Batı İran’ı uyardı: İsrail’e yönelik bir saldırının sonuçları felaket olur

Macron’dan Pezeşkiyan’a: Ortadoğu'da yeni bir gerginlik kimsenin çıkarına olmaz

DMO’ya yakın haber ajansları İsrail'e yönelik bir saldırıda 2 bin kilometre menzilli balistik Hayber füzesinin kullanılabileceğini ima etti (Reuters)
DMO’ya yakın haber ajansları İsrail'e yönelik bir saldırıda 2 bin kilometre menzilli balistik Hayber füzesinin kullanılabileceğini ima etti (Reuters)
TT

Batı İran’ı uyardı: İsrail’e yönelik bir saldırının sonuçları felaket olur

DMO’ya yakın haber ajansları İsrail'e yönelik bir saldırıda 2 bin kilometre menzilli balistik Hayber füzesinin kullanılabileceğini ima etti (Reuters)
DMO’ya yakın haber ajansları İsrail'e yönelik bir saldırıda 2 bin kilometre menzilli balistik Hayber füzesinin kullanılabileceğini ima etti (Reuters)

Batı ülkeleri, İran'ı İsrail'e saldırmasının sonuçlarına karşı uyarırken Ortadoğu, geçtiğimiz hafta Tahran’ın kuzeyinde Hamas lideri İsmail Heniyye'nin ve Lübnan'daki Hizbullah Hareketi’nin üst düzey komutanlarından Fuad Şükür’ün öldürülmesine misilleme olarak İran ve onunla müttefik olan silahlı grupların olası yeni bir saldırı dalgasına hazırlanıyor.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan dün(Çarşamba), Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron ile bir telefon görüşmesi yaptı. Pezeşkiyan, görüşmede ülkesinin ‘Siyonist rejimin işlediği suça uygun şekilde karşılık verme hakkı’ olduğunu söyledi.

‘ABD ve Batı ülkelerinin cılız tutumlarını’ eleştiren Pezeşkiyan, “İran, çıkarlarına ve güvenliğine yönelik saldırılar karşısında asla sessiz kalmayacaktır” dedi.

İran Cumhurbaşkanı sözlerini şöyle sürdürdü:

ABD ve Batı ülkeleri, hiçbir uluslararası yasa ve düzenlemeye uymayan ve bölgede her türlü suçu işlemekten çekinmeyen bir rejimi çelişkili ve ikiyüzlü bir şekilde desteklerken, ne yazık ki bu eylemlerin hedefi olan ülkeleri karşılık vermemeye ve itidalli davranmaya çağırıyorlar.

Buna karşın Fransa Cumhurbaşkanı Macron, bölgedeki gerilimin tırmanmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Macron, İranlı mevkidaşını ‘misilleme mantığını aşma ve bölgede yeni bir askeri gerilimden kaçınmak için elinden gelen her şeyi yapmaya’ çağırdı.

Elysee Sarayı tarafından telefon görüşmesine ilişkin yapılan açıklamada, bölgede yeni bir askeri gerilimin İran da dahil olmak üzere hiç kimsenin çıkarına olmayacağı ve bölgesel istikrara kalıcı olarak zarar vereceği belirtildi. Açıklamada, “İran, desteklediği istikrarsızlaştırıcı aktörlere gerilimi tırmandırmamaları için azami itidal çağrısında bulunmayı taahhüt etmeli” denildi.

Açıklamada ayrıca Macron'un Pezeşkiyan’a, bölgede gerilimin tırmanmasını önlemek için elinden gelen her şeyi yapması ve misilleme döngüsünün sona ermesi gerektiğini söylediği belirtildi. Açıklamaya göre Macron Pezeşkiyan’a İran'ın ‘desteklediği istikrarsızlaştırıcı aktörleri’ gerilimi körüklemekten kaçınmak için azami itidal göstermeye çağırması gerektiğini söyledi.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy de Ortadoğu'da gerilimin daha fazla tırmanmasının ‘kimsenin çıkarına olmayacağı’ uyarısında bulundu. Lammy, İran'ın İsrail'e saldırması halinde bunun bölge için yıkıcı sonuçlar doğuracağı konusunda uyardı.

