FED faiz oranını sabit tuttu

ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell (AFP)
ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell (AFP)
TT

FED faiz oranını sabit tuttu

ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell (AFP)
ABD Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell (AFP)

ABD Merkez Bankası (Fed), politika faizini beklentiler dahilinde değiştirmeyerek 23 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 5,25-5,50 aralığında sabit tuttu. Fed'den yapılan açıklamada, faiz oranının sabit tutulması kararının oy birliğiyle alındığı belirtildi.

Açıklamada, son göstergelerin ekonomik aktivitenin sağlam bir hızla genişlediğine işaret ettiği anlatıldı.

İstihdam kazanımlarının güçlü ve işsizlik oranının düşük kalmaya devam ettiği aktarılan açıklamada, enflasyonun ise geçen yıl boyunca düştüğü ancak yüksek kalmayı sürdürdüğü kaydedildi.

Açıklamada, maksimum istihdam ve uzun vadede yüzde 2 oranında enflasyon oranına ulaşılmasının hedeflendiği belirtilerek, Federal Açık Piyasa Komitesi'nin (FOMC) istihdam ve enflasyon hedeflerine ulaşmaya yönelik risklerinin daha iyi bir dengeye doğru ilerlediği görüşünde olduğu ifade edildi.

Ekonomik görünümün belirsiz olduğuna ve enflasyon risklerine karşı son derece dikkatli olunmaya devam edildiğine işaret edilen açıklamada, federal fon oranı hedef aralığının yüzde 5,25-5,50 aralığında tutulmasına karar verildiği bildirildi.

Art arda 5 toplantıda faiz oranında değişikliğe gidilmedi
ABD'de yüksek enflasyon karşısında 2022'de varlık alım operasyonunu tamamlayarak faiz artışlarına başlayan Fed, Mart 2022'den bu yana 11 faiz artırımı gerçekleştirmiş ve faiz oranını toplam 525 baz puan artırmıştı.

Bankanın politika faizi, söz konusu artışlarla 2001'den bu yana en yüksek seviye olan yüzde 5,25-5,50 aralığına çıkmıştı.

Son kararıyla Fed, politika faizini art arda 5 toplantıda değiştirmeyerek mevcut aralıkta sabit bıraktı. Banka, politika faizinde en son Temmuz 2023'te 25 baz puanlık artışa gitmişti.

ABD'de enflasyon, Haziran 2022'de yıllık bazda yüzde 9 ile 1981'den itibaren en yüksek seviyeyi görmesinin ardından son olarak şubat ayında yıllık bazda yüzde 3,2 ile beklentilerin üzerinde gerçekleşti.

İki gün süren Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından Fed'den yapılan açıklamada, faiz oranlarında herhangi bir ayarlama için gelen verilerin, gelişen görünümün ve risk dengesinin dikkatle değerlendirileceği vurgulandı.

Açıklamada, FOMC'nin enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde yüzde 2'ye ineceğine dair daha fazla güven kazanana kadar faiz oranını düşürmenin uygun olacağını öngörmediği yinelendi.

Ekonomiye ilişkin tahminlerini de açıklayan Fed, federal fon oranına ilişkin tahminini bu yıl sonu için geçen yıl aralıkta öngördüğü yüzde 4,6'da sabit bıraktı.

Buna göre, Fed'in federal fon oranına ilişkin 2025 yılı için tahmini yüzde 3,6'dan yüzde 3,9'a, 2026 yılı için yüzde 2,9'dan yüzde 3,1'e çıkarıldı. Uzun dönem ortalama faiz beklentisi de yüzde 2,5'ten yüzde 2,6'ya yükseltildi.

Söz konusu tahminler Fed'in 2024'te hala toplamda 75 baz puanlık 3 faiz indirimi öngördüğüne işaret etti.

Bankanın enflasyon tahminleri ise bu yıl için yüzde 2,4'te, 2026 için yüzde 2'de sabit bırakılırken, 2025 için yüzde 2,1'den yüzde 2,2'ye çıkarıldı.

Değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek enflasyona ilişkin tahminler de bu yıl için yüzde 2,4'ten yüzde 2,6'ya revize edilirken, 2025 için yüzde 2,2 ve 2026 için yüzde 2 olarak korundu.

