AB Komisyonu "AB-Türkiye Siyasi, Ekonomik ve Ticari İlişkilerinin Durumu" raporunu açıkladı

Raporda, Türkiye-AB arasında gelecek aylarda tarım, bilim, araştırma ve teknoloji konularında daha fazla Yüksek Düzeyli Diyalog toplantısı yapılması tavsiyesinde bulunuldu

(AA)
(AA)
TT

AB Komisyonu "AB-Türkiye Siyasi, Ekonomik ve Ticari İlişkilerinin Durumu" raporunu açıkladı

(AA)
(AA)

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Türkiye ile ilişkilerde son durumun yapıcı adımların atılmasına imkan tanıdığını belirterek, olası tüm işbirliği alanlarında gelişme sağlanması amacıyla Yüksek Düzeyli Diyalog toplantılarına ağırlık verilmesi tavsiyesinde bulundu.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Oliver Varhelyi, hazırladıkları "AB-Türkiye Siyasi, Ekonomik ve Ticari İlişkilerinin Durumu" başlıklı raporu açıkladı.

Amacı, hızla değişen jeopolitik ve güvenlik ortamında AB-Türkiye ilişkilerini geliştirecek unsurları ortaya koymak olan raporda, ilişkilerdeki son durumun yapıcı adımlara olanak sağladığına işaret edildi.

Raporda, olumlu çabaların sürdürülmesi ve AB'nin kaygılarının ele alınması koşuluyla ilerleyecek alanlar olduğu kaydedildi.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de gerilimi tırmandıran dinamikleri durdurmak için çaba sarf ettiği belirtilen raporda, aynı zamanda çeşitli AB üye ülkeleriyle ikili ilişkilerde yapıcı tutum sergilediği aktarıldı.

"Yüksek Düzeyli Diyaloglar"

Türkiye-AB arasında "Yüksek Düzeyli Diyaloglar" başlığı altında, gelecek aylarda tarım, bilim, araştırma, teknoloji ve inovasyon konularında daha fazla diyalog kurulmasının planlandığı bildirilen raporda, şu tavsiyelerde bulunuldu:

Türkiye'nin, Doğu Akdeniz'deki tüm yasa dışı sondaj faaliyetlerinden, egemenlik ve egemenlik haklarına saygı göstermeyen diğer tüm eylemlerden kaçınmaya devam etmesi koşuluyla, 2019 yılında askıya alınan AB-Türkiye Ekonomi, Enerji ve Ulaştırma Yüksek Düzeyli Diyalogları'nın yeniden etkinleştirilmesi, aynı mantıkla, Ortaklık Konseyi ve Yüksek Düzey Siyasi Diyalog toplantılarının bakanlar düzeyinde yeniden başlatılması, iklim, sağlık, göç ve güvenlik, tarımın yanı sıra araştırma ve yenilik konularında sektörel Üst Düzey diyalogların daha fazla sayıda yapılması, geriye kalan ikili ticareti rahatsız eden unsurların üstesinden gelmek ve daha fazla işbirliği alanlarını tartışmak amacıyla yeni bir Ticaret Yüksek Düzeyli Diyalog kurulması.

Raporda, bu siyasi diyalogların, ikili konuların ele alınması ve Avrupa Birliği'nin çıkarlarının gözetilmesi açısından AB'nin de yararına olduğu vurgulandı.

Vize serbestisi ve süreçlerin hızlandırılması

Raporda, vize serbestisi alanında, Türkiye'nin kriterleri henüz tamamlamadığı anımsatılarak, "AB Konseyi ve Komisyon, kalan koşulların karşılanması için Türkiye'ye teknik yardım sunmaya devam ediyor." bilgisi verildi.

Özellikle iş insanları, öğrenciler, AB'de aileleri olan Türk vatandaşları için vize süreçlerinin kolaylaştırılması hedefiyle üye ülkelerle olasılıkların araştırılacağı belirtilen raporda, "Bu aynı zamanda, uzun geçerliliğe sahip çok girişli vizelerin verilmesine olanak sağlamak amacıyla Vize Kanunu'nun esnekliklerinden tam olarak faydalanmayı da içermelidir." ifadesi kullanıldı.

