Batı İran’ı uyardı: İsrail’e yönelik bir saldırının sonuçları felaket olur

Macron’dan Pezeşkiyan’a: Ortadoğu'da yeni bir gerginlik kimsenin çıkarına olmaz

DMO’ya yakın haber ajansları İsrail'e yönelik bir saldırıda 2 bin kilometre menzilli balistik Hayber füzesinin kullanılabileceğini ima etti (Reuters)
DMO’ya yakın haber ajansları İsrail'e yönelik bir saldırıda 2 bin kilometre menzilli balistik Hayber füzesinin kullanılabileceğini ima etti (Reuters)
TT

Batı İran’ı uyardı: İsrail’e yönelik bir saldırının sonuçları felaket olur

DMO’ya yakın haber ajansları İsrail'e yönelik bir saldırıda 2 bin kilometre menzilli balistik Hayber füzesinin kullanılabileceğini ima etti (Reuters)
DMO’ya yakın haber ajansları İsrail'e yönelik bir saldırıda 2 bin kilometre menzilli balistik Hayber füzesinin kullanılabileceğini ima etti (Reuters)

Batı ülkeleri, İran'ı İsrail'e saldırmasının sonuçlarına karşı uyarırken Ortadoğu, geçtiğimiz hafta Tahran’ın kuzeyinde Hamas lideri İsmail Heniyye'nin ve Lübnan'daki Hizbullah Hareketi’nin üst düzey komutanlarından Fuad Şükür’ün öldürülmesine misilleme olarak İran ve onunla müttefik olan silahlı grupların olası yeni bir saldırı dalgasına hazırlanıyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan dün(Çarşamba), Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron ile bir telefon görüşmesi yaptı. Pezeşkiyan, görüşmede ülkesinin ‘Siyonist rejimin işlediği suça uygun şekilde karşılık verme hakkı’ olduğunu söyledi.

‘ABD ve Batı ülkelerinin cılız tutumlarını’ eleştiren Pezeşkiyan, “İran, çıkarlarına ve güvenliğine yönelik saldırılar karşısında asla sessiz kalmayacaktır” dedi.

İran Cumhurbaşkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

ABD ve Batı ülkeleri, hiçbir uluslararası yasa ve düzenlemeye uymayan ve bölgede her türlü suçu işlemekten çekinmeyen bir rejimi çelişkili ve ikiyüzlü bir şekilde desteklerken, ne yazık ki bu eylemlerin hedefi olan ülkeleri karşılık vermemeye ve itidalli davranmaya çağırıyorlar.

Buna karşın Fransa Cumhurbaşkanı Macron, bölgedeki gerilimin tırmanmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Macron, İranlı mevkidaşını ‘misilleme mantığını aşma ve bölgede yeni bir askeri gerilimden kaçınmak için elinden gelen her şeyi yapmaya’ çağırdı.

Elysee Sarayı tarafından telefon görüşmesine ilişkin yapılan açıklamada, bölgede yeni bir askeri gerilimin İran da dahil olmak üzere hiç kimsenin çıkarına olmayacağı ve bölgesel istikrara kalıcı olarak zarar vereceği belirtildi. Açıklamada, “İran, desteklediği istikrarsızlaştırıcı aktörlere gerilimi tırmandırmamaları için azami itidal çağrısında bulunmayı taahhüt etmeli” denildi.

Açıklamada ayrıca Macron'un Pezeşkiyan’a, bölgede gerilimin tırmanmasını önlemek için elinden gelen her şeyi yapması ve misilleme döngüsünün sona ermesi gerektiğini söylediği belirtildi. Açıklamaya göre Macron Pezeşkiyan’a İran'ın ‘desteklediği istikrarsızlaştırıcı aktörleri’ gerilimi körüklemekten kaçınmak için azami itidal göstermeye çağırması gerektiğini söyledi.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy de Ortadoğu'da gerilimin daha fazla tırmanmasının ‘kimsenin çıkarına olmayacağı’ uyarısında bulundu. Lammy, İran'ın İsrail'e saldırması halinde bunun bölge için yıkıcı sonuçlar doğuracağı konusunda uyardı.

Lammy, İran Dışişleri Bakan Vekili Ali Bakıri Kani'nin İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılmak üzere Suudi Arabistan’ın Cidde şehrine hareketinden birkaç saat önce Kani ile telefonda görüştü.

