Yangın çıkarıcı ‘ejderha dronları’ Rusya-Ukrayna savaşına giriyor

Her iki taraf da daha hızlı ve daha uzağa uçabilen daha öldürücü insansız hava araçları geliştirmek için bir silahlanma yarışı içinde.

Bir savunma fuarı sırasında Rus insansız hava araçları (AP)
Bir savunma fuarı sırasında Rus insansız hava araçları (AP)
TT

Yangın çıkarıcı ‘ejderha dronları’ Rusya-Ukrayna savaşına giriyor

Bir savunma fuarı sırasında Rus insansız hava araçları (AP)
Bir savunma fuarı sırasında Rus insansız hava araçları (AP)

 

Doğu Ukrayna: Marc Santora*

Rus askerleri Ukrayna siperlerine girmeye hazırlanmak için ağaç hatlarının yoğun örtüsünü kullandıklarından, bu yaygın ve can sıkıcı bir sorundu. Dovbush Hornets olarak bilinen 68’inci Jaeger Tugayı'nın insansız hava aracı (İHA) bölüğünün komutanı 30 yaşındaki Yüzbaşı Vyacheslav geçen ay verdiği bir röportajda, “Onları dışarı çıkarmak ve yok etmek için çok fazla kaynak kullandık. Ama bunu başaramadık”dedi. Bu yüzden yeni bir silaha modern bir dokunuş yaparak dronlara yangın çıkarıcı termit sprey kutuları taktılar ve 4,400 Fahrenheit derecede (2426,7°C) yanan erimiş metal püskürtebilen bir silah geliştirdiler. Bu İHA’lara ‘ejderha dronları’ adını verdiler.

Görsel kaldırıldı.Ukraynalı askerler Donetsk'teki cephe hattı yakınlarında İHA fırlatırken (Reuters)

Bir asır önce demiryolu raylarını kaynaklamak için geliştirilen termit, alüminyum ve demir oksitten oluşan bir karışımdır. Tutuştuğunda, söndürülmesini neredeyse imkânsız hale getiren kendi kendini sürdüren bir reaksiyon üretir. Bu yöntem her iki dünya savaşında da yıkıcı bir etki yaratmak için kullanılmıştır. Söz konusu madde, Ukrayna'da öncelikle top mermileri ve el bombaları ile kullanıldı.

Şimdi ise Rus savunma mevzileri üzerinde gezinen İHA’lara takılıyor ve düşmeden önce düşmanın üzerine yanan metal yağdırıyor. Alevler Rus güçlerinin siper olarak kullandığı bitki örtüsünü tutuşturup yakarak, onları ve ekipmanlarını doğrudan saldırıya maruz bırakıyor.

Ejderha dronları savaş alanını dönüştüren İHA savaşı devriminin bir başka adımıdır. Doğaçlama ve adaptasyon için bir laboratuvar olarak oynadıkları rol, bu savaşın ayırt edici özelliği haline gelmiştir.

Görsel kaldırıldı.Bir savunma fuarında Rus insansız hava araçları (AP)

Yüzbaşı Vyacheslav, “Görev çok iyi işledi” dedi. Askeri protokole uygun olarak sadece ilk adının kullanılmasını şart koşan Vyacheslav, pilotlarının Ukrayna'nın doğusundaki Pokrovsk'un dışında İHA’ları test ederken ve savaşta kullanırken çektikleri videoları yayınladı.

Son haftalarda, tepelerindeki İHA’ların sayısı arttıkça, Ukraynalı askerler silah sesleriyle birlikte korku salmayı umarak sosyal medyada onlarca saldırı videosu yayınlamaya başladı. Rusların kendi ejderha dronlarını üretmeye başlamaları ise uzun sürmedi.

Geçtiğimiz ay, Moskovalı bir politikacı olan Andrei Medvedev, Telegram'da Rus birliklerinin Ukraynalı askerlere ateş etmek için İHA kullandığını gösteren bir video yayınladı. Videoda Game of Thrones'dan bir alıntı da yer alıyordu: “Rüyalar bizi kral yapmadı. Ejderhalar yaptı.”

