Sudanlı sanatçılar başıboş kurşunlar yüzünden sessizce bu dünyadan ayrılıyor

Ülke, büyük değere sahip olan ve ülke tarihinin bir bölümünü temsil eden ünlü isimleri kaybetti

Şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu (Sosyal medya)
Şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu (Sosyal medya)
TT

Sudanlı sanatçılar başıboş kurşunlar yüzünden sessizce bu dünyadan ayrılıyor

Şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu (Sosyal medya)
Şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu (Sosyal medya)

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında 15 Nisan'dan bu yana devam eden savaş, çok sayıda sanat, kültür ve spor adamının yanı sıra, tiyatro ve müzik yıldızlarının ve toplumun bilindik isimlerinin hayatını kaybetmesine yol açtı.

Bu kişilerden bir kısmı kurşun ve top mermileriyle hayatını kaybederken, bir kısmı da başkent Hartum, Bahri ve Omdurman'daki güvenlik koşulları nedeniyle tedavi ve sağlık hizmetlerine ulaşamayarak hayatlarını kaybetti.

Birçok alanda 18'den fazla ünlü kişi, silahlı çatışmanın patlak vermesinden önce olduğu gibi binlerce hayranı tarafından veda edilmeden sessizce dünyadan ayrıldı.

Arkalarında seçkinlerin, aydınların ve gençlerin ilgisini çeken projelerdeki önemli rollerine paralel bir etki bıraktı.

Sanatçı Muhammed Mirghani, el-Cezire eyaletinin Vad Medeni kentindeki polis hastanesinde hayatını kaybetti (Sosyal medya)
Sanatçı Muhammed Mirghani, el-Cezire eyaletinin Vad Medeni kentindeki polis hastanesinde hayatını kaybetti (Sosyal medya)

Savaş kayıpları 

Mayıs ayında şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu.

'el-Hekeme' olarak bilinen sanatçı, çatışmayı durdurmak, çekişme ve şiddete karşı durmak için şarkılarıyla barış çağrısını bulunuyordu.

Halkın şairi olarak sanatsal mesajı, kolektif söylemi savaşların sona ermesi çağrısında bulunmaya teşvik ederek milyonlarca Sudanlının isteklerini karşılamak için savaşa karşı çıkma ve arzu edilen barış ve uyumu talep etme amacını taşıyordu. 

Ağustos ayı sonlarında, Hartum'un eş-Şecere bölgesindeki el-Hammadab Camii'nin bombalanması sonucu ünlü 'Akd el-Celad' şarkı grubunun üyelerinden Arki Abdurrahim Muhtar, savaş kurşunlarıyla öldürüldü.

Mayıs ayının başlarında olan tiyatro yıldızı Asiya Abdulmecid çalıştığı eğitim kurumunun üzerine düşen şarapnel parçasının isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti.

Asiya Abdulmecid ülkenin ilk profesyonel tiyatro oyuncusu olan şair Muhammed Müftah el-Fitouri'nin dul eşiydi ve daha sonra öğretmenlik yapmak için oyunculuktan emekli olmuştu.

Geçen hafta Hartum'daki evine düşen bir top mermisi sonucu oğlu yazar Taceddin Muhammed Müftah el-Fitouri de onunla birlikte hayatını kaybetti. 

Haziranda Sudan spor camiası, el-Merrikh kulübünün oyuncusu Ahmed Abdusselam'ın ağır yaralanmasına neden olan mermi sonucu hayatını kaybetmesi ile büyük bir şok yaşadı.

Ondan önce de benzer şekilde hayatını kaybeden Sudan Olimpiyat takımı oyuncusu ve Hay Al Wadi SC oyuncusu Nyala Hassan Barkia hayatını kaybetti.

Sudan Futbol Federasyonu'nun medya yetkilisi ve el-Merreikh Kulübü eski başkan yardımcısı el-Fasher Amir Ahmed, evinin önünde vurularak öldürüldü.

