Rapor: Yolcu uçağı ile helikopterin çarpışması sırasında kontrol kulesinde yeterli personel yoktu

American Airlines uçağının Ronald Reagan Havaalanı'na yaklaşırken düşmesinin ardından Potomac Nehri üzerindeki kaza alanının yakınında bir helikopter uçuyor. (AFP)
American Airlines uçağının Ronald Reagan Havaalanı'na yaklaşırken düşmesinin ardından Potomac Nehri üzerindeki kaza alanının yakınında bir helikopter uçuyor. (AFP)
TT

Rapor: Yolcu uçağı ile helikopterin çarpışması sırasında kontrol kulesinde yeterli personel yoktu

American Airlines uçağının Ronald Reagan Havaalanı'na yaklaşırken düşmesinin ardından Potomac Nehri üzerindeki kaza alanının yakınında bir helikopter uçuyor. (AFP)
American Airlines uçağının Ronald Reagan Havaalanı'na yaklaşırken düşmesinin ardından Potomac Nehri üzerindeki kaza alanının yakınında bir helikopter uçuyor. (AFP)

ABD medyası dün, 67 kişinin ölümüne yol açan hava felaketinde bir yolcu uçağı ile askeri helikopterin çarpıştığı esnada Washington DC'deki Ronald Reagan Havaalanı'nın kontrol kulesinde yeterli personel bulunmadığını bildirdi.

New York Times, ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA) tarafından yayınlanan bir iç ön rapordan alıntı yaparak, çalışan sayısının ‘günün saatine ve trafik hacmine göre normal olmadığını’ belirtti.

Raporda, “Çarşamba akşamı havalimanı çevresinde helikopterlerle ilgilenen kontrolör aynı zamanda pistlere inen ve pistlerden kalkan uçaklara da talimatlar veriyordu. Bu iki görev genellikle bir yerine iki kontrolöre verilir” denildi.

ABD Ulusal Ulaşım Güvenliği Kurulu (NTSB) üyesi Todd Inman dün yaptığı basın açıklamasında, kurumun kazanın nedenini belirlemeyeceğini ve soruşturması tamamlanana kadar spekülasyon yapmayacağını söyledi.

Inman, müfettişlerin 30 gün içinde bulgularına ilişkin bir ön rapor sunmayı hedeflediklerini belirtti.

asxdefrgt
Washington'daki Ronald Reagan Havaalanı yakınlarındaki Potomac Nehri'nde çalışan arama kurtarma ekipleri (Reuters)

Inman, “30 gün içinde bir ön rapor sunmayı planlıyoruz. Nihai rapor, tüm soruşturma ve bilgi toplama çalışmalarını tamamladıktan sonra yayınlanacak” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump, FAA’dan çeşitlilik politikalarının ve işe alım uygulamalarının zararlarını değerlendirmesini isteyen ikinci bir başkanlık memorandumunu imzaladı.

Trump günün erken saatlerinde, çarşamba akşamı Washington'da meydana gelen kazanın FAA'nın daha çeşitli ve eşitlikçi bir iş gücünü işe alma çabalarının bir sonucu olduğunu kanıt olmaksızın öne sürdü.

Trump'ın çarşamba gecesi başkent Washington semalarında meydana gelen ve bir askeri helikopter ile 64 kişinin bulunduğu bir yolcu uçağının çarpıştığı hava felaketinden kurtulan olmadığını söylemesi dikkat çekti.

Trump Beyaz Saray'da yaptığı açıklamada, “Bu sabah ulusumuz için acı dolu bir anda sizinle konuşuyorum. Çalışma artık cesetleri kurtarma görevine dönüştü. Ne yazık ki kurtulan yok. Bu, ulusumuzun başkentinde karanlık ve acı dolu bir geceydi” ifadelerini kullandı.

dfregt
ABD Başkanı Donald Trump (AP)

Trump 67 kişinin ölümüyle sonuçlanan kazanın ardından yaptığı konuşmada, Demokrat selefleri Joe Biden ve Barack Obama'yı ülkenin hava güvenliği standartlarını düşürmekle suçladı.

