Arjantin'in başına geçen "testereli Wolverine" kim ve nasıl devlet başkanı seçildi?

53 yaşındaki Javier Milei, Arjantin ekonomisinde köklü bir değişim vadediyor

Arjantin'in yeni lideri seçim kampanyası boyunca üzerinde "Milei 2023" yazan testeresiyle halkın karşısına çıkmıştı (Reuters)
Arjantin'in yeni lideri seçim kampanyası boyunca üzerinde "Milei 2023" yazan testeresiyle halkın karşısına çıkmıştı (Reuters)
TT

Arjantin'in başına geçen "testereli Wolverine" kim ve nasıl devlet başkanı seçildi?

Arjantin'in yeni lideri seçim kampanyası boyunca üzerinde "Milei 2023" yazan testeresiyle halkın karşısına çıkmıştı (Reuters)
Arjantin'in yeni lideri seçim kampanyası boyunca üzerinde "Milei 2023" yazan testeresiyle halkın karşısına çıkmıştı (Reuters)

Barış Kaygusuz 

Arjantin'in yeni devlet başkanı Javier Milei'yi çenesine kadar uzanan uzun favorileri ve elinde salladığı elektrikli testereyle ekranlarınızda görüp, onu Marvel'in ünlü çizgi roman kahramanı Wolverine'e benzettiyseniz yalnız değilsiniz.

Milei'yle birlikte girdiği seçimlerden kongre üyesi olarak çıkan 43 yaşındaki profesyonel kostüm oyuncusu Lilia Lemoine de Guardian'a verdiği röportajda aynı benzetmeyi yapıyor: 

Wolverine'e benziyor. Wolverine gibi hareket ediyor. O bir antikahraman. Wolverine gerçekten çok çılgın ve düşmanlarına karşı çok saldırgan olabilir. Ancak sadece saldırıya uğradığında. O asla nedensiz yere öldürmez veya saldırmaz.

Lemoine'in Javier Milei için ortaya attığı antikahraman yakıştırması boşa değil.

Zira 2023'ün son çeyreğinde dünyanın konuştuğu isimlerden biri olmayı başaran Arjantinli siyasetçi 2020'de siyasete atıldığında hedefini "sistemi havaya uçurmak" olarak belirlemişti.

O dönem uzun, dağınık saçları ve deri ceketiyle bir rock yıldızı edasıyla hareket eden bu tuhaf siyasetçiyi ciddiye alanların sayısı bir hayli azdı. 

Ancak aradan geçen üç yılın ardından Javier Milei, dün bir önceki iktidarın ekonomi bakanı Sergio Massa'yı devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunda aldığı yüzde 56'lık oyla geride bıraktı ve Güney Amerika'nın en büyük ikinci ekonomisinin başına geçmeyi başardı.

Trump ve Bolsonaro benzetmeleri

Hayran kitleleri Javier Milei için "çılgın" ve "peruk" lakaplarını kullansa da, o kendisinden bahsederken "aslan" demeyi tercih ediyor.

İklim değişikliğinin bir düzmece, cinsellik eğitiminin aileyi yok etmek için ortaya konan Marksist bir komplo olduğunu savunuyor. Ayrıca insanların hayati organlarını satmasına izin verilmesi gerektiğini düşünüyor.

Arjantinli Papa Francis'i sosyal adaleti savunan fikirleri nedeniyle bir "embesil" olarak, Amerikan gangster Al Capone'u ise serbest piyasa kurallarını uygulama konusundaki ısrarı nedeniyle bir "kahraman" olarak görüyor.

Bu kadar radikal fikirler, miting meydanlarındaki sıradışı dans figürleriyle birleşince akıllara doğal olarak eski ABD Başkanı Donald Trump geliyor. 

Arjantin'deki yerleşik siyasi düzenin dışından gelen bir politikacı olarak Trump ve "Brezilyalı Trump" olarak anılan eski Brezilya lideri Jair Bolsonaro'ya benzetilse de Milei, 21. yüzyıl Arjantini'nin kendi koşullarında ortaya çıkardığı benzersiz bir siyasetçi.