İngiltere Dışişleri Bakanı, X platformundandan yaptığı paylaşımda, “İran ve tüm taraflar acilen ve derhal tansiyonu düşürmeli” diye yazdı.

Öte yandan Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg, “Ortadoğu felaketin eşiğinde, İran'a azami itidal göstermesi çağrısında bulundum” açıklamasında bulundu. Bununla birlikte ‘Gazze'deki insanların ateşkese ihtiyacı olduğunu’ belirten Schallenberg, tüm rehinelerin serbest bırakılması gerektiğini vurgulayarak “Sivillerin hayatları her iki tarafta da korunmalı. Daha fazla kan dökülmesi kimsenin yararına olmaz” ifadelerini kullandı.

İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Bakıri Kani ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgede gerilimin tırmanma riskinin yüksek olmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Cassis, İsviçre'nin itidal ve ılımlılığa öncelik verme ve gerilimi azaltacak diplomatik bir çözüm arama konusundaki kararlılığını vurguladı.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Bakıri Kani’nin Heniyye suikastının ardından tansiyonun yükselmesiyle ilgili olarak bazı Avrupa ve bölge ülkelerinin dışişleri bakanlarıyla telefon görüşmeleri yaptığı ve Avrupalıların İsrail'e yönelik ‘kayıtsızlığını ve desteğini’ eleştirdiği belirtildi.

Açıklamaya göre Bakıri Kani mevkidaşlarına, ülkesinin İsrail'e karşı caydırıcılık yaratma konusunda son derece kararlı olduğunu söyledi. Bakıri Kani, salı akşamı X platformundan yaptığı açıklamada, “İran ve Lübnan'daki Siyonist terör saldırıları sonucunda bölgede oluşan tehlikeli durumla ilgili olarak mevkidaşlarımla yaptığımız yoğun telefon görüşmeleri bu gece de devam etti” yazdı.

İran Dışişleri Bakanı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi ülkelerden mevkidaşlarıyla yaptığı istişarelere atıfla, “Hepsi BMGK üyesi olan İsviçre ve Malta’tan  mevkidaşımla yaptığım telefon görüşmelerinde ve İngiltere’deki mevkidaşımdan gelen telefona cevaben, BMGK’nın, işgalci rejimin işlediği suçlara karşı harekete geçmemesinin, işgalci rejimi savaşı ve kan dökmeyi sürdürme, bölgede istikrarsızlık ve güvensizliği yayma konusunda cesaretlendirdiğini vurguladım” diye yazdı.

Bakıri Kani, Avusturyalı mevkidaşına “Avrupa, Siyonist rejimin açık terör saldırısını kınamayarak ve bu rejime karşı BMGK’nın etkili ve caydırıcı kararlarının alınmasını engelleyerek, pratikte tüm diplomatik yolları kapatmıştır” dediğini aktardı.

Bakıri Kani, X platformundan yaptığı açıklamaya şöyle devam etti:

“Avusturyalı mevkidaşımla yaptığım telefon görüşmesinde, Avrupa'nın, İran Cumhurbaşkanı'nın yemin töreninin resmi konuğunun öldürülmesi de dahil olmak üzere, işgalci rejimin suçlarına göz yumma ve bazen de destekleme şeklindeki tutumu, Avrupa'nın iddialarının tam tersi olduğunu ve bölgede barış ve güvenliği baltaladığını söyledim.”

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, salı akşamı Washington’da yaptığı açıklamada, ABD'nin İran ve İsrail'e Ortadoğu'daki çatışmaların tırmanmaması gerektiği mesajını ilettiğini söyledi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), bölgedeki ABD güçlerine yönelik saldırılara müsamaha gösterilmeyeceği uyarısında bulundu.

Yetkililerin bölgedeki müttefikleri ve ortaklarıyla sürekli temas halinde olduğunu belirten ve kimsenin gerilimi tırmandırmaması gerektiği konusunda ‘açık bir fikir birliği’ olduğunu söyleyen Blinken, “Müttefiklerimiz ve ortaklarımızla yoğun bir diplomasi yürüttük ve bu mesajı doğrudan İran'a ilettik” şeklinde konuştu.