Beyaz Saray'da düzenlediği basın toplantısında, “Ben güvenliğe öncelik verdim. Obama, Biden ve Demokratlar ise kendi politikalarını ön plana çıkardılar” diyen Trump, FAA'nın çalışanlar arasında çeşitliliği teşvik etmeye yönelik işe alım programlarını eleştirdi.

Trump’ın açıklamaları, dalgıçların Potomac Nehri'nin donmuş sularından ceset çıkardığı anlarda geldi.

Beyaz Saray'a sadece beş kilometre uzaklıktaki kaza yerinde şafak sökerken, uçağın ve helikopterin enkazı suda görülebiliyordu.

Washington İtfaiye Şefi John Donnelly Ronald Reagan Havaalanı'nda düzenlediği basın toplantısında, “Şu anda bir arama kurtarma operasyonundan arama operasyonuna geçme noktasındayız” dedi.

“Hayatta kalan kimse olduğuna inanmıyoruz” diyen Donnelly, 28 ceset bulunduğunu ve bunlardan birinin helikopterdeki bir kişi olduğunu bildirdi.

Donnelly, çoğunlukla karanlıkta gerçekleşen ve saatlerce süren operasyona 300 acil durum personelinin katıldığını söyledi.

Donnelly, “Şiddetli rüzgâr ve suda buzun olduğu aşırı soğuk koşullarla karşı karşıya kaldılar. Bu koşullarda gece boyunca çalıştılar” dedi.

edrfgtyh
Uçağın enkazının parçaları Potomac Nehri üzerinde yüzüyor. (EPA)

Kazanın nedenine ilişkin henüz bir ayrıntı bulunmuyor. Ulaştırma yetkilileri, uçak ve helikopterin görüş mesafesinin iyi olduğu açık bir gecede normal bir uçuş rotasında olduğunu ifade etti.

Ses kayıtlarına göre, hava trafik kontrolörleri helikoptere defalarca yolcu uçağının ‘görüş alanında’ olup olmadığını soruyor. Ardından, kazadan hemen önce, helikopterden uçağın ‘arkasından geçmesini’ istiyorlar.

Helikopterle irtibat kesildikten sonra bir hava trafik kontrolörünün diğerine şöyle dediği duyuldu: “Tek gördüğüm bir ateş topuydu ve sonra ortadan kayboldu.”

Hem helikopter hem de uçak Potomac Nehri'ne düştü; yolcu uçağının gövdesinin üç parçaya ayrıldığı görüldü.

Operasyonlar geçici olarak askıya alındı

ABD'li iki yetkilinin dün Reuters'e verdiği bilgiye göre, Washington yakınlarında bir yolcu uçağıyla çarpışan helikopterin bağlı olduğu ABD ordu biriminin faaliyeti geçici olarak askıya alındı, yani helikopterler şimdilik uçamayacak.

sdfergt
Ambulans servisi, Washington'daki kazanın ardından sağlık görevlileri için koşulların ‘çok zor’ olduğunu bildirdi. (AP)

İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan yetkililerden biri, 12’nci Hava Taburu'nun helikopterlerinin geçici olarak yere indirileceğini söyledi. Durdurmanın ne kadar süreceği belli değil. Yetkili, Ulusal Muhafızlar’a ait helikopterler gibi diğer helikopterlerin arama çalışmalarına yardımcı olmalarına izin verileceğini bildirdi.



Boğazlar savaşı ve petrol tankerleri: Kızıldeniz'de ilk kim diğerinin kapısını çalacak?

ABD Donanması denizcileri, USS Gerald R. Ford uçak gemisinin güvertesinde seyreden 124. Hava Komuta ve Kontrol Filosu'ndan bir E-2D Hawkeye uçağına sinyaller gönderiyor, 28 Şubat 2026 (Reuters)
ABD Donanması denizcileri, USS Gerald R. Ford uçak gemisinin güvertesinde seyreden 124. Hava Komuta ve Kontrol Filosu'ndan bir E-2D Hawkeye uçağına sinyaller gönderiyor, 28 Şubat 2026 (Reuters)
TT

Boğazlar savaşı ve petrol tankerleri: Kızıldeniz'de ilk kim diğerinin kapısını çalacak?