Müzisyen Halid es-Sanhouri, kan dolaşımındaki ciddi düşüş sonucu Omdurman'daki evinde hayatını kaybetti (Sosyal medya)
Müzisyen Halid es-Sanhouri, kan dolaşımındaki ciddi düşüş sonucu Omdurman'daki evinde hayatını kaybetti (Sosyal medya)

Şok ve trajedi

Müzisyen Halid el-Sanhuri, bölgede yaşanan şiddetli çatışmalar nedeniyle günlerce yiyecek ve içecek olmadan zor koşullar altında yaşadıktan ve elektrik kesintisi ile mücadele  ettikten sonra Omdurman'daki evinde kan dolaşımındaki ciddi düşüş sebebiyle hayatını kaybetti.

Cenazesinin mezarlığa götürülmesi başarısız olunca ailesi onu evin önüne gömmek zorunda kaldı.

Temmuz ayında Sudanlılar, hastalık nedeniyle acı çeken şair Sadık İlyas'ın vefat etmesi ile büyük bir üzüntü yaşadı.

Savaş şairin yeterli sağlık hizmeti alamamasına neden oldu. İlyas, Sudan halkının vicdanında derin kök salmış eserlerle şarkı kültürünü zenginleştirmiş ve bu kültürün oluşumuna katkıda bulunmuştu.

Ağustos ayı sonunda Omdurman Silah Tıp Hastanesi'nde hayatını kaybeden müzisyen ve besteci Omar el-Şair, yaklaşık 50 yıla yayılan sanat kariyeri boyunca müzik besteledi.

Sudan sanatının anısına en ünlü sanatçıların seslendirdiği en güzel ve ölümsüz parçaları kaleme aldı. 

Savaşın ilk aylarında, şampiyonalarda en çok ödül alan oyuncu olan el-Merreikh kulübünün kaleci efsanesi Hamed Braima da dahil olmak üzere önde gelen spor yıldızlarından bazıları hayatlarını kaybetti.

Eski el-Hilal takımı kaptanı Fevzi El Mardi, çatışmanın iki tarafı arasında çıkan silahlı çatışmalarda kurşun yarası sonucu kızıyla birlikte hayatını kaybetti.

Yıldızların ölümü

Kasım ayında Sudanlılar, büyük şarkıcıları, öncü müzisyen Muhamed el-Emin'in, yarım yüzyıldan fazla süren müzikal hayatı ve şarkı söyleme yolculuğunun ardından ABD'deki hayatını kaybetmesi ile üzüntü yaşadı. 

On yıllar boyunca sanat sahnesini dinleyicilerin vicdanını şekillendiren melodilerle zenginleştiren dünyaca ünlü flüt sanatçısı Hafız Aburrahman da hayatını kaybetti.

Sanatçı Muhammed Mirghani de eş-Cezire eyaletinin Vad Medeni şehrindeki polis hastanesinde hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin listesinde hukukçu ve yazar Kemal el-Jazouli de yer alıyordu.

Diğer yandan, Sudanlı gazeteci, spor eleştirmeni Mirghani Abu Shanab, yazar Muhammad el-Tahir el-Zein el-Feval ile gazeteciler Osama Abu Shanab ve Aida Kassis de hayatını kaybetti. 

Halkın yaşayan hafızası 

Savaş zamanlarında sanat, kültür ve spor yıldızlarının ölümü hakkında, Edebiyat eleştirmeni Hamid Bahit, "Silahlı çatışma, başıboş kurşunların veya top mermilerinin kurbanı olanlar veya sağlık hizmetlerine erişimde kriz yaşayanlar da dahil olmak üzere, ünlü insanlar için diğerlerinden daha zordu" ifadelerini kullandı.  

Bahit, "Çatışmanın her iki tarafının da yol açtığı yıkıma dikkat etmediği bir dönemde, ülkedeki bilindik isimlerin kaybı kültürel hafızanın ve arşivlerin bozulmasına neden oluyor" dedi.

Edebiyat eleştirmeni, ünlü insanların, yaşayan halkların hatırası olduğunu ve ülkenin sanatsal, sportif, sosyal ve politik tarihinin bir parçası olduğunu belirtti.