ABD'nin İsrail'i saldırılara karşı savunmaya devam edeceğini bir kez daha yineleyen Blinken, bölgedeki herkesin gerilimi tırmandırma ve yanlış hesap yapma gibi tehlikelerin farkında olması gerektiğinin altını çizdi. ABD Dışişleri Bakanı “Daha fazla saldırı düzenlemek, sadece kimsenin tahmin edemeyeceği ve kimsenin tam olarak kontrol edemeyeceği tehlikeli sonuçların ortaya çıkma riskini arttıracaktır” ifadelerini kullandı.

Blinken, Savunma Bakanı Lloyd Austin ile birlikte Avustralyalı mevkidaşlarıyla yaptıkları görüşmenin ardından, Gazze’deki savaşta ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasına varılması için yapılan görüşmelerin son aşamada olduğunu ve çok yakında sona ereceğini söyledi.

Pazartesi günü Irak’taki ABD askerlerinin kullandığı Ayn el-Esed Askeri Üssü’ne düzenlenen saldırıda beş ABD askeri ve iki sözleşmeli personel yaralanmıştı. Saldırıdan İran destekli grupları suçlayan ABD Savunma Bakanı Austin, “Benim odaklandığım husus, birliklerimizi korumak için gerekli tedbirleri almak üzere elimizden gelen her şeyi yaptığımızdan ve çağrılmamız halinde İsrail'in savunmasına yardımcı olabileceğimizden emin olmak” ifadelerini kullandı.

ABD güçlerine yönelik saldırılara ‘müsamaha göstermeyeceğini’ söyleyen Austin, saldırının arkasında kimin olduğunu bilip bilmediği sorusuna, Washington'ın olayın arkasında İran destekli silahlı bir grubun olduğundan emin olduğu yanıtını verdi. Ancak söz konusu grubun kimliğini açıklamayan Austin, “Bunu belirlemek için hala araştırıyoruz” dedi.

Pentagon’dan yapılan açıklamada, Washington’ın bir yandan bölgedeki savunmasını güçlendirmeye çalışırken diğer yandan Ortadoğu'ya daha fazla savaş uçağı ve donanma savaş gemisi konuşlandıracağı belirtildi.

Beyaz Saray, ABD'nin İran’ın misilleme tehditlerini ciddiye aldığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın ABD merkezli Axios haber sitesinden aktardığına göre ABD Başkanı Joe Biden, ABD istihbarat teşkilatlarının İsrail'i, biri Hizbullah'tan, diğeri İran ve ona bağlı milislerden olmak üzere iki saldırı dalgası senaryosu öngördüğüne dair bilgilendirildi. Ancak kimin önce saldıracağı halen belirsizliğini koruyor.

İsrail Yayın Kurumu'nun (IBA) İngiliz bir kaynaktan aktardığına göre ABD’den Ortadoğu'ya gitmek üzere kalkan 12 adet F-22 savaş uçağı İngiltere'ye iniş yaptı.

Öte yandan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ile yaptığı telefon görüşmesinde Ortadoğu’daki gerginliği ele aldı.

İsrail Ordu Radyosu, Gallant’ın son günlerde ABD, İngiltere, Almanya ve İtalya savunma bakanlarıyla görüştüğünü bildirdi. Radyoya göre bu görüşmeler, İsrail'i desteklemek üzere uluslararası bir koalisyon oluşturmak için mümkün olduğunca çok sayıda ortağı bir araya getirmek amacıyla gerçekleşti.

Etkili ve maliyetli hava savunması

Diğer taraftan Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, İsrail'in hava savunma sistemlerinin 14 Nisan’daki saldırıdan sonra ikinci bir testle İran ve müttefiklerinin koordineli saldırısına karşı hazırlandığını bildirdi.

İsrail ordusu şu an İran'dan bir misilleme saldırısı beklediği için yüksek alarm durumunda.

Gazete, İsrail'in savunma sistemlerinin insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelere karşı kapsamlı savunma yapamayan sistemi Demir Kubbe’nin ötesine geçtiğini ve ABD ile daha büyük bir hava savunma sistemi üzerinde çalıştığını bildirdi. Gazete bu sistemin, İsrail ve ABD hava kuvvetleri ile diğer güçlerin İran'dan gelecek balistik füze ve İHA’ları düşürme yetenekleri üzerine inşa edildiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan Tel Aviv merkezli bir düşünce kuruluşu olan Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nden (INSS) kıdemli araştırmacı Yehoshua Kalisky, “Bu, koordine edilmiş ve saat gibi işleyen bir sistem” dedi. Kalisky, İsrail'in büyük bir saldırıya karşı nispeten hazırlıklı olduğuna inandığını da belirtti.