Zira bir nesli ekonomik krizlerle büyüten Latin Amerika ülkesinde yüzde 150'ye doğru ilerleyen enflasyon, hızla değer kaybeden para birimi ve nüfusun yüzde 40'ını etkileyen yoksulluk hakim politikacılara yönelik öfkeyi keskinleştirirken, Milei gibi renkli ve sıradışı bir figürü de özellikle genç seçmenin gözdesi haline getirdi.

Baş döndüren vaatler

Kendini liberteryen ve anarko-kapitalist olarak tanımlayan Javier Milei birkaç yıl önce ekranlarda sıkça görülen "konuşan kafalardan" biriyken, Arjantinli televizyoncuların favorisiydi.

Ekonomik krizle boğuşan ülkede Milei'nin hükümet harcamalarına ve hakim siyasetçi sınıfına karşı attığı sert nutuklar reytingleri artırmış, onu en çok izlenen isimlerden biri yapmıştı.

Birkaç ay öncesine kadar hiçbir siyasi uzmanın seçilme şansı tanımadığı Arjantinli siyasetçi seçim kampanyası sürecinde de çizgisini bozmadı.

Bu çizginin ana sembollerinden biri de mitinglerinde elinde taşıdığı elektrikli testere oldu. Milei, elindeki testereyle sistemi ve hükümeti budama vaadini seçmenlere aktarırken, aralarında eğitim ve sağlık bakanlıklarının da olduğu birçok hükümet kurumunu kapatarak harcamaları kısma sözü verdi.

Bununla da sınırlı kalmayarak krizlerin baş sorumlusu olarak gördüğü merkez bankasını kapatacağını ve Arjantin pezosunu tedavülden kaldırarak yerine Amerikan dolarını koyacağını söyledi. 

Uzmanlara göre, dolarizasyonun ülkeye maliyeti 40 milyar doları bulabilir ve Arjantin'in böyle bir parası yok. Dahası zaten 45 milyar dolarlık bir IMF programında olan ülkenin bu parayı borç alarak alabileceği bir kaynak da mevcut değil.

Bazılarına göreyse 18 bakanlığın 10'unu kapatmak isteyen, sağlık sektörünü tamamen özelleştirip yoksullar için eğitimi karneye bağlamayı planlayan Milei fazla ileri gidiyor ama ekonomiyi düzeltmeye kamu harcamalarıyla başlaması doğru yolda olduğunu gösteriyor.

Arjantin'de elinde elektrikli testeresiyle yıllanmış siyasetçilerin üzerine yürüyen Milei'nin zamanın ruhunu yakaladığı ve beklediği karşılığı sandıkta bulduğu açık.

Ancak partisinin 257 sandalyeli Arjantin Parlamentosu'na sadece 38 vekil sokabilmiş olması, yeni Arjantin liderini beklenenden ılımlı politikalara yönlendirme ihtimali de bir hayli yüksek.

Kişisel yaşamı: Kale çizgisinden grup seks partilerine

53 yaşındaki Javier Milei'nin kişisel yaşamı da en az siyasi çizgisi kadar dikkat çekici.

Yolcu taşımacılığı alanında çalışan iş insanı bir baba ve ev hanımı bir annenin oğlu olan Milei, gençlik yıllarına babasıyla yaşadığı sorunların damga vurduğunu ve o yıllar hakkında konuşmayı sevmediğini söylüyor.

Gençlik yıllarından bugüne kalan en önemli detaylarsa Rolling Stones şarkıları çalan bir rock grubunda gitar çalması ve Chacarita futbol kulübünün genç takımlarında kalecilik yapması.

Geçirdiği çapraz bağ sakatlığının ardından 19 yaşında futbola veda eden Milei, 1980'lerin hiperenflasyonist ortamında ekonomi okumaya karar vermiş.

Ailesinden yakın ilişkisini sürdürdüğü tek isimse, seçim kampanyasını da yöneten kız kardeşi Karine Milei. Kardeşinden "patron" diye bahseden Milei, iktidar yürüyüşünün mimarının Karine olduğunu savunuyor ve hatta kız kardeşinin "first lady" olabileceğini düşünüyor.

