İsrail neden savaşın başına, Gazze'ye yönelik saldırılarına geri döndü?

Analistlere göre çatışmaların yeniden başlaması, müzakerelerin hızlanması ya da Gazze'deki rehinelerin serbest bırakılması için bir fırsat olabilir

İsrail tankları Gazze sınırında ilerlerken arka planda Gazze Şeridi'ndeki tüm mahalleler görülüyor (AFP)
İsrail tankları Gazze sınırında ilerlerken arka planda Gazze Şeridi'ndeki tüm mahalleler görülüyor (AFP)
TT

İsrail neden savaşın başına, Gazze'ye yönelik saldırılarına geri döndü?

İsrail tankları Gazze sınırında ilerlerken arka planda Gazze Şeridi'ndeki tüm mahalleler görülüyor (AFP)
İsrail tankları Gazze sınırında ilerlerken arka planda Gazze Şeridi'ndeki tüm mahalleler görülüyor (AFP)

Emel Şehade

İsrail, Gazze Şeridi’nde Hamas Hareketi ile varılan ve iki ay süren ateşkesin ardından Gazze’ye yeniden ve yoğun bir şekilde saldırdı. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir tarafından güvenlik birimlerinin onayıyla hazırlanan ve cumartesi akşamı hükümet tarafından görüşülen plana göre bu hafta Gazze Şeridi’nde yeni bir kara saldırısı başladı.

Havadan ve denizden yoğun bombardımanla başlayan plan, kısa süre sonra kara operasyonuna geçerek Netzarim Koridoru’nun yeniden ele geçirilmesini, operasyonun kapsamının Refah'a doğru genişletilmesini ve Selahaddin Caddesi'nin kapatılarak Gazze Şeridi'nin kuzeyi ile güneyinin birbirinden ayrılmasını sağladı. Planın sonraki aşamalarına göre Hamas liderlerinin bulunduğu karargâhlar başta olmak üzere hedefleri vurmak ve Hamas’ın askeri kabiliyetlerini zayıflatmak için kara birlikleri aynı anda büyük yerlerde yoğun olarak konuşlandırılacak. İsrail'in tahminlerine göre Hamas'ın 20 bin üyesi ve büyük miktarda silah ve askeri teçhizatı bulunuyor.

İsrail ordusu, ‘8. Emir’ olarak bilinen ilk aşamada on binlerce yedek askeri göreve çağırarak hükümet tarafından görüşülecek olan planın sonraki aşamalarını önceden haber verdi. Hava savunma sistemi için hazır olması talimatı verildi. Başta Demir Kubbe olmak üzere İsrail’in hava savunma sistemleri üzerinde testler yapıldı.

Çoklu cepheler

İsrail güvenlik birimleri, Yemen’deki Husilerin roketli saldırılarının ardından Gazze’deki savaşa başka cephelerden misilleme yapılması olasılığını ele aldılar. İsrail ordusu, Hermon Dağı'nın Suriye'ye doğru en ucundan Lübnan sınırının en ucuna, Ürdün sınırı boyunca doğuya ve Mısır sınırına doğru güneye kadar çeşitli cephelerde alarm ve hazırlık durumunu yükseltti.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Gazze Şeridi'ni yok etmeye ve Gazzelilerin buradan çıkarılmasına en sert şekilde devam etme sözü vererek, “Rehineler serbest bırakılmazsa tüm bedeli ödeyeceksiniz” diye tehdit etti.

scdfrgt
İsrail güçleri, Selahaddin Caddesi'ni kapatarak Gazze Şeridi'nin kuzeyi ile güneyini birbirinden ayırdı (AFP)

Ancak Gazze halkına vurulan en güçlü darbe, daha önce Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'e verdiği, ateşkesin ikinci aşamasına ilişkin müzakerelere gitmeme ve İsrail'in bir buçuk yılı aşkın bir süre önce Gazze’deki savaş için belirlediği hedeflerle aynı olan hedeflere ulaşana kadar savaşa devam etme sözünü yerine getirerek saldırı kararı alan Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinin Gazze Şeridi'ne yönelik oyununun kurallarının değişmeye başlaması oldu.