ABD’li yetkililer, İran’ın Lübnan’daki Hizbullah Hareketi ve Yemen'deki Husiler ile Irak'taki milis gruplar dahil olmak üzere bölgedeki Tahran yanlısı diğer grupların eş zamanlı saldırılarının eşlik edeceği bir saldırı başlatmasından endişe ediyorlar.

Zorluklardan biri, farklı hedefleri hızla kategorize etmeyi ve neyin vurulabileceğini belirlemeyi gerektiren büyük ölçekli bir saldırıyla başa çıkmak. Analistler, ABD ile birlikte geliştirilen çoklu hava savunma sisteminin, kısa menzilli ve gelişmiş balistik füzelerden gelen çeşitli tehditleri püskürtmek üzere tasarlandığını söylüyor.

İsrail'in yeni hava savunma sisteminin 2,1 milyar şekele, yani 550 milyon doların üzerinde bir meblağa mal olduğu tahmin ediliyor. Sistem, İran’ın İsrail'e yüzlerce balistik füze ve İHA ile düzenlediği saldırıda ilk testi geçmişti.

ABD dolaylı olarak sorumlu

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, geçtiğimiz hafta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak üzere gittiği İran'ın başkenti Tahran’da suikasta uğradı. İran, saldırının ardından sorumluluğu üstlenmeyen İsrail'i misilleme yapmakla tehdit etmiş, Heniyye suikastından, İsrail'e verdiği destek nedeniyle ABD'nin de sorumlu olduğunu söylemişti.

Ancak ABD merkezli Washington Post gazetesi, İsrail'in, Heniyye suikastından sorumlu olduğunu ABD'ye bildirdiğini yazdı. Gazete üç ABD'li yetkiliye dayandırdığı haberinde, İsrail'in Heniyye'nin öldürülmesiyle ilgili yorum yapmamasına rağmen, suikasttan sorumlu olduğu konusunda ABD’li yetkilileri hemen bilgilendirdiğini aktardı. Gazete, Beyaz Saray yetkililerinin Haniye'nin öldürülmesi karşısında duydukları dehşeti ve şaşkınlıklarını dile getirdiklerini ve bunu, Gazze'de ateşkes sağlanması için sürdürdükleri çabaların önünde bir engel olarak değerlendirdiklerini belirtti.

Axios haber sitesi geçtiğimiz perşembe günü, Tahran ve Hamas'ın Heniyye'nin İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurt dış kolu olan Kudüs Gücü'ne ait bir binada öldürüldüğünü doğrulamasından birkaç saat sonra, İsrailli yetkililerin ABD'li mevkidaşlarını bilgilendirdiğini bildirdi.

İran ve Hamas tarafından Heniyye suikastının ayrıntılarına ilişkin yapılan resmî açıklamalar, Batı medyasındaki açıklamalarla çelişiyor. ABD ve İngiltere merkezli gazeteler, Heniyye’nin kaldığı konuta gizlice sızılarak bomba yerleştirilmesinden söz ederken, DMO tarafından cumartesi günü yapılan açıklamada, binanın muhtemelen yakın mesafeden ateşlenen 7 kilogramlık bir füze tarafından hedef alındığı belirtildi. Daha sonra Kudüs Gücü komutanlarından biri milletvekilleri ile yapılan bir toplantıda, sızma ya da bomba yerleştirme hipotezini reddetti.



İsrail ordusu, Besic komutanının öldürüldüğünü duyururken Laricani'yi hedef alan bir saldırıya dair haberler medyada yer almaya başladı

İran'daki Besic güçlerinin komutanı Gulam Rıza Süleymani
İran'daki Besic güçlerinin komutanı Gulam Rıza Süleymani
TT

İsrail ordusu, Besic komutanının öldürüldüğünü duyururken Laricani'yi hedef alan bir saldırıya dair haberler medyada yer almaya başladı

İran'daki Besic güçlerinin komutanı Gulam Rıza Süleymani
İran'daki Besic güçlerinin komutanı Gulam Rıza Süleymani

İsrail ordusu bugün yaptığı açıklamada, İran'daki Besic milislerinin komutanını etkisiz hale getirdiğini duyurdu. İsrail medyası, ordunun İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'yi de hedef aldığını, ancak öldürülüp öldürülmediğinin veya yaralanıp yaralanmadığının henüz netleşmediğini bildirdi.

İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee X platformunda yaptığı açıklamada "Hava Kuvvetleri, Askeri İstihbarat Müdürlüğü'nden gelen kesin istihbarat doğrultusunda, dün Tahran'ın kalbinde hedefli bir saldırı düzenleyerek, son altı yıldır Besic örgütünün komutanı olan Gulam Rıza Süleymani‘yi etkisiz hale getirdi" ifadelerini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre sözcü daha önce "bugün İran'ın başkenti Tahran'ı sarsan güçlü patlamalar sırasında, onlarca savaş uçağının Tahran, Şiraz ve Tebriz'deki İran altyapısını hedef alan kapsamlı hava saldırıları düzenlediğini" belirtmişti.

Adraee, X'te yaptığı paylaşımda, Tahran'daki saldırıların, İstihbarat Bakanlığı ve Besic güçleri de dahil olmak üzere güvenlik karargahlarının yanı sıra, insansız hava araçları (İHA), balistik füzeler ve hava savunma sistemlerinin depolandığı ve fırlatıldığı yerleri hedef aldığını açıkladı.

Şiraz'daki saldırıların İç Güvenlik Kuvvetleri karargahını ve balistik füze deposunu hedef aldığını, Tebriz'deki saldırıların ise "hava üstünlüğünü genişletmek ve tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla" hava savunma sistemlerini hedef aldığını ifade etti.

Şöyle devam etti: "Bu saldırılar, İran terör rejimine ait ve İsrail Devleti'ni ve hava kuvvetlerine ait uçakları tehdit etmek için kullanılan kilit sistem ve yeteneklerin hedef alınmasının yoğunlaştırılması aşamasının bir parçasıdır."

İsrail ve İran arasındaki karşılıklı saldırılar dün yoğunlaştı ve İran içindeki baskınların kapsamı genişledi. Bu sırada ABD Merkez Komutanlığı, askeri harekatın İran'ın sanayi ve askeri altyapısını hedef almaya devam ettiğini söylerken, Tahran ise yeterli füze ve insansız hava aracı kapasitesine sahip olduğunu ve uzun süreli bir savaşa hazırlandığını belirtti.

Karşılıklı saldırılar, İran askeri ve güvenlik yapısı içinde çatışmanın daha derin bir düzeye geçişini yansıtıyordu; İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri, karar alma organlarını, endüstriyel ve uzay kapasitelerini ve silah depolarını ortadan kaldırmaya odaklanırken, İran söylemi ise devlet kurumlarının bütünlüğünü, ordunun ve "Devrim Muhafızları"nın karşılık verme yeteneğinin devam ettiğini göstermeyi amaçlıyordu. Bu durum, Ali Hamaney'in öldürülmesi ve oğlu Mücteba'nın göreve gelmesinden sonra güç piramidindeki pozisyonların yeniden düzenlenmesine paralel olarak gerçekleşiyor.

rgthy
İsrail'in Tahran'a düzenlediği hava saldırılarından duman yükseliyor (AFP)

İsrail ordusu, geçen hafta istihbarat bilgisine dayalı hassas bir vuruşla İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin karargâhının imha edildiğini açıkladı. Açıklamada, karargâhın büyük bir İran askeri yerleşkesi içinde bulunduğu ve yıllardır Devrim Muhafızları deniz komutanları tarafından operasyonel faaliyetleri yönetmek ve İsrail ile Ortadoğu'daki diğer ülkelere karşı "terörist" deniz operasyonları geliştirmek için kullanıldığı belirtildi.

İsrail ordusu, İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun deniz biriminin, sivil gemilere yönelik saldırılardan, deniz yoluyla silah taşımacılığından ve bölgedeki İran destekli grupları finanse edip silahlandırmaktan sorumlu olduğunu belirtti. Açıklamada, karargahın hedef alınmasının Evrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin komuta ve kontrol yeteneklerini zayıflattığı, İsrail'e karşı operasyonlar yürütme ve uluslararası ticaret yollarını ve seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etme kabiliyetini sınırladığı ifade edildi.