Televizyonların vazgeçilmez konuğu olduğu dönemde sadece ekonomi ve siyaset konuşarak reytingleri yükselttiğini söylemek de Milei'ye haksızlık olur. 

Zira Arjantin'in yeni lideri özel yaşamından sıklıkla bahsettiği televizyon macerasında, bir tantrik seks (Hindistan kökenli bir sevişme sanatı) ustası olduğunu söylemiş ve defalarca grup seks partilerine katıldığını belirterek izleyenlere konuyla ilgili ipuçları vermişti.

Arjantin lideri olma görevi "ölen köpeğinden"

Ve köpekleri... Milei, "4 ayaklı evlatlarım" olarak tanımladığı İngiliz Mastifi cinsi 4 köpeğini 2017'de hayatını kaybeden Conan isimli köpeğinin DNA'sından klonlatmış ve bunun için 50 bin dolar ödemiş.

Yeni köpekler de Milei'nin siyasi çizgisinden payını alarak, tarihteki liberal ekonomistlerin ismini almış; Murray, Milton, Robert ve Lucas.

Ancak köpeklerin Milei'nin siyasi yürüyüşüyle bağlantısı bununla da sınırlı değil. 

Conan öldükten sonra bir medyuma gittiğini söyleyen Milei, hayatını kaybeden köpeğinin medyum aracılığıyla kendisine "Tanrı'dan gelen Arjantin Devlet Başkanı olma misyonunu" ilettiğini öne sürüyor ve her fırsat bulduğunda köpeklerin "dünyanın en iyi stratejistleri" olduğunu dile getiriyor.

Independent Türkçe



Zubeydi, iş işten geçmeden Maduro'nun son mesajını okuyacak mı?

‘Bölgesel dengelerle oynamak’ iki ucu keskin bıçak, ancak Zubeydi ve Maduro bu ‘keskin bıçağı’ kendi göğüslerine sapladılar (Independent Arabia)
‘Bölgesel dengelerle oynamak’ iki ucu keskin bıçak, ancak Zubeydi ve Maduro bu ‘keskin bıçağı’ kendi göğüslerine sapladılar (Independent Arabia)
TT

Zubeydi, iş işten geçmeden Maduro'nun son mesajını okuyacak mı?

‘Bölgesel dengelerle oynamak’ iki ucu keskin bıçak, ancak Zubeydi ve Maduro bu ‘keskin bıçağı’ kendi göğüslerine sapladılar (Independent Arabia)
‘Bölgesel dengelerle oynamak’ iki ucu keskin bıçak, ancak Zubeydi ve Maduro bu ‘keskin bıçağı’ kendi göğüslerine sapladılar (Independent Arabia)

Mustafa el-Ensari

Delta uçakları Karakas semalarının sessizliğini bozarak Nicolas Maduro'nun ‘devrimci direniş’ döneminin sonunu ilan ettiğinde, uçakların yankıları Aden ve Mukalla'daki sarayların koridorlarında yankılandı.

Karakas’ın düşüşü, Latin Amerika'da popülist bir rejimin çöküşü değil, jeopolitik açıdan sert bir ders oldu. Bu ders, ‘statükonun’ ‘yakınlık ve güç mantığına’ uzun süre dayanabileceğini düşünenlere yönelikti.

Venezuela'nın büyük komşusu Washington, Yemen'in büyük komşusu ise Riyad ve Maskat’tı. Mesaj ise aynıydı: “Coğrafya siyasi günahları affetmez.”