Düzensiz göç ve terörle mücadele

Raporda, Türkiye'nin işbirliğiyle düzensiz göçte bir süredir gözlemlenen düşüşü temel alarak, suç kaçakçılığı ağlarını ortadan kaldırma, sınır korumasını güçlendirme yollarıyla Türkiye'nin, AB'ye düzensiz göç akışını durdurmaya yönelik çabalarını hızlandırma tavsiyesinde bulunuldu.

Raporda ayrıca AB ile Türkiye'nin göç ve kolluk kuvvetleri arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi, Türkiye'deki mültecilere ve ev sahibi topluluklara verilen desteğin sürdürülmesi, en hassas mülteci gruplarına yönelik AB üye ülkelerine kabullerin hızlandırılması, diğer yandan menşe ülkelere güvenli, onurlu ve gönüllü dönüşlerin desteklenmesi gerekliliğine değinildi.

"Gerektiğinde Türkiye Dışişleri Bakanı'nı, AB Dışişleri bakanlarının gayriresmi toplantısı veya toplantılarına davet etme" önerisinde bulunulan raporda, Türkiye'nin AB'nin ortak savunma ve dış politikası misyonu ve operasyonlarına katkılarını artırmasının teşvik edilmesi konuları yer aldı.

Eleştiriler

Raporda, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin "kırılgan olmaya devam ettiği" belirtilerek, şu iddialara yer verildi:

Türkiye'nin Kıbrıs meselesindeki tutumu ve Ada için 'iki devletli çözüm'ü yüksek sesle desteklemesi büyük bir zorluk teşkil ediyor. Türkiye'nin bölgesel çatışmalarda askeri yollarla verdiği destek ve Hamas'a ilişkin görüşleri, AB'nin tutumuyla çelişiyor. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması da dahil olmak üzere, iç hukuktaki insan hakları ve hukukun üstünlüğüne ilişkin mevcut durum nedeniyle, AB-Türkiye ilişkilerinde aşılması gereken pek çok engel olduğu açıktır.

Hukukun üstünlüğü ve temel haklara ilişkin diyaloğun, AB-Türkiye ilişkilerinin ayrılmaz parçası olduğu kaydedilen raporda, "Tek taraflı eylemlerden kaçınarak, Kıbrıs meselesi de dahil olmak üzere diyaloğu iyi niyetle sürdürmek, daha işbirlikçi ve karşılıklı yarara dayalı bir ilişkinin gelişmesine imkan verebilir." değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporda, "AB'nin, Türkiye ile olası tüm alanlarda, özellikle de daha geniş jeopolitik değişimlerin olduğu bir ortamda, güvene ve fikir birliği kültürüne dayalı bir ilişki geliştirme konusunda stratejik çıkarı olduğu açıktır. Ankara ile temel görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik çabalar devam etmelidir." ifadeleri kullanıldı.

Ekonomi başlıkları

AB'nin gelişen ilişkileri doğrultusunda 2021-2027 dönemi Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA III) kapsamında Türkiye'ye destek sağladığı anımsatılan raporda, "AB, 2022'de Türkiye'ye 221 milyon avro tahsis etti." ifadesi yer aldı.

Raporda, Komisyon'un, geçen yıl Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu (EFSD+) kapsamında, Türkiye'deki özel ve kamu yatırımlarını desteklemek amacıyla AB garantileri sağlayacak bir Türkiye Yatırım Platformu kurduğu kaydedildi.

Platformun 2023 başında 14 programa 317 milyon avro garanti sağladığı anımsatılan raporda, yatırım hacminin 2 milyar avroya kadar çıkmasının beklendiği ifade edildi.

Raporda, Avrupa Yatırım Bankasının (AYB) 2019'da alınan karar doğrultusunda Türkiye'deki faaliyetlerini gözden geçirmek amacıyla ülkedeki tüm yeni operasyonlarını durdurduğu anımsatılarak, depremin ardından kurumun Türkiye'ye 400 milyon avroluk bir çerçeve kredisi sağladığı belirtildi.