Lammy, İran Dışişleri Bakan Vekili Ali Bakıri Kani'nin İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılmak üzere Suudi Arabistan’ın Cidde şehrine hareketinden birkaç saat önce Kani ile telefonda görüştü.

İngiltere Dışişleri Bakanı, X platformundandan yaptığı paylaşımda, “İran ve tüm taraflar acilen ve derhal tansiyonu düşürmeli” diye yazdı.

Öte yandan Avusturya Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg, “Ortadoğu felaketin eşiğinde, İran'a azami itidal göstermesi çağrısında bulundum” açıklamasında bulundu. Bununla birlikte ‘Gazze'deki insanların ateşkese ihtiyacı olduğunu’ belirten Schallenberg, tüm rehinelerin serbest bırakılması gerektiğini vurgulayarak “Sivillerin hayatları her iki tarafta da korunmalı. Daha fazla kan dökülmesi kimsenin yararına olmaz” ifadelerini kullandı.

İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis, Bakıri Kani ile yaptığı telefon görüşmesinde, bölgede gerilimin tırmanma riskinin yüksek olmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Cassis, İsviçre'nin itidal ve ılımlılığa öncelik verme ve gerilimi azaltacak diplomatik bir çözüm arama konusundaki kararlılığını vurguladı.

İran Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Bakıri Kani’nin Heniyye suikastının ardından tansiyonun yükselmesiyle ilgili olarak bazı Avrupa ve bölge ülkelerinin dışişleri bakanlarıyla telefon görüşmeleri yaptığı ve Avrupalıların İsrail'e yönelik ‘kayıtsızlığını ve desteğini’ eleştirdiği belirtildi.

Açıklamaya göre Bakıri Kani mevkidaşlarına, ülkesinin İsrail'e karşı caydırıcılık yaratma konusunda son derece kararlı olduğunu söyledi. Bakıri Kani, salı akşamı X platformundan yaptığı açıklamada, “İran ve Lübnan'daki Siyonist terör saldırıları sonucunda bölgede oluşan tehlikeli durumla ilgili olarak mevkidaşlarımla yaptığımız yoğun telefon görüşmeleri bu gece de devam etti” yazdı.

İran Dışişleri Bakanı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi ülkelerden mevkidaşlarıyla yaptığı istişarelere atıfla, “Hepsi BMGK üyesi olan İsviçre ve Malta’tan  mevkidaşımla yaptığım telefon görüşmelerinde ve İngiltere’deki mevkidaşımdan gelen telefona cevaben, BMGK’nın, işgalci rejimin işlediği suçlara karşı harekete geçmemesinin, işgalci rejimi savaşı ve kan dökmeyi sürdürme, bölgede istikrarsızlık ve güvensizliği yayma konusunda cesaretlendirdiğini vurguladım” diye yazdı.

Bakıri Kani, Avusturyalı mevkidaşına “Avrupa, Siyonist rejimin açık terör saldırısını kınamayarak ve bu rejime karşı BMGK’nın etkili ve caydırıcı kararlarının alınmasını engelleyerek, pratikte tüm diplomatik yolları kapatmıştır” dediğini aktardı.

Bakıri Kani, X platformundan yaptığı açıklamaya şöyle devam etti:

“Avusturyalı mevkidaşımla yaptığım telefon görüşmesinde, Avrupa'nın, İran Cumhurbaşkanı'nın yemin töreninin resmi konuğunun öldürülmesi de dahil olmak üzere, işgalci rejimin suçlarına göz yumma ve bazen de destekleme şeklindeki tutumu, Avrupa'nın iddialarının tam tersi olduğunu ve bölgede barış ve güvenliği baltaladığını söyledim.”

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, salı akşamı Washington’da yaptığı açıklamada, ABD'nin İran ve İsrail'e Ortadoğu'daki çatışmaların tırmanmaması gerektiği mesajını ilettiğini söyledi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), bölgedeki ABD güçlerine yönelik saldırılara müsamaha gösterilmeyeceği uyarısında bulundu.