Kademeli baskı stratejisi

İsrail ordusu, kara operasyonun ilk aşamasına ilişkin plana göre Gazze'nin derinliklerine ilerledi ve hedefleri adım adım gerçekleştirdi. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre İsrail, ilk aşamada Gazze’yi çevreleyen koruma alanındaki kontrolünü genişletirken daha sonra sınıra yakın bölgelerde yoğunlaşarak Gazze Şeridi'nin merkezinde ve güneyinde Netzarim Koridoru’nun ortasına kadar ulaştı.

İsrail ordusunun Golani Tugayı operasyonlarını yoğunlaştırmak için hazırlığını tamamladı. Esir takası anlaşması müzakerelerinde ilerleme olup olmamasına göre plan hakkında kararın verildiği dünkü toplantının ardından hükümetten gelecek yeni talimatlar beklenirken operasyonların Gazze Şeridi’nin güneyinde yoğunlaştırılması kararlaştırıldı.

Rehineler için ölüm fermanı

İsrail güvenlik birimlerinin üst düzey yetkilileri yaptıkları açıklamalarda, İsrail ordusunun salı gecesi Hamas'a yönelik acımasız ve ani saldırısının olumlu gelişmelere yol açtığını söylediler. Onlara göre saldırılar Hamas’ı rehineleri serbest bırakmayı kabul etmeye iterken arabulucuların Hamas’ı yeniden müzakere masasına geri getirmeye çabalarını artırdı. İsrail’in başlattığı saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un yaklaşımına geri dönülmesine ve ABD'nin rehine işlerinden sorumlu temsilcisi Adam Boehler'in İsrail tarafından reddedilen yaklaşımının sona ermesine katkıda bulundu. Boehler’in yaklaşımına göre Hamas, uzun süreli bir ateşkes karşılığında sadece ABD vatandaşı olan İsrail askeri Aidan Alexander'ın yanı sıra dört çifte vatandaşın naaşlarını teslim edecekti.

csdfrg
İsrail'de savaşın yeniden başlamasına karşı protestolar aralıksız olarak devam ediyor (AFP)

Muhalefet partilerinin liderleri ve muhalif siyasetçiler, İsrail tarafından Gazze'ye karşı yeniden başlayan savaşın Itamar Ben-Gvir'i hükümete geri döndürmeyi amaçladığını vurgularken Netanyahu, Hamas'ın müzakerelerdeki tutumunu sertleştirmesinin ardından güvenlik birimlerinin liderlerinin savaşı onayladıklarını ve desteklediklerini düşünüyor. Özellikle İsrail'in iç istihbarat teşkilatı Şin Bet'in başkanı Ronen Bar’ın hakkındaki görevden alma kararından bir gün sonra savaşı onayladığına ve desteklediğine dikkati çeken Netanyahu'ya göre bu durum, savaşın gerekli olduğunu ve siyasi bir hamle olmadığını teyit ediyor.

Netanyahu tarafından esir takası anlaşması müzakere heyetinden çıkarılan Yedek General Nitzan Alon'un da Hamas'ı İsrail'in koşullarını kabul etmeye ve rehineleri serbest bırakmaya zorlamak için Gazze'ye savaş açılmasını desteklediği, kapalı kapılar ardında yapılan toplantılardan sızdırılan bilgiler arasındaydı.

Öte yandan İsrail, ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasını müzakere etmeyi reddederken Witkoff'un savaş tamamen durmasa bile ateşkesin ilk aşamasında halen hayatta olan rehinelerin ve ölenlerin yarısının serbest bırakılması önerisini uygulamakta ısrar etti. Ancak bu öneri İsrail içinde anlaşmazlıklara ve tartışmalara yol açtı.

İsrail’deki Rehine Aileleri Forumu üyelerinin yanı sıra esir takası anlaşması yapılması ve savaşa son verilmesi çağrısında bulunan protesto gösterilerinin organizatörleri, İsrail'in şartlarını kabul etmesi ve bir esir takası anlaşması yapması için Hamas üzerindeki baskıyı arttırma bahanesiyle savaşa girme kararını Gazze'de geriye kalan 24 rehine için verilmiş bir ölüm fermanı olarak değerlendirdiler.

“Netanyahu'nun demagojisi”

İsrail Hava Savunma Kuvvetleri eski komutanı Tzvika Haimovich, askeri baskı bahanesiyle savaşın yeniden başlatılmasını ‘demagoji’ olarak nitelendirdi.

