Muhammed Mehdi Şemseddin: Şiilerin kendilerine özgü bir çıkar sistemi kurup bunu İran’a bağlamasında fayda yok

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanının arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanının arşivinden)
TT

Muhammed Mehdi Şemseddin: Şiilerin kendilerine özgü bir çıkar sistemi kurup bunu İran’a bağlamasında fayda yok

Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanının arşivinden)
Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin (Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanının arşivinden)

Şarku’l Avsat, bugün, Lübnan İslami Şii Yüksek Konseyi’nin merhum başkanı Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin ile 1997 yılında “Hizbullah çevresine yakın” isimler arasında yapılan uzun bir söyleşinin üçüncü ve son bölümünü yayımlıyor. Şemseddin bu söyleşide, Şiilerin yaşadıkları ülkelerde bütünleşmesi gerektiğini savunuyor; kendilerine özgü bir çıkar düzeni oluşturmanın ve bunu İran’a bağlamanın tehlikelerine dikkat çekiyor.

Merhum Şeyh’in oğlu İbrahim Muhammed Mehdi Şemseddin’in, söz konusu söyleşi metnini “Lübnanlı ve Arap Şiiler: Ötekiyle İlişki ve Öz-Kimlik” başlıklı bir kitapta yayımlaması planlanıyor. Şarku’l Avsat, Lübnanlı Şii din adamının vefatının 25. yıl dönümüne denk gelen 10 Ocak Cumartesi vesilesiyle metinden geniş alıntılar yayımlıyor.

Şemseddin ve “ateş topu”

Şemseddin’e, Şiilerin bir kesiminin kendisinden uzaklaşmasının siyasi ve fikrî tutumlarıyla bağlantılı olup olmadığı soruldu. Şemseddin şu yanıtı verdi:

“Eğer uzaklaşma bazı siyasi veya fikrî tutumlar nedeniyle olduysa, evet oldu; ama bu benden kaynaklanmadı… Benden uzaklaşanlar yanıltmanın kurbanı oldu. Benim itici fikirlerim ya da itici siyasi tutumlarım yok. Bugün sizinle üzerinde uzlaştığımız şey, geçmişte de savunduğum şeydi. Bir dönem Hizbullah’ın şeyhiydim; öyleyse neden değiştiler? Onlara hitap eden bendim, teorilerini ben kuruyordum. Ne oldu da bu noktaya gelindi?”

Bir katılımcının “Artık ‘ateş topu’ yok mu?” sorusu üzerine Şemseddin şöyle konuştu:

“Bu ‘ateş topu’ ifadesini ben kullandım ve sorumluluğunu ben üstlendim. 1982 işgali sırasında Tahran’daydım ve derhal Lübnan’a dönmeye karar verdim. Sayın Hamaney benden birkaç gün Tahran’da kalmamı rica etti. ‘Ne yapacağım, haber mi dinleyeceğim?’ dedim. Şam’a geldim. Abdülhalim Haddam da tam işgal altındaki Lübnan’a dönmeme şaşırdı. Vadide, yanmış Suriye askerlerinin kokusu hâlâ hissediliyordu. Önce Şiyah’ta babam Şeyh Abdülkerim’in evine gittim, sonra kuşatma altındaki Beyrut’un içine geçtim. O gün şunu söyledim: Şiiler Beyrut’tan çıkmayacak; onurlarını Sünniler ve Filistinlilerle birlikte kuşatma altında kalarak koruyacaklar. Bu ateş topunun dünyevî ve uhrevî sorumluluğunu ben taşıdım; ondan hiçbir ganimet yemedim. Bana ‘Bu haramdır, kendini tehlikeye atmaktır’ diyenler bugün direnişin sultanları ve ateş topunun sahipleri oldular. İran’a da Hizbullah’a da bu tavırda bereket vermesin!”

