındaki Abrahami, Birim 8200'den ayrılana kadar tanınmıyordu. Birimden ayrıldıktan sonra Wix'in kurucularından biri oldu.

Wix şu anda 1 milyar doları aşan piyasa değeriyle dünyanın köklü web sitesi geliştirme platformlarından biri.

Birim 8200'ün üyelerinden biri de Ron Reiter.

Startup şirketi Oracle (ABD'nin en büyük ve en önemli bilgi teknolojisi şirketlerinden biri) onun girişimini 50 milyon dolara satın aldı.

Reiter, Forbes'a yaptığı açıklamada ise meslektaşlarından birinin girişimini 300 milyon dolara Apple'a sattığını söyledi.

Eylül 2010'da Fransız Le Monde Diplomatique gazetesinin "İsrail'in Bilgili Kulakları" başlıklı bir raporunda Birim 8200'ün Negev Çölü'nde dünyanın en büyük dinleme üslerinden biri olan büyük bir SIGINT üssü işlettiğine dikkat çekildi.

Bu üs Ortadoğu, Avrupa, Asya ve Afrika'daki telefon görüşmelerini, e-postaları ve diğer iletişimleri izlemenin yanı sıra, gemileri de izleyebiliyor.

Rapora göre Birim 8200'ün yurtdışındaki İsrail büyükelçiliklerinde de gizli dinleme merkezleri bulunuyor.

Birim denizaltı kablolarını gizlice dinliyor, Filistin topraklarında gizli dinleme birimleri bulunduruyor ve elektronik gözetleme ekipmanıyla donatılmış jet uçaklara da sahip.

Aynı yıl, ABD gazetesi The New York Times, "Eski bir Amerikan istihbarat üyesinin" şu sözlerini aktardı:

Bu birim, İsrail'in Deyrizor Valiliği'nde nükleer reaktör olduğu iddia edilen yere hava saldırıları gerçekleştirdiği sırada, Suriye hava savunmasını devre dışı bırakmak için gizli bir anahtar kullandı. O zaman bu operasyona 'Orchard Operasyonu' denildi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Zoom'da 900 çalışanı kovan eski CEO'ya kendi şirketinden dava

Better Home & Finance'in eski CEO'su Vishal Garg, şirket tarafından dava ediliyor. Şirket, Garg'ı şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için SEC yasalarını ihlal etmekle suçluyor (Vimeo/Better.com)
Better Home & Finance'in eski CEO'su Vishal Garg, şirket tarafından dava ediliyor. Şirket, Garg'ı şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için SEC yasalarını ihlal etmekle suçluyor (Vimeo/Better.com)
TT

Zoom'da 900 çalışanı kovan eski CEO'ya kendi şirketinden dava

Better Home & Finance'in eski CEO'su Vishal Garg, şirket tarafından dava ediliyor. Şirket, Garg'ı şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için SEC yasalarını ihlal etmekle suçluyor (Vimeo/Better.com)
Better Home & Finance'in eski CEO'su Vishal Garg, şirket tarafından dava ediliyor. Şirket, Garg'ı şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için SEC yasalarını ihlal etmekle suçluyor (Vimeo/Better.com)

Bir Zoom görüşmesinde 900 çalışanı işten çıkarmasıyla tanınan eski CEO Vishal Garg'a, kurucusu olduğu şirket dava açtı.

Forbes'un haberine göreBetter Home & Finance, kurucusu Garg'a şirketin kontrolünü yeniden ele geçirmek amacıyla "her şeyi yakıp yıkmaya dayalı bir kampanya" yürüttüğü suçlamasıyla dava açtı. Davada Garg'ın çalışanlarına "maymun" ve "aptal yunuslar" gibi isimler takarak hakaret ettiği de öne sürülüyor.

Garg, pandemi sırasında 2 dakikadan kısa süren bir Zoom görüşmesinde yaklaşık 900 çalışanını kovmasıyla gündem olmuştu.

3 Ağustos'ta şirketin yönetim kurulu onu CEO'luktan azletme kararı aldı. Garg dışındaki bütün üyeler görevden alınmasını destekledi.

Dava dilekçesinde şirketin 2022'den bu yana net zararının 1,5 milyar doları aştığı ve Garg'ın liderliğinde şirketin hisse senedi fiyatında yüzde 90'dan fazla düşüş yaşandığı belirtiliyor.

Dava, Garg'ın şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için bir "hissedar koalisyonu" kurmaya çalıştığını ve şirket hakkında çok sayıda yanıltıcı açıklama yayarak "piyasayı bilgi bombardımanına tuttuğu" iddia ediliyor.

Dava, Garg'ın eylemlerinin federal menkul kıymetler yasasını ihlal ettiğini öne sürüyor.

