Savaş sosyal medyadaki herkesi etkiliyor

Savaş haberlerinin kapsamı genişledi, olaylar ve video klipler her yere yayıldı

28 Ekim Cumartesi, Roma'daki Kolezyum önünde gerçekleştirilen Filistinlilere destek gösterisinden bir kesit (Reuters)
28 Ekim Cumartesi, Roma'daki Kolezyum önünde gerçekleştirilen Filistinlilere destek gösterisinden bir kesit (Reuters)
TT

Savaş sosyal medyadaki herkesi etkiliyor

28 Ekim Cumartesi, Roma'daki Kolezyum önünde gerçekleştirilen Filistinlilere destek gösterisinden bir kesit (Reuters)
28 Ekim Cumartesi, Roma'daki Kolezyum önünde gerçekleştirilen Filistinlilere destek gösterisinden bir kesit (Reuters)

Nermin Ali 

Günümüzde savaş artık sadece savaşan ülkelerin meselesi olmaktan çıkmış durumda.

Teknolojinin ve sosyal medya araçlarının da devreye girmesiyle çatışmalarla ilgili haberlerin kapsamı genişliyor, olaylar, haberler, resimler, video klipler her yerde yayınlanıyor.

Acemi bir sosyal medya tarayıcısı, savaş haberlerini ve gelişmelerini takip etmekle ilgilendiğinde, bombalanan yerlerden sahneler veya çocukların şoka maruz kaldıkları ilk anları belgeleyen, ağır yaraların izlerini taşıyan ve herhangi bir insanı derinden etkileyebilecek sahneleri olan videoları görür.

İnsanlar ve savaşlar

Gerçek şu ki, savaşlar her zaman olur ve bazı bölgelerde şiddeti azalabilir ama aslında bitmezler.

Ayrıca daha önce onlarca savaş yaşandı ve biz onlar hakkında çok az şey biliyorduk ve bazıları bu savaşlardan hiç bahsetmiyordu.  

Dolayısıyla bu savaşlar sadece onlara tanık olanların zihninde belgelendi ama bugün belgeleme doğrudan ve kullanıcıya erişim anında sağlanıyor ve haberlere kullanıcının kişisel cihazından her an ulaşılabiliyor.

Eskiden farklı olarak haberleri takip etmek, günün belirli bir saatinde televizyon karşısında olmayı ve belirli kanalları izlemeyi ya da belirli bir olayın gelişimini takip etmek, öğrenmek veya etrafındaki olayları hızlı bir şekilde görmek için gazete satın almayı gerektiriyordu.

Bugün izleyiciler bunu istedikleri zaman, özellikle de uyumadan birkaç dakika önce veya uyanır uyanmaz izliyorlar.

Psikologlar bu anları en önemli dakikalar olarak sınıflandırır. Çünkü bunlar günün şeklini, olayların niteliğini belirleyen ve tepkilerini etkileyen dakikalar.

Dolayısıyla savaş zamanlarında "sosyal medyanın" web sitelerini ve uygulamalarını sık sık ziyaret eden ve olaylarla hemen etkileşime giren kişiler üzerinde önemli derecede olumsuz psikolojik etki yaratabileceği söylenebilir.

Bu etki, olaya ilgi duysun ya da duymasın, onları güçlü psikolojik travmalara maruz bırakma ya da daha önceki travmaları hatırlatma noktasına varabilir.

Savaş herkesi ilgilendiriyor

Günümüzde belirli bir içerik türünü seçme veya bir kısmını hariç tutma seçeneği neredeyse yok.

Temel olarak kullanıcının ilgi alanlarını yaymaya, yoğunlaştırmaya ve düzenli olarak takip edilenlere dayanmalarına rağmen, biraz muğlak algoritmalarla karşı karşıyayız.

