Şahin Taburları’nın kamikaze İHA’ları Suriye'de denklemi değiştiriyor

İHA’lar Suriye rejimi güçlerinin saflarında kaosa neden oluyor

Şahin Taburları’nın geliştirdiği kamikaze İHA’nın havalanırken çekilmiş bir fotoğrafı
Şahin Taburları’nın geliştirdiği kamikaze İHA’nın havalanırken çekilmiş bir fotoğrafı
TT

Şahin Taburları’nın kamikaze İHA’ları Suriye'de denklemi değiştiriyor

Şahin Taburları’nın geliştirdiği kamikaze İHA’nın havalanırken çekilmiş bir fotoğrafı
Şahin Taburları’nın geliştirdiği kamikaze İHA’nın havalanırken çekilmiş bir fotoğrafı

Firas Kerem

Heyet Tahrir Şam (HTŞ) gruplarından Şahin Taburları tarafından geliştirilen, kullanılan ve yönetilen kamikaze insansız hava araçları (İHA), Suriye rejimi güçlerine ve İran destekli milislere karşı yürütülen Saldırganlığın Caydırılması Operasyonu’nda önemli kazanımlar elde etti. Çünkü Şahin Taburları, silahlı grupların kara kuvvetleriyle iş birliği içinde savunma hatlarını önceden yarma ve Suriye rejimi güçlerinin Şam'ın kontrolü altındaki herhangi bir bölgedeki herhangi bir savunma hattında direnme ya da savunma pozisyonlarını koruma kabiliyetini zayıflatma yeteneğine sahip.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı özel açıklamalara göre komutanlar, özellikle Saldırganlığın Caydırılması Operasyonu'nda muhaliflerin savaş yönetim tarzındaki stratejik değişiminin yanı sıra rejim güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarda kamikaze İHA’ların kullanılması ve grupların önceki çatışmalarda öne çıkan topçular ve diğer konvansiyonel silahların terk edilmesiyle elde edilen kazanımları ayrıntılarıyla anlattı.

Halep cephelerindeki 14 askeri mevzi, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından kullanılan 6 askeri mevzi (hepsi savunma amaçlı) ve Halep'in batısındaki 46. Alay içindeki komuta mevzileri Şahin Taburları’nın İHA’ları tarafından imha edildi. Muhalif gruplardan resmi bir kaynağa göre İHA’lar Halep'teki rejim güçlerinin savunma hatlarının kırılmasına, rejim subaylarının ve mevzilerdeki unsurlarının moralinin bozulmasına ve zırhlılar da dahil olmak üzere hedefleri imha etme kabiliyeti ve büyük etkinliği nedeniyle korku ve kaos ortamı yaratılmasında güçlü bir şekilde katkıda bulundu.

Muhaliflerin yeni askeri stratejisinde Şahin Taburları’nın İHA’larının başka bir rol oynadığını söyleyen kaynak, “Bu İHA'lar, Suriye rejiminin cephelerdeki mevzilerinde bulunan operasyon odalarını hedef alıyor. Bu da rejim saflarında idari ve komuta dengesizliğine neden olurken muhalif grupların kara birliklerinin ilerlemesine ve bu bölgelerde kalan rejim güçleriyle yaşanan sınırlı ya da büyük çatışmaların ardından bölgelerin kontrolünü ele geçirmesine yardımcı oluyor” ifadelerini kullandı.

Halep cephelerindeki 14 askeri mevzi, İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından kullanılan 6 askeri mevzi (hepsi savunma) ve Halep'in batısındaki 46. Alay içindeki komuta mevzileri Şahin Taburları’nın İHA’ları tarafından imha edildi. İHA’lar Halep'teki rejim güçlerinin savunma hatlarının kırılmasına güçlü bir şekilde katkıda bulundu.

Hassas saldırılar gerçekleştirme kabiliyeti yüksek olan bu İHA’ların üretiminden, geliştirilmesinden ve kullanılmasından sorumlu olan Şahin Taburları’nın da katıldığı Saldırganlığın Caydırılması Operasyonu’nda görevli bir komutan, “Bu İHA’lar tamamen yerel imkânlarla ve Suriye rejiminden kaçan ve bu alanda büyük uzmanlığa sahip subaylar tarafından üretilmiş ve geliştirilmiştir. Herhangi bir uluslararası kuruluşun katılımı söz konusu değildir” diye konuştu.