AB Konseyinin, 2021'de Gümrük Birliği'nin uygulanmasındaki mevcut zorlukların ele alınması ve Gümrük Birliği'nin tüm AB üyesi ülkelerde etkili şekilde uygulanmasının sağlanması amacıyla Komisyon'u Türkiye ile görüşmeleri yoğunlaştırmaya davet ettiği hatırlatılan raporda, 2022'nin başından beri Türkiye tarafından "yapıcı" bir girişimde bulunulduğu ve ardından 26 ticari sorunlu maddenin 14'üne ilişkin ilerleme kaydedildiği belirtildi.

Raporda, Türkiye'nin 5 ticaret engelinin daha kaldırılması yönündeki çabalarının sürdüğü, Gümrük Birliği Ortak Komitesinin 27 ve 28 Kasım'daki son toplantısında AB için öncelikli konularının çözümünde kaydedilen ilerlemeyi ele aldığı ve ikili ticaret çalışma grubunun 2024'ün başlarında yapacağı bir sonraki toplantısında mevcut durumu daha ayrıntılı gözden geçireceği bildirildi.

AB Komisyonunun 2016'da AB Konseyine, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve Türkiye ile ticaret ilişkisinin kapsamının genişletilmesine yönelik yeni bir anlaşmaya ilişkin taslak müzakere direktifleri sunduğu anımsatılan raporda, Gümrük Birliği'ne özellikle etkili bir anlaşmazlık çözümü mekanizması dahil edilmesi, tarım ve balıkçılıkta ticarette karşılıklı serbestliğin artırılması, hizmetler, kamu alımları, yatırım ve sürdürülebilir kalkınma gibi yeni alanların kapsama dahil edilmesi yoluyla Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin amaçlandığı kaydedildi.

Gümrük Birliği'nin güncellenmesi

"Komisyon tarafından o dönemde hazırlanan etki değerlendirmesinde, Gümrük Birliği güncellemesinin önemli ölçüde olumlu etki yaratacağı ve hem Türkiye hem de AB'ye ekonomik faydalar sağlayacağı belirtiliyordu. Bu değerlendirmenin temel unsurları bugün hala geçerlidir." ifadesine yer verilen raporda, AB Konseyinin, bozulan AB-Türkiye ilişkileri bağlamında 2017'de bu konudaki müzakerelerine son verdiği hatırlatıldı.

Raporda, Türkiye'nin mevcut Gümrük Birliği'ni bütün üye ülkelere etkin biçimde uygulamamasının ciddi sorun olmaya devam ettiği belirtilerek, "Türkiye'nin son zamanlarda somut sorunları ele alma yönündeki çabaları, özellikle 9 engelde kaydedilen ilerleme ve 5 engelin daha kaldırılması veya aşamalı olarak kaldırılacak olması taahhüdü, daha yakın bir katılımın temelini oluşturuyor." değerlendirmesi yapıldı.

"Hızla gelişen küresel bağlamda, AB'nin yeşil ve dijital dönüşümleri ve dayanıklı tedarik zincirlerine duyulan ihtiyaçla birleştiğinde, ticaret konularında ilerleme ortak çıkarımızadır." ifadesi kullanılan raporda, "Mevcut Gümrük Birliği'nin sınırları göz önüne alındığında, etkili bir anlaşmazlık çözümü mekanizması ve güvenceler de dahil olmak üzere kapsamlı modernizasyonu, AB-Türkiye ekonomik ilişkisinin tam potansiyelinden yararlanılmasına olanak tanıyacaktır." değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporda, Türkiye'nin, AB ile Gümrük Birliği içinde bulunan bir aday ülke olmasına rağmen AB'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarına uymamayı tercih ettiği hatırlatıldı.

"Enerji sektörü AB-Türkiye ilişkilerinde stratejik öneme sahiptir." ifadesine yer verilen raporda, bu alanda yüksek düzey diyaloğun 2019'da askıya alındığı anımsatıldı.

Raporda, Türkiye'nin bölgesel enerji ticaret merkezi olma rolünü de artırmayı hedeflediğine işaret edilen raporda, "Türkiye'nin enerji politikası, kendi enerji güvenliği kaygıları ve yerli enerji üretimini artırma ihtiyacından kaynaklanmaktadır." ifadesi kullanıldı.