Yetkililerin bölgedeki müttefikleri ve ortaklarıyla sürekli temas halinde olduğunu belirten ve kimsenin gerilimi tırmandırmaması gerektiği konusunda ‘açık bir fikir birliği’ olduğunu söyleyen Blinken, “Müttefiklerimiz ve ortaklarımızla yoğun bir diplomasi yürüttük ve bu mesajı doğrudan İran'a ilettik” şeklinde konuştu.

ABD'nin İsrail'i saldırılara karşı savunmaya devam edeceğini bir kez daha yineleyen Blinken, bölgedeki herkesin gerilimi tırmandırma ve yanlış hesap yapma gibi tehlikelerin farkında olması gerektiğinin altını çizdi. ABD Dışişleri Bakanı “Daha fazla saldırı düzenlemek, sadece kimsenin tahmin edemeyeceği ve kimsenin tam olarak kontrol edemeyeceği tehlikeli sonuçların ortaya çıkma riskini arttıracaktır” ifadelerini kullandı.

Blinken, Savunma Bakanı Lloyd Austin ile birlikte Avustralyalı mevkidaşlarıyla yaptıkları görüşmenin ardından, Gazze’deki savaşta ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması anlaşmasına varılması için yapılan görüşmelerin son aşamada olduğunu ve çok yakında sona ereceğini söyledi.

Pazartesi günü Irak’taki ABD askerlerinin kullandığı Ayn el-Esed Askeri Üssü’ne düzenlenen saldırıda beş ABD askeri ve iki sözleşmeli personel yaralanmıştı. Saldırıdan İran destekli grupları suçlayan ABD Savunma Bakanı Austin, “Benim odaklandığım husus, birliklerimizi korumak için gerekli tedbirleri almak üzere elimizden gelen her şeyi yaptığımızdan ve çağrılmamız halinde İsrail'in savunmasına yardımcı olabileceğimizden emin olmak” ifadelerini kullandı.

ABD güçlerine yönelik saldırılara ‘müsamaha göstermeyeceğini’ söyleyen Austin, saldırının arkasında kimin olduğunu bilip bilmediği sorusuna, Washington'ın olayın arkasında İran destekli silahlı bir grubun olduğundan emin olduğu yanıtını verdi. Ancak söz konusu grubun kimliğini açıklamayan Austin, “Bunu belirlemek için hala araştırıyoruz” dedi.

Pentagon’dan yapılan açıklamada, Washington’ın bir yandan bölgedeki savunmasını güçlendirmeye çalışırken diğer yandan Ortadoğu'ya daha fazla savaş uçağı ve donanma savaş gemisi konuşlandıracağı belirtildi.

Beyaz Saray, ABD'nin İran’ın misilleme tehditlerini ciddiye aldığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın ABD merkezli Axios haber sitesinden aktardığına göre ABD Başkanı Joe Biden, ABD istihbarat teşkilatlarının İsrail'i, biri Hizbullah'tan, diğeri İran ve ona bağlı milislerden olmak üzere iki saldırı dalgası senaryosu öngördüğüne dair bilgilendirildi. Ancak kimin önce saldıracağı halen belirsizliğini koruyor.

İsrail Yayın Kurumu'nun (IBA) İngiliz bir kaynaktan aktardığına göre ABD’den Ortadoğu'ya gitmek üzere kalkan 12 adet F-22 savaş uçağı İngiltere'ye iniş yaptı.

Öte yandan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ile yaptığı telefon görüşmesinde Ortadoğu’daki gerginliği ele aldı.

İsrail Ordu Radyosu, Gallant’ın son günlerde ABD, İngiltere, Almanya ve İtalya savunma bakanlarıyla görüştüğünü bildirdi. Radyoya göre bu görüşmeler, İsrail'i desteklemek üzere uluslararası bir koalisyon oluşturmak için mümkün olduğunca çok sayıda ortağı bir araya getirmek amacıyla gerçekleşti.

Etkili ve maliyetli hava savunması

Diğer taraftan Wall Street Journal (WSJ) gazetesi, İsrail'in hava savunma sistemlerinin 14 Nisan’daki saldırıdan sonra ikinci bir testle İran ve müttefiklerinin koordineli saldırısına karşı hazırlandığını bildirdi.

İsrail ordusu şu an İran'dan bir misilleme saldırısı beklediği için yüksek alarm durumunda.