“İdeolojik illüzyon” ortakları

İki adam arasındaki binlerce kilometrelik mesafeye rağmen, onları ‘popülist solculuk’ adlı kalın bir ip birbirine bağlıyordu. Tutkulu konuşmaların ve yoksullara verilen sözlerin kurumsal devletin yokluğunu telafi edebileceğine inanan Chávez'in varisi olan Maduro, eski Yemen Sosyalist Partisi'nin ‘hayaletlerini’ çağıran ve ‘güney milliyetçiliği’ kisvesi altında, ayrılıkçı bir gerçekliği zorla dayatan Güney Geçiş Konseyi (GGK) Başkanı Ayderus ez-Zubeydi’de kendisini görmüştü.

thy7ujk
Trump, Nicolas Maduro'nun tutuklu haldeki fotoğrafını paylaştı (Ajanslar)

Her ikisi de adeta intihar edercesine ‘coğrafyayı görmezden gelme’ oyununu oynadılar. Maduro, Venezuela'yı ABD’nin ‘arka bahçesinde’ Rusya ve İran için gelişmiş bir platform haline getirmeye çalıştı. Uzak Moskova'nın onu yakın Washington'dan koruyacağına kendini inandırmıştı.

Öte yandan Zubeydi dün ‘1 Numaralı Açıklama’ ile kamuoyu karşısına çıktı ve Hadramut, el-Mahra, Sokotra ve kardeş bölgelerini Suudi Arabistan ve Umman'a rakip bir etki alanına çekmeye çalıştı, kâh bölgesel güçlere ulaşmaya çalıştı kâh Riyad'ın bileğini bükmek için çaresizce ‘İsrail kartını’ oynadı. ‘Suudi Arabistan’ın ulusal güvenliğinin’ varoluşsal bir doktrin ve Suudi Arabistan liderliği için mürekkeple değil, kan ve ateşle çizilmiş bir ‘kırmızı çizgi’ olduğu gerçeğini göz ardı etti.

Kaybeden bahisler oyunu

Siyaset biliminde, ‘bölgesel dengelerle oynamak’ iki ucu keskin bıçak, ancak Zubeydi ve Maduro bu ‘keskin bıçağı’ kendi göğüslerine sapladılar. Maduro, Trump'ı ve ülkesinin komşusu olan Latin Amerika ülkelerinin baskısını hafife alınca, kendi sarayında tutuklandı ve yanında sadece eşi ve kırık anılarının bulunduğu bir çanta kaldı.

Zubeydi şimdi aynı ip üzerinde yürüyor. Hadramut ve el-Mehra'daki ‘coğrafi şoku’ görmezden gelme girişimi ve Suudi Arabistan'ın güney sınırlarını güvence altına alma konusundaki hayati çıkarlarını göz ardı etmesi, onu ‘siyasi kibir’ tuzağına düşürdü.

O, bunu reddeden bir halka (Hadramutluların GGK'nın otoritesini reddetmesi gibi) yabancı güçlere dayanarak fiili bir durum dayatmanın, açlık çeken bir halka demir ve ateşle kendini dayatan Maduro'nun deneyiminin bir tekrarı olduğunu unuttu, ta ki kader ünlü ‘Delta Gecesi’nde kapısını çalana kadar.

Siyasi mezardan bir mesaj

İki lider arasında bir diyalog hayal eden şakacı yaklaşım, acı bir stratejik gerçeği ifade ediyor. Maduro, Zubeydi'ye “Coğrafya, siyasetteki tek sabit unsurdur” dediğinde hem Maduro hem de Zubeydi'nin destekçilerinin sorgulamaya çalıştığı yüzlerce yıllık tarih derslerini de özetliyordu.

Bundan birkaç gün önce, deneyimli Suudi yazar Abdurrahman er-Raşid, coğrafyayı Yemen dosyasında en etkili faktör olarak nitelendirdi. Ancak hem Maduro hem de Zubeydi, bu gerçeği hafife aldılar. Ardından bu durum saraylarında ve karargahlarında bir yangın gibi onları yakalayıp etraflarını sardı. Maduro, ABD’nin coğrafi yakınlığının kaçınılmazlığından kaçmaya çalıştı, ancak kader onu Trump ve ünlü Delta Gücü şeklinde yakaladı. Benzer şekilde, Zubeydi de Suudi Arabistan ve Umman’ın coğrafi yakınlığının kaçınılmazlığından kaçmaya çalıştı. Mukalla ve Hadramut'un bölgesel anlaşmalardan uzak, ‘uzaktan kumanda’ ile yönetilebileceğini düşünerek kendini kandırdı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Maduro, ‘denenmiş ve test edilmiş’ olanın test edilmemesi gerektiğini ve güçlü bir komşunun uzun süre sabırlı olabileceğini, ancak harekete geçtiğinde ‘kahramanın değil, kardeşinin gücünü kullan’ mantığıyla hareket edeceğini fark etmediği için düştü.