Raporda ayrıca AB-Türkiye Gümrük Birliği'nin modernizasyonu için Komisyon tarafından önerilen taslak müzakere çerçevesi üzerindeki görüşmelere, Türkiye'nin, AB'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarını kendi toprakları üzerinden aşılması konusunu ele almayı ve ticari anlaşmazlıkları çözüme kavuşturmayı sürdürmesi halinde başlanabileceği kaydedildi.



Somali'deki siyasi kriz: Türkiye'nin gerilimi yatıştırmak için başlattığı arabuluculuğun özellikleri

Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
TT

Somali'deki siyasi kriz: Türkiye'nin gerilimi yatıştırmak için başlattığı arabuluculuğun özellikleri

Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)

Somali'deki siyasi kriz, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile federal hükümetin muhalifleri arasında, geçtiğimiz yıldan bu yana ülkedeki en önemli anlaşmazlık konularından biri olan ve bu yıl yapılması planlanan doğrudan seçimler öncesindeki görüşmelerle yeni bir boyut kazandı.

Eski Somali Cumhurbaşkanı ve önde gelen muhalefet figürü Mohammed Abdullahi Farmaajo'nun da katıldığı görüşmeler, sonuçsuz kalan birkaç turluk cumhurbaşkanlığı görüşmelerinin ardından gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir uzman, bu görüşmeleri, Türkiye'nin Mogadişu'daki etkisi ve geniş nüfuzu çerçevesinde, siyasi krizi sona erdirmek ve bazı çözümler bulmak için seçimler öncesinde Türkiye'nin arabuluculuk rolünün başlangıcı olarak gördüğünü ifade etti.

Mogadişu'daki evinde Türkiye’nin Büyükelçisi Aktaş ile bir araya gelen Farmaajo, yaptığı açıklamada, Türk Büyükelçi ile ülkedeki siyasi ve güvenlik durumunu ve ülkeye yönelik yatırımı artırmanın yollarını görüştüğünü belirtti. Türk hükümetini ve ülkesine verdiği kesintisiz desteği öven Farmaajo, görüşmeyi ‘verimli’ olarak nitelendirdi.

‘es-Somal el-Cedid’ adlı haber sitesinin dün akşam yayınladığı habere göre Büyükelçi Aktaş, Farmaajo ile görüşmesi öncesinde Puntland Devlet Başkanı Said Abdullah Deni de dahil olmak üzere bazı Somalili siyasi isimlerle bir araya geldi.

fvfrdv
Türkiye’nin Mogadişu Büyükelçisi, Puntland Devlet Başkanı ile bir araya geldi (Büyükelçinin X hesabı)

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kilani, mevcut aşamanın merkezi hükümet ile bazı siyasi partiler arasında tırmanan gerilimler ve merkezi yönetim ile bazı bölgesel yönetimler, özellikle Cubaland ve Puntland yönetimleri arasındaki görüş ayrılıkları ile şekillendiğini düşünüyor.

Kilani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye'nin, 2026 Mayıs ayında yapılacak seçimler öncesindeki hassas dönemde Somali siyasi partilerinin görüşlerini bir araya getirmek için arabuluculuk rolü oynadığı aşikar.”

Türkiye-Somali görüşmeleri, muhalefetle yapılan ve sonuçsuz kalan birkaç turluk cumhurbaşkanlığı toplantılarının ardından gerçekleşti. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, 19 Şubat'ta federal hükümet tarafından düzenlenen istişare toplantılarına katılmak üzere Cumhurbaşkanlığı sarayında muhalefet partisi ‘Somali'nin Geleceği Konseyi’ üyeleri ve yetkilileriyle bir araya geldi.

Somali Haber Ajansı SONNA'nın o günkü haberine göre görüşmelerde yaklaşan seçimler, ulusal birlik ve toplumsal uyumun güçlendirilmesi ve ‘güvenlik ve istikrarı tehdit eden (yerel olarak eş-Şebab'ı ifade etmek için kullanılan bir terim olan) Havaric milisleriyle mücadele’ konuları ele alındı.