Açıklamalarını detaylandıran komutan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şahin Taburları tarafından kullanılan üç tip İHA bulunuyor. Bunların başında Ruslar ve İranlılar tarafından son birkaç yıldır Suriye'nin kuzeybatısında sivilleri hedef almak için kullanılan, infilak etmeyen ya da önemli bir hasara uğramayan ve silahlı gruplardaki Suriyeli uzmanlar tarafından onarılıp geliştirilen, bazıları elle fırlatılan İHA’lar geliyor. Bunun yanında hedefe doğru uçmalarını ve el bombası ya da roket güdümlü el bombası (RPG) gibi bir miktar patlayıcı ile donatıldıktan sonra isabetli bir vuruş yapmalarını sağlamak için kameralarla donatılmış pervaneli İHA’lar var. Aynı şekilde kısa bir süre önce Şahin Taburları, hedeflerine doğru uçmak için bir gözetleme kamerasıyla donatılmış jet motorları kullanan İHA’lar üretti. Bu İHA’lar, hedef aldığı yerlerdeki, özellikle de rejimin askeri operasyonlarının komuta merkezlerindeki yıkıcılığı nedeniyle askeri operasyon dengesinin gruplar lehine değişmesinde büyük rol oynadı.”

Şahin Taburları’nın geliştirdiği İHA’lar korku salıyor

Saldırganlığı Caydırma Operasyonu’ndaki komutanlardan Mahmud el-Abdullah, rejim güçleri yakalandıklarında bulundukları mevzilerde ve kendileriyle yapılan ilk sorgulamalarda, İHA'ların saflarında nasıl korku ve kaos ortamı yarattığını anlattıklarını söyledi.

Savunma ve geri mevzilerdeki güçler arasındaki karışıklık, operasyonda kullanılan İHA’ların hedeflerini isabetli bir şekilde vurma kabiliyetleri ve sahada neden oldukları yıkım, rejim güçleri subaylarının sık sık geri mevzilere ve hatlara doğru kaçmasına ve buralardan gruplarla çatışacak unsurlara emirler vermesine neden oluyor.

Muhalif gruplar tarafından 2019 sonlarında kurulan ve rejim güçleri ile İran destekli milislere karşı Suriye'nin kuzeybatısındaki tüm askeri operasyonların yönetim ve koordinasyonunu üstlenen Fetih’ul-Mubin Operasyon Odası’na yakın kaynaklar şunları söyledi:

“Fetih’ul-Mubin Operasyon Odası’na bağlı gruplardan biri olan Şahin Taburları, gruplar için İHA üretmek, geliştirmek ve fırlatmak üzere sadece Suriyelilerden oluşan bir kadroyla kuruldu. Grupların rejim güçlerine ve müttefiklerine karşı savaş yöntemini geliştirmeye, savaşlara yeni bir stratejisi getirmeye ve rejimin gruplara karşı askeri kabiliyetlerine karşı kendi kabiliyetlerini artırma ihtiyacı buna itti.”

Saldırganlığı Caydırma Operasyonu'na katılan komutanlardan biri, rejim güçleri yakalandıklarında bulundukları mevzilerde ve kendileriyle yapılan ilk sorgulamalarda, İHA'ların saflarında nasıl korku ve kaos ortamı yarattığını anlattıklarını söyledi.

Saldırganlığın Caydırılması Operasyonu’ndan sorumlu Fetih’ul-Mubin Operasyon Odası, İHA’ların kullanımının yanı sıra önemli askeri mevzileri ve rejim güçlerinin önde gelen isimleri hassas bir şekilde hedef aldığını gösteren bazı videolar yayınladı.

Saldırganlığın Caydırılması Operasyonu devam ederken pazartesi günü Şahin Taburlarının bir İHA’sı rejim güçlerinin askeri güvenlik servisi başkanını ve birkaç arkadaşını Suriye'nin orta kesimlerindeki Hama’nın 15 kilometre kuzeyinde bulunan Suran ilçesini hedef aldı. Hedef alınan kişiler olay yerinde öldü.

