AB Komisyonu "AB-Türkiye Siyasi, Ekonomik ve Ticari İlişkilerinin Durumu" raporunu açıkladı

Raporda, Türkiye-AB arasında gelecek aylarda tarım, bilim, araştırma ve teknoloji konularında daha fazla Yüksek Düzeyli Diyalog toplantısı yapılması tavsiyesinde bulunuldu

(AA)
(AA)
TT

AB Komisyonu "AB-Türkiye Siyasi, Ekonomik ve Ticari İlişkilerinin Durumu" raporunu açıkladı

(AA)
(AA)

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Türkiye ile ilişkilerde son durumun yapıcı adımların atılmasına imkan tanıdığını belirterek, olası tüm işbirliği alanlarında gelişme sağlanması amacıyla Yüksek Düzeyli Diyalog toplantılarına ağırlık verilmesi tavsiyesinde bulundu.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Oliver Varhelyi, hazırladıkları "AB-Türkiye Siyasi, Ekonomik ve Ticari İlişkilerinin Durumu" başlıklı raporu açıkladı.

Amacı, hızla değişen jeopolitik ve güvenlik ortamında AB-Türkiye ilişkilerini geliştirecek unsurları ortaya koymak olan raporda, ilişkilerdeki son durumun yapıcı adımlara olanak sağladığına işaret edildi.

Raporda, olumlu çabaların sürdürülmesi ve AB'nin kaygılarının ele alınması koşuluyla ilerleyecek alanlar olduğu kaydedildi.

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de gerilimi tırmandıran dinamikleri durdurmak için çaba sarf ettiği belirtilen raporda, aynı zamanda çeşitli AB üye ülkeleriyle ikili ilişkilerde yapıcı tutum sergilediği aktarıldı.

"Yüksek Düzeyli Diyaloglar"

Türkiye-AB arasında "Yüksek Düzeyli Diyaloglar" başlığı altında, gelecek aylarda tarım, bilim, araştırma, teknoloji ve inovasyon konularında daha fazla diyalog kurulmasının planlandığı bildirilen raporda, şu tavsiyelerde bulunuldu:

Türkiye'nin, Doğu Akdeniz'deki tüm yasa dışı sondaj faaliyetlerinden, egemenlik ve egemenlik haklarına saygı göstermeyen diğer tüm eylemlerden kaçınmaya devam etmesi koşuluyla, 2019 yılında askıya alınan AB-Türkiye Ekonomi, Enerji ve Ulaştırma Yüksek Düzeyli Diyalogları'nın yeniden etkinleştirilmesi, aynı mantıkla, Ortaklık Konseyi ve Yüksek Düzey Siyasi Diyalog toplantılarının bakanlar düzeyinde yeniden başlatılması, iklim, sağlık, göç ve güvenlik, tarımın yanı sıra araştırma ve yenilik konularında sektörel Üst Düzey diyalogların daha fazla sayıda yapılması, geriye kalan ikili ticareti rahatsız eden unsurların üstesinden gelmek ve daha fazla işbirliği alanlarını tartışmak amacıyla yeni bir Ticaret Yüksek Düzeyli Diyalog kurulması.

Raporda, bu siyasi diyalogların, ikili konuların ele alınması ve Avrupa Birliği'nin çıkarlarının gözetilmesi açısından AB'nin de yararına olduğu vurgulandı.

Vize serbestisi ve süreçlerin hızlandırılması

Raporda, vize serbestisi alanında, Türkiye'nin kriterleri henüz tamamlamadığı anımsatılarak, "AB Konseyi ve Komisyon, kalan koşulların karşılanması için Türkiye'ye teknik yardım sunmaya devam ediyor." bilgisi verildi.

Özellikle iş insanları, öğrenciler, AB'de aileleri olan Türk vatandaşları için vize süreçlerinin kolaylaştırılması hedefiyle üye ülkelerle olasılıkların araştırılacağı belirtilen raporda, "Bu aynı zamanda, uzun geçerliliğe sahip çok girişli vizelerin verilmesine olanak sağlamak amacıyla Vize Kanunu'nun esnekliklerinden tam olarak faydalanmayı da içermelidir." ifadesi kullanıldı.

Düzensiz göç ve terörle mücadele

Raporda, Türkiye'nin işbirliğiyle düzensiz göçte bir süredir gözlemlenen düşüşü temel alarak, suç kaçakçılığı ağlarını ortadan kaldırma, sınır korumasını güçlendirme yollarıyla Türkiye'nin, AB'ye düzensiz göç akışını durdurmaya yönelik çabalarını hızlandırma tavsiyesinde bulunuldu.