“Şiiler için tehlike dışarıdan değil, içeriden gelir”

Şemseddin, Şiiler arasında birlik çağrısının önemini vurgulayarak, kendisinin hem Emel Hareketi hem de Hizbullah arasında uzlaşının en güçlü savunucularından biri olduğunu söyledi. Ancak Şiilerin “tehlike altında olduğu” söylemine katılmadığını da ekledi:

“Şiiler tehlikede değil. Eğer bir tehlike varsa, bu başkalarından değil, Şiilerin kendi içlerinden gelir. Şiilerin yalnızca kendi içine kapanması ve başkalarına karşı blok oluşturması son derece tehlikelidir.”

jcsdfgt
Hizbullah destekçileri, örgütün merhum lideri Hasan Nasrallah’ın 19 Ağustos 2022’de Lübnan’ın doğusundaki Canta köyünde yaptığı konuşmayı dinlerken

(AFP)

Şemseddin, direnişin yalnızca Şiilere indirgenmesinin de yanlış olduğunu belirterek, bunun tarihsel ve siyasal nedenlerle ortaya çıktığını, ancak kalıcı ve sağlıklı olmadığını ifade etti.

Kana şehitleri ve İran’ın özellikle anılmaması

1996’daki Nisan saldırıları sırasında Kana’da hayatını kaybedenlerin cenazesinde İran’ı ve direnişi anmamasıyla ilgili eleştirilere de değinen Şemseddin, tutumunun bilinçli olduğunu vurguladı: “Eğer Kana tekrar yaşansaydı, yine İran’dan söz etmezdim. Bu İran’ı inkâr ettiğim için değil, Lübnan Şiilerini korumak için. İsrail, direnişi ‘İran’ın Arapça konuşan bir kolu’ gibi göstermeye çalıştı ve bu söylem dünyaya yayıldı. Eğer o konuşmada İran’ı öne çıkarsaydım, İsrail’in iddialarını doğrulamış olurdum.”

cfvgthy
Birleşmiş Milletler’e bağlı bir görevli, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Kana’da bombaladığı bir binanın enkazı önünde

(Getty)

Şemseddin, kendisini “Şiilerin sorumlu lideri” olarak gördüğünü ve Şiilerin İran’ın bir uzantısı gibi algılanmasına izin vermek istemediğini söyledi.

“İran, Şiilerin siyasi ya da dinî mercii değildir”

İran’ın “Şii devleti” olarak tanımlanmasına karşı çıkan Şemseddin, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İran’ın Şii Cumhuriyeti olduğu söyleminde ne İran’ın ne de Şiilerin menfaati vardır. İran bölgedeki bir İslam devletidir; Allah onu güçlü kılsın. Ancak İran, Şiilerin ne siyasi ne de dinî merciidir. Şiiler ile İran arasında tek bir çıkar sistemi olduğunu varsaymak, Şiilerin bölgesel ölçekte gizli bir çıkar ağı kurmasını gerektirir ki ben bunu kabul etmiyorum.”

cdfrgthy
Birleşmiş Milletler’e bağlı bir görevli, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Kana’da bombaladığı bir binanın enkazı önünde (Getty)

Şemseddin, Şiilerin çıkarlarının, yaşadıkları ülkelerin genel çıkarlarıyla iç içe olması gerektiğini vurguladı ve İran’a bağlılık temelinde bir siyasal gölgenin Lübnan’daki Şiilere zarar vereceğini ifade etti.

“Şiiler İran’ın takipçisi olmasın”

Şemseddin, Şiilerin kendi ülkelerinde bütünleşmesini savunurken, bunun mezhepsel erime anlamına gelmediğini belirtti:

“Ben siyasi ve toplumsal bütünleşmeden söz ediyorum, mezhepsel erimeden değil. Şii, fıkhını ve inancını korur; ama siyasette ve toplumda gerçek bir yurttaş olur.”

cvfgthy
İmam Musa Sadr’ın basın toplantısından bir kare; ortada Şeyh Muhammed Mehdi Şemseddin, milletvekili Hüseyin el-Hüseyni ve Basın Sendikası Başkanı Riyad Taha yer alıyor (İmam Musa Sadr Araştırma ve İnceleme Merkezi)

Devlet mallarının çalınmasının ya da yasaların ihlal edilmesinin haram olduğunu açıkça dile getiren Şemseddin, modern devletin meşru bir mülkiyet ve düzen yapısına sahip olduğunu savundu.