ABD Donanması denizcileri, USS Gerald R. Ford uçak gemisinin güvertesinde seyreden 124. Hava Komuta ve Kontrol Filosu'ndan bir E-2D Hawkeye uçağına sinyaller gönderiyor, 28 Şubat 2026 (Reuters)
ABD Donanması denizcileri, USS Gerald R. Ford uçak gemisinin güvertesinde seyreden 124. Hava Komuta ve Kontrol Filosu'ndan bir E-2D Hawkeye uçağına sinyaller gönderiyor, 28 Şubat 2026 (Reuters)

Enver el-Ansi

Birçok soru işareti uyandıran bir zamanda ve yerde, ABD USS Gerald R. Ford uçak gemisini Kızıldeniz'e gönderiyor. İran Devrim Muhafızları bu hamleyi İran için bir tehdit olarak gördü ve yaptığı açıklamada, “Kızıldeniz'deki lojistik ve hizmet merkezleri bizim için hedeftir” dedi.

Bu, İran Devrim Muhafızları’nın Hürmüz ve Babül Mendeb boğazlarını kapatma veya seyrüseferleri aksatma ve küresel ekonomiye zarar verme tehditlerini kınayan ortak bir Körfez-İngiliz açıklamasıyla eş zamanlı olarak geldi.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ve İngiltere dışişleri bakanlarının toplantısının ardından yayınlanan bildiride, “bölgesel hava sahasının, deniz yollarının ve seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının, buna ilave olarak tedarik zincirlerinin, nakliye ve ticaret operasyonlarının güvenliğinin ve küresel enerji piyasalarının istikrarının sağlanmasının önemi” vurgulandı.

Bu bir hazırlık mı yoksa sadece bir güç gösterisi mi?

Burada dikkat çekici olan, ABD ve İngiltere'nin attığı adımlar ve İran'ın Kızıldeniz ve Babül Mendeb Boğazı ile ilgili tehditlerinin artık sadece birer açıklama olmaktan çıkıp, Hürmüz Boğazı ile ilgili şiddetlenen çatışmanın yanı sıra, Ortadoğu savaşının bu aşamasında, güney Kızıldeniz'de kimin diğerinin kapısını çalacağına bağlı olarak bir yakın çatışma ihtimaline dönüşmesidir.

Bu gelişmeler, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran’ın tehditlerinin “ölmekte olan bir kuşun son çırpınışı”ndan başka bir şey olmadığına dair kanaatleriyle çelişiyor.

İki gün önce, bir Körfez medya kuruluşu, “üst düzey bir İran askeri yetkilisinin” şu sözlerini aktardı: “Washington stratejik bir hata yaparsa, başka bir boğaz da Hürmüz Boğazı'na benzer bir durumda olacaktır.”

Bazıları, İran destekli Husi isyancılarının Tahran'ı desteklemek için girişecekleri yeni bir maceraya karşı koymanın, nükleer uçak gemisi USS Gerald Ford'un görev listesinde olabileceğine veya bunun en alt sıralarında yer aldığına inanıyor

Bahsi geçen yüksek rütbeli İranlı yetkili, bahsettiği “stratejik hatanın” ne olduğunu tam olarak belirtmedi. Ancak şüphesiz ki, Tahran ile ittifak halindeki Husi milislerinin fırlattığı füzelerin ve insansız hava araçlarının menzilinde bulunan Kızıldeniz'in güneyindeki Babül Mendeb Boğazı'nı kastediyordu. Kaldı ki Husi milis grubu, Yemen'in kuzeybatısındaki dağlık ve ova bölgelerindeki hava savunmalarının yanı sıra bu kapasitesini de yüksek alarma geçirdiğini tekrarlıyor.

Gerald Ford'un görevi

Askeri analistler ve strateji uzmanları, bu güçlü savaş platformunun görevinin muhtemelen iki ana kategoriye ayrılacağını düşünüyor. Birincisi, şu anda İran'a karşı devam eden askeri operasyonlarının geri kalanında, Arap Denizi yakınlarındaki Hint Okyanusu'nda konuşlandırılmış olan USS Abraham Lincoln uçak gemisi ile ABD Donanması'na göre yakında Akdeniz'e konuşlandırılması planlanan USS George H.W. Bush'a ek destek ve koruma sağlamaktır.