Raporda ayrıca AB ile Türkiye'nin göç ve kolluk kuvvetleri arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi, Türkiye'deki mültecilere ve ev sahibi topluluklara verilen desteğin sürdürülmesi, en hassas mülteci gruplarına yönelik AB üye ülkelerine kabullerin hızlandırılması, diğer yandan menşe ülkelere güvenli, onurlu ve gönüllü dönüşlerin desteklenmesi gerekliliğine değinildi.

"Gerektiğinde Türkiye Dışişleri Bakanı'nı, AB Dışişleri bakanlarının gayriresmi toplantısı veya toplantılarına davet etme" önerisinde bulunulan raporda, Türkiye'nin AB'nin ortak savunma ve dış politikası misyonu ve operasyonlarına katkılarını artırmasının teşvik edilmesi konuları yer aldı.

Eleştiriler

Raporda, Türkiye'nin AB üyelik sürecinin "kırılgan olmaya devam ettiği" belirtilerek, şu iddialara yer verildi:

Türkiye'nin Kıbrıs meselesindeki tutumu ve Ada için 'iki devletli çözüm'ü yüksek sesle desteklemesi büyük bir zorluk teşkil ediyor. Türkiye'nin bölgesel çatışmalarda askeri yollarla verdiği destek ve Hamas'a ilişkin görüşleri, AB'nin tutumuyla çelişiyor. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması da dahil olmak üzere, iç hukuktaki insan hakları ve hukukun üstünlüğüne ilişkin mevcut durum nedeniyle, AB-Türkiye ilişkilerinde aşılması gereken pek çok engel olduğu açıktır.

Hukukun üstünlüğü ve temel haklara ilişkin diyaloğun, AB-Türkiye ilişkilerinin ayrılmaz parçası olduğu kaydedilen raporda, "Tek taraflı eylemlerden kaçınarak, Kıbrıs meselesi de dahil olmak üzere diyaloğu iyi niyetle sürdürmek, daha işbirlikçi ve karşılıklı yarara dayalı bir ilişkinin gelişmesine imkan verebilir." değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporda, "AB'nin, Türkiye ile olası tüm alanlarda, özellikle de daha geniş jeopolitik değişimlerin olduğu bir ortamda, güvene ve fikir birliği kültürüne dayalı bir ilişki geliştirme konusunda stratejik çıkarı olduğu açıktır. Ankara ile temel görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik çabalar devam etmelidir." ifadeleri kullanıldı.

Ekonomi başlıkları

AB'nin gelişen ilişkileri doğrultusunda 2021-2027 dönemi Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA III) kapsamında Türkiye'ye destek sağladığı anımsatılan raporda, "AB, 2022'de Türkiye'ye 221 milyon avro tahsis etti." ifadesi yer aldı.

Raporda, Komisyon'un, geçen yıl Avrupa Sürdürülebilir Kalkınma Fonu (EFSD+) kapsamında, Türkiye'deki özel ve kamu yatırımlarını desteklemek amacıyla AB garantileri sağlayacak bir Türkiye Yatırım Platformu kurduğu kaydedildi.

Platformun 2023 başında 14 programa 317 milyon avro garanti sağladığı anımsatılan raporda, yatırım hacminin 2 milyar avroya kadar çıkmasının beklendiği ifade edildi.

Raporda, Avrupa Yatırım Bankasının (AYB) 2019'da alınan karar doğrultusunda Türkiye'deki faaliyetlerini gözden geçirmek amacıyla ülkedeki tüm yeni operasyonlarını durdurduğu anımsatılarak, depremin ardından kurumun Türkiye'ye 400 milyon avroluk bir çerçeve kredisi sağladığı belirtildi.

AB Konseyinin, 2021'de Gümrük Birliği'nin uygulanmasındaki mevcut zorlukların ele alınması ve Gümrük Birliği'nin tüm AB üyesi ülkelerde etkili şekilde uygulanmasının sağlanması amacıyla Komisyon'u Türkiye ile görüşmeleri yoğunlaştırmaya davet ettiği hatırlatılan raporda, 2022'nin başından beri Türkiye tarafından "yapıcı" bir girişimde bulunulduğu ve ardından 26 ticari sorunlu maddenin 14'üne ilişkin ilerleme kaydedildiği belirtildi.

Raporda, Türkiye'nin 5 ticaret engelinin daha kaldırılması yönündeki çabalarının sürdüğü, Gümrük Birliği Ortak Komitesinin 27 ve 28 Kasım'daki son toplantısında AB için öncelikli konularının çözümünde kaydedilen ilerlemeyi ele aldığı ve ikili ticaret çalışma grubunun 2024'ün başlarında yapacağı bir sonraki toplantısında mevcut durumu daha ayrıntılı gözden geçireceği bildirildi.

