Haiti'de silahlı çetelerin saldırısının ardından 500'den fazla mahkûm firar etti

Kenyalı bir asker başkent Port-au-Prince'in eteklerinde devriye geziyor (Arşiv - AP)
Kenyalı bir asker başkent Port-au-Prince'in eteklerinde devriye geziyor (Arşiv - AP)
TT

Haiti'de silahlı çetelerin saldırısının ardından 500'den fazla mahkûm firar etti

Kenyalı bir asker başkent Port-au-Prince'in eteklerinde devriye geziyor (Arşiv - AP)
Kenyalı bir asker başkent Port-au-Prince'in eteklerinde devriye geziyor (Arşiv - AP)

Haitili yetkililer dün yaptıkları açıklamada, silahlı çetelerin başkent Port-au-Prince'in kuzeydoğusundaki şehrin büyük bölümünün kontrolünü ele geçirmesinin ardından 500'den fazla mahkûmun Mirebalais cezaevinden kaçtığını söyledi.

Bölgesel hükümet temsilcisi Frédéric Ossian AFP'ye yaptığı açıklamada, pazar gecesi ve pazartesi günü polis karakolu ve cezaevini hedef alan saldırının 529 mahkûmun kaçmasına yol açtığını söyledi. Ossian, yetersiz sayıda polisin merkezden kaçarak saldırganların mahkumları serbest bırakmasına izin verdiğini belirtti.

Ossian, saldırganların başkentten yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki kentte tahribat yarattığını, askeri takviye kuvvetlerinin onları püskürtmek için gelmeden önce “yerel halk arasında ölümler ve yaralanmalar olduğunu” belirtti. Şarku’l Avsat’ın AFP'den aktardığına göre Ossian, Mirebalais'in 100 bin kişilik nüfusunun binlercesinin komşu kasabalara sığındığını ve kentte şu anda saldırganlarla güvenlik güçleri arasında silahlı çatışmaların yaşandığını belirtti.

Ossian, “Saldırganlar bölgedeki devlet lisesinin kontrolünü ele geçirdi. Durum çok karmaşık. Şehrin kontrolünü kaybetme riskiyle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. Yoksul bir Karayip ülkesi olan Haiti, silahlı çete şiddeti ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşuyor.



Trump, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'nın adını "ICE"den "NES"e değiştirmeyi hedefliyor

İngiltere Kralı III. Charles ve Kraliçe Camilla'nın ABD başkenti Washington'a gelişinden önce, Beyaz Saray yakınlarındaki kapalı yolda polis memurları, 27 Nisan 2026 (AFP)
İngiltere Kralı III. Charles ve Kraliçe Camilla'nın ABD başkenti Washington'a gelişinden önce, Beyaz Saray yakınlarındaki kapalı yolda polis memurları, 27 Nisan 2026 (AFP)
TT

Trump, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'nın adını "ICE"den "NES"e değiştirmeyi hedefliyor

İngiltere Kralı III. Charles ve Kraliçe Camilla'nın ABD başkenti Washington'a gelişinden önce, Beyaz Saray yakınlarındaki kapalı yolda polis memurları, 27 Nisan 2026 (AFP)
İngiltere Kralı III. Charles ve Kraliçe Camilla'nın ABD başkenti Washington'a gelişinden önce, Beyaz Saray yakınlarındaki kapalı yolda polis memurları, 27 Nisan 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, tartışmalı Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin adının değiştirilmesi fikrine destek verdi. Kurumun İngilizce kısaltması olan “ICE” yerine “NICE” adının kullanılmasını önerdi.

Trump’ın sözcüsü Karoline Leavitt, dün X üzerinden yaptığı paylaşımda isim değişikliğine işaret etti. Bu gelişme, Trump’ın Truth Social platformunda muhafazakâr influencer Alyssa Marie tarafından yapılan bir öneriyi paylaşmasının asonrasında geldi. Söz konusu öneride, kurumun mevcut adına “ulusal” kelimesinin eklenmesi teklif edildi.

Bu eklemeyle birlikte kısaltmanın “ICE” (İngilizcede “buz”) yerine “NICE” (İngilizcede “iyi, hoş”) şeklinde değişeceği belirtildi. Trump, öneriye “Harika fikir!!! Yapın bunu” sözleriyle destek verdi.

Söz konusu değişikliğin resmî olarak hayata geçirilip geçirilemeyeceği ise henüz netlik kazanmadı. Zira Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi, ABD İç Güvenlik Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteriyor.


Katz: Naim Kasım, Hizbullah'ı ve tüm Lübnan'ı yakacak bir ateşle oynuyor

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
TT

Katz: Naim Kasım, Hizbullah'ı ve tüm Lübnan'ı yakacak bir ateşle oynuyor

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz (DPA)

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, yaptığı açıklamada, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın “ateşle oynadığını” belirterek, bunun “Hizbullah’ı ve tüm Lübnan’ı yakacağı” uyarısında bulundu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Yisrael Katz, bu sözleri, Naim Kasım’ın iki ülke arasında müzakereleri reddeden ve İsrail saldırılarına karşılık vermeyi sürdüreceklerini söyleyen açıklamalarının ardından dile getirdi.

