Pakistan ordusu ve Ortadoğu'daki artan rolü

Pakistan, bir tarafa karşı diğerinin tarafını tutmadan görünüşte karşıt ittifakları korumayı ve sürdürmeyi başardı. Bu da onu Arap ve Arap olmayan devletler arasında köprü görevi görmeye elverişli bir konuma getirdi.

Pakistan Günü'nü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreninde Özel Hizmetler Grubu (SSG) askerleri, 23 Mart 2022 (Reuters)
Pakistan Günü'nü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreninde Özel Hizmetler Grubu (SSG) askerleri, 23 Mart 2022 (Reuters)
TT

Pakistan ordusu ve Ortadoğu'daki artan rolü

Pakistan Günü'nü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreninde Özel Hizmetler Grubu (SSG) askerleri, 23 Mart 2022 (Reuters)
Pakistan Günü'nü kutlamak için düzenlenen askeri geçit töreninde Özel Hizmetler Grubu (SSG) askerleri, 23 Mart 2022 (Reuters)

Kemal Allam

Pakistan ordusu, 1947'deki kuruluşundan beri, İngiliz Hint Ordusu'nun “Süveyş'in Doğusu” politikası olarak bilinen politikasını devralarak Arap dünyasında ve Ortadoğu'da sürekli olarak önemli bir rol oynamıştır. Ancak, on yıllarca bu rol büyük ölçüde Suudi Arabistan ve Ürdün başta olmak üzere kilit müttefiklerle ve daha az ölçüde Suriye ve Irak ile eğitim ve iş birliğiyle sınırlı kaldı.

Ne var ki, geçtiğimiz yıl boyunca, Başkan Donald Trump yönetimi, savunma diplomasisinin önemli bir bölümünü Pakistan ordusuna ve komutanı Mareşal Asım Münir'e devretti. Münir'in etkisi sadece askeri rolüyle sınırlı kalmadı; hem perde arkasında İran ile gerilimleri azaltmada hem de Gazze barış görüşmelerinde önemli bir rol oynayarak kilit bir diplomatik kanal olarak da öne çıktı. Öyle ki, Trump onu kamuoyu önünde övdü ve uluslararası figürler arasındaki saygınlığını takdir etti.

Son haftalarda, Münir'in liderliğindeki Pakistan ordusu, Suudi Arabistan liderliği, Libya Ulusal Ordusu Komutanı Halife Hafter, Ürdün Kralı İkinci Abdullah (iki kez), Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) yetkilileriyle görüştü. Ayrıca Yemen'deki gerilimi azaltmak için müdahalede bulundu. Pakistan ordusu, geleneksel bir güvenlik sağlayıcıdan, Kuzey Afrika'dan İran-Körfez yakınlaşmasına kadar birçok coğrafyada, potansiyel çözümler önermek için savunma diplomasisini kullanan bir oyuncuya dönüştü. Bu gelişen pozisyon, Pakistan ordusunu son derece istikrarsız bölgesel iklimde, önemli bir istikrar sağlayıcı güç haline getirebilir.

Pakistan ve Ortadoğu'daki büyük güçler: Tarihsel bir miras

Britanya Hindistanı'nın bölünmesinin ardından yeni bağımsız bir devlet olarak Pakistan'ın müthiş askeri yetenekleri, esasen Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da şekillenen askeri mirasın uzantısıydı. Askerlerinin önemli bir kısmı, Kudüs, Amman, Bağdat, Kahire ve Maskat'ta konuşlanmış Britanya Hindistan Ordusu birliklerinde görev yapmıştı.

Sadece birkaç gün önce Pakistan, BAE'nin İslamabad’a düzenlediği resmi ziyaret sırasında kendisini Yemen krizinin merkezinde buldu. İslamabad, Ordu Komutanı Asım Münir liderliğinde hemen arabuluculuk için harekete geçti

Bu mirasın önemli bir özelliği, askeri kurumun Pakistan'ın dış politikasını şekillendirmede her zaman üstünlüğe sahip olması. Bunun sonucunda, Pakistan şu anda Suudi Arabistan, Türkiye, Bahreyn, Irak, Ürdün ve Umman dahil olmak üzere birçok Ortadoğu ülkesinin en büyük askeri ortağı.