Bu saldırı, Hama'nın kuzeyinde bulunan Zeynel Abidin Dağı'nın tepesinde bir araya gelen rejim güçleri subaylarının benzer şekilde hedef alınması ve Muhaliflerin Hama kentine girip taktiksel olarak Hama'nın kuzeyindeki geri hatlara çekilmesinden ve ardından Şahin uçaklarının Hama askeri havaalanını doğrudan hedef alıp bir helikopteri imha etmesinden bir gün sonra rejim ordusunun askeri şefi General Abdulkerim Mahmud İbrahim’in Hama şehir merkezine doğru geri çekildiği bir dönemde gerçekleşti. Fetih’ul-Mubin Operasyon Odası, Hama'nın kuzeyinde devam eden çatışmalar sırasında Şahin Taburları İHA’larıyla farklı bölgelerde hedef alınan rejim güçlerinden bazı subayların (Tuğgeneral Casim Diyab, Tuğgeneral Eymen Mulhem ve Albay Mahmud Kadir el-Mahmud) öldürüldüğünü duyurdu.

Veriler Şahin Taburları İHA’larının fırlatıldığı yerden 25 kilometreye kadar mesafe kat edebilme kabiliyetine sahip olduğunu gösteriyor. Hama'nın 40 kilometre batısındaki Masyaf bölgesinde, yani Hama kırsalında grupların ilerlediği son noktadan Hama'nın yaklaşık 20 kilometre kuzeyinde, Cumhuriyet Muhafızları da dahil olmak üzere farklı rütbelerden rejim güçlerine mensup subayların katıldığı bir toplantı yerini hedef alması da bunu doğruluyor.

zxcdvf
Şahin Taburları İHA’sının bir fotoğrafı

Öte yandan operasyonun ve gidişatının gizliliğini sağlamak için askeri sırların, özellikle de muharebe ve taktiksel sırların korunması çerçevesinde gruplardan hiçbir askeri unsur bu İHA’ların sayısından bahsetmedi.

Bu İHA’ların sahadaki ve şiddetli çatışmalardaki rolü Halep ve Hama sınırları ve surlarıyla sınırlı değildi. Halep'in yaklaşık 30 kilometre güneydoğusundaki es-Sefira ve Cebel İzzan bölgelerinde konuşlu rejim güçlerinin direncinin kırılmasında ve morallerinin bozulmasında da benzer ve önemli bir rolü oldu. Gruplar, stratejik öneme sahip es-Sefira ve Cebel İzzan bölgelerindeki Askeri Savunma Sanayi Merkezi’nde konuşlu rejim güçlerinin ve İran destekli milislerin son kalelerine doğru İHA’lı saldırılar düzenledi. Bu saldırılar, grupların karadan yürüttüğü saldırılarla birlikte bu bölgelere yönelik yarı hava saldırısının başlangıcını oluşturdu.



Trump'ın politikaları ve Hindistan-Çin-Rusya üçlü ittifakını kurma fırsatları

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 23 Ekim 2024'te Rusya'nın Kazan kentinde düzenlenen BRICS zirvesinde. (AFP))
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 23 Ekim 2024'te Rusya'nın Kazan kentinde düzenlenen BRICS zirvesinde. (AFP))
TT

Trump'ın politikaları ve Hindistan-Çin-Rusya üçlü ittifakını kurma fırsatları

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 23 Ekim 2024'te Rusya'nın Kazan kentinde düzenlenen BRICS zirvesinde. (AFP))
Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, 23 Ekim 2024'te Rusya'nın Kazan kentinde düzenlenen BRICS zirvesinde. (AFP))