Görsel kaldırıldı. Kiev üzerinde patlayan Rus İHA’ları (AFP)

Termit kullanımı uluslararası hukuk tarafından yasaklanmamıştır. Ancak bu yangın çıkarıcı silahların sivil alanlarda kullanımı, Birleşmiş Milletler (BM) himayesinde Soğuk Savaş döneminden kalma bir sözleşme olan Bazı Konvansiyonel Silahların Kullanımının Yasaklanması veya Kısıtlanması Sözleşmesi kapsamında yasaklanmıştır. Şarku’l Avsat’ın New York Times’tan aktardığı habere göre sivillere değil, sadece askeri hedeflere karşı kullanıldığı bilinen ejderha dronlarına yönelik çok az eleştiri yapılmıştır.

Ejderha dronları, daha hızlı uçan, daha uzağa giden ve daha ölümcül olan İHA'ları yenilemek ve seri olarak üretmek için silahlanma yarışına giren her iki ordu tarafından kullanılan ve hızla genişleyen filoların sadece küçük bir kısmını temsil etmektedir.

Görsel kaldırıldı.Moskova bölgesindeki Ramenskoye'de İHA saldırısı sonrasında hasar gören bir konut (AFP)

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy bu ay yaptığı açıklamada, ülkesinin bu yıl 1,5 milyon İHA üretme yolunda ilerlediğini ve üretimi yılda 4 milyona çıkarmak istediğini söyledi. Ukrayna bu yıl, dünyanın İHA savaşına adanmış ilk askeri birimi olan İHA Tugayı’nı kurdu.

Rusya ise ekonomisini etkin bir şekilde askeri-endüstriyel kompleksini desteklemeye yöneltti ve kısa süre önce gelecek yıl için askeri harcamalarda yüzde 25'lik bir artışla 145 milyar doları aşacak bir bütçe önerisi açıkladı. Sonuç olarak Rusya, olağanüstü bir hızla İHA üretebilecek. Vyacheslav, “Bu işi daha resmi bir düzeye taşıdılar ve tedarik çok daha iyi görünüyor” dedi.

Görsel kaldırıldı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bir İHA fabrikasını ziyaret etti. (Reuters)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, eylül ayında Rusya Askeri Sanayi Komitesi ile bir araya gelerek İHA üretimini arttırma çabalarının altını çizdi. Rus şirketleri geçen yıl sadece 140 bin İHA teslim ederken, Putin 2024 yılında üretimi 10 kat arttırarak 1,4 milyon İHA’ya çıkaracaklarını söyledi.

King's College London'da, Savaş Çalışmaları Bölümü'nde araştırmacı olan Marina Miron, Rusların ‘başlangıçta çok yavaş’ olduğunu, ancak şimdi araştırma ve geliştirme için önemli miktarda harcama yaptıklarını ve yeni yenilikleri Ukraynalılardan daha hızlı ölçeklendirebildiklerini söyledi. Miron, “Hızlı hareket ettiler” dedi. Rusya, ABD'li yetkililerin Ukrayna'da kullanılmak üzere Moskova'ya İHA gönderdiğini söylediği İran'dan da önemli destek aldı. Onlarca çeşit İHA üretiliyor. Yüksekten uçan gözetleme İHA’ları topçu ve füze mürettebatının hedefleri tespit etmesine yardımcı oluyor. Ukrayna deniz İHA’larını yıkıcı bir etki yaratmak için kullandı ve Rus donanmasını Karadeniz'in büyük bölümünden çıkarmaya yardımcı oldu. Her iki taraf da yüzlerce mil ötedeki hedefleri vurmak için düzenli olarak uzun menzilli, uydu navigasyon güdümlü saldırı İHA’ları kullanıyor.

Görsel kaldırıldı.İtfaiye görevlileri Kiev yakınlarındaki alevleri söndürmeye çalışıyor. (EPA)

Yere yaklaştıkça gökyüzü, uzaktan kumandalı araç anlamına gelen FPV olarak bilinen nispeten ucuz saldırı İHA’larıyla dolu. Bir pilot tarafından yönlendirilen bu araçlar artık operatörün konumundan 10 milden daha uzaktaki hedefleri vurabiliyor. Bazıları doğrudan hedefin içine uçuyor ve patlıyor. Diğerleri ise yeniden tasarlanıp hedefin üzerinden uçarak düşman kuvvetlerine el bombası ya da küçük bombalar bırakabiliyor.