Bugün, GGK'nın Yemen'in doğusundaki mevzilerini boşaltması için baskı artarken, Zubeydi’nin önünde biri, Maduro'nun meajını dikkatlice okuyup Yemen Başkanlık Konseyi'nin çatısı altında ulusal uzlaşma ortamına geri dönmek, diğeri kendi inancının aksine, coğrafyanın ‘gerçeklerden daha güçlü konuştuğunu’ çok geç fark ettiği anı beklemek olan iki seçeneği var gibi görünüyor.

scdfg
GGK Başkanı Ayderus ez-Zubeydi (GGK resmi internet sitesi)

Lübnanlı yazar Gassan Şerbil, Maduro’nun Karakas’tan kaçırılmasıyla ilgili yorumunda, olayı X'teki sloganlardan ziyade zorlu coğrafya açısından yorumlamış gibi görünüyor. Delta Gücü’nün Maduro'nun sarayını basıp onu tutukladığı olay, ancak coğrafyanın ve çıplak gücün bir mesajı olarak anlaşılabileceğini düşünen Şerbil, “Putin kıskançlık duyabilir, çünkü James Bond Kremlin'in çarı değil, Beyaz Saray'ın efendisidir” değerlendirmesinde bulundu.

Böylece Donald Trump, Messi, Ronaldo ve Muhammed Salah'ın kıskanacağı ‘tarihi bir köşe vuruşu’ yaparken bize, Kasım Süleymani'nin öldürülmesini emreden adamın Maduro'yu kaçırmaktan çekinmediğini ve haritaların anahtarlarını elinde tutan birinin sözlerle manevra yapmadığını hatırlattı. Şerbil'in de belirttiği gibi, bu olayın özeti her gün tekrarlanan “Trump'a karşı oynamayın ve coğrafya konuştuğunda sloganlara güvenmeyin” şeklindeki bilgece sözü gözler önüne seriyor.

Peki, Delta Gücü Aden'de görünecek mi?

Gözlemcilere göre tüm siyasi hilelerini tüketerek yalnız kalan Maduro'nun kaderi, Arap Yarımadası'nın dengesini bozmaya çalışan herkesin bakması gereken bir ‘ayna’ niteliğinde.

Yemen'in coğrafyası sadece bir araziden ibaret değil, aynı zamanda Suudi Arabistan, Umman, Körfez ve uluslararası ve bölgesel Arap suları ile paylaşılan bir ‘kimlik ve ulusal güvenlik’ meselesidir. Zubeydi, tüm bu faktörleri hafife almaya devam ederse, yakında Maduro gibi kendini Delta Gücü’yle burun buruna gelmiş bulabilir.

Maduro, artık manevra alanı kalmayan bir gerçekliğe uyandı. Peki ya Zubeydi Aden'de ‘kader’ kapısını çalmadan önce uyanacak mı?


ABD'nin askeri operasyonundan sonra... Venezuela petrolü nereye gidecek?

ABD'nin Karakas'taki bazı noktaları hedef alan saldırılarının ardından Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi Fuerta Tiuna'da yangın çıktı. (AFP)
ABD'nin Karakas'taki bazı noktaları hedef alan saldırılarının ardından Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi Fuerta Tiuna'da yangın çıktı. (AFP)
TT

ABD'nin askeri operasyonundan sonra... Venezuela petrolü nereye gidecek?