Somali'nin Geleceği Konseyi, Nairobi'de yapılan bir toplantının ardından geçtiğimiz yıl ekim ayında oluşturuldu. Konsey, Cubaland ve Puntland devlet başkanları Ahmed Madobe ve Said Deni ile muhalefet partisi ‘Somali Kurtuluş Forumu’ liderleri, yani eski başbakanlar Hasan Ali Kayre ve Abdi Farah Shirdon, milletvekili Abdurrahman Abduşşakur ve diğer bazı isimler tarafından, özellikle doğrudan seçimler konusunda hükümetle bir yıl süren radikal anlaşmazlıklar sonrası kuruldu.

Kilani, Türkiye'nin diplomatik etkisi ve Somalili çeşitli taraflarla dengeli ilişkileri, eğitim ve kurumsal destek programları aracılığıyla güvenlik ve askeri varlığı, altyapı projeleri ve yatırımlar aracılığıyla ekonomik ve kalkınma desteği ve arabuluculuk girişimlerini yönetme kapasitesini artıran cumhurbaşkanlığı üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, siyasi sahneyi etkileyebilecek araçlara sahip olduğuna inanıyor.

Ankara, etkili bölgesel ortaklarıyla çabalarını koordine edecek gibi görünüyor ve bu koordinasyon, arabuluculuk çabalarının başarı şansını artırabilir.

Birkaç olasılığa işaret eden Kilani’ye göre bunlardan ilki, gerilimin azalması ve Türkiye'nin arabuluculuk çabalarının tarafları birbirine yaklaştırarak seçimlerin daha az gergin bir ortamda yapılmasının önünü açması, ikincisi ise özellikle farklı bölgesel ittifaklarla bağlantılı bölgesel yönetimlerin bazı çekincelerinin devam etmesi, siyasi krizin kötüleşmesi ve seçim tarihinden önce uzlaşma çabalarının durması olasılığına dair kısmi başarısızlık senaryosu.


Fidan: İran’ın Körfez’e saldırısı çok yanlış bir strateji

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: İran’ın Körfez’e saldırısı çok yanlış bir strateji

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün (Salı) yaptığı açıklamada, İran’ın ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık Körfez ülkelerine saldırmasını “son derece yanlış bir strateji” olarak nitelendirdiğini ve bunun bölgedeki istikrarsızlığı artırdığını söyledi.

TRT Haber Özel Yayın'ında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanı Fidan, “İran’ın bu bölgeleri rastgele bombalaması çok yanlış bir strateji” dedi. Fidan Tahran’ın stratejisini “Ben batarsam, bölgeyi de batırırım” olarak tanımladı.

Bakan Fidan, İran saldırılarına maruz kalan ülkelerin bu saldırılar devam ettiği sürece sessiz kalamayabileceğine ve çatışmanın kapsamının genişlemesinin endişe verici bir durum olduğuna dikkat çekti.

Dışişleri Bakanı, İran’da rejim değişikliğinin “bölge için tehlikeler” oluşturabileceğini belirtti. Fidan, yeni İran liderliğinin seçilip göreve gelmesi halinde, ABD ve İsrail ile savaşın sona erdirilmesi için bir fırsat sunabileceğini söyledi. Herhangi bir uzlaşmanın, savaşın uzamasından daha iyi olacağını vurgulayan Fidan, yeni İran liderliğinin çatışmayı sonlandırma yönünde “irade” göstermesini umut etti.


Öcalan’dan bütünleşme mesajı

Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
TT

Öcalan’dan bütünleşme mesajı

Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)

Türkiye'de tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan, "demokratik bütünleşme" olarak adlandırdığı "barış sürecinin" yeni bir aşamasının başladığını duyurdu.

Öcalan, İmralı Cezaevi'nde, Halkların Eşitliği ve Demokrasi Partisi (HADEP) heyetiyle yaptığı görüşmede, sürecin ikinci aşamasına aktif olarak katılma arzusunu dile getirdi.

Bu durum, PKK’nin feshedilmesi için yasal çerçeveyi geliştirmekle görevli parlamento komitesinin, süreçle ilgili öneri ve tavsiyeleri içeren bir taslak raporu görüşmek ve oylamak üzere bugün, bir oturum düzenlemesiyle eş zamanlı olarak geliyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre öneriler, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını ve anadil hakları ile eşit vatandaşlık gibi temel konuları dışarıda bırakıyor, bunun yerine "temel hakların" tanımlanması çerçevesinde mevcut düzenlemelerde iyileştirmeler içeriyor.