Gazete, İsrail'in savunma sistemlerinin insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelere karşı kapsamlı savunma yapamayan sistemi Demir Kubbe’nin ötesine geçtiğini ve ABD ile daha büyük bir hava savunma sistemi üzerinde çalıştığını bildirdi. Gazete bu sistemin, İsrail ve ABD hava kuvvetleri ile diğer güçlerin İran'dan gelecek balistik füze ve İHA’ları düşürme yetenekleri üzerine inşa edildiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan Tel Aviv merkezli bir düşünce kuruluşu olan Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü'nden (INSS) kıdemli araştırmacı Yehoshua Kalisky, “Bu, koordine edilmiş ve saat gibi işleyen bir sistem” dedi. Kalisky, İsrail'in büyük bir saldırıya karşı nispeten hazırlıklı olduğuna inandığını da belirtti.

ABD’li yetkililer, İran’ın Lübnan’daki Hizbullah Hareketi ve Yemen'deki Husiler ile Irak'taki milis gruplar dahil olmak üzere bölgedeki Tahran yanlısı diğer grupların eş zamanlı saldırılarının eşlik edeceği bir saldırı başlatmasından endişe ediyorlar.

Zorluklardan biri, farklı hedefleri hızla kategorize etmeyi ve neyin vurulabileceğini belirlemeyi gerektiren büyük ölçekli bir saldırıyla başa çıkmak. Analistler, ABD ile birlikte geliştirilen çoklu hava savunma sisteminin, kısa menzilli ve gelişmiş balistik füzelerden gelen çeşitli tehditleri püskürtmek üzere tasarlandığını söylüyor.

İsrail'in yeni hava savunma sisteminin 2,1 milyar şekele, yani 550 milyon doların üzerinde bir meblağa mal olduğu tahmin ediliyor. Sistem, İran’ın İsrail'e yüzlerce balistik füze ve İHA ile düzenlediği saldırıda ilk testi geçmişti.

ABD dolaylı olarak sorumlu

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, geçtiğimiz hafta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın yemin törenine katılmak üzere gittiği İran'ın başkenti Tahran’da suikasta uğradı. İran, saldırının ardından sorumluluğu üstlenmeyen İsrail'i misilleme yapmakla tehdit etmiş, Heniyye suikastından, İsrail'e verdiği destek nedeniyle ABD'nin de sorumlu olduğunu söylemişti.

Ancak ABD merkezli Washington Post gazetesi, İsrail'in, Heniyye suikastından sorumlu olduğunu ABD'ye bildirdiğini yazdı. Gazete üç ABD'li yetkiliye dayandırdığı haberinde, İsrail'in Heniyye'nin öldürülmesiyle ilgili yorum yapmamasına rağmen, suikasttan sorumlu olduğu konusunda ABD’li yetkilileri hemen bilgilendirdiğini aktardı. Gazete, Beyaz Saray yetkililerinin Haniye'nin öldürülmesi karşısında duydukları dehşeti ve şaşkınlıklarını dile getirdiklerini ve bunu, Gazze'de ateşkes sağlanması için sürdürdükleri çabaların önünde bir engel olarak değerlendirdiklerini belirtti.

Axios haber sitesi geçtiğimiz perşembe günü, Tahran ve Hamas'ın Heniyye'nin İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurt dış kolu olan Kudüs Gücü'ne ait bir binada öldürüldüğünü doğrulamasından birkaç saat sonra, İsrailli yetkililerin ABD'li mevkidaşlarını bilgilendirdiğini bildirdi.

İran ve Hamas tarafından Heniyye suikastının ayrıntılarına ilişkin yapılan resmî açıklamalar, Batı medyasındaki açıklamalarla çelişiyor. ABD ve İngiltere merkezli gazeteler, Heniyye’nin kaldığı konuta gizlice sızılarak bomba yerleştirilmesinden söz ederken, DMO tarafından cumartesi günü yapılan açıklamada, binanın muhtemelen yakın mesafeden ateşlenen 7 kilogramlık bir füze tarafından hedef alındığı belirtildi. Daha sonra Kudüs Gücü komutanlarından biri milletvekilleri ile yapılan bir toplantıda, sızma ya da bomba yerleştirme hipotezini reddetti.