Görsel kaldırıldı. 28'inci Tugay'ın İHA’larını donatan askerler (Reuters)

Vyacheslav, cep telefonunda tuttuğu son saldırıların videoları arasında gezinirken, ölüm ve yıkım görüntülerinin, arkadaşlarının ve ailesinin videolarının arasına serpiştirildiğini gördü. Sonra galerisindeki görüntüleri göstererek konuşmaya başladı: “Biz buna ‘beyaz alev’ diyoruz. İçinde 10 kilogramdan fazla patlayıcı bulunan her şeyi yakıyor. Buna Ruh Emici deniyor, Harry Potter romanlarındaki gibi. Siyah ve 120 mm'lik bir havan topu mermisi. Sadece yeniden kullanıyoruz. Bu da kardiyonetik, adamlar bunu gerçekten seviyor.” Ve liste uzayıp gidiyor.

Görsel kaldırıldı.Ukrayna projektörleri Kiev semalarında Rus İHA’larını arıyor. (Reuters)

Vyacheslav, birliğinin geçen nisan ayında Pokrovsk bölgesine gelmesinden beri 3 binden fazla Rus askerini öldürdüğünü söyledi. “Bu sadece benim birliğim” dedi. İddiaları bağımsız olarak doğrulanamıyor. Ayrıca Rus İHA’larının etkinliğini gösteren videolar da paylaştı. Cepheden tahliye edilen yaralı bir adamın videosunu gösteren Vyacheslav, “Askerlerimizden birinin derisinin yüzde 40'ı yanmıştı. Onu arabaya götüren bendim” dedi. Her iki taraf da milyonlarca İHA üretme yolunda ilerlerken, yetenekli pilotların daha değerli hale geldiğini ve yerlerinin doldurulmasının zorlaştığını da belirtti. Vyacheslav son olarak şunları söyledi: “Pilotlar uzmanlar gibidir, ağırlıkları altın değerindedir ve onları korumak son derece önemlidir. Yerleri bir kez tespit edildiğinde, düşman o bölgeyi yok etmek için hiçbir çabadan ya da kaynaktan kaçınmaz.”



Pakistan aracılığıyla Çin ve İran ile diyalog: Orta güç perspektifi

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı'ndaki toplantı sırasında, 2 Ağustos 2025 (AFP)
Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı'ndaki toplantı sırasında, 2 Ağustos 2025 (AFP)
TT

Pakistan aracılığıyla Çin ve İran ile diyalog: Orta güç perspektifi

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı'ndaki toplantı sırasında, 2 Ağustos 2025 (AFP)
Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ve İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi, İslamabad'daki Dışişleri Bakanlığı'ndaki toplantı sırasında, 2 Ağustos 2025 (AFP)

Kemal Allam

Financial Times, yıllık yıl sonu değerlendirme serisi kapsamında, 2026 yılının İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en büyük belirsizlikle başladığını ve orta güçlerin önümüzdeki dönemde küresel düzeni ya pekiştirmede ya da zayıflatmada belirleyici faktör olabileceğini yazdı. Habere  göre, şaşırtıcı bir şekilde, Pakistan’ın adı, Amerikan hegemonyasını öngören “Donroe Doktrini”nde şimdiye kadarki en büyük kazanan olarak anılıyor. Pakistan, Beyaz Saray ziyaretlerinden Gazze barış planına kadar Donald Trump'ın çevresinde önemli bir yer edinmeyi açıkça başardı.

Ancak, Ortadoğu'ya askeri ve güvenlik tedarikçisi olarak geleneksel rolünün yanı sıra, Pakistan, İran gibi karmaşık çatışmalarda köprü görevi görmesi ve Çin ile ABD gibi daha büyük güçler arasında daha yakın bağlar kurması gereken bir orta güç olarak yeniden öne çıktı. Pakistan, daha önce, Nixon döneminde de ABD ve Çin arasındaki ilk diplomatik görüşmeye arabuluculuk yapmıştı. Bugün, on yıllık diplomatik boşluğun ardından, Pakistan, İran ile gizli görüşmeler yürütebilen ve Çin ile ortaklığı aracılığıyla bölgedeki askeri dengeyi yeniden ayarlayabilen bir güç olarak yeniden öne çıktı.

