AB, 2023'ü yüksek enflasyon, artan faizler ve ekonomik yavaşlama ile geçirdi

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, 2023 yılında yüksek enflasyon ve faiz oranları, enerji krizinin neden olduğu pahalı doğal gaz ve elektrik fiyatları ile birlikte ekonomik yavaşlama gibi ciddi sınamalar ile karşı karşıya kaldı

(AA)
(AA)
TT

AB, 2023'ü yüksek enflasyon, artan faizler ve ekonomik yavaşlama ile geçirdi

(AA)
(AA)

Bu yıl yaşanan küresel ekonomik sorunlardan AB ülkeleri de önemli ölçüde etkilendi. Yüksek seyreden enflasyon, artan faiz oranları, düşen yatırımlar ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ticarette ortaya çıkardığı aksamalar Avrupa ekonomisini çok keskin biçimde yavaşlattı.

AB ve Avro Bölgesi'nde enflasyon oranı bu yılın büyük kısmında Avrupa Merkez Bankasının (ECB) orta vadeli hedefi olan yüzde 2'nin çok üzerinde seyretti.

Yılın ilk ayında AB'de enflasyon yüzde 10'u bulurken Avro Bölgesi'nde de yüzde 8,6 seviyesini gördü.

Özellikle ECB'nin arka arkaya ve hızlı biçimde faiz artışlarının ardından faiz oranları avro tarihindeki en yüksek seviyelere ulaştı. Avro Bölgesinde enflasyon oranı bu durum karşısında yıl boyunca kademeli biçimde düşüş göstermesine rağmen, alınan tedbirler Avrupa'da ekonomik durgunluğa ve talepte sert düşüşe neden oldu.

AB Komisyonu, AB ve Avro Bölgesinde bu yılki ekonomik büyüme beklentisini iç talepteki daralma nedeniyle yüzde 0,8'e indirdi.

Aşağı yönlü revizyon; ekonomik aktivitedeki yavaşlama ve tüketimde düşüş başta olmak üzere çoğu mal ve hizmetlerde görülen ve artmaya devam eden yüksek tüketici fiyatlarının beklenenden daha ağır bir etki ortaya çıkarması nedeniyle yapıldı.

Enerji fiyatları yüksek seyretti

Bu yıla Rusya-Ukrayna Savaşı ve enerji krizi ile birlikte artan doğal gaz ve elektrik fiyatlarına karşı çok sayıda tedbir ve destek programı uygulamaya koyarak giren AB ülkelerinde halka yansıyan enerji fiyatları çok yüksek seviyelerde seyretti. 2023'ün ilk yarısında konutlarda tüketilen elektrik ve doğal gaz fiyatları zirve yaptı.

Yılın ilk yarısında elektrik fiyatları 2022'nin ayını dönemine kıyasla 22 AB ülkesinde yükseldi. AB ülkelerinde 2022 yılının ilk yarısında 100 kilovatsaat elektrik için 25,3 avro ödenirken, söz konusu rakam bu senenin aynı döneminde 28,9 avroya ulaştı.

Avrupa'da elektrik fiyatlarında en fazla artış yüzde 953 ile Hollanda'da görüldü. Onu yüzde 88 ile Litvanya, yüzde 77 ile Romanya ve yüzde 74 ile Letonya izledi. Artış oranı Slovenya'da yüzde 38, İsveç ve Belçika'da yüzde 27, Almanya'da yüzde 26, İtalya'da yüzde 21 oldu.

Bu yılın ilk yarısında AB ülkelerinde konutlarda kullanılan her 100 kilovatsaat doğal gaza ödenen ortalama fiyat ise 11,9 avro olarak tespit edildi. Söz konusu fiyat geçen yılın aynı döneminde 8,6 avro şeklindeydi.

Böylece, doğal gaz fiyatları da tarihi rekor seviyelere çıktı. Gaz fiyatlarının en fazla arttığı ülkeler yüzde 139 ile Letonya, yüzde 134 ile Romanya, yüzde 103 ile Avusturya, yüzde 99 ile Hollanda ve yüzde 73 ile İrlanda olarak belirlendi.