AB Komisyonunun 2016'da AB Konseyine, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve Türkiye ile ticaret ilişkisinin kapsamının genişletilmesine yönelik yeni bir anlaşmaya ilişkin taslak müzakere direktifleri sunduğu anımsatılan raporda, Gümrük Birliği'ne özellikle etkili bir anlaşmazlık çözümü mekanizması dahil edilmesi, tarım ve balıkçılıkta ticarette karşılıklı serbestliğin artırılması, hizmetler, kamu alımları, yatırım ve sürdürülebilir kalkınma gibi yeni alanların kapsama dahil edilmesi yoluyla Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin amaçlandığı kaydedildi.

Gümrük Birliği'nin güncellenmesi

"Komisyon tarafından o dönemde hazırlanan etki değerlendirmesinde, Gümrük Birliği güncellemesinin önemli ölçüde olumlu etki yaratacağı ve hem Türkiye hem de AB'ye ekonomik faydalar sağlayacağı belirtiliyordu. Bu değerlendirmenin temel unsurları bugün hala geçerlidir." ifadesine yer verilen raporda, AB Konseyinin, bozulan AB-Türkiye ilişkileri bağlamında 2017'de bu konudaki müzakerelerine son verdiği hatırlatıldı.

Raporda, Türkiye'nin mevcut Gümrük Birliği'ni bütün üye ülkelere etkin biçimde uygulamamasının ciddi sorun olmaya devam ettiği belirtilerek, "Türkiye'nin son zamanlarda somut sorunları ele alma yönündeki çabaları, özellikle 9 engelde kaydedilen ilerleme ve 5 engelin daha kaldırılması veya aşamalı olarak kaldırılacak olması taahhüdü, daha yakın bir katılımın temelini oluşturuyor." değerlendirmesi yapıldı.

"Hızla gelişen küresel bağlamda, AB'nin yeşil ve dijital dönüşümleri ve dayanıklı tedarik zincirlerine duyulan ihtiyaçla birleştiğinde, ticaret konularında ilerleme ortak çıkarımızadır." ifadesi kullanılan raporda, "Mevcut Gümrük Birliği'nin sınırları göz önüne alındığında, etkili bir anlaşmazlık çözümü mekanizması ve güvenceler de dahil olmak üzere kapsamlı modernizasyonu, AB-Türkiye ekonomik ilişkisinin tam potansiyelinden yararlanılmasına olanak tanıyacaktır." değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporda, Türkiye'nin, AB ile Gümrük Birliği içinde bulunan bir aday ülke olmasına rağmen AB'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarına uymamayı tercih ettiği hatırlatıldı.

"Enerji sektörü AB-Türkiye ilişkilerinde stratejik öneme sahiptir." ifadesine yer verilen raporda, bu alanda yüksek düzey diyaloğun 2019'da askıya alındığı anımsatıldı.

Raporda, Türkiye'nin bölgesel enerji ticaret merkezi olma rolünü de artırmayı hedeflediğine işaret edilen raporda, "Türkiye'nin enerji politikası, kendi enerji güvenliği kaygıları ve yerli enerji üretimini artırma ihtiyacından kaynaklanmaktadır." ifadesi kullanıldı.

Raporda ayrıca AB-Türkiye Gümrük Birliği'nin modernizasyonu için Komisyon tarafından önerilen taslak müzakere çerçevesi üzerindeki görüşmelere, Türkiye'nin, AB'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarını kendi toprakları üzerinden aşılması konusunu ele almayı ve ticari anlaşmazlıkları çözüme kavuşturmayı sürdürmesi halinde başlanabileceği kaydedildi.



Suudi Arabistan ile Türkiye arasında diplomatik ve özel pasaport sahiplerine vize muafiyeti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çarşamba günü Ankara'da Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı'nı kabul etti; görüşmede mevkidaşı Fidan’da hazır bulundu (SPA)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çarşamba günü Ankara'da Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı'nı kabul etti; görüşmede mevkidaşı Fidan’da hazır bulundu (SPA)
TT

Suudi Arabistan ile Türkiye arasında diplomatik ve özel pasaport sahiplerine vize muafiyeti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çarşamba günü Ankara'da Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı'nı kabul etti; görüşmede mevkidaşı Fidan’da hazır bulundu (SPA)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çarşamba günü Ankara'da Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı'nı kabul etti; görüşmede mevkidaşı Fidan’da hazır bulundu (SPA)

Suudi Arabistan ile Türkiye, diplomatik ve özel pasaport hamilleri için karşılıklı vize muafiyeti anlaşması imzaladı.