“Gelecek, sahici yurttaşlıkta”

Şemseddin, konuşmasının sonunda Şiilerin gücünün, ayrı bir cemaat ya da İran’a bağlı bir yapı olmaktan değil, İslam dünyası ve kendi toplumlarıyla bütünleşmekten geçtiğini vurguladı:

“Şiilerin gücü, İslam’ın bütününde yer almalarıdır; İran’a bağlı bir cemaat haline gelmeleri değil. İran güçlü olsun isterim; ama bizim aramızda hastalıklı bir ilişki olmasını istemem.”

Bu yaklaşım, Şemseddin’in düşüncesinde Şiiliğin geleceğinin mezhepsel kapanmada değil, şeffaf yurttaşlık, ortak çıkar ve siyasal bütünleşme çizgisinde şekillendiğini ortaya koyuyor.

 



Husilerin füze saldırıları Yemen’in hava ulaşımını tehdit ediyor

Aden Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan önceki Husi saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
Aden Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan önceki Husi saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
TT

Husilerin füze saldırıları Yemen’in hava ulaşımını tehdit ediyor

Aden Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan önceki Husi saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
Aden Uluslararası Havalimanı'nı hedef alan önceki Husi saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)

Husilerin Aden Uluslararası Havalimanı’nı hedef alması, artık yalnızca hayati öneme sahip bir tesise yönelik saldırı olmaktan çıkarak Yemen’de sivil havacılığın güvenliğine ilişkin daha geniş çaplı endişelere yol açıyor. Ülkede sivillerin yurt dışına seyahat edebilmesi için başlıca güzergâhlardan biri olan havalimanına yönelik saldırıların tekrarlanması, sivil altyapıyı çevreleyen riskleri de artırıyor.

Havalimanının günler içinde ikinci kez iki balistik füzeyle hedef alınması, hava ulaşımını doğrudan tehdit altına soktu. Özellikle son saldırının, Yemen Havayolları’na ait bir uçağın Mısır’ın başkenti Kahire’ye hareket etmek üzere hazırlandığı ve Mısır’dan gelen Fly Aden şirketine ait başka bir uçağın da havada bulunduğu sırada gerçekleşmesi, ticari uçuşların hava sahasını ve sivil tesisleri kullanırken karşı karşıya kalabileceği tehlikelerin boyutunu gözler önüne serdi.

Yemen Ulaştırma Bakanlığı, iki füzenin havalimanının çevresine düştüğünü açıkladı. Füzelerden birinin pist yönündeki batı kapısına, diğerinin ise havalimanının kuzeybatısına isabet ettiği bildirildi. Kahire seferini gerçekleştirmeye hazırlanan Yemen Havayolları’na ait uçak tahliye edilirken, Fly Aden’e ait uçak ise Mısır’ın başkentinden Aden’e doğru seyir halindeydi.

v
Aden Havalimanı'nda Yemen Havayolları'na ait bir uçak

Saldırıların tehlikesi, doğrudan maddi hasarla sınırlı kalmıyor. Havalimanlarının tekrar tekrar hedef alınması; yolcuların, uçuş ekiplerinin ve çalışanların güvenliğini riske atarken Yemenlilerin tedavi, çalışma ve ülke içi ya da uluslararası seyahatler için ihtiyaç duyduğu uçuşların düzenliliğini de tehdit ediyor.

Havalimanının ötesine geçen tehdit

Yemen Ulaştırma Bakanlığı, Aden Havalimanı’nın hedef alınmasının uluslararası hukuk ve sözleşmeler kapsamında sivil tesislere ve ticari havacılığa tanınan korumayı ihlal ettiğini belirtti. Bakanlık, saldırıların sürmesinin hava ulaşımını ve ülke ekonomisini olumsuz etkileyebileceği, havalimanlarını ulaşım amacıyla kullanan vatandaşların sıkıntılarını daha da artırabileceği uyarısında bulundu. Bu durumun, hastalar ve insani yardıma ihtiyaç duyan kişiler açısından da ciddi sonuçlar doğurabileceği vurgulandı.