Avrupa bankalarında kriz tedirginliği

Bu yılın mart ayında ABD'deki banka iflasları ve İsviçre'deki bankacılık krizinin AB'ye olası etkileri de Avrupa'da kaygıya neden oldu.

Martta ABD'de başlayan bankacılık krizinin ardından Avrupa'da da Credit Suisse paniği yaşandı.

Credit Suisse bankasının en büyük ortağının sermaye artırımı yapmayacağını duyurmasının ardından yaşanan gelişmeler, bankayı iflasın eşiğine sürükledi. Bu süreçte bankacılık krizinin AB bankalarına ne ölçüde yansıyacağı kıta genelinde tedirginliğe neden olurken, pek çok büyük Avrupa bankasının hisse değerleri hızla geriledi.

Yaşanan kriz ortamı ancak İsviçre'nin en büyük bankası UBS'in hükümetin desteğiyle 167 yıllık Credit Suisse'i 3 milyar franga satın alacağını açıklamasıyla sakinledi ve Avrupa bankacılığı nefes alabildi.

Benzin ve dizel otomobil yasağı hazırlığı

AB ulaşımda da radikal denebilecek bir karar aldı. Mart ayında, AB ülkeleri 2035 yılından itibaren benzinli ve dizel motora sahip yeni otomobillerin satışını yasaklama girişimine onay verdi.

Böylece, söz konusu tarihten itibaren karbon salan benzinli ve dizel de dahil içten yanmalı motora sahip yeni otomobil satışı yapılamayacak olması ulaşımda elektriğe doğru dönüşümün yönünü belirginleştirdi.

Dijital platformlara katı kurallar geldi

AB, ağustosta dünyanın en büyük dijital platformlarına yönelik yeni katı kuralları uygulamaya koydu.

Bu çerçevede, Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren ve 45 milyondan fazla kullanıcısı olan büyük dijital platformlar, arama motorları ve alışveriş siteleri daha sıkı biçimde denetlenmeye başlandı.

Apple, Facebook, Google ve X gibi büyük dijital platformlar dezenformasyonu sınırlama, yasa dışı içeriği hızla kaldırma, reşit olmayanları internet ortamında daha fazla koruma ve dış denetime tabi tutulma gibi ilave yükümlülüklere tabi tutulmaya başlandı.

Yeni kurallara uymayan dijital platformların, küresel cirolarının yüzde 6'sına kadar para cezasına çarptırılabilecek olması bu şirketleri yasaya uyuma zorladı.

Rusya'ya yeni yaptırımlar

AB, bu yıl Rusya'ya yönelik 3 yeni yaptırım paketi hayata geçirdi. Bu çerçevede, sanayi ve teknoloji ürünleri, çeşitli yedek parçalar ile hem askeri hem sivil amaçla kullanılabilecek ürünlere ihracat yasakları getirildi.

Rusya'dan elmas ithalatı yasaklanırken, yaptırımların ihlal edilmesi veya çevresinden dolaşılmasını önlemek ve Rusya'nın petrol gelirini azaltmak için petrol tavan fiyatını sıkılaştırmaya yönelik çeşitli yeni önlemler alındı.

Türkiye ile yakın ekonomi diyaloğu

Bu yıl, Türkiye-AB ekonomik ilişkilerinde olumlu bir diyalog ortamı başladı. Bu çerçevede Türkiye'den çok sayıda bakan Brüksel'de AB yetkilileri ile yakın görüşmeler yaptı.

Ocak ayında dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Avrupa Parlamentosu (AP) Dış İlişkiler Komitesi'nde özel davetli olarak konuşma yaparken, AB Komisyonunun ekonomiden sorumlu üyesi Paolo Gentiloni ve genişlemeden sorumlu üyesi Oliver Varhelyi ile ayrı ayrı görüştü.

Toplantılarda, Türkiye ekonomisi, Gümrük Birliğinin güncellenmesi, yeşil ve dijital dönüşümün ekonomiye etkileri ve AB ile mali işbirliğinin geliştirilmesi konuları ele alındı.