Algoritmalar kullanıcının önüne herhangi bir olayı yerleştirebilen reklam özelliğinin yanı sıra ancak bir olayın veya konunun tanıtımını yapmak için kullanılır ve siyasi, sosyal ve sağlık krizlerinde sahiplerinin eğilimlerine göre taraflı davranır.

Dolayısıyla bölgede yaşanan bir olayla ilgili ya bazı kişiler aracılığıyla ya da neredeyse rastgele bir şekilde, karşısına bir yazı çıkacağı kesin.

Daha birçok nedenin yanı sıra bazı yazılar olayların "trend" kapsamına girmesi veya bu platformun öncülerinden büyük etkileşim alması sebebiyle de kişinin karşısına çıkmakta.

Kişinin bu gönderiyi otomatik olarak açacağı kesin ve buradan itibaren etkinlikler sayfasında benzer gönderilerden oluşan bir şelale görünmeye başlayacak.

Dolayısıyla günümüzde savaşın, coğrafi bölgesi, uzaklığı, savaşan ülkelere yakınlığı ne olursa olsun tüm insanları ilgilendirdiğini ve kendisi için ne kadar önemli olursa olsun hiçbir bireyin bu savaşın etkilerinden uzak yaşayamayacağını söyleyebiliriz.

Etkileyicilerin suçlanması

Bu küçük bilgi köyünde insanlar bir arada yaşarken, herkes burada neşe, orada teselli ve bazı bölgelerde savaşla ilgilenmeye başladı ve bu, bazılarının hayatlarını normal bir şekilde yaşayanları insanlıktan ve şefkatten yoksun olmakla suçlamasına neden oldu.

İnsanlığın acı, ıstırap ve çatışma duygusu dondu ve öfke özellikle blog yazarlarına ve reklam sayfası sahiplerine yöneldi.

Bu bağlamda sosyal paylaşım sitelerinde aktivist olan Rana, bazı kişilerin kendisini Gazze halkının acılarına saygı göstermemek ve kendisi başka ülkede yaşamasına rağmen Gazze Şeridi'nde yaşanan olayları dikkate almamakla suçlamasından duyduğu acıyı bir videoyla dile getirdi.

Rana geçim kaynağının bu meslek olduğunu ve Arap kardeşlerinin başına gelenleri görmezden gelmediğini açıkça insanlara göstermeye çalışıyor.

Rana, savaşın ilk günlerinden bu yana, etkilenen insanları elindeki imkanlarla duyurmaya ve desteklemeye gayret ediyor.

Rana, açıklamalarına şöyle devam ediyor:

Hayat devam etmeli. Biz yaşamak istiyoruz ve hayatımız başkalarına yardım etmenin ve yaşamın devamına katılmanın bir parçası.

Bu platformda bazı kişiler, birçok sosyal medya öncüsü için sosyal medyanın, içinde yaşadıkları sanal bir meslek haline geldiğini unutuyor.

Normal işletmeler nasıl devam ediyorsa, sosyal paylaşım siteleriyle doğrudan bağlantılı olan işletmelerin de devam etmesi gerekiyor.

Hayat devam etmek zorunda olduğundan ve sahada uyulması gereken yükümlülükler olduğundan, sosyal medya platformlarıyla ilgili meslek sahibi insanlardan yas ilan etmelerini ve işlerini durdurmalarını isteyemeyiz.

Büyük bir grup, basitçe işe devam etmenin ve geçim koşullarının devamına katkıda bulunmanın ve diğer mevcut yöntemlerle destek sağlamanın yeterli olduğuna ve sahada olup bitenlerle ilgili hiçbir şey yapamadığımızda, olup bitenlere karşı doğru tepki vermiş olabileceğine inanıyor.

Belki de en büyük desteğin, hiçbir düşmanın hayat, çalışma ve üretim çarkını durdurmayı başarmasına izin vermemek olduğunu düşünüyor.