Tucker Carlson: "Mesajlarımı okuyorlar"

Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)
Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)
TT

Tucker Carlson: "Mesajlarımı okuyorlar"

Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)
Tucker Carlson, CIA ve Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı ceza davası açabileceğini iddia etti (AFP)

Sağcı medya yorumcusu Tucker Carlson, ABD Başkanı Donald Trump'ın Adalet Bakanlığı'nın kendisine karşı bir ceza davası hazırlıyor olabileceğini öne sürdü.

Cumartesi akşamı X'te paylaşılan videoda Carlson, CIA'in "sözde bir suç temelinde" kendisine karşı Adalet Bakanlığı'na "bir tür bir tür cezai sevk hazırladığını" söyledi. Eski Fox News sunucusu, dedektiflerin mesajlarını okuduğunu ve sözde soruşturmanın "savaştan önce İran'daki kişilerle konuşmakla" ilgili olduğunu iddia etti.

"Anlaşılan o ki sözkonusu suç, yabancı bir gücün ajanı olarak hareket etmek gibi bir şey, yabancı ajan yasası veya benzeri bir şey" dedi.

Carlson, Adalet Bakanlığı'na göre, "siyasi faaliyetlerde veya yasa kapsamında belirtilen diğer faaliyetlerde bulunan yabancı yetkililerin belirli ajanlarının" çalışmaları hakkında düzenli açıklamalarda bulunmasını gerektiren Yabancı Ajanlar Kayıt Yasası'na atıfta bulunuyor olabilir.

Podcast sunucusu, iddialarını destekleyen herhangi bir kanıt sunmuş görünmedi. The Independent, Adalet Bakanlığı ve CIA'den yorum istedi.

Carlson, "yabancı bir gücün ajanı olmamak ve "kimseden para almamak" da dahil birçok nedenden dolayı "gerçek bir ceza davası konusunda çok endişeli olmadığını" söyledi.

"Her zaman herkesle konuşmak ve dünyada neler olup bittiğini anlamaya çalışmak benim işim. Tam anlamıyla geçimimi bu şekilde sağlıyorum, bunu yapmayı bırakmayacağım ve bırakmamalıyım diye düşünüyorum" dedi.

Ayrıca Amerikalıyım. İstediğimle konuşabilirim. Açığa çıkaracak hiçbir sırrım yok. Bu nedenle yasal bakımdan davanın saçma olduğunu düşünüyorum ve dava bile açılacağından şüpheliyim.

Popüler muhafazakar medya kişiliği ve The Tucker Carlson Show podcast'inin sunucusu Tucker Carlson, geçen ayın sonlarında, saldırıların başlamasından yalnızca saatler sonra ABC News'tan Jonathan Karl'a yaptığı açıklamada, İran'la olan savaş nedeniyle başkanı eleştirmiş ve askeri harekatı "kesinlikle iğrenç ve şeytani" diye nitelemişti.

Başkan, günler sonra Karl'la yaptığı bir röportajda Carlson'ı sert bir şekilde eleştirdi.

Trump, "Tucker yolunu kaybetti" dedi.

Bunu uzun zaman önce biliyordum ve o MAGA değil. MAGA ülkemizi kurtarıyor. MAGA ülkemizi yeniden harika yapıyor. MAGA, önce Amerika demektir ve Tucker bunların hiçbirini temsil etmiyor. Üstelik Tucker bunu anlayacak kadar zeki de değil.

Carlson'ın muhalefeti muhtemelen sürpriz olmadı. New York Times'a göre, 28 Şubat'ta başlayan askeri harekattan önceki haftalarda Trump'la Oval Ofis'te yaptığı üç görüşmede savaşa karşıtlığını dile getirdi.

Podcast yayıncısı, Trump'ın ABD güçlerinin bir dizi füze saldırısı ve bombalamayla İran'ın nükleer programını "tamamen, kesinlikle yok ettiğini" açıkladığı Haziran 2025'teki İran'a yönelik önceki saldırılar hakkında da açık sözlüydü.

Aynı dönemde Carlson, Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz'la yaptığı röportajla viral olmuş; Cruz'u, İran hakkında çatışma üzerine konuşacak kadar bilgi sahibi olmamakla suçlamıştı.