Türkiye'de yaşanan deprem ve ardından seçim sürecinin tamamlanmasıyla birlikte AB ile görüşmeler daha da hız kazandı.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ekim ayında Brüksel'de, ticari ve ekonomik ilişkileri güçlendirmek amacıyla AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis, komisyon üyeleri Varhelyi ve Gentiloni ile ayrı ayrı toplantılar yaptı.

Brüksel merkezli düşünce kuruluşlarının etkinliklerine de katılan Bolat, Türkiye ile AB arasında ticaret alanındaki pozitif gündem ve Gümrük Birliğinin geliştirilebilecek yönleri ile ilgili görüş alışverişinde bulundu.

Ekim ayında Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu da Brüksel'e resmi ziyaret düzenledi.

AB Komisyonu Ulaştırmadan Sorumlu Üyesi Adina Valean ve Varhelyi ile bir araya gelen Uraloğlu, AB Komisyonu'nun düzenlediği üst düzey seviyedeki Küresel Geçit Forumu Ulaşım Koridorları Paneli'nde konuştu.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, kasımda Brüksel'de temaslarda bulundu. AB Komisyonu Yenilik, Araştırma, Kültür, Eğitim ve Gençlikten Sorumlu Üyesi Iliana Ivanova, İç Pazardan Sorumlu Üyesi Thierry Breton ve Varhelyi ile ayrı ayrı görüşen Kacır, Gümrük Birliği güncellemesi, AR-GE alanında işbirliği ve vize serbestisi gibi çeşitli önemli başlıkları gündeme taşıdı.

Kasım ayında Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tarım konulu Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Diyalog toplantısına katılmak üzere Brüksel'i ziyaret etti. AB Komisyonu Tarımdan Sorumlu Üyesi Janusz Wojciechowski eş başkanlığında yapılan toplantıda, tarım ve kırsal kalkınma stratejileri, gıda güvenliği, tarım ürünlerinde ikili ticaretin geliştirilmesi, IPARD Programı ve coğrafi işaretler konularında fikir alışverişinde bulunuldu.

Böylece, uzun yıllar ara verilen Türkiye-AB yüksek düzeyde diyalogları yeniden olumlu gündem önceliği ile başlamış oldu.



ABD'de ölü balina alarmı: Rekor seviyeler görülüyor

Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
TT

ABD'de ölü balina alarmı: Rekor seviyeler görülüyor

Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)
Araştırmacılar, balinaların maruz kaldığı yetersiz beslenmenin iklim değişikliğinden kaynaklandığını düşünüyor (AFP)

ABD'nin kuzeybatı sahillerinde bu yıl yaklaşık iki düzine gri balina karaya vurarak öldü.

King 5 News'un pazartesi günü bildirdiği üzere bu yıl Washington kıyılarında ve eyaletin Puget Boğazı boyunca çarpıcı bir şekilde 22 gri balina ölü bulundu.

Washington Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'na göre gri balinalar Washington'da "hassas" statüsünde; yani bu yerli memeliler "savunmasız veya sayıları azalan" konumunda yer alırken, eyalette nesli tükenmekte veya tehdit altındaki türler haline gelme olasılıkları yüksek.

King 5 News, balık ve yaban hayatı yetkililerine dayandırdığı haberinde daha geçen çarşamba günü Bremerton yakınlarında bir erkek gri balinanın bulunduğunu bildirmişti.

Cascadia Araştırma Kolektifi kurucusu ve araştırma biyoloğu John Calambokitis daha önce yayın kuruluşuna, "Bizim karaya vurma diye adlandırdığımız durumda, yani kıyıda ölü bulunan gri balina sayısında rekor seviyeler görüyoruz" demişti.

Cascadia Araştırma Kolektifi ve ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) Balıkçılık Departmanı'ndan uzmanlara atıfta bulunan yayın kuruluşu, bu yıl incelenen balinalardaki en yaygın bulgunun yetersiz beslenme olduğunu bildirdi.