Bakanlık, Birleşmiş Milletler’e, uluslararası topluma ve başta Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) olmak üzere sivil havacılıkla ilgili kuruluşlara çağrıda bulunarak saldırıları kınamalarını ve sorumluların hesap vermesini sağlamalarını istedi. Açıklamada, havalimanının vatandaşlara hizmet veren sivil bir tesis olduğu ve kullanıcılarının güvenliğini tehdit eden askeri eylemlere maruz bırakılmaması gerektiği kaydedildi.

Yemenlilerin kullanabildiği seyahat güzergâhlarının sınırlı olması, bu endişeleri daha da önemli hale getiriyor. Büyük bir havalimanının faaliyetlerinin aksaması veya buradan gerçekleştirilen uçuşların tehlikeye girmesi, yalnızca belirli bir havayolu şirketini ya da destinasyonu etkilemiyor. Bunun sonuçları, vatandaşların ülke dışındaki sağlık hizmetlerine, ekonomik fırsatlara ve aile bağlarına erişim imkânlarına kadar uzanıyor.

Aden’in dayanıklılığı sınanıyor

Husi saldırısının ardından yaşanan gelişmeleri değerlendirmek üzere Ulaştırma Bakanı Muhsin el-Umari ile Devlet Bakanı ve Aden Valisi Abdurrahman Şeyh, cumartesi günü havalimanını ziyaret etti. Yetkililer, meydana gelen hasarı inceleyerek yolcuların ve uçuş ekiplerinin durumuna ilişkin bilgi aldı.

fgthy
Husi milisleri, bir hafta içinde ikinci kez Aden Uluslararası Havalimanı'nı hedef aldı

Yetkililer ayrıca Kahire’ye gitmesi planlanan uçuşun yolcuları için uygun konaklama imkânlarının sağlanması, gerekli kolaylıkların sunulması ve yolcuların durumlarının takip edilmesi yönünde talimat verdi.

Aden Valisi Şeyh, saldırıların yerel yönetimi ve devlet kurumlarını çalışmalarını sürdürmekten alıkoyamayacağını belirtti. Aden’de güvenlik durumunun istikrarlı olduğunu ifade eden Şeyh, kentin karşı karşıya olduğu zorlukların ve güvenlik ile istikrarı hedef alan girişimlerin üstesinden gelebileceğini söyledi.

Şeyh ayrıca hayati öneme sahip tesislerin korunması, kamu düzeninin muhafaza edilmesi ve vatandaşların çıkarlarının gözetilmesi için teyakkuzun artırılması ve dayanışmanın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

Aden Havalimanı’na yönelik saldırıların tekrarlanması, Yemen’de sivil altyapının korunması ve ticari havacılığı tehdit eden risklerle uluslararası kuruluşların ne ölçüde mücadele edebileceği meselesini yeniden gündeme taşıyor.

Yemenli yetkililer havalimanının faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtirken, uçuşların ve yolcuların güvenliğinin sağlanması, milyonlarca Yemenlinin seyahat ve ulaşım ihtiyaçları açısından doğrudan ya da dolaylı biçimde yararlandığı bu tesisin önündeki en önemli sınav olmaya devam ediyor.


Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti

Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti
TT

Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti

Koalisyon, Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 İHA’yı imha etti

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu, bugün (cumartesi) Suudi Arabistan’ın Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini açıkladı. Operasyonun, Sada ilinde iki balistik füze fırlatma platformunun imha edilmesinin ardından gerçekleştirildiği belirtildi.

Koalisyon, X platformundaki hesabından iki video yayımladı. Görüntülerde, Suudi Arabistan’a yönelik balistik füze saldırılarında kullanıldıkları tespit edilen iki füze fırlatma platformunun hedef alınarak imha edilmesi yer aldı. Videolarda ayrıca, Husilere ait seyir füzeleri ve İHA’lara karşı hava savunma operasyonları ile terör örgütü olarak nitelendirilen Husilere ait balistik füze fırlatma platformlarına yönelik saldırılar da gösterildi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, cuma akşamı yaptığı açıklamada, Husilere silah kaçakçılığı amacıyla deniz yoluyla Yemen’in Hudeyde iline gerçekleştirilen sevkiyatların engellendiğini duyurmuştu.