İmza töreninin ardından Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan’ı çarşamba günü Ankara’da kabul etti.

Şarku’l Avsat’ın Suudi Arabistan Haber Ajansı SPA’dan aktardığı habere göre görüşmede iki ülke arasındaki ikili ilişkiler ele alındı; ortak çıkarları gözeten iş birliğinin geliştirilmesi ile bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik adımlar değerlendirildi.

Anlaşma, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından, Ankara’da düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan Koordinasyon Konseyi’nin üçüncü toplantısının ardından imzalandı.

İkili temaslar

Fidan ve Bin Ferhan, konsey toplantısı öncesinde gerçekleştirdikleri ikili görüşmede, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin tüm alanlarda geliştirilmesi imkânlarını ele aldı. Görüşmede ayrıca uluslararası meseleler ve bölgedeki gelişmeler masaya yatırıldı. Özellikle Gazze’deki durum, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları ve Suriye topraklarında genişleme girişimleri ile İran’daki savaş ve bunun bölgeye etkileri ve savaşın sona erdirilmesine yönelik diplomatik çabalar değerlendirildi.

dsedfvfd
Ankara'da bugün (Çarşamba) düzenlenen Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi'nin üçüncü toplantısı öncesinde Fidan ve Bin Ferhan arasında gerçekleşen görüşmelerden bir sahne (Türk Dışişleri Bakanlığı)

Diplomatik kaynaklara göre iki bakan, Gazze’de barış anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasının sürdürülmesi ve yeniden imar çalışmalarının başlatılmasının önemini vurguladı. Ayrıca İsrail’in bölgedeki genişlemeci uygulamalarının durdurulması, İran’daki savaşın sona erdirilmesine yönelik çabaların desteklenmesi ve Tahran ile Washington arasında nihai bir anlaşmaya varılması gerektiği ifade edildi. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin yeni gerilim ve provokasyonlara yol açmaması gerektiği de dile getirildi.

Bakanlar ayrıca bölge ülkelerinin sorunlarını kendi aralarında çözmesi gerektiğini, “bölgesel sahiplenme” ilkesi çerçevesinde dış müdahalelere izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Her iki taraf, Ortadoğu’daki sorunların çözümü için diplomatik çabaların sürdürülmesi ve meselelerin diyalog yoluyla çözüme kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi.

cdvvf
Ankara'da bugün (Çarşamba) düzenlenen Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi'nin üçüncü toplantısından bir kare (Türk Dışişleri Bakanlığı)

Üçüncü Türkiye-Suudi Arabistan Koordinasyon Konseyi toplantısına eş başkanlık eden bakanlar, savunma, enerji ve turizm başta olmak üzere ekonomik, ticari ve yatırım alanlarındaki ilişkileri gözden geçirdi. Ayrıca bölgesel ve uluslararası meselelerde siyasi koordinasyonun sürdürülmesinin önemine dikkat çekildi.

İş birliği mekanizması

2016 yılında kurulan Türkiye-Suudi Arabistan Koordinasyon Konseyi, iki ülke arasında kurumsal çerçevede iş birliği ve istişareyi geliştirmeyi amaçlayan bir mekanizma olarak faaliyet gösteriyor.

Konseyin ilk toplantısı 7-8 Şubat 2017’de Ankara’da, ikinci toplantısı ise 18 Mayıs 2025’te Riyad’da düzenlendi.

Konsey bünyesinde beş alt komite bulunuyor: Siyasi ve diplomatik komite, askeri ve güvenlik komitesi, kültür-spor-medya ve turizm komitesi, sosyal kalkınma-sağlık-eğitim komitesi ile ticaret-sanayi-yatırım-altyapı ve enerji komitesi.

Alt komiteler düzenli aralıklarla toplanırken, son olarak siyasi ve diplomatik komite 28 Nisan’da çevrim içi olarak bir araya gelerek üçüncü konsey toplantısının hazırlıklarını gerçekleştirdi.