Uzmanlar, balinaların beslenmek için göç ettiği Arktika'daki avların iklim değişikliği nedeniyle azaldığına inanıyor.

Washington Balık ve Yaban Hayatı Departmanı'nın internet sitesinde şu ifadelere yer veriliyor: 

Okyanusların asit oranının artması, okyanus sıcaklıklarının yükselmesi ve diğer değişen oşinografik modellerin birleşimi, gri balinaların beslendiği küçük bentik omurgasızların sayısında azalmaya yol açabilir... Ayrıca avların zamanlaması ve dağılımını da bozabilir.

Geçen çarşamba günü Facebook'ta bir topluluk uyarısı yayımlayan NOAA Batı Kıyısı Balıkçılık Müdürlüğü, Puget Boğazı'nın orta kesimlerinde yetersiz beslenmiş bir veya iki gri balina görüldüğünü açıklamıştı.

King 5 News'un haberine göre o gün Bremerton yakınlarında bulunan erkek gri balina, yetersiz beslenme ve darbe sonucu oluşan yaralanma belirtileri sergiliyordu.

Kuzey Pasifik'teki gri balinalar, Doğu Kuzey Pasifik ve Batı Kuzey Pasifik popülasyonları olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Balık ve yaban hayatı yetkilileri, Doğu Kuzey Pasifik popülasyonunda 2016'da yaklaşık 26 bin 960 balina yaşadığını söylüyor.

aXSDWEF
Uzmanlar, balinaların beslenmek için göç ettiği Arktika bölgesindeki iklim değişikliği sonucu avların sayısının azaldığını düşünüyor (AFP)

Federal düzeyde nesli tükenme tehlikesi altında sınıflandırılan Batı Kuzey Pasifik popülasyonunda ise 2016'da yaklaşık 271 ila 311 balina vardı.

Balık ve yaban hayatı yetkilileri, gri balinaların iklim değişikliğinin yanı sıra "balık ağlarına ve deniz çöplerine takılma", gemilerle çarpışma ve "insan kaynaklı deniz sesleri" gibi tehditlerle de karşı karşıya olduğunu ifade ediyor.

King 5 News'a göre bu yıl Washington'da karaya vuran en az 4 balinada gemi çarpması sonucu oluştuğu düşünülen yaralar görülürken, birinde de yakın zamanda ağlara takıldığına dair izler vardı.

Yayın kuruluşunun aktardığı üzere 2019'da Washington'da karaya vuran 35 gri balina kaydedilirken araştırmacılar, bu yılki toplam sayının rekor kırılan o senenin aynı dönemindeki sayıyı şimdiden aştığını belirtiyor.

Independent Türkçe


Tahran: Kalibaf, Katar’da 12 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasını görüşüyor

Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
TT

Tahran: Kalibaf, Katar’da 12 milyar dolarlık fonun serbest bırakılmasını görüşüyor

Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)
Kalibaf’ın parlamentonun iç seçimlerine katıldığı sırada çekilmiş fotoğrafı… Bu seçimlerde Kalibaf yeniden başkan seçildi. (İran parlamentosunun internet sitesi)

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Tesnim Haber Ajansı, müzakere heyetine yakın bilgi sahibi bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Katar’da, olası mutabakatın ilk aşamasında 12 milyar doların serbest bırakılması mekanizmasını görüştüğünü aktardı. Haberde, 14 maddeden oluşan mutabakat zaptının, müzakereler sürecinde dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılmasını öngördüğü, söz konusu meblağın yaklaşık 24 milyar dolar olduğu belirtildi.

Kaynak, Tahran’ın mutabakat zaptının açıklanmasıyla birlikte bu miktarın yarısının erişime açılmasında ısrarcı olduğunu, kalan kısmın ise 60 gün içinde aktarılmasının planlandığını söyledi. Kaynak ayrıca, Kalibaf’ın Katar ziyaretinin, bu talebin uygulanma mekanizmasını, ilk aşamada 12 milyar dolara erişim yollarını ve buna ilişkin engellerin kaldırılmasını görüşmek amacıyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Kaynak, Güney Kore ve Katar’daki İran fonlarının daha önce serbest bırakılması sürecinde yaşanan deneyimin, Tahran’ı uygulama adımlarını yakından takip etme konusunda daha hassas davranmaya yönelttiğini belirtti. Böylece geçmişte yaşanan karmaşık süreçlerin tekrarının önlenmesinin hedeflendiği kaydedildi.