Trump'ın İran sorununu çözmek için Pakistan'a güvenmesi

Trump'ın ikinci başkanlığının başlangıcında, geçmiş dönemde Hindistan ile yakın ilişkisi ve Hindistan'ı Çin'e karşı tercih edilen stratejik ortak olarak görmesi nedeniyle Pakistan'da önemli bir belirsizlik hakim oldu. Ancak, görevdeki ilk yılından sonra Pakistan, sadece bölgede değil, küresel ölçekte de Trump'ın favorilerinden biri olarak görülmeye başladı. İsrail ve İran arasında yazın yaşanan 12 günlük savaş sırasında, Mareşal Asım Münir'in başkent Washington ve Langley'in koridorlarında neredeyse bir hafta boyunca bulunması tesadüf değildi. Dönemin Merkez Kuvvetler Komutanı Orgeneral Michael Eric Kurilla'nın Pakistan'ı terörizm ile mücadelede bir ortak olarak savunması da pek çok kişiyi şaşırttı. Zira bu açıklama, Kongre'nin önde gelen üyelerinin, Senato'nun ve generallerin Pakistan'ı sürekli olarak terörizmi destekleyen bir devlet olarak nitelendirdiği on yıllık bir dönemle çelişiyordu. Peki ne değişti?

Birincisi, Kurilla, Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi, Washington'un istenmeyen saydığı ve ABD'nin doğrudan, en azından kamuoyu önünde, ilişki kuramadığı rejimlerle Pakistan'ın ilişki kurma yeteneğine yeniden güvenmeye başladı. İsrail-İran çatışması sırasında, ABD İran nükleer tesislerini vurduktan sonra, Pakistan gerilimin daha fazla yükselmesinin sonuçlarını hafifletmede sessiz, perde arkası bir rol oynadı. Pakistan, Tahran ve Washington arasında mesajları taşımakla kalmadı, aynı zamanda Trump'a İran’a nasıl davranması gerektiği konusunda doğrudan tavsiyelerde de bulundu. Nitekim Trump, Asım Münir ile yaptığı ve ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının yankılarını kontrol altına alma stratejisinin ele alındığı görüşmenin ardından, “Pakistan İran'ı çoğu ülkeden daha iyi tanıyor” açıklamasını yaptı. Bu, Trump'ın ilk döneminde Irak'ta Kasım Süleymani'nin öldürülmesiyle sonuçlanan önceki hamlesinden sonra yaşananları hatırlattı. O zaman, 2020'de de suikasttan sonra ilk olarak dönemin Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kamar Cavid Bacva ile telefonla görüşmüştü.

Pakistan, ABD ve Körfez ülkeleri gibi, İran'ın bölgeye yönelik niyetlerine güvenmiyor, ancak Suudi Arabistan ve Türkiye ile birlikte bir rejim değişikliği de istemiyor

Bunu anlamanın kilit noktası, Pakistan'ın, İsviçre, Katar, Umman ve İran görüşmelerindeki diğer bazı arabuluculardan farklı olarak, İran ile uzun bir sınıra sahip olması ve İran ile sürekli gerilimler yaşamasıdır. İranlılar, tam ölçekli bir çatışma durumunda Pakistan'ın kendileri için gerçek bir tehdit oluşturduğunun ve tüm Körfez ülkelerinin Pakistan'ın arkasında duracağının farkındalar. Daha önce yine el-Mecelle’de, İran ve Pakistan'ın, açık ve tam ölçekli bir çatışmayı önlemesi gereken dini, kültürel ve dilsel bağlara rağmen, açıkça duyurulmamış bir istihbarat ve vekalet savaşı içinde olduklarını yazmıştım. Süleymani sık sık Pakistan ile açık savaş tehdidinde bulunmuştu ve İsrail ile Amerika Birleşik Devletleri'nin yanı sıra, İran'a hava saldırıları düzenleyen tek ülke Pakistan'dır. Bu durum, Pakistan'ı İran’a karşı havuç-sopa yaklaşımını uygulamak için önemli bir arka kapı haline getiriyor.