Yüksek fiyat

Sanat eleştirmeni Heysem Ahmed el-Tayib "Bu savaş Sudanlıları zorlu sınavlarla karşı karşıya bıraktı ve savaşın sonuçlarına ve ağır maliyetine hazırlıklı olmadan yapılan çatışmalar onları şaşırttı. İnsanlar ya Hartum'daki yangının ortasında ya da yerinden edilme ve evsizlik koşullarında hayatta kalma mücadelesi veriyor" dedi.

Tayib, "Ünlüler ve başkentin ve Bahri, Omdurman ve Hartum şehirlerinin nüfusu özellikle silahlı çatışmaların ilk aylarında evlerinden çıkamayanlar evlerinde kuşatmaya maruz kaldı. Bunun sonucunda bir kısmı başıboş kurşunlar ve top mermileriyle hayatını kaybetti. Diğerleri ise açlıktan ya da tıbbi bakım eksikliğinden hayatını kaybetti" ifadelerini kullandı.

Sanat eleştirmeni "Aralarında sanat, kültür, tiyatro ve spor alanlarındaki isimlerin de bulunduğu Sudan'daki siviller, bir savaş bölgesine kendi tercihleriyle değil, baskı altında girdiler. Bu, ülkenin büyük değere sahip olan ve Sudan tarihinin bir bölümünü temsil eden önemli isimleri kaybetmesine neden oldu ki bu çok talihsiz bir durum" ifadelerine yer verdi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



İran'daki savaşın gerçek ölü sayısı konusunda belirsizlik devam ediyor

14 Mart 2026'da İran'ın İsfahan kentine düzenlenen hava saldırılarının ardından kent üzerinde yükselen duman bulutları (AFP)
14 Mart 2026'da İran'ın İsfahan kentine düzenlenen hava saldırılarının ardından kent üzerinde yükselen duman bulutları (AFP)
TT

İran'daki savaşın gerçek ölü sayısı konusunda belirsizlik devam ediyor

14 Mart 2026'da İran'ın İsfahan kentine düzenlenen hava saldırılarının ardından kent üzerinde yükselen duman bulutları (AFP)
14 Mart 2026'da İran'ın İsfahan kentine düzenlenen hava saldırılarının ardından kent üzerinde yükselen duman bulutları (AFP)

İran'da üç haftadır süren savaşta hayatını kaybedenlerin gerçek sayısı, resmi bir güncelleme yapılmaması ve ülkedeki çatışmanın bilançosunu belgelemeye çalışan yabancı insan hakları örgütlerinin çalışmalarını engelleyen tekrarlanan internet kesintileri nedeniyle, büyük bir belirsizlikle örtülü.

İran Sağlık Bakanlığı'nın son tahminleri, çatışmanın dokuzuncu günü olan 8 Mart'a dayanıyor.

O tarihte bakanlık, ülke genelinde ABD ve İsrail hava saldırılarında yaklaşık bin 200 sivilin öldüğünü açıklamıştı.

İran'da sansürün son derece sıkı olduğu bir ortamda, yabancı insan hakları örgütleri her zaman ülke içindeki yaşamla ilgili bilgi edinmek için en güvenilir kaynaklar arasında görülmüştür.

Ancak internet ve telefon bağlantılarının kesilmesi nedeniyle, bu örgütler sahadaki bilgi ağlarına ulaşmakta zorlanmaktadır.

ABD merkezli bir sivil toplum kuruluşu olan ve ocak ayında hükümet karşıtı protestoların şiddetle bastırılması sırasında ölenlerin sayısını belgelemede merkezi rol oynayan İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (Hrana), çatışmalarda 214'ü çocuk olmak üzere bin 407 sivilin öldürüldüğünü tahmin ediyor.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre HRANA müdür yardımcısı Skylar Thompson ajansa yaptığı açıklamada, “Bunun asgari rakam olduğunu, mutlak asgari rakam olduğunu düşünüyorum, çünkü tek bir anda her yerde bulunup olan bitenin boyutunu tam olarak kavrayacak kapasitemiz yok” ifadelerini kullandı.

Thomson şöyle devam etti: «Saldırıların boyutu ve ülke genelindeki hedeflerin vurulma hızı göz önüne alındığında, kayıpları aynı hızda belgelemek imkansızdır.»

İran Kızılayı kurban sayısına ilişkin tahminlerde bulunmuyor, ancak en son verilerine göre, 28 Şubat'tan bu yana süren savaşta 61 bin 555 ev, 19 bin şirket, 275 sağlık merkezi ve yaklaşık 500 okul hasar gördü.

Tahran'da bulunan AFP muhabirleri, saldırılar sonucu birçok sivil binanın hasar gördüğünü doğrulayabildi; bunlara patlamaların şiddetiyle yerle bir olan konutlar da dahildi. Ancak gazetecilerin resmi izin olmadan ülke içinde seyahat etmesine izin verilmediğinden şehir dışındaki hasarın ne olduğu ve boyutu bilinmiyor.

İletişim sorunları

Özellikle ocak ayındaki protestoların şiddetli bir şekilde bastırılmasının ardından, insan hakları örgütlerinin İran’ın resmi rakamlarına yönelik şüpheleri giderek artırıyor.

İran, bu protestolarda çoğu güvenlik güçlerinden olmak üzere yaklaşık 3 bin kişinin öldüğünü açıklasa da yurtdışında yaşayan araştırmacı ve aktivistlerin tahminleri, ölü sayısının 7 bin ile 35 bin arasında değişen çok daha yüksek rakamlara işaret ediyor.

Norveç merkezli insan hakları örgütü “Hengaw”dan Oyar Şeyhi, AFP'ye verdiği demeçte, İran'ın “verileri yayınlamaktan veya toplamaktan kaçınma geçmişine" sahip olduğunu söyledi.

“Hengaw” ve eksik resmi verilere güvenilir bir alternatif sunmaya çalışan diğer kuruluşların karşılaştığı en büyük sorun, savaşın başlamasından bu yana İran’da internetin neredeyse tamamen kesilmiş olmasıdır.

Şeyhi, «İnternet bağlantısı hiç olmadığı kadar kötü, bu yüzden ölü sayısına ilişkin doğru verileri elde etmek çok zor ve elimizdeki bilgiler son derece sınırlı» dedi.

İranlı yetkililerin yurt dışına bilgi gönderen kişileri tutuklayabileceğini ve İran'a yurt dışından telefonla ulaşmanın neredeyse imkansız olduğunu vurguladı.

Minab Okulu

Resmi rakamlara göre, Minab'daki bir ilkokulu hedef alan ve en az 165 kişinin ölümüne yol açan hava saldırısı, savaşta bugüne kadar yaşanan en büyük sivil kayıp olarak kabul ediliyor.

New York Times gazetesi tarafından yayınlanan bir ABD askeri soruşturmasının ilk sonuçlarına göre okul, bir hedef belirleme hatası sonucu, çatışmaların ilk gününde bir Tomahawk füzesi ile vuruldu.

Ayrıca, «Hengaw» örgütü, 7 Mart'ta ülkenin batısındaki Nakde kentinde bir un fabrikasına düzenlenen hava saldırısını belgeledi; saldırı sonucunda 11 işçi hayatını kaybetti, 21 kişi ise yaralandı.


Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
TT

Yahudi yerleşimcilerden Batı Şeria'da geniş çaplı saldırılar

İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)
İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarındaki köylere düzenlediği saldırının ardından dün yanmış bir aracı inceleyen Filistinliler (AP)

İsrailli yerleşimciler, Batı Şeria'daki yoğun ve geniş çaplı saldırılarına dün de devam ettiler. Batı Şeria’nın çeşitli noktalarında Filistinlilere ait daha fazla ev ve tesisi kundaklayan yerleşimciler, intikam sloganları attılar.