Independent Türkçe


Saniyenin tanımını değiştirebilecek bir saat geliştirildi

Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)
Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)
TT

Saniyenin tanımını değiştirebilecek bir saat geliştirildi

Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)
Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından geliştirilen stronsiyum optik kafes saati (CMG)

Çinli bilim insanları, saniyenin yeniden tanımlanmasında ve ultra hassas bir küresel zaman standardının belirlenmesinde öncü rol oynayabilecek kadar hassas bir saat tasarladı.

Yeni optik saat o kadar hassas ki yaklaşık 30 milyar yılda 1 saniyeden daha az ileri ya da geri sapma gösteriyor.

Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'ndeki araştırmacılara göre bu, saatin evrenin mevcut yaşının iki katından fazla çalışması durumunda, yalnızca 1 saniye sapma göstereceği anlamına geliyor.

Saniyeleri 19 ondalık basamağa kadar ölçebilen optik saatler, günümüzde mevcut en hassas zaman ölçme cihazları.

Bu saatler, atomlardaki elektronlar enerji seviyeleri arasında geçiş yaparken yayılan ışığın frekansını kullanarak zamanı ölçüyor.

Bu tür saatler uydu navigasyonu, telekomünikasyon ve hassas ölçümler gibi modern teknolojiler için son derece hassas zaman referansları sağlıyor.

Optik saatler ayrıca temel fizik prensiplerinin test edilmesi, yerçekimi dalgalarının ve karanlık maddenin tespitinde de kullanılıyor.

Şimdiye kadar bilim insanları, onlarca milyar yılda yalnızca yaklaşık 1 saniyelik sapma gösteren, 10⁻¹⁹ seviyesini aşan son derece hassas saatler üretememişti.

Metrologia adlı akademik dergide yayımlanan çalışmaya göre, yeni elde edilen hassasiyetle araştırmacılar, bir dizi öncü uygulamanın kapısını açabilir.

Yeni saat, yerçekimi ve irtifanın milimetre düzeyindeki küçük gözlemlerini mümkün kılabilir, Dünya kabuğunun deformasyonunu, yeraltı suyu değişimlerini izleyebilir ve volkanik aktivitenin daha hassas ölçümlerini yapabilir.

Saniye başlangıçta bir günün 86 bin 400'de biri olarak tanımlanmış olsa da bu, bilimsel uygulamalar için hassas bir ölçüm değildi.

1967'de atom saatlerinin ortaya çıkmasıyla birlikte, Fransa'daki Uluslararası Birimler Sistemi, saniyeyi sezyum-133 atomunun 9 milyar 192 milyon 631 bin 770 salınımı olarak tanımladı.

Ancak optik saatlerin daha hassas olduğu keşfedildikçe, iyileştirme için daha fazla alan olduğu ortaya çıktı.

Bilim insanları, daha hassas optik saatlerle, karanlık madde etkileşimlerinden kaynaklanabilecek düşük frekanslı sinyalleri yakalayarak karanlık maddeyi tespit etmeye yönelik yeni yaklaşımların artık mümkün olabileceğini söyledi.

Çalışmada, "Bu performans, SI saniyesini yeniden tanımlamak için gereken 2 x (10^-18) tek saat hassasiyeti gereksinimini karşılıyor" dendi ve bunun "yüksek çözünürlüklü karanlık madde aramalarına" imkan tanıyabileceği eklendi.

Saniyeyi yeniden tanımlamak için, belirli bir hassasiyet ve kararlılık derecesine sahip en az üç optik saatin farklı kurumlarda kullanılması gerekiyor.

Bilim insanları, şu anda iki optik saatin bu dönüm noktasını çoktan geçtiğini ve daha fazla ultra hassas saatin bir araya gelmesiyle saniyeyi yeniden tanımlama kriterlerinin yakında karşılanabileceğini söyledi.