Haimovich, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Üç gündür süren savaşa bakıp bu hükümetin nasıl bir demagojiye başvurduğunu anlamaya çalışıyorum. Bizi bu savaşın rehineleri geri almak için gerekli olduğuna ve rehinlerin geri dönmesinin tek yolunun Hamas'a askeri baskı yapmak olduğuna ikna etmeye çalışıyor. Rehineleri geri almak isteyenlerin savaşı yeniden başlatmalarına gerek yoktu. İkinci aşama için müzakerelerin anlaşmanın 16’ncı gününde başlaması gerektiğine dair bir anlaşma imzaladık. Ancak Netanyahu’nun tüm rehinelerin geri alınmasını ve savaşın sona ermesini sağlayacak olan ikinci aşamaya yönelik müzakerelere geçmeyi reddetmesiyle anlaşmayı bozan biz olduk.”

Müzakereleri aksatan ve devam etmesini engelleyenin İsrail tarafının anlaşmaya uymaması olduğunu vurgulayan Haimovich, “Bugün hükümetin, rehinelerin tamamını değil, bir kısmını geri alacağımız müzakereler için bizim de ağır bedeller ödeyeceğimiz bir savaşa geri döndük. Gerçek bu ve hükümetin bu savaşı meşrulaştırmaya yönelik demagojileri karar vericilerimizin masalarından tamamen kaldırılmalı” ifadelerini kullandı.

Bütçenin onaylanması

İsrailli yazar ve siyasi analist Ephraim Ganor, bu saldırının asıl amacının Hamas'tan kurtulmak değil, bütçenin geçmesini sağlamak olduğunu savundu. Hamas’tan kurtulmak için kökünün kazınması gerektiğini, bunun için de öncelikle otoriter bir yapı ve Gazze Şeridi'nde hayatı yöneten bir organ olarak ortadan kaldırılması gerektiğini belirten Ganor, “Ne yazık ki bu hükümet felç olmuş haliyle bunu gerçekleştiremedi. Ani saldırı, Hamas'ın ortadan kaldırılmasına değil, sadece mart ayı bitmeden onaylanması gereken devlet bütçesinin onaylanmasına ve seçimlerin engellenmesine yol açacak. Saldırı, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve hükümet koalisyonuna geri dönen ve şimdi bütçedeki önemli payına katkıda bulunacak olan Itamar Ben-Gvir'in kaprislerini tatmin etmek için tasarlandı” yorumunda bulundu.

sdfrgtyh
Eşyalarıyla birlikte Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Lahiye'den kaçan Filistinliler (AFP)

Bu ani saldırının Gazze'de bugüne kadar hayatta kalmayı başaran rehineleri ciddi şekilde tehlikeye atacağı uyarısında bulunan Ganor, “Zor kullanarak rehineleri geri getirmenin mümkün olmayacağını çoktan öğrendik. Ani bir hava saldırısı ya da yeni bir kara operasyonula Hamas'ı bitirip rehineleri geri getireceğimizi sananlar henüz Hamas'ın kim olduğunu öğrenemedi” diye konuştu.

Üç senaryo

Öte yandan İsrailli siyaset bilimci Avi Shilon, rehineler meselesinin kamuoyundaki tartışmaların merkezinde yer almasına rağmen, Gazze'de çatışmaların yeniden başlamasının gerçek hikayesinin bir parçası olmaya devam ettiğini söyledi. Savaşın sona ermesinin ertesi günü, Hamas askeri olarak yenilirse ne olacağını ve Gazze'de kimin hüküm süreceğini soran Shilon, “Bize, rehinelerin Gazze'nin geleceğine ilişkin devam eden müzakerelerde sadece bir kart olduğu söylemiyorlar” dedi.

İsrail'in önünde üç senaryo olduğunu vurgulayan Shilon, bunlardan birincisinin Hamas’ın zayıf olmasına rağmen kontrolü elinde tutarken rehinlerin salıverilmesi karşılığında gerektiğinde onlara saldırmanın her zaman mümkün olacağı değerlendirmesine dayanacak şekilde Gazze'yi terk etmesi, ikincisinin Mısır ve Arap ülkeleriyle Gazze Şeridi'nde Hamas'ın hüküm sürmediği, ama tamamen de teslim olmadığı bir siyasi çözümü görüşmek ve karşılığında rehinelerin serbest bırakılmasının yanı sıra Gazze Şeridi'nde Hamas'ın katılmadığı bir Filistin-Arap yönetiminin olduğu daha iyi bir geleceğe kapının aralanması ve üçüncüsünün de Gazze Şeridi'ni işgal edip, orayı kontrol etmeye  devam ederken bu amaç uğruna rehineleri feda ettiğini kabul etmesi olduğunu söyledi.



