Arjantin'in başına geçen "testereli Wolverine" kim ve nasıl devlet başkanı seçildi?

53 yaşındaki Javier Milei, Arjantin ekonomisinde köklü bir değişim vadediyor

Arjantin'in yeni lideri seçim kampanyası boyunca üzerinde "Milei 2023" yazan testeresiyle halkın karşısına çıkmıştı (Reuters)
Arjantin'in yeni lideri seçim kampanyası boyunca üzerinde "Milei 2023" yazan testeresiyle halkın karşısına çıkmıştı (Reuters)
TT

Arjantin'in başına geçen "testereli Wolverine" kim ve nasıl devlet başkanı seçildi?

Arjantin'in yeni lideri seçim kampanyası boyunca üzerinde "Milei 2023" yazan testeresiyle halkın karşısına çıkmıştı (Reuters)
Arjantin'in yeni lideri seçim kampanyası boyunca üzerinde "Milei 2023" yazan testeresiyle halkın karşısına çıkmıştı (Reuters)

Barış Kaygusuz 

Arjantin'in yeni devlet başkanı Javier Milei'yi çenesine kadar uzanan uzun favorileri ve elinde salladığı elektrikli testereyle ekranlarınızda görüp, onu Marvel'in ünlü çizgi roman kahramanı Wolverine'e benzettiyseniz yalnız değilsiniz.

Milei'yle birlikte girdiği seçimlerden kongre üyesi olarak çıkan 43 yaşındaki profesyonel kostüm oyuncusu Lilia Lemoine de Guardian'a verdiği röportajda aynı benzetmeyi yapıyor: 

Wolverine'e benziyor. Wolverine gibi hareket ediyor. O bir antikahraman. Wolverine gerçekten çok çılgın ve düşmanlarına karşı çok saldırgan olabilir. Ancak sadece saldırıya uğradığında. O asla nedensiz yere öldürmez veya saldırmaz.

Lemoine'in Javier Milei için ortaya attığı antikahraman yakıştırması boşa değil.

Zira 2023'ün son çeyreğinde dünyanın konuştuğu isimlerden biri olmayı başaran Arjantinli siyasetçi 2020'de siyasete atıldığında hedefini "sistemi havaya uçurmak" olarak belirlemişti.

O dönem uzun, dağınık saçları ve deri ceketiyle bir rock yıldızı edasıyla hareket eden bu tuhaf siyasetçiyi ciddiye alanların sayısı bir hayli azdı. 

Ancak aradan geçen üç yılın ardından Javier Milei, dün bir önceki iktidarın ekonomi bakanı Sergio Massa'yı devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunda aldığı yüzde 56'lık oyla geride bıraktı ve Güney Amerika'nın en büyük ikinci ekonomisinin başına geçmeyi başardı.

Trump ve Bolsonaro benzetmeleri

Hayran kitleleri Javier Milei için "çılgın" ve "peruk" lakaplarını kullansa da, o kendisinden bahsederken "aslan" demeyi tercih ediyor.

İklim değişikliğinin bir düzmece, cinsellik eğitiminin aileyi yok etmek için ortaya konan Marksist bir komplo olduğunu savunuyor. Ayrıca insanların hayati organlarını satmasına izin verilmesi gerektiğini düşünüyor.

Arjantinli Papa Francis'i sosyal adaleti savunan fikirleri nedeniyle bir "embesil" olarak, Amerikan gangster Al Capone'u ise serbest piyasa kurallarını uygulama konusundaki ısrarı nedeniyle bir "kahraman" olarak görüyor.

Bu kadar radikal fikirler, miting meydanlarındaki sıradışı dans figürleriyle birleşince akıllara doğal olarak eski ABD Başkanı Donald Trump geliyor. 

Arjantin'deki yerleşik siyasi düzenin dışından gelen bir politikacı olarak Trump ve "Brezilyalı Trump" olarak anılan eski Brezilya lideri Jair Bolsonaro'ya benzetilse de Milei, 21. yüzyıl Arjantini'nin kendi koşullarında ortaya çıkardığı benzersiz bir siyasetçi.

Zira bir nesli ekonomik krizlerle büyüten Latin Amerika ülkesinde yüzde 150'ye doğru ilerleyen enflasyon, hızla değer kaybeden para birimi ve nüfusun yüzde 40'ını etkileyen yoksulluk hakim politikacılara yönelik öfkeyi keskinleştirirken, Milei gibi renkli ve sıradışı bir figürü de özellikle genç seçmenin gözdesi haline getirdi.