Mevcut Maskat görüşmelerinin nereye varacağını, Trump'ın İran'a saldırıp saldırmayacağını veya gerilimi azaltıp azaltmayacağını bilmesek de, Pakistan'ın rolü önemli olmaya devam ediyor. ABD, çatışma tırmandığında Beluç sınırının tarihi ve Pakistanlı Şiilerin devlete karşı kullanılması nedeniyle İran’ın Pakistan ile de ters düşebileceğinin farkında olarak kendisine mesajlar gönderebilir. İran, geçtiğimiz yaz yaşanan 12 günlük savaş sırasında ve protestoların başlamasından bu yana yaşanan son gerilimlerde Pakistan'ın gerilimi azaltmadaki rolü için de kamuoyu önünde kendisine teşekkür etti.

dvbfrg
Çin'in doğusundaki Shandong eyaletinin Qingdao kentinde Şanghay İşbirliği Örgütü üye devletlerinin savunma bakanlarının çektirdiği toplu fotoğraf, 26 Haziran 2025 (AFP)

Pakistan, ABD ve Körfez ülkeleri gibi, İran'ın bölgeye yönelik niyetlerine güvenmiyor. Ancak Suudi Arabistan ve Türkiye ile birlikte bir rejim değişikliği de istemiyor. Bu da onu aradaki uçurumu kapatmada önemli bir oyuncu haline getiriyor. Pakistan’ın kendisi de nükleer güç olma yolunda benzer bir süreçten geçti ve nükleer meselede nasıl başarılı bir şekilde müzakere edeceğini biliyor. Askeri kapasiteye dayanma gücü olmadığında müzakerelerin ne kadar sınırlı olabileceğini biliyor. Pakistan ayrıca, Çin’in dünyadaki en yakın diplomatik ve askeri müttefiki olma avantajına da sahip.

Çin ve etkiyi kullanma sanatı

Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger ve Başkan Richard Nixon'ın Pakistan aracılığıyla Çin ile yaptıkları görüşmeler ve gerçekleştirdikleri ziyaretler, İslamabad’ın eski Amerikan ulusal güvenlik uzmanlarının uzun zamandır minnettar olduğu önemli bir köprü olmasına olanak tanıdı. Pervez Müşerref dönemine kadar Pakistan, Çin ve ABD'nin kendi nüfuz alanlarındaki dengeleyici rolünde denklik konumunu korudu. Yine Müşerref dönemine kadar Pakistan ordusu, F-16 savaş uçaklarından Bell AH-1 Cobra saldırı helikopterlerine kadar neredeyse tamamen Amerikan kaynaklı ekipmanlara güveniyordu.

Çin'in etkisi, İslamabad'ı bir dönem Pekin'e karşı yanlış tarafta duran birçok güç için bir köprü kurucu haline getirdi

Ancak bu değişim daha sonra gerçekleşti ve Pakistan, Çin'in en yeni savaş uçakları ve füze teknolojilerini paylaştığı dünyadaki tek ordu haline geldi; bu da geçen yılki kısa savaşta Hindistan'a karşı üstün gelmesine yardımcı oldu. Böylece Çin, en yeni ekipmanlarını test etmek için Pakistan’ı kullanmaya başladı ve bunları Hint güçlerine karşı ve Pakistan'ın İran ile olan birkaç sınır çatışmasında test etti. Bu durum Pakistan'ı, Çin'in nasıl düşündüğünü ve gelecekteki savaşlara nasıl hazırlandığını anlamada ABD için bir kez daha vazgeçilmez bir ortak haline getiriyor. Dünyada hiçbir ordu, Pakistan ordusu gibi bir yandan Trump ile doğrudan ve hızlı iletişim kurma yeteneğine, diğer yandan da Çin ile en yakın askeri ittifaka sahip değil. Pakistan ayrıca tarihsel olarak Çin'in hem Türkiye hem de Suudi Arabistan ile olan ilişkisinde de bağlantı noktası görevi