SC
Yemen'in Sana şehrinde Filistinliler ve Lübnan Hizbullahı ile dayanışma mitinginde Husi destekçileri, Husi lideri Abdulmelik el-Husi ve eski Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın resimlerini taşıyor, 8 Kasım 2024 (Reuters)

İkincisi, bu analistlere ve uzmanlara göre bu adım, savaş sonrası aşamaya hazırlık olarak, İran'ın ötesine uzanabilecek ve genel olarak Ortadoğu bölgesindeki jeopolitik sahneyi yeniden inşa etmeyi ve düzenlemeyi içerebilecek başka bir sonraki görevin parçasıdır. Bu görev, İsrail'in Güney Lübnan'daki Hizbullah üslerine yönelik saldırısını da içeren büyük ölçekli hava harekatının sonuçları ile İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Filistinli Hamas hareketine karşı yürüttüğü savaşın önceki sonuçları gölgesinde değerlendirilmelidir.

ABD Donanması, yapımı 12 yıl süren planlama ve çalışmanın ardından tamamlanan bu uçak gemisini “teknolojik bir harika” ve dünyanın en büyük yüzen savaş gemisi olarak tanımlıyor. Yaklaşık 333 metre uzunluğunda ve 40,8 metre genişliğinde olan geminin uçuş güvertesi yaklaşık 78 metre uzunluğunda. Tam yüklü haldeki ağırlığı yaklaşık 100 bin ton.

Bu arada, bazıları, İran destekli Husi isyancılarının Tahran'ı desteklemek için girişecekleri yeni bir maceraya karşı koymanın, nükleer uçak gemisi USS Gerald Ford'un görev listesinde olabileceğine veya bunun en alt sıralarında yer aldığına inanıyor.

Son iki yılda Husiler, sadece İsrail'den coğrafi uzaklıkları nedeniyle değil, aynı zamanda “manevra yapabilme” yetenekleri nedeniyle de İran ekseninin en “bağımsız” kolu haline geldi

 Bu inanç, Husi milis lideri Abdulmelik el-Husi'nin perşembe akşamı yaptığı tehditle daha da güçleniyor. Husi, İran’a yönelik savaş sebebiyle örgütünün her an askeri müdahalede bulunabileceğini belirterek, “Parmaklarımız tetikte” dedi.

Örgüte bağlı el-Mesira uydu kanalında yayınlanan konuşmasında Husi lideri Abdulmelik Husi şunları söyledi: “Çeşitli faaliyetlerde aktif durumdayız ve gelişmeler gerektirdiği anda gerilimi artırma ve askeri müdahale konusunda parmaklarımız tetikte. Bu savaşı tüm ümmetin savaşı olarak görüyoruz.”

Yemenli ve Arap gözlemciler, Husilerin İran ve Lübnan'da yaşananlardan “henüz gereken dersi almadıklarını” ve şimdi Tahran'daki geçici liderlikten bu savaşa katılmak için yeşil ışık beklediklerini düşünüyorlar.

Husilerin katılımına dair senaryolar nelerdir?

Amerikan saldırı gücü USS Gerald Ford'un Kızıldeniz'e varmasıyla birlikte, Husilerin artık İran ve Lübnan'daki Hizbullah'tan sonra, hatta belki de Tahran'a bağlı Şii grupların Amerikan üslerini ve çıkarlarını hedef aldığı Irak'tan önce, ABD ve İsrail için ikinci hedef olacaklarının farkına varmış olmaları gerekiyor. Özellikle çatışma kurallarının bu kez değişmiş olması nedeniyle, bugünkü çatışmanın şüphesiz daha tehlikeli ve zorlu olacağı düşünülüyor.

FRGTH
Hareketin Yemen'in Sana şehrinde, “Halk Ordusu” seferberlik kampanyasının bir parçası olarak düzenlenen askeri geçit töreninde, bir Husi takipçisi Husi lideri Abdulmelik Husi'nin resmi bulunan bir ceket giyiyor, 7 Şubat 2024 (Reuters)

Ancak Husilerin, şu ana kadar harekete geçmemelerine rağmen, buna göz yumup, uluslararası deniz güvenliğini tehdit etmek için rahat bir üs olarak kullandıkları Kızıldeniz'in güvenliğini bir kez daha tehlikeye atma riskini göze alabilecekleri tahmin ediliyor. Yani, İran'a ait olan, İranlı ve Hizbullahlı uzmanların doğrudan gözetimi altında, kontrolü altındaki bölgelerde tutulan İran yapımı füze ve insansız hava aracı stokundan geride kalanları fırlatma riskini alabilirler.