Baş döndüren vaatler

Kendini liberteryen ve anarko-kapitalist olarak tanımlayan Javier Milei birkaç yıl önce ekranlarda sıkça görülen "konuşan kafalardan" biriyken, Arjantinli televizyoncuların favorisiydi.

Ekonomik krizle boğuşan ülkede Milei'nin hükümet harcamalarına ve hakim siyasetçi sınıfına karşı attığı sert nutuklar reytingleri artırmış, onu en çok izlenen isimlerden biri yapmıştı.

Birkaç ay öncesine kadar hiçbir siyasi uzmanın seçilme şansı tanımadığı Arjantinli siyasetçi seçim kampanyası sürecinde de çizgisini bozmadı.

Bu çizginin ana sembollerinden biri de mitinglerinde elinde taşıdığı elektrikli testere oldu. Milei, elindeki testereyle sistemi ve hükümeti budama vaadini seçmenlere aktarırken, aralarında eğitim ve sağlık bakanlıklarının da olduğu birçok hükümet kurumunu kapatarak harcamaları kısma sözü verdi.

Bununla da sınırlı kalmayarak krizlerin baş sorumlusu olarak gördüğü merkez bankasını kapatacağını ve Arjantin pezosunu tedavülden kaldırarak yerine Amerikan dolarını koyacağını söyledi. 

Uzmanlara göre, dolarizasyonun ülkeye maliyeti 40 milyar doları bulabilir ve Arjantin'in böyle bir parası yok. Dahası zaten 45 milyar dolarlık bir IMF programında olan ülkenin bu parayı borç alarak alabileceği bir kaynak da mevcut değil.

Bazılarına göreyse 18 bakanlığın 10'unu kapatmak isteyen, sağlık sektörünü tamamen özelleştirip yoksullar için eğitimi karneye bağlamayı planlayan Milei fazla ileri gidiyor ama ekonomiyi düzeltmeye kamu harcamalarıyla başlaması doğru yolda olduğunu gösteriyor.

Arjantin'de elinde elektrikli testeresiyle yıllanmış siyasetçilerin üzerine yürüyen Milei'nin zamanın ruhunu yakaladığı ve beklediği karşılığı sandıkta bulduğu açık.

Ancak partisinin 257 sandalyeli Arjantin Parlamentosu'na sadece 38 vekil sokabilmiş olması, yeni Arjantin liderini beklenenden ılımlı politikalara yönlendirme ihtimali de bir hayli yüksek.

Kişisel yaşamı: Kale çizgisinden grup seks partilerine

53 yaşındaki Javier Milei'nin kişisel yaşamı da en az siyasi çizgisi kadar dikkat çekici.

Yolcu taşımacılığı alanında çalışan iş insanı bir baba ve ev hanımı bir annenin oğlu olan Milei, gençlik yıllarına babasıyla yaşadığı sorunların damga vurduğunu ve o yıllar hakkında konuşmayı sevmediğini söylüyor.

Gençlik yıllarından bugüne kalan en önemli detaylarsa Rolling Stones şarkıları çalan bir rock grubunda gitar çalması ve Chacarita futbol kulübünün genç takımlarında kalecilik yapması.

Geçirdiği çapraz bağ sakatlığının ardından 19 yaşında futbola veda eden Milei, 1980'lerin hiperenflasyonist ortamında ekonomi okumaya karar vermiş.

Ailesinden yakın ilişkisini sürdürdüğü tek isimse, seçim kampanyasını da yöneten kız kardeşi Karine Milei. Kardeşinden "patron" diye bahseden Milei, iktidar yürüyüşünün mimarının Karine olduğunu savunuyor ve hatta kız kardeşinin "first lady" olabileceğini düşünüyor.

Televizyonların vazgeçilmez konuğu olduğu dönemde sadece ekonomi ve siyaset konuşarak reytingleri yükselttiğini söylemek de Milei'ye haksızlık olur. 

Zira Arjantin'in yeni lideri özel yaşamından sıklıkla bahsettiği televizyon macerasında, bir tantrik seks (Hindistan kökenli bir sevişme sanatı) ustası olduğunu söylemiş ve defalarca grup seks partilerine katıldığını belirterek izleyenlere konuyla ilgili ipuçları vermişti.