Aynı kaynak, ziyaret sırasında önceki deneyimlerden yararlanılarak fonlara erişimde herhangi bir aksaklık yaşanmamasının amaçlandığını ve bu konuda ‘iyi sonuçlar’ elde edildiğini söyledi. Kaynak, “Katar’daki müzakereler genel olarak olumlu geçti ve genel müzakere sürecinde ilerleme sağlanmasına katkıda bulundu” ifadesini kullanırken, Tahran’ın dosyaya büyük bir temkinle yaklaştığını, çünkü ABD’nin ‘taahhütlerine bağlı kalmayan bir taraf olarak bilindiğini’ öne sürdü.

Tesnim Haber Ajansı’nın bilgi sahibi bir başka kaynağa dayandırdığı haberde, Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün Doha yönetiminin İran ile ABD arasındaki mutabakat muhtırasına garanti sağlamak amacıyla herhangi bir ödeme yapmadığı yönündeki açıklamalarına yanıt verildi. Kaynak, “Katarlı yetkililerin açıklamaları genel hatlarıyla yanlış değil” ifadesini kullanarak, Doha’da görüşülen paranın İran’a ait olduğunu ve mutabakata garanti sağlanmasıyla ilgisinin bulunmadığını söyledi.

Kaynak ayrıca, Tahran’ın geçmiş deneyimleri nedeniyle söz konusu fonları geri almak için ‘tam bir hassasiyet ve kararlılıkla’ hareket ettiğini belirtti.

Tesnim, Kalibaf’ın, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti ile birlikte gerçekleştirdiği Katar ziyaretinin, olası mutabakat muhtırasının ilk aşamasında dondurulmuş İran varlıklarının bir kısmının serbest bırakılması amacı taşıdığını yazdı.

Ajans, İran’ın ABD tarafına güvenmemesi nedeniyle bu fonların bir bölümünün süreç içinde serbest bırakılmasında ısrar ettiğini, böylece somut sonuç ve doğrudan fayda elde etmeyi hedeflediğini aktardı.

Haberde, dosyanın öneminin Kalibaf’ı, müzakere heyeti başkanı sıfatıyla, Katar Emiri ile yapılacak görüşmeleri bizzat takip etmek üzere Doha’ya gitmeye yönelttiği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Tesnim’den aktardığına göre, ziyaret sırasında ‘ilerleme’ sağlandı ve görüşmelerde ‘ileri yönlü adımlar’ atıldı.


Gazze, kısım kısım yeniden inşa ile ABD’nin zorlu iddiası arasında

Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
TT

Gazze, kısım kısım yeniden inşa ile ABD’nin zorlu iddiası arasında

Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla
Görsel: Lina Jaradat / Al Majalla

Amr İmam

ABD, Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde Gazze'nin yeniden inşasına ve yönetilmesine ilişkin planlarını hayata geçirme yolunda ilerliyor. Bu durum, savaşın harap ettiği bölge sakinleri için nadiren açılan bir umut penceresi aralasa da planların önünde ciddi engeller bulunuyor.

Öte yandan bu planlar, Mısır'ı da ince hesaplar yapmaya zorluyor. Çünkü Mısır, Gazze’de ateşkese ulaşılmasındaki kilit rolü ve savaş sonrası toparlanma ile yönetim sürecinde üstlenmek istediği işlev nedeniyle kritik bir konumda.

Planın özü, Gazze içinde yönetilebilir cep bölgeler oluşturmayı, bu bölgelerde geçici sivil bir yönetimin sorumluluk üstlenmesini, yeterli miktarda yardımın sağlanmasını ve yeniden yapılanma çalışmalarının başlatılmasını öngörüyor. Bu planlar, ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği Gazze Barış Konseyi'nin Hamas'ın silah bırakma taahhüdünü yerine getireceği umudunu yitirdiğinin görülmesinin ardından netlik kazandı.