İsrailli yetkililer: İran'a karşı savaş, belirlediğimiz hızda ilerlemiyor

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordu komutanlarıyla bir toplantı düzenliyor (İsrail Savunma Bakanlığı)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordu komutanlarıyla bir toplantı düzenliyor (İsrail Savunma Bakanlığı)
TT

İsrailli yetkililer: İran'a karşı savaş, belirlediğimiz hızda ilerlemiyor

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordu komutanlarıyla bir toplantı düzenliyor (İsrail Savunma Bakanlığı)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordu komutanlarıyla bir toplantı düzenliyor (İsrail Savunma Bakanlığı)

ABD Başkanı Donald Trump'ın ve İsrail'deki askeri ve siyasi liderlerin iddialarının aksine, İsrail Kamu Yayın Kurumu (KAN 11), İsrailli güvenlik yetkililerinin ‘İran'daki savaş hedeflerini yeniden değerlendirmeleri gerektiği’ yönündeki itiraflarını aktardı. Yetkililer, “Belirlediğimiz hızda ilerleyemiyoruz” açıklamasında bulundular.

İsrail ordusu, hiç vakit kaybetmeden bunu yalanlayıp askeri başarıların her geçen gün arttığını vurgulayarak İran'da hâlen binlerce hedef olduğunun altını çizdi. Aynı yetkililer, savaşın başında Tel Aviv'in İran'a yönelttiği ilk saldırının beklentileri aştığını, ancak İran halkını rejime karşı sokaklarda büyük çaplı protestolar düzenlemeye ikna etmenin son derece zor olduğunu, bundan dolayı ABD ve İsrail’in İran'da savaşın gidişatını etkileyeceği tahmin edilen daha büyük hamleler planladıklarını belirttiler.

İsrail'in askeri istihbarat birimi AMAN Sözcüsü, savaş ve bugüne kadarki sonuçlarına ilişkin bazı dikkat çekici verileri içeren iki ayrı açıklama yayınladı. AMAN Sözcüsü, “İran rejimi zayıf ve istikrarsız.  Bunu vatandaşlarından gizlemeye çalışıyor” dedi.

Sözcü, şöyle devam etti:

“Beklentilerimizin ötesinde, büyük başarılar elde ettik ve bu başarılar her geçen gün artıyor.”

Binlerce hedef

İsrail'in planında ‘İran rejimine ait tüm sistemleri ve kapasiteleri ortadan kaldırmanın’ yer aldığını söyleyen Sözcü, “İran'da binlerce başka hedefimiz var” diye vurguladı.

AMAN Sözcüsü, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Balistik füze sistemini vurduk, 700'den fazla füzeyi imha ettik ve fırlatma rampalarının yüzde 75'ini, yani toplam 400 rampanın 300'ünü devre dışı bıraktık. Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) kalan 100 adet füze fırlatma rampası ise yeraltında ve dağların kalbinde bulunduğu için akıllı bombalarla ABD uçakları tarafından imha edilecek.”

r4gt
Cuma günü Tahran'ın güneyinde düzenlenen hava saldırısının ardından enkaz altında hayatta kalanları arayan kurtarma ekipleri (AP)

İsrail ordusu, savaşın uzaya da sıçradığını iddia etti. İran'ın Kudüs yakınlarındaki İsrail uydu sinyallerini alan istasyonu bombaladığı ve burada hafif hasara yol açtığı belirtildi. İsrail uçakları ise Tahran'daki bir uzay merkezini imha etti. Bu merkezde, 2024 eylülünde fırlatılan İran uydusu ‘Şemran 1’ geliştirilmişti.

İsrail ordusu, bunun İran'ın uzay endüstrisine yönelik ikinci saldırı olduğunu açıkladı.

AMAN ise, saldırılar sonucunda İran'ın füze fırlatma rampalarının yaklaşık yüzde 70'inin hizmet dışı kaldığını ve İran'ın füze üretim kapasitesinin şu anda tamamen durmuş olduğunu belirtti. Ayrıca İran’ın, savaşın ilk iki haftasında İsrail'e 290 füze ve 500 insansız hava aracı (İHA) ile saldırdığını ve ilk günlerden sonra her turda bu sayıda belirgin bir düşüş görüldüğünü vurguladı.