Türkiye'nin önde gelen askeri stratejistlerinden ve Erdoğan'a yakın isimlerden sayılan Türk Amiral Cihat Yaycı, Pakistan'ın Soğuk Savaş sırasında Çin'in yükselişinde çok önemli bir rol oynadığını ve 1980'lerde ABD, Türkiye ve Suudi Arabistan ile olan ilişkilerini kullanarak bu tarafları Çin'e yaklaştırdığını düşünüyor. Yaycı ayrıca, kıdemli bir Türk subayı olarak, Çin'in kendisini Pakistan'ın en yakın müttefiki olarak nasıl gösterdiğine ve bunun Ankara'yı Uygur sorunu nedeniyle aralarında gerilim tırmandığında Pekin ile açılıma nasıl ittiğine bizzat şahit olduğunu belirtiyor. Bu Çin etkisi, İslamabad'ı bir zamanlar Pekin'e karşı yanlış tarafta duran birçok güç için bir köprü kurucu haline getirdi. Hudson Enstitüsü de yakın zamanda aynı konuyu, yani Çin'in Pakistan'ı Batı ve Avrasya arasındaki güç dengesini yeniden şekillendirmek için nasıl kullandığını gündeme getirdi.

Elbette Pakistan'ın gücünün de sınırları var; kırılgan ekonomisi Suudi Arabistan, Çin, BAE ve ABD dahil olmak üzere bir dizi uluslararası hamisine dayanıyor. Bu geniş bağışçı havuzu, Pakistan’ı çıkarlarını dengeleyebilen ve herhangi bir tarafla ittifak kurma tuzağına düşmeden aralarında manevra yapabilen bir köprü görevi görmesini sağlıyor. Avrupa Birliği ve Latin Amerika'daki birçok ülke, Trump taraf seçmeleri için baskı yaptığında ABD-Çin çatışmasında bir denge kurmakta zorlanırken, Pakistan bir anlamda tam tersi bir yaklaşım benimsedi. Sıfır toplamlı bir oyun tuzağına düşmek yerine, başkaları tarafından kullanılan bir köprü haline geldi. Bu da onu hem İran hem de Çin ile konuşmak için uygun bir muhatap yapıyor.


İran'da Ayetullah’ın sonu mu geliyor?

Trump ile İran arasındaki belirleyici çatışma (The Independent Arabia)
Trump ile İran arasındaki belirleyici çatışma (The Independent Arabia)
TT

İran'da Ayetullah’ın sonu mu geliyor?

Trump ile İran arasındaki belirleyici çatışma (The Independent Arabia)
Trump ile İran arasındaki belirleyici çatışma (The Independent Arabia)

John Bolton

Cenevre'de devam eden müzakerelerde hiçbir ilerleme kaydedilemediği için dünya, ABD'nin İran'daki Ayetullah rejimi konusunda ne yapacağını bekliyor. İran’daki son protesto gösterileri sırasında ABD Başkanı Donald Trump, Ayetullahlar ve Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) karşı kırmızı çizgi çekti. Trump, İran muhalefetine hitaben yaptığı konuşmada, “İranlı vatanseverler, protestolara devam edin, kurumlarınızın kontrolünü ele geçirin, yardım yolda, İran'ı yeniden büyük yapalım” dedi.

Trump, geçtiğimiz yıl haziran ayında da Tahran'da rejim değişikliğini desteklediğini açıkça ilan etti ve bu tutumunu birkaç gün önce de yineledi. ABD Başkanı, kırmızı çizgisini korumak ve güvenilirliğini sürdürmek istiyorsa, şimdi İran'a karşı güç kullanmak zorunda. Aksi takdirde, Suriye'de kimyasal silah kullanımına karşı harekete geçmekle tehdit eden, ardından geri adım atan ve Beşşar Esed rejimine karşı koyamayan diplomatik yolu seçen eski ABD Başkanı Barack Obama'nın yeni versiyonu gibi görünecekti.

Donald Trump böylece, biri ‘hızlı ve kararlı’ bir saldırı emri vermek olmak üzere iki farklı seçenekle karşı karşıya. Trump, sıklıkla bu seçeneği tercih ediyor. Ardından, haklı olsun ya da olmasın, zaferini ilan edip yaklaşımının doğru olduğunu savunuyor.