ABD'nin Karakas'taki bazı noktaları hedef alan saldırılarının ardından Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi Fuerta Tiuna'da yangın çıktı. (AFP)
ABD'nin Karakas'taki bazı noktaları hedef alan saldırılarının ardından Venezuela'nın en büyük askeri kompleksi Fuerta Tiuna'da yangın çıktı. (AFP)

Karakas’ta patlama sesleri yankılandı… Hızlı Amerikan askeri operasyonu gerçekleştirildi ve Nicolas Maduro yakalandı…

ABD ile Venezuela arasındaki gerilim, 2025 yılının sonlarında keskin biçimde tırmandı. ABD ordusunun Karayipler bölgesi ile Pasifik Okyanusu’nun doğusunda düzenlediği bir dizi deniz saldırısının ardından tansiyon yükseldi. Washington, bu saldırıların uyuşturucu kaçakçılığına karıştığı öne sürülen gemileri hedef aldığını açıkladı. En az 95 kişinin hayatını kaybettiği belirtilen saldırıların önemli bir bölümü Venezuela kıyıları açıklarında gerçekleştirildi.

Bölgede geniş çaplı ABD askeri yığınağına işaret eden tüm göstergeler, Başkan Donald Trump’ın kara saldırıları düzenleme tehditleri ve 29 Kasım 2025’te Venezuela ve çevresindeki hava sahasının kapatıldığını duyurması, Devlet Başkanı Nicolas Maduro’ya yönelik bir savaşın yaklaştığı şeklinde yorumlandı.

u
Karakas'taki Miraflores Başkanlık Sarayı’nın yakınındaki evlerinden ayrılan Venezuelalı bir aile (AP)

Gelişmeler bununla da sınırlı kalmadı. ABD güçleri, 2025’in son ayının başında Venezuela ile bağlantılı bir petrol tankerine ülke açıklarında el koydu. Ardından Trump, 16 Aralık’ta Venezuela’ya giren ya da ülkeden çıkan petrol tankerlerine abluka uygulanması talimatını verdi. Bu adımın, ülkenin petrol ticaretini durdurmayı ve ekonomisi büyük ölçüde bu hayati kaynağa dayanan Latin Amerika ülkesine ağır bir darbe indirmeyi amaçladığı belirtildi.

Bir diğer gelişmede ise ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), aralık ayında Venezuela kıyısındaki bir tesise insansız hava aracıyla (İHA) saldırı düzenledi. Trump, söz konusu tesisin uyuşturucu kaçakçılığında kullanıldığını iddia etti.

Venezuela hakkında bilgiler

Belirleyici günün ayrıntıları zamanla netleşecek olsa da krizin arka planında, Venezuela’nın uzun yıllardır süren derin bir ekonomik krizle karşı karşıya olduğu görülüyor. Ülkedeki kötüleşen ekonomik koşullar, kamu hizmetlerinde ciddi aksamalara ve gıdaya erişimde büyük zorluklara yol açtı.

2015 yılından bu yana yedi milyondan fazla Venezuelalı ülkeyi terk etti. Yerel insani kuruluşların tahminlerine göre, 31 milyonluk nüfusun yaklaşık 19,7 milyonu insani yardıma ihtiyaç duyuyor. Dünya Gıda Programı (WFP) da Venezuela’yı gıda güvensizliğinden en fazla etkilenen ülkeler arasında gösteriyor. 2019 yılında 9 milyon 300 bin kişinin yeterli gıdaya erişemediği belirtilmişti.

CIA’in internet sitesinde yer alan bilgilere göre, ülkede 1999 yılına kadar büyük ölçüde demokratik yollarla seçilmiş hükümetler görev yaptı. Ancak 1999-2013 yılları arasında devlet başkanlığı yapan Hugo Chavez’in yönetimi otoriter bir karakter taşıdı.

CIA değerlendirmesinde, Washington’un sert muhaliflerinden biri olarak görülen Chavez’in 5 Mart 2013’teki ölümünün ardından bu yaklaşımın halefi Nicolas Maduro döneminde de sürdüğü ifade edildi. Buna göre, 2020’de yapılan parlamento seçimlerinin hileli olduğu, muhalefet partilerinin çoğu ile birçok uluslararası aktörün bu seçimler sonucunda oluşan Ulusal Meclis’i meşru kabul etmediği belirtildi. Raporda, üç yıl süren seçim boykotunun ardından 2021’de çok sayıda muhalefet gücünün olumsuz koşullara rağmen yerel ve eyalet valiliği seçimlerine katıldığı, bunun sonucunda muhalefetin belediyeler düzeyindeki temsilini iki kattan fazla artırdığı ve 23 eyaletten dördünü elinde tutmayı başardığı kaydedildi.