Independent Türkçe


Beyaz Saray'da değişim sürüyor: Sıra sütunlarda

Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
TT

Beyaz Saray'da değişim sürüyor: Sıra sütunlarda

Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)
Donald Trump'ın ünlü binanın görünümünü yeniden şekillendirmeye devam ederken, Beyaz Saray'ın dış cephesi yenileme çalışmalarının bir sonraki hedefi olabilir (AFP)

Donald Trump'ın Beyaz Saray'ı yeniden tasarlaması, ana binanın ikonik ön cephesinde bir değişiklikle devam edebilir; bu da ülkenin simge yapısında kalıcı iz bırakacak bir hamle olur.

Washington Post'un haberine göre Trump'ın kendisine tasarım önerilerinde bulunmakla görevli komiteye atadığı üst düzey yetkili, Beyaz Saray'ın ikonik beyaz sütunlarını, başkanın kendi zevkine daha uygun, daha süslü bir tasarımla değiştirmesini önerecek.

"Korint" düzeni diye adlandırılan yeni tasarım, daha az sivri, daha kısa orta kısımlara sahip ve tepelerinde veya kıvrımlarında daha fazla süsleme ve sarmal kıvrım barındıracak. Post'un belirttiğine göre bu tarz, Manhattan'daki Trump Tower da dahil Trump'ın bazı mülklerinde mevcut.

Trump tarafından atanan Güzel Sanatlar Komisyonu Başkanı Rodney Mims Cook Jr., Post'a, bu fikri henüz başkanla görüşmediğini ancak Beyaz Saray'ın, her ikisi de Korint düzenini kullanan Kongre Binası ve ABD Yüksek Mahkemesi'nden farklı bir sütun stiline sahip olmasını tuhaf bulduğunu söyledi.

"Korint, sütun düzenleri arasında en üst düzey olanıdır ve yönetimimizin diğer iki kolunda da bu tarz var" diyen Cook, sözlerine şöyle devam etti:

Beyaz Saray'ın, en azından ön kapı olarak kabul edilen kuzey cephesinde, başlangıçta neden bu tarzı kullanmamasını aklım almıyor.

Post'un görüştüğü diğer tasarım uzmanları, bunun kasıtlı olduğunu söyledi: Ulusun en önde gelen ailesinin ikametgahı için daha sade, daha mütevazı bir tarz yaratmak.

Biden'ın atadığı ve geçen yıl Trump'ın komiteden çıkardığı Bruce Redman Becker gazeteye, "Bu tamamen uygunsuz bir fikir ve evrensel kabul görmüş tarihi koruma standartlarıyla çelişiyor" diye belirtti.

Trump'ın Beyaz Saray'ı yenileme ve arazisine kişisel damgasını vurma takıntısı, çeşitli politika hedefleri ve başarıları dahil ikinci döneminin kimi yanlarını gölgede bırakıyor.

Beyaz Saray'ın ikonik Doğu Kanadı'nı (First Lady'nin ofislerinin bulunduğu yer) kaldırma ve yerine devasa bir balo salonu inşa etme planı, Trump'ın siyasi rakipleri arasında alay konusu oldu. Demokratlar, projenin konutun imajına zarar veren, başkanın zengin destekçilerinden ve onun lütfuna veya dikkatine ilgi duyanlardan bağış toplamak için bir başka fırsat sunan pahalı bir dikkat dağıtıcı olduğunu savunuyor.

Trump'ın ikinci döneminde Beyaz Saray'da da hızlı değişiklikler oldu; Trump Tower ve Mar-a-Lago mülklerini anımsatan bir tarzda, binanın etrafına aniden altın yazılar ve tabelaların yerleştirilmesi de bunlar arasında. 

Başkan ayrıca, Beyaz Saray'daki başkanların portrelerinin altına yerleştirilen plaketlerle geçmişteki Demokrat liderleri aşağılayarak siyasi rakiplerini kızdırmak için de Beyaz Saray'ı kullandı.

Washington DC genelindeyse başkan, kapanan Kennedy Merkezi'nin maliyetli bir tadilatına başlıyor. Sanatçılar, Trump'ın adını binaya yazmasına ve merkezin programlamasının "woke" kültüründen (genellikle LGBT yanlısı içerik ve liberal sanatçıların performansları anlamına geliyor) uzaklaştırılmasını emretmesine karşı protesto amacıyla toplu olarak performanslarını iptal etmeye başlamıştı.

Independent Türkçe