Bu ittifakların niteliği farklılık gösteriyor; Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ortak savunma anlaşması bulunuyor, Bahreyn ve Umman ise silahlı kuvvetlerinin en az yarısını Pakistan'dan temin ediyor. Irak'a gelince, terörle mücadele eğitiminin yanı sıra, pilotları Pakistan'da eğitim aldı. Irak hükümeti, Musul'un kurtarılmasının ardından DEAŞ’ı yenmede verdiği destekten dolayı İslamabad'a teşekkür etti.

Türkiye, Pakistan'ın müttefiki olduğunu sürekli olarak vurguluyor. Pakistan ile Libya'da Ankara’nın hasmı Halife Hafter arasında yakın zamanda yapılan silah anlaşmasına rağmen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yakın isimlerden Amiral Cihat Yaycı, Türkiye ile Pakistan arasında bir zıtlaşmanın düşünülemez olduğunu vurguladı. Pakistan ayrıca, İran ile arabuluculuk yapmak için on yıllardır Suudi Arabistan ile olan yakın ilişkilerini kullandı. On yıllar önce, Pakistan ordusu, İran-Irak Savaşı'nın sona ermesi için arabuluculuk yaparak, kilit bir rol oynadı; bu rol, merhum İran Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani tarafından da açıkça övüldü.

xsd
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlenen bir törenle Genelkurmay Başkanı General Syed Asım Münir'e Mareşal rütbesini birlikte takdim etti, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Tüm bunlar, Pakistan'ı Ortadoğu güçleriyle yaklaşık 80 yıllık etkileşimden sonra olgun bir konuma getirdi; bu süre zarfında, bir tarafa karşı diğerinin tarafını tutmadan görünüşte karşıt ittifakları korumayı ve sürdürmeyi başardı. Bu durum, Pakistan'ı Arap ve Arap olmayan devletler arasında ve bölgedeki Arap içi rekabetlerde köprü görevi görmeye elverişli bir konuma getirdi.

2026, Pakistan'ın köprü rolü ve çatışmaları çözme gücü

Sadece birkaç gün önce, Pakistan, BAE'nin İslamabad’a düzenlediği resmi ziyaret sırasında kendisini Yemen krizinin merkezinde buldu. İslamabad, Ordu Komutanı Asım Münir liderliğinde hemen arabuluculuk için harekete geçti. Pakistan ayrıca, Arap Baharı'nın ardından Körfez ülkeleriyle olan gerilimleri azaltmak için Türkiye ile olan ilişkisini de kullandı. Şarku'l Avsat'ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Pakistan, Libya ve Yemen'deki gibi çatışmalarda artık karşıt kutuplarda yer alan taraflarla on yıllardır süregelen askeri ittifakları göz önüne alındığında hem arabulucu hem de müttefik rolünün sınırlarını anladı. Nitekim Libya'da İslamabad, yakın zamanda Kaddafi sonrası dönemin en büyük savunma anlaşmalarından birine, dört milyar dolar değerinde bir anlaşmaya imza attı. Bu anlaşma, savaş uçakları, tanklar ve askeri eğitim uçaklarının yanı sıra Pakistan savunma sanayisini kullanan açık deniz petrol sondaj operasyonlarını da içeriyor.

Bu anlaşma, özellikle Ankara'nın Trablus hükümetini resmen desteklemesi nedeniyle, bazı gözlemcilerin Türk-Pakistan ilişkilerinin durumunu sorgulamasına yol açtı. Ancak Erdoğan'a yakın kaynaklar, Ankara'nın Hafter ile artan ilişkileri göz önüne alındığında, anlaşmanın Türkiye'nin önceden onayıyla sonuçlandırıldığını açıkladılar. Pakistan'ın, Hafter'in oğlunun İslamabad'a yaptığı son ziyaretler sırasında kendisi ile Türk yetkililer arasında görüşmeler ayarlamadaki rolüne işaret ettiler.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'daki gayri resmi kaynaklar, Ankara'nın Riyad ve İslamabad arasındaki iş birliğine katılma olasılığından bahsetti

Pakistan, elbette, Azerbaycan'ı Ermenistan'a karşı desteklemede Türkiye'nin en büyük askeri ortağıydı ve Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı programının geliştirilmesinde resmi bir ortak.

Yunanistan ise Pakistan'ın sınırlarındaki tehditlerle mücadelede Ankara'yı desteklemeye istekli olduğunu gösterir şekilde, askeri müdahalelerinden ve uçaklarının Türk hava sahasında ve Ege Denizi sularında uçmasından sürekli olarak şikayet ediyor.

Pakistan, Suudileri ve Türkleri tek bir güç içinde bir araya mı getiriyor?

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'daki gayri resmi kaynaklar, Ankara'nın Riyad ve İslamabad arasındaki iş birliğine katılma olasılığından bahsetti. Bu bilgiye Bloomberg ve hükümete yakın birçok Türk medya kuruluşunda yer verildi. Ancak bu konuda resmi bir açıklama yapılmadı. Bugün Pakistan, Yemen, Sudan ve Libya'da ve belki de Suriye'de Suudi Arabistan ile koordinasyon içinde çalışıyor.

Gazze konusunda Trump, Pakistan ordusunun bir sonraki aşamaya liderlik edebilecek potansiyel bir güç olarak rolüne işaret etmeye devam ediyor. Yakın tarihli bir Financial Times haberinde, Pakistan ordusu, giderek daha çalkantılı bir dünyada Trump'ın yörüngesindeki jeopolitik nüfuzun yeniden şekillenmesinde “en büyük kazanan” olarak tanımlandı.

xcdfrgt
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Genelkurmay Başkanı Mareşal Syed Asım Münir ve ABD Başkanı Donald Trump Beyaz Saray'da, 26 Eylül 2025 (AFP)

Mısır ve Ürdün de Pakistan ile resmi ilişkilerini yoğunlaştırdı; Kral Abdullah ve Cumhurbaşkanı Sisi, bir ay içinde Pakistan liderliğiyle iki kez görüştü. Gazze'nin bu iki komşusu, Gazze planının ikinci aşamasında kilit oyuncular. General Münir ile kamuoyu önündeki yakınlaşmaları, Trump'ın Pakistan ordusuna olan artan güveniyle birleştiğinde, gelecekte şekillenecek barışın beklentisiyle, uluslararası dikkatleri Pakistan'ın en üst düzey askeri liderliğine çevirdi.

2026 yılı başlarken, Ortadoğu'daki iç savaşlardan henüz netleşmeyen Gazze barış planına kadar dünya benzeri görülmemiş bir belirsizlik yaşıyor. Ancak Pakistan ordusu, Beyaz Saray'dan Maşrık’a (Levant) kadar konumunu sağlamlaştırdı.



Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
TT

Venezuela’nın geçici lideri Delcy Rodriguez, Trump’a karşı hangi kozlara sahip?

Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)
Delcy Rodriguez, yemin töreninde "ABD'de rehin tutulan iki kahramanımızın, Devlet Başkanımız Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'in kaçırılmasından duyduğum üzüntüyle burada bulunuyorum" demişti (Reuters)

Venezuela'nın geçici lideri Delcy Rodriguez, bir yandan Chavismo tabanına anti-emperyalist söylemle mesaj verirken, diğer yandan da Donald Trump yönetiminin baskısıyla daha pragmatik bir çizgi izlemeye çalışıyor.

BBC'nin analizinde, Karakas ve Washington arasında tek taraflı bir bağımlılık ilişkisi olmadığı, Rodriguez'in Trump'a karşı belirli kozları elinde tuttuğu yazılıyor.

Analize göre Rodriguez yönetiminin Amerikan petrol şirketlerine kapıyı aralayan düzenlemeleri ve Washington'la vardığı petrol sevkiyatı anlaşmaları, mevcut ABD-Venezuela ilişkilerinin temelini oluşturuyor.

Trump'ın Venezuela petrolünü küresel arz denklemine dahil etme isteği, Karakas'ta istikrarsızlık ihtimalini göze alamayacağı anlamına geliyor.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Christopher Sabatini, Rodriguez'in yönetiminin "ABD askeri ve diplomatik desteğine dayalı bir meşruiyet" diye tanımlıyor. Sabatini'ye göre Trump yönetimi, Venezuela'da geri adım görüntüsü vermemek için mevcut düzenin sürmesini tercih ediyor.

Latin Amerika uzmanına göre bu durum Rodriguez'e sınırlı da olsa hareket alanı sunuyor. Trump'ın, Nicolas Maduro'nun devrilmesini "net bir başarı hikayesi" olarak sunmak istediğini, Karakas yönetiminde ani bir dönüşüm riskini göze almak istemediğini savunuyor.

Dolayısıyla ABD'nin Venezuela'daki enerji çıkarları, bölgesel istikrar ihtiyacı ve Trump'ın iç kamuoyuna sunmak istediği "başarılı dış politika" anlatısı, Rodriguez'in de elini güçlendiriyor.

Sabatini şu yorumları paylaşıyor:  

Trump, Venezuela'nın şu anki durumunun sürmesini, her şeyin yolunda olduğu anlatısına aykırı hiçbir şeyin yaşanmamasını istiyor. Bu yüzden Rodriguez, çoğu kişinin fark etmediği şekilde Trump üzerinde bir miktar etkiye sahip. Bu, Trump'ın istediğinden çok daha eşit bir ortaklık.

Rodriguez, kamuoyuna açıklamalarında ABD'yi emperyalist ve işgalci diye nitelemeyi sürdürse de perde arkasında Washington'la temaslar sürüyor. CIA Başkanı John Ratcliffe, geçen ay Karakas'a giderek Venezuela'nın geçici lideriyle birebir görüşmüştü.

Buna ek olarak Rodriguez, Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello ve ona yakın güvenlik yetkilileriyle de arasını iyi tutmaya çalışıyor. ABD yönetimi, Venezuela siyasetinde ağırlığa sahip Cabello'nun başına 2020'de koyduğu 10 milyon dolarlık ödülü bu yıl 10 Ocak'ta 25 milyon dolara çıkarmıştı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

Rodriguez ise 5 Ocak'taki yemin töreniyle ülkenin başına geçmişti. Diğer yandan Guardian'ın analizinde, Delcy Rodriguez ve abisi Venezuela Ulusal Meclisi Başkanı Jorge Rodriguez'in, Karakas baskınından önce Beyaz Saray'la anlaştığı öne sürülmüştü.

Independent Türkçe, BBC, Guardian


Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
TT

Trump’ın Gazze polis gücü planı: “Hamas karşıtı çetelerden savaşçı devşirilecek”

Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)
Yeni polis gücünün başına geçebileceği iddia edilen Hüsam Astal, İsrail'le koordineli çalıştıklarını söylemişti (Telegraph/Facebook)

Donald Trump yönetimi, Gazze'de kurulması planlanan yeni güvenlik gücüne Hamas karşıtı aşiretlerden eleman devşirmeyi planlıyor.

Telegraph'ın aktardığına göre Trump yönetiminin planına İsrail de destek veriyor. Tel Aviv yönetimi, Gazze Şeridi'ndeki Hamas karşıtı çeteleri savaşın başından beri silahlandırıyor.

Planın, Trump'ın Gazze savaşını sonlandırma girişimi kapsamında İsrail'de kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi'nde (CMCC) aralıkta değerlendirmeye alındığı belirtiliyor.

Diğer yandan organize suç ve uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı bu aşiretleri polis gücüne katma teklifinin, Batılı müttefiklerde endişe yarattığı belirtiliyor. Özellikle Birleşik Krallık ve Fransa böyle bir hamleye karşı çıkıyor.

Adının paylaşılmaması şartıyla konuşan bir Batılı yetkili şunları söylüyor:

Bazı yetkililer, ‘Bu saçmalık, aşiretler hem suç örgütü hem de İsrail tarafından destekleniyor' diyerek ciddi tepki gösterdi.

Haberde, aşiret üyelerinin Gazze'de cinayet, adam kaçırma ve yardım kamyonlarını yağmalama gibi suçlara karıştığı ifade ediliyor. Ayrıca büyük aşiretlerden en az ikisinin üyeleri arasında DEAŞ saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık yemini etmiş kişilerin olduğu savunuluyor.

Trump'ın damadı Jared Kushner, Beyaz Saray'ın 10 Ekim'de devreye giren ateşkes ve Gazze'nin yeniden inşası planını ilerletme çabalarında kilit rol oynuyor.

Kushner'ın, Hamas'ın silah bırakmaması ihtimaline karşı Filistinlileri Hamas kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmak amacıyla bir planı devreye soktuğu aktarılıyor. Buna göre Filistinliler, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde kurulacak geçici "güvenli" yerleşim bölgelerine gönderilecek.

İlk yerleşimin Refah kentinde, Hamas karşıtı aşiretlerden Halk Güçleri'nin etkili olduğu bölgede inşa edildiği belirtiliyor. Çetenin eski lideri Yasir Ebu Şebab'ın öldürüldüğü aralıkta açıklanmıştı. İsrail'in silahlandırdığı örgütün başına Gassan Dahini geçmişti.

Haberde, Gazze'de kurulacak yeni polis gücünün başına, Hamas karşıtı çete liderlerinden Hüsam Astal'ın getirilebileceği de iddia ediliyor. Astal, kasımdaki açıklamasında "Hamas'tan arındırılmış yeni Gazze'yi" kurmak istediklerini söylemişti.

İsrail Başbakanlık Ofisi'nden iddialarla ilgili açıklama yapılmadı. Trump yönetiminden bir yetkiliyse, ABD öncülüğünde kurulacak Uluslararası İstikrar Gücü'ne (ISF) bağlı polis kuvvetiyle ilgili şunları söyledi:

Polis teşkilatı için güvenlik soruşturması sürecine yönelik planlamalar devam ediyor. Başkan'ın da belirttiği gibi, Hamas tam silahsızlanma taahhüdünü derhal yerine getirmelidir.

Independent Türkçe, Telegraph, BBC


Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
TT

Papa Leo, Donald Trump'ın davetini neden reddetti?

Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)
Papa XIV. Leo, 15 Şubat 2026'da Vatikan'da Angelus duası sırasında Aziz Petrus Meydanı'na bakan Apolistik Sarayı'nın penceresinden kalabalığa hitap ediyor (AFP)

Vatikan'dan üst düzey bir yetkili, Papa XIV. Leo'nun Donald Trump’ın sözde “Barış Kurulu” girişimine katılma davetini reddettiğini söyledi.

Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, salı günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Papa'nın bu girişimle ilgili bir dizi endişesi olduğunu ve dolayısıyla "katılmayacağını" belirtti.

Parolin, "Bizim için çözülmesi gereken bazı kritik meseleler var" dedi.

Endişelerimizden biri, uluslararası düzeyde bu kriz durumlarını her şeyden önce BM'nin yönetmesi gerektiği. Bu, ısrar ettiğimiz noktalardan biri.

scvdf
Roma'daki pastoral ziyaretinden ayrılırken görülen Papa Leo XIV, "kritik meseleler" gerekçesiyle Donald Trump'ın Barış Kurulu'na katılmayacağını açıkladı (AFP)

Trump, başlangıçta Gazze'deki ateşkesi denetlemek ve Hamas'la İsrail arasındaki çatışmanın ardından Gazze'nin yeniden inşasını koordine etmek için tasarlanan kurula bir dizi dünya liderini davet etti.

Kapsamı o zamandan beri genişletildi ve Trump, bunun bir dizi küresel anlaşmazlığı ele almak için uygun bir yer olacağını söyledi. Bazıları bunu, ABD Başkanı'nın, defalarca amacına uygun olmamakla eleştirdiği Birleşmiş Milletler'e alternatif çok taraflı bir forum kurma çabası olarak görüyor.

Papa'nın Trump tarafından kurula katılmaya davet edildiğini daha önce Kardinal Parolin doğrulamıştı. Ocak ayında "Papa daveti aldı ve ne yapacağımızı değerlendiriyoruz; konuyu inceliyoruz" demişti.

O dönemde yönetim kuruluna katılma davetinin "cevap vermek için biraz zaman gerektirdiğini" ve "mali katılma talebinin gelmediğini" çünkü "bunu yapacak durumda olmadıklarını" söylemişti.

Trump, Barış Kurulu'nun Gazze'nin yeniden inşasına yardımcı olmak için şimdiden 5 milyar dolardan fazla kaynak taahhüt ettiğini iddia ediyor.

dfsvfd
Papa'nın sözcüsü, Vatikan'ın Trump'ın yönetim kurulunun Birleşmiş Milletler'in yerini alma ihtimaline dair bazı endişeleri olduğunu söyledi (AFP)

Ancak kurulun kadrosuyla ilgili endişeler var. Avrupa hükümetleri, Trump'ın Şubat 2022'den beri Ukrayna'yla savaşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'i davet etmesine şaşırdıklarını belirtti.

Arap devletleri de 72 bin Filistinlinin ölümüne yol açan Gazze Savaşı'nı gerekçe göstererek Binyamin Netanyahu'nun dahil edilmesine öfke duydu.

Ve eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair'ın önemli rolüyle ilgili endişeler var; Blair, Trump'ın girişimle bağlantılı olarak açıkladığı ilk isimlerden biriydi. Blair'ın, Britanya'nın Irak savaşına katılımıyla ilgili uzun süredir devam eden eleştirilere rağmen, kurucu yürütme kurulunda yer alması bekleniyor.

Tartışmalara rağmen Ermenistan, Azerbaycan, Mısır, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil onlarca ülke kurula katılma sözü verdi.

Papa Leo, ilk Amerikalı papa seçildiğinden beri Trump'ın politikalarını tekrar tekrar eleştiriyor. Geçen yıl ekimde, başkanın sert göçmenlik politikalarının Katolik Kilisesi'nin "yaşam yanlısı" değerleriyle uyumlu olup olmadığını sorgulamıştı.

Roma'da medyaya yaptığı açıklamada, "Kürtaj karşıtı olduğunu söyleyen ama Birleşik Devletler'deki göçmenlere yapılan insanlık dışı muameleyi onaylayan biri, bunun yaşam yanlısı olup olmadığını bilmiyorum" demişti.

O dönemde Beyaz Saray bu yorumlara karşı çıkmıştı. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, "Bu yönetim altında Birleşik Devletler'de yasadışı göçmenlere insanlık dışı muamele yapıldığı iddialarını reddediyorum" demişti.

Bu yönetim, ulusumuzun yasalarını mümkün olan en insancıl şekilde uygulamaya çalışıyor ve biz kanunları uyguluyoruz. Bunu, burada yaşayan halkımız adına yapıyoruz.

csdvfgthy
Papa, ilk Amerikalı papa seçilmesinden bu yana, özellikle Trump'ın göçmenlik karşıtı sert yöntemleri konusunda ABD'yi eleştiriyor (AFP)

Kasımda Papa, kitlesel sınır dışı etmeleri ve göçmenlere yönelik muamele dahil Trump yönetiminin göçmenlik politikalarını eleştiren ABD piskoposlarının mesajını desteklemişti. "Bence insanlara insanca davranmanın, sahip oldukları onura saygı göstermenin yollarını aramalıyız. Eğer insanlar Birleşik Devletler'de yasadışı olarak bulunuyorsa, bunun için yollar var. Mahkemeler var, bir adalet sistemi var" demişti.

Ancak insanlar iyi bir yaşam sürüyorsa ve birçoğu 10, 15, 20 yıldır bu şekilde yaşıyorsa, onlara en hafif tabirle son derece saygısız bir şekilde davranmak, ne yazık ki bazı şiddet olayları da oldu, bence piskoposlar kendilerini çok açık bir şekilde ifade etti. Birleşik Devletler'deki herkesi onları dinlemeye çağırıyorum.

Bu yıl ocak ayında Papa Leo, küresel çapta giderek artan "savaş hevesini" kınadığı güçlü bir konuşma yapmıştı. Trump'ı doğrudan adıyla anmasa da konuşması ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu zorla görevden alıp Amerikan topraklarına getirme operasyonundan sonra gerçekleşmişti.

Leo, 184 ülkenin diplomatlarına hitaben yaptığı konuşmada, "Diyaloğu teşvik eden ve tüm taraflar arasında uzlaşma arayan bir diplomasi, yerini kuvvete dayalı bir diplomasiye bırakıyor" demişti.

Savaş yeniden moda oldu ve savaş hevesi yayılıyor.

Independent Türkçe