Yeni Ortadoğu Lübnan'dan başlamıyor

Taktik kazanımlardan bağımsız olarak bir dizi stratejik hatanın yönlendirdiği bir savaşın içindeyiz

 Lübnan Sivil Savunma personeli, İsrail'in Beyrut'un Basta mahallesine düzenlediği hava saldırısı sonucu çıkan yangınla mücadele ediyor, 11 Ekim 2024 (AFP)
Lübnan Sivil Savunma personeli, İsrail'in Beyrut'un Basta mahallesine düzenlediği hava saldırısı sonucu çıkan yangınla mücadele ediyor, 11 Ekim 2024 (AFP)
TT

Yeni Ortadoğu Lübnan'dan başlamıyor

 Lübnan Sivil Savunma personeli, İsrail'in Beyrut'un Basta mahallesine düzenlediği hava saldırısı sonucu çıkan yangınla mücadele ediyor, 11 Ekim 2024 (AFP)
Lübnan Sivil Savunma personeli, İsrail'in Beyrut'un Basta mahallesine düzenlediği hava saldırısı sonucu çıkan yangınla mücadele ediyor, 11 Ekim 2024 (AFP)

Refik Huri

İran ile İsrail arasında yaşanan doğrudan savaş anlamında bir savaş değil, daha ziyade karşılıklı mevsimsel bombardımandır. İran, geçen nisan ayında Şam'daki İran konsolosluğunun bombalanması ve Devrim Muhafızları subaylarının öldürülmesi sonrasında olduğu gibi, İsrail'in kendisini bombalamasına yanıt vermek dışında İsrail'i bombalamıyor. Birkaç gün önce de Tahran'da İsmail Heniyye'nin öldürülmesine yanıt olarak İsrail’i bombalamıştı. İsrail ise İran'ın bombalamasına yanıt vermek dışında İran topraklarını bombalamıyor.

İsrail'in ölüm ve yıkım makinesinin Gazze ve Lübnan'da yaptığı hiçbir şey İslam Cumhuriyeti'ni doğrudan savaş sahasına dahil olmaya sevk etmedi. Tahran'ın Siyonist oluşum ile mücadelede Hamas'ı, İslami Cihat'ı, Hizbullah'ı ve Ensarullah-Husileri desteklemek için yaptığı hiçbir şey de İsrail'i İran topraklarının derinliğine saldırmaya itmedi. Her birinin bir “kontrolörü” var; ABD İsrail'i kontrol ediyor ve ABD ile doğrudan bir çatışmadan kaçınma isteği de İran'ı kontrol ediyor. Denklem, her iki taraftaki aşırılık yanlılarının bozulması çağrılarına rağmen bir sonraki duyuruya kadar sabit kalacak. İran Dini Lideri Ali Hamaney'in Devrim Muhafızları'na bağlı örgütlere “direnin" demesinin anlamı da bu değil mi?

Doğrudan savaşa gelince, bu, İsrail ile Devrim Muhafızları'na bağlı örgütler arasında İran adına yapılan bir vekalet savaşıdır ve en az İran ile İsrail arasındaki doğrudan çatışma kadar önemlidir. İran İslam Cumhuriyeti'nin bu ideolojik örgütleri kurarak, silahlandırarak ve finanse ederek yaptığı büyük ve maliyetli yatırımdan vazgeçtiği doğru değil. Örgütlerin İsrail'e karşı direnişteki rolleri de ilk savunma hattını oluşturmak, İran'ı korumak için bir bariyer oluşturmak ve bölgesel projesi için çalışmaktan başka bir şey değil.

Hizbullah'a destek vermek için Beyrut'a gelen Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, “Direniş ekseninin İslam Cumhuriyeti'nin gücünün en önemli bileşenini temsil ettiğini" söyleyerek bir sırrı açıklamış değil. Zira bu örgütler olmasaydı Tahran önemli bir bölgesel rol oynayamazdı, çünkü onlar olmasaydı Tahran, Humeyni Devrimi’nin kuruluş amacına uymayan sıradan bir devlet haline gelirdi. İsrail'in, Savunma Bakanı Yoav Galant'ın “başı Tahran'da olan bir ahtapotun kolları” olarak tanımladığı örgütlerle savaşı da İran rejimini doğrudan vurmanın alternatifi olmanın ötesine geçmiyor.