Yerleşimciler dün gece Deyr el-Hatab, Beyta, Karyut, Deyr Şeref ve Nablus yakınlarındaki Havara dahil olmak üzere yeni köyleri saldırdı. En şiddetli saldırılar Deyr el-Hatab'da gerçekleşti. Bu saldırılarda 9 Filistinli yaralandı ve evler ile araçlar ateşe verildi.

Nablus Kızılayı Acil Yardım ve Acil Durum Merkezi Müdürü Amid Ahmed, sağlık ekiplerinin saldırı sırasında ayağından kurşunla yaralanan 45 yaşındaki bir vatandaşa müdahale ettiğini, ayrıca yerleşimcilerin saldırısı sonucu meydana gelen 8 yaralanma vakası daha olduğunu, bunların arasında bir kadının çürükler ve sıkılan bir gaz sonucu boğulma şikayeti yaşadığını bildirdi. Yerleşimciler Deyr el-Hatab'da evleri ve arabaları yakarken Beyta beldesine saldırıp, tarım arazilerini tahrip ettiler, asırlık zeytin ağaçlarını söktüler, bir evin duvarını yıktılar, Filistinlilere saldırıp dövdüler ve ana elektrik trafosuna ateş açarak bölgenin elektriğini kestiler.

fd
Yahudi yerleşimcilerin saldırısı sonucu hasar gören bir aracın fotoğrafı. Yerleşimciler ayrıca Batı Şeria'nın Nablus'un doğusundaki Deyr el-Hatab köyünde evlerin duvarlarına İbranice sloganlar yazdı (DPA)

Yahudi yerleşimciler, Karyut'ta da köyün doğu kesimindeki evlere saldırdı ve Filistinlilerle çatıştı. Ayrıca Barka köyündeki tarihi Mesudiye bölgesinde bir turistik çadırı, Deyr Şerif köyünde bir araç parkının bir bölümünü ve bazı araçları yaktı.

Ramallah'ta ise Barka köyü gece saldırısına uğradı. Saldırıda bir ‘sağlık kliniği’ ile bir ticari kamyon yakıldı. Öte yandan yerleşimciler, Ramallah çevresindeki hayati öneme sahip yolları kapatarak vatandaşların hareketini kısıtladı.

Saldırılarda yerleşimcilerin baskın düzenleyerek Filistin bayrağını indirip yerine işgal bayrağını astıkları ve duvarlarına ırkçı sloganlar yazdıkları Havara Lisesi de zarar gördü. Eğitim Bakanlığı bu saldırıyı, ‘eğitim hakkı ve güvenli öğrenim ortamına yönelik bariz bir ihlal’ olarak değerlendirdi.

fvfdev
Filistinliler, Batı Şeria'nın Cenin kentinin güneyindeki el-Fandakumiye köyüne İsrailli yerleşimcilerin düzenlediği saldırının ardından Pazar günü yanmış bir aracı inceliyorlar (AFP)

Saldırılar, Batı Şeria'da yaklaşık 20 noktayı hedef alan ve Calud, el-Fandakumiye, Seylat el-Dahr ve Batı Şeria'nın kuzeyindeki Karyut köylerinde evlerin, araçların ve mülklerin yakılmasını içeren önceki saldırılardan birkaç saat sonra gerçekleşti.

Yerleşimciler, pazar günkü saldırının İran'ın roket saldırılarına misilleme olduğunu, dünkü saldırının ise Nablus yakınlarında bir trafik kazasında bir yerleşimcinin öldürülmesine misilleme olduğunu iddia etti.

Yerleşimcilerin her iki saldırısı da özel platformlar üzerinden yapılan çağrıların ardından gerçekleşti. Filistinliler de özel gruplar aracılığıyla, büyük savaşın gölgesinde Batı Şeria'da bir tür başka savaşın başladığı izlenimi veren bu durum karşısında dikkatli olunması ve yerleşimcilere karşı koyulması yönünde çağrılar ve uyarılar yayınladı.

fvfdv
İşgal altındaki Batı Şeria'nın Havara beldesinde silahlı İsrailli yerleşimciler ve askerler (Arşiv - AFP)

Yahudi yerleşimciler, saldırıları sırasında intikam sloganları attılar ve saldırdıkları yerlere intikam sloganları yazdılar.