Arjantin lideri olma görevi "ölen köpeğinden"

Ve köpekleri... Milei, "4 ayaklı evlatlarım" olarak tanımladığı İngiliz Mastifi cinsi 4 köpeğini 2017'de hayatını kaybeden Conan isimli köpeğinin DNA'sından klonlatmış ve bunun için 50 bin dolar ödemiş.

Yeni köpekler de Milei'nin siyasi çizgisinden payını alarak, tarihteki liberal ekonomistlerin ismini almış; Murray, Milton, Robert ve Lucas.

Ancak köpeklerin Milei'nin siyasi yürüyüşüyle bağlantısı bununla da sınırlı değil. 

Conan öldükten sonra bir medyuma gittiğini söyleyen Milei, hayatını kaybeden köpeğinin medyum aracılığıyla kendisine "Tanrı'dan gelen Arjantin Devlet Başkanı olma misyonunu" ilettiğini öne sürüyor ve her fırsat bulduğunda köpeklerin "dünyanın en iyi stratejistleri" olduğunu dile getiriyor.

Independent Türkçe



İngiltere: Sudan yaptırım listesine altı yeni madde eklendi

Geçtiğimiz yaz el- Gedaref'te bulunan Sudan askerleri (Arşiv- AFP)
Geçtiğimiz yaz el- Gedaref'te bulunan Sudan askerleri (Arşiv- AFP)
TT

İngiltere: Sudan yaptırım listesine altı yeni madde eklendi

Geçtiğimiz yaz el- Gedaref'te bulunan Sudan askerleri (Arşiv- AFP)
Geçtiğimiz yaz el- Gedaref'te bulunan Sudan askerleri (Arşiv- AFP)

İngiliz hükümetinin internet sitesinde bugün yayınlanan bir güncelleme, Londra'nın Sudan ile ilgili yaptırım listesine altı yeni madde daha eklediğini gösterdi.

Dün, Egemenlik Konseyi üyesi ve Sudan Silahlı Kuvvetleri Başkomutan Yardımcısı Korgeneral Şemseddin Kabaşi, "isyan" ortadan kaldırılana kadar mücadeleye devam edeceğine söz verirken, aynı zamanda yerinden edilmiş kişilerin geri dönüşünün "yakında" olacağını belirtti. Bu arada, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile ittifak kurmuş bir hareket, Mavi Nil Eyaleti'ndeki üç kasabayı kontrol altına aldığını duyurdu.

Darfur ve Kordofan'dan gelen yerinden edilmiş kişilerin kamplarını teftiş eden el- Kabaşi, devletin yerinden edilmiş kişilerin bölgelerini güvenli hale getirip “temizledikten” ve yeniden inşa çalışmalarına hemen başladıktan sonra, bu kişilerin gönüllü olarak geri dönüşüne öncelik verdiğini söyledi.

Egemenlik Konseyi'nden yapılan açıklamaya göre el- Kabaşi şöyle devam etti: “Kordofan ve Darfur'da sizinle buluşacağız ve evlerinize dönmenizi sağlamak için tüm gücümüzle çalışacağız.”

El- Kabaşi, ordunun Güney Kordofan'daki ilerleyişini ve Dilling ve Kadugli şehirlerindeki kuşatmanın kırılmasını, silahlı kuvvetler ve onları destekleyen güçlerin bir dizi ardışık operasyonunun “bir halkası” olarak nitelendirdi ve “tüm vatan isyanın kirinden arınana kadar” savaşmaya devam edeceklerine söz verdi.