İkinci seçenek ise İran'daki Ayetullahların ve DMO'nun iktidarını devirmek amacıyla askeri bir operasyon başlatmak. Bu seçenek, ABD Kara Kuvvetleri’nin bölgeye konuşlandırılmasını gerektirmese de İran'daki iktidar kurumlarını hedef alan bir hava harekâtını desteklemek için özel harekat yetenekleri kullanılabilir. Böylece Besic milisleri ve diğer dış genişleme ve iç baskı araçları da dahil olmak üzere DMO'yu kararlı bir şekilde zayıflatarak, Tahran rejimi çökebilir ve muhaliflerinin iktidara gelmesinin önü açılabilir. Aşağıda, ABD başkanı ikinci seçeneğe başvurursa Beyaz Saray'ın üstlenebileceği görevlerin kısmi de olsa kısa bir listesi yer alıyor.

Eylemsel değil, stratejik düşünüp hareket etmek

Bu, haftalar hatta aylar sürebilecek uzun bir süreç olabilir. Bu yüzden mevcut sonuçsuz müzakereleri sona erdiren ve İran'a bir son tarih belirleyen sistematik bir yaklaşım sergilenmesi gerekiyor. Bu, belki eski Başkan George H. W. Bush'un 1991 yılının ocak ayında dönemin Dışişleri Bakanı James Baker'ı Cenevre'ye gönderdiği gibi, mevcut Dışişleri Bakanı Marco Rubio'yu Cenevre'ye göndererek İran'a bu durumu bildirmek olabilir. Ardından İran'ın hava savunma sistemleri, DMO karargahları ve üsleri, Besic milisleri, Tahran'ın nükleer ve balistik füze programları, deniz kuvvetleri ve bölgedeki ABD güçleri ve müttefikleri için tehdit oluşturan diğer her şey hedef olarak belirlenmeli ve ortadan kaldırılmalı.

Sonra İsrail'in kampanyaya katılıp katılmaması sorusu var. Bu sorunun yanıtı açıkça ‘evet’. Çünkü İsrail'in İran'daki askeri ve istihbarat kapasitesi en üst düzeyde kullanılmalı. Bu operasyona katılmak isteyen Arap ülkeleri olup olmadığını araştırılabilir. Bu gerçekleşmeyebilir, ancak onlara bu seçeneğin sunulması önemli. Her halükârda, onların desteği sağlanmalı ve İran'ın herhangi birini hedef alması durumunda uygun bir yanıt verileceğine dair onlara açık garantiler verilmeli. Özellikle, Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı Körfez ülkelerine kapatmasına izin verilemez.

Askeri planın yanı sıra siyasi bir plan da olmalı

Ayetullahların iktidarını devirmek ve çöküş sonrası dönemin başarısını sağlamak açısından İran muhalefet güçleriyle yakın iş birliği çok önemlidir. Rejim hiç bu kadar popüler olmamıştı ve halk her zamankinden daha fazla harekete geçmeye hazır. İran içinde reddetme ve direniş yaygınlaşıyor, ancak bu hareket hala yeterli örgütlenmeye sahip değil. Bu duruma, örneğin devam eden gösteriler sırasında 6 bin adet ‘Starlink’ cihazı sağlanacağına dair açıklanan karar gibi önlemlerle yardımcı olunabilir. İran muhalefet güçleriyle iş birliği yaparak rejim içindeki ayrılmaları teşvik etmek gibi çok daha fazlası da yapılabilir.

Öte yandan, İran'ın gelecekteki liderlerinin isimlerine takılmamalıyız, çünkü bu konu daha sonra tartışılabilir. Bu aşamada odak noktası, Ayetullahların ve DMO'nun iktidarını ortadan kaldırmak olan birincil hedef olmalı. Ayrıca, diplomatik beceri göstererek ABD'nin Avrupalı müttefiklerinden İran'a karşı askeri harekâta katılmalarını istemek de gerekir. Onlar mutlaka yanıt vermeyebilirler, ancak İran'da başarı elde edilmesi, onların dikkatini ABD'nin Grönland'a yönelik son askeri tehditlerinden başka yöne çeker.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Çin ve Rusya, İran'ın kendileri için yasak bölge haline geldiği ve Tahran'a askeri veya başka türlü hiçbir destek sağlamamaları gerektiği bildirilerek ekonomik ve diplomatik olarak marjinalleştirilmeli. Rejim devrilene kadar, askeri veya başka türlü hiçbir destek sağlamamaları gerektiği bildirilmelidir. Tahran'ın nükleer veya balistik füze programlarına yardım eden tüm personelini geri çekmeli ve mevcut rejimden yeni petrol alımlarını durdurmalı.

