Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
TT

Muhammed Mehdi Şemseddin’den Şiilere çağrı: Devletlerinizle bütünleşin

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaretten bir kare (Merhum şeyhin arşivinden)

Şarku’l Avsat gazetesi, bugünden itibaren Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanı Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin ile 1997 yılında Hizbullah çevresine yakın isimler arasında yapılan kapsamlı bir söyleşinin metnini yayımlıyor. Söyleşi, Şiilerin yaşadıkları ülkelerde bütünleşmesi gerektiğini savunması ve İran’a bağlı bir proje içinde konumlanmalarına karşı uyarılar içermesi nedeniyle dikkat çekiyor.

Söz konusu metin, yıllar boyunca Hizbullah ve Emel Hareketi’ne yakın çevreler tarafından dışlanan Şemseddin’in, Lübnan’daki İran yanlısı tutumlara karşı geliştirdiği eleştirel yaklaşımı da yansıtıyor. Bilindiği üzere Şemseddin, bu görüşleri nedeniyle Beyrut’un güney banliyösü Dahiye’deki Haret Hreik semtinden ayrılmak zorunda kalmıştı.

cdfgth
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi)

Metnin, Şemseddin’in oğlu İbrahim Muhammed Mehdi Şemseddin tarafından “Lübnanlı ve Arap Şiiler: Ötekiyle İlişki ve Öz-Kimlik” başlığıyla kitaplaştırılması planlanıyor. Şarku’l Avsat, metinden geniş alıntıları, Şemseddin’in vefatının 25. yılı dolayısıyla bugün (10 Ocak Cumartesi) yayımlıyor.

“Bu metin hâlâ güncel”

İbrahim Şemseddin, metni yayımlama gerekçesini kaleme aldığı önsözde, babasının düşünsel mirasını yeniden gündeme taşımayı amaçladığını belirtti. Şemseddin’in, Şiilerin kendi ülkelerindeki ulusal, Arap ve İslami bütünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladığını hatırlatan İbrahim Şemseddin, metnin bugün de geçerliliğini koruyan sorunlara ışık tuttuğunu ifade etti.

cdfvgthy
Beyrut’un güneyindeki Şiyah’ta, 2024 yılında Şii Emel Hareketi bayrağı dalgalanıyor (AFP)

Yaklaşık dört saat süren ve 18 Mart 1997 gecesi yapılan söyleşi, İran’ın doğrudan himayesinde 1980’lerin ortasında şekillenen Şii İslami hareketlere yakın kadrolarla gerçekleştirildi. Metin, özellikle Lübnanlı Şiilerin kendi toplumlarıyla, Arap ve İslam dünyasıyla ve İran’la ilişkileri konusundaki tartışmaları ele alıyor.

“Ben değişmedim, değişen başkaları”

Söyleşinin başında Şemseddin’e, İslami hareket içindeki bazı çevrelerin kendisinden uzaklaştığı yönündeki değerlendirme soruldu. Şemseddin, bu iddiayı reddederek, kendi duruşunda bir değişiklik olmadığını savundu. Yaşanan kopuşun, “katı ve kutsallaştırılmış bir parti zihniyetinden” kaynaklandığını belirten Şemseddin, bu sürecin arkasında çıkar ilişkilerinin bulunduğunu ifade etti.

cvfgrhy
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, Lübnan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda verilen bir iftar sırasında (Merhum şeyhin arşivinden)

Şemseddin, İslami Şii Yüksek Konseyi başkanlığının, devlet yanlısı bir pozisyona kaydığı iddialarını da kabul etmedi. Konseyin her zaman “ümmetin tercihlerini” temsil ettiğini söyleyen Şemseddin, devletlerin zorunlulukları ile halkın tercihleri arasındaki ayrımın meşru bir tartışma alanı olduğunu dile getirdi.

İran ve Şiilerin konumu

Şemseddin, Şiilerin İran’la ilişkilerine özel bir başlık açarak, Şiilerin İran’ın uzantısı gibi algılanmasına karşı çıktı. Şiilerin, başka bir devletin himayesinde bir topluluk gibi sunulmasının hem siyasi hem de toplumsal açıdan tehlikeli olduğunu vurguladı.

“Şiiler, kendi ülkelerinde kabul gören yurttaşlar olmalı; başka bir devlet tarafından korunuyor görüntüsü vermemeli” diyen Şemseddin, bu yaklaşımın Şiilere yönelik kuşkuları artırdığını savundu.