Epstein skandalını ele alan kitaplar ve filmler

Fotoğraf: Eduardo Ramon
Fotoğraf: Eduardo Ramon
TT

Epstein skandalını ele alan kitaplar ve filmler

Fotoğraf: Eduardo Ramon
Fotoğraf: Eduardo Ramon

Necib Mübarek

Kamuoyuna açıklanan milyonlarca yeni belge, Jeffrey Epstein davasında şimdiye kadar bilinmeyen ayrıntıları ortaya çıkarırken, son yılların en tartışmalı dosyalarından birinde yeni bir safhaya girildiğini gösterdi. Bu gelişme, elit çevrelerde kurulan karmaşık para ve güç ağlarının, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismarın yıllarca devam etmesine nasıl zemin hazırladığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Dava, servet ile siyasi ve toplumsal ilişkilerin, yargı ve ahlaki kurumları nasıl işlevsizleştirebildiğini; adaleti ise zayıflara uygulanan, ayrıcalıklı kesimler söz konusu olduğunda askıya alınan seçici bir mekanizmaya dönüştürdüğünü gözler önüne serdi. Skandal, sürecin her aşamasında hesap verebilirliğin sınırları, medyanın rolü ve devletin mağdurları koruma yükümlülüğü üzerine küresel ölçekte geniş bir tartışmayı tetiklerken, modern iktidarın doğası ve beden, sömürü ile kurumsal sessizlik arasındaki ilişkiye dair temel soruları da yeniden gündeme taşıdı.

Davanın etkileri mahkeme salonlarıyla sınırlı kalmadı; kültürel ve entelektüel alana da yayıldı. Yazarlar, gazeteciler ve yönetmenler, bu kapalı dünyayı kendi bakış açılarıyla çözümlemeye çalıştı. Kimi araştırmacı gazeteciliğe, kimi insani tanıklığa, kimi ise tahakküm ve nüfuz ilişkilerinin simgesel anlatımına odaklandı. Bu çalışmalar, resmi anlatıların bıraktığı boşlukları doldurmayı, iş birliği ve koruma mekanizmalarını görünür kılmayı ve uzun süre marjinalleştirilen mağdur seslerini öne çıkarmayı amaçladı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı makalede, Epstein skandalına ilişkin eserlerin öne çıkanlarını ele alıyor. İçeriklerine ve farklı yaklaşımlarına genel hatlarıyla değinerek, bu skandal etrafında şekillenen kültürel ve medya manzarasının kapsamlı bir resmini çizmeye çalışılıyor.

“Adaletin Sapması”

2021 yılında yayımlanan “Adaletin Sapması” (Perversion of Justice), Epstein davasına ilişkin en önemli araştırmacı çalışmalardan biri olarak öne çıkıyor. Kitap, yalnızca hukuki olayların aktarımıyla yetinmeyip, Epstein’ın adaletten kaçmasına imkân tanıyan karmaşık psikolojik ve toplumsal dinamikleri de gözler önüne seriyor.

cfdvbg
Adaletin Sapması" adlı kitabın kapağı

Yazar Julie K. Brown, soruşturma belgelerine, yargı yazışmalarına ve mahkeme kayıtlarına dayanarak, açık kanıtlara rağmen Epstein’ın sorumluluktan kaçmasına izin veren ABD yargı sistemindeki yapısal eksikliklerin ayrıntılı bir tablosunu çiziyor. Toplumsal yolsuzluk ve siyasi nüfuzun kapsamlı bir eleştirisini sunan eser, sistemin zayıf noktalarını istismar edebilen kişilik yapılarına dair derinlemesine bir anlayış sağlıyor.

Kitap, Epstein’ın gizli hukuki anlaşmaları, mali ayrıcalıklarını ve sosyal ile siyasi bağlantılarını kullanarak nasıl gizli bir koruma ağı inşa ettiğini ortaya koyuyor. Brown, Epstein’ın üstün sosyal zekâyı, ahlaki vicdan yoksunluğunu ve aşırı şişirilmiş bir güç ve hak edilmişlik duygusunu bir arada barındıran manipülatif kişiliğini tasvir ediyor. Ayrıca, üst sınıflar ile medya ve siyaset çevrelerinin, kısmi koruma veya delilleri örtbas etme yoluyla suçların sürmesine nasıl katkıda bulunduğunu da analiz ediyor.

sdrg
Washington’da kamuoyuna açıklanmaya başlanan Epstein dosyalarına ait yargı belgeleri, 19 Aralık 2025 (AFP)

Bazı belgelere ve daha geniş ağlara erişimdeki sınırlılıklara rağmen, kitap toplumsal yolsuzluk ve siyasi nüfuz üzerine kapsamlı bir eleştirel çalışma sunuyor ve sistemin açıklarını istismar edebilen kişilik dinamiklerine dair derin bir kavrayış sağlıyor.

