İsrail sağıyla ordu liderliği arasındaki ittifak bozuluyor

‘Menfaatlerin Buluşması İttifakı’ çatlaklara sahne oluyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Tel Aviv'deki bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören askerler, ve sivilleri ziyaret etti. (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Tel Aviv'deki bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören askerler, ve sivilleri ziyaret etti. (DPA)
TT

İsrail sağıyla ordu liderliği arasındaki ittifak bozuluyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Tel Aviv'deki bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören askerler, ve sivilleri ziyaret etti. (DPA)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu dün Tel Aviv'deki bir rehabilitasyon merkezinde tedavi gören askerler, ve sivilleri ziyaret etti. (DPA)

İsrail'de Binyamin Netanyahu liderliğindeki iktidardaki sağcılar ve ordu liderliği arasındaki ‘Menfaatlerin Buluşması İttifakı’, Gazze'ye karşı ‘çılgın’, Batı Şeria'da ise daha az çılgın ama acımasız bir savaşa dönüştü. Bu ittifak, tahammül sınırına ulaştı ve Tel Aviv siyasi çevrelerinde açıkça görüldüğü gibi, şeffaf bir şekilde çatlaklara sahne olmaya başladı.

Ordu, Gazze'de büyük yıkıma yol açan ve İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana benzeri görülmemiş bir felakete neden olan savaşın başında konuştuğundan farklı bir dil kullanmaya, ‘Hamas'ı yok etmek’ yerine ‘Hamas'ın yönetme ve savaşma becerisine ölümcül bir darbe vurmaktan’ söz etmeye başladı. Ordu, "Hamas'ın herhangi bir varlığını engelleyebileceğimizi düşünen kimse hiçbir şey bilmiyor" diyor. Ayrıca Eski Genelkurmay Başkanı Bakan Gadi Eisenkot, halkı intikam ruhuyla harekete geçirmek yerine ‘ordunun savaştaki ahlakı’ hakkında konuşmaya başladığını ve aşırı sağcı bakanlarla çatışmaya girdiğini söyledi. Eisenkot, Siyasi ve Güvenlik İşlerinden Sorumlu Bakanlar Konseyi'nin geçtiğimiz pazartesi günü yapılan son oturumunda yaptığı açıklamanın devamında şunları söyledi:

Bu bakanlar Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi'ye bağırdı, o da buna karşılık vererek Bakan Itamar Ben Gvir'i kendisine karşı tehditlerde bulunmaması konusunda uyardı.

Bu hafta, ordunun Gazze Şeridi'ndeki kasabalarda füzelere karşı duvarlar inşa etmeye başladığı ortaya çıktı. Bu, belediye başkanlarının şu soruyu sormasına neden oldu:

Ordu, savaşın bitmesini ve Hamas'ın kasabalarımıza füze atmasını beklemeyi mi planlıyor?

sfv
İsrail Başbakanı ve ABD Savunma Bakanı geçtiğimiz pazartesi günü Tel Aviv'de basın toplantısı düzenlediler. (DPA)

İsrail ordusunun, savaşa karşı ABD tutumuna, siyasi liderliğine duyduğu saygıdan çok daha fazla saygı duyduğu görülüyor. Bilindiği gibi, Amerikalılar bu savaşa, herhangi bir önceki İsrail savaşına müdahalelerinden daha fazla ve daha derinlemesine müdahale ettiler. Aslında, yönetiminde önemli katkıları söz konusu.

Ayrıca askeri trene (ilk kez kullanılan mühimmat ve silahların 200 hava nakliye uçuşu, gemi seyirleri ve İsrail'deki ABD ordusu depolarının açılması, savaş gemileri ve denizaltılar da dahil olmak üzere), mali desteğe (14 milyar 300 milyon dolar) ek olarak, İsrail'e en önemli ABD liderlerini içeren siyasi bir hava ekibi geldi. Başkan Joe Biden'dan Dışişleri Bakanı Antony Blinken'a (5 kez), Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan'a (3 kez), Savunma Bakanı Lloyd Austin'e (2 kez), Genelkurmay Başkanı General Charles Brown'a ve İstihbarat Teşkilatı Başkanı William Burns'e kadar. Savaş yönetiminin her alanında hem ertesi gün hem de Lübnan ve Kızıldeniz'deki bölgesel zorluklara yanıt vermek için en üst düzeyde koordinasyon ve boşluk azaltma üzerinde çalışıyorlar. İsrailli meslektaşlarıyla otururken, masaya savaş planlarını, saha haritalarını ve ajandalarını koyuyorlar.