Cumartesi günü Batı Şeria'nın kuzeyindeki Hermeş yerleşim birimi yakınlarında meydana gelen bir trafik kazası sonucu bir İsrailli yerleşimci hayatını kaybetti. İsrail polisi ve ordusu, olayın kaza mı yoksa Filistinliler tarafından gerçekleştirilen bir saldırı mı olduğunu belirlemek için soruşturma başlattıklarını açıkladı.

İsrail polisine teslim olan Filistinli, bunun bir trafik kazası olduğunu ısrarla savundu. Ancak İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve diğer yerleşimci aktivistler, resmî sonuçları beklemeden olayı cinayet ve saldırı olarak nitelendirdiler, bu da yerleşimcileri kışkırttı.

Smotrich, yerleşimcinin cenazesi sırasında yaptığı konuşmada, Filistin Yönetimi'ni ‘devirmek’ ve Batı Şeria'da tam bir İsrail kontrolü sağlamak için çalışacağına söz verdi. Smotrich, yerleşimcilere cenaze töreninin ardından intikam eylemleri gerçekleştirmeye çağırdı.

vdfv
Pazar günü Cenin'in güneyindeki Batı Şeria'daki el-Fandakumiye köyünde, İsrailli yerleşimcilerin saldırısının ardından hasar gören bir evi inceleyen Filistinliler (EPA)

Saldırılar, İsrail ordusunun yerleşimcilerin saldırılarının güvenliği etkileyebileceği gerekçesiyle Batı Şeria'ya bir piyade taburu gönderme kararı almasının ardından gerçekleşti.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, savaş sırasında artan milliyetçi suç olaylarını kınayarak, bunlara karşı mücadele etme söz verdi.

Son saldırılar, 7 Ekim 2023'ten bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler tarafından başlatılan tırmanışın bir uzantısı ve bu saldırılar, İran'a karşı devam eden savaşla birlikte arttı. Savaşın başlangıcından bu yana Batı Şeria'daki yerleşimciler, dünyanın büyük çatışmaya odaklanmış olmasını fırsat bilerek 8 Filistinliyi öldürdü.

Öte yandan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas dün, İsrail’in yerleşim birimlerini genişletmesi, toprak ilhakı, artan yerleşimci terörü ve Filistin’in mahsup fonlarının dondurulması gibi politikalarının sonucu olarak Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki durumun ciddiyetine dikkati çekti.

Filistin Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyna, yaptığı açıklamada, “Gazze Şeridi’ne yönelik devam eden savaşın yanı sıra Batı Şeria’daki yerleşimcilerin işlediği cinayet, kundaklama ve yıkım saldırıları ne çatışmanın özünü değiştirecek ne de kimseye meşruiyet kazandıracak. Çünkü işgal devam ettiği sürece bölgede ve dünyada güvenlik ve istikrar sağlanamayacak” ifadelerini kullandı.

Ortadoğu’nun yaşadığı kriz ve savaşların tek çözümünün, Filistin meselesinin uluslararası meşru kararlar, Arap Barış Girişimi ve uluslararası hukuka uygun olarak adil bir şekilde çözülmesi olduğunu belirten Rudeyna, “Her ne kadar uzun, karmaşık ve kanlı bir süreç olsa da, dünyayı savaşların getireceği daha fazla felaketten kurtarmanın tek yolu budur” dedi.


Macron, Cubeyl Antik Kenti’ne ilişkin bir serginin açılışında ‘Lübnan'ın işgaline karşı’ uyardı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Lübnan'ın Milenyum Şehri, Cubeyl’ sergisini ziyareti sırasında konuşma yaptı, 23 Mart 2026 (AP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Lübnan'ın Milenyum Şehri, Cubeyl’ sergisini ziyareti sırasında konuşma yaptı, 23 Mart 2026 (AP)
TT