Tahran’dan Pakistanlı arabulucuya: Yedi şart yerine getirilmeden Washington’a güven yok

İran Parlamentosu’nun internet sitesinde yayımlanan, Kalibaf ile Asım Münir’in salı günü Tahran’daki görüşmesinden bir fotoğraf.
İran Parlamentosu’nun internet sitesinde yayımlanan, Kalibaf ile Asım Münir’in salı günü Tahran’daki görüşmesinden bir fotoğraf.
TT

Tahran’dan Pakistanlı arabulucuya: Yedi şart yerine getirilmeden Washington’a güven yok

İran Parlamentosu’nun internet sitesinde yayımlanan, Kalibaf ile Asım Münir’in salı günü Tahran’daki görüşmesinden bir fotoğraf.
İran Parlamentosu’nun internet sitesinde yayımlanan, Kalibaf ile Asım Münir’in salı günü Tahran’daki görüşmesinden bir fotoğraf.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, salı günü Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir’e, ABD’nin Tahran’ın güvenini ancak İran’ın New York’ta sunduğu yedi şartı yerine getirmesi halinde kazanabileceğini söyledi.

Kalibaf, akşam saatlerinde İran Meclisi’nde Münir ile yaptığı görüşmede, “Yeni bir söyleyecek sözümüz yok. ABD, yedi şartı yerine getirmeden İran’ın güvenini kazanamaz” dedi.

Üst düzey askeri ve diplomatik bir heyete başkanlık eden Münir, öğleden sonra İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile de bir araya geldi. İran medyasına göre görüşmede ikili ilişkiler, bölgesel gelişmeler ve “arabuluculuk girişimleri” ele alındı.

Kalibaf, İslamabad’daki müzakereler sırasında ABD Başkan Yardımcısı J. D. Vance’e, İslam Devrimi öncesi ve sonrasında ABD’nin İran’a yönelik uzun süredir devam eden olumsuz uygulamalarının Tahran’ı ABD’ye karşı “güven eksikliğinin zirvesine” taşıdığını açıkça ilettiğini söyledi.

Kalibaf, Trump yönetiminin İslamabad Mutabakatı’nı ihlal etmesinin ve tekrarlanan tehditlerinin güvensizliği daha da derinleştirdiğini belirtti. Kalibaf, “Savaş yanlısı değiliz ancak vatanımızı ve ulusal onurumuzu savunmaya tamamen hazırız. Tehditler ve askeri hamleler, İslam Cumhuriyeti’nin stratejik kararlarını etkileyemez” ifadelerini kullandı.

ABD’nin yanlış hesapları ve İran’a karşı yürüttüğü savaşla “bataklığa saplandığını” söyleyen Kalibaf, Washington’ın “buradan çıkmak için gerekli adımları atması gerektiğini” ifade etti.

Kalibaf, Pakistan hükümetine ve halkına, “savaş ve müzakere sürecinde” İran’ın yanında durduğu için teşekkür etti.

Kalibaf’ın ofisi tarafından yayımlanan açıklamada, Münir’in Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Ulusal Meclis Başkanı Ayaz Sadık’ın selamlarını ilettiği ve iki ülke arasındaki iş birliğinin sürdürülmesi çağrısında bulunduğu belirtildi. Kalibaf’ın sınırdaki hareketlilikle ilgili sorusuna yanıt veren Münir ise sınır sorunlarının geçici ve teknik nitelikte olduğunu ve sınırın bugün itibarıyla açıldığını söyledi.

cdgh
İran Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan, Pezeşkiyan’ın Asım Münir başkanlığındaki Pakistan heyetini salı günü Tahran’da kabulünden bir fotoğraf.

İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai ise Münir’i kabulünde, “İran’dan bir gram dahi zenginleştirilmiş nükleer madde çıkmayacağını” söyledi. Rızai, bu maddelerin İranlıların ülkede kullanmak üzere sahip olduğu büyük bir sermaye ve ulusal servet olduğunu belirtti.