Dava dosyasında Garg'ın 3 Ağustos'ta görevden alınmasının ardından şirkete karşı bir "intikam kampanyası" başlattığı iddia ediliyor. 10 Ağustos'ta Garg'ın, şirketin yönetim kuruluna tüm üyelerinin istifa etmesini isteyen bir mektup gönderdiği öne sürülüyor. Garg'ın, hamlesini destekleyen "endişeli hissedarlardan" oluşan bir grubun arkasında durduğunu iddia ettiği belirtiliyor.

Davaya göre Garg, medya bombardımanı yoluyla bu hissedar ordusunu bir araya getirdi. Dosyaya göre Vishal Garg, şirketin hissedar oylarının "yüzde 52'sini zaten topladığını" yanlış bir şekilde iddia etmek için basın bültenleri, sosyal medya ve geleneksel medya mecralarını kullandı. Oysa görünüşe göre ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) gerekli vekaletname beyanlarının hiçbirini sunmamıştı.

Vekaletname açıklamaları, yönetim kurulu toplantıları gibi önemli toplantılarda bulunamayan hissedarları, şirketin görünümü ve performansıyla ilgili kritik bilgilerden haberdar etmek için kullanılıyor.

Şirket, mahkemeden Garg'ın tüm hissedar desteğini geçersiz kılmasını ve en az 30 gün boyunca daha fazla hissedar desteği talep etmesini engellemesini istiyor.

Garg'ın kendisi de geçici CEO'ya atıfta bulunarak "menkul kıymetler yasası ihlali yapmış olabilecek tek isimler Daniel Lewis ve yönetim kuruludur" diye yazdı.

The Independent, yorum almak için Better Home & Finance ve Vishal Garg'la iletişime geçti.

Independent Türkçe


İsrail basını: Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan saldırı Türklere bir mesajdı

İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü (Reuters)
İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü (Reuters)
TT

İsrail basını: Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan saldırı Türklere bir mesajdı

İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü (Reuters)
İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü (Reuters)

İsrail resmi çevreleri, Suriye'nin kuzeyindeki İdlib'in doğu kırsalında yer alan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü pistini bombaladığına dair Suriye'nin suçlamaları karşısında sessizliğini korusa da İsrailli bir yetkili ABD merkezli Fox News haber kanalına yaptığı kısa açıklamada, saldırıyı itiraf ederek Tel Aviv'in saldırıyla ilgili olarak Washington'ı önceden bilgilendirdiğini söyledi.

İsrail'de ABD'ye yönelik sürpriz bir gayri resmi itiraf olarak nitelendirilen durumla ilgili olarak yetkili, “Son derece hassas olan istihbarat bilgileri, önceden ABD ile çeşitli kurum ve kuruluşlarda en üst düzeyde paylaşıldı” dedi. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın ‘vekil güçler barındıran önceki Suriye rejimi gibi hareket edemeyeceğinin farkında olduğunu’ sözlerine ekleyen yetkili, “Muhtemelen neler olup bittiğini anlamıyordu ya da bundan haberi yoktu” ifadelerini kullandı.

Yetkili, ‘istihbarat bilgilerinin son derece gizli olması nedeniyle’ Fox News’a daha fazla detay vermekten kaçındı.

gthyj
Dün gerçekleştirilen İsrail saldırılarının ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nde meydana gelen yıkımdan bir kare (Reuters)

Bu gelişmenin hemen ardından tüm İsrail basını bu açıklamayı manşetlerinden yeniden yayımlayarak, saldırının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bir mesaj olduğunu vurguladı.

Bilindiği üzere İsrail, bir şeyi resmi olarak kabul etmek istemeyip üstlenmek istediğinde, bilgileri İsrail dışındaki medya organlarına sızdırma yoluna başvuruyor ve ardından bu haberler İsrail'de doğrulamalar, analizler ve haberle yeniden ele alınıyor.

İsrail basını, İsrail’in istisnai saldırıya yönelik üstü kapalı itirafının, ABD’nin alışılmadık kınamasına bir yanıt olduğunu değerlendirdi. İsrail basını ayrıca, saldırının Türkiye’nin Suriye'deki rolünü dizginleme girişimi kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da bir mesaj teşkil ettiğini belirtti.

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrail hükümeti ve ordusunun Suriye’de saldırılar düzenlendiği yönündeki suçlamalar hakkında yorum yapmayı reddetmesinin ardından, ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'tan alışılmadık bir kınama geldiğini aktardı. Buna karşılık üst düzey bir İsrailli yetkilinin Fox News’a yaptığı açıklamada Barrack’a yanıt vererek operasyonun İsrail'e ait olduğunu kabul ettiğini ve Tel Aviv'in saldırıdan önce Washington ile ‘hassas istihbarat bilgileri’ paylaştığına dikkati çektiğini belirtti.