Korkunç zenginlik

2016 yılında yayımlanan Korkunç Zengin: Nüfuzlu Bir Milyarder, Onu Düşüren Cinsel Skandal ve Paranın Satın Alabileceği Tüm Adalet – Jeffrey Epstein’ın Şoke Edici Gerçek Hikâyesi” (Filthy Rich), James Patterson, John Connolly ve Tim Malloy imzasını taşıyor.

Kitap, Epstein’ın hayatını gerçek suç romanlarını andıran bir anlatımla sunarak, genel okurun davayı daha kolay kavramasını sağlıyor. Mütevazı başlangıçlardan finansal ve toplumsal zirvelere uzanan yükselişini, siyaset, sanat ve para dünyasındaki önde gelen isimlerle kurduğu ilişkileri, lüks yaşam tarzını, gizemli kişiliğini ve onlarca yıl süren cinsel istismar suçlarını ele alıyor.

xsdfvbg
Korkunç zenginlik adlı kitabının kapağı

Eserin gücü, karmaşık bir hukuki dosyayı sürükleyici bir dramatik anlatıya dönüştürmesinde yatıyor. Ancak kitap, Epstein’ı çoğu zaman tekil bir “kötü aktör” olarak sunarak, onu koruyan kurumsal yapıları ve hukuki ile siyasi ağları büyük ölçüde göz ardı ediyor. Medya ve siyaset üzerindeki baskı ve iş birliği mekanizmalarını derinlemesine irdelemediği için, araştırmacı gazetecilik açısından Adaletin Sapması’na kıyasla daha sınırlı bir değer taşıyor.

Buna rağmen, kamuoyunda farkındalık yaratma açısından önemli bir kaynak olmayı sürdürüyor. Kitabın, aynı adla Netflix’te yayımlanan belgesel diziye uyarlanmasının ardından etkisi ve görünürlüğü daha da arttı.

Amansız takip

Davaya içeriden bir bakış sunan Israrlı (Amansız) Takip (Relentless Pursuit), mahkeme salonlarında yaşananları canlı bir anlatımla aktarıyor. Kitap, mağdurları temsil eden avukat Bradley J. Edwards’ın doğrudan mesleki deneyimine dayanıyor.

frg
"Amansız Takip" kitabının kapağı

Eser, Epstein ve Ghislaine Maxwell’e karşı açılan davaların nasıl yürütüldüğünü ayrıntılarıyla aktarıyor; hukuki oyalamalar, delil toplamadaki zorluklar ve mağdurlar üzerindeki psikolojik ve toplumsal baskılar gibi günlük sorunlara odaklanıyor. Kitap, bu baskıların ayrıntılarını aktarırken, duruşma tarihleri ve savunma stratejileri gibi yargı süreçlerine ilişkin teknik detaylara da yer veriyor; para ve toplumsal nüfuzun, mahkeme salonlarının içinde bile davaların seyrini nasıl etkileyebildiğini ortaya koyuyor.

defrgt
Ghislaine Maxwell, New York’taki yargılaması sırasında mahkeme ressamına bakarken, 7 Aralık 2021

Bu güçlü yönlerine rağmen eser, Epstein’ın cezadan kaçmasına imkân tanıyan daha geniş toplumsal ve siyasi bağlamın analizinde sınırlı kalıyor. Bu yönüyle kitap, toplumsal ve siyasal yapıya dair kapsamlı bir çalışma olmaktan ziyade, yargı sürecini anlamaya yönelik önemli bir belge niteliği taşıyor.

Sahipsiz Kız

2025’te yayımlanan “Sahipsiz Kız” (Nobody’s Girl), Epstein ağına dâhil edilen mağdurlardan biri olan hayatta kalan Virginia Giuffre’nin, Amy Wallace ile birlikte kaleme aldığı doğrudan bir tanıklık olarak, dava hakkındaki en güçlü insani çalışmalardan biri kabul ediliyor.

frgt
Sahipsiz Kız adlı kitabının kapağı

Kitap, mağdurların yaşadığı psikolojik ve toplumsal deneyimlerine ışık tutarak Giuffre ve diğer bazı mağdurların maruz kaldığı psikolojik manipülasyon ve zorlamayı, ayrıca toplumsal ve siyasal nüfuzun, onları korkutmak ve susturmak için nasıl kullanıldığını anlatıyor.