CIA’nin değerlendirmesinde ayrıca, yıllar süren kötü ekonomik yönetimin Venezuela’yı 2014’te küresel petrol fiyatlarındaki düşüşe karşı savunmasız bıraktığı, bunun da kamu harcamalarında kesintilere, temel ürünlerde kıtlığa ve yüksek enflasyona yol açan bir ekonomik gerileme sürecini tetiklediği vurgulandı. Yaşam koşullarındaki bozulmanın milyonlarca Venezuelalıyı göçe zorladığı, göç edenlerin büyük bölümünün komşu ülkelere yerleştiği ifade edildi.

as
ABD Başkanı Donald Trump ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro (AFP)

Washington, yıllardır Venezuela’ya, ülkenin devlet başkanına ve yakın çevresine yönelik bir dizi yaptırım uyguladı. ABD yönetimi, eski Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido gibi muhalif isimleri de destekledi. Guaido, Ulusal Meclis’in 23 Ocak 2019’da aldığı ve 2018’de yapılan başkanlık seçimlerini gayrimeşru ilan eden kararın ardından ülkenin geçici devlet başkanı olarak yemin etmişti. Söz konusu kararda, milletvekilleri Nicolas Maduro’nun ikinci kez devlet başkanı olarak göreve başlamasını tanımadıklarını duyurmuştu. Ancak Maduro bu baskılara rağmen iktidarda kaldı ve başkanlık sarayını terk etmedi.

Benzer bir tablo 2024’teki başkanlık seçimlerinde de ortaya çıktı. Özellikle muhalif siyasetçi Maria Corina Machado’nun seçimlere katılmasının engellenmesi tartışmalara yol açtı. Machado’nun müttefiki Edmundo Gonzalez’in seçimlerden ‘kazanan’ olarak çıkmasının ardından ülkeyi terk ettiği ve İspanya’ya siyasi sığınma talebinde bulunduğu bildirildi.

Venezuela petrolü

Venezuela, 300 milyar varili aşan miktarla dünyadaki en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip bulunuyor. Ancak kötü yönetim, yetersiz yatırımlar ve ABD yaptırımları, ülkenin petrol üretimini ciddi biçimde düşürdü. Günlük üretim, üç milyon varilin üzerindeki zirve seviyelerden son dönemde yaklaşık bir milyon varile, hatta bunun da altına geriledi. Buna karşın ABD’nin tanıdığı istisna sayesinde Chevron şirketi Venezuela’daki faaliyetlerini sürdürdü ve ülkenin ‘siyah altın’ olarak nitelenen petrol üretiminin yaklaşık dörtte birini gerçekleştirdi.

Bu tablo, OPEC’in kurucu üyelerinden biri olan ve ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını petrolden sağlayan Venezuela’da ekonomik ve sosyal koşulların hızla kötüleşmesine yol açtı. Ülkenin gayrisafi yurt içi hasılası (GSYİH), 2014 ile 2021 yılları arasında 462 milyar dolardan 56 milyar dolara geriledi.

Bu süreçte sağlık hizmetlerinin zayıflaması, sosyal yardımların azalması, alım gücünün düşmesi, iş kayıpları ve büyük ölçekli kitlesel göç yaşanması şaşırtıcı görülmüyor.

Peki bundan sonra ne olacak?

Amerikalılar ağır bir darbe indirdiler ve rakiplerini yendiler. Peki bundan sonra sırada ne var?

Venezuela yönetimi, ABD’yi özellikle petrol ve madenler başta olmak üzere ülkenin doğal kaynaklarını ele geçirmeye çalışmakla suçladı. Karakas, uluslararası toplumu, milyonlarca insanın hayatını tehlikeye attığını belirttiği ve uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelediği bu adımı kınamaya çağırdı.