ABD ekonomisinin büyüme tahmini bu yıl için yüzde 1,4'ten yüzde 2,1'e, gelecek yıl için yüzde 1,8'den yüzde 2'ye ve 2026 için yüzde 1,9'dan yüzde 2'ye çıkarıldı.

İşsizlik oranına ilişkin tahminler ise bu yıl ve 2026 için yüzde 4,1'den yüzde 4'e çekilirken, 2025 için yüzde 4,1'de sabit tutuldu.

Fed Başkanı Powell, son verilere rağmen enflasyon görünümünün değişmediğini belirtti
Fed Başkanı Jerome Powell, düzenlediği basın toplantısında enflasyonun hala çok yüksek olduğunu belirterek, enflasyonun düşürülmesinde sağlanan ilerlemenin garanti olmadığını ve seyrinin belirsiz olduğunu söyledi.

Powell, iş gücü piyasasındaki sıkılık hafifledikçe ve enflasyondaki ilerleme devam ettikçe bankanın istihdam ve enflasyon hedeflerine ulaşmasına yönelik risklerin daha iyi dengelendiğini aktardı.

Mevcut sıkılaştırma döngüsünde Fed'in politika faiz oranının muhtemelen zirvede olduğuna işaret eden Powell, ekonominin genel olarak beklendiği gibi seyretmesi halinde bu yılın bir noktasında faiz indirimine başlamanın muhtemelen uygun olacağını öngördüklerini yineledi.

Fed, enflasyonun düştüğüne dair daha fazla güven kazanmak istiyor
Powell, ancak ekonomik görünümünün belirsiz olduğunu ve enflasyon risklerine karşı son derece dikkatli olmaya devam ettiklerini vurgulayarak, "Gerekmesi halinde federal fon oranı için mevcut hedef aralığını daha uzun süre korumaya hazırız." dedi.

Faiz oranına yönelik herhangi bir ayarlamayı değerlendirirken Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC), gelen verileri, gelişen görünümü ve risk dengesini dikkate alacağını belirten Powell, "Komite, enflasyonun sürdürülebilir şekilde yüzde 2'ye doğru ineceğine dair daha fazla güven kazanana kadar politika faizini düşürmenin uygun olacağını öngörmüyor." diye konuştu.

Bankanın bilançosunun ise küçültülmeye başlanmasından bu yana menkul kıymet varlıklarının yaklaşık 1,5 trilyon dolar azaldığını ifade eden Powell, bu toplantıda varlıkların azalma hızının yavaşlatılmasına ilişkin konuları görüştüklerini ancak bu hususta herhangi bir karar almadıklarını aktardı.

"Verilere ne aşırı tepki vereceğiz ne de onları görmezden geleceğiz"
Powell, ocak ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve kişisel tüketim harcamaları verilerinin yüksek olduğuna işaret ederek, burada mevsimsel etkilerin olabileceğini ancak yine de verileri göz ardı etmediklerini söyledi.

Şubat ayı verilerinin de beklentilerin üzerinde geldiğine değinen Powell, "Ancak enflasyonun bazen engebeli bir yolda kademeli olarak yüzde 2'ye doğru inmesi şeklindeki genel hikayeyi değiştirmediler. Bu iki aylık verilere ne aşırı tepki vereceğiz ne de onları görmezden geleceğiz." ifadelerini kullandı.

Powell, iş gücü piyasasında ciddi bir zayıflama olmasının faiz indirimi sürecine başlanması için bir neden olabileceğini belirtti.

Küresel finansal kriz sonrası, salgın öncesi dönemdeki çok düşük faiz oranlarını anımsatan Powell, faiz oranlarının bu seviyeye gerileyeceğini düşünmediğini ancak bu konuda büyük belirsizlik olduğunu dile getirdi.

"Daha iyi veriler arıyoruz"
Powell, enflasyonun yılın ilk yarısında biraz daha güçlü, yılın ilerleyen dönemlerinde ise biraz daha zayıf olduğunun görüldüğünü belirterek, gelen verilerin, yolda bir tümsek olup olmadığının değerlendirileceğini kaydetti.

Enflasyonda yüzde 2 hedefine giden yılın "inişli çıkışlı" olacağını söylediklerini hatırlatan Powell, "Şimdi burada bazı tümsekler var ve asıl soru tümseklerden daha fazlası var mı? Bunu bilemeyiz, bu nedenle bu soruya dikkatle yaklaşıyoruz." diye konuştu.