Eserin temel gücü, mağdurlara doğrudan söz vermesi ve güven kaybı, toplumsal izolasyon ve Epstein ile Maxwell’in mutlak gücü karşısında hissedilen çaresizlik gibi uzun vadeli psikolojik etkileri görünür kılmasıdır. Mahrem anlatım dili, okurun skandalın insani bedelini, hukuki rakam ve dosyaların ötesinde hissetmesini sağlıyor.

Buna karşılık kitap, Epstein’ı destekleyen hukuki ve siyasi ağların analizine girmiyor. Bu yönüyle, gazetecilik ve hukuki araştırmalar için önemli bir tamamlayıcı olsa da, onların yerini almıyor.

“Örümcek”

Barry Levine ve Monique El-Faizy imzalı “Örümcek: Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell’in Ağlarının İçinde” (The Spider), 2020 yılında yayımlandı ve Epstein ile Maxwell’in onlarca yıl boyunca ördüğü karmaşık ağlara odaklandı.

dfrgt
"Örümcek" kitabının kapağı

Kitap, suçların gizlenmesini ve neredeyse tam bir cezasızlıkla sürmesini sağlayan mali, toplumsal ve siyasi bağlantıları izleyerek, bu yapının nasıl kurulduğunu ortaya koyuyor. Gazetecilik soruşturmalarına, mali belgelere, yazışmalara ve açık kaynaklara dayanan çalışma, ihlallerin devam etmesine imkân tanıyan ortamın kapsamlı bir resmini sunuyor.

Eser, davanın toplumsal ve siyasi boyutlarını aydınlatmada önemli bir adım olarak değerlendiriliyor ve kısmi ya da dolaylı koruma sağlayan siyasi ve ekonomik çevrelerin rolünü ön plana çıkarıyor. Kitap, tekil suçlara odaklanmanın meseleyi açıklamakta yetersiz kaldığını; ihlallerin sürekliliğini sağlayan koruma ve çıkar ağlarının esasen incelenmesi gerektiğini ileri sürüyor.

Bazı bağlantılar dolaylı kanıtlara dayansa da, çalışma para ile toplumsal ve siyasi nüfuzun, failleri koruma mekanizmaları içindeki kesişimini anlamaya önemli bir katkı sağlıyor.

“Şantaj Altındaki Bir Ulus”

2022’de yayımlanan “Şantaj Altındaki Bir Ulus: Epstein Davasının Ardındaki İstihbarat ve Suç Arasındaki Karanlık İttifak” (One Nation Under Blackmail), davayı uluslararası siyasi ve istihbarat ağlarıyla ilişkilendirmeye çalışıyor.

dfdwe
"Şantaj Altındaki Bir Millet" adlı kitap

Whitney Alyse Webb tarafından kaleme alınan kitap, Epstein’ı tek başına hareket eden bir suçlu olarak değil, nüfuz sahibi isimlere ulaşmak ve siyasi baskı ya da çıkar koruma amacıyla kullanılabilecek bilgiler toplamak için para ve gücü kullanan karmaşık bir siyasi şantaj sisteminin parçası olarak sunuyor.

Eserin temel özelliği, bakış açısını bireysel suçtan küresel siyasi boyuta genişletmesi. Ancak kitap, zaman zaman kanıtlanmamış çıkarımlarla somut gerçekleri iç içe geçirdiği için, okurun eleştirel bir dikkatle yaklaşmasını gerektiriyor. Buna rağmen çalışma, gücün ve nüfuzun ulusal sınırları aşarak bireysel skandalları siyasi baskı araçlarına dönüştürebileceğini anlamak açısından önemli bir değer taşıyor.

Kalıcı zarar(hasar)

Lucia Osborne-Crowley imzalı “Kalıcı Zarar: Yüzyılın Davasının Perde Arkasındaki Sarsıcı Hikâye” (The Lasting Harm), 2024 yılında yayımlandı ve Epstein ile Ghislaine Maxwell davalarında yargı sisteminin mağdurlar üzerindeki psikolojik ve toplumsal etkisine odaklandı.