Bakan Katz, BM’nin Lübnan’daki özel koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert ile yaptığı görüşmede, “Naim Kasım ateşle oynuyor ve bu ateş Hizbullah’ı ve tüm Lübnan’ı yakacak” ifadesini kullandı. İsrail Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, Katz ayrıca Lübnan hükümeti terör örgütünün (Hizbullah) kanatları altında saklanmaya devam ederse, ateş patlayacak ve Lübnan'ın sedir ağaçlarını yakacak" dedi.

Katz sözlerine şöyle sürdürdü: “Naim Kasım ateşle oynuyor ve (Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph) Avn ülkesinin geleceğiyle kumar oynuyor. İsrail güçlerine ve Celile’deki yerleşimlere yönelik saldırılar sürdükçe, Lübnan’da ateşkes sağlanması mümkün olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 21 Nisan 2026'da Kudüs'te düzenlenen bir etkinlikte (Reuters)İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 21 Nisan 2026'da Kudüs'te düzenlenen bir etkinlikte (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise dün yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın İsrail’e ve güney Lübnan’daki İsrail güçlerine yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarının daha fazla askeri müdahaleyi gerektirdiğini söyledi.

Netanyahu, ofisi tarafından yayımlanan açıklamada, “Hizbullah’ın iki temel tehdidi var: 122 mm roketler ve İHA’lar. Bu, operasyonel ve teknolojik bir bileşimi gerektiriyor” dedi.

Hizbullah lideri Naim Kasım daha önce yaptığı açıklamada, Lübnan makamlarının İsrail ile doğrudan müzakerelere girmesini “ciddi bir hata” olarak nitelendirmiş ve bunun ülkeyi “istikrarsızlık sarmalına” sürükleyeceği uyarısında bulunmuştu.

Buna karşılık Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, müzakerelerin amacının savaşın sona erdirilmesi olduğunu belirterek, ülkeyi savaşa sürükleyenlerin “ihanet” işlediğini söylemişti.

İsrail ile Hizbullah arasında son dönemde yaşanan çatışmaların ardından, iki ülkenin Washington’daki büyükelçileri onlarca yıl sonra ilk kez doğrudan görüşmeler gerçekleştirdi.

Lübnan makamları, ABD arabuluculuğunda yürütülen görüşmelerin amacının savaşın durdurulması, İsrail’in güney Lübnan’dan çekilmesi ve çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilen yüz binlerce kişinin geri dönmesi olduğunu belirtiyor.

Ateşkese rağmen İsrail’in özellikle güney Lübnan’da saldırılarını sürdürdüğü, bazı sınır bölgelerinde yıkım operasyonları gerçekleştirdiği ve “sarı hat” olarak adlandırılan bir sınır çizgisi oluşturduğu ifade ediliyor.

Buna karşılık Hizbullah da İsrail güçlerini hedef aldığını ve ateşkesi ihlal ettiği gerekçesiyle kuzey İsrail’e roket saldırıları düzenlediğini açıklıyor.


Rusya Savunma Bakanı, İran Savunma Bakan Yardımcısı ile görüştü

Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov (Reuters)
Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov (Reuters)
TT

Rusya Savunma Bakanı, İran Savunma Bakan Yardımcısı ile görüştü

Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov (Reuters)
Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov (Reuters)

Rus haber ajansı TASS’ın bildirdiğine göre Kırgızistan’ı ziyaret eden Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov, İran Savunma Bakan Yardımcısı Rıza Talaei ile görüştü.

Reuters haber ajansının aktardığına göre Andrey Belousov, İran’la yaşanan savaşın yalnızca diplomatik kanallar aracılığıyla çözülmesi gerektiğine dair Rusya’nın değişmeyen tutumunu yineleyerek, Moskova ile Tahran’ın birbirini desteklemeyi sürdüreceğine inandığını ifade etti.

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile dün Saint Petersburg’da yaptığı görüşmede, Moskova’nın Ortadoğu’da barışın sağlanmasına yardımcı olmak için elinden geleni yapacağını söyledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Abbas Arakçi ise Rusya’ya gelişinin hemen ardından, Islamabad’da yapılması planlanan ve savaşı sona erdirmeyi amaçlayan görüşmelerin başarısızlığından ABD’yi sorumlu tuttu. Buna karşın, Tahran ile Washington arasında ateşkesin hâlen yürürlükte olduğu bildirildi.

Rus resmi medyasına göre Vladimir Putin, Abbas Arakçi’ye hitaben, “Biz kendi açımızdan, sizin ve bölgedeki tüm halkların çıkarlarına hizmet edecek her şeyi yapacağız; böylece barış en kısa sürede sağlanabilir” ifadelerin kullnadı.