Rızai, İran halkı ve yetkililerinin birlik içinde ve tek sesle, ABD güven tesis etmediği sürece müzakere yapılmayacağı konusunda uzlaştığını belirterek, güven inşasının ilk adımının İran’ın şartlarının yerine getirilmesi olduğunu söyledi.

Washington’da kararı kim veriyor?

İran Devrim Muhafızları’na bağlı Tesnim Haber Ajansı, üst düzey bir İranlı güvenlik kaynağının, müzakerelerin önündeki başlıca engellerden birinin ABD yönetiminde nihai karar alma yetkisinin kimde olduğunun belirsizliği olduğunu söylediğini aktardı.

Kaynak, kararın Başkan Yardımcısı J. D. Vance’in mi, Özel Temsilci Steve Witkoff’un mu, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun mu yoksa Jared Kushner’ın mı elinde olduğunun net olmadığını belirtti.

Kaynak, ABD’de seçimler öncesinde yaşanan siyasi rekabet ve iç anlaşmazlıkların yanı sıra bu belirsizliğin arabuluculuk ve mesaj alışverişini önemli ölçüde karmaşıklaştırdığını ve çıkmazın sürmesine katkıda bulunduğunu ifade etti.

Farklı anlatımlar

İranlı yetkililerin Münir’in ziyaretinin amacı konusunda farklı açıklamalar yapması dikkat çekti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ziyaretin nedeninden haberdar olmadığını belirterek, “Kendisiyle görüşüp hangi konuları ele alacağımızı görmemiz gerekiyor” dedi.

Tesnim daha önce Pakistan’ın Tahran ile Washington arasındaki arabulucu rolünün ziyaretin gündem maddelerinden biri olduğunu bildirmişti. Ancak Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü Hasan Kuşçavi, ziyaretin İran İçişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde gerçekleştiğini ve arabuluculuk ya da Hürmüz mücadelesine ilişkin yeni girişimlerden bağımsız olarak ikili ilişkiler, sınır iş birliğinin güçlendirilmesi ve komşuluk ilişkileriyle sınırlı olduğunu söyledi.

Kuşçavi, nükleer dosyanın diplomatik gündemde yer aldığını da reddederek, “Şu anda nükleer dosyayla ilgili herhangi bir müzakere bulunmuyor” dedi. İran diplomasisinin “ilk istişareler aşamasını geride bıraktığını” belirten Kuşçavi, nihai kararın karşı tarafta olduğunu söyledi.

Fars Haber Ajansı ise ismini açıklamadığı bir kaynağa dayandırdığı haberinde, ziyaretin pazar akşamına kadar neredeyse ihtimal dışı olduğunu, ancak ziyaret kararının pazartesi öğle saatlerinde ani şekilde kesinleştiğini bildirdi. Ajans, kararın petrol fiyatlarının varil başına 110 dolara yükseldiği sırada alındığına dikkat çekti.

Ajans ayrıca, daha önce diğer arabulucuların gerçekleştirdiği ziyaretlerin petrol fiyatlarının düşmesine zemin hazırladığını ancak müzakerelerde somut bir ilerleme sağlanamadığını belirtti.

Pakistan’ın arabuluculuğu

Ziyaret öncesinde iki ülke yetkilileri arasında son günlerde telefon görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmelerde daha fazla tırmanmanın önlenmesi, boğazın yeniden açılması ve çatışmanın mümkün olan en kısa sürede sona erdirilmesi üzerinde duruldu.

Pakistan, Katar’ın da katılımıyla Washington ve Tahran arasında 18 Haziran’da imzalanan 14 maddelik mutabakat zaptına arabuluculuk etmişti. Ancak anlaşma, İran’ın Hürmüz’de gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlatması ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılar düzenlemesinin ardından temmuz ayında çökmüştü.

Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, pazartesi günü Doha’da düzenlenen Dünya Güvenlik Forumu’nda ülkesinin arabuluculuk çabalarından “hiçbir zaman vazgeçmediğini” söyledi.

Nakvi, “Gerilimin çok yüksek seviyelere ulaştığı anlar oldu ancak pes etmedik. Konuşmaya, dinlemeye ve güven inşa etmek için çalışmaya devam ettik” dedi.