Riskin sınırları ve doğası

Yemen'deki el-Muha Çalışmaları Merkezi'nin bir raporu, Husilerin son iki yılda, sadece İsrail'den coğrafi uzaklıkları nedeniyle değil, aynı zamanda “manevra yapabilme” yetenekleri nedeniyle de İran ekseninin en “bağımsız” kolu haline geldiğini vurguluyor. Ancak rapor, İran'ın Dini Lideri Ali Hamaney suikastının, “temsil ettiği stratejik pusulanın kaybı” anlamına geldiğini, bunun da Husilerin gelecekteki eylemlerini, örgütün hangi fraksiyonunun kritik anlarda etkili olduğuna bağlı olarak daha “rastgele” veya “intihar eğilimli” hale getirebileceğini düşünüyor.

Ancak bazıları Husi milisleri, savaşa dahil olma olasılığından şüphe duyuyor ve hatta İran ile Husiler arasındaki ilişkinin önemini küçümsüyor. Lübnanlı askeri ve silahlanma uzmanı Riyad Kahvaci, bu ilişkinin sadece “çıkar evliliği” olduğunu, yani Husilerin Yemen'deki kontrollerini pekiştirmek için İran'ın askeri ve lojistik desteğinden, uzmanlığından ve eğitiminden yararlandığını, ama şimdi Husilerin, savaşın İran'ın geleceği üzerindeki etkileri gölgesinde bu ilişkiyi yeniden değerlendiriyor olabileceğini düşünüyor.

Yemen ile ilgili birçok kişi, Husilerin Hamaney ve Devrim Muhafızları'nın evlat edindiği bir güç gibi görünmesi nedeniyle “İran ile Lübnan Hizbullahı arasındaki manevi ilişkinin Husilerle olduğundan daha güçlü olduğuna” inanmakta yanılıyor.

Uçak gemisi USS Gerald R. Ford ve saldırı grubu, İran ile “direniş ekseni” olarak bilinen ittifak içindeki son vekili Husi arasındaki bağı koparmak için Kızıldeniz'in çalkantılı sularına ulaştı

Husiler, Hizbullah'ın aksine, kontrol ettiği bölgelerin coğrafi olarak İsrail ile sınır komşusu olmaması nedeniyle İran'ın ajandasına hizmet etme konusunda bir dereceye kadar özgürlüğe sahip olmuş olabilir. Ancak manevi olarak, İran Dini Lideri ve askeri kolu olan İslam Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlılık konusunda Hizbullah’tan geride kalmıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bunun için Husilerin Sana sokaklarında İran'ı desteklemek için düzenlediği tuhaf gösterileri hatırlamak yeterli; bu gösterilerde Humeyni, Hamaney, Kasım Süleymani (Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü’nün eski komutanı) ve merhum Lübnan Hizbullahı lideri Hasan Nasrallah'ın portrelerinin yanında İran bayrakları da taşınmıştı.

DRGTHFS
Geçtiğimiz ağustos ayında Kızıldeniz'deki Hudeyde açıklarında Yemen'deki Husilerin saldırısına uğrayan Yunan petrol tankeri “Sunion”dan dumanlar yükseliyor, tanker alev aldıktan sonra bir Fransız fırkateyni mürettebatını kurtardı (AFP)

Yukarıda bahsedilen tüm verilerin nihai analizine göre “Gerald Ford” uçak gemisi ve ona eşlik eden saldırı grubu, Kızıldeniz'in çalkantılı sularına “piknik yapmaya” ya da sadece ABD ve İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş sırasında olası bir Husi eylemini önlemeye gelmediler. Aksine, bu savaş sırasında veya sonrasında, İran ile “direniş ekseni” olarak bilinen ittifak içinde geride kalan son vekil gücü Husi arasındaki ilişkiyi koparmak gibi bir amaçları var.