Osmanlı geçmişi ve Rus nüfuzu arasında Ermenistan seçimleri

Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
TT

Osmanlı geçmişi ve Rus nüfuzu arasında Ermenistan seçimleri

Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)
Fotoğraf: Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Erivan'da Fransız Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeler sırasında bir konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 (AFP)

Ömer Önhon

Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ve 28 Şubat 2026'da ABD-İsrail'in İran'a saldırısı, küresel enerji güvenliğini ve alternatif transit yolları uluslararası gündemin ön saflarına taşıdı. Kafkasya bölgesi bu bağlamda kilit bölgelerden biri. Enerji kaynaklarına sahip olan ve/veya hayati ulaşım yolları üzerinde bulunan üç Kafkas ülkesi (Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan), Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki rekabetin yanı sıra, başta Türkiye ve İran olmak üzere bölgesel güçlerin rekabetinden, ek olarak, bölgenin ekonomik ve ticari potansiyelinden pay almak isteyen Batılı ülkeler ile diğer güçler arasındaki rekabetten doğrudan etkilenmektedir.

Gürcistan, büyük ölçüde Batı ile mi yoksa Rusya ile mi daha yakın ilişkiler konusunda yaşanan ciddi bir siyasi krizle mücadele etmeye devam ediyor. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki tarihi anlaşmazlıklar, her iki ülkenin de 1990 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından şiddetli bir şekilde yeniden su yüzüne çıktı.

Ermenistan, 2020'deki İkinci Dağlık Karabağ Savaşı'nın ardından tamamen sona ermeden önce, yaklaşık 35 yıl boyunca Dağlık Karabağ da dahil olmak üzere Azerbaycan topraklarının yaklaşık yüzde 20'sini işgal etti. Bu savaşı, 2023 yılında Azerbaycan ordusunun terörle mücadele operasyonu olarak nitelendirilen bir günlük askeri operasyonu izledi.

Bu durum, Azerbaycan ve Ermenistan'ın yanı sıra Türkiye ve Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinin önünü açtı. Ne var ki halen çözülmesi gereken birçok hassas konu mevcut.

Seçimler öncesi durum

Ermenistan'da 7 Haziran'da seçimler yapılacak. Geçen hafta Erivan'a yaptığım bir gezi sırasında, bu seçimlere giden süreçte ülkedeki durumu bizzat gözlemleme fırsatım oldu.

Karabağ'ın kaybedilmesi ve Ermenistan'daki ekonomik ve sosyal koşulların kötüleşmesi, Başbakan Nikol Paşinyan ve Sivil Sözleşme Partisi'ne destekte düşüşe neden oldu. Paşinyan'a destek oranının yaklaşık yüzde 25-30'a düştüğü söyleniyor. Bununla birlikte, artık ona sempati duymayan seçmenler bile diğer adaylara daha fazla karşı oldukları için, Paşinyan hâlâ önde gelen aday konumunda.

Türkiye, öncelikle coğrafi konumu, tarihi rolü ve Azerbaycan ile çok yakın bağları nedeniyle Ermenistan'da ve genel olarak Kafkasya'da önemli bir konuma sahiptir

Paşinyan'ın en öne çıkan potansiyel rakipleri arasında, eski cumhurbaşkanı ve aşırı milliyetçi Taşnaktsutyun Partisi (Ermeni Devrimci Federasyonu) tarafından desteklenen Ermeni İttifakı'nın adayı Robert Koçaryan, Ermeni-Rus işadamı ve Güçlü Ermenistan Partisinin adayı Samvel Karapetyan yer alıyor.

Eski Ermenistan dışişleri bakanı, Paşinyan karşıtı cephenin ana dayanaklarını “Rusya, Kilise ve Taşnaklar” olarak tanımladı.

Paşinyan, Azerbaycan ve Türkiye ile ilişkileri geliştirmeyi, Batı ile bağları güçlendirmeyi ve ekonomiyi canlandırmayı vaat ediyor. Ancak rakiplerinin politikaları, komşu ülkelerle devam eden çatışma ve Rusya ile daha yakın ilişkilerle dolu bir geleceğe işaret ediyor.

vfvbfb
Erivan'da, tartışmalı Dağlık Karabağ bölgesinde Azerbaycan ile çatışmayı sona erdirme anlaşmasını protesto eden bir halk gösterisi 12 Kasım 2020 (AFP)

Paşinyan, kazanma olasılığı en yüksek aday olmaya devam ediyor. Ancak soru şu: Eğer kazanırsa, yönetebilecek mi, yoksa ona karşı olan güçler ülkeyi krize sürükleyecek şekilde yönetime dahil mi olacaklar?

Türkiye'nin konumu ve rolü

Türkiye, hem Ermenistan'da hem de genel olarak Kafkasya'da, öncelikle coğrafi konumu, tarihi rolü ve Azerbaycan ile çok yakın bağları nedeniyle bu denklemde önemli bir konumda yer alıyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “işgal altındaki Azerbaycan topraklarının kurtuluşu Kafkasya'da yeni bir dönemi başlattı" dedi ve Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi sürecinin başladığını belirtti.