Nakvi, Münir ile Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin mutabakatın imzalanmasının ardından İsviçre’deki Luzern Gölü Zirvesi sırasında “tek bir mola vermeden 16 saatten fazla” çalıştığını söyledi.

Nakvi, “Savaşları durdurmanın bize mal edilmesini istemiyoruz. Savaşların başlamadığı bir gelecek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

İran medyası, yetkililere dayandırdığı haberlerde Pakistan’ın hâlâ başlıca arabulucu olduğunu ve iki taraf arasındaki mesajların Pakistanlı yetkililer üzerinden, ardından Katar aracılığıyla iletildiğini bildirdi.

Münir’in Tahran’a son ziyareti 24 Ağustos’ta gerçekleşmişti. Ziyaret, içeriği açıklanmayan bir telefon görüşmesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirilmişti. Pakistan ordusu, söz konusu görevin çatışmaya “barışçıl, kalıcı ve kapsamlı bir çözüm” bulmayı amaçladığını açıklamıştı.

Münir, o dönemde Kalibaf ile görüşmüş, Kalibaf Washington’ı mutabakat kapsamındaki taahhütlerini “defalarca” ihlal etmekle suçlamış ve “Tahran’ın baskılar karşısında tutumunu değiştirmeyeceğini” söylemişti. Münir ayrıca Rızai ile görüşmüş, Rızai de Tahran’ın “ABD’ye güvenmediğini” ifade etmişti.

Pakistanlı kaynaklar o dönemde Münir’in ziyaretinin Washington ile Tahran arasındaki “güven krizini” azaltmayı amaçladığını belirtmişti.

Hürmüz şartları

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazar günü ülkesinin Hürmüz Boğazı’nı yedi gün içinde açma teklifinin “hâlâ masada olduğunu” söyledi. Arakçi, Washington’ın İran’ın şartlarını kabul etmesi halinde boğazın altıncı gün açılacağını ve müzakerelerin yedinci gün yeniden başlayacağını belirtti.

İran, öneriyi eylül ayının ortasında sunmuş ve daha sonra ABD’den yanıt aldığını kabul etmişti. Ancak Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, geçen hafta Washington’ın yedi şartın tamamına yanıt vermemesi nedeniyle müzakerelerin tıkandığını söyledi.

Şartlar arasında, diğer taleplerin yanı sıra ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasını kaldırması, petrol ihracatına yönelik yaptırımları iptal etmesi ve bölgedeki tüm cephelerde çatışmaları durdurması bulunuyor.

Washington ise müzakerelerin başından bu yana nükleer dosyanın gündeme alınmasında ısrar ediyor. Vance, bu ayın başlarında savaşı sona erdirmek için Tahran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesini “somut” biçimde azaltması gerektiğini söylemişti. Tahran ise ilk aşamanın Hürmüz Boğazı’nın açılmasına odaklanmasını istiyor.

Ziyaret, gemilere yönelik saldırıların arttığı bir dönemde gerçekleşti. Devrim Muhafızları salı günü, iki petrol tankerinin İran mayınlarına çarpmasının ardından boğazın güneyinde alev aldığını ve kullanılamaz hale geldiğini açıkladı. Devrim Muhafızları ayrıca bir ABD insansız hava aracını düşürdüğünü bildirdi. ABD ordusundan ise konuya ilişkin açıklama gelmedi.

İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu, pazar günü boğazda en az üç geminin kimliği belirsiz mermilerle saldırıya uğradığını bildirdi. ABD merkezli Savaş Çalışmaları Enstitüsü ise İran’ın gemiden gemiye petrol transferi gerçekleştiren gemileri hedef alıyor gibi göründüğünü belirtti.

ABD saldırılarının eylül başından bu yana durmuş olmasına rağmen Bekayi, savaşın yeniden başlaması ihtimali konusunda, “Bu ihtimalle gece gündüz yaşıyoruz ve şu anda konuştuğumuz anda bile bunu göz ardı edemeyiz” dedi.


Witkoff ve Kushner, Oslo’da Ukrayna konulu görüşmelere katılacak

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Eylül 2026 (Reuters)
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Eylül 2026 (Reuters)
TT

Witkoff ve Kushner, Oslo’da Ukrayna konulu görüşmelere katılacak

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Eylül 2026 (Reuters)
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Eylül 2026 (Reuters)

Norveç hükümeti, ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un bugün Oslo’ya gelerek Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile Norveç ve Finlandiya liderlerinin katılacağı görüşmelere iştirak edeceğini, Jared Kushner’ın ise toplantıya uzaktan katılacağını açıkladı.

Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store yaptığı açıklamada, “Ukrayna, ABD’li özel temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’dan toplantılara katılmalarını istedi. Katılımlarından memnuniyet duyuyorum. Daha önce birçok ülkede diplomatik çabalar yürütüldü. Norveç ve Finlandiya olarak bu çalışmaları sürdürmekten memnuniyet duyuyoruz. Amaç, diplomatik çabaları daha yapıcı bir sürece yönlendirmek” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, Oslo ziyareti sırasında Norveç Kralı ile de görüşecek ve parlamentoyu ziyaret edecek.

Axios haber sitesi daha önce Witkoff’un Ukrayna ve Rusya’dan yetkililerle görüşmek üzere bu hafta Avrupa’ya gideceğini bildirmişti. Siteye konuşan ve adı açıklanmayan bir ABD’li yetkili, “Görüşmelerde Ukrayna, Avrupalı müttefikleri ve ABD bir araya gelerek Rusya’ya sunulacak bir barış önerisi geliştirmeye çalışacak” dedi.

Yetkili, Witkoff’un ziyaretine Oslo’dan başlamasının beklendiğini, burada Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ve Norveç Başbakanı Jonas Gahr Store’la görüşeceğini belirtti.

Toplantıya ayrıca Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve Polonya’dan temsilcilerin yanı sıra NATO yetkilileri ve diğer Avrupalı yetkililer de katılacak.

Yetkili, Witkoff’un daha sonra Rusya’ya gitmeyi planladığını belirterek, “Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmeyi ve bazı fikirleri gündeme getirmeyi umuyor” dedi.

Beyaz Saray ise AFP’nin yorum ve söz konusu bilgilerin doğrulanmasına ilişkin talebine henüz yanıt vermedi.

Zelenskiy ile Rubio arasındaki görüşme

Ukrayna Devlet Başkanı, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile hava savunması ve uydu iletişimi konularına odaklanan ‘verimli’ bir görüşme gerçekleştirdiğini söyledi.

Zelenskiy, X platformundaki paylaşımında, görüşmede balistik füze önleme sistemlerinin, Rusya’nın balistik füze saldırılarına karşı erken uyarı mekanizmalarının ve Starlink ile Starshield uydu hizmetlerinin mevcut durumunun ele alındığını belirtti. Zelenskiy, söz konusu uydu hizmetleriyle ilgili olarak “Eski durumlarına döndürülmeleri gerekiyor” ifadesini kullandı.


Trump: Eğer Demokratlar kazanırsa ABD de Fransa gibi yanacak

ABD Başkanı Donald Trump, Heartland Credit Union Arena’da düzenlenen seçim mitinginde konuşuyor. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Heartland Credit Union Arena’da düzenlenen seçim mitinginde konuşuyor. (AFP)
TT

Trump: Eğer Demokratlar kazanırsa ABD de Fransa gibi yanacak

ABD Başkanı Donald Trump, Heartland Credit Union Arena’da düzenlenen seçim mitinginde konuşuyor. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Heartland Credit Union Arena’da düzenlenen seçim mitinginde konuşuyor. (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Cumhuriyetçilerin uzun süredir elinde tuttuğu ancak siyasi rakiplerinin lehine dönme riski taşıyan Kansas eyaletindeki Senato koltuğunu koruma mücadelesinde, Fransa’da yaşanan şiddetli huzursuzlukları Demokratlara karşı bir argüman olarak kullandı.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, Trump’ın mevcut Cumhuriyetçi aday Roger Marshall’ı desteklemek amacıyla düzenlediği miting, İran savaşı ve yükselen fiyatlar nedeniyle seçmenlerin yaşadığı hayal kırıklığının ortasında Cumhuriyetçi adayların savunmada kaldığı muhafazakâr eyaletlere ulaşma çabalarının son halkası oldu.

Trump, “Sizi seviyorum Kansaslılar, fakat ben buraya Roger Marshall adındaki bir adam için geldim” ifadelerini kullandı.

Seçim söylemlerine yeni bir boyut ekleyen Trump, Cumhuriyetçilerin kazanmaması halinde Fransa’daki geniş çaplı protestoların ABD’de de patlak verebileceği bir senaryoya işaret etti. Trump, bu iddiasına ilişkin herhangi bir kanıt sunmadı.