Çelişkilerin çatışması

Gazze'de sivillere ve çocuklara karşı işlenen suçları belgeleyen fotoğraf ve videoların yayınlanmasına gelince, bazıları İsrail'in hedeflerinden birinin bu paylaşımlarla zayıflık duygularını artırmak ve savaşan, zarar veren, yenilmez bir ordu imajını güçlendirmek olduğunu düşünüyor.

Dolayısıyla bu sahnelerin yayınlanması öncelikle İsrail'e hizmet etmekle birlikte, Arap dünyasında aşağılanma, pişmanlık, utanç, üzüntü ve keder gibi alçak duyguların da yoğunlaşmasına neden oluyor.

Diğer bir grup ise, bugün meydana gelen şiddete ilişkin video ve resimlerin yayınlanmasının, dünyaya Filistin halkının desteklenmesi yönünde bir mesaj iletmeye yardımcı olabileceğini düşünüyorlar.

Ancak gerçek şu ki, bu mesajların bazı otoriteler tarafından dinlendiğini varsaysak bile aslında bu mesajlar herhangi bir potansiyel hedefe ulaşmamakta, hatta bazıları sosyal medyanın belirlediği standart ve koşulları ihlal etme başlığı altında silinmekte.

Son olarak, Arap dünyasındaki influencerların çoğunluğunun ve pek çok sanatçının, dünyada, özellikle de Arap dünyasında var olan politikalar ve çatışmalar hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı gerçeğini dikkate almamız gerekiyor.

Arap dünyasındaki bazı influencerlar ise, kendilerinin bir kerpeten kıskacına sıkıştıklarını önceden bildikleri için, açıklamalarının daha büyük suçlamalara yol açmaması adına uzun süre şaşkınlık ve tereddüt içinde kaldılar.

Gerçek şu ki, biz Arap dünyasında bağlılıklar, etiketler ve birçok etikete çağrışım ve anlam yansıtılması konusunda bir kriz yaşıyoruz.

Dolayısıyla bir kişinin belirli bir kesim tarafından reddedilen bir terimi kullanarak kendini ifade etme hatası yapması, bir kısmı vatana ihanet anlamına gelen siyasi ve dini suçlamalara maruz kalması için yeterli.

Independent Arabia - Independent Türkçe



İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.


Tetteh: UNSMIL arabuluculuk çabalarında başarısız oldu

UNSMIL Başkanı Hanna Serwaa Tetteh (Getty)
UNSMIL Başkanı Hanna Serwaa Tetteh (Getty)
TT

Tetteh: UNSMIL arabuluculuk çabalarında başarısız oldu

UNSMIL Başkanı Hanna Serwaa Tetteh (Getty)
UNSMIL Başkanı Hanna Serwaa Tetteh (Getty)

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, Libya Temsilciler Meclisi ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) arasında, ülkede bir çözüme ulaşmak için siyasi bir ‘yol haritasının’ uygulanmasına başlanması yönündeki arabuluculuk çabalarının başarısız olduğunu kabul etti.

Tetteh, BM'nin çabalarına rağmen Temsilciler Meclisi ile DYK arasında siyasi bir yol haritası için atılması gereken ilk iki adımının tamamlanmasında somut bir ilerleme kaydedilemediğini BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyelerine üzüntüyle bildirdi.

Libya'daki durumun, yargı sistemi de dahil olmak üzere ‘birçok alanda kötüye gittiğini’ belirten UNSMIL Başkanı, bunun ‘ülkenin birliği için ciddi sonuçlar doğuracağını’ söyledi.

Bunun ‘kırmızı çizgi olduğunu ve bu çizgiyi aşmanın devletin birliğini zedelediğini’ açıklayan Tetteh, Libyalı liderlere ‘gerginliği tırmandıracak adımlardan kaçınmaları ve birleşik yargıyı korumaya kararlı Libya yargı ve hukuk uzmanlarından oluşan Bağımsız Libya Arabuluculuk Komitesi ile iş birliği yapmaları’ çağrısında bulundu.