“Dünyaya karşı değil, dünyayla birlikte”

Şemseddin, Şiilerde yaygın olan “dışlanmışlık” duygusunun tarihsel kökleri olmakla birlikte bugün sürdürülebilir olmadığını belirtti. “Dünya bize karşı değil; biz dünyaya karşıyız” diyen Şemseddin, Şiilerin kendilerini sürekli bir komplo algısı içinde konumlandırmasının yeni gerilimler yarattığını ifade etti.

cdfgthy
Lübnanlı askerler, 2019 yılında Beyrut’ta Emel Hareketi ve Hizbullah destekçileriyle karşı karşıya (AFP)

Bazı Şii liderlerin bu duyguyu siyasi mobilizasyon aracı olarak kullandığını savunan Şemseddin, bunun ahlaki ve dini açıdan sorunlu olduğunu dile getirdi.

“Devlet malları haramdır”

Şemseddin, Şiilerin yaşadıkları ülkelerin yasalarına saygı göstermesi gerektiğini vurgulayarak, devlet malının yağmalanmasını kesin bir dille reddetti. Devletin mezhebine bakılmaksızın kamu mallarının dokunulmaz olduğunu belirten Şemseddin, bu yaklaşımın fıkhi bir zorunluluk olduğunu söyledi.

İslami hareketlere eleştiri

Söyleşinin ilerleyen bölümünde Şemseddin, İslami hareketlerin de ciddi hatalar yaptığını ifade etti. Cezayir, Afganistan ve Lübnan örneklerine atıfta bulunan Şemseddin, mezhep içi ve mezhepler arası şiddetin İslam’a zarar verdiğini vurguladı. Lübnan’da Emel Hareketi ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmaları da bu bağlamda değerlendirdi.

“Ana hedef kabul görmek”

Şemseddin, söyleşinin sonunda temel hedefini şu sözlerle özetledi:

“Şiilerin, kendi kimliklerini koruyarak toplumları içinde kabul gören bir unsur olmalarını istiyorum. Başka bir devletin korumasına dayanan bir meşruiyet istemiyorum.”

Şemseddin’e göre Şiilerin geleceği, mezhepsel kapanmada değil; hukuka saygı, toplumsal bütünleşme ve ortak çıkarlar temelinde yurttaşlık anlayışında yatıyor.

 



Brezilya'da kritik seçimin ikinci turu: Lula koltuğunu koruyabilecek mi?

 Solcu Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'yla radikal sağcı rakibi Flavio Bolsonaro karşı karşıya
Solcu Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'yla radikal sağcı rakibi Flavio Bolsonaro karşı karşıya
TT

Brezilya'da kritik seçimin ikinci turu: Lula koltuğunu koruyabilecek mi?

 Solcu Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'yla radikal sağcı rakibi Flavio Bolsonaro karşı karşıya
Solcu Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'yla radikal sağcı rakibi Flavio Bolsonaro karşı karşıya

80 yaşındaki Lula, yeniden seçilerek dördüncü kez devlet başkanlığı yapmak istiyor (Reuters)

Brezilya'da pazar günü yapılacak ikinci tur seçimden önce Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva'yla rakibi Flavio Bolsonaro arasındaki rekabet kızışıyor.

4 Ekim'deki ilk turda 33,4 milyon kişi sandığa gitmedi. Seçmenlerin yüzde 21,1'ine karşılık gelen bu oran, 1998'den bu yana kaydedilen en yüksek çekimserlik seviyesi oldu.

İlk turda iki aday arasında 2,2 milyon oy farkı vardı. Wall Street Journal'ın analizine göre oy kullanmayan seçmenlerin ikinci tura katılımı sonucu değiştirebilir.

Geçen hafta yayımlanan Quaest anketi, ilk turda oy kullanmayan veya geçersiz oy veren seçmenler arasında İşçi Partili (PT) Devlet Başkanı Lula'nın yüzde 40, radikal sağcı Liberal Parti'nin (PL) adayı olan Senatör Flavio Bolsonaro'nun ise yüzde 36 desteğe sahip olduğunu gösterdi.

Uzmanlar, hastalık ve ulaşım gibi pratik engellerin yanı sıra siyasete yönelik hayal kırıklığının da seçmen katılımındaki düşüşte etkili olduğunu belirtiyor.

Bolsonaro, ilk turu önde tamamlamıştı. Ancak bu hafta yayımlanan anketlerde iki adayın destek oranlarının birbirine yaklaştığı görüldü.

Son haftalardaki kampanyasında Lula, kanunen oy kullanmaları isteğe bağlı olan 70 yaş ve üstü seçmenlere odaklandı. Bu grubun yaklaşık yarısı ilk turda sandığa gitmedi. Brezilya lideri, kendisi 80 yaşında kampanya yürütürken 70 yaş ve üstü kişilerin sandığa gitmekten kaçınmaması gerektiğini söyledi.

Solcu liderin destekçileri de bu kesimi çekebilmek için "Vovó Vota" (Büyükanne Oy Kullanıyor) adlı bir sosyal medya kampanyası yürütüyor.

Lula ve Bolsonaro, ikinci tur öncesindeki son televizyon tartışmasını dün yaptı. Globo kanalında yayımlanan tartışmada Lula, hükümetinin asgari ücreti enflasyonun üzerinde artırdığını ve milyonlarca Brezilyalının açlıktan kurtulmasını sağladığını savundu.

Bolsonaro ise Lula yönetimi altında gıda fiyatlarının arttığını savunurken, hükümetin onayladığı vergi reformunu eleştirdi. Yeni düzenlemelerin tüketiciler üzerindeki vergi yükünü artıracağını öne sürdü.

Yüksek Mahkeme'nin Eylül 2025'te verdiği kararla Jair Bolsonaro, 2022 seçimlerini kaybettikten sonra "demokratik düzeni ortadan kaldırmaya yönelik darbe planı kurmak suçundan" 27 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Bolsonaro, sağlık sorunları nedeniyle Mart 2026'dan bu yana cezasını ev hapsinde çekiyor. Senatör Flavio ise iktidara gelmesi halinde babası hakkında af çıkarmayı vaat ediyor.

Independent Türkçe, Reuters, Wall Street Journal, Folha de S.Paulo


İsrail, Birleşik Krallık'a karşı Falkland kartını oynadı

Milei, nisanda Netanyahu'yla Kudüs'te görüşmüştü (İsrail Başbakanlık Ofisi)
Milei, nisanda Netanyahu'yla Kudüs'te görüşmüştü (İsrail Başbakanlık Ofisi)
TT

İsrail, Birleşik Krallık'a karşı Falkland kartını oynadı

Milei, nisanda Netanyahu'yla Kudüs'te görüşmüştü (İsrail Başbakanlık Ofisi)
Milei, nisanda Netanyahu'yla Kudüs'te görüşmüştü (İsrail Başbakanlık Ofisi)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Arjantin'in Falkland Adaları üzerindeki hak iddiasının desteklenmesi için talimat verdiği iddia ediliyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Netanyahu, Birleşik Krallık (BK) Dışişleri Bakanı Ed Miliband'ın geçen ay Batı Şeria'daki yerleşim yerlerine ekonomik yaptırım uygulama kararının ardından Falkland meselesiyle ilgili tutumunu değiştirmiş.

İsrail, Arjantin'in "Las Malvinas" diye adlandırdığı adalar üzerindeki hak iddiasını resmen desteklediğine dair bir açıklama yapmadı.

Ancak habere göre bu tutum değişikliği, BK'nin İsrail işgali altındaki Batı Şeria'da kurulacak yeni yerleşim bölgelerine yönelik yaptırımları genişletmesi halinde, Tel Aviv'in Buenos Aires'e destek vererek misilleme yapmasına yol açabilir.  

İsrail'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Danny Danon, geçen hafta BM Genel Kurulu Dördüncü Komitesi'nde yaptığı konuşmada, Falkland meselesiyle ilgili Buenos Aires ve Londra arasında doğrudan müzakereler yürütülmesi çağrısında bulunmuştu.

Temsilci, "İsrail'in Arjantin halkının bu meseleye verdiği önemi ve ülkenin uluslararası hukuk ilkeleri doğrultusunda diplomatik kanallardan yürüttüğü girişimleri gördüğünü" belirtmişti. Süreçte "tarihi, hukuki ve insani boyutların tümünün dikkate alınması gerektiğini" ifade etmişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla gazeteye konuşan Londra yönetimine yakın kaynaklar, İsrail'in Arjantin'le adalar arasındaki "tarihsel bağı" tanımasının, Tel Aviv'in tutumunda önemli bir değişiklik olduğunu söylüyor.

Kaynaklardan biri, Danon'un BM oturumundaki konuşmasıyla ilgili "Bu açıklamanın metni İsrail hükümetinin en üst kademelerince onaylandı. İsrail ilk kez bu anlaşmazlığa dahil oluyor" ifadelerini kullandı.

Britanyalı yetkililere göre Milei, Arjantin'in Falkland Adaları üzerindeki hak iddiasını gündemde tutmak için ABD ve İsrail'in desteğine güveniyor.

İsrail'in Gazze'de yürüttüğü savaşa destek veren Milei, Netanyahu'yla geçen ay New York'ta düzenlenen BM 81. Genel Kurulu'nda bir araya gelmişti. İki lider de birbirinden övgüyle söz etmişti.

Diğer yandan Milei, ABD Başkanı Donald Trump'la da yakın ilişkilere sahip. Arjantin liderinin tartışmalı ekonomi politikalarını savunan Trump, ülkesinin Falkland Adaları konusundaki tutumunu "gözden geçirdiğini" söylemişti.

Arjantin, Britanya Denizaşırı Toprakları'nın parçası olan Falkland Adaları açıklarında BK'nin petrol ve doğalgaz arama faaliyetlerinin durdurulması için 13 Ekim'de Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesine (ITLOS) resmi başvuruda bulunulduğunu duyurmuştu.

Buenos Aires ve Londra, 1833'ten bu yana Britanya'nın yönetimindeki Falkland Adaları'nın egemenliği hakkında uzun süredir anlaşmazlık yaşıyor. 1982'de iki ülke arasında yaşanan Falkland Savaşı'nda 649 Arjantinli asker, 255 Britanyalı asker ve üç ada sakini hayatını kaybetmişti.

Independent Türkçe, Telegraph, Merco Press


ABD’de araç içindeki 1 yaşındaki bebeği vurarak öldüren polis memuru istifa etti

ABD bir polis memuru (Reuters)
ABD bir polis memuru (Reuters)
TT

ABD’de araç içindeki 1 yaşındaki bebeği vurarak öldüren polis memuru istifa etti

ABD bir polis memuru (Reuters)
ABD bir polis memuru (Reuters)

ABD’nin Mississippi eyaletindeki Senatobia kentinin Belediye Başkanı Greg Graves, bir yaşındaki bebeği araç içinde silahla vuran polis memurunun istifa ettiğini açıkladı. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre olayla ilgili gelişme, eyalet savcılığının memur hakkında cezai kovuşturmaya gerek olmadığına karar vermesinin ardından yaşandı.

Mississippi Başsavcılığı, bu haftanın başında yaptığı açıklamada, aylar süren soruşturmanın ardından Çavuş Hunter Foster’ın güç kullanımının haklı olduğu sonucuna varıldığını ve memurun herhangi bir cezai suç işlemediğinin belirlendiğini duyurmuştu.

Eyalet yönetimi perşembe günü, bir yaşındaki Cohen Wiley’nin vurularak öldürülmesine ilişkin görüntüleri kamuoyuyla paylaştı. Görüntüler arasında Foster’ın üniformasına takılı kamera kayıtları da yer alıyor. Olay, 14 Haziran’da Tennessee eyaletinin Memphis kentinin yaklaşık 65 kilometre güneyinde bulunan Senatobia’daki bir Walmart mağazasının otoparkında meydana gelmişti.

Foster’ın avukatı Martin Zumach, dün kendisiyle iletişime geçildiğinde konu hakkında yorum yapmayı reddetti.

Zumach daha önce yaptığı açıklamada, hareket hâlindeki aracın kendisine doğru ilerlemesi nedeniyle Foster’ın ateş etmekten başka “hiçbir seçeneği” olmadığını savunmuştu. Cohen’in annesi Felicia Wiley ise aracı kullanan arkadaşının polis memurlarının üzerine doğru sürüş yaptığı iddiasını reddetti.

Ailenin avukatı Ben Crump, yayımlanan görüntülerin ölümcül kurşunun aracın yan tarafından ateşlendiğini gösterdiğini belirterek, bunun Foster’ın yakın ve acil bir tehditle karşı karşıya olduğu iddiasını çürüttüğünü savundu. Ailenin talebi üzerine gerçekleştirilen bağımsız otopsinin de aynı sonuca ulaştığı bildirildi. Araca ait bir fotoğrafta, sağ ön yolcu camının kırılmış olduğu görülüyor.

Ailenin hukuk ekibi, olayın aydınlatılması için ABD federal hükümetine ateş açılmasıyla ilgili soruşturma başlatılması çağrısında bulundu.