Gazze Barış Konseyi, haftalarca süren müzakerelerin ve Kahire'de Hamas temsilcileri ve diğer muhataplarla gerçekleştirilen toplantıların ardından Hamas’ın silahlarından vazgeçmeyeceği ve tünel ağını dağıtmayacağı sonucuna vardı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Hamas'ın silah bırakmayı reddetmesi, bir bakıma sürecin tamamına duyduğu güvensizliği yansıtıyor. İsrail'in geçtiğimiz ekim ayında Şarm eş-Şeyh'te açıklanan Trump'ın on maddelik ateşkes planı kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirme isteğine ya da kapasitesine ilişkin kuşkular da bu güvensizliğin bir parçası.

Gazze'deki ateşkes resmi olarak yürürlükte kalmaya devam etse de büyük ölçüde kâğıt üzerinde kalıyor gibi görünüyor.

İsrail ordusu Gazze'nin çeşitli bölgelerini vurmayı sürdürüyor; bu saldırılar iki yıldır devam eden savaşta 70 bini aşan can kaybına yenilerini ekliyor ve Gazze'nin ayakta kalan binalar ile sivil altyapısını tahrip ediyor.

İsrail ayrıca Gazze'deki işgal alanını genişletmeye devam ederek İsrail askeri bölgesini belirleyen ‘sarı hattı’ Gazze’nin derinliklerine doğru ilerletiyor. Başbakan Netanyahu daha önce İsrail ordusunun, Gazze'nin yüzde 60'ından fazlasını, yani 365 kilometrekaresini kontrol ettiğini açıkladı. Bu oran daha önce yüzde 53'tü.

İsrail'in askeri varlığının bu denli genişlemesi, Hamas'ın bazı kaygılarını haklı çıkarır nitelikte. Filistinlilerin yeniden iskânına yönelik İsrail çağrıları ve sahil bölgesini parlak bir uluslararası tatil köyüne dönüştürmeyi amaçlayan kalkınma önerileri ise bu kaygıları daha da derinleştiriyor.

Planın özü, Gazze içinde yönetilebilir cep bölgeler oluşturmayı, bu bölgelerde geçici sivil bir yönetimin sorumluluk üstlenmesini, yeterli miktarda yardımın akmasını ve yeniden yapılanma çalışmalarının başlatılmasını öngörüyor.

Kırılgan bir umut kıvılcımı

Gazze'deki 2 milyonu aşkın Filistinli için ateşkes, acılarını hafifletmek bakımından son derece sınırlı kaldı.

İsrail'in iki yıl boyunca sürdürdüğü savaşa damgasını vuran toplu katliamlar ve bombardımanların kısmen azaldığı doğru, ancak günlük yaşam, çatışmalar sırasındaki kadar ağır koşullarda sürüyor. Gazzeliler yaz sıcağını ve kış soğuğunu hâlâ açık havada geçiriyor.

Evlerinin, sokaklarının ve sivil kurumlarının enkazıyla ve İsrail ateşinde hayatını kaybeden sevdiklerinin acı anılarıyla kuşatılmış durumda olan Gazzelilerin gidecekleri bir yer yok. Havadan bakıldığında Trump'ın daha önce, Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un Ortadoğu'ya gerçekleştirdiği en az iki ziyaretinde söylediği sözlerine dayanarak ‘yıkım sahnesini’ andıran bir toprakta yaşıyorlar.

sacddsc
Gazze şehrinde, yıkılmış evlerin enkazları arasında, kucağında bir kız çocuğu taşıyarak yürüyen Filistinli bir çocuk, 11 Mayıs 2026 (Davud Ebu el-Kas/Reuters)

İnsani yardımlar Gazze'ye hâlâ sınırlı miktarlarda ulaşıyor. Yaygın açlığı ya da önceki düzeylerde kalmaya devam eden yetersiz beslenme oranlarını fiilen hafifletemiyor. Faaliyetlerini sürdüren az sayıdaki tıbbi tesis ise sonu gelmeyen bir temel malzeme ve ekipman listesiyle boğuşuyor.