Kitap, şikâyetlerin sunulmasından delillerin toplanmasına, mahkeme sürecinin medya tarafından ele alınışına kadar uzanan aşamalarda, yargılamaların mağdur imajını nasıl çarpıtabildiğini ve seslerini nasıl marjinalleştirebildiğini ayrıntılı biçimde ele alıyor. Yazar, hukuki adalet ile mağdurların psikolojik ve toplumsal haklarının korunması arasındaki gerilimi gözler önüne seriyor; yargı süreçlerinin kimi zaman mağdurlar için yeniden travmatize edici sonuçlar doğurabildiğini ve tanıklıklarının toplum nezdindeki inandırıcılığını zayıflatabildiğini vurguluyor.

rgt5t
Kalıcı Hasar adlı kitabın kapağı

Kitap, adaletin yalnızca hukukun uygulanmasından ibaret olmadığını, aynı zamanda insani zararın tanınmasını ve mağdur sesinin korunmasını da kapsaması gerektiğini hatırlatarak, büyük davaların ele alınışına ilişkin önemli bir eleştirel boyut kazandırıyor.

Belgesel ve sinema yapımları

Kitaplardan ekrana geçildiğinde, “Korkunç Zengin: Jeffrey Epstein” (Jeffrey Epstein: Filthy Rich) ve “Korkunç Zengin: Ghislaine Maxwell” (Ghislaine Maxwell: Filthy Rich) gibi belgeseller, Epstein ve Maxwell ağına dâhil olan hayatta kalanların ve eski yetkililerin tanıklıkları aracılığıyla davaya görsel ve insani bir boyut kazandırıyor.

Bu yapımlar, Ghislaine Maxwell’in genç kızların temin edilmesi ve istismar sürecindeki rolüne odaklanarak, toplumsal ve mali nüfuzun ihlalleri yıllarca nasıl gizleyebildiğini ortaya koyuyor. Belgeseller, faillerin mağdurlar üzerinde kontrol kurmak için kullandıkları psikolojik yöntemleri —manipülasyon, yıldırma ve aileler ile çevreden bilgi saklama dâhil— görünür kılıyor ve mağdur deneyimini izleyici açısından somut hâle getiriyor.

vfe
Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell özel bir uçakta görüldüğü fotoğraf (AFP)

Bu çalışmaların temel gücü, doğrudan görsel ve insani etki yaratmalarıdır. İzleyiciyi mağdurların acı ve mücadele deneyimine yaklaştırarak, ihlallerin boyutunu ve bu suçların mağdurların hayatları üzerindeki uzun vadeli psikolojik etkisini gözler önüne seriyor. Böylece, kuru hukuki anlatım ile davanın insani temsili arasındaki farkı belirginleştiriyor ve reşit olmayanlara yönelik cinsel istismar ile güçlü figürlerin nüfuzuna karşı mücadele konularında kamuoyunun farkındalığını artırıyor.

tbrgtb
Mahkeme delilleri arasında yer alan, Ghislaine Maxwell ve Jeffrey Epstein'ı gösteren fotoğraf.(AFP)

Bununla birlikte, bu belgeseller çoğu zaman Epstein’ı destekleyen daha karmaşık siyasi ve mali ağları ifşa etmekten kaçınıyor. Bu durum, “Örümcek” (The Spider) veya “Şantaj Altındaki Bir Ulus” (One Nation Under Blackmail) gibi kitaplara kıyasla araştırmacı derinliği sınırlıyor ve ihlallerin sürmesini mümkün kılan geniş ağların bir bölümünü görsel anlatının dışında bırakıyor.

dfrgt
Florida'da yayınlanan resmi cinsel suçlular listesinde yer alan Jeffrey Epstein'ın fotoğrafı.(AFP)

Bu iki belgeselin yanı sıra, davayı dolaylı biçimde ele alan ya da skandalı cinsel nüfuzun kapalı sistemlerini incelemek için bir çıkış noktası olarak kullanan başka yapımlar da bulunuyor. Örneğin “Jeffrey Epstein’dan Kurtulmak” (Surviving Jeffrey Epstein, 2020) adlı belgesel dizi, hayatta kalanların tanıklıklarına ve kişisel deneyimlerine odaklanıyor; Maxwell ve Epstein’ın suçları gizlemek için kullandıkları stratejileri ve mağdurların adalete erişimde karşılaştıkları hukuki engelleri ayrıntılı biçimde aktarıyor.

sdvfgth
Aktivistler, 15 Eylül 2025'te Windsor Kalesi yakınlarında Donald Trump ve Jeffrey Epstein'ı gösteren bir fotoğraf sergiledi.(AFP)

Yapım, olayları kronolojik bir anlatımla sunarak, ihlallerin onlarca yıl boyunca nasıl tırmandığını anlamayı kolaylaştırıyor; ancak Epstein’ı destekleyen mali ve siyasi ağların analizinde sınırlı kalıyor.

erfre
"Jeffrey Epstein'den Kurtulmak" adlı televizyon dizisinin afişi.