El-Maliki, X hesabından Husilere yönelik silah kaçakçılığı girişimlerinin hedef alındığı anlara ilişkin bir video yayımlamış ve şu ifadeleri kullanmıştı: “Onları karada vuruyoruz... denizde ise batırıyoruz.”

BM Güvenlik Konseyi’nden Husilere kınama

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Suudi Arabistan’ı hedef alan ve giderek yoğunlaşan Husi saldırılarını en güçlü ifadelerle kınadı. Saldırıların sivil havacılığı ve enerji altyapısını da hedef aldığı, olaylarda sivillerin hayatını kaybettiği ve yaralandığı belirtildi.

Güvenlik Konseyi üyeleri, perşembe günü yayımladıkları açıklamada, Suudi Arabistan topraklarındaki sivilleri ve sivil altyapıyı hedef alan saldırılar karşısında ülkeyle dayanışma içinde olduklarını bildirdi. Açıklamada, Suudi Arabistan’ın uluslararası hukuk çerçevesinde meşru müdafaa hakkına sahip olduğu vurgulandı.

Konsey açıklamasında Husilere, askeri gerilimi tırmandırmaya ve sivillerle sivil altyapıyı hedef alan saldırılara derhal son verme çağrısı yapıldı. Ayrıca Güvenlik Konseyi’nin Yemen hükümetine verdiği destek yinelenirken, üyelerin Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne yönelik güçlü bağlılığı bir kez daha teyit edildi.


Yemen ordusu Husilere yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdı… Koalisyon İHA’ları ve füze fırlatma platformlarını imha etti

Yemen ordusu Husilere yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdı… Koalisyon İHA’ları ve füze fırlatma platformlarını imha etti
TT

Yemen ordusu Husilere yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdı… Koalisyon İHA’ları ve füze fırlatma platformlarını imha etti

Yemen ordusu Husilere yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdı… Koalisyon İHA’ları ve füze fırlatma platformlarını imha etti

Yemen’de Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, cumartesi günü Riyad, Şarkiye ve güney bölgelerinde 4 insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini açıkladı.

Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu Sözcülüğü, Husilerin fırlattığı seyir füzeleri ve İHA’lara yönelik hava savunma operasyonlarına ilişkin görüntüleri yayımladı. Görüntülerde ayrıca, balistik füzelerin Suudi Arabistan yönüne fırlatılmasında kullanıldıkları tespit edilen iki balistik füze fırlatma platformunun hedef alınarak imha edildiği anlar da yer aldı.

Öte yandan Yemen Silahlı Kuvvetleri, Yemen Şafağı operasyonu kapsamında sahadaki çatışma temposunu korudu. Yemen ordusu, son 24 saat içinde savaş uçakları, silahlı insansız hava araçları, sahra topçuları ve çok namlulu roketatarlarla 1417 hassas ve doğrudan hedef alma operasyonu gerçekleştirdi.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid Abdullah en-Nüzeyli, operasyonların Husilere ait militan toplanma noktalarını, takviye birliklerini, tahkim edilmiş mevzileri, ateş kaynaklarını, zırhlı araçları, muharebe unsurlarını ve İHA fırlatma noktalarını hedef aldığını söyledi.

En-Nüzeyli, operasyonların Husilerin hareket kabiliyetini sekteye uğrattığını, cephelere yedek kuvvet sevk etmelerini ve sahada herhangi bir taktik hedefe ulaşmalarını engellediğini belirtti.

Operasyonlar sonucunda yaklaşık 800 Husinin öldürüldüğünü veya yaralandığını kaydeden En-Nüzeyli, 190’dan fazla zırhlı araç, silahlı araç ve lojistik destek aracının imha edildiğini ya da kullanılamaz hale getirildiğini bildirdi. Açıklamada, Husilere ait tahkimatların ve ateş mevzilerinin de hedef alınarak imha edildiği belirtildi.