Powell, harika enflasyon verileri görmek isteyeceklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

Geçen yılın ikinci yarısında gerçekten çok iyi enflasyon verileri aldık. Yine aşırı tepki vermedik. Daha fazlasını görmemiz gerektiğini ve yolun inişli çıkışlı olacağını söyledik. Şimdi de ocak ve şubat ayları verileri var. Biliyorsunuz, daha iyi veriler arıyoruz ve bunları kesinlikle memnuniyetle karşılarız.



Çin ordusunun üst kademelerindeki tasfiye, orduyu ve Tayvan'ın geleceğini nasıl etkileyebilir?

General Cang Youşia (Reuters)
General Cang Youşia (Reuters)
TT

Çin ordusunun üst kademelerindeki tasfiye, orduyu ve Tayvan'ın geleceğini nasıl etkileyebilir?

General Cang Youşia (Reuters)
General Cang Youşia (Reuters)

Çin geçtiğimiz hafta, ordunun en üst düzey generalini "disiplin ve hukukun ciddi ihlalleri" şüphesiyle soruşturduğunu açıklayarak önemli bir adım attığını duyurdu. Ayrıntılar açıklanmadı, ancak bu adım son derece önemli kabul ediliyor çünkü general, Cumhurbaşkanı Şi Cinping'den sonra en yüksek rütbeli askeri yetkiliydi.

Savunma Bakanlığı, önceki gün yaptığı açıklamada, yetkililerin iki generali soruşturduğunu belirtti: Çin'in en yüksek askeri organı olan güçlü Merkezi Askeri Komisyon'un en üst düzey başkan yardımcısı General Cang Youşia ve komisyonun kıdemli olmayan bir üyesi olup ordunun müşterek kurmaylığını yönetmekten sorumlu General Liu Cinli.

Bu hamle, altı üyesinden beşi görevden alınmış veya soruşturma altına alınmış olan Şi başkanlığındaki “komite”nin tüm yapısını etkili bir şekilde sarstı.

Asia Society Policy Institute'un Çin Analiz Merkezi'nde araştırmacı olan Neil Thomas, “Şi Cinping, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana Çin askeri liderliğinin tarihindeki en büyük tasfiyelerden birini gerçekleştirdi” değerlendirmesinde bulundu.

Ordu ve genel olarak Çin için bu değişikliklerin tam etkisi henüz belirsizliğini koruyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bazı uzmanlar, bu hamlelerin Pekin'in kendi topraklarının bir parçası olarak gördüğü özerk ada Tayvan'a yönelik bir sonraki adımına da yansıyabileceği görüşünde.

General Cang'ın görevden alınmasının önemini anlamak için bazı unsurlar aşağıda belirtilmiştir.

Ordudaki son tasfiyenin arkasında kim var?

Savunma Bakanlığı önlemleri açıkladı, ancak iddia edilen ihlallerle ilgili herhangi bir ayrıntı vermedi. Ertesi gün, Halk Kurtuluş Ordusu Gazetesi, somut nedenleri açıklamayan bir başyazı yayınladı ve sadece “disiplin ve hukukun ciddi şekilde ihlal edildiği şüphesi” olduğunu ve Şi'nin başkanlığının ilk günlerinden beri yapmaya çalıştığı yolsuzluğu cezalandırma konusundaki kararlılığını gösterdiğini belirtti.

Sosyal medyada söylentiler dolaştı ve bazı medya kuruluşları bu değişikliklerle ilgili haberler yayınladı, ancak resmi bir doğrulama yapılmadı.

Pasifik Forumu'nun misafir araştırmacısı K. Tristan Tang, “Çinli yetkililer tarafından kamuoyuna açıklanan veya seçici bir şekilde sızdırılan hiçbir kanıtın, Cang'ın görevden alınmasının temel nedenini yansıttığını düşünmüyorum” dedi. "Önemli olan nokta, Şi Cinping'in Cang'a karşı harekete geçmeye karar vermiş olmasıdır. Soruşturma başlatıldığında, sorunların ortaya çıkması neredeyse kaçınılmazdır."