Samir İlyas

Trump'ın politikaları, Rusya, Hindistan ve Çin arasında üçlü bir ittifak olasılığı için fırsatlar yaratıyor. ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Hindistan'a yönelik izlediği politikalar, önceki yönetimlerin son çeyrek asırda güçlendirerek siyasi, güvenlik ve ekonomik alanlarda stratejik bir ilişkiye dönüştürdüğü iki ülke arasındaki ilişkilerin bu yönünü yok etme riskiyle karşı karşıya bırakıyor. 27 Ağustos'ta, Hindistan mallarına uygulanan yüzde 50'lik ABD gümrük vergileri yürürlüğe girdi ve bu durum, iki ülke arasındaki ticareti azaltma ve Hindistan'ın ekonomik büyümesini yavaşlatma tehdidi oluşturuyor. ABD tarafından Hindistan mallarına uygulanan yüzde 50'lik gümrük vergileri 27 Ağustos'ta yürürlüğe girdi. Bu durum, iki ülke arasındaki ticareti azaltma ve Hindistan'ın ekonomik büyümesini yavaşlatma tehdidi oluşturuyor. Trump’ın Rusya’dan petrol satın aldığı için Hindistan’ın yerli mallarına yaklaşık yüzde 25'lik ek gümrük vergisi uygulamayı planladığını açıklamasından bu yana Yeni Delhi, Trump'ın politikalarına duyduğu hayal kırıklığı nedeniyle Çin'e daha fazla açılmaya başlarken Hint yetkililer ile Çin ve Rusya'daki muhatapları arasındaki ikili görüşmeler de yoğunlaştı.

Rusya’nın eski Dışişleri Bakanı ve Başbakanı Yevgeny Primakov'un Çin ve Hindistan ile üçlü ittifak kurma fikrini ortaya atmasından neredeyse otuz yıl ve başbakanlığı döneminde Yugoslavya'nın bombalanmasını protesto etmek amacıyla Atlantik semalarında verdiği emirle Washington'a giden uçağının Moskova'ya geri dönmesinden 25 yılı aşkın bir süre sonra, Primakov'un Batı ile yakınlaşma konusundaki hayal kırıklığının ardından Avrasya ittifakı kurma hayallerini gerçekleştirmek için mevcut uluslararası koşulların daha elverişli olduğuna şüphe yok. Öte yandan, Çin ve Hindistan arasındaki önemli anlaşmazlıklar da göz ardı edilemez. Hindistan'ın jeopolitik olarak, bağlantısızlık politikasından, küresel güçlerle pragmatik ilişkiler kurmaktan, Avrupa ve ABD'yi kaybetmesine neden olabilecek bir ittifaka bağlılık göstermeye yönelip yönelemeyeceği de göz ardı edilemez.

Trump'ın iktidara gelmesinden bu yana Hindistan-ABD ilişkileri gerildi. Hindistan, gümrük vergileri konusunda müzakereye hazır olduğunu açıklayan ilk ülkelerden biri olmasına rağmen, Trump, Hindistan'ın ABD'ye yaptığı ihracata yüzde 25 gümrük vergisi uyguladı.

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Trump, geçtiğimiz ayın sonlarında Hindistan'ın Rusya'dan petrol satın alması nedeniyle yaklaşık yüzde 25'lik ek gümrük vergileri uygulayacağını duyururken Yeni Delhi'yi Rusya'nın Ukrayna'ya karşı sürdürdüğü savaşı desteklemekle suçladı.

Bunun öncesinde Hindistan, nükleer savaşa sürüklenmeyi önlemek için bir anlaşmaya varmak üzere Trump'ın arabuluculuğunu reddetmiş ve bu durum, İslamabad'ın Trump’ı Nobel Barış Ödülü aday göstermesinin ardından haziran ayında Pakistan Genelkurmay Başkanı Asim Munir'i ağırlayan Trump’ı öfkelendirmişti. Pakistan, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı General Michael Kurilla’ya İmtiyaz Nişanı verdi. Kurilla da Pakistan'ı terörle mücadeledeki çabalarından ötürü övdü.

Trump'ın iktidara gelmesinden bu yana Hindistan-ABD ilişkileri gerildi. Hindistan, gümrük vergileri konusunda müzakereye hazır olduğunu açıklayan ilk ülkelerden biri olmasına rağmen Trump, Hindistan'ın ABD'ye yaptığı ihracata yüzde 25 gümrük vergisi uyguladı.

Daha geniş bir açıdan bakıldığında, Hindistan, ABD yönetiminin Güney Asya, Hint Okyanusu ve Güney Çin Denizi'ndeki güvenlik konularına yaklaşımında önemli değişiklikler olacağından endişe duyuyor gibi görünüyor. Hindistan, Washington'ın Avustralya, Japonya ve ABD'den oluşan Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (The Quad) aracılığıyla Çin'i kontrol altına alma politikasından vazgeçebileceğine inanıyor.