Bu, Pekin ve Moskova'nın hoşuna gitmeyebilir, ancak ABD'nin düşmanlarına karşı güç kullanmasının ardındaki nedenleri anlayacaklardır, çünkü başka bir otoriter rejimin, özellikle de Pekin ve Moskova arasında büyüyen eksenle bağlantılı bir rejimin devrilmesi, onlar için caydırıcı bir etki yaratacak ve bu da ek bir avantaj olacak.

Sabırlı olmak gerekir

Bu süreç biraz zaman alabilir, bu nedenle ABD’nin askeri harekatını durdurup müzakerelere başlama baskısına kapılmamalı veya bu konuda endişelenmemeliyiz. Ayetullahlara fırsat verildi, ancak onlar da başka hiçbir taraf da yeni fikirler ortaya koymadı. Bu çabalar sırasında başarısızlıklar ve hatalar olabilir, ancak kısa vadeli aksilikler, odak noktasından uzaklaşmamıza veya uygulama sürecini aksatmamıza sebep olmamalı.

İran rejiminin düşüşüyle birlikte, sonraki gelişmelerin öngörülmesi gerekir. Hizbullah, Hamas, Husiler, Irak'taki Şii milisler ve diğerleri gibi Tahran'la bağlantılı terörist gruplar, Ayetullah rejiminin devrilmesinden sonra en büyük kaybedenler arasında yer alacak ve finansal destekçilerinin ortadan kalkmasıyla bu gruplar daha da zayıflayacak. ABD İsrail, Lübnan, Irak ve diğer ülkelerle iş birliği yaparak bu tehditleri ortadan kaldırmaya yardımcı olmak için eşi görülmemiş bir fırsata sahip olacak. Bizler de o an için hazırlıklı olmalıyız.

Bu sadece bir başlangıç olsa da Tahran'daki liderlere karşı kararlı bir eylem otomatik olarak gerçekleşmez, ama bazılarının riske değer gördüğü bir siyasi miras oluşturabilir.


İranlı yetkili: Mart ayı başında yapılacak yeni nükleer görüşmeler geçici bir anlaşmaya yol açabilir

İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)
İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)
TT

İranlı yetkili: Mart ayı başında yapılacak yeni nükleer görüşmeler geçici bir anlaşmaya yol açabilir

İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)
İran’ın Buşehr nükleer reaktörü (Reuters)

İranlı üst düzey bir yetkili bugün Reuters’a yaptığı açıklamada, Tahran ile Washington arasında ülkesine yönelik yaptırımların kaldırılmasının kapsamı ve mekanizması konusunda görüş ayrılıkları bulunduğunu belirtti.

Yetkili, nükleer programla ilgili yeni görüşmelerin mart ayı başında yapılmasının planlandığını söyledi.

Yetkili, İran’ın yüksek zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir kısmını ihraç etme, saflığını düşürme ve uranyum zenginleştirme konusunda bölgesel bir birlik oluşturma seçeneğini ciddi şekilde değerlendirebileceğini ifade etti. Karşılığında ise İran’a barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirme hakkının tanınması gerektiğini vurguladı.

“Görüşmeler sürecek ve geçici bir anlaşmaya varma imkânı mevcut” diyen yetkili, sürecin devam edeceğini kaydetti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, geçen hafta ABD ile yapılan nükleer görüşmelerin ardından birkaç gün içinde karşı öneri taslağı hazırlanmasını beklediğini açıklamıştı. Öte yandan Başkan Donald Trump, İran’a sınırlı askeri saldırılar düzenlemeyi değerlendirdiğini belirtmişti.

Yetkili, İran’ın petrol ve maden kaynaklarının kontrolünü Washington’a teslim etmeyeceğini, ancak Amerikan şirketlerinin İran’daki petrol ve gaz sahalarında her zaman faaliyet gösterebileceğini de ifade etti.