Analistler, tasfiyelerin ordunun reformu ve Şi Cinping'e sadakatinin sağlanmasını amaçladığını ve Çin liderinin 2012'de iktidara gelmesinden bu yana 200 binden fazla memurun cezalandırıldığı daha geniş çaplı bir yolsuzlukla mücadele kampanyasının parçası olduğunu ifade ettiler.

ervfe
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 3 Eylül 2025'te Pekin'de II. Dünya Savaşı'nın sona ermesinin 80. yıldönümünü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreni sırasında bir arabanın içinde duruyor (Reuters)

Cang ve Liu'nun görevden alınmasından önce, Komünist Parti geçen ekim ayında komitenin diğer başkan yardımcısı Hı Weydong'u da görevden almış ve yerine Cang Şıngmin'i getirmişti; Cang Şıngmin şu anda komitenin tek kalan üyesidir.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre askeri veriler ve resmi medya raporları, 2012'den bu yana Halk Kurtuluş Ordusu'ndan en az 17 general askeri görevlerinden uzaklaştırıldı; bunların arasında en üst düzey askeri organın sekiz eski üyesi de bulunuyor.

Bu durum Tayvan'a yönelik adımları nasıl etkileyecek?

Bazı gözlemciler, bu görevden almaların Çin'in Tayvan ile ilgili kararlarına yansıyabileceğini düşünüyor, ancak konu hala belirsizliğini koruyor.

Çin, Tayvan'ı kendi topraklarının bir parçası olarak görüyor ve gerekirse adayı zorla ele geçireceği tehdidinde bulunuyor. Pekin, ABD hükümetinin Tayvan ile büyük bir silah anlaşması yaptığını açıklamasının ardından, geçen ay Tayvan çevresinde iki gün süren büyük çaplı askeri tatbikatlar düzenleyerek baskısını da artırdı.

Asia Society Policy Institute'tan Neil Thomas, son baskının “Çin'in Tayvan'a yönelik tehdidini kısa vadede zayıflattığını, ancak uzun vadede güçlendirdiğini” söyledi.

Bunun, “kargaşa içindeki üst düzey liderlik” nedeniyle kısa vadede adaya karşı herhangi bir askeri gerilimin daha az tehlikeli hale geldiğini, ancak uzun vadede ordunun daha sadık, daha az yozlaşmış ve daha yetenekli bir liderliğe sahip olacağı anlamına geldiğini belirtti.

Pasifik Forumu'ndan Tang'ın, üst düzey askeri liderlerin görevden alınmasının Çin'in savaşa hazır olmadığı anlamına geldiği fikrini pekiştirip pekiştirmediğini sorması üzerine, “bu, değerlendirmeyi temelden değiştirmez” dedi. Şöyle devam etti: “Ancak, Halk Kurtuluş Ordusu'nun savaşa hazırlık durumunun önemli ölçüde zarar gördüğünü de düşünmüyorum.”

Askeri Komite"nin geleceği belirsiz

Son değişikliklerle birlikte Askeri Komisyon, başkanı ve cumhurbaşkanı Şi Cinping'in yanı sıra altı üyeden sadece biri ile faaliyet gösterecek.

Halk Kurtuluş Ordusu gazetesindeki bir başyazıda, Cang ve Liu'ya karşı alınan önlemlerin ardından, partinin “Halk Kurtuluş Ordusu'nun gençleşmesini teşvik etmek ve güçlü bir askeri güç oluşturmaya bir ivme kazandırmak” için harekete geçtiği belirtildi.

Ancak, beş boş pozisyonun yakında doldurulup doldurulmayacağı veya Şi'nin, yeni Askeri Komisyon üyelerini atamaktan da sorumlu olan Komünist Parti Merkez Komitesi'nin seçileceği 2027 yılına kadar mı bekleyeceği belirsizdir. Tang, Şi'nin bu pozisyonları yakın vadede doldurması konusunda herhangi bir baskı görmüyor. “Hedef, komitenin şu anki tek üyesi olan Cang Sıengmin'e karşı bir iç denge unsuru yaratmak değilse” dedi.


İsrail havayolları, İran'la ilgili gerilimler nedeniyle uygulanan uçuş iptali kısıtlamalarını hafifletti

Tel Aviv'deki Ben Gurion Havalimanı'ndaki yolcular (Reuters)
Tel Aviv'deki Ben Gurion Havalimanı'ndaki yolcular (Reuters)
TT

İsrail havayolları, İran'la ilgili gerilimler nedeniyle uygulanan uçuş iptali kısıtlamalarını hafifletti

Tel Aviv'deki Ben Gurion Havalimanı'ndaki yolcular (Reuters)
Tel Aviv'deki Ben Gurion Havalimanı'ndaki yolcular (Reuters)

İsrail havayolları el Al, Israir ve Arkia bugün yaptıkları açıklamada, bölgedeki sisli hava koşulları nedeniyle bazı uçuşların iptal edilmesine izin vereceklerini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump geçen hafta bir “deniz filosunun” İran'a doğru ilerlediğini söyledi, ancak bunu kullanmak zorunda kalmayacağını umduğunu belirterek, Tahran'a protestocuları öldürmemesi ve nükleer programını yeniden başlatmaması konusunda uyarılarını yineledi.