Yeni Delhi, Trump'ın Çin ile Güney Çin Denizi ve Tayvan'daki etki alanlarını korumasına izin veren ikili bir anlaşma yapmasından korkuyor. Trump'ın Pakistan'ı Çin'den uzaklaştırmak için bu ülkeye yakınlaşabilir. Bu durumda, iki nükleer silahlı komşu ülke arasındaki çatışmaya yönelik Amerikan yaklaşımı değişecek.

Hindistan, Trump'ın Ukrayna'ya karşı Rusya'nın savaşını çözme konusundaki tutumunu ve Putin'in isteklerinden çok uzaklaşmayan, Rusya'ya yönelik yaptırımları sona erdiren ve enerji şirketleriyle işbirliğini artıran bir çözüme açık olduğunu kesinlikle yakından izliyor. Bu da pratikte Ukrayna'ya karşı savaşı desteklemeyen, ancak Moskova ile ilişkilerini sürdüren ve Batı'nın yaptırımlarına katılmayan Hindistan'a Moskova'nın ihtiyacının azalması anlamına geliyor. Bu tutum, Avrupalıları ve Amerikalıları memnun etmese de Rusya tarafından isteksizce kabul edildi. Batı'yı kızdıransa Hindistan'ın Rusya’dan petrol alımlarını artırarak Rusya'nın en büyük alıcısı haline gelmesi ve 2021 yılında sadece yüzde 3 olan Rusya'nın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 40'ını oluşturmasıydı.

Bu koşullar altında ve Trump'ın kararlarının öngörülemezliği göz önüne alındığında, Hindistan ekonomik ilişkilerini iyileştirmeye ve Çin ile güvenlik gerilimlerini azaltmaya doğru ilerlerken, aynı zamanda Rusya ile savunma ve ekonomik bağlarını güçlendirmeye çalışıyor gibi görünüyor.

RTGT
Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve ABD Başkanı Donald Trump Washington'daki Beyaz Saray'da tokaşırken, 13 Şubat 2025 (Reuters)

Hindistan'ın Rusya ve Çin ile son zamanlarda attığı adımlar, Hindistan'ın dış ilişkilerinde radikal bir değişime yol açabilir. Yeni Delhi geçmişte Çin'e ekonomik ve savunma seçenekleri konusunda mesaj vermek için ABD ile ilişkilerini kullanıyordu. Aynı durum, daha az ölçüde de olsa Rusya için de geçerliydi. Ancak şimdi durum tamamen tersine döndü. ABD'nin baskısını sınırlamak için Hindistan, ekonomisini korumak ve projesini ilerletmek amacıyla Washington'un rakiplerine açık bir tutum sergiledi.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin bu ayın başlarında gerçekleştirdiği Yeni Delhi ziyareti sırasında, Çin ve Hindistan, Pekin ve Yeni Delhi arasındaki gergin ilişkileri düzeltmek amacıyla, iki ülke arasında doğrudan yolcu uçuşlarını yeniden başlatma ve ticaret ve kültürel alışverişi kolaylaştırma kararı aldı. Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Hindistan ve Çin'in ‘istikrarlı bir gelişme yoluna girdiği’ ve ‘birbirlerine güvenip desteklemeleri gerektiği’ belirtildi.

Çin, Hindistan’ın üretim endüstrileri için hayati önem taşıyan gübre, nadir metaller ve tünel delme ekipmanları gibi emtialara yönelik ticaret kısıtlamalarını kaldırma sözü verdi. İki ülke arasında en son 2020 yılında çatışmalara neden olan sınır sorunlarını çözmek için devam eden yakınlaşma çerçevesinde, iki taraf sınırdaki gerilimi azaltmak ve kazara çatışmaları önlemek için bir çerçeve oluşturmak konusunda anlaştı. Çin devlet medyasına göre iki taraf yıllardır donmuş halde olan sınır belirleme müzakerelerini yeniden başlatma olasılığını görüştü. Çin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Son birkaç yılda yaşadığımız aksilikler halklarımızın çıkarlarına uygun değildi. Sınırda istikrarın yeniden sağlanmasını görmek bizi rahatlattı” ifadeleri yer aldı.