Rusya'nın seçimlere müdahale olasılığı Ermenistan'da geniş çaplı bir endişe uyandırıyor. Birçok kişi, sonuçların istediği gibi gelmemesi durumunda Moskova'nın çeşitli yollarla müdahaleye başvurmasından korkuyor

Bu yaklaşım -Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın Türkiye'nin önce Ermeni soykırımını tanıması şartını kaldırma kararıyla birlikte- yenilenmiş diplomasiye zemin hazırladı. Bu bağlamda, Türkiye ve Ermenistan tarafından atanan özel temsilciler düzenli görüşmeler yapmaya devam ediyor.

Buna paralel olarak, Türk Hava Yolları ve Türkiye'nin en büyük özel havayolu şirketi Pegasus Havayolları, İstanbul ile Erivan arasında günlük direkt uçuşlar gerçekleştiriyor. Bu uçuşlar her iki yönde de tamamen dolu olup, yolcuların büyük çoğunluğu Ermeni vatandaşlardan oluşuyor.

İki ülke arasında şu anda doğrudan ticaret bulunmuyor, ancak Gürcistan üzerinden Ermenistan'a yaklaşık 1,3 milyar dolar değerinde Türk malı ihraç ediliyor.

35 yıldır kapalı olan Türkiye-Ermenistan arasındaki Alican/Margara sınır kapısından insan ve araç geçişine izin verecek altyapı mevcut olmasına rağmen, sistemi aktif hale getirmek için gerekli siyasi karar henüz alınmadı.

Ermenistan, Türkiye ile ilişkilerin tamamen normalleştirilmesini, diplomatik bağların kurulmasını ve iki ülke arasındaki sınırın tamamen açılmasını istiyor. Bu yönde olumlu gelişmeler olduğunu belirtiyor ancak aynı zamanda yavaş ilerlemeden de şikayetçi.

frbgfbgfb
Türkiye’nin doğusunda Türk-Ermeni sınırına yakın Kars Kalesi, 9 Ocak 2022 (AFP)

Ermeniler, sınır kapısının açılmasının ve en azından üçüncü ülke vatandaşlarının geçişine izin verilmesinin Ermenistan içinde çok olumlu bir atmosfer yaratacağına inanıyor.

Öte yandan Türkiye, 2009'da Türkiye ve Ermenistan'ın Zürih Protokollerini imzalamasıyla yaşanan gerilimlerin tekrarını önlemek için Ermenistan ile normalleşme sürecini Azerbaycan ile koordine etmeye ve senkronize etmeye önem veriyor.

Azerbaycan ise, barış anlaşması imzalanmadan önce Ermenistan'dan anayasasında Karabağ'ın Ermenistan'ın bir parçası olduğunu öngören maddeleri kaldırmasını bekliyor.

Paşinyan bu adımı atmaya hazır olduğunu açıkladı, ancak önce seçimleri kazanması gerekiyor. Daha sonra anayasa değişikliğinin parlamento tarafından onaylanması ve ardından halk referandumuna sunulması gerekiyor.

Türkiye ve Ermenistan arasındaki son önemli ve olumlu gelişme, Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın 4 Mayıs'ta Erivan'da düzenlenen Avrupa Siyasi Forumu toplantısına katılması oldu. Erivan'da bulunduğu süre boyunca Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Ermeni mevkidaşıyla ikili bir görüşme gerçekleştirdi ve bu görüşmenin iyi geçtiği belirtildi.

Rusya da Ermenistan için büyük bir endişe kaynağı

Rusya'nın seçimlere müdahale olasılığı Ermenistan'da geniş çaplı bir endişe uyandırıyor. Birçok kişi, sonuçların istediği gibi gelmemesi durumunda Moskova'nın çeşitli yollarla müdahaleye başvurmasından korkuyor.

Paşinyan, Ermenistan'ın geleceğini Batı ile iş birliği ve entegrasyonda gören bir politikacı. Türkiye ile ilişkilerin iyileştirilmesini destekliyor ve ülkesinin tekrar Rus egemenliğine girmesini istemiyor.

Eski bir üst düzey Ermeni diplomat, “daha fazla Batı” ve “daha fazla Türkiye”nin Ermenistan için “daha az Rusya” anlamına geldiğini söyledi.

Ermeni diasporası uzun zamandır Türkiye karşıtı kampanyaların ve soykırım suçlamalarının arkasındaki itici güç olarak görülüyor

Paşinyan iktidara geldiğinden beri, Rusya'nın Ermenistan'daki nüfuzu ve varlığı belirgin şekilde azaldı. Elektrik şebekesi artık Ermeni devletinin kontrolünde ve sınır kontrolü Ruslardan Ermeni sınır muhafızlarına devredildi.

Ancak, doğalgaz, bankacılık ve demiryolları gibi ülkedeki diğer stratejik sektörler kısmen veya büyük ölçüde Rus kontrolü altında kalmaya devam ediyor. Gümrü'deki Rus 102. Askeri Üssü de varlığını sürdürüyor.

Trump'ın iş ve kâr odaklı politikası

Yaklaşık 1800 çalışanıyla Erivan'daki ABD Büyükelçiliği'nin büyüklüğü, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ermenistan'a ve daha geniş çapta bölgeye olan ilgisinin açık bir göstergesi.

vgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Washington, D.C.'deki Beyaz Saray'da düzenlenen üçlü anlaşma imza töreninde Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile el sıkışıyor, 8 Ağustos 2025 (Reuters)

Başkan Trump, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki çatışmanın, dünyada sona erdirdiği dokuz savaştan biri olduğunu defalarca dillendirdi. Trump, adını taşıyan Uluslararası Barış ve Refah Yolu (TRIPP) projesi aracılığıyla barış anlaşmasından faydalanma yönünde adımlar attı.

Bu proje, 43 kilometrelik bir ulaşım ve enerji koridoru üzerinden Azerbaycan'ı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne ve oradan da Türkiye'ye bağlayacaktır. Yol Ermenistan'ın Sünik bölgesinden de geçiyor.

Türkiye ve Azerbaycan, uzun zamandır Zangezur Koridoru olarak adlandırdıkları bu projeyi güçlü bir şekilde destekliyorlar. Bu proje hayata geçirildiğinde, Türkiye'nin Orta Asya ve genel olarak Asya ile bağları güçlenecektir.

Ancak İran, sınırlarındaki olası bir Amerikan varlığından endişe duyduğu ve bunu bölgesel bir merkez olma hırsıyla rekabet edebilecek bir girişim olarak gördüğü için projeden memnun değil. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Rusya'nın da benzer çekinceleri var.

Peki Ermeni diasporası nerede duruyor?

Ermeni diasporası uzun zamandır Türkiye karşıtı kampanyaların ve soykırım suçlamalarının arkasındaki itici güç olarak görülüyor.

Erivan'da görüştüğüm, çok çeşitli görüşleri temsil eden Ermeni politikacılar ve kanaat önderleri, Ermeni diasporasının ve sertlik yanlısı Taşnakların hâlâ bir güce sahip olduğunu, ancak eskiden sahip olduğu kadar güç ve nüfuza sahip olmadığını söylediler.

Birinci Dünya Savaşı'nın karanlık günlerinde Osmanlı İmparatorluğu'nda yaşanan ve Ermenistan'ın soykırım olarak nitelendirdiği, Türkiye'nin ise o dönemin şartlarında her iki tarafın da kayıplar verdiği trajik olaylar olarak tanımladığı ölümler, on yıllardır Türkler ve Ermeniler arasında büyük bir gerilim kaynağı oldu.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Türkiye, geçmişteki trajik olayların iki ülke arasındaki ilişkileri gölgelemesini önlemeyi ve gelecekte karşılıklı saygı ve iş birliğine dayalı ilişkiler geliştirmeyi amaçlayan bir politika izliyor.

Bu bağlamda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu yıl 24 Nisan'da yayınladığı taziye mesajında, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeni kökenli birçok Osmanlı vatandaşının büyük acılar çektiğini, Ermenilerin acısını paylaştığını ve hayatını kaybeden tüm Osmanlı vatandaşlarını bir kez daha saygıyla andığını ifade etti.

Bu adımlar, iki ülke arasındaki acı hatıraların üstesinden gelme, düşmanca politikaları terk etme ve karşılıklı faydaya dayalı iş birliği fikrini benimseme umuduyla atılıyor.

Sonuç olarak, genel izlenimim şu ki, bazı görüş ayrılıkları olsa da, Türkiye ve Ermenistan arasında karşılıklı saygı ve ortak çıkarlara dayalı, ortak bir gelecek inşa etmek için gerekenlerin büyük bir kısmı zaten mevcut durumda; yeter ki siyaset bu yönde ilerlemeye devam etsin ve çeşitli üçüncü taraflar olayların seyrini olumsuz yönde etkilemesin.