Fransa’da son günlerde, hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerinin yetersiz finansmanı nedeniyle düzenlenen kitlesel protestoların yağma ve arbedeye dönüşmesiyle son yılların en şiddetli huzursuzluk dalgası yaşandı.

Trump’ın kendisi de ABD’de mal ve hizmetlerin makul fiyatlarla sunulması konusunda zorluklarla karşı karşıya bulunuyor.

Trump, başkanlık kampanyalarını alevlendirmek için daha önce kullandığı göçmen ve Müslüman karşıtı söylemlere yeniden başvurdu.

Trump konuşmasında, “Bu ülkede buna izin vermeyeceğiz. Kilise kulelerinin yandığını ve Fransa’nın alevler içinde kaldığını gördüğünüzde, Demokratların ABD’ye yapmak istediği şeyin tam olarak bu olduğunu unutmayın” dedi.

cdfgthy
ABD Başkanı Donald Trump, Kansas’ta düzenlenen bir seçim mitinginde Cumhuriyetçi Senato adayı Roger Marshall’ın konuşmasını dinliyor. (Reuters)

Sivil haklar savunucuları, Trump’ı yıllardır göçmenleri ve etnik azınlıkları hedef alan ve onlarla alay eden söylemleri nedeniyle sık sık eleştiriyor. Sivil toplum kuruluşları, bu tür söylemlerin bu gruplara yönelik ayrımcı tutumları sıradanlaştırdığını belirtiyor.

Kansas eyaleti, Trump’ın 2024 seçimlerinde 16 puan farkla kazandığı ve 94 yıldır ABD Senatosu’na hiçbir Demokratı seçmeyen bir eyalet konumunda bulunuyor.

Senato’da ilk dönemini dolduran Senatör Marshall, Demokrat Parti’nin adayı Adam Hamilton ile başa baş bir yarış yürütüyor. Büyük bir Metodist kilisesinin kurucusu ve papazı olan Hamilton, Trump’ın gümrük vergisi programına ve Başkan’ın ‘istikrarsız liderliği’ olarak adlandırdığı tutumuna karşı çıktığını açıklayarak aday olmuştu.

Trump, Hamilton hakkında, “Sizin beyaz olarak doğduğunuz için tövbe etmenizi istiyor” ifadesini kullandı.

Marshall ise kalabalığa hitabında seçim vaatlerini ‘radikal İslam’ın’ durdurulması gibi kültürel konulara odakladı. Hamilton’ı LGBT+ onur yürüyüşlerini desteklediği gerekçesiyle Kansas için ‘çok radikal’ olarak nitelendiren Marshall’ın bu sözleri kalabalık tarafından yuhalandı.

Yanıt olarak Hamilton’ın kampanya sözcüsü, Marshall’ın kampanyasının ‘çökmekte olduğunu’ ifade etti.

cvfbgh
ABD Başkanı Donald Trump dün, Kansas eyaletinin Park City kentinde Heartland Credit Union Arena’da düzenlenen seçim mitinginde, Kansas eyalet valiliği adayı Ty Masterson’la tokalaştı. (AP)

Dün yayımlanan bir videoda Hamilton, Trump’ı eyalette ağırlayarak Başkan’ın destekçilerine kendi seçim kampanyasında ‘yer olduğunu’ belirtti. Hamilton, mantıklı olduğu durumlarda Trump ile birlikte çalışacağını, ancak Washington politikalarının kırsaldaki çiftçilere ve hastanelere zarar vermesi halinde Kansas halkını savunacağını ekledi.

Reuters/Ipsos tarafından yapılan ve dün açıklanan son anket, Amerikalıların yüzde 31’inin Trump’ın görev performansını onayladığını gösterdi; bu oran, Başkan için rekor düzeydeki en düşük seviye oldu.

Demokratların, Cumhuriyetçilerin elindeki hassas çoğunluğu geri alabilmesi için hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da net dört sandalye kazanması gerekiyor. Temsilciler Meclisi’nde mevcut durum 214’e karşı 218 sandalye ile Cumhuriyetçilerin lehine bulunurken, Senato’da ise Cumhuriyetçilerin 53, Demokratların 47 sandalyesi bulunuyor.