Hindistan daha önce Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar'ı Moskova'ya göndermiş ve Hint Bakan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmüştü. Bu gelişme, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinliğini gösteren bir işaret olarak görüldü. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile 21 Ağustos'ta düzenlenen ortak basın toplantısında iki ülke arasındaki ilişkilerin İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana dünya çapındaki büyük ülkeler arasında en güçlü ilişkiler arasında olduğunu söyleyen Jaishankar, iki ülkenin ikili ticareti artırma isteğini yeniden teyit ettiğini, buna Hindistan'ın Moskova'ya ihracatını artırmak ve tekstil ve ilaç ihracatının artırılmasına yönelik düzenleyici engelleri kaldırmak da dahil olduğunu belirtti. Lavrov ise “Hidrokarbon sektöründe ve Hindistan pazarına Rusya’nın petrolü tedarikinde iş birliği konusunda iyi sonuçlar elde ediyoruz... Rusya'nın Uzak Doğu ve Arktik sahanlığında enerji kaynaklarını çıkarmak için ortak projeler hayata geçirmek konusunda ortak çıkarlarımız var” ifadelerini kullandı.

Dengede olan üçlü ittifak

Dikkatler, bu ayın sonlarında Çin'in Tianjin şehrinde düzenlenecek Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvesi sırasında Rusya, Hindistan ve Çin liderleri arasında üçlü bir toplantı düzenlenmesi olasılığına ve çok kutuplu bir dünya hedefleyen bu üç ülke arasında üçlü bir ittifak kurulması açısından bu toplantıdan ne gibi sonuçların çıkabileceğine çevrilmiş durumda.

Hindistan ve Çin arasındaki ikili ilişkilerde önemli sorunların yaşanmasına ve Rusya ile Çin arasında liderlik konusunda anlaşmazlıklar olmasına rağmen, bu üç ülke 2009 yılından bu yana BRICS gelişmekte olan ekonomiler grubunun çekirdeğini oluşturuyor. Küresel finans krizinden sonra bu ülkeler arasındaki koordinasyon artmış ve grup, ekonomik alanlarda çabaları koordine etmek amacıyla ‘Küresel Güney’den dokuz ülkeyi de kapsayacak şekilde genişledi. Her ne kadar ekonomik konular ve çok kutupluluğu tartışmak için bir siyasi forum olmaya yakın olsa da Avrupa Birliği (AB) veya G7’ye benzer bir kurumsal forma dönüşmesi, ticari işlemlerde doların terk edilmesi, yerel para birimleri ve bankacılık işlemlerinde ticareti teşvik edecek araçların yaratılması veya yeni bir rezerv para birimi üzerinde anlaşmaya varılması gibi, küresel finans sistemi üzerindeki ABD hegemonyasını tehdit eden gelişmeler, ABD'de alarm zillerini çaldırdı.

UJI
Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva, Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping, Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov BRICS zirvesinde kameralara poz verirken (AFP)

BIRCS, kurumsallaşmaya doğru ilerler ve ekonomik ve kalkınma gündemine hizmet etmek için üyeleri arasındaki farklılıkları çözebilirse Batı hegemonyasına karşı önemli bir rakip haline gelebileceği kesin. Rusya Devlet Başkanı Putin'in geçtiğimiz yaz Rio de Janeiro’da düzenlenen BRICS Liderler Zirvesi’nde yaptığı konuşmaya göre BRICS ülkeleri ‘dünya kara alanının üçte birini ve nüfusunun neredeyse yarısını oluşturmakla kalmayıp, 77 trilyon ABD doları satın alma gücüne eşdeğer gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) ile küresel ekonominin yüzde 40'ını temsil ediyor. Bu arada, bu göstergede BRICS, ekonomileri toplam 57 trilyon ABD doları bulan ülkelerin yer aldığı G7 de dahil olmak üzere diğer bazı grupları önemli ölçüde geride bırakıyor.