Türkiye ve Ermenistan, sınır bölgelerindeki tarihi Ani Köprüsü'nün restorasyonunda iş birliği yapacak

Kars yakınlarındaki Ani harabelerindeki Tigran Honents Kilisesi, 28 Şubat 2024... Türkiye ve Ermenistan, iki ülke arasındaki sınırda bulunan Ani köprüsünün ortaklaşa restore edilmesi konusunda bir anlaşma imzaladı (AFP)
Kars yakınlarındaki Ani harabelerindeki Tigran Honents Kilisesi, 28 Şubat 2024... Türkiye ve Ermenistan, iki ülke arasındaki sınırda bulunan Ani köprüsünün ortaklaşa restore edilmesi konusunda bir anlaşma imzaladı (AFP)
TT

Türkiye ve Ermenistan, sınır bölgelerindeki tarihi Ani Köprüsü'nün restorasyonunda iş birliği yapacak

Kars yakınlarındaki Ani harabelerindeki Tigran Honents Kilisesi, 28 Şubat 2024... Türkiye ve Ermenistan, iki ülke arasındaki sınırda bulunan Ani köprüsünün ortaklaşa restore edilmesi konusunda bir anlaşma imzaladı (AFP)
Kars yakınlarındaki Ani harabelerindeki Tigran Honents Kilisesi, 28 Şubat 2024... Türkiye ve Ermenistan, iki ülke arasındaki sınırda bulunan Ani köprüsünün ortaklaşa restore edilmesi konusunda bir anlaşma imzaladı (AFP)

Türkiye ile Ermenistan, dün iki ülke sınırında bulunan Orta Çağ’dan kalma Ani Köprüsü’nün restorasyonu için anlaşma imzaladı. Söz konusu adım, Ankara ile Erivan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi yolunda sembolik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Erivan’da düzenlenen 8. Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi kapsamında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile görüşmesinin ardından sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Bugün mutabakat zaptıyla kabul edilen Ani Köprüsü’nün ortak restorasyonu gibi sembolik ve somut iş birliği alanlarının kalıcı bir barış ve güvenlik ortamının tesisine katkı sağlayacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Paşinyan da X üzerinden yaptığı açıklamada, “Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile verimli bir görüşme gerçekleştirdim” diyerek, tarihi Ani Köprüsü’nün ortaklaşa yeniden inşasına ilişkin protokolün imzalanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

10. yüzyıla kadar uzanan tarihi köprü, Türkiye’nin doğusundaki tarihi Ani Harabeleri sınırını oluşturan Arpaçay Nehri üzerinde inşa edilmiş olup, geçmişte alt katından kervanların, üst kısmından ise yayaların geçişine imkân sağlıyordu.

Günümüzde köprüden geriye kalan yalnızca ayakları görülebiliyor.

dscsvdsfv
31 Aralık 2025'te çekilen ve tarihi Ani Köprüsü'nün kalıntılarını gösteren fotoğraf (AFP)

2016 yılından bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bölgede, iki ülke arasında hâlihazırda bilimsel iş birliği yürütülüyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Erivan ile Ankara arasında henüz diplomatik ilişkiler kurulmazken, 1990’ların başında kısa süreliğine açılan kara sınırı hâlen kapalı durumda.

İki ülke, 2021 sonundan bu yana, Ermenistan’ın Azerbaycan karşısında Dağlık Karabağ’da uğradığı yenilginin ardından temkinli bir yakınlaşma süreci yürütüyor.

frbgrrf
Ermenistan-Türkiye ikili görüşmesinden  (Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın X sayfası)

Nisan ayı sonlarında taraflar, sınırın iki tarafındaki Kars-Gümrü demiryolu hattının yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda anlaşırken, Türk Hava Yolları mart ayında İstanbul ile Erivan arasında ilk doğrudan uçuşunu gerçekleştirdi.

Öte yandan Ermenistan, 1915-1916 yıllarında yaşanan olayların “soykırım” olarak tanınması için uluslararası toplum nezdinde girişimlerini sürdürürken, aralarında ABD, Fransa ve Almanya’nın da bulunduğu çok sayıda ülke bu yönde tanıma kararı aldı.

Erivan’a göre, Osmanlı İmparatorluğu’nun Hristiyan Ermeni azınlığa yönelik uygulamaları sırasında 1,5 milyona kadar insan hayatını kaybetti.

Türkiye ise Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasının ardından kurulan bir devlet olarak, yaşananları “soykırım” olarak nitelendirmeyi reddederken, olayların Anadolu’daki iç savaş koşulları ve kıtlık ortamında meydana geldiğini, 300 bin ila 500 bin Ermeni ile benzer sayıda Türk’ün hayatını kaybettiğini belirtiyor.