İsrail'in iki yıldır sürdürdüğü savaşa damgasını vuran toplu katliamlar ve bombardımanların kısmen azaldığı doğru olsa da günlük yaşam, çatışmalar sırasındaki kadar ağır koşullarda sürüyor.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) mayıs ayı ortalarında yayımladığı raporda belirtildiği gibi Gazze'deki askeri bölgenin genişlemesi insani müdahaleleri sekteye uğratacak, halk üzerindeki baskıyı artıracak ve şiddetten kaynaklanan riskleri yükseltecek. UNRWA ayrıca hastalık taşıyan kemirgen ve böceklerin beslediği halk sağlığı krizinin derinleşmesiyle birlikte Gazze'nin sağlık sisteminin neredeyse çöküşünün eşiğine geldiği ve zaten kötüleşmekte olan yaşam koşullarının daha da kırılgan bir hal aldığı konusunda da uyardı.

Bu bağlamda Gazze'nin ateşkes planı çerçevesinde toparlanma, yeniden yapılanma ve sivil yönetim aşamasına geçmesi, artık yalnızca diğer insanlar gibi güvenlik ve huzur içinde yaşama fırsatı isteyen bölge sakinlerine umut aşılayacak.

Gazzeliler, yeniden yapılanmanın ve normale dönüşün bir gecede gerçekleşemeyeceğinin farkında. Bu geçiş döneminin pratik karmaşıklıklarının da bilincindeler. Bununla birlikte herhangi bir değişim ihtimali, her türlü olumlu değişim, onlara bir ölçüde onur ve güvenlik içinde yaşayabilmek için yeniden can bulmuş bir fırsat sunacak.

Kahire'nin pragmatik hesapları

Mısır, Trump'ın ateşkes planının ilk aşamasının 16 Ekim 2025'te tamamlanmasının ardından planın sonraki aşamalarının uygulamaya konulması için baskı uyguluyor.

Kahire'nin, Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde yeniden yapılanma ve yönetim aşamasına geçişe itiraz etmesi pek olası değil. Bunun ardında Mısır'ın harekete ilişkin ideolojik tutumu ve kendine özgü güvenlik kaygıları yatıyor.

Mısır uzun süredir Gazze için Hamas'ı dışlayan bir yönetim anlayışını tercih ediyor. Resmi adıyla ‘Gazze'yi Yönetmek için Filistin Ulusal Komitesi’ olarak bilinen, Gazze'yi yönetmek üzere partili olmayan Filistinli teknokratlardan oluşan bir komite kurulması fikri de geçtiğimiz yıl mart ayında Kahire'de hayata geçirildi. Bu komitenin en belirgin özelliği Hamas'ın dışarıda bırakılmasıydı.

sxcds
Netanyahu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'ta görev yapan İsrailli askerleri ziyaret ederken, 18 Temmuz 2024 (AFP)

Mısır, bu öneriyi Hamas'a yönelik bir adım olarak sunmadı. Ancak Kahire ile on iki yıldır Gazze'yi yöneten hareket arasındaki ilişkiyi takip eden herkes iki taraf arasındaki derin ideolojik uçurumun farkında. Hamas, Mısır'ın hem iç hem de dış cephede karşı çıktığı ve mücadele ettiği siyasal İslam akımını temsil ediyor.

Trump'ın Gazze’yi ‘Ortadoğu’nun rivierası’ yapma önerisine karşın geçtiğimiz yıl mart ayında kendi Gazze yeniden yapılanma planını hazırlayan Mısır, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ulusal güvenlik meselesi olarak değerlendiriyor. Gazze’nin yeniden inşası Kahire açısından, Gazze ile İsrail'e sınır olan Mısır toprağı Sina'ya Gazze sakinlerinin yerinden edilmesine karşı zorunlu bir set işlevi de görüyor.