Kimliği belirsiz uçaklar, İdlib, Hama ve Halep vilayetleri arasındaki stratejik konumu ve Suriye’nin el-Badiye (çöl) bölgesine yakınlığıyla öne çıkan, Suriye'nin kuzeyindeki en önemli askeri üslerden biri sayılan hava üssüne saldırı düzenleyerek pistlerinde ve depolama tesislerinde hasara yol açmıştı.

Fox News kanalına yapılan kısa açıklama dışında hiçbir İsrailli yetkili veya kaynak saldırı hakkında açıklamada bulunmadı. Ancak İsrail basını bunun Türkiye'ye verilen bir mesaj olduğunu belirtti.

Times of Israel gazetesi, saldırının İsrail'in Suriye'deki Türk nüfuzu ve varlığının kökleşmesini engellemeye çalıştığı bir dönemde gerçekleştiğini, daha önce de Türkiye'nin yeni Suriye hükümetine bağlı hava kuvvetlerinin inşasına ve güçlendirilmesine yardım etmesini engellemeyi amaçladığı düşünülen saldırılar gerçekleştirdiğini ifade etti.

Gazete askeri bir kaynağa dayandırarak 2024'ün sonlarında Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden bu yana üssün yeni Suriye ordusu için bir eğitim merkezi olarak kullanıldığını, Suriye'nin ağustos ayı başlarında Rus yapımı MiG-21 savaş uçakları kullanarak hava tatbikatları gerçekleştirdiğini ve bunun Esed rejiminin düşmesinden bu yana bu türde yapılan ilk tatbikat olduğunu aktardı.

xcdf
İsrail, Türkiye'nin Humus'taki T-4 üssüne ekipman taşımak için kullandığı iddiasıyla Hama Askeri Havalimanı'nı imha etti (AP)

Geçtiğimiz hafta İsrail Kamu Yayın Kuruluşu (KAN), İsrailli güvenlik yetkililerinin Suriye'nin hava kuvvetlerini yeniden inşa etme çabalarını hızlandırdığına dair bulgular tespit ettiğini bildirdi. Bunlar arasında yeni pilotların silah altına alınması, uçuş eğitimlerinin yapılması ve savaş uçaklarının kullanıldığı ilk tatbikatın gerçekleştirilmesi yer alıyor. KAN, İsrailli bir güvenlik kaynağına dayandırarak İsrail'in gelişmeleri yakından takip ettiğini ve endişeleri konusunda ABD'yi bilgilendirdiğini aktardı.

İsrail merkezli haber sitesi Walla, hava üssünün hedef alınmasının, tesisin yeniden faaliyete geçirilmesinde Suriye'ye yardım eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bir mesaj olduğunu belirtti. Site, son dönemde Suriye hava kuvvetlerinin kapasitesini yeniden yapılandırma girişimlerine dair bulguların ortaya çıktığını vurguladı. Ayrıca 11 Ağustos'ta Suriye uçaklarının Halep ve İdlib vilayetleri semalarında MiG-23 tipi uçakların da kullanıldığı eğitim uçuşları gerçekleştirdiğini bildirdi.

i24News sitesi de Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde artan varlığına ve Ankara'nın Suriye askeri tesislerinin onarımına katılımına değindi. Site, saldırının daha geniş çaplı bir çatışmayla bağlantılı olduğunu ifade etti.

İsrail televizyon kanalı Kanal 14 ise saldırının, Esed rejiminin düşmesinden bu yana Türkiye'nin Suriye'deki en belirgin aktörlerden biri haline geldiği bir dönemde gerçekleştiğini ve İsrail'in Türkiye’nin oradaki askeri varlığına ve nüfuzuna karşı daha hassas hale geldiğini aktardı.

defrtg
Dün Ebu Zuhur beldesinde motosikletli bir adam (Reuters)

Bombalanan hedefin ne olduğu tam olarak netlik kazanmazken İsrail Ordu Radyosu, ortada net bir hedefin bulunmadığını, bunun muhtemelen yerdeki bir unsur, hava üssüne giden bir sevkiyat ya da bir uçağın yahut bir sevkiyatın ulaşmasını engelleme girişimi olabileceğini belirtti. Radyo, hedefin büyük ihtimalle Türkiye'nin Suriye ordusunu silahlandırma ve askeri kapasitesini geliştirmesine yardımcı olma çabalarıyla bağlantılı olduğunu bildirdi.