Bir diğer dikkat çekici çalışma olan “Epstein: Karanlıktaki Şeytan” (Epstein: Devil in the Darkness, 2019) ise çok bölümlü podcast olarak, Epstein ile bağlantılı küresel ağları ve nüfuz sahibi isimleri daha derinlemesine incelemeye çalışıyor. Yapım, mali ve siyasi nüfuzun istismarların örtbas edilmesindeki rolünü açığa çıkarmayı hedefleyerek, karşılıklı koruma ilişkileriyle örülü sistemi anlamaya katkı sunuyor.

Ancak hukuki sınırlamalar nedeniyle, tüm bağlantılar ve ağlar hakkında kesin kanıt sunmak her zaman mümkün olmuyor; bu da çalışmayı tam anlamıyla bir hukuki incelemeden ziyade, araştırmacı anlatının bir parçası hâline getiriyor.

Sonuç

Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell skandalını ele alan tüm bu kitaplar ve belgeseller, ister ABD’de ister küresel ölçekte olsun, para, iktidar ve adalet arasındaki ilişkinin ne denli karmaşık olduğunu ortaya koyuyor. Bu çalışmalar, ihlallerin yıllar boyunca sürmesini mümkün kılan kurumsal ve toplumsal ağları ifşa ederken, aynı zamanda suçların mağdurlar üzerindeki psikolojik ve toplumsal etkisini yansıtan doğrudan bir insani deneyim sunuyor.

4rgr4tg
Washington’da dosyaların yayımlanmaya başlamasının ardından, Epstein davasına ait belgelerde yer alan kamuoyunda tanınmış isimlere ilişkin fotoğraflar, 19 Aralık 2025 (AFP)

Eserler, sanatsal ve düşünsel düzeyde, kapalı nüfuz ve korku sistemlerinin, doğrudan şiddetten bile daha etkili biçimde yolsuzluğu nasıl koruyabildiğini gösteriyor. Bu bağlamda skandal, yalnızca bireysel suçlar dizisi değil; hesap verebilirliğin ve toplumsal denetimin sınırlarını sınayan bir test niteliği taşıyor. Gerçeğin anlaşılması ise, hak ihlallerini mümkün kılan sistemlere bakmayı ve bu ihlallerin insani ve toplumsal boyutunu kavramayı gerektiriyor.


Fransız Dışişleri Bakanı: Suriye hükümeti ile SDG arasındaki anlaşma Kürtlerin haklarını garanti altına alıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile Şam'da (EPA)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile Şam'da (EPA)
TT

Fransız Dışişleri Bakanı: Suriye hükümeti ile SDG arasındaki anlaşma Kürtlerin haklarını garanti altına alıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile Şam'da (EPA)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile Şam'da (EPA)

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barou bugün yaptığı açıklamada, Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan yeni anlaşmanın Kürtlerin temel haklarını güvence altına aldığını ve DEAŞ ile mücadele çabalarını desteklediğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Suriye Arap Haber Ajansı'ndan (SANA) aktardığına göre Barou, Şam'da Suriyeli mevkidaşı Esad aş Şeybani ile yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Paris'in Suriye'yi “daha iyi bir gelecek inşa etme” konusunda desteklemeye devam edeceğini ifade etti.

sdefrgty
Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Şam'da Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile bir araya geldi (EPA)

Suriye Dışişleri Bakanı Esad aş Şeybani bugün Şam'da Fransız mevkidaşı Jean-Noël Barrot ile ikili iş birliğinin güçlendirilmesi konusunu görüştü.

SANA, bugün Şam'daki Tishreen Sarayı'nda yapılan toplantıda iki bakanın karşılıklı çıkarları, bölgesel gelişmeleri ve iki ülke arasındaki ikili iş birliğinin güçlendirilmesini görüştüklerini bildirdi.

Suriye'nin birliğinin, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün teyit edildiğini belirtti.