Yeniden yapılanma sürecinin başlatılması, Gazze'yi Yönetmek için Filistin Ulusal Komitesi’nin operasyonlarını Kahire'den Filistin topraklarının bizzat içine taşımasına olanak tanıyacak. Bu da geçiş döneminin daha etkin biçimde yönetilmesine imkân sağlayacak.

Bununla birlikte Mısırlı yetkililer, Hamas'ın dışarıda tutulmasının Gazze'de güvenlik boşluğu yaratıp bölgenin Sina'ya açılan sınırı üzerindeki denetimi zayıflatabileceği kaygısını taşımaya devam ediyor.

Edinilen haberlere göre yüzlerce Filistinli polis memuru, yeniden yapılanma döneminde güvenlik işlerini üstlenmek üzere Gazze'ye konuşlandırılmaya hazırlık kapsamında Mısır'da eğitim görmeye başladı.

Kısım kısım yeniden inşanın riskleri

Ne var ki Hamas'ın kontrolü dışındaki bölgelerde yeniden inşa ve yönetim sürecini başlatmak, tasavvur etmekten çok daha güç.

Gazze'nin bir bölümünün Hamas kontrolünde kalması, bölgenin farklı kesimleri arasındaki hareket özgürlüğünü kısıtlayacak ve yeniden yapılanma çabalarını sekteye uğratacak. Gazze'nin yeniden imarının toplam maliyeti daha önce yaklaşık 70 milyar dolar olarak tahmin edilmişti.

Bu yılın 19 Şubat'ında Barış Konseyi'nin dokuz üyesi yeniden yapılanma planını finanse etmek amacıyla milyarlarca dolar katkı sağlama taahhüdünde bulundu. Ancak bu fonların yalnızca küçük bir bölümü Konsey'e ulaşabildi.

ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş, Gazze'nin yeniden imarını finanse etme umutlarının büyük bölümünü söndürdü. Zira savaş, bu finansmanın büyük kısmını üstlenmesi beklenen Körfez ülkelerinin ekonomilerine ciddi zararlar verdi. Savaşın uluslararası ekonomi üzerindeki olumsuz etkileri de başka ülkelerin Gazze'nin yeniden imarı için bağış yapma ihtimalini zayıflattı.

sdvv
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye’de yıkılmış binaların enkazının dağıldığı bir caddede yerinden edilmiş Filistinliler, 6 Mayıs 2026 (AFP)

Savaşın ötesinde uluslararası bağışçıların büyük çoğunluğu olası katkılarını Hamas'ın silah bırakması ve Gazze'nin geleceğinden dışlanması koşuluna bağlıyor.

Bu koşullar, Hamas için adeta bir idam hükmüne benziyor.

Siyasi liderliğinin hâlâ istikrar kazanmadığı hareket, elinde kalan silahların, Gazze genelinde işlettiği tünel ağının ve kontrolündeki bölgelerin son kozu olduğunun farkında.

Hamas'ın bu kozu sıkıca tutmaya devam edeceği anlaşılıyor. Bunu yaparken Gazze'ye ve Filistin davasının tamamına verdiği zararın farkında; zira 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlenen saldırılar, kırk yıllık hareket tarihinin en ağır stratejik ve askeri yanlış hesabı olarak Filistinliler nezdinde hareketin popülaritesine derin izler bıraktı.

Öte yandan Gazze'nin bir bölümünün Hamas kontrolünde kalmaya devam ettiğini kabul ederek bazı kesimlerinin yeniden inşasına başlamak, bağımsız bir Filistin devleti hayalinin yolunda atılan bir adım olarak Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria'da birleşik bir Filistin sivil yönetimi kurulmasına ilişkin kalan umutlara ağır bir darbe vuracak.

Kısmi yeniden yapılanmanın beraberinde getirebileceği tüm yararlarına karşın bu süreç, Gazze Barış Konseyi yerle bir olmuş bu topraklar için yeni bir yol çizerken dikkatle değerlendirilmesi gereken riskler barındırıyor.