Netanyahu da her zamanki gibi tepesi atarak “İsrail'in yaptıkları bölgenin çehresini değiştirecek ve Ortadoğu'da gelecek nesillere yansımaları olacak” açıklamasını yapıyor. Ama Ortadoğu'nun yeniden şekillendirilmesinden bahseden tek kişi o değil. Ondan önce Şimon Peres, “Yeni Ortadoğu” hakkında yazmıştı. İsrail ile Hizbullah arasındaki 2006 savaşında ABD dışişleri bakanı Condoleezza Rice, “yeni bir Ortadoğu'nun doğum sancılarından” söz etmişti. Hamaney de elbette İran'ın önderliğinde “yeni, İslami, Amerikalı olmayan bir Ortadoğu” vizyonunu duyurmakta gecikmedi ama bu gerçekleşmedi. İsrail eski başbakanı Ehud Olmert de yakın zamanda 2006 savaşı ile ilgili şu itirafta bulunmuştu: “Savaşın gerçek amacı Hizbullah'ı yok etmek değil, İsrail’in caydırıcı gücünü teyit etmekti.” Bu yeni Ortadoğu'nun kurulmasını engelleyen şey İsrail ordusunun hedefe ulaşmadaki askeri ve dolayısıyla stratejik başarısızlığı değildi. İsrail savaşı kazansa bile Ortadoğu değiştirilemezdi ve Hizbullah'ın “ilahi bir zafer” kazandığını duyurması da zor görünüyordu.

Ortadoğu'yu değiştirmek, Lübnan'dan ve oradaki savaştan ya da Gazze'den ve oradaki savaştan başlamıyor, tam aksine Gazze ve Lübnan'da bitiyor. Değişim, Netanyahu'nun Gazze'de Hamas'tan sonra Hizbullah'ın gücünü vurma savaşıyla değil, İran, İsrail ve Türkiye'deki değişimle başlıyor.

Yeni Ortadoğu'daki önemli faktör ise Arap rolünün güçlü bir şekilde geri dönmesidir. Bölgedeki mevcut sahne, Arap dünyasında nüfuz ve rol elde etmek için İran, İsrail ve Türkiye arasındaki bölgesel çatışma veya rekabeti gösteriyor. Ancak bu güç dengesi bir noktada gücün gerçeklerini dayatmaya ne kadar muktedir olursa olsun, eşyanın doğasına aykırıdır. Şarku'l Avsat'ın  Indepenedent Arabia'dan çevirdiği analize göre bölgesel çatışmaya ek olarak ve merkezinde ABD'nin tek taraflı sistemi yerine çoğulcu bir uluslararası sistemi getirme mücadelesi kapsamında, ABD'nin bölgedeki geniş çaplı rolünün bir kısmını elde etmek için Rusya ve Çin ile ABD arasında yaşanan rekabet var.

CIA Direktörü kıdemli diplomat William Burns, “Soğuk Savaş sonrası dönemin Rusya'nın Ukrayna'yı işgal ettiği anda sona erdiğine" inanıyor. NATO destekli Ukrayna savaşının sonucu, yeni dünya düzeninin çehresini belirleyecek ve bu elbette Ortadoğu'daki bölgesel düzenin çehresine de yansıyacak.

Aslında hesaplarda ve gerçeklerin okunmasında hatalar var, zira biz taktik kazanımlardan bağımsız olarak, bir dizi stratejik hatanın yönlendirdiği bir savaşın içindeyiz. Bir tarafta İsrail'in, büyük ve kritik hedeflere ulaşmanın İran ve kollarıyla savaşma yolu ile mümkün olacağına dair yanlış algısı var. Diğer tarafta İran'ın, İslami başlık altında bir Pers imparatorluğu kurmanın ideolojik örgütleri silahlandırmak, belirli bir mezhebi Arap sosyal ve ulusal dokusundan kopararak öne çıkarmak ve İsrail'e savaş sloganını yükseltmekle mümkün olabileceği yönündeki yanlış algısı var.

Kadim Ortadoğu inatçıdır ve Osmanlı İmparatorluğu için ağlayanlar olduğu gibi onun için de ağlayanlar var. Savaşların dışında doğan yeni bir Ortadoğu, kalkınmanın, teknolojinin, iyi yüksek öğrenimin, yapay zekanın ve geleceğe dair umutların Doğusu da var. Öte yandan sosyal demokrat bir Doğu üzerine bahis girmek ise hayaldir. Christopher Phillips gibi bize uzaktan bakanlara gelince, Ortadoğu'yu yeni kılan şeyin, dış müdahalelerin inanılmaz derecede artması, öyle ki yerel güçlerin büyük oyunculara borçlu hale gelmesi olduğunu düşünüyor.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Indepenedent Arabia'dan çevrilmiştir.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe