İran nükleer anlaşmayı müzakere ediyor ancak füzelere tutunuyor

"Snapback" mekanizması askeri bir saldırı olarak değerlendirildi

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Cenevre'de konuşuyor (Arşiv- EPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Cenevre'de konuşuyor (Arşiv- EPA)
TT

İran nükleer anlaşmayı müzakere ediyor ancak füzelere tutunuyor

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Cenevre'de konuşuyor (Arşiv- EPA)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Cenevre'de konuşuyor (Arşiv- EPA)

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ülkesinin nükleer programı konusunda müzakerelere dönme konusunda esneklik gösterirken, balistik füzeler konusundaki tutumunu sertleştirdi.

Arakçi dün yaptığı açıklamada, “Zenginleştirme İran için hem bir hak hem de bir ihtiyaçtır ve dengeli, karşılıklı ve garantili bir anlaşmanın parçası olarak müzakere edilebilir” dedi.

Balistik füze programıyla ilgili bir soru üzerine Arakçi, ülkesinin “İsrail ve ABD'nin sürekli tehditleri altında olduğu ve şu anda da bu ülkelerin saldırısı altında bulunduğu bir ortamda savunma kabiliyetlerinden vazgeçmeyi düşünmediğini” vurguladı. Arakçi, Batılılara, ülkesinin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan (NPT) çıkmayacağı güvencesini verdi.

Arakçi Batılılara ülkesinin NPT'den çıkmayacağı konusunda güvence verdi, ancak Avrupa'nın 2015 anlaşmasında öngörülen “Snapback” mekanizmasına başvurma tehdidi konusunda sertleşmiş görünüyordu ve uyarı tonunda şunları söyledi: “"Bu, askeri bir saldırıyla aynı etkiyi yaratacaktır."



Lula: Amerika, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere vergi koyarsa "korsan" olur

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (EPA)
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (EPA)
TT

Lula: Amerika, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere vergi koyarsa "korsan" olur

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (EPA)
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva (EPA)

Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, dün yaptığı açıklamada, ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilere vergi getirmesi halinde "korsana dönüşeceğini" söyledi. Lula'nın açıklaması, ABD Başkanı Donald Trump'ın daha önce gündeme getirdiği önerinin ardından geldi.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, boğazdan geçmek isteyen gemilerin taşıdığı yüklerin değerinin yüzde 20'sine denk gelen bir ücretin ABD tarafından tahsil edilmesini önerdi.

FŞarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Lula, São Paulo eyaletindeki São Caetano do Sul kentinde düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, "Geçmişte buna korsanlık denirdi" ifadelerini kullandı.

Lula, "ABD önemli bir ülkedir ve uzun süre korsanlıkla mücadele ettiğini düşünüyorum. Bugün korsanlar gibi hareket edemez" dedi.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de dün Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndan deniz yoluyla taşınan mallara ücret uygulanması önerisine yanıt verdi. Arakçi, İran'ın boğazın güvenliğinden sorumlu olduğunu ve olmaya devam edeceğini ifade etti.

Arakçi, X platformundaki paylaşımında, "ABD Başkanı tamamen haklı. Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemilerin güvenli geçişini sağlayan herkes bunun karşılığını almalıdır. İran her zaman boğazın koruyucusu olmuştur ve olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.

İranlı bakan, alaycı bir ifadeyle, "Açıkça görülüyor ki yüzde 20 oranı fazla yüksek. Adil davranacağız" dedi.

Trump, dün yaptığı açıklamada, Tahran'ın bu kritik su yolunu kapattığını açıklamasının ardından ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını yeniden uygulama ve Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan bütün mallardan yüzde 20 ücret alma kararı verdiğini söylemişti.

Trump, "Hürmüz Boğazı açık ve İran olsun ya da olmasın açık kalacak. İran'a yönelik ablukayı yeniden uygulayacağız" dedi.

ABD Başkanı ayrıca, "Amerika, dünyanın bu sorunlu bölgesinde güvenlik ve emniyeti sağlamak için gerekli tüm maliyetleri karşılamak amacıyla taşınan tüm yüklerden yüzde 20 pay alacak" ifadesini kullandı. Uygulamanın hemen başlayacağını belirten Trump, ayrıntı vermedi.

Trump daha önce Fox News kanalındaki "Fox & Friends" programına yaptığı telefon bağlantısında, ABD'nin büyük olasılıkla Hürmüz Boğazı'nı kontrol edeceğini ve yönetiminin yaptığı harcamalar için karşılık alması gerektiğini söyledi.

Trump, "Boğazı kontrol edeceğiz, belki de yöneteceğiz. Boğazın koruyucuları olacağız. Belki bize boğazın koruyucu meleği denir. Bunun karşılığında ödeme almalıyız" şeklinde konuşmuştu.


Trump deniz ablukasını yeniden yürürlüğe koydu... ve "geçiş ücretleri" tehdidinde bulundu

İran'ın güneyindeki Bender Abbas'ta demirleme noktasına yönelik ABD saldırılarını gösteren videodan (CENTCOM)
İran'ın güneyindeki Bender Abbas'ta demirleme noktasına yönelik ABD saldırılarını gösteren videodan (CENTCOM)
TT

Trump deniz ablukasını yeniden yürürlüğe koydu... ve "geçiş ücretleri" tehdidinde bulundu

İran'ın güneyindeki Bender Abbas'ta demirleme noktasına yönelik ABD saldırılarını gösteren videodan (CENTCOM)
İran'ın güneyindeki Bender Abbas'ta demirleme noktasına yönelik ABD saldırılarını gösteren videodan (CENTCOM)

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nda İran'a yönelik deniz ablukasının yeniden yürürlüğe konulduğunu ve boğazdan geçen grmilerden ücret alınacağını duyurdu. Açıklama, Washington ile Tahran'ın nisan ayında ilan edilen ateşkesten bu yana en şiddetli karşılıklı askeri saldırıları gerçekleştirdiği bir dönemde yapıldı.

Trump, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı "kontrol altına alacağını" ve İran gemileri ile Tahran'la ticaret yapan gemilerin boğazı kullanmasına izin vermeyeceğini söyledi. Washington'un deniz güvenliğini sağlama karşılığında taşınan yüklerin değerinin yüzde 20'si oranında ücret alacağını belirten Trump, uygulamanın derhal başlayacağını ifade etti.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Trump'ın açıklamalarına yanıt vererek, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişini sağlayan tarafın bunun karşılığını alması gerektiği yönündeki görüşünde ABD Başkanı'nın "tamamen haklı" olduğunu söyledi. Ancak Arakçi, "İran her zaman Hürmüz Boğazı'nın koruyucusu olmuştur ve sonsuza kadar da öyle kalacaktır" dedi.

Trump'ın dile getirdiği yüzde 20'lik ücret oranının "çok yüksek" olduğunu belirten Arakçi, Tahran'ın bu konuda "adil davranacağını" ifade etti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), ablukanın uygulanmasına yönelik hazırlıkların sürdüğünü açıkladı. Açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz trafiğine açık olduğu ve ABD güçlerinin seyrüsefer serbestisini sağlamak için hazır bulunduğu kaydedildi.

Sahada ise ABD ordusu dün şafak vakti yaklaşık beş saat süren hava saldırıları düzenledi. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İran'a ait onlarca askeri hedefin vurulduğu saldırılarda hava savunma sistemleri, kıyı radarları, füze kapasitesi, insansız hava araçları (İHA) ve askeri botlar hedef alındı.

Saldırılar, ülkenin güneybatısındaki Ahvaz eyaletinde bulunan Dezful ve Omidiye askeri hava üslerinin yanı sıra Hürmüz Boğazı kıyısındaki Bender Abbas ve İran sahilindeki bazı bölgelere de düzenlendi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Washington ile imzalanan mutabakat zaptının "kriz aşamasına girdiğini" belirterek, ABD'yi anlaşmayı ihlal etmekle suçladı.

İran Genelkurmay Başkanlığı Harekât Dairesi ise yayımladığı açıklamada, Tahran'ın belirlediği deniz güzergâhları dışında seyrüseferi tehdit edecek her türlü ABD girişimine "kararlılıkla karşılık verileceğini" bildirdi. Açıklamada ayrıca, çatışmaların genişlemesi halinde bunun etkilerinin "tüm bölgeyi saracağı" uyarısında bulunuldu.


ABD'li Demokrat senatörlerden Trump yönetimine İran'daki okul saldırısı soruşturma sonuçlarını açıklama çağrısı

Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısı sırasında (Reuters)
Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısı sırasında (Reuters)
TT

ABD'li Demokrat senatörlerden Trump yönetimine İran'daki okul saldırısı soruşturma sonuçlarını açıklama çağrısı

Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısı sırasında (Reuters)
Pete Hegseth, Pentagon'da düzenlediği basın toplantısı sırasında (Reuters)

ABD Senatosu'nda Demokrat Parti'ye mensup, Senatör Kirsten Gillibrand öncülüğündeki bir grup senatör, dün Başkan Donald Trump yönetimine, 28 Şubat'ta İran'da bir kız okulunu hedef alan hava saldırısına ilişkin ABD ordusunun yürüttüğü soruşturmanın sonuçlarını gelecek hafta içinde kamuoyuna açıklaması çağrısında bulundu.

Reuters, 5 Mart'ta yayımladığı özel haberinde, ABD ordusunun ön inceleme niteliğindeki iç soruşturmasının, savaşın ilk gününde İran'ın Minab kentinde düzenlenen ölümcül saldırının büyük olasılıkla ABD güçleri tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu belirtti.

Aralarında Senato Silahlı Hizmetler Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi Jack Reed'in de bulunduğu 20'den fazla senatör, gönderdikleri mektupta ordudan soruşturmayı tamamlamasını, sonuçları Kongre ile paylaşmasını ve benzer bir olayın tekrar yaşanmaması için alınacak önlemleri içeren bir plan sunmasını istedi.

Mektupta, "Ne yaşandığını, nelerin yanlış gittiğini ve bakanlığın benzer bir olayın tekrarını önlemek için hangi adımları attığını ortaya koyan gizli olmayan bir raporun kamuoyundan gizlenmesini haklı gösterecek hiçbir gerekçe yok" ifadelerine yer verildi.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre bir Pentagon yetkilisi yaptığı açıklamada soruşturmanın sürdüğünü belirterek, "Şu aşamada paylaşabileceğimiz yeni bir gelişme bulunmuyor" dedi.

İranlı yetkililer, saldırıda öğrenci ve öğretmen 175'ten fazlakişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Senatörlerin mektubunda, bu olayın doğrulanması halinde, 1991'de Irak'ta bir sığınağın yanlışlıkla bombalanması sonucu 400'den fazla sivilin öldüğü saldırıdan bu yana ABD ordusunun neden olduğu en büyük sivil can kaybı olacağı ifade edildi.

İran'daki okulun internet sitesinin arşivlenmiş kayıtları, okulun Devrim Muhafızları tarafından yönetilen bir tesisin bitişiğinde bulunduğunu gösteriyor.

Reuters'ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedef belirleme sürecinde görevli yetkililer muhtemelen güncelliğini yitirmiş istihbarat bilgilerine dayanarak hareket etti.

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Oramiral Brad Cooper, mayıs ayında Kongre'de verdiği ifadede, okulun aktif bir İran seyir füzesi üssünün içinde yer alması nedeniyle soruşturmanın "karmaşık" olduğunu söylemişti.

Başkan Trump ise savaşın başlangıcındaki yoğun askeri hareketlilik nedeniyle ordunun olayın tam olarak nasıl gerçekleştiğini hiçbir zaman kesin biçimde ortaya koyamayabileceğini öne sürdü.

Trump, 24 Haziran'da yaptığı açıklamada, "Birileri bunun bizim füzemiz olduğunu söyledi. Belki de değildi. Bunun bize ait olduğuna inanmamı gerektirecek hiçbir şey görmedim. Bunun bizimle ilgili olduğunu düşünmüyorum" ifadelerini kullandı.

İranlı yetkililer saldırıyı savaş suçu olarak nitelendirirken, ABD ise sivilleri hiçbir zaman kasıtlı olarak hedef almadığını savunuyor.

Demokrat senatörler mektuplarında, Oramiral Brad Cooper ve Savunma Bakanı Pete Hegseth'ten soruşturmanın gizli olmayan bölümünü Kongre ve kamuoyuyla paylaşmalarını talep etti. Ayrıca, benzer olayların tekrar yaşanmaması için bakanlığın uygulayacağı somut düzeltici tedbirleri içeren bir önleme ve reform planının hazırlanması çağrısında bulundu.

Mektupta, "Ordu, sivillerin zarar görmesini önlemek için mümkün olan bütün tedbirleri alma yönünde hem hukuki hem de ahlaki bir yükümlülük taşımaktadır" denildi.

Ayrıca, "Bir askeri saldırının sivillerin ölümüyle sonuçlanması halinde Savunma Bakanlığı, Kongre'ye, Amerikan halkına ve kurbanların ailelerine ne yaşandığını açık biçimde açıklamak ve benzer başarısızlıkların gelecekte tekrarlanmaması için güvenilir bir plan sunmakla yükümlüdür" ifadelerine yer verildi.