Sonuç olarak, iki taraf neredeyse her konuda anlaşıyor. Siyasi liderler arasındaki durum böyle değil. Savaşın boyutunu, kapsamını ve hatta operasyonların türünü azaltmak anlaşmaya varılan konular arasında yer alıyor. Bunların, aşamalı bir program çerçevesinde yapılması planlanıyor. Bu programın, bu ayın sonunda ikinci aşamanın sona ermesini ve İsrail askerlerinin Gazze Şeridi'nde yeniden konuşlandırılmasını öngörmesi bekleniyor. Daha sonra, birkaç ay süren yerel operasyonlara odaklanan üçüncü aşamaya geçilmesi ve ardından bölgeden tamamen çekilme yapılması planlanıyor.

dsw
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken çarşamba günü Washington'daki Dışişleri Bakanlığı genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre ABD’liler, bunu yaparak öncelikle savaşın hedeflerinde ortaklığı sürdürmek, ikinci olarak İsrail'e, savaş için gerçekçi olmayan hedefler belirleyerek çıktıkları yüksek ağaçtan mümkün olduğunca az zararla inmelerine, ardından başka bir siyasi aşamaya geçmelerine yardımcı olmak istiyor.

Bu siyasi aşama, içinde bulunduğu belirsizliklere rağmen, İsrail'deki sağ siyasi liderliği korkutan bir kabus. ABD, Filistin meselesinin çözümünü de içeren kapsamlı bir bölgesel barış planından bahsediyor. Söz konusu plan, Arap ülkeleri ile yapılan anlaşmalara dayanıyor ve vizyonu Arap Barış Girişimi'nden kaynaklanıyor. Bu planın hayata geçirilmesi, İsrail'de Filistin meselesinin çözümünü anlayan ve kabul eden yeni bir hükümetin kurulmasını gerektiriyor.

Bu bağlamda, ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, dün yaptığı açıklamada, ABD'nin İsrail'in Gazze'deki sivil kayıplarını azaltırken Hamas'ın oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak zorunda olduğuna inandığını söyledi. Blinken düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:

İsrail'in Hamas tehdidini ortadan kaldırmakla Gazze'deki sivil kayıplarını azaltmak arasında seçim yapmak zorunda olmadığına hâlâ inanıyoruz İsrail'in her ikisini de yapma zorunluluğu var ve her ikisini de yapmakta stratejik çıkarı var. İki devletli çözüm, Amerika dahil tüm tarafların zor seçimler yapmasını gerektirecek.

gh
Aşırı sağcı bakanlar, mini bakanlar kurulunun son toplantısında Başbakan Binyamin Netanyahu'nun müdahalesi olmadan genelkurmay başkanına saldırdı. (Reuters)

Görünen o ki İsrail sağı, mevcut ABD yönetimiyle bir savaş daha yaşandığına inanıyor ve bundan sonra da savaşmaya hazırlanarak bunu ‘gerçek kader savaşı’ olarak değerlendiriyor. Temellerini yakın müttefiki ve dostu Biden yönetiminin önerdiği her şeyi reddetmek üzerine kuruyor. Bu savaşta sağ, orduya ve güvenlik güçlerine saldırmak, iç çatışmayı yeniden yaratmak, hatta iç savaşa dönüşmek dahil tüm öldürücü silahları kullanıyor... Bu, kişisel olarak Netanyahu için bir siyasi ölüm kalım savaşı ve sağcı yönetim için varoluşsal bir savaş.

Son Bakanlar Kurulu olağanüstü toplantısı, bu mücadelenin şiddetinin bir örneğiydi. Sağcı bakanlar, Itamar Ben-Gvir ve beraberindeki Miri Regev ve David Amsalem, Başbakan Netanyahu'nun müdahalesine rağmen, ordu komutanı Benny Gantz'ı eleştirdiler. Öncelikle, 7 Ekim'deki çatışmalarda ve savaşın yönetiminde ordunun yetersiz olduğunu ve başarısız olduğunu iddia ettiler. Ayrıca, savaşın durdurulmasına yol açabilecek esir takası anlaşmalarından da uyardılar. Bunu açık bir gerginlikle yaptılar. Zira bu savaşın kaybedileceğini bekliyorlardı. Çünkü sağda bile, Netanyahu'dan kurtulmak isteyen güçlü bir akım var. Sağ kanadın sözcüsü olan ‘Israel Hayom’ gazetesi dün, Netanyahu'nun savaşın durdurulması durumunda görevinden istifa etmesini talep etti. Ancak gazetenin yazarlarından Nadav Shragai kaleme aldığı makalede şu ifadeleri kullandı:

Binyamin Netanyahu'nun artık savaşın bitiminde ayrılacağı veya bunun son dönemi olacağı yönünde inisiyatifini açıklama ihtimali şu anda sanki hayal dünyasından alınmış gibi görünüyor. Sonuçta bu Netanyahu'dan bahsediyoruz. Ancak bu, İsrail devleti için çok faydalı bir çıkardır. Netanyahu, savaşın gölgesinde siyasi geleceğini düşünmekten vazgeçtiği anda, içinde bulunduğumuz zor siyasi ve askeri mücadelede lider olarak daha saf ve gerçek bir performans sergileyeceğiz. Bu mücadele halen önümüzde ve bitmek üzere görünmüyor.



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.