Macron, Cubeyl Antik Kenti’ne ilişkin bir serginin açılışında ‘Lübnan'ın işgaline karşı’ uyardı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Lübnan'ın Milenyum Şehri, Cubeyl’ sergisini ziyareti sırasında konuşma yaptı, 23 Mart 2026 (AP)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Lübnan'ın Milenyum Şehri, Cubeyl’ sergisini ziyareti sırasında konuşma yaptı, 23 Mart 2026 (AP)

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron dün yaptığı açıklamada, ‘hiçbir işgalin kimsenin güvenliğini garanti etmediğini’ vurguladı. Macron, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde Cubeyl (Biblos) Antik Kenti ile ilgili bir serginin açılışında, İsrail'i Lübnan'daki kara operasyonlarının riskleri konusunda uyardı.

Fransız Haber Ajansı AFP'ye göre Fransa Cumhurbaşkanı, Lübnan Kültür Bakanı Gassan Selame'nin de katıldığı bir toplantıda, “Ne işgal ne de herhangi bir sömürge biçimi, ne burada ne de Batı Şeria'da ya da başka herhangi bir yerde, hiç kimsenin güvenliğini garanti edemez” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney’in 2 Mart'ta öldürülmesi üzerine Hizbullah'ın İsrail'e roket saldırısı düzenlemesinin ardından savaş Lübnan'a da sıçradı. O günden bu yana İsrail, Lübnan’a geniş çaplı hava saldırıları düzenliyor ve birlikleri Lübnan'ın güneyine çeşitli cephelerden giriyor. Son resmi verilere göre savaş Lübnan'da en az bin 39 kişinin ölümüne yol açtı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, dünkü konuşmasında sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dini ayrışmaların yaşandığı bu dönemde, bazıları bizi giderek şiddetlenen savaşlara sürüklemeye çalışırken ve bazıları da bizi güvenliğin ancak korktuğumuz komşumuzu işgal ederek sağlanabileceğine inandırmaya çabalarken, Lübnan bize tek bir şeyi; uluslararası hukukun gücüne işaret ederek, evrenselliğin gücünü hatırlatıyor.”

vfgbvgf
Arap Dünyası Enstitüsü'nün yeni başkanı Anne-Claire Legendre, Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde düzenlenen ‘Cubeyl, Lübnan'ın Milenyum Şehri’ sergisinin açılışında, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Lübnan Kültür Bakanı Gassan Selame'nin yanında bir konuşma yaparken, 23 Mart 2026 (AFP)

Lübnan'ın Cubeyl Antik Kenti’ne dair serginin ‘Lübnan'ın kaderine’ ve ‘mparatorluklara karşı direnişine’ dair ‘çok şey anlattığını’ belirten Macron’a göre bu sergi, Paris'te sergilenen çok sayıda eserin buraya ulaşmasını zorlaştıran «savaşa» karşı bir duruş sergiliyor.

Bugün açılacak ve 23 Ağustos'a kadar sürecek olan ‘Eski Bir Lübnan Şehri Olarak Biblos’ sergisi, MÖ 6900'den beri yerleşim yeri olan ve ‘dünyanın en eski limanı’ olarak kabul edilen bu Akdeniz kentinin tarihine derinlemesine bir bakış sunuyor.

Sergide, çoğu Lübnan'dan gelen yaklaşık 400 eseri ve Louvre Müzesi'nden seçilmiş bir koleksiyon yer alıyor.

Şubat ayında Beyrut'tan Paris'e sanat eserlerinin iki parti halinde nakliyesini denetleyen Lübnan Kültür Bakanlığı Arkeoloji Genel Müdürü Sarkis el-Huri, “Hazırlıklar zorluklarla doluydu” dedi.

Sevkiyatın üçüncü partisi mart ayı başlarında iptal edildi, ancak yaklaşık 20 taş yelken ve büyük bir mozaik tablosu, serginin açılışından birkaç gün önce sağ salim ulaştı.

Geçtiğimiz ay Jacques Lang'ın yerine Arap Dünyası Enstitüsü'nün yeni başkanı olan Anne-Claire Legendre, ‘bombardımanlara rağmen büyük bir cesaretle’ düzenlenen sergiye övgüde bulundu.