Yeni yer altı tesisleri

İsrail ordusu şimdiye kadar, DMO ile bağlantılı tesisler, bakanlıklar, komuta merkezleri, iç güvenlik birimleri ve Besic güçleri dahil olmak üzere İran rejimine ait yaklaşık 2 bin 200 hedefe saldırı düzenledi. Bu saldırılar özellikle başkent Tahran'da yoğunlaştı. AMAN, binaların içinde yakalanan unsurlar sayesinde tespit edilen hedeflere öncelik verdiğini açıkladı.

İran rejimi, geçtiğimiz haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana, yaklaşık bin adet ek balistik füze üretmeyi ve gelecekteki saldırıları zorlaştıracak yeni yeraltı tesisleri kurmayı başardı. Bu durum, İsrail ve ABD’nin beklentilerini aştı.

efrv
Maxar uydusundan çekilen bu fotoğraf, ABD'nin İran'ın Kum kenti yakınlarındaki yeraltı nükleer tesisine saldırı düzenlemesinin ardından Fordo Nükleer Tesisi’ni gösteriyor (Arşiv - Reuters)

Ancak buna karşılık, İsrail ordusunun açıklamasına göre İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları, hava kuvvetleri arasındaki iş birliği sayesinde sıklığı, niteliği, başarısı ve sonuçları açısından ‘beklentilerin ötesine geçti’.

AMAN’ın çabalarıyla titizlikle hazırlanmış bir plan uygulandı. Bu plan sayesinde istihbarat birimleri, ayrıntılı bir istihbarat tablosu oluşturmayı ve ‘kapsamlı bir hedef veritabanı’ oluşturmayı başardı.

İsrail ordusu, babasının öldürülmesinin ardından Mücteba Hamaney'in lider olarak atandığını belirterek, sağlık durumunun karar alma sürecini etkileyip etkilemediğinin belirsiz olduğunu ifade etti.

İranlılar ise ABD-İsrail saldırılarına misilleme olarak enerji sektörünü vurma yönünde stratejik bir karar aldı. Hürmüz Boğazı’ndaki deniz yolunu kapattı. Bu gelişme, ABD’nin İran’ın Hark Adası’na saldırmasına neden oldu.

İran, bu yılın ocak ayında ülkenin çeşitli şehirlerinde protestoların patlak verdiği ekonomik ve mali krize rağmen askeri kapasitesini yeniden inşa etmek için kaynak ayırmaya devam etti.


İsrail, Lübnan’ın güney sakinlerinin geri dönüşmesi için kuzeyinde güvenliğin sağlanmasını şart koştu

Askeri gerginliğin tırmanmaya devam ettiği bir ortamda, Lübnan sınırında onlarca İsrail askeri (Reuters)
Askeri gerginliğin tırmanmaya devam ettiği bir ortamda, Lübnan sınırında onlarca İsrail askeri (Reuters)
TT

İsrail, Lübnan’ın güney sakinlerinin geri dönüşmesi için kuzeyinde güvenliğin sağlanmasını şart koştu

Askeri gerginliğin tırmanmaya devam ettiği bir ortamda, Lübnan sınırında onlarca İsrail askeri (Reuters)
Askeri gerginliğin tırmanmaya devam ettiği bir ortamda, Lübnan sınırında onlarca İsrail askeri (Reuters)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ‘Litani Nehri'nin güneyinde evlerinden göç etmek zorunda kalan yüz binlerce Güney Lübnan sakininin geri dönüşünü, İsrail'in kuzeyindeki halkın güvenliğinin sağlanmasına’ bağladı. Bu açıklama, İsrail ordusunun dün sabah, ön savunma hattını genişletmek ve Hizbullah'ın geri dönüşünü engellemek amacıyla sınır köylerindeki terörist altyapıları yıkmayı amaçlayan, Lübnan'ın güneyinde yoğun bir kara operasyonu başlatmasının ardından geldi. Bu gelişme, askeri tırmanışa geniş destek olmasına rağmen, İsrail'in ‘Lübnan bataklığına’ saplanma korkusunun artmasıyla birlikte gerçekleşti.

Öte yandan Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnanlı kaynaklar, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın ‘İsrail ile müzakere çağrısında ısrar ettiğini, çünkü diğer seçeneklerin ülkeyi bugünkü duruma sürüklediğini’ belirttiler. Kaynaklar, Cumhurbaşkanı Avn'ın ‘Lübnan'ın İran cephesindeki savaşın sona ermesinden sonra bekleme listesine alınmaması için müzakerelerin derhal başlatılmasını istediğini’ de sözlerine eklediler.