Ancak, İran'da gerginliğin askeri harekâta dönüşme ve İsrail'e misilleme saldırılarına yol açma olasılığına ilişkin belirsizlik göz önüne alındığında, Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre havayolları, bugünden itibaren yeni bilet satın alan müşterilerin biletlerini iptal etmelerine veya gelecekteki bir seyahat için seyahat çeki almalarına olanak tanıyacak.

Haziran ayında İsrail ile İran arasında 12 gün süren çatışma sırasında, İran'ın füze saldırıları ve İsrail'in İran'ın nükleer tesislerine yönelik hava saldırıları nedeniyle İsrail hava sahası büyük ölçüde kapatıldı.

El Al, önümüzdeki iki hafta içinde ve 17 Mart'a kadar satın alınan uçuşlar için kalkıştan 48 saat öncesine kadar herhangi bir nedenle iptal edilebileceğini ve ek ücret alınmayacağını açıkladı.

Daha küçük bir havayolu şirketi olan Israir de “mevcut durum göz önüne alındığında” önümüzdeki ay ve 2026 sonuna kadar rezerve edilen uçuşlar için 35 dolar karşılığında uçuş koruması sunacağını açıkladı.

Bu arada rakip şirket Arkia, “her türlü olası gerilime hazırlıklı” olduğunu ve 9 Şubat'a kadar ve kalkıştan 48 saat öncesine kadar rezerve edilen uçuşlar için ücretsiz iptal ve yolcular için kupon düzenleyeceğini açıkladı.

Arkia CEO'su Oz Perlowitz, Gazze'deki savaşın yanı sıra İran ve Lübnan'daki Hizbullah ile çatışmalara atıfta bulunarak, “İki yıllık karmaşık güvenlik olaylarından kapsamlı bir deneyim kazandık” dedi. Bu olaylar, birçok yabancı havayolunun Tel Aviv'e uçuşlarını askıya almasına neden olmuştu.

Arkia, her türlü senaryoya hazırlıklı olduğunu da belirtti. Şu aşamada uçuş programı değişmeden devam ediyor ve gerektiğinde ilave uçuşlarla destinasyonları güçlendireceğiz. İsrail havacılık sektörünün her zaman hazır olduğunu unutmamak önemlidir.

7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşından, Ekim 2025'te ABD arabuluculuğuyla varılan ateşkes anlaşmasına kadar, İsrail havayolları İsrail'e uçuş düzenleyen az sayıdaki havayolundan biriydi.


İnsan hakları örgütleri, resmi makamların inkârlarına rağmen İran'daki protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısını artırdı

Geçtiğimiz perşembe günü Tahran'da düzenlenen rejim karşıtı gösteri sırasında İran polisi göz yaşartıcı gaz kullandı. (AP)
Geçtiğimiz perşembe günü Tahran'da düzenlenen rejim karşıtı gösteri sırasında İran polisi göz yaşartıcı gaz kullandı. (AP)
TT

İnsan hakları örgütleri, resmi makamların inkârlarına rağmen İran'daki protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısını artırdı

Geçtiğimiz perşembe günü Tahran'da düzenlenen rejim karşıtı gösteri sırasında İran polisi göz yaşartıcı gaz kullandı. (AP)
Geçtiğimiz perşembe günü Tahran'da düzenlenen rejim karşıtı gösteri sırasında İran polisi göz yaşartıcı gaz kullandı. (AP)

ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) bugün yaptığı açıklamada, İran’daki yoğun baskı altında gerçekleşen protesto dalgasında 5 bin 848 kişinin hayatını kaybettiğini doğruladığını duyurdu. HRANA ayrıca, binlerce potansiyel kurbanla ilgili bilgileri halen teyit etmekte olduğunu belirtti.