Hindistan 2017 yılında ŞİÖ’ye katıldıktan sonra, bu üç ülke 1996 yılında ‘Şanghay Beşlisi’ temelinde kurulan büyük bir güvenlik ve siyasi ittifakın parçası oldu. Bu ittifak, 2001 yılında ŞİÖ adını aldı ve Orta Asya ülkeleri ile Pakistan, İran ve Beyaz Rusya dahil olmak üzere on ülkeyi kapsıyor. ŞİÖ, onlarca yıldır sınır sorunları ve açık çatışmaları olan ülkeleri de içermesi nedeniyle NATO benzeri bir ittifak haline gelemedi, ancak siyasi konularda ve terörle mücadele operasyonlarında koordinasyon sağlıyor.

Trump'ın politikalarının, Hindistan'ı Çin ile ekonomik ve yatırım ilişkilerini güçlendirmeye ittiği ve yakın gelecekte dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olma hedefine ulaşmasına yardımcı olduğu kesin.

Trump'ın politikalarının, Hindistan'ı Çin ile ekonomik ve yatırım ilişkilerini güçlendirmeye ittiği ve yakın gelecekte dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olma hedefine ulaşmasına yardımcı olduğu kesin. Ancak, askeri ve siyasi ittifaklara yol açan stratejik ilişkilere geçişten bahsetmek zor. Sınır sorunlarının yanı sıra, Çin'in Pakistan'a verdiği askeri destek ve iki ülke arasındaki güçlü ilişkiler, Yeni Delhi ile Pekin arasında stratejik bir yakınlaşmaya engel oluyor. Fakat Trump'ın değişken politikalarının sonuçlarına karşı korunmak için ‘çıkar evliliği’ niteliğinde bir ittifak kurulmasını engellemiyor. Mevcut ticaret hacmi ve gelecekteki büyüme potansiyeli göz önüne alındığında, özellikle ABD'nin ileri teknolojiler, teknolojiye yönelik potansiyel yatırım hacmi ve önde gelen ABD şirketlerinin fabrikalarını Çin'den Hindistan'a taşıma planları açısından sunabilecekleri dikkate alındığında, ABD ile ekonomik ilişkiler Rusya ile olan ilişkilerden daha faydalı.

Hindistan ve Çin'i Rusya ile ittifaka dahil etmek Rusya'nın çıkarına olmasına ve Rusya ile Çin arasındaki ticaret hacmi 200 milyar doları aşıp her iki ülkenin yetkililerine göre ilişkiler ‘sınırsız ortaklık’ düzeyine ulaşmasına rağmen Rusya bu iki ülke arasındaki ikili ilişkilerde ‘küçük ortak’ olmak istemiyor. Nihayetinde Hindistan'ın Çin ve Rusya'ya yönelik hamlelerini stratejisinde ve jeopolitik konumunda radikal bir değişiklik ve ittifaka katılarak geleneklerden kopuş olarak görmek abartılı olabilir. Hindistan'ın Çin'e karşı temkinli bir şekilde açılması ve Rusya ile tarihi ilişkilerine işaret etmesi, Washington'a Trump'ın Hindistan'a yönelik politikalarını sürdürmenin tehlikeli olduğuna dair bir mesaj gönderirken, aynı zamanda çok kutuplu bir dünyada uygun bir yer edinmek için askeri ve ekonomik kapasitesini geliştirmeye devam etme çağrısı yapıyor.


Chicago belediye başkanı, Trump'ın şehirdeki göçmenlere yönelik sert önlemler alma planına karşı çıktı

Chicago Belediye Başkanı Brandon Johnson, (AFP)
Chicago Belediye Başkanı Brandon Johnson, (AFP)
TT

Chicago belediye başkanı, Trump'ın şehirdeki göçmenlere yönelik sert önlemler alma planına karşı çıktı

Chicago Belediye Başkanı Brandon Johnson, (AFP)
Chicago Belediye Başkanı Brandon Johnson, (AFP)

Chicago belediye başkanı dün, Trump yönetiminin ülkenin üçüncü büyük şehrinde federal memur sayısını artırma yönündeki "kontrol dışı" planına karşı çıktı. Bu hamlenin birkaç gün içinde gerçekleşmesi bekleniyor.

Belediye Başkanı Brandon Johnson tarafından imzalanan bir yürütme emrine göre, Chicago Polis Departmanı bu artış sırasında federal yetkililere sivil göçmenlik uygulamalarında veya ilgili devriyelerde, durdurmalarda veya araç denetimlerinde yardımcı olma yasaklandı.