Saldırının İsrail tarafından gerçekleştirildiğinin doğrulanması halinde bu, İsrail ordusunun ülkenin güneyindeki Suriye ordusu kamplarını hedef aldığını duyurduğu geçtiğimiz mart ayından bu yana İsrail Hava Kuvvetleri tarafından bu türde düzenlenen ilk saldırı olacak.

fgthy
Suriye'nin Kuneytra vilayetinin güneybatısındaki Divaya es-Sakra köyünde İsrailli askerler ve askeri araçlar (Arşiv – Dolaşımdaki bir fotoğraf)

Öte yandan Reuters, NATO'daki en büyük ikinci orduya sahip olan ve kısa süre önce Pakistan ve Suudi Arabistan ile ortak savunma anlaşması imzalayan Türkiye'nin, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın en önemli müttefiklerinden biri haline geldiğine dikkati çekti. Türkiye, Suriye ordusunu eğitiyor, devlet kurumlarının ve altyapının yeniden inşasına yardımcı oluyor ve Suriye'ye askeri ile diplomatik destek sağlıyor.

Ajansın aktardığına göre Türkiye'de iktidarda olan Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik, saldırıların ‘İsrail politikalarının bölge halklarının barış ve huzurunun en büyük düşmanı olduğunu bir kez daha gösterdiğini’ söyledi. Çelik sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Buna karşı tüm uluslararası toplum beraber tepki vermelidir” diye yazdı.

İsrail ordusu, Suriye’de 2024 yılının sonlarında Esed rejiminin düşmesinden bu yana büyük bir kısmı tampon bölge içinde olmak üzere Suriye'nin güneyindeki 9 noktada konuşlu durumda.

İsrail güçleri, ‘düşman güçlerin eline geçmesi halinde tehdit oluşturabilecek’ silahlara el koyma iddiasıyla Suriye topraklarının yaklaşık 15 kilometre derinliğine uzanan bölgelerde faaliyet gösteriyor.


Trump, İran ile müzakere kapısını kapattı

ABD’nin İran’a yönelik operasyonları kapsamında bir yakıt ikmal uçağının yanında uçan bir F-35 savaş uçağı, 7 Ağustos 2026 (ABD Hava Kuvvetleri)
ABD’nin İran’a yönelik operasyonları kapsamında bir yakıt ikmal uçağının yanında uçan bir F-35 savaş uçağı, 7 Ağustos 2026 (ABD Hava Kuvvetleri)
TT

Trump, İran ile müzakere kapısını kapattı

ABD’nin İran’a yönelik operasyonları kapsamında bir yakıt ikmal uçağının yanında uçan bir F-35 savaş uçağı, 7 Ağustos 2026 (ABD Hava Kuvvetleri)
ABD’nin İran’a yönelik operasyonları kapsamında bir yakıt ikmal uçağının yanında uçan bir F-35 savaş uçağı, 7 Ağustos 2026 (ABD Hava Kuvvetleri)

ABD Başkanı Donald Trump dün, İran ile müzakere kapısını kapattı. Devam eden veya planlanmış herhangi bir temasın olmadığını açıklayan Trump, İran’a yönelik deniz ablukasının ‘tüm gücüyle’ devam ettiğini vurguladı. Öte yandan, İran Meclis Başkanı ve Başmüzakereci Muhammed Bakır Kalibaf'ın stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasında ısrar etmesi ve açılmasını İslamabad Mutabakatı’nın uygulanmasına bağlamasının ardından Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim daha çetin bir aşamaya girdi.

Trump, Hürmüz Boğazı'nın ‘açık ve normal bir şekilde çalıştığını’, tüm deniz mayınlarının temizlendiğini veya imha edildiğini söyledi.

Trump'ın damadı ve Özel Temsilcisi Jared Kushner pazartesi günü, Washington ile Tahran arasındaki temasların ‘her zamankinden daha ciddi’ olduğunu, ancak bir mutabakata varılamadığını ifade etmişti.

Buna karşın Kalibaf, İran limanları üzerindeki abluka kaldırılmadan, İran petrolüne yönelik yaptırımlar iptal edilmeden, dondurulmuş fonlar serbest bırakılmadan ve tüm cephelerdeki askeri tehditler ile operasyonlar sona ermeden boğazın ‘açılmayacağını’ vurguladı.

Öte yandan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, ABD’nin ‘kontrole sahip olduğundan’ bahsetmesine rağmen Hürmüz Boğazı’nı yeniden açamadığını belirterek, Körfez'in ‘ABD sonrası bir düzene’ girdiğini savundu. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de Trump'ın Hürmüz Boğazı’nı ‘yeni bir Amerikan bölgesi’ olarak nitelendirerek paylaştığı bir fotoğrafa tepki gösterdi ve Tahran'ın kısa süre içinde Trump’ın Hürmüz Boğazı ile ilgili ‘yanılsamalarını’ düzelteceğini söyledi.