Hem Washington hem de Tel Aviv, Husilerin 2023 sonlarından Ekim 2025'e kadar Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ndeki uluslararası denizcilik yollarına ve İsrail'e karşı bir savaş yürüttüğünü şüphesiz hatırlıyorlar. Ayrıca, Husi kontrolündeki bölgeleri hedef alan tüm karşı saldırıların, güney Kızıldeniz bölgesi ve Babül Mendeb Boğazı'ndaki küresel barış ve güvenliğe yönelik tehditlerini ortadan kaldırmak için yeterli olmadığını ve olmayacağını da anlıyorlar. Bu tehdidi sona erdirmek için bir fırsatları olduğunu ve şimdi bu tehdit sonlandırılmazsa, gelecekte başka bir şans olmayabileceğini biliyorlar.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Uluslararası Denizcilik Örgütü: Gemilere eşlik edilmesi, Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişi garanti edemez

Hürmüz Boğazı’nın havadan görünümü (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nın havadan görünümü (Reuters)
TT

Uluslararası Denizcilik Örgütü: Gemilere eşlik edilmesi, Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişi garanti edemez

Hürmüz Boğazı’nın havadan görünümü (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nın havadan görünümü (Reuters)

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, askeri deniz eskortlarına güvenmenin, Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye çalışan ticari gemilerin güvenliği için mutlak garanti sağlamayacağını vurguladı. Dominguez, Financial Times’a yaptığı açıklamada, askeri çözümlerin bu stratejik su yolunu yeniden açmak için ‘sürdürülebilir ve uzun vadeli olmadığını’ belirtti. Boğaz, ABD, İsrail ve İran arasındaki çatışmalar nedeniyle fiilen kapanma tehlikesi yaşıyor.

Panamalı yetkili, boğazın karmaşık coğrafyasının askeri çözümlerin önünde ciddi engel oluşturduğunu ifade etti. Boğazın en dar noktası 33 kilometre genişliğinde olup, her iki yönde sadece iki deniz mili genişliğinde derin su kanalları bulunuyor. İran tarafındaki yüksek dağlar, saldırganlara gemilere önceden uyarı vermeden yukarıdan saldırma avantajı sağlıyor ve bu durum gemileri ve denizcileri, yük taşımacılığı endüstrisi ile doğrudan ilgisi olmayan çatışmanın ‘yan mağdurları’ haline getiriyor.

Brent petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkmasına yol açan deniz trafiği felci bağlamında Dominguez, Körfez’de mahsur kalan gemilerin durumu konusunda IMO’nun ciddi endişe taşıdığını açıkladı. Gemiler, liman tesislerinin hedef alınması ve sınırlı erişim nedeniyle ciddi şekilde yiyecek, su ve yakıt sıkıntısı yaşamaya başladı. Dominguez, nakliye şirketlerini seyahat etmeme ve denizcilerin hayatını riske atmama konusunda uyarırken, herhangi bir denizcilik girişiminden önce gerilimin azaltılmasının gerekliliğini vurguladı.

IMO’nun, operasyonel riskleri ele almak üzere çarşamba ve perşembe günleri olağanüstü bir toplantı düzenlemesi bekleniyor. Denizcilik verileri, mart ayı başından bu yana Hürmüz Boğazı’ndan yalnızca 47 tanker geçtiğini gösteriyor; bu, küresel ticaretin ana arterleri için normal geçiş oranlarına kıyasla oldukça düşük bir rakam.


İsrail ordusu, Besic komutanının öldürüldüğünü duyururken Laricani'yi hedef alan bir saldırıya dair haberler medyada yer almaya başladı

İran'daki Besic güçlerinin komutanı Gulam Rıza Süleymani
İran'daki Besic güçlerinin komutanı Gulam Rıza Süleymani
TT

İsrail ordusu, Besic komutanının öldürüldüğünü duyururken Laricani'yi hedef alan bir saldırıya dair haberler medyada yer almaya başladı

İran'daki Besic güçlerinin komutanı Gulam Rıza Süleymani
İran'daki Besic güçlerinin komutanı Gulam Rıza Süleymani

İsrail ordusu bugün yaptığı açıklamada, İran'daki Besic milislerinin komutanını etkisiz hale getirdiğini duyurdu. İsrail medyası, ordunun İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani'yi de hedef aldığını, ancak öldürülüp öldürülmediğinin veya yaralanıp yaralanmadığının henüz netleşmediğini bildirdi.

İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee X platformunda yaptığı açıklamada "Hava Kuvvetleri, Askeri İstihbarat Müdürlüğü'nden gelen kesin istihbarat doğrultusunda, dün Tahran'ın kalbinde hedefli bir saldırı düzenleyerek, son altı yıldır Besic örgütünün komutanı olan Gulam Rıza Süleymani‘yi etkisiz hale getirdi" ifadelerini kullandı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre sözcü daha önce "bugün İran'ın başkenti Tahran'ı sarsan güçlü patlamalar sırasında, onlarca savaş uçağının Tahran, Şiraz ve Tebriz'deki İran altyapısını hedef alan kapsamlı hava saldırıları düzenlediğini" belirtmişti.

Adraee, X'te yaptığı paylaşımda, Tahran'daki saldırıların, İstihbarat Bakanlığı ve Besic güçleri de dahil olmak üzere güvenlik karargahlarının yanı sıra, insansız hava araçları (İHA), balistik füzeler ve hava savunma sistemlerinin depolandığı ve fırlatıldığı yerleri hedef aldığını açıkladı.

Şiraz'daki saldırıların İç Güvenlik Kuvvetleri karargahını ve balistik füze deposunu hedef aldığını, Tebriz'deki saldırıların ise "hava üstünlüğünü genişletmek ve tehditleri ortadan kaldırmak amacıyla" hava savunma sistemlerini hedef aldığını ifade etti.

Şöyle devam etti: "Bu saldırılar, İran terör rejimine ait ve İsrail Devleti'ni ve hava kuvvetlerine ait uçakları tehdit etmek için kullanılan kilit sistem ve yeteneklerin hedef alınmasının yoğunlaştırılması aşamasının bir parçasıdır."

İsrail ve İran arasındaki karşılıklı saldırılar dün yoğunlaştı ve İran içindeki baskınların kapsamı genişledi. Bu sırada ABD Merkez Komutanlığı, askeri harekatın İran'ın sanayi ve askeri altyapısını hedef almaya devam ettiğini söylerken, Tahran ise yeterli füze ve insansız hava aracı kapasitesine sahip olduğunu ve uzun süreli bir savaşa hazırlandığını belirtti.

Karşılıklı saldırılar, İran askeri ve güvenlik yapısı içinde çatışmanın daha derin bir düzeye geçişini yansıtıyordu; İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri, karar alma organlarını, endüstriyel ve uzay kapasitelerini ve silah depolarını ortadan kaldırmaya odaklanırken, İran söylemi ise devlet kurumlarının bütünlüğünü, ordunun ve "Devrim Muhafızları"nın karşılık verme yeteneğinin devam ettiğini göstermeyi amaçlıyordu. Bu durum, Ali Hamaney'in öldürülmesi ve oğlu Mücteba'nın göreve gelmesinden sonra güç piramidindeki pozisyonların yeniden düzenlenmesine paralel olarak gerçekleşiyor.

rgthy
İsrail'in Tahran'a düzenlediği hava saldırılarından duman yükseliyor (AFP)

İsrail ordusu, geçen hafta istihbarat bilgisine dayalı hassas bir vuruşla İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin karargâhının imha edildiğini açıkladı. Açıklamada, karargâhın büyük bir İran askeri yerleşkesi içinde bulunduğu ve yıllardır Devrim Muhafızları deniz komutanları tarafından operasyonel faaliyetleri yönetmek ve İsrail ile Ortadoğu'daki diğer ülkelere karşı "terörist" deniz operasyonları geliştirmek için kullanıldığı belirtildi.

İsrail ordusu, İslam Devrim Muhafızları Ordusu'nun deniz biriminin, sivil gemilere yönelik saldırılardan, deniz yoluyla silah taşımacılığından ve bölgedeki İran destekli grupları finanse edip silahlandırmaktan sorumlu olduğunu belirtti. Açıklamada, karargahın hedef alınmasının Evrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nin komuta ve kontrol yeteneklerini zayıflattığı, İsrail'e karşı operasyonlar yürütme ve uluslararası ticaret yollarını ve seyrüsefer özgürlüğünü tehdit etme kabiliyetini sınırladığı ifade edildi.