Belediye başkanı, “federal hükümetin göçmenlik veya Ulusal Muhafız güçlerini acilen askeri olarak konuşlandırma olasılığı karşısında” tüm belediye dairelerine Chicago sakinlerinin anayasal haklarını korumaları talimatını verdi.

Bir basın toplantısında federal ajanların "emir aldığı" iddiasıyla ilgili bir soruya Johnson, "Evet, federal hükümetten emir almıyorum" yanıtını verdi.

Johnson ayrıca, Chicago polisinin kimliklerini gizlemek için yüz maskesi takmasını da yasakladı; bu, Trump yönetiminin bu yıl göreve gelmesinden beri çoğu Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza memurunun benimsediği bir uygulama.

Henüz açıklanmamış planları tartışmak için isimsiz kalmak koşuluyla konuşan ABD'li yetkililere göre, Chicago'daki federal artış 5 Eylül'de başlayabilir ve yaklaşık 30 gün sürebilir.

İki yetkili, göçmen karşıtı baskıyı, bu yaz Los Angeles'ta olduğu gibi, Demokratların yönettiği büyük şehirlerde federal kolluk kuvvetlerinin varlığını genişletmeye yönelik daha kapsamlı bir çabanın parçası olarak nitelendirdi.

Başkan Donald Trump dün, Truth Social platformunda Chicago'daki suç ve Illinois Valisi J.B. Pritzker hakkında şu yorumda bulundu: “Geçen hafta sonu Chicago'da altı kişi öldürüldü ve 24 kişi vuruldu, ancak Illinois'in zayıf ve acınası valisi J.B. Pritzker, suçları durdurmak için yardıma ihtiyacı olmadığını söyledi. O deli!!! Bu sorunu bir an önce çözse iyi olur, yoksa biz geliyoruz!”


Husi milisleri İsrail’in bakanları katlettiğini kabul etti

Ahmed El-Rehavi (AFP)
Ahmed El-Rehavi (AFP)
TT

Husi milisleri İsrail’in bakanları katlettiğini kabul etti

Ahmed El-Rehavi (AFP)
Ahmed El-Rehavi (AFP)

İsrail'in perşembe günü düzenlediği saldırının ardından üç gün süren elektrik kesintisinden sonra Husi grubu dün yaptığı açıklamada, saldırıda Başbakan Ahmed el-Rehavi ve bazı bakanların öldüğünü, çok sayıda kişinin de yaralandığını doğruladı.

Bu saldırı, İran yanlısı grubun İsrail ile çatışmaya girmesinden bu yana siyasi unsurlar açısından uğradığı en ağır kayıp oldu. Gözlemciler Tel Aviv'in, Husi'ler tarafından Tel Aviv'e fırlatılan bir insansız hava aracı (İHA) tarafından ilk İsrailli'nin öldürülmesinden bir yıldan fazla bir süre sonra, istihbarat alanında önemli bir atılım gerçekleştirdiğine inanıyor.

Husi grubu, daha sonra yaptığı açıklamada, kurumlarının kayıplara rağmen işlevini sürdüreceğini sadık destekçilerine güvence vermek amacıyla, el-Rehavi'nin birinci yardımcısı Muhammed Ahmed Miftah'ı onun görevlerini yerine getirmek üzere atadığını duyurdu.

Husi'ler açıklamasında, ölen ve yaralananlarla ilgili ayrıntı vermedi, ancak Şarku’l Avsat’ın yerel kaynaklardan aktardığına göre ölenlerin arasında savunma ve güvenlikten sorumlu başbakan yardımcısı Celal el-Ruveyşan, ulaştırma, ticaret ve enformasyon bakanları ile bazı bakanların da bulunuyor.

Geçen perşembe akşamı gerçekleştirilen saldırılar, kaçırılan Yemen'in başkenti Sana'da, Hadda yerleşim bölgesinin yakınındaki bir ev, Cebel Atan'daki bir yer ve liderlik toplantıları için kullanılan başkanlık sarayının yakınındaki üçüncü bir yer olmak üzere üç hassas noktayı hedef aldı. Görgü tanıkları, patlamaların şiddetli olduğunu ve binaları tamamen tahrip ettiğini doğrularken, grup ertesi sabaha kadar çevredeki sokakları kapattı.