Protestolar, ekonomik krizin derinleşmesi üzerine Aralık 2025’in sonlarında başlamış, kısa sürede hükümete karşı geniş katılımlı bir hareket halini almıştı. Gösteriler, özellikle 8-9 Ocak tarihlerinde gerçekleşen kitlesel yürüyüşlerle doruk noktasına ulaştı.

İnsan hakları kuruluşları, yetkilileri eşi görülmemiş bir baskı kampanyası yürütmekle suçladı; bu kampanya kapsamında protestoculara doğrudan ateş açıldığı belirtiliyor. Son dönemde ise yoğun güvenlik operasyonları nedeniyle gösterilerin ivmesi azalmış durumda.

HRANA ve diğer gözlemciler, internetin 18 gündür kesik olmasının doğrulama sürecini ciddi şekilde engellediğini ve gerçek ölü sayısının şu ana kadar belgelenen rakamların çok üzerinde olabileceğini kaydetti.

HRANA, 5 bin 848 kişinin öldüğünü doğruladı; bunların 5 bin 520’si gösterici, 77’si 18 yaş altı, 209’u güvenlik güçleri mensubu ve 42’si sivil. HRANA ayrıca halen 17 bin 91 vakayı araştırdıklarını ve en az 41 bin 283 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Veriler, tanıklar, kurban aileleri, yerel kayıtlar vee İran’daki resmi olmayan adli ve tıbbi kaynaklardan toplanıyor ve çok aşamalı iç doğrulama süreçlerinden geçiriliyor.

HRANA’nın geçmişteki protesto dalgalarında sağladığı doğruluk oranı, onu uluslararası medya için güvenilir bir referans haline getirmişti. Mevcut ölü sayısının, İran’da son on yıllarda görülen herhangi bir protesto veya karışıklıktan daha yüksek olduğu ve kaos açısından 1979’daki İslam Devrimi dönemini anımsattığı ifade ediliyor.

Öte yandan internet özgürlüğünü izleyen NetBlocks, İran’da kesintinin devam etmesinin, ‘sivil halka yönelik kanlı baskı kampanyasının boyutunu doğrulamayı’ zorlaştırdığını belirtti. NetBlocks, iletişim üzerindeki kısıtlamaların sıkı tutulduğunu ve hükümet hesaplarının resmi otoritenin anlatısını yaymaya devam ettiğini kaydetti.

İranlı yetkililer geçtiğimiz hafta, ilk resmi bilanço olarak 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. İran Şehitler ve Gaziler Vakfı, ölenleri ‘şehitler’ ve ‘isyancılar’ olarak ayırdı; şehitler, güvenlik güçleri mensupları veya sivillerden oluşurken, isyancıların ABD bağlantılı oldukları iddia edildi. Vakıf, ölenlerin 2 bin 427’sinin ‘şehit’ kategorisinde olduğunu belirtti.

ABD’nin Time dergisi dün İran’daki tıbbi kaynaklara dayandırdığı haberinde, özellikle 8-9 Ocak tarihlerinde ölenlerin sayısının yaklaşık 30 bin kişi olabileceğini aktardı; bu rakam hem resmi hem de insan hakları kuruluşlarının açıklamalarını önemli ölçüde aşıyor.

Buna ek olarak, İran dışında yayın yapan Iran International televizyonu, 8-9 Ocak tarihlerinde güvenlik güçleri tarafından öldürülen İranlı sayısını 36 bin 500’den fazla olarak verdi. Kanal bu bilgiyi raporlar, belgeler ve kaynaklarıyla doğruladığını iddia etti, ancak bağımsız teyit sağlanamadı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, bu yüksek tahminlere yanıt vererek, açıklamaları ‘Hitler tarzı büyük bir yalan’ olarak nitelendirdi.

Bekayi dün X platformunda yaptığı paylaşımda söz konusu iddiaları reddederek, “Bu, İran sokaklarında öldürmeyi planladıkları sayı değil mi? Başarısız oldular, şimdi medyada bunu çarpıtıyorlar” dedi ve dolaşıma giren rakamları ‘kötü niyetli bir medya dezenformasyonu kampanyası’ olarak nitelendirdi.

Bu arada Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (IHR), güvenlik güçleri tarafından öldürülen en az 3 bin 428 göstericiyi belgelediğini açıkladı. Örgüt, nihai ölü sayısının 25 bine kadar çıkabileceği uyarısında bulundu.