Saldırının hemen ardından ‘tüm ulusal savunma planlarının uygulanması’ talimatını veren Nicolas Maduro’nun, içeriden devrilemeyince dış müdahaleyle iktidardan düştüğü değerlendirmesi yapıldı.

xzcvdfg
ABD saldırılarının ardından Karakas'ta güvenliği sağlamak için gezen askeri devriyeler (EPA)

Venezuela ordusunun, ABD’nin ezici askeri gücüyle boy ölçüşebilecek kapasiteye sahip olmadığı biliniyor. Ordunun envanterinin büyük bölümünü, büyük ölçüde eskimiş Sovyet yapımı silahlar ile yaşlı F-16 tipi Amerikan savaş uçakları oluşturuyor. Buna rağmen ordu, Chavez döneminden bu yana süren krizler boyunca bütünlüğünü korudu. Askeri yapının önce Hugo Chavez’e, ardından Maduro’ya olan sadakati olmasaydı, iktidarın çok daha önce çökeceği yorumları yapılıyor. Yeni dönemde ise ordunun, güvenliğin sağlanması ve belirli bir istikrarın tesis edilmesinde rol üstlenmesinin kaçınılmaz olduğu ifade ediliyor.

Venezuela adı, ‘küçük Venedik’ anlamına geliyor. Bu isim, İtalyan kâşif Amerigo Vespucci tarafından 1499 yılında, Maracaibo Gölü’nde ahşap kazıklar üzerine inşa edilmiş evleri gördüğünde, manzaranın kendisine İtalya’daki Venedik’i hatırlatması üzerine verilmişti.

İtalya’daki Venedik sular üzerinde yüzen bir şehir olarak bilinirken, Latin Amerika’daki bu ‘Venedik’ ise bir petrol denizi üzerinde yüzüyor… Mesele yolsuzlukla mücadele, demokrasi veya halkın refahı değil...

Mesele kara altın.


İngiltere: Maduro için gözyaşı dökmüyoruz... Almanya: Operasyonun hukuki incelemesi zaman alacak

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2018'de Karakas'ta düzenlenen son kampanya mitinginin sonunda destekçilerine hitap ediyor (Reuters)
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2018'de Karakas'ta düzenlenen son kampanya mitinginin sonunda destekçilerine hitap ediyor (Reuters)
TT

İngiltere: Maduro için gözyaşı dökmüyoruz... Almanya: Operasyonun hukuki incelemesi zaman alacak

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2018'de Karakas'ta düzenlenen son kampanya mitinginin sonunda destekçilerine hitap ediyor (Reuters)
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, 2018'de Karakas'ta düzenlenen son kampanya mitinginin sonunda destekçilerine hitap ediyor (Reuters)

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, dün Venezuela'da Başkan Nicoas Maduro'nun iktidarının sona ermesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve Venezuela halkının iradesini daha iyi yansıtan bir hükümete sorunsuz geçişi destekledi.

Starmer, İngiliz hükümetinin internet sitesinde yayınlanan açıklamada, “Maduro'yu gayrimeşru bir başkan olarak görüyoruz ve rejiminin sona ermesi nedeniyle hiç üzülmüyoruz” dedi.

Şöyle devam etti: "Venezuela halkının iradesini yansıtan meşru bir hükümete güvenli ve barışçıl bir geçiş sağlamak amacıyla, İngiliz hükümeti önümüzdeki günlerde ABD yetkilileriyle gelişen durumu görüşecektir."

xsdfrg
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve ABD Devlet Başkanı Donald Trump (AFP)

Almanya Başbakanı Friedrich Merz ise ABD operasyonunun hukuki değerlendirmesinin karmaşık olduğunu ve bunu değerlendirmek için “zaman ayıracağımızı” belirterek, uluslararası hukuk ilkelerinin uygulanması gerektiğini belirtti. Merz, “seçimler yoluyla meşruiyeti olan bir hükümete geçişin sağlanması” gerektiğini vurguladı ve “Venezuela'da siyasi istikrarsızlık yaşanmaması” gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

ABD'nin dün) erken saatlerde Venezuela'ya sürpriz bir saldırı düzenleyerek Maduro